Yazılar

Anne olmaya karar verdiğiniz andan itibaren! Şunlara dikkat!

Anne olmaya karar verdiğiniz andan itibaren! Şunlara dikkat!

Hamilelik kadınların yaşamında unutulmaz bir dönüm noktası oluyor. Mutluluk ve endişe çoğunlukla iç içe geçerken, anne adaylarının bu özel süreçte bazı kurallara dikkat ederek, zorlukları en aza indirip, çokça keyif alabilmeleri mümkün. Acıbadem Altunizade Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Harika Bodur Öztürk “Hamilelik aslında bir maraton gibidir. Maratona başlamadan önce fiziksel ve ruhsal olarak annelik serüvenine ne kadar iyi hazırlanırsanız bu süreci sağlıklı bir şekilde geçirebilirsiniz” diyor. Tüm dünyadaki gebeliklerin yaklaşık yarısı plansız, yarısı planlı gerçekleşiyor. Peki “artık hazırım” dediğiniz noktada, sağlıklı ve huzurlu bir hamilelik için nelere dikkat etmeniz gerekiyor? Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Harika Bodur Öztürk, anne olmaya karar verdiğiniz andan itibaren alınması gereken 10 önlemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Dr. Harika Bodur Öztürk

  1. Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanına başvurun

Anne olmaya karar verdiğiniz andan itibaren mutlaka kadın doğum doktoruna başvurun.  Vajinal muayene, pap smear testinin yapılması, vajinal ultrasonda rahminizin ve yumurtalıklarınızın değerlendirilmesi önem arz eder. Bazen rahim içinde polip gibi yer kaplayan oluşumlar olabilir ve hamile kalmadan önce alınmaları gerekebilir. Servikal (rahim ağzı) smear testinde anormal bulgular varsa “önce anne sağlığı” ilkesiyle elbette hamilelik öncesinde tedavisi gerekiyorsa bu tedavi süreçlerinin tamamlanması çok önemlidir.

  1. Fazla kilonuzdan sağlıklı diyetle kurtulun

Fazla kilonuz varsa hamilelik öncesi sağlıklı bir diyetle ideal kilonuza ulaşmaya çalışın. İdeal kiloya ne kadar yaklaşarak hamile kalırsanız, hamilelik sürecinde gestasyonel diyabet (gebelik şekeri) ve yüksek tansiyon gelişme ihtimali de azalacaktır. Fazla kilo ile hamilelik başladıysa da vücut kitle indeksinize bakılarak tüm bu süreci 5-6 kilo ile bitirmenizi doktorunuz tavsiye edebilir. Gebelik diyabeti gelişirse iri bebek, doğumda omuz takılması, operatif doğum ve ölü doğum yapma ihtimali de maalesef artmaktadır.

  1. Düzenli egzersiz yapmaya başlayın

Hamilelik döneminde düzenli egzersiz yapılması önemlidir. Haftada 3/ 4 gün 30-40 dakikalık yürüyüş yapılması tavsiye edilir. Düzenli egzersiz yapmaya hamilelik öncesinde başlarsanız, sürdürmek daha kolay olacaktır. Ancak, yine de doktorunuz kanama, erken doğum tehlikesi gibi bazı tıbbi durumlarda fizik aktiviteyi azaltmanızı veya kısıtlamanızı isteyebilir.

  1. Diyabet veya yüksek tansiyonunuz var mı mutlaka öğrenin

Özellikle mevcut diyabet tanısı varsa hamile kalmadan önce “glisemik kontrolü” sağlamak çok önemlidir. Yüksek kan şekeri düşük yapma ihtimalini ve doğumsal anomalileri artırmaktadır.  3 aylık kan şekeri ortalamasını gösteren HbA1C değerinin yüzde 6.5’in altında olması önerilmektedir. HbA1C yüzde 10’un üzerindeyse hamile kalma planı ertelenmelidir. Üreme çağındaki kadınların yüzde 3’ünde yüksek tansiyon tanısı mevcuttur. Hamile kalmadan önce mevcut ilaç tedavilerinin değiştirilmesi gerekebilir. Yüksek tansiyon olan hamilelerde fetal gelişme kısıtlılığı, plasentanın doğum başlamadan önce ayrılması (dekolman), gebelik zehirlenmesi (preeklampsi) riski de artmaktadır.

  1. Alkol ve sigaradan kaçının

Alkol tüketimi varsa ve sigara kullanılıyorsa hamilelik öncesinde bu alışkanlıkları bırakabilmek çok kıymetlidir. Alkol toksik etkiler oluşturmakta, sigara da dolaşım sistemini etkileyerek bebekte anne karnında gelişme sorunlarına yol açabilmektedir. Ayrıca, sigara yumurtalık sağlığı üzerine de olumsuz etkilerde bulunabilir. Sigara ve alkol tüketimi erkek üreme sistemini de olumsuz etkilemekte ve sperm kalitesini de bozabilmektedir. Bu nedenle hem anne adayının hem de baba adayının bebek sahibi olmaya karar verdiklerinde mutlaka sigara ve alkolden uzak durması gerekir.

Pause Sağlık, Pause Dergi

  1. Folik asit takviyesini ihmal etmeyin

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Harika Bodur Öztürk “Hamilelik öncesi özellikle iki-üç ay önceden folik asit takviyesi başlanması ‘nöral tüp defekti’ adını verdiğimiz sakatlıkların engellenmesinde önemli bir rol alır. Günde 400 mikrogram folik asit takviyesi genellikle yeterli olacaktır. Demir eksikliği anemisi varsa hamilelik öncesinde ve hamilelik sürecinde tedavi edilmesi anne ve bebek sağlığı için önemlidir. Hamilelerde fizyolojik anemi olabildiği gibi, ülkemizde demir eksikliği anemisine de çok sık rastlanmaktadır” diyor.

  1. Tek gen hastalıklarına karşı önlem alın

SMA gibi tek gen hastalıklarının taşıyıcılığının olup olmadığı hamile kalmadan önce çiftlerden istenebilir. Eğer erkekte taşıyıcılık varsa anne adayı da değerlendirilir. İki taşıyıcı kişinin birlikteliğinden hasta bebek olasılığı söz konusu olduğu için bu çiftlere IVF (tüp bebek) yapılarak sağlıklı embriyo transferi ile hamilelik elde edilmesi önerilmektedir. Yeni evlenen çiftlerde Sağlık Bakanlığı bu taramayı yapmaktadır.

  1. Mutlaka dişlerinizi kontrol ettirin

Hamilelik öncesinde diş muayenesi ve gerekiyorsa diş sağlığı tedavinizin tamamlanması çok önemlidir. Hamilelikte ilk trimesterde (ilk 13 haftalık dönem) ve üçüncü trimesterde (28-40. hafta arası dönem) diş tedavileri çok tercih edilmemektedir. Lokal anestezi kullanılmış olması, antibiyotik tedavi ihtiyaçları hastaları bu dönemde tedirgin etmek dışında, diş eti ve diş sağlığı sorunları hamilelik döneminde erken doğum eylemini de tetikleyebilir.

  1. Bu hastalıklara karşı tarama yaptırın

Risk altında olanlar; cinsel yolla bulaşan ve sık görülen bakteriyel enfeksiyon hastalığı olan chlamidya, bel soğukluğu (gonore), sifiliz ve HIV açısından önceden kontrol edilebilir. Rahim ağzından ve vajinal sekresyonlardan kültür veya PCR ile değerlendirme yapılabilir. Bakteriyel enfeksiyonlar hamilelik öncesinde mutlaka tedavi edilmelidir.

  1. Gerekirse aşı olun

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Harika Bodur Öztürk “Kan testlerinde yüksek kan şekeri veya tiroit fonksiyon bozukluğu olup olmadığına bakılmalıdır. Ayrıca eşlik eden kansızlık gibi sorunlar varsa önceden bunların tedavisi uygun olacaktır. Bazı enfeksiyonlara karşı bağışıklık durumunuzun kontrol edilmesi tavsiye edilecektir. Bunlardan kızamıkçık (Rubella) bağışıklığı özellikle önemlidir. Gerekli görülürse hamile kalmadan önce aşılanmanız tavsiye edilecektir. Hamilelik öncesinde tetanoz aşınız yoksa önceden aşılanmanızı da tavsiye ediyorum” diyor.

Menopozu ikinci bahara dönüştürün!

Menopozu ikinci bahara dönüştürün!

Kadınların hayatında önemli dönemeçlerden biri olan menopozu günümüzde sağlıklı ve rahat geçirmek hatta ikinci bahara dönüştürmek mümkün. Acıbadem Altunizade Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Harika Bodur Öztürk, bu süreçte ortaya çıkabilecek fiziksel ve ruhsal bazı sorunların başta düzenli egzersiz olmak üzere yaşam tarzında yapılacak birtakım düzenlemelerle daha rahat geçirilebileceğini söylüyor. Buna karşın menopozla birlikte tip-2 diyabet, kalp ve damar hastalıkları ve osteoporoz gibi kronik sağlık sorunlarının baş gösterebildiğine işaret eden Dr. Harika Bodur Öztürk, 18 Ekim Dünya Menopoz Günü öncesinde menopoz sürecini rahat geçirebilmek için dikkat edilmesi gerekenleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Tıp dilinde ‘kadınların adetten kesilmesi ve doğurganlığın bitmesi’ anlamına gelen menopoz, ani olabileceği gibi 5 ila 8 yılı bulan süreci de kapsayabiliyor. Ülkemizde kadınların ortalama 48 yaşında menopoza girdiğini belirten Acıbadem Altunizade Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Harika Bodur Öztürk, “Menopoz sürecinde kadınlardaki dönüşüm sırasında sıcak basmaları, çarpıntı, duygu durum değişikliği, anksiyete, uyku sorunları, hafıza sorunları, vajinal kuruluk ve libido azalması gibi östrojen hormonunun eksikliğine bağlı gelişen değişimler söz konusu olabilir. Yorgunluk, baş ağrıları, kas ağrısı, gece terlemeleri de görülebilir. Bu dönüşüm birçok kadının yaşam kalitesini maalesef geçiş döneminde olumsuz etkileyebilir. Ayrıca menopozla birlikte tip 2 diyabet, kalp ve damar hastalıkları ve osteoporoz gibi kronik sağlık sorunları da baş gösterebilir” diyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Dr. Harika Bodur Öztürk

İlk sinyallere dikkat!

Menopoz öncesinde bazı sinyaller sürecin başlamak üzere olduğuna işaret ediyor. İlk belirtilerin görüldüğü andan itibaren menopoza dek geçen sürece ‘premenopoz’ yani ‘menopoz öncesi dönem’ denildiğini belirten Dr. Harika Bodur Öztürk şöyle konuşuyor: “Premenopoz sürecinde ilk göstergelerden biri menstruel kanama düzensizliğidir. Bunlar sık kanama veya uzun aralıklarla kanama şeklinde olabilmektedir. Bazen de gecikmeler sonrasında 7-8 günden fazla uzun süren aktif kanama da karşımıza çıkabilir. Karşılanmamış östrojen hormonu etkisiyle olan düzensiz kanamalar uzun dönemde kadınlarda rahim kanseri için de risk faktörü olabilir. Bu nedenle uzun süren kanamalarda, kanamanın bitmesini beklemeden doktorunuza görünmeniz doğru olacaktır.”

Bilimsel araştırmalar neye işaret ediyor?

Hormon replasman tedavisinin (HRT) sentetik östrojen ve progesteron ile yapılabildiğini, ancak “Milyon Kadın Çalışması” ndaki HRT ile meme kanseri artışının bildirildiğini, bu nedenle alternatif tedavi seçeneklerinin araştırıldığını söyleyen Dr. Harika Bodur Öztürk “Yapılan bilimsel araştırmalar fiziksel aktivite ve egzersizin bu dönemde kritik rol oynadığını ortaya koyuyor. Egzersiz ile kısa dönemde stres azalır; kas, eklem ve kemik sağlığınız artar, daha iyi bir uyku sağlanmış olur. Uzun dönem etki olarak da kanser, kalp hastalığı riski, tip 2 diyabet riski, inme riski, obezite ve osteoporoz riskiniz azalır, bilişsel fonksiyonlar artar. 12 hafta boyunca, haftada 3 gün 1 saat süreyle aerobik egzersiz yapıldığında metabolik sendrom risk faktörlerinde belirgin azalma; açlık kan şekeri, trigliserit ve kolesterol düzeylerinde belirgin iyileşme kaydedilir. Kan basıncında düzelme söz konusudur. Yapılan çalışmalarda düzenli egzersiz yapanlarda sıcak basmaları yüzde 50 oranında azalabilir.” diyor. Pause Sağlık, Pause Dergi

Hekime danışmak şart!

Sıcak basmaları ve gece terlemeleri bu dönemdeki kadınların yüzde 80’ ini etkilerken, bu şikayetlerin 5 ila 7 yıl devam edebildiğini belirten Dr. Harika Bodur Öztürk, yapılan araştırmaların, hastaların HRT dışında alternatif tedavileri çoğu zaman doktoruna danışmadan kullandığını gösterdiğini söylüyor. Hekim bilgisi olmadan internetten ya da arkadaş çevresinin önerisiyle kulaktan dolma bilgilerle vitamin, mineral destekleri alınabildiğini belirten Dr. Harika Bodur Öztürk, hekim bilgisi dışında kullanılan takviye ürünlerin sağlığa fayda yerine zarar verebildiğini, bu nedenle mutlaka hekime danışılması gerektiğini söylüyor.

Bu önerilere dikkat!

Menopoz döneminde kilo alımının sıcak basmalarını artırdığını, ancak yüzde 10 oranında kilo kaybı ile bu sorunun azalabildiğini belirten Dr. Harika Bodur Öztürk; ideal kiloya ulaşmanın önemini vurguluyor. Gece oda ısısının düşürülmesinin, bu dönemde sıcak ve baharatlı gıdalar tüketilmemesinin ve alkol tüketiliyorsa mutlaka azaltılmasının tavsiye edildiğini vurgulayan Dr. Harika Bodur Öztürk “Menopozla birlikte kalsiyum alımına da dikkat edilmesi önerilir. Günlük kalsiyum ihtiyacı 1200 mg.dır. Ancak böbrek taşı veya böbrek hastalığı varsa kalsiyum tüketimine dikkat etmek gerekir.” diyor.

Kegel egzersizleri uygulayın

Yapılan bilimsel çalışmaların, menopoz dönemindeki kadınların yüzde 50’sinin azalmış hormonlar nedeniyle ağrılı ilişki, yanma, ağrılı idrar yapma ve ani idrar hissi gibi sorunlar yaşayabildiğini, bu ve benzeri gerekçelerle cinsel ilişkiden çekindiğini hatta kaçındığını gösterdiğini belirten Dr. Harika Bodur Öztürk şöyle konuşuyor: “Menopozla birlikte üreme organında atrofi dediğimiz durum ortaya çıkıyor. Cinsel ilişki sırasında vajinal elastikiyetin azalması nedeniyle kadında ağrı olabiliyor. Ağrı nedeniyle de cinsel yaşama ilgi de azalabiliyor. Hormon replasman tedavisi her ne kadar libidoyu artırmasa da vajinal lubrikasyonu artırarak kadınlara destek olabiliyor. Lokal vajinal östrojen tedavileri de seçenekler arasındadır. İlerleyen yaşla birlikte bağ dokusu desteğinin azalmasıyla pelvik organlarda sarkma sorunu da oluşabiliyor. Pelvik kasları çalıştıran Kegel egzersizi bu konuda destek verebilir. Sistemik ve lokal tedavilerle de bu sorunlar çözülebilir.”