Yazılar

Bacak ağrısı deyip geçmeyin!

Bacak ağrısı deyip geçmeyin!

Bacak ağrısı, ödem, mide bulantısı… Günlük yaşamın koşuşturmacasında bazı sağlık sorunlarımız için doktora gitmeyi ihmal edebiliyor, dahası zararsız olduklarını düşünerek farklı gerekçelerle masum bir kılıf bile bulabiliyoruz. Ancak yanlış yapıyoruz! Çünkü; bu şikayetler aslında, dünyada ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer alan kalp hastalıklarının habercisi olabiliyor! Acıbadem International Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Aslıhan Eran Ergöknil, “Genellikle nefes darlığı ya da göğüste ağrı gibi şikayetlerin kalpten kaynaklandığı biliniyor. Oysa kalple alakasız görünüp farklı nedenlere bağlanabilen bazı sorunlar kalp hastalığının sinyali olabiliyor. Sağlığımızla ilgili her zamankinden farklı olumsuz bir durum hissettiğimizde, zararsız diye düşünmeyip, bunun mutlaka bir nedeninin olduğunu bilmeli, vücudun verdiği bu tepkinin tehlikeli hastalıkların göstergesi olabileceğini göz ardı etmemeli, hekime başvurmaktan kaçınmamalıyız” diyor. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Aslıhan Eran Ergöknil, kalp hastalığının bilinmeyen 5 sinyalini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Dr. Aslıhan Eran Ergöknil

Bacak ağrısı

Özellikle bacağınızın alt-arka kısmında yürürken ortaya çıkan ve otururken ağrısa da ayağa kalktığınızda hızla azalan ağrı konusunda dikkatli olunmalıdır. Ayak parmağı bölgesinde uzanırken ağrı oluşursa ve ayağa kalktığınızda ağrı azalırsa da dikkatli olunması önerilir. Çünkü; bu iki tür ağrı genellikle bacaklardaki damar kireçlenmesinden kaynaklanır ve bu durum periferik arter hastalığı olarak tanımlanır. Periferik arter hastalığının yol açtığı dolaşım bozuklukları sadece bacaklarda sorunlara neden olmaz, aynı zamanda koroner arterlerdeki hastalıkların da habercisi olabilir.

Ödem

Vücudumuzda oluşan ödemi genellikle yediğimiz tuzlu besinlere veya hareketsiz kalmaya bağlayarak üzerinde durmayabiliyoruz. Ancak ödem çok ciddi nedenlerden kaynaklanabiliyor. Örneğin; kalp yetmezliği olarak da bilinen kronik kalp yetmezliği, ödemle sonuçlanan en yaygın kalp hastalıklarından biridir. Kalp hastalığı durumunda bacak ve ayak bölgesinde de ödem oluşabilir. Ödem genellikle ağrılı şişlikler ile fark edilir. Bunun nedeni; kalbin artık yeterince kan pompalamaya devam edemez durumda olması, yetersizlik oluşması demektir. Bunlar dokudaki anormal sıvı birikintileridir ve mutlaka hekime başvurmak gerekir.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Öksürük

Kardiyoloji Uzmanı Dr. Aslıhan Eran Ergöknil “Öksürük sadece soğuk algınlığı ile gelmez. Her öksürük zararsız değildir. Öksürük maalesef  bazen hasta bir kalbe işaret edebilir. Kalp öksürüğü veya kardiyak astım diye tanımladığımız öksürük vardır. Bu öksürük özellikle efor sırasında, örneğin merdiven çıkarken ve geceleri de ortaya çıkar. Kalbi zayıf olan, yetersizlik olan birçok hasta özellikle kuru olan öksürük ataklarına aşinadır. Tetikleyici etken pulmoner dolaşımdaki bir tıkanıklık da olabilmektedir. Kardiyak nedenlere bağlı olan öksürükte buna ek olarak, nefes almada genellikle gece duraklamaları vardır, bu duraklamalar birkaç saniye bile sürebilir” diyor.

Geceleri idrara çıkma

Geceleri sık idrara çıkma şikayetleriniz oluyorsa, kalbinizi de düşünmelisiniz. Bunun nedeni de zayıf bir kalp olabilir. Çünkü kalp yeterli kan dolaşımını sağlayamayacak kadar zayıf olduğu zaman,  toplar damarlardan dokuya sıvı geçişi olur. Uyku sırasında biriken bu sıvı diğer başka organlarda da olabileceği gibi mesanede de toplanır ve geceleri sık idrara çıkma sebebi olabilir.

Bulantı ve karın ağrısı

Kalp krizi belirtileri, özellikle kadınlarda genellikle spesifik değildir. Göğüste klasik basınç ve/ veya sıkışma semptomlarına ek olarak, genellikle mide bulantısı, üst karın bölgesinde basınç ağrısı, ayrıca kusma ve nefes darlığı çekerler. Özellikle bu tür belirtiler eşi benzeri görülmemiş şiddette ortaya çıktığında kalp krizi hakkında düşünmek önemlidir, hayatınızı kurtarabilir.

Başınız ağrıyor ve dönüyorsa dikkat!

Başınız ağrıyor ve dönüyorsa dikkat!

Kalp krizini tetikliyor, beyin damarlarında anevrizmaya (baloncuk) yol açtığı için inmeye neden oluyor, böbrek fonksiyonlarını ve görmeyi bozuyor… Hayati risk taşıyan bu sağlık sorunlarına yol açan bu faktör, yüksek tansiyon! Ülkemizde her üç kişiden biri yüksek tansiyon hastası. Üstelik sağlıksız beslenme ve hareketsiz yaşam tarzı giderek daha fazla kişinin tansiyon sorunu yaşaması anlamına geliyor. Acıbadem International Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Aslıhan Eran Ergöknil, hiçbir belirti olmasa bile tedavi edilmeyen yüksek tansiyonun vücuda hasar verdiğine dikkat çekerek “Yüksek tansiyon özellikle kalp, damar sistemi, göz, beyin ve böbrekler üzerinde olumsuz etkilere sahip. Beyin damarlarında anevrizmaya, kalp yetersizliği ve kalp krizi riskinde artışa yol açabiliyor. Bu nedenle yüksek tansiyon yaşayan herkesi, yaşam tarzını mümkün olan en kısa sürede değiştirmek zorundadır. Doğru beslenme ve egzersiz ile stresten uzak kalmak her şeyden önce gelir.” diye konuşuyor.

Her kalp atışında vücuda pompalanan kanın damar duvarlarına uyguladığı baskı, tansiyon olarak tanımlanıyor. Halk arasında “büyük tansiyon” olarak bilinen sistolik basınç, kalp attığında kalp kasının kasılmasıyla oksijenden zengin kanın damarlara pompalandığında ortaya çıkıyor. Diastolik kan basıncı ise kalp kası gevşediğinde kan damarlarında oluşan basınç olarak tanımlanıyor ve “küçük tansiyon” olarak biliniyor. Sistolik basıncın 120 mmHg ve diastolik basıncın 80 mmHg düzeyinde olmasının “normal tansiyon” olarak tanımlanabileceğini anlatan Dr. Aslıhan Eran Ergöknil, “Hipertansiyon nedenlerine göre esansiyel yani primer ve sekonder  olarak iki gruba ayrılır.” diyor.

Acıbadem International Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Aslıhan Eran Ergöknil

Yaş ve kalıtsal yatkınlık, en önemli etken

Primer gruptaki hipertansiyon faktörlerinde yaş ve kalıtsal yatkınlık öne çıktığını belirten Dr. Aslıhan Eran Ergöknil, şöyle devam ediyor: “Yaşam tarzı, obezite, aşırı tuzlu besinler, yüksek alkol tüketimi, egzersiz eksikliği, sigara, stres veya doğum kontrol hapları gibi bazı ilaçlar da bu esansiyel hipertansiyonun nedenidir. Sekonder hipertansiyona yol açan etmenler olarak da böbrek dolaşım sorunlarını ve hormonal bozuklukları sayabiliriz. Bu  nedenlerin tedavileri sonrasında hipertansiyon da gerilemektedir.”

Baş ve ense ağrısı ilk belirtiler

Yüksek tansiyonun en önemli belirtisi ise baş ve ense ağrısı ile baş dönmesi. Ayrıca nefes darlığı, çarpıntı, göğüs ağrısı, görmede bozukluk da oluşabileceğini belirten Dr. Aslıhan Eran Ergöknil, seyrek olarak da halsizlik, yorgunluk, kulaklarda çınlama, ciddi yüksek seviyelerde de burun kanaması, gece uykudan uyanıp idrara çıkma ve bacaklarda şişlik gibi belirtilere de rastlandığını kaydediyor.

Kadınlarda menopozla birlikte artış görülüyor

Ülkemizde hipertansiyonun görülme sıklığı son derece yüksek. Ülkemiz nüfusunun yüzde 31.2’sinin tansiyonunun 140-90 mmHg düzeyinin üstünde olduğunu belirten Dr. Aslıhan Eran Ergöknil, “Kadınlarda bu oran yüzde 36, erkeklerde ise yüzde 30 civarındadır. Yüksek tansiyon 50 yaş altı erkeklerde, kadınlara göre daha sıktır. 50 yaş üstünde ise kadınlarda  daha sık görülmekte ve toplamda kadınlardaki oran daha fazla izlenmektedir. Bunun da en belirgin nedeni kadınlardaki menopoz dönemindeki hormonal değişimlerin etkisidir.” diye bilgi veriyor.

Tanı için en az bir haftalık takip şart

Kan basıncının 140/90 mm Hg üzerinde olması kişinin hipertansiyon hastası olabileceğini gösteriyor. Ancak tanının fizik muayene, elektrokardiyogram, ekokardiyografi, 24 saatlik kan basıncı takibi (tansiyon holter) ve laboratuvar testleri ile konulduğunu anlatan Dr. Aslıhan Eran Ergöknil, “Hekim kontrolünde yapılan bu testler, hastalığın derecesini ve tedavi süreçlerini de belirler. Tanı için tansiyon en az 1 haftalık tansiyon takibi gerekir. Böylece hastanın ortalama tansiyon değerlerini görmek ve hipertansiyonun evresini tespit etmek mümkün olabilir. Yüksek tansiyon hafif, orta ve ağır olmak üzere üç evrede ele alınıyor.” diyor.

Tedavi süreci hastaya göre şekillenmeli

Günümüzde yüksek tansiyon tedavisinde etkili ilaçlar bulunuyor. Farklı aktif bileşenlerin kombinasyonu ile birçok hastaya en iyi şekilde yardımcı olunduğunu kaydeden Dr. Aslıhan Eran Ergöknil “Doktorun sanatı, her birey için en etkili kombinasyonu belirlemede yatmaktadır. Bu hastadan hastaya değişir, yani hastanın genel risk profili, kardiyovasküler hastalıklar için bireysel risk faktörlerinin toplamı, obezite, sigara, alkol tüketimi, diyabet, yüksek kolesterol seviyeleri gibi faktörler ile tıp geçmişinde kalp krizi, felç gibi öykülerin olması hastaya göre tedaviyi şekillendirmektedir.” diye bilgi veriyor.

Limon ve sarımsak tansiyon düşürüyor

Bazı sebze ve meyveler, yüksek tansiyonun düşürülmesinde etkin rol oynuyor.

Limonun kan damarlarının esnekliğini sağladığını ve kan basıncını düşürdüğünü ifade eden Dr. Aslıhan Eran Ergöknil, diğer besinler hakkında da şu bilgileri veriyor: “Sarımsak da halk arasında tansiyon düşürücü etkisi en çok bilinen besindir. İçeriğindeki nitrik asit ile hidrojen sülfür, kan basıncını düşürür. Ayrıca havuç, domates, kereviz, muz ve kayısının da tansiyon değerlerinin artışına engel olduğu biliniyor.”   Pause sağlık

Yüksek tansiyona karşı en iyi önlem:

Sağlıklı beslenme ve spor

Hipertansiyondan korunmak için yapılması gerekenlerin başında beslenmeye dikkat etmek geliyor. Beden kitle BMI 25’ten az olması gerektiğini vurgulayan Acıbadem International Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Aslıhan Eran Ergöknil, diğer önerilerini şöyle sıralıyor:

  • Az yağlı beslenmeye dikkat edilmeli, hayvansal yağlar yerine kaliteli bitkisel yağ tüketimine özen gösterilmeli.
  • Beyaz un, makarna ve tatlı yiyecekler gibi basit karbonhidratlardan uzak durulmalı.
  • Kan şekeri seviyesini çok fazla etkilemeyen ve böylelikle vücut ağırlığını düşürmeye yardımcı olan tam tahıllı ürünler tüketilmeli.
  • Çok fazla tuz da kan basıncını artırdığından, tuz bakımından zengin gıdalardan kaçınılmalı, tuz tüketimi azaltılmalı.
  • Jambon, füme et veya kurutulmuş balık gibi işlenmiş veya tuzlanmış et ve balık ürünleri, sosis ve sosis ürünleri ile sodyum içeriği yüksek peynirler, poşetlerde hazır yemekler, konserve yiyecekler ve çorbalar, tuzlu atıştırmalıklar ve cipslerin yanı sıra tuzlu fındık ve patates kızartması gibi yiyeceklerden de uzak uzak durulmalı.
  • Haftada yaklaşık üç kez 30 ila 45 dakikalık egzersiz, yürüyüş yapılmalı.
  • Sigaradan uzak durulmalı, alkol tüketimi azaltılmalı, stres seviyesi düşürülmeli.

Kadının kalbi erkeklerden daha mı hızlı çarpıyor?

Kadının kalbi erkeklerden daha mı hızlı çarpıyor?

Kadınlar ve erkekler arasındaki farklar sıralanmaya başlayınca konu dönüp dolaşın kadının duygusallığına, hassasiyetine geliyor. Öyle ki kadın kalbinin hassaslığından bahsediliyor. Peki, ya söylenenlerin tıbbi olarak bir doğruluğu var mı? Kadın ve erkek kalbi farklı mı çarpıyor? Daha hassas olmak kadınları kalp hastalıklarına karşı daha korunaksız mı yapıyor? Acıbadem International Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Aslıhan Eran Ergöknil, kadın ve erkek kalbi arasındaki farklılıkları sıralarken “Erkekler ve kadınlar arasında pek çok fark var. Erkeklerin ve kadınların kalbinin farklı ‘çarptığını’ söyleyebiliriz. Kalp ve dolaşım sisteminde hem hastalık riski ve semptomları hem ilaca verilen yanıt açısından önemli ayrımlar bulunuyor. Ancak kadınlar, kalp ve damar sağlığı açısından biraz şanssız görünse de sağlıklı bir yaşam tarzı ile risklerin önüne geçebilir. Örneğin, sadece egzersiz ve sigaradan uzak durmak bile kadınları bu hastalıklardan koruyabilir” diye konuşuyor.

Kalbin yapısı ve etki şekli temelde hem kadınlarda hem de erkeklerde aynı ancak boyut, işlev ve risk faktörlerine verilen tepki açısından çeşitli farklıklar görülüyor. Dr. Aslıhan Eran Ergöknil, bu farklılıkları şöyle sıralıyor:

 

  1. Erkeklerin kalbi kadınlara göre daha büyük. Kalp ağırlı, kiloya göre hesaplanıyor. Erkeklerde kalp, vücut ağırlığına göre yaklaşık 5,7 gr/kg olurken kadınlarda sadece 4,8 gr/kg. Buna göre kadınların kalp ağırlığı ortalaması 200-280 gram iken, erkeklerde 250-390 gram arasında değişiyor.
  2. Bir kadının kalbi, oksijen ihtiyacını karşılayabilmek için erkek kalbinden daha hızlı çarpıyor. Kadın kalbi dakikada ortalama yaklaşık 70 kez atarken erkeklerde bu sayı 60’a düşer.
  3. Kalp hastalığı tanısı alanların yüzde 57,8’i erkek ve yüzde 42,2’si kadın. Ancak kalp hastalıkları kadınlarda daha şiddetli ilerliyor.
  4. Kadınların kalp hastalığından hayatını kaybetme oranı erkeklere göre yüzde 8 daha fazla. Bunun en önemli nedeni ise birçok kadının riskin farkında olmaması ve kalp krizi belirtilerini doğru yorumlayamaması.
  5. Kalp krizi kadınlarda farklı belirti gösteriyor. Sol göğüs boşluğunda keskin ağrı ve şiddetli gerginlik gibi klasik belirtiler onlarda daha az görülüyor. Ancak nefes darlığı, kürek kemikleri arasında ve üst karın bölgesinde ağrı, bulantı ve kusma olasılığı daha yüksek. Bu nedenle kadınlar kalp krizi işaretlerini tam olarak tespit edemediğinde geç kalabiliyor.
  6. Diyabeti olan kadınların kalp hastalığından hayatını kaybetme riski, erkeklere oranla yüzde 50 daha fazla. Araştırmalar; diyabet, sigara ve obezite ile psikolojik ve sosyal stres faktörlerinin kadınları daha olumsuz etkilediğini gösteriyor.
  7. Damar hastalıklarına kadınlar daha geç yakalanıyor. Tanı alan hastalar arasında kadınlar, erkeklerden ortalama 10 yaş daha büyük oluyor.

Kan yapısı da farklı

Kadın ve erkek kalbindeki farklılıkların yanı sıra kan ve damar yapısının da cinsiyete has özellikleri olduğunu vurgulayan Dr. Aslıhan Eran Ergöknil, şunları söylüyor:

“Kadınların kanlarında neredeyse dörtte bir daha az hemoglobin (kırmızı kan hücrelerinde depo edilen, demir açısından zengin protein) bulunur. Hemoglobin kandaki oksijeni taşıdığından, organlara oksijen taşınması erkeklere oranla daha düşük olur. Oksijen kaynağı yaşla birlikte azalıyor. Erkekler için bu oran yılda yüzde 1 oranında gerçekleşirken kadınlarda yüzde 0.8 düzeyinde azalma oluyor.”

Damarları daha ince

Kadınların damar yapısı erkeklere oranla daha ince ve hassas olduğu için küçük plak (damarda biriken yağ) parçaları bile büzüşmeye neden oluyor. Küçük trombüsler (kalp ve damar iç yüzüne yapışan kitle) damarları tamamen kapatabiliyor. Kadınlık hormonlarının hastalıklar üzerine etkileri hakkında bilgi veren Kardiyoloji Uzmanı Dr. Aslıhan Eran Ergöknil, şu noktalara dikkat çekiyor:

“Doğal östrojenin yağ metabolizması ve dolayısıyla kolesterol seviyesi üzerinde olumlu bir etkisi bulunuyor. Bu, genç kadınların vazokonstriksiyona (damar daralmasına) daha az yatkın olmasının nedenlerinden biri. Ayrıca kadınlık hormonları damar genişletici etkiye sahip. Bu etki kadınları en azından menopoza kadar koroner kalp hastalıklarından korumaya da yardımcı oluyor. Ancak menopoza giren kadınlar verilen hormon replasman tedavisinde dikkatli olunmalı. Çünkü bu hormonların kan pıhtılaşması üzerinde etkileri var. Özellikle sigara, yüksek kolesterol veya tansiyon gibi diğer risk faktörleri varsa, tromboz riski artar. Doza bağlı olarak, doğum kontrol hapları yoluyla verilen hormonların da tromboz, kalp krizi ve felç riskini artırabileceği unutulmamalı.”

Risk faktörlerinin etki düzeyi değişiyor

Sağlıksız bir yaşam tarzı kadınları daha çok vuruyor. Sigara içen kadınlarda kalp hastalıkları riskinin erkeklere göre daha yüksek olduğunu kaydeden Dr. Aslıhan Eran Ergöknil, “Ayrıca diyabet, erkeklere kıyasla kadınlarda kalp krizi riskini iki kattan fazla artırıyor. Günlük stres ve depresyonun da kadınlar üzerindeki etkisi büyük” diyor.

Kadınlar hastalığı hafife alıyor

Hastalığa yaklaşım da kadın-erkek arasındaki farklardan biri. Genelde kadınların kalp sorunlarını hafife alma eğiliminde olduğunu söyleyen Dr. Aslıhan Eran Ergöknil, “Göğüs ağrısı ve çarpıntıyı, olağanüstü duygusal durumlara yoruluyor. Geçici ve önemsiz bir rahatsızlık olarak düşünülüyor. Oysa erkekler kadınlara oranla şikayetlerini daha dikkate alıyor ve doktor önerilerine daha iyi uyuyor” diye konuşuyor.