Yazılar

Kadınları tehdit eden yaz hastalıkları

Yaz aylarında aşırı sıcaklar ve yüksek nem, özellikle tatil döneminde kadınlarda bazı sağlık sorunlarını tetikleyerek, uzun süredir beklenen dinlenme ve eğlenme planlarını gölgeleyebiliyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Esra Boyar, mantar ve bakterilerin bu dönemde çok kolay üreyerek enfeksiyonlara yol açabildiğini, alınacak bazı basit önlemlerin ise yazın sık görülen hastalıklardan korunmada büyük faydalar sağlayacağını vurguluyor. Tatil sürecinin baltalanmaması ya da ‘bir iki güne geçer’ düşüncesiyle doktora başvurulmamasının, bu enfeksiyonların tedavisini daha zor hale getirdiği uyarısında bulunan Dr. Esra Boyar, kadınlarda yaz aylarında görülme sıklığı artan hastalıkları ve korunma yollarını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Dr. Esra Boyar

Dr. Esra Boyar

  • Vajinal mantar enfeksiyonları

Özellikle havuz ve deniz sonrası ıslak mayo ya da bikini ile uzun süre kalmak vajinal mantar enfeksiyonlarına zemin hazırlayan etkenlerin başında geliyor. Aşırı sıcaklar ve yüksek nem mantar oluşumu için kolaylıkla zemin hazırlarken, belirtileri kendini koyu kıvamlı akıntı, yanma ve acıma ile gösteriyor. Islak mayo ve bikininin hemen değiştirilmesi bazen zor gibi görünse de, yaşam kalitesini büyük ölçüde düşüren enfeksiyonlardan korunmada kritik önem taşıyor.

  • Bakteriyel vajinozis

Yaz aylarında kadınlarda en sık karşılaşılan hastalıklardan biri olan bakteriyel vajinozis, genital bölgedeki doğal bakteri dengesinin bozulmasıyla oluşuyor. Yazın sık duş alma, havuzda uzun süre kalma ve sabunlu temizlik bu doğal dengeyi bozabilirken, gri beyaz akıntı, kötü koku ve yanma hissi ile belirti veriyor. Hastalığın mantar enfeksiyonu ile çok sık karıştırıldığını belirten Dr. Esra Boyar “Hastalar genelde ilişki sırasında rahatsız edici kötü koku şikayeti ile gelirler. Mutlaka tedavi edilmelidir, aksi taktirde kronik ve inatçı enfeksiyonlar gelişebilir” diyor.

  • İdrar yolu enfeksiyonları

Sıcak havalarda, terleme ve sıvı kaybına bağlı olarak idrarın yoğunlaşması, havuzdan bulaş ve tuvalet hijyeni eksikliği idrar yolu enfeksiyonlarına, en çok da sistite neden olabiliyor. Sık idrara çıkma, idrar yaparken acıma, yanma hissi ve kasık ağrısı gibi şikayetlere yol açıyor. İdrar yolu enfeksiyonunun sık tekrarlanmaya meyilli olduğunu belirten Dr. Esra Boyar “Hastalık mutlaka tedavi edilmelidir aksi halde kronik hale gelerek aylar hatta yıllar süren tedaviler ve takviyeler gerektirir. Dış ortam hijyenine, ilişki sırasında kondom kullanmaya, genital bölgenin florasını korumaya ve bol su içmeye dikkat edilmelidir” diye konuşuyor.

  • Alerjik dermatit ve egzama

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Esra Boyar, aşırı sıcaklarda sık terleme, ıslak bikini ya da mayo ile uzun süre kalma, sentetik iç çamaşırı gibi etkenlerin ciltte tahriş, egzama ve alerjik dermatit benzeri bulgulara yol açabildiğini belirterek şöyle konuşuyor: “Yaz aylarında kadınlarda sık görülen bu sorundan korunmak için; ıslak mayo ve bikini ile kalmamak, pamuklu iç çamaşırı tercih etmek ve genital bölgeyi sabunla yıkamaktan kaçınılmalıdır. Doktora başvurmak yerine gelişigüzel kremler ya da takviyeler kullanmak daha fazla tahrişe ve sorunun büyümesine neden olabilir” diyor.

  • Düzensiz adet görme

Yaz döneminde bir yandan sıcak hava ve yüksek nem, diğer yandan tatil hareketliliği derken uyku düzeni, stres ve hareketlilik oranı değişebiliyor. Bu nedenle düzensiz adet görme, aşırı ya da normalden az kanama vb sorunlar ortaya çıkabiliyor. Bu durumlar genellikle geçici olmakla birlikte tekrar etmesi, uzun sürmesi ya da günlük yaşamda herhangi bir rahatsızlığa yol açması durumunda muayene olunması gerekiyor.

  • Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar

Dr. Esra Boyar “Yaz aylarında artan tatil hareketliliği, floranın kolay bozulabilmesi, yeni partner ve korunmasız ilişki nedeniyle cinsel yolla bulaşabilen ve yazın sık görülen bakteriyel enfeksiyonların bulaş riski artabilir. Bu nedenle genital bölge hijyenine, ilişki sırasında kondom kullanmaya, belirli aralıklarla doktora kontrole gitmeye ve yeni partnerle ilişkide muayene olarak önlem almaya özen göstermek önemlidir. Çünkü tüm bunlar genelde tedavi gerektirir, kronikleşip uzun sürmemesi için doktora başvurmanız gerekir” diyor.

Gebelik diyabeti erken doğum riskini artırıyor!

Gebelik diyabeti erken doğum riskini artırıyor!

Anne ile baba adayları, hamilelik sürecinin sağlıklı ve huzurlu geçmesi için tüm önlemleri alsalar da hesapta olmayan sorunlar gelişebiliyor. Bu sorunların başında gelen ‘gebelik diyabeti’ hem annenin hem bebeğin sağlığını tehdit ediyor. Öyle ki erken doğum riskini artırıyor, anne adayında yüksek tansiyonu ve gebelik zehirlenmesini tetikleyebiliyor, bebekte gelişim geriliğine yol açabiliyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Esra Boyar, özellikle endişeli anne baba adaylarını, tanı ve tedavi konusunda “Toplumdaki yaygın inanışın aksine, şeker yükleme testi son derece güvenli ve faydalıdır. Şeker yükleme testinden değil diyabetten endişe edilmeli” sözleriyle uyarıyor. Hamilelik sürecinin oluşturduğu hormon dengesindeki değişimlerin tetiklediği bir durum olarak görülen gebelik diyabeti doğumla birlikte ortadan kalktığı için ‘geçici diyabet’ olarak da tanımlanıyor. Ancak, hamilelik boyunca anne adayının ve bebeğin sağlığını tehdit etmesi nedeniyle düzenli takiplerle kontrol altında tutulması gerekiyor. Saptanması ise oldukça kolay; hamileliğin 24 ila 28. haftaları arasında yapılan şeker yükleme testi, gebelik diyabeti olup olmadığını gösteriyor.

Dr. Esra Boyar,

Dr. Esra Boyar

En önemli risk hatalı beslenme alışkanlığı

Dünyada gebelik diyabeti riski yüzde 1 ila 14 arasında görülürken ülkemizde bu oranlar yüzde 2.6 ila 27.9 arasında değişkenlik gösteriyor. Bu nedenle özellikle ülkemizde hamilelik sürecinde ve sonrasında kan şekeri takibine dikkat edilmesi gerekiyor. Gebelik diyabetine yol açan en önemli sorunun sağlıksız beslenme ve hareketsiz yaşam tarzı olduğuna dikkat çeken Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Esra Boyar, “Hareketsizlik ve düzenli egzersiz alışkanlığının olmaması diyabetin ortaya çıkma ihtimalini arttırıyor. Bunun yanında tabi ki en önemli faktör beslenme alışkanlığının doğru olmaması. Beslenme doğru şekilde planlanmalı, kişiye özel yapılmalı. Hazır yemek alışkanlığı, paketli gıda tüketmek, fazla karbonhidrat, gluten ve rafine şeker tüketmek, organik gıdaya ulaşmakta zorluk büyük risk oluşturuyor” diyor. Ayrıca kilolu hamile kalmış olmak, ailede diyabet hastalığı öyküsü, bir önceki hamilelikte iri bebek doğurmuş olmak ya da diyabet gibi etkenler gebelik diyabeti riskini daha da artırıyor.

Gelişim geriliğine bile neden olabiliyor

Uzmanlar tarafından tıbbi önlem alınabilen en önemli multisistem hastalığı olarak kabul gören gebelik diyabeti hem annenin hem bebeğin sağlığını tehdit ediyor. Örneğin anne adayında yüksek tansiyonu ve gebelik zehirlenmesini (preeklampsi) tetikleyebiliyor. Bebeğin iri bebek olmasına ya da gelişim geriliğine neden olabiliyor. Bunların yanı sıra bebekte normalden yüzde 1 ila 3 oranında daha fazla sinir sistemi hastalıklarına; yüzde 3 ila 5 oranında daha fazla sindirim sistemi ve metabolik sorunlara yol açabiliyor.

Pause

Şeker yükleme testi gereklidir

Risk grubunda olan anne adaylarına hamileliğin erken dönemlerinde; risk taşımayanlara ise 24-28 haftalar arasında Oral Glukoz Tolerans Testi (OGTT) ya da diğer adıyla şeker yükleme testiyle ‘gebelik diyabeti’ testi yapılması öneriliyor. Şeker yükleme testinin tüm anne adayları için oldukça güvenli ve faydalı olduğunun altını çizen Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Esra Boyar, şunları söylüyor: “Şeker yükleme testi, anne ve bebek sağlığı için en önemli testler arasındadır ve kesinlikle zarar vermez. Bu yüzden anne ile baba adaylarının endişeli sorularına cevaben ‘şeker yükleme testinden değil diyabetten korkun’ diyoruz. Testin sonucuna göre, anne adayı ya bu konuda eğitimli diyetisyen tarafından verilen diyetle takip ediliyor ya da yeterli gelmezse dahiliye ile endokrin hekimlerinin önerisiyle insülin tedavisine başlanıyor ve yakından takip ediliyor. Gebelik diyabeti olan anne adayının diyet ve /veya  medikal tedavinin  yanında kendisi de evde açlık tokluk şeker takiplerini yapması ve hekimini bilgilendirmesi önem taşıyor”

Gebelikte ortaya çıkan diyabetin doğum sonrasında devam etme ihtimali ilk yıl ortalama yüzde 2 iken bu ihtimal 10 yıl içinde yüzde 5 ila 10’a kadar çıkabiliyor. Bunu tespit etmek için ek risk faktörü varsa 6. haftada, yoksa 12. haftada, ilk yıl bitince ve 3. yılda şeker yükleme testinin tekrar edilmesi isteniyor.

Sebze, meyve ve tahıl ağırlıklı beslenin

Gebelik diyabeti saptanan anne adaylarının her şeyden önce beslenme alışkanlıklarını düzenlemeleri ve mutlaka egzersiz yapmaları gerekiyor. Glutenli, genetiği değiştirilmiş, paketli, hazır gıdalardan özellikle kaçınmaları; temiz ve kaliteli su tüketmeleri; tercihen sebze, meyve ve tahıl ağırlıklı olsa da öğün sayısı, miktarı ve niteliği kişiye özel olarak hazırlanan bir diyet uygulamaları tavsiye ediliyor. Ayrıca kan şekeri seviyelerini aç /tok olarak takip ederek hekimlerini bilgilendirmeleri büyük öneme sahip. Dr. Esra Boyar, gebelik diyabeti tanısı konulan anne adaylarının, doktor onayını alarak, haftada 3  gün ortalama 150 dakika olmak koşuluyla, en az bir spor dalına ya da egzersiz programına yönlenebileceklerini belirtiyor.