Yazılar

Ateşini hızla düşürmeye çalışmayın!

Yüksek ateş, özellikle kreş başlangıcıyla birlikte çocuklarda sık görülen sorunlardan biri olarak karşımıza çıkıyor. Genellikle okulun ilk yıllarında, 2-3 haftada bir geçirilen viral enfeksiyonlar ateşle birlikte seyrettiğinde, ebeveynler için kaygılı bir sürece dönüşüyor. Normal vücut ısısı 36-37,8 derece arasında seyrederken, 38 derece üzerindeki değerler “ateş” olarak kabul ediliyor. Yüksek ateşte aileleri en çok endişelendiren durum ise ateş ölçerde gördükleri değerin 39-39,5 dereceye yükselmesi oluyor. Acıbadem Kartal Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İrem Bulut, ancak yüksek ateşin çocukların sağlığını belirleyen başlıca kriter olmadığına dikkat çekerek, “Ateşin yüksekliği değil, çocuğun genel hali önemlidir.  Ateşi yükselen çocuk keyifsiz olabilir; ancak ateşi düştüğünde keyfi yerine geliyor mu?, Sıvı alabiliyor mu?, Çevresiyle iletişimi devam ediyor mu? Ateşin yanı sıra kusma, ishal, solunum zorluğu ve kulak ağrısı gibi ek sorunlar var mı? Bizler için belirleyici olan aslında bunlardır” diyor.

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İrem Bulut, ateşin vücudun bağışıklık sistemini harekete geçiren mekanizmalardan biri olduğunu hatırlatarak, “Dolayısıyla, çocuklarda tamamen ateşsiz bir süreci hedeflemek yerine; ateşli dönemde konforu sağlayacak uygulamaları doğru şekilde yapmayı amaçlamalıyız. Çocukların ateşli enfeksiyon geçirmesini önleyemeyiz;  ancak ateşi nasıl yöneteceğimizi öğrenebiliriz” diye konuşuyor.  Çocukta genel halini bozan bir bulgu olmadığı sürece ateşin korkulması gereken bir durum  olmadığını ve ateş düşürücüyle takip edilebildiğini belirten Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İrem Bulut, “Bunun tersine, özellikle üç günden uzun süren ateşli enfeksiyonlarda ve üç ayın altındaki bebeklerde, diğer kriterlere bakılmaksızın hastaneye başvurulması önem taşıyor” uyarısında bulunuyor.

Dr. İrem Bulut

Dr. İrem Bulut

Havale riskini doğrudan belirlemiyor!

Ebeveynlerin yüksek ateş karşısında  kaygı duymalarının en önemli nedeni ise ateşli nöbetler, toplumda bilinen adıyla “havale” oluyor.  Dr. İrem Bulut, 6 ay ile 5 yaş arasındaki her çocukta ateşli nöbet riski bulunduğunu vurgulayarak, sözlerine şöyle devam ediyor: “Ancak çocukluk çağındaki ateşli nöbetler çoğunlukla kısa sürer ve kalıcı hasar bırakmaz. Üstelik, ateş düşürücü vermek dahil hiçbir uygulama nöbet riskini tamamen ortadan kaldırmaz. Çünkü, ateşli nöbet genellikle ateşin henüz yükselme evresinde, çoğu zaman fark edilmeden ortaya çıkar. Ateşin ne kadar yüksek olduğu da nöbet riskini doğrudan belirlemez. Önemli olan nöbeti engellemeye çalışmak değil, nöbet anında ne yapılacağını bilmek ve sakin kalmaktır.”

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İrem Bulut, çocuklarda gelişen yüksek ateşte ebeveynlerin en sık yaptıkları 7 hatayı anlattı; önemli önerilerde bulundu.

Hata: Uygun olmayan yöntemlerle ölçüm yapmak

Doğrusu: Çocuklarda yaş grubuna göre tercih edilen ateş ölçerler değişiklik gösterebiliyor. Dr. İrem Bulut, en güvenilir yöntemin dijital dereceyle koltuk altından ölçüm yapmak olduğunu söyleyerek, “Ancak, bu yöntemde ölçüm uzun sürdüğü için bebeklik çağında öncelikle alından veya kulaktan ölçüm yapan cihazlarla bakılabilir. Ateş yüksek çıkarsa koltuk altından kontrol edilmelidir. Uzaktan alın bölgesinden ölçüm yapan cihazları vücudun farklı yerlerinde kullanmak ise doğru değildir. Çünkü bu cihazlar karın, boyun, ense ve koltuk altı gibi bölgelerde kullanıldığında ateşi gerçek değerinden daha yüksek yansıtır” diyor.

Hata: Ateş yükselmesin diye ateş düşürücü vermek

Doğrusu: Aslında vücut hastalıkta kendi ısısını yükselterek virüs ve bakterileri öldürmeye çalışıyor. Dr. İrem Bulut, ateşin vücudun savunma sisteminin en önemli unsurlarından biri olduğuna işaret ederek, “Bu nedenle, ateşi engellemeye çalışmak çocuklara bir fayda sağlamadığı gibi hem takip sürecini zorlaştırır hem de ilaca bağlı toksik etkilere yol açabilir” diye konuşuyor.

Hata: Ateşini hızla düşürmeye çalışmak

Doğrusu: Vücut kendi ısısını yükseltme çabasındayken soğuk duş aldırarak çocuğun ateşini hızlı bir şekilde düşürmeye çalışmak ısının daha dirençli yükselmesine neden olabiliyor. Ancak, ateş düşürücü verdikten sonra etki etmesini beklerken ılık duş veya ılık uygulama yapılabilir.

Hata: Etki süresini beklemeden tekrar ilaç vermek

Doğrusu: Ağızdan verilen ateş düşürücü ilacın  mideden emilimi ve kana geçişi de dahil olmak üzere, etkisinin başlaması için 45 dakika – 1 saat arası beklenmesi gerekiyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İrem Bulut, “Tabloyu daha erken değerlendirip, ilacın etki etmediğini düşünmemeliyiz” diyor.

Hata: Gereksiz sıklıkta ateş düşürücü kullanmak

Doğrusu: Çocuklarda yüksek ateşte en sık yapılan hatalardan biri, gereksiz sıklıkta ateş düşürücü vermek oluyor. Dr. İrem Bulut, “Ateş düşürücü kullanımında amacımız ateş değerini normal aralığa getirmek değil; ateşli çocuğun konforunu arttırmak, huzursuzluğunu azaltmak ve ağızdan sıvı alımını sağlayabilecek iyilik halini sağlamaktır” diyor.  Dr. İrem Bulut, gereksiz sıklıkta başvurulan ilaçların çocukları ajite ettiğini, sürece uyumu zorlaştırdığını ve karaciğer ile böbreklerde yan etki riskini artırdığını vurguluyor.

Hata: Vücut ısısını 36 dereceye düşürmeye çalışmak

Doğrusu: Dr. İrem Bulut, “Ateş düşürücülerden beklentimiz, ateşin en yüksek değere göre 0,5-1 derece düşmesi ve çocuğun huzursuzluğunun azalmasıdır. Mutlaka 36 derece olması için tekrar ilaç vermek doz aşımına ve yan etkilere neden olabilir” uyarısında bulunuyor.

Hata: Dönüşümlü ateş düşürücü kullanmak

Doğrusu: Çocuklarda yüksek ateşin tedavisinde  parasetamol ve ibuprofen olmak üzere iki temel etken madde kullanılıyor. Bu iki ilacın dönüşümlü kullanılmasını önermediklerini vurgulayan Dr. İrem Bulut, “Dönüşümlü kullanım ilaçlara bağlı yan etkileri arttırır ve ateş kontrolünde ek bir fayda sağlamaz” bilgisini veriyor.

#ÇocukSağlığı #YüksekAteş #AteşTakibi #ÇocukHastalıkları #EbeveynBilgilendirme #SağlıkHaber #AteşYönetimi #ÇocuklardaAteş #DrİremBulut #AcıbademKartal #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Sıvı kaybı hayatını tehdit edebilir!

Sıvı kaybı hayatını tehdit edebilir!

Baharın gelmesiyle birlikte çocuklar parklarda ve bahçelerde gönüllerince oynamanın keyfini yaşamaya başladılar. Ancak dışarıda daha fazla zaman geçirmeleri sonucu el, ağız ve yüzey temaslarının artmasının yanı sıra sıcak ortamda yiyecek ve içeceklerde bulunan bakterilerin çoğalması ishale yol açarak sağlıklarını tehdit edebiliyor. Çoğu ishal tablosu hafif geçiyor ve bir hafta içinde bağırsak düzeni normale dönüyor. Ancak özellikle 5 yaşın altındaki çocuklarda ishale kusmanın eşlik ettiği ve su içmesinin sağlanamadığı durumlarda vücutta oluşan sıvı kaybı hayatı tehdit edebilecek ciddi tablolar oluşturabiliyor. Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İrem Bulut, bu nedenle ishalin en belirgin özelliklerinden biri iştahsızlık olsa da özellikle kusmanın da yaşandığı durumlarda vücutta sıvı kaybına daha fazla dikkat etmek gerektiğini belirterek, “İshal geliştiğinde yapılan en önemli hata, çocukların sıvı alımı yerine yemek yemelerine odaklanmaktır. Besin tüketimini arttırmaları için zorlanan çocukların kusma ve bulantı şikayetleri daha çok artmakta ve vücutta sıvı miktarının azalmasına neden olmaktadır. Dolayısıyla ishal oluştuğunda çocuklar yemek yemeleri için zorlanmamalı ve mutlaka azar azar, sık sık su tüketmeleri sağlanmalıdır” uyarısında bulunuyor.

Dr. İrem Bulut

Dr. İrem Bulut

Bahar ve yaz aylarında hızla artıyor!

Çocuklarda normale göre dışkılama sayısında artış ve kıvamının cıvık/sulu olması durumu ishal olarak tanımlanıyor. Çeşitli virüs, bakteri ve parazit enfeksiyonlarının yol açtığı ishal ani gelişen akut ishal ve uzun süreli devam eden kronik ishal olarak ikiye ayrılıyor. Akut ishal; genellikle bir enfeksiyöz etkenin besinler veya temas yoluyla bulaşması sonucu oluşuyor. En yaygın görülen, genellikle virüslerin sebep olduğu ve gastroenterit tablosu olarak adlandırılan bu durum ortalama 7-10 gün sürüyor. Kronik ishal ise 14 günden uzun sürüyor ve altta yatan enfeksiyon dışı nedenlerin de mutlaka araştırılması gerekiyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İrem Bulut, akut gastroenterit ishalin enfeksiyon etkenlerinin artış gösterdiği bahar ve yaz aylarında zirve yaptığına işaret ederek,  “Havuz ve deniz gibi ortak su kaynaklarının kullanılması, park ve bahçelerde daha fazla zaman geçirme sonucu el-ağız-yüzey temasının çocuklarda yoğunlaşması bu artışa katkıda bulunmaktadır. Ayrıca sıcak ortamda özellikle toplu tüketilen yiyecek-içeceklerde bakterilerin çoğalması da ishalin gelişimini kolaylaşmaktadır” diye konuşuyor.

En büyük risk vücutta sıvı kaybı!

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İrem Bulut, ishalde özellikle de akut döneminde en büyük riskin sıvı kaybı olduğu uyarısında bulunarak, “Vücutta sıvı kaybı oluştuğunda tedavide gecikilirse beyin-böbrek-karaciğer gibi hayati organların kanlanması bozulabilmektedir. Bunun sonucunda böbrek yetersizliği, dolaşım bozukluğu, hatta şok gibi hayati risk içeren tablolar oluşabilmektedir” diyor. Dr. İrem Bulut, vücutta sıvı kaybında çocukta görülen belirtileri ise şöyle özetliyor: “İdrar renginde koyulaşma, idrar sıklığının azalması, halsizlik ve uyku hali gibi sorunlar gelişmektedir. Bunların yanı sıra göz kürelerinin çökmesi,  cildin ve ağız içinin kuruması, ciltte alacalı görünüm ve soluklaşma, kalp atışlarında hızlanma ile gözyaşının azalması, sıvı kaybının dikkat çekici özelliklerini oluşturmaktadır.”

Acıbadem

Bu belirtiler varsa mutlaka doktora başvurun!

Dışkılama sayısında artış ishalin en temel belirtisini oluşturuyor. Dışkı sayısının günde 5-6 kereden fazla ve bol miktarda olduğu, kusmanın eşlik ettiği ya da çocuğun ağızdan su içmesinin sağlanamadığı durumlarda mutlaka hekime başvurmak gerektiğini  belirten Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İrem Bulut,  sözlerine şöyle devam ediyor:  “Ayrıca az sıvı tüketilmesi sonucu idrar rengi koyulaşabilir. Vücutta sıvı kaybı oluştuğunda çocuk halsiz ve uykuya meyilli, çevresiyle ilgisiz olur ve bu durumda acil olarak müdahale etmek gerekmektedir. Yine 6-8 saattir idrar çıkışı olmayan veya kanlı ishalin görüldüğü çocukların da hekim tarafından mutlaka değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır”

Tedavide sıvı desteği çok önemli!

Yeterli sıvı alımını sağlamak ve mevcut tablonun daha hızlı düzelmesine yardımcı olacak destek tedavileri uygulamak ishalin tedavisinde ana unsuru oluşturuyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İrem Bulut, bu amaçla probiyotik tedavisi ve çinko desteğinden yararlanıldığını belirterek, tedavi sürecini şöyle özetliyor: “Bunların dışında ishal diyeti yapmak ve yağlı/ çok şekerli besinlerden kaçınarak dışkı sayısının artmasını engellemek önemlidir. Genel durumu iyi olan ve ayakta tedavi edilebilecek olan çocuklarda eğer bulantı ve kusma varsa, bulantı gidericiler doktor kontrolünde yararlı olmaktadır.  Bu sayede sıvı alımı ve beslenme daha rahat sağlanmaktadır. Ancak bulantı ilaçları hekim önerisi olmadan ezbere kullanılmamalıdır, çünkü ilaçlara bağlı yan etkiler gelişebilir. Sıvı kaybı olan ve tedavilere rağmen beslenmesi sağlanamayan çocukların ise tablo düzelene kadar hastane şartlarında damar yolundan sıvı tedavisi desteğiyle izlenmeleri gerekebilir.”

İshal geliştiğinde 6 kritik kural!

  • El temizliğine özellikle dikkat edin
  • Ev içinde bulaşma ihtimalini azaltmak amacıyla tuvaleti ayırın
  • Bebeklik dönemindeyse bez atıklarını ayrı bir yerde muhafaza edin
  • Azar azar ve sık sık su tüketmesini sağlayın
  • Bebeklik dönemindeyse anne sütüne ağırlık verin
  • Yağlı ve aşırı şekerli besinler yememesine özen gösterin