Yazılar

Sağlık ayaktan başlar

Sağlık ayaktan başlar

Acıbadem Ankara Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Bahar Öznur, sağlıklı bir yaşam için ayak bakımının son derece önemli olduğunu aktardı. Ayaklarda aşırı terleme ve koku gelişiminin birçok insan için büyük bir problem olduğunu söyleyen Bahar Öznur “Buna bir de mantar enfeksiyonu eklenince kaşıntı kızarıklık ve pullanmalar gelişir ve bu durum günlük hayatta çok ciddi sıkıntılar yaratabilir. Tırnakta kalınlaşma, renk değişiklikleri ve tırnak batmaları eklenebilir. Her ne kadar mantar hastalıkları sağlıklı bireylerde sadece kozmetik problemler oluştursa da özellikle yaşlı ve diyabetik hastalarda çok daha ağır seyreden bakteriler enfeksiyonlara zemin hazırlamaktadır. Bu yüzden ayak bakımı ve mantar enfeksiyonlarının tedavisi son derece önemlidir” dedi.

Pause Dergi

Dr. Bahar ÖznurKötü koku oluşumunun tedavisi önemlidir

Ayakta hijyenin sağlanması ile kötü koku oluşumunun önüne geçilebileceğine vurgu yapan Dr. Bahar Öznur, ilk yapılması gerekenin ayaktaki bakteri miktarını azaltmak olduğunu söyledi. Dr. Öznur sözlerine şöyle devam etti: “Hijyen açısından ayakların her gün yıkanması ve çok iyi kurulanması gerekir. Nemli ayaklar mantar oluşturabileceğinden özel antiseptik solüsyonlar ve kremler ayrıca terletmeyen özel çoraplar kullanılabilir. Günlük olarak ayakkabıların değiştirilmesi veya kullanılan ayakkabının hava alan kumaş veya deri materyali olması da son derece önemlidir.”

Tırnak bakımı eğitimli kişiler tarafından yapılmalıdır

“Tırnak bakımı özellikle son yıllarda çok önem kazanmış kalıcı oje uygulamaları ile popüler hale gelmiştir. Burada özellikle uygun hijyenik şartlarda, kişiye özel steril aletlerin kullanımı çok önemlidir” diyen Bahar Öznur “Ortak kullanılan manikür ve pedikür aletleri; mantar ve bakteriyel enfeksiyonların yanı sıra Hepatit B ve Hepatit C başta olmak üzere kan teması ile geçen pek çok hastalığa neden olabilir. Kalıcı oje kullanımına bağlı alerjik kontakt dermatit ve tırnak hasarı gelişimi de son yıllarda artış göstermiştir. Tırnak bakımı bu konuda eğitim almış kişiler tarafından steril aletlerle yapılmalıdır. Oje uygulamaları aralıklı yapılmalı ve tırnağın arada serbest kalması sağlanmalıdır. Ayrıca tırnağın yoğun nem ve keratin içeren solüsyonlar ve kremler ile desteklenmesi gerekir.

Şeker hastalığı tırnakları etkiliyor

Tırnak mantarının bulaşıcı bir hastalık olup nemli ayaklarda daha yoğun görüldüğünü de aktaran Bahar Öznur “Şeker hastalığı varlığında görülme oldukça sıklığı artar.   Mantar steril olmayan manikür ve pedikür aletleriyle bulaşabilir. Hastalığın tedavisinde uzun süreli ağızdan antifungal ilaçlar, solüsyonlar ve lazer tedavileri uygulanmakta bu da en az 6 ay sürmektedir.  Bu yüzden tırnakta kalınlaşma renk değişikliği görülüyor veya yumuşak ve çabuk kırılıyorsa tırnak mantarı olabilir ve tedavi edilmesi gerekir. Kişinin ayak parmak aralarını da kontrol etmesi önemlidir. Ayak parmak arasında kabuklanma, soyulma, tabanda pullanmalar kaşıntı kabarcıklar gelişmiş ise mutlaka dermatoloji hekimi tarafından tedavi edilmelidir” dedi.

Nasırların tedavisi niye önemlidir?

Nasırı ayak tabanında ve parmak kenarında ağrılı sert kabarıklıklar olarak tanımlayan ve tedavisi hakkında da konuşan Dr. Bahar Öznur sözlerine şunları ekledi: “Genellikle nasır olarak tanı alır. Ancak çoğunlukla viral siğil ile karıştığından ayırıcı tanı önemlidir. Nasır oluşumu kişinin ayak basış şeklini etkileyebilir ve kalça ve diz problemlerine zemin hazırlar. Ayrıca özellikle diyabetik hastalarda ağrıya duyarlılık azalır ve birey nasırın altında gelişecek bir enfeksiyonu hissedemez. Bu hastalarda enfeksiyon ilerlemesi halinde deriden kemiğe kadar yayılabilir ki bu durum uzuv kaybına dahi sebebiyet verebilir. Bu yüzden diyabetik hastalarda düzenli ayak kontrolü ve varsa nasırın tedavisi gerekir. Tedavi için cilt hastalıkları uzmanına başvurmak gerekir.”

Deri dökülmesini hafife almayın

Deri dökülmesini hafife almayın

Dermatolog Dr. Bahar Öznur, özellikle erkeklerde daha sık “kepek” sorunuyla ortaya çıkan ”Seboreik Dermatit“ hastalığının toplumun yüzde 11’inde görüldüğünü söyledi. Dr. Bahar Öznur, yaz döneminde azalan kaşıntıların tam olarak geçmeyeceğini ve çözüm için hekime başvurmak gerektiğini vurguladı.

Saçlı deri ve yüz bölgesinde ortaya çıkan kızarıklık, pullanma, kaşıntı ve kabuklanmalar genellikle ”Seboreik Dermatit“ veya halk arasında “yağlı egzama” olarak da bilinen inflamatuar bir deri hastalığını işaret ediyor. Acıbadem Ankara Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Bahar Öznur, toplumun yüzde 11’inde bu sorunun yaşandığını belirterek “Bu hastalığın, kepeklenme ile seyreden hafif formu, özellikle erkeklerde çok daha sık görülüyor. Her ne kadar alevlenme ve iyileşmelerle seyretse de tam olarak geçmemekte ve kronik bir seyir izlemektedir. Hastalığın öncelikli tedavi yöntemleri arasında aktif stres kontrolü gelmektedir” dedi.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Dr. Bahar Öznur

Bebeklerde “konak” olarak görülüyor

Dr. Bahar Öznur hastalığın en çok saçlı deri, burun kenarları, kaşlar ve kulak arkaları, göğüs arasında kızarıklık, kaşıntı, kabuklanma ve pullanma şeklinde görüldüğünü, genellikle 6 aydan küçük bebeklerde görülen biçiminin ise halk arasında “konak“ olarak bilindiğini ifade ederken, bu durumun genellikle bir yaş civarında kendiliğinden düzeldiğini söyledi.

Yaz aylarında hafifliyor

Hastalığın çoğunlukla ‘Malassezia Furfur’ adı verilen ve doğal deri floramızda yerleşim gösteren bir mantarın aşırı artışı ve vücudumuzun bu mantara karşı geliştirdiği duyarlılıktan kaynaklandığını belirten Dr. Bahar Öznur, diğer faktörleri ‘stres, soğuk ve kuru hava, yağlı cilt, alkol bazlı losyonların kullanımı, genetik yatkınlık ve hormonal düzensizlikler’ olarak sıraladı. Dr. Bahar Öznur, hastalığın yaz aylarında ve nemli ortamda hafiflemesinin güneş ışığının tedavi edici etkisine bağlı olduğunu da ifade etti.

Bazı hastalıklara eşlik edebilir

Seboreik Dermatit’in ayrıca bazı hastalıklara eşlik ettiğini belirten Dr. Bahar Öznur şöyle konuştu: “Bu hastalıklar arasında bağışıklık sistemini baskılayan durumlar; organ nakli, HIV enfeksiyonu ve lenfoma sayılabilir. Nörolojik hastalıklar (Parkinson hastalığı vb) ve psikolojik hastalıklara da eşlik edebilir. Ayrıca bazı ilaçların kullanımı hastalığı artırabilir.”

Sedef hastalığıyla karıştırmayın

Seboreik Dermatit kaşıntılarının, sedef hastalığıyla karıştırılabildiğine dikkat çeken Dr. Bahar Öznur, “Klinik olarak sedef hastalığında, mumsu sedef rengi ve kalın plaklar daha yoğun izlenir ama deriden alınacak deri biyopsisini patolojik incelemeye göndererek tanı konulabilir. Ayrıca iki hastalığın tedavisi benzer olduğundan çoğunlukla düzelmeler aynı oranda olur” diye konuştu.

Stres kontrolü şart!

Hastalığın tedavisinin belirtilerin azaltılmasına yönelik olduğunun altını çizen Dr. Bahar Öznur, strese bağlı gelişen olgularda öncelikle aktif bir stres kontrolü önerildiğini anlattı. Tedavide saçların aralıklı olarak “antiseboreik” şampuanlarla yıkanması gerektiğine değinen Dr. Bahar Öznur “Kullanılan şampuanlara direnç gelişebileceğinden 3-4 ayda bir değiştirmek gerekebilir. Hastalara genellikle çinko pirition, selenyum sülfit, ketokonazol, katran, salisilik asit içeren şampuanların kullanımı önerilir. Bu şampuanlar, saç diplerinde aşırı kuruluk ve hassasiyet yaratabilir, dolayısıyla aralıklı kullanılmalıdır.” dedi.

Dr. Bahar Öznur hastalara “topikal kortizon” içeren krem ve solüsyonların önerildiğini de belirterek “Ancak bu tarz ürünleri uzun süre kullanmak deride incelme yapabileceğinden kontrollü kullanılması gerekir” dedi. Dr. Bahar Öznur lokal olarak uygulanan antiinflamatuar kremlerin uzun dönem güvenle kullanılabileceğini, ilerleyen evrelerde ise mantara karşı etki eden kremler tercih edilebileceğini ifade etti.

Güneş cildinizde lekeler oluşturmasın

Güneş cildinizde lekeler oluşturmasın

Cilt lekeleri, güneş etkisinin artış gösterdiği yaz aylarında belirgin hale geldiğinden, özellikle bireylerde kozmetik açıdan belirgin sorunlar ortaya çıkabiliyor. Cildin güneşin zararlı ışınlarına maruz kalması pigmentasyon sorununa ve cildin yaşlanmasına neden olabiliyor. Acıbadem Ankara Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Bahar Öznur, bu durumun açık havada olabileceği gibi, seyahat anında araç içinde bile oluşabileceğini aktararak yapılması gerekenler hakkında bilgi veriyor.

pause Sağlık

Rüzgârlı havada güneşlenmenin leke riskini daha da arttırabileceğine dikkat çeken Dr. Bahar Öznur, şunları söylüyor: “Güneşe bağlı lekelerin azaltılabilmesi için koruma çok önemli. Güneşle temas mümkün olduğu kadar azaltılmalı ve bunun için yaz kış en az 30 koruma faktörü içeren güneş koruyucu krem ve spreyler kullanılmalı. UVA-UVB ışınlarına karşı geniş spektrumlu yüksek güneş koruma sağlayan kremler cildi güneş yanıkları ve güneş hasarından korur ve leke riskini azaltır. Ayrıca bu kremlerde bulunan bazı antioksidan içeren maddeler cildin erken yaşlanmasını önlemektedir.”

Güneşin doğrudan cilde temasının engellenmesinin önemini vurgulayarak şapka kullanımına dikkat çeken Dermatoloji Uzmanı Dr. Bahar Öznur “Mutlaka şapka gözlük ve koruyucu kıyafetler giyilmeli. Lekeler her ne kadar kozmetik bir sorun olsalar da yoğun güneş ışını temasının deri kanserinin sıklığını da arttırdığı bilinmeli” diyerek dikkat edilmesi gereken diğer unsurları şu şekilde sıralıyor:

Güneş lekelerinin birçok nedeni var

Ailesel faktörler, hormonal ilaçlar, hamilelik ve bazı kimyasal maddeler de leke gelişimini arttıran diğer nedenledir. Özellikle gebeliklerde artan östrojen hormonu lekeyi uyardığından yaz gebelerinde lekelenme daha fazla görülür. Bu yüzden hamilelik döneminde uzun süre güneşlenmekten kaçınılması gerekir.

Kişisel bakım uygulamaları bahara bırakılmalı

Yaz aylarında yaptırılan ağda, lazer epilasyon, kimyasal peeling, fraksiyonel lazer gibi işlemler leke riskini artabiliyor. Bu yüzden bu tarz uygulamaların mutlaka sonbahar aylarına ertelenmesi gerekir. Vücuda uygulanan bazı ürünler, örneğin parfüm ve kolonya direkt leke oluşumu yapabilecek kimyasallar içerdiğinden yaz aylarında güneşli alanda kullanılmamalı. Alkollü ıslak mendiller de bu riski arttırabileceği için dikkat etmek gerekir.

Kullanılan ilaçlara dikkat!

Bazı ilaçların cilt lekelerini arttırdığı bilinmektedir. Doğum kontrol hapları, romatizmal ilaçlar, bazı kalp ilaçları ve antibiyotikler, sivilce tedavisinde kullanılan ilaçlar da güneşe duyarlılığı artarak lekelerin gelişimini uyarmaktadır. Bunların yanı sıra yanlış kozmetik ürünlerin kullanımı da ciddi lekelenmeye neden olabilmektedir. Bu tarz ilaçları kullanan bireylerin ilaçlar konusunda bilgilendirilmesi ve güneşlenmekten kaçınması önemlidir.