Yazılar

Sağlığımızı tehdit eden bu alışkanlıklar çok yaygın!

Sağlığımızı tehdit eden bu alışkanlıklar çok yaygın!

Günlük işlerimizin telaşında, bir yandan teknolojideki baş döndürücü gelişmelerin nimetlerinden faydalanırken, diğer yandan modern yaşamın olumsuzluklarına maruz kalabiliyoruz. Çoğumuz hasta olmadan doktora gitmiyor, düzenli sağlık kontrollerini de yaptırmıyoruz! Fonksiyonel Tıp çalışmaları yürüten Acıbadem Fulya Hastanesi Uzmanı Dr. Aynur Ketene, hastalıklara yol açan temel nedenlerin arasında; yaşam tarzı, beslenme, egzersiz, uyku ve toksin maruziyetlerinin önemli bir yer tuttuğunu vurgulayarak “Son yüzyılda beslenmenin değişmesi, hareketsizlik, toksin maruziyetlerinin artması kronik enflamatuar hastalıkların artmasına neden olmuştur” diyor. Dr. Aynur Ketene modern çağda sağlığı etkileyen 13 hatayı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Dr. Aynur Ketene

Dr. Aynur Ketene

Sağlıksız beslenme

Hazır, katkı maddeli, paketli, sağlıklı liflerden ve yağlardan fakir beslenme vücudun işleyişi için gerekli besin öğelerinin vücuda alınmasını engelleyerek vücudun işleyişini bozuyor. Yapılan bilimsel araştırmalar; uzun süren vitamin- mineral gibi mikrobesinler eksikliğinin ruh-zihin-beden ilişkisini bozarak hastalıkları davet ettiğini gösteriyor. Dr. Aynur Ketene; liften zengin mevsim sebze ve meyvelerin, Omega 3, zeytinyağı gibi sağlıklı yağların, yoğurt, turşu ve sirke gibi fermente gıdaların beslenmeye dahil edilmesinin önemini vurguluyor

Yetersiz su tüketimi

Vücut sağlığı için gerekli günlük sıvı tüketimi herkes için aynı değil. Kişi kilosunu 30-40 ml ile çarparak günde alması gereken sıvı miktarını hesaplayabilir. Her gün yeterli sıvı alımının sağlanmasına ve bunun çoğunun su ile karşılanmasına özen göstermek çok önemli. Zira yeterli su tüketimi hücrelerin işleyişi ve toksinlerin atılabilmesi için de şart. Şekerli içecekler su yerine geçmeyip aksine vücuda zarar veriyor.

Pet şişeden su içmeyin

Fonksiyonel Tıp çalışmaları yürüten Dr. Aynur Ketene “Hormon bozucu içeren plastik şişelerden su içilmesi uzun vadede adet düzensizliklerine, erken ergenliğe, erkeklerde jinekomastiye (meme büyümesi) sebep olabileceğinden cam şişeden su içilmeli, plastikten kaçınılmalıdır. Özellikle yaz aylarında sıcak ortamda plastiklerden daha çok xenestrogen salınımı artar. Strech filmlerin sıcak yemeklerin üstüne kapatılmamasına dikkat edilmelidir” diyor.

Hareketsiz yaşam

Yapılan araştırmalar egzersizin; doku oksijenizasyonunu sağlayarak, sinir sistemini desteklediğini, endojen ve endorfin seviyesini olumlu etkileyerek strese ve depresyona karşı koruduğunu, kaslarda enerji üretiminden sorumlu mitokondri sayısını artırdığını gösteriyor. Bu nedenle günlük en az 30-60 dakika tempolu yürümek, haftada 2-3 gün kas çalıştıracak şekilde fitness yapmak ve kas esnekliği için yoga- platesten faydanlanmak önemli.

Aşırı çay-kahve içilmesi

Çay ve kahveyi günlük bir-iki fincandan fazla tüketmemeye özen gösterin. Aşırı tüketim, kafeinin uyarıcı etkisi nedeniyle stresin artmasına neden olurken, diüretik etki nedeniyle idrara sık çıkılmasına, bu sırada da fazlaca magnezyum atılımına neden oluyor. Bu da bedenin işleyişini olumsuz etkiliyor.

Gün ışığından faydalanmamak

Gün ışığı vücudumuzda mutluluk ve uykuyu düzenleyen serotonin ve melatonin hormonunun salınımını destekliyor. Öğlen dik ışıkta UVB ışınlarının hakim olduğu saatlerde kısa süreli güneşlenmek D vitamini yapımına katkı sağlıyor.

Stresi yönetememek

Yapılan bilimsel çalışmalar; aşırı stresin vücudun biyokimyasal ve hormonal işleyişini bozarak kronik hastalık gelişmesine neden olduğunu ortaya koyuyor. Fonksiyonel Tıp çalışmaları yürüten Dr. Aynur Ketene “Stresi yok edemeyiz, üstelik az miktarda ve yönetilebilen stresin faydaları da vardır. Ancak aşırısından kaçınmak, gerekirse stresi yönetmek için uzman desteği almak gereklidir. Stresi yönetmede nefes egzersizleri, doğada yürüyüş, yoga, meditasyon gibi parasempatik sinir sistemini destekleyecek uygulamalar önemli rol oynamaktadır” diyor.  Yetersiz ve kalitesiz uyku

Geç saatlere kadar televizyon karşısında uyanık kalmak, gürültülü ve sesli ortamda uyumak melatonin ve büyüme hormonu salınımını olumsuz etkiliyor. Melatonin en güçlü antioksidan hormonu olduğundan kaliteli ve yeterli uykuya çok önem vermek, mutlaka en geç 23.00’da yatakta olmak ve en az 8 saat deliksiz uyumak büyük fayda sağlıyor.

pausejournal

Toksin maruziyetleri

Dr. Ketene “Pestisidler, xenoöstrojen denilen hormon bozucular (plastik şişeler, kozmetik ürünler) radyasyon, egzos, hava kirliliği, sigara, alkol, içme sularındaki klor ve ağır metaller, yüzme havuzları toksin kaynakları arasında sayılabilir. Toksinlerden uzaklaşmak için gerekli önlemler alınmalıdır. Detoksifikasyondan sorumlu karaciğer fonksiyonları desteklenmeli, kabızlık önlenmeli, yeterli su tüketimine dikkat edilmeli, temiz havada yürüyüş yapılmalıdır” diyor.

Bağırsak flora sağlığının desteklenmemesi

Bağırsak flora sağlığı bozuk olduğunda gıdaların sindirim ve emiliminde sorunlar yaşandığını vurgulayan Dr. Ketene sözlerine şöyle devam ediyor: “Hücrelere düzgün çalışabilmesi için yeterli besin ulaştırılamaz. Uzun süreli besin eksiklikleri psikolojik ve fizyolojik sağlık problemlerine yol açar. Bağırsaklar ve beyin enterik sinir sistemi yoluyla sürekli iletişim halindedir. Mutluluk hormonu serotonin de büyük kısmı bağırsaklarda üretilir. Bu nedenle yararlı bağırsak bakterilerimizi desteklemek için lif oranı zengin bol sebze tüketmek, turşu, yoğurt, sirke gibi fermente gıdaları sofralarımızdan eksik etmemek gerekiyor.”

Uzun süreli mide koruyucu ilaç kullanmak

Sık kullanılan ve mide koruyucu olarak adlandırılan ilaçların uzun süreli kullanımı; mide asit düzeyini azaltıp gıdaların sindirim ve emilimini bozarak vücutta mikro ve makrobesin eksikliklerine yol açıyor. Beslenme tarzı düzeltildiğinde ise bu ilaçlara ihtiyaç azalıyor.

Sağlık kontrollerini ihmal etmek

“Hastalıklar ortaya çıkmadan gerekli önlemleri almak, hastalıkları tedavi etmekten daha kolaydır” diyen Dr. Aynur Ketene, özellikle kadınların yıllık jinekolojik muayene, smear ve meme kontrollerini ihmal etmemeleri gerektiğini vurguluyor.

Sosyal hayattan kopmak

Dr. Aynur Ketene, özellikle toplumumuzda ilerleyen yaş ile birlikte işitsel sorunlar ve kronik hastalıklar derken sosyal hayattan uzaklaşmanın çok sık görüldüğünü belirterek, anti-sosyal yaşam tarzının psikolojik ve fiziksel sağlığı olumsuz etkilediğini söylüyor. Dr. Ketene “Evrimsel sürece baktığımızda insanoğlu tek başına yaşamamıştır ve sosyal hayattan ayrı kalmayı tolere edemez. Bunun vücutta oluşturacağı kronik stres bedenin biyokimyasal ve hormonal işleyişini bozarak psikosomatik denilen hastalıklara yol açarabilir. Bu nedenle her zaman sosyal hayatın içerisinde olmaya önem vermek psikolojik ve fiziksel sağlığımızı da olumlu etkileyecektir” diyor.

Kronik yorgunluğa yol açan 10 önemli etken!

Kronik yorgunluğa yol açan 10 önemli etken!

Günde yedi-sekiz saat uyumanıza rağmen yataktan dinlenememiş olarak kalkıyor, gün içinde kendinizi çok halsiz ve mutsuz hissediyor, en basit fiziksel uğraşta takatsiz kalıyor, dün ne yediğinizi bile hatırlamıyor, odaklanmakta zorluk mu yaşıyorsunuz? Üstelik bu ve benzeri sorunlar en az altı aydır peşinizi bırakmıyor mu? Kronik Yorgunluk Sendromu sizin de kapınızı çalmış olabilir! Fonksiyonel Tıp çalışmaları yürüten Acıbadem Fulya Hastanesi Uzmanı Dr. Aynur Ketene Kronik Yorgunluk Sendromunun son yıllarda görülme sıklığının hızla yaygınlaştığını belirterek “Eğer sağlık kontrollerinizi düzenli yaptırıyorsanız ve herhangi bir hastalık tespit edilmemesine rağmen geçmeyen bir yorgunluk sorunu yaşıyorsanız nedeni Kronik Yorgunluk Sendromu olabilir” diyor. Günümüzde yanlış yaşam alışkanlıklarının yanı sıra çevresel faktörlerin de bu soruna yol açtığını belirten Dr. Ketene, ancak umutsuzluğa kapılmamak gerektiğini çünkü tedavinin mümkün olduğunu söylüyor. Dr. Aynur Ketene, kronik yorgunluğa yol açan etkenleri sıraladı, kronik yorgunluk sendromundan kurtulmaya yönelik 8 etkili öneri ve uyarıda bulundu.

Dr. Aynur Ketene

Dr. Aynur Ketene

  • Akdeniz diyeti uygulayın

Kronik yorgunluk altta yatan pek çok sorunun değerlendirilmesi gereken komplike bir süreçtir. Ancak burada sindirim sisteminin dinlenmeye ihtiyacı olduğu unutulmamalıdır.

Sorunun kaynağı tam olarak teşhis edilemediyse sindirim sistemine bakmak ve dolayısıyla beslenme düzenini iyileştirmek gerekir. Beslenme düzeninizi Akdeniz diyetine uygun yani taze mevsim sebze ve meyveleri, baklagiller, kaliteli proteinler (et, balık, yumurta), omega 3’den zengin fırında balık, soğuk sıkım zeytinyağı, avokado yağı ve çörekotu yağı gibi sağlıklı yağlardan zengin olacak şekilde düzenleyin.

  • İşlenmiş, hazır gıdalardan kaçının

Toksinlerden kendinizi korumak için işlenmiş karbonhidrat ve şeker içeren hazır, katkı maddeli, paketli gıdalardan ve bol tuz ve yağ içeren cips, kraker, bisküvi gibi atıştırmalıklardan uzak durun.

  • Her gün en az 8 saat ve kaliteli uyuyun

En geç saat 23:00’da uykuya dalmış olmak kaydıyla, sessiz ve karanlık ortamda en az 8 saat deliksiz uyuyun. Çünkü uyku sırasında salgılanan melatonin vücudu temizleyip, dinlenmiş uyanmamızı sağlayan güçlü bir antioksidan hormondur. Yatmadan 2 saat önce cep telefonlarını kapatmak, akşamları bir bardak melisa çayı ya da papatya çayı gibi rahatlatıcı  çaylardan tüketmek de rahat bir uyku uyumanızı sağlayacaktır.

  • Mutlaka egzersiz yapın

Düzenli egzersiz ile sürdürülen aktif bir yaşam hem vücudumuza hem de zihnimize iyi gelir. Eğer kronik yorgunluğunuz varsa egzersiz yapma düşüncesi bile size çok zor geliyor olabilir ama aslında egzersiz bedeninizi canlandırır ve harekete geçirir. Egzersizle birlikte endorfin hormonu salgılanır ve endorfin doğal bir ağrı kesici işlevi görür. O nedenle her gün mutlaka en az 30 dakika olmak üzere yürüyüş yapın. Mümkün oldukça toprağa basarak negatif iyon alın.

  • Sigara ve alkolden kaçının

Alkol ve sigaradan kaçının. Kimyasal deterjanlar, florlu diş macunları ve parfüm gibi kozmetiklerden mümkün olduğunca uzaklaşın. Klorla dezenfekte edilen havuzlarda uzun süre yüzmemek de bağışıklık sisteminizi daha güçlü tutmanıza fayda sağlayacaktır.

  • Öğle saatlerinde güneşlenin

Kronik yorgunluğun ortaya çıkmasına; altta yatan hastalıklar neden olabileceği gibi vücudun işleyişini bozan vitamin-mineral ve mikrobesin eksiklikleri de zemin hazırlamaktadır. D vitamini sentezlemek için ultraviole B ışınlarının hakim olduğu öğle saatlerinde güneş ışınlarının dik geldiği zamanda 15-20 dakika güneşlenebilirsiniz. Bunu yaptığınızda ertesi güne kadar sabunlanmamaya özen gösterin.

Pause Sağlık

  • Doktor kontrollerinizi aksatmayın

Dr. Aynur Ketene “Doktor kontrollerinizi aksatmayın ve herhangi bir kronik hastalığınız varsa doktor önerisi olmadan tedavinizi kesinlikle yarıda bırakmayın. İyi bir sindirim ve emilim sistemi için gerekmedikçe antibiyotik ve mide ilacı kullanmayın. Kullanılan diğer ilaçları ve yan etkilerini de gözden geçirebilirsiniz. Örneğin; antidepresan gibi bazı ilaçlar vücutta fazlaca magnezyum tüketilmesine neden olur. Bu nedenle zindelik hissi veren ve kasları güçlendiren magnezyumu yeterince aldığınızdan emin olun. Gerekli testleri yaptırdıktan sonra doktorunuzun önerisiyle vitamin ve mineral takviyesi kullanabilirsiniz” diyor.

  • Bağırsak sağlığınızı koruyun

‘İkinci beyin’ olarak adlandırılan bağırsaklarda gelişen sorunlar da kronik yorgunlukla ilişkili olabilir. Şişkinlik, gaz, kabızlık ve ishal yaşamayacak şekilde mide ve bağırsak sağlığına dikkat etmek gerekir. Şişkinlik, yorgunluk, karın ve baş ağrısı gibi semptomlar geçirgen bağırsağın en yaygın belirtileridir. Eğer varsa geçirgen bağırsak sendromu tedavi edilmelidir.

Kronik yorgunluğa yol açan 10 önemli etken!

Fonksiyonel Tıp çalışmaları yürüten Dr. Aynur Ketene, kronik yorgunluğun altında yatan 10 temel etkeni şöyle sıralıyor;

  1. Hazır paketli, katkı maddeli gıdaların aşırı tüketilmesi
  2. Manyetik alanlara ve toksinlere bolca maruz kalınması
  3. Gece 23’den sonra hala uyanık olmak, yetersiz ve kalitesiz uyku
  4. Stresin yönetilememesi,
  5. Spordan uzak, hareketsiz bir yaşam tarzı
  6. Toprakta suni gübreler nedeniyle minerallerin azalması, hibrit tohumlar kullanılması
  7. Gıdaların soğuk hava depolarında kimyasallar ilave edilerek uzun süre bekletilmesi
  8. Tüm bunların neticesinde kişilerde sindirim ve emilim sorunları görülmesi,
  9. Kansızlık, tiroit hastalıkları, insülin direnci gibi metabolik bozukluklar ve vücuttan toksin atılımını zorlaştıran karaciğer yağlanması
  10. Bağışıklık sisteminin düşük olması

Alerjik şikayetler yaygınlaşıyor!

Alerjik şikayetler yaygınlaşıyor!

Bahar aylarında ağaçların yeşillenmesi ve çiçeklerin açması ile polenlerin yaygınlaşıp havada uçuşması özellikle alerjik bünyeli kişilerde birçok soruna yol açıyor. Gözlerde kızarma, burun akıntısı ve tıkanıklığı, geniz akıntısı, boğazda gıcık hissi, öksürük hatta nefes darlığı ile kendini gösteren şikayetler çoğu zaman üst solunum yolu enfeksiyonları ile karıştırılabiliyor. Fonksiyonel Tıp çalışmaları yürüten Acıbadem Fulya Hastanesi Uzmanı Dr. Aynur Ketene “Bahar alerjisi polenler ile tetiklenir yani hassas bireylerin burun mukozası polenler ile temas edince vücutlarında birtakım karışık mekanizmalar çalışmaya başlar ve semptomlar ortaya çıkar. Alerjiden sorumlu olan bağışıklık sistemidir. Bağışıklık sistemimiz polenleri tehlikeli olarak algılar ve antikor adı verilen savunma sistemleri harekete geçer. Alerjik reaksiyonlar başlar histanamin salınımı olur. Histamin salınımı sonucu da burun akıntısı, burun kaşıntısı, hapşırık, gözlerde kızarıklık, göz altında halkalanmalar ve öksürük gibi şikayetler meydana gelir” diyor. Dr. Aynur Ketene, alerjik şikayetlerin yaygınlaştığı bugünlerde bahar alerjisine karşı alınabilecek 8 etkili önlemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Dr. Aynur Ketene

Yeterli su tüketin

Yeterli su tüketimi vücudun işleyişi ve toksinlerin atılımında, bağışıklık sisteminin dengelenmesinde önemlidir. Vücut kilonuza göre, kilogram başına ortalama 40 ml su içmeye dikkat edilmelidir. Çay ve kahve gibi içecekler ise sıvı alımı yerine geçmez. Aksine vücuttaki sıvının daha fazla atılımına yol açarak bedeni olumsuz etkiler.

Bağırsak dostu besinler tüketin

Alerjiden sorumlu olan bağışıklık sistemidir. Bağışıklık sisteminin yüzde 80’inden bağırsaklarımız sorumludur. Bağırsak mikrobiyotasının bozulmasına yol açan hazır, katkı maddeli endüstriyel beslenmeden uzak durun. Bağırsak sisteminin güçlenmesini sağlayan bol lifli ve probiyotik besinler tüketin. Örneğin; enginar, kefir, turşu, yoğurt, havuç, kabak, ceviz, badem gibi bağırsak dostu besinler alerjik reaksiyonlarla mücadeleyi güçlendirir. Soğan ve sarımsak aşırı mukusun azaltılmasına yardımcı olurken, C vitamini de alerji belirtilerini azaltır.

Yeterli ve kaliteli uyuyun

Kaliteli ve yeterli uyku bağışıklık sistemini güçlendirirken, alerji gibi bağışıklık sistemiyle ilgili problemlerde yardımcı olur. Özellikle gece boyunca vücudu toksinlerden uzaklaştırıp, kişiyi ertesi güne hazırlayan en güçlü antioksidanlardan olan melatonin hormonu 23.00-03.00 saatleri arasında salgılanır. Bu nedenle bu saatlerde mutlaka uykuda olun.

Toksinlerden uzaklaşın

Sigara, alkol, parfüm, sprey, egzoz dumanı gibi toksinlerden uzak durmak vücutta toksin birikimini, karaciğerin yükünü azaltarak bağışıklık sistemine katkıda bulunur. Alüminyumlu deodorantlar, katkı maddeli gıdalar, saç boyaları, şampuanlar ve makyaj malzemeleri gibi toksinler de vücutta ayrıca yük oluşturarak bağışıklık sistemini olumsuz etkileyip alerjiyi tetikler. Gereksiz kullanılan antibiyotikler de bağırsak dostu bakterileri yok ederek bağışıklık sistemini zayıflatır. Bu da alerji riskini artırır.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Bulunduğunuz odada ve dışarıda çamaşır kurutmayın

Alerjiyi tetiklediğinden çamaşırları bulunduğunuz odada ve dışarıda kurutmayın. Aksi taktirde bulunduğunuz odada çamaşır kurutmak deterjan kokusuna maruz kalmanıza ve alerjinin tetiklenmesine yol açacaktır. Özellikle bahar aylarında dışarıda çamaşır kurutmak da polenlerin çamaşırların üzerine yapışmasına ve bu yolla alerjik şikayetlerinizin artmasına neden olur. Kurutucu yoksa başka bir odaya asıp daha sonra odayı mutlaka havalandırın.

Polenlere karşı maske takın

Polenler sabah 05:00-10:00 arası yayıldığından bu saatlerde gerekmedikçe dışarı çıkmayın. Polenlerin yoğun olduğu zamanlarda evi havalandırmayın. Dışarı çıkarken ağzınıza ve burnunuzu kapatmak için polen maskesi takabilir, güneş gözlüğüyle de gözlerinizi koruyabilirsiniz.

Odada fazla eşyadan kaçının

Özellikle de yattığınız odada fazla eşya bulundurmayın. Peluş oyuncak, halı ve battaniye gibi toz tutabilen eşyalar da alerjiyi tetikleyerek alerjik rahatsızlıkların artmasına yol açar. Nevresim takımlarınızı her hafta 60 derecede yıkamaya özen gösterin. Evinizde kedi, köpek varsa yattığınız odaya girmemesine dikkat edin. Evinizi sık sık süpürüp nemli bezle toz alın. Yüksek etkinlikte partikül yakalayıcı yani hepa filtreli klima kullanın ve hepa filtreli süpürge ile evi temizleyin. Eve gelir gelmez üzerinizi değiştirin ve ellerinizi gün içerisinde sık yıkayın.

Düzenli egzersiz yapın

Fonksiyonel Tıp çalışmaları yürüten Dr. Aynur Ketene “Düzenli egzersiz sağlıklı yaşam için her açıdan son derece önem taşımakta, bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlayarak alerjilerle mücadelede destek olmaktadır” diyor.

Gelişigüzel vitamin kullanmayın!

Gelişigüzel vitamin kullanmayın!

Covid-19’un çok yüksek bulaş özelliğine sahip olan ve bu nedenle hızla yaygınlaşan Omicron varyantına karşı güçlü bağışıklık sistemi kilit rol oynuyor. Fonksiyonel Tıp çalışmaları yürüten Acıbadem Fulya Hastanesi Uzmanı Dr. Aynur Ketene, bağışıklık sisteminin vücudu enfeksiyonlara, diğer hastalıklara ve zararlı maddelere karşı koruyan savunma sistemi olduğunu belirterek “Bağışıklık sistemi; kronik yorgunluk, uzamış stres, hareketsizlik, uykusuzluk, sağlıksız beslenme, vücut için elzem vitamin-mineral eksiklikleri ya da gelişigüzel kullanımları, toksin maruziyetleri, sedanter yaşam ve hipertansiyon-diyabet gibi kronik bir hastalığın varlığından olumsuz etkilenir. Yaşlanma ile birlikte hormonal-biyokimyasal işleyişin değişmesine bağlı olarak da bağışıklık cevabı azalır” diyor. Aşılı olanların ve güçlü bir bağışıklık sistemine sahip kişilerin Omicron’u hafif belirtilerle atlatabildiğini söyleyen Dr. Aynur Ketene, aşısız, eksik aşılı, kronik hastalığı olan ya da bağışıklık sistemi zayıf kişilerin ise ağır geçirebildiğine dikkat çekiyor. Dr. Aynur Ketene, bağışıklık sistemini güçlendirmenin 8 etkili yolunu anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Dr. Aynur Ketene

Bu besinleri mutlaka tüketin

Mevsim sebze ve meyveleri, baklagiller, çiğ kuruyemişler, haftada en az üç gün fırında pişirilmiş balık tüketmek, yoğurt-kefir-turşu gibi fermente ürünleri eksik etmemek, sağlıklı yağlar (zeytinyağı, çörekotu yağı, avokado yağı, omega 3 balık yağı) tüketmek, hazır-paketli katkı maddeli trans yağ içeren gıdalardan uzak durmak gerekiyor. Yeşil yapraklı sebzeler içerdikleri A, C, E, K vitaminleri folik asit, demir, selenyum, çinko, magnezyum mineralleri nedeniyle, mor renkli sebzeler ise yüksek antioksidan içerikleri nedeniyle bol miktarda tüketilmelidir. Dondurulmuş ürünlerin besin değerinin azaldığı unutulmamalıdır.

 Yeterli ve kaliteli uykuya dikkat edin

Melatonin hormonu gece 23.00-03.00 saatleri arasında salgılanan en güçlü antioksidanlardandır. Gece boyunca vücudu toksinlerden arındırıp, ertesi güne hazırlar. Bu nedenle özellikle bu saatler başta olmak üzere yeterli ve kaliteli uykuya özen gösterin. Bununla birlikte; melatonin yapımı için triptofan aminoasidi içeren et-tavuk-yumurta yemeye özen gösterilmeli; magnezyumdan zengin yeşil sebzeler, fındık, ceviz, badem gibi gıdalar her gün tüketilmelidir.

 Bol su için

Günde en az 2 litre su içmek hücrelerin yaşamsal faaliyetlerini sürdürebilmesi ve toksinleri atabilmesi için gereklidir. İçilen suyun pH’sı ve kaynağı da önemlidir. Toksinlerden uzaklaşmak için daha sağlıklı olabilecek cam şişeler veya arıtma sular kullanılmalıdır.

Düzenli egzersiz yapın

Düzenli egzersiz; kan dolaşımını, enerji düzeyini, bağışıklığı, antioksidan savunma kapasitesini, uyku kalitesini artırırken stres hormonlarını azaltır. Kilo kontrolüne yardımcı olur. Egzersiz mümkün olduğunca açık havada yapılmalıdır.

 D vitamininizi kontrol ettirin

D vitamini bağışıklık sistemi hücrelerinin aktifleşebilmesi için gereklidir. En güzel D vitamini kaynağı güneştir. Pencerenin ardından güneşten fayda sağlanamayacağı için ya pencere açık tutulmalı ya da açık havaya çıkılmalıdır. Hekime danışılmadan, D vitamini ölçümü yapılmadan gelişigüzel yüksek doz D vitamini alımı böbrek taşlarına neden olabilir. Bu nedenle mutlaka hekime danışmak gerekir.

Toksinlerden uzaklaşın

Sigara, alkol, gereksiz ilaç kullanımı, deterjanlar, şampuanlar, makyaj malzemeleri, saç boyaları, plastik kaplar, kirli hava, yüksek gerilim hatları, florlu diş macunları, alüminyumlu deodorantlar, amalgam diş dolguları, klorlu yüzme havuzları, GDO’lu paketli- katkı maddeli gıdalar, pestisitler gibi toksinler vücuda ekstra yük oluşturmakta ve bağışıklık sistemini olumsuz etkilemektedir. Bağırsaklar sağlıklı değilse sağlıklı bir bağışıklık sisteminden söz edilemez. Bağırsak florasını bozan en önemli risk faktörleri gereksiz kullanılan antibiyotikler, antibiyotik içeren hayvansal gıdalar, pestisitler, paketli, katkı maddeli, hazır, glüten içeriği yüksek gıdalar ve uzamış strestir. Bu nedenle bağırsak florasını bozabilecek gıdalardan mümkün olduğunca uzak durun. Yoğurt, kefir, turşu gibi fermente gıdaların ve bol lifli sebze-meyvelerin tüketimi dost bakterilerimizi besleyerek bağışıklık sistemini destekler.

 Gelişigüzel vitamin kullanmayın

Enzimlerin, hormonların, biyokimyasal işlevlerin yapılabilmesi için vücudun vitamin ve minerallere ihtiyacı vardır. D vitamini, B kompleks vitaminleri, C vitamini yanında magnezyum, selenyum, çinko, bakır, demir gibi mineraller vücudun olmazsa olmazlarıdır. Ancak vitamin ve mineraller birlikte çalıştıklarından, birinin fazla tüketilmesi diğerinin azalmasına yol açabilir. Doktor kontrolü olmadan hiçbir vitamin ve mineral gelişigüzel kullanılmamalıdır. Aksi taktirde uzun vadede ciddi tehlikelere yol açabilir.

Nefes egzersizi yapın, gülmeyi unutmayın!

Yoga, meditasyon, nefes egzersizlerinin sağlığa faydaları yapılan çalışmalarla gösterilmiştir. Dolaşım, sindirim, sinir ve endokrin sistemi uyararak bağışıklık sistemini aktive ederler. Nefes egzersizleri ile diyaframın uyarılması bizi sakinleştiren, uyutan, iyileştiren, sindirim sitemimizi çalıştıran parasempatik sinir sisteminin uyarılmasını sağlar. Kahkaha atmak da vagus sinirini uyararak stresi, kaslardaki gerginliği azaltır, bağışıklığı artırır.