Yazılar

Dikkat! Yedikleriniz beyninizi zehirleyebiliyor!

Dikkat! Yedikleriniz beyninizi zehirleyebiliyor!

Dikkat, dil, düşünme, problem çözme ve daha pek çok beyinsel işlev… Vücudumuzdaki tüm fonksiyonlarla etkileşen gizemli ve karmaşık bir organ olan beynin incelendiği çalışmalar, doğru beslenmenin beyin sağlığı üzerindeki etkilerini her geçen gün daha fazla ortaya koyuyor. Acıbadem Üniversitesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Acıbadem Taksim Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Seçkin “Bilimsel çalışmalarda, beyinde sinir dokularının iltihaplanması sonucunda Alzheimer hastalığına yatkınlığın arttığı gösterilmiştir. Bu iltihaplanmaya (kronik nöroenflamasyon) neden olan ana faktörlerden biri de yanlış beslenmedir” diyor. Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Seçkin, sağlıklı bir beyin için öne çıkan besinleri ve ‘sessiz katil’ olarak adlandırılan etkenleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Adeta büyük bir fabrika gibi çalışan ve vücudumuzdaki tüm fonksiyonları kontrol eden insan beyninin 80 milyardan fazla sinir hücresinden (nöron) oluştuğunu biliyor muydunuz? Ya her bir nöronun diğer nöronlarla iletişim kurmak için milimetreden küçük kablolara benzeyen çok sayıda uzantılarının (aksonlar ve dendritler) olduğunu? Henüz gün yüzüne çıkarılamamış sayısız özelliği olan bu karmaşık ve gizemli organa yönelik bilim insanlarının çalışmaları hızla devam ederken, Acıbadem Üniversitesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Acıbadem Taksim Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Seçkin “Bu kadar karmaşık bir biyolojik yapının iyi çalışması için gerekli olan yapıtaşları bir-iki besinden sağlanamayacağı gibi, her bireyin ihtiyaç duyduğu beslenme şekli ve gıda takviyeleri de yaş, cinsiyet, aile öyküsü, hastalıklar hatta mesleği de göz önünde bulundurularak belirlenmelidir. Beyin sağlığı için doğru beslenme alışkanlığını düzenli egzersiz ve iyi bir uyku düzeni ile de desteklemedikçe yararı sınırlı olacaktır” diyor.

Acıbadem Üniversitesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Acıbadem Taksim Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Seçkin

Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Seçkin

Gluten Alzheimer hastalığını tetikleyebiliyor!

Ülkemizde son yıllarda Alzheimer hastalarının sayısı artarken, bu artışın bir nedeninin de sağlıklı beslenme alışkanlıklarından uzaklaşılıp endüstriyel olan işlenmiş ürünlere yönelimin ve tarım ürünlerinde pestisit (böcek ilacı) kullanımının artması olduğunu belirten Dr. Mustafa Seçkin “Son yıllarda yapılan çalışmalar; beyinde sinir dokularının iltihaplanması (kronik nöroenflamasyon) sonucu Alzheimer hastalığına yatkınlığın arttığını, bunun ana nedenlerinden birinin de yanlış beslenme olduğunu, buğday, çavdar, yulaf gibi tahıllarda bulunan ‘gluten’ adı verilen bir proteinin kronik nörolojik enflamasyonda rol aldığını göstermiştir. Gluten özellikle genetiği değiştirilmiş buğday ile üretilmiş ve rafine edilmiş unlarda daha yoğun miktarda bulunurken, buğdayın anavatanı olan Anadolu’da üretilen Siyez, Karakılçık, Kavılca gibi buğday türlerinde daha düşük miktarda bulunmaktadır. Çölyak tanısı olmasa dahi bireylerin diyetlerinde gluten kısıtlamasına gitmeleri ve mümkünse ata tohumdan üretilmiş ve rafine edilmemiş unları tüketmeleri önerilmektedir” diyor.

Şeker, un, tuz üçlüsünden kaçının!

“Üç beyaz” olarak adlandırılan rafine edilmiş tuz, şeker ve un tüketiminin de Alzheimer hastalığı açısından riski artıran gıdalar olarak kabul edildiğini belirten Dr. Mustafa Seçkin “Beslenme yalnızca beynimize ve vücudumuza ‘yakıt’ sağlamak için yapılmamalı. Tıpkı kışın fosil yakıtları ile ısıtılan evlerde, sobadaki yanma işleminin “yan ürünlerini” içeren dumanların hava kirliliği oluşturarak bizleri zehirlemesi gibi bedenimize sunduğumuz kötü yiyeceklerin de bizleri doyurup “ısıtsalar” dahi ortaya çıkan yan ürünler aracılığı ile bedenimiz ve beynimiz için birer zehire dönüşebileceklerini unutmamak gerekir” uyarısında bulunuyor.

Bu yağlara ve işlenmiş ürünlere dikkat!

Yapılan çalışmaların; palm yağı, işlenmiş süt ürünleri ve kırmızı ette bulunan yağlar, hazır atıştırmalıklar ve kızartmalarda bulunan trans yağların oldukça zararlı olduğunu ortaya koyduğunu söyleyen Dr. Mustafa Seçkin; mısır yağı, ayçiçek yağı ve kanola yağı gibi linoleik asit içeren yağların da yüksek ısıda pişirildiğinde hücre hasarına neden olabildiğini vurguluyor. Dr. Mustafa Seçkin “Bu moleküller ‘Silent Killer’ yani ‘Sessiz Katil’ olarak da adlandırılmışlardır. Ayrıca, kızarmış ürünler, hazır gıdalar, patates cipsleri, hazır kekler, şekerli-kakaolu kremalar gibi pek çok üründe bu zararlı yağlar yoğun miktarda kullanılmaktadır” diyor. Alzheimer hastalarının beyinlerinin sağlıklı bireylere göre daha “asidik” yapıda olduğunu belirten Dr. Mustafa Seçkin, vücudun pH dengesini asidite lehine bozacak kırmızı et, doğal olmayan yemlerle beslenmiş çiftlik balığı, tahıl, alkol, gazlı ve şekerli içecekler ve enerji içeceklerinden de kaçınılması gerektiğini söylüyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Beyin dostu besinler

Soğuk sıkım sızma zeytinyağı başta olmak üzere, deniz ürünleri, badem, fındık, ceviz, çiya tohumu, avokado ve semiz otu gibi omega-3 içeren besinlerin ise tam tersine Alzheimer hastalığı üzerindeki iyileştirici etkileri olduğuna ve unutkanlığı azalttığının kanıtlandığına dikkat çeken Nöroloji Uzmanı Dr. Mustafa Seçkin şöyle konuşuyor: “Mevsim sebze ve meyveleri, olta balığı, karnabahar, brokoli, lahana, sarımsak, soğan, zencefil, limon gibi ürünlerin özellikle tüketilmesi önerilmektedir. Sinir hücrelerinin fonksiyonlarını yerine getirebilmeleri için E ve D vitaminlerini ve B vitamin kompleksini içeren besinler günlük diyete dahil edilmeli, hekim önerisiyle gerektiğinde dışarıdan takviye olarak alınmalıdır.”

Kırmızı şarap efsanesi yanlış!

Toplumda ‘kırmızın şarabın Alzheimer hastalığına olumlu etkileri olduğu’ yönündeki düşüncenin ise yanlış olduğunu belirteren Dr. Mustafa Seçkin “Yapılan biyokimyasal çalışmalar; kırmızı şarapta bulunan resveratrol adlı maddenin antioksidan özelliklerinin olduğunu ancak insan vücudunda antioksidan etkilerin oluşabilmesi için günde 500 ila 2000 miligram resveratrol tüketilmesi gerektiğini göstermektedir. Bir kadeh kırmızı şarapta bir miligramın bile altında resveratrol bulunduğunu düşünürsek Alzheimer hastalığından koruyacak kadar antioksidan etki yaratacak dozlara çıkabilmek için günde 50-100 şişe şarap içilmesi gerekir ki böyle bir tüketim mümkün değildir. Dolayısı ile kırmızı şarabın düzenli olarak tüketilmesinin Alzheimer hastalığına karşı bilimsel olarak kanıtlanmış bir faydası yoktur” diyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Mustafa Seçkin diyet planlaması yapılırken kişiye özel düzenlemelerin olması gerektiğini, tek bir diyet tipinin herkes için yararlı olamayacağı gibi, bulunulan coğrafyaya özgü yararlı besinlerin diyetisyenler ve gerekirse klinisyenler gözetiminde diyete eklenebileceğini söylüyor.

Beyinde o proteinler çoğalıyorsa… Dikkat!

Beyinde o proteinler çoğalıyorsa… Dikkat!

“Ah yine unuttum!” dediğinizde hemen ardından ‘Alzheimer mı oluyorum?’ sorusu aklınıza geliyorsa, hemen ‘evet’ yanıtını vermeyin. Alzheimer hastalığı unutkanlıkla ilişkili olsa da, pek çok farklı belirti var… Giderek her şeyi unutma, hastadan çok sevdiklerini hüzünlendiriyor elbette! Bir annenin çocuğunu tanımaması, hatıralarının asla aklına gelmemesi, bizi biz yapan geçmişin silinmesi duygusal olarak yıkıcı bir durum. Yalnızca Türkiye’de 600 bin hasta olduğunu bilmek, üstelik hastaların aileleri de düşünüldüğünde, karşımıza bu hastalıktan etkilenen milyonları geçen sayılar çıkıyor. Üstelik tam tedavisi olmadığı için umutlar giderek azalıyor. Ama bilim, bu durumu hastaların lehine çevirmek için büyük bir çaba sarf ediyor ve umut veren yeni gelişmeler oluyor! Alzheimer hastalarının beyninde asetilkolin adı verilen ve sinir hücreleri arasında iletişimi sağlayan bir kimyasal maddenin azaldığına dikkat çeken Acıbadem Taksim Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Seçkin, “Hastalığın özellikle erken döneminde beyindeki asetilkolin düzeyini artırmaya yardımcı olan ilaçların kullanımı ile semptomatik bir iyileşme sağlanabiliyor. Hatta semptomatik iyileşmenin ötesinde, hastalığın ilerlemesini yavaşlatmayı vadeden yeni bir ilaç kısa bir süre önce ABD Gıda ve İlaç Dairesi’nden (FDA) onay aldı. Bu ve benzeri ilaçlar belirli aşamalardan sonra kullanıma girebilecek” diyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Seçkin

Bu belirtilere dikkat!

Alzheimer hastalığı günümüzde sık rastlanan ve bu nedenle toplum tarafından bilinen bir hastalık. Dünyada giderek daha fazla yaşlı birey olması, bu hastalığın görülme oranını da artıyor. Sinsice ilerleyen hastalıkta, unutkanlık en önemli belirtilerinden biri ama bu unutkanlığın, günlük hayatı olumsuz etkileyecek şekilde olması gerekiyor. Ayrıca planlama ve hesaplamada zorlanma, zamanı ve mekanı karıştırma, görüntüleri algılamada güçlük çekme, konuşma ve anlamada zayıflığı da beraberinde getiriyor.

Bilişsel bozuklukla kendini belli ediyor

Türkiye Alzheimer Derneği verileri, ülkemizde 600 binin üzerinde Alzheimer hastası olduğunu gösteriyor. 60 yaşın üzerinde her beş kişiden birinde hastalığın öncüsü olarak kabul edilen hafif bilişsel bozukluk belirtilerinin görüldüğüne de dikkat çeken Nöroloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Seçkin, “Gerekli önlemler alınmazsa beş yıllık takipte bu hafif bilişsel bozukluk Alzheimer hastalığına dönüşebiliyor” diye uyarıyor.

65 yaş üstüne yıllık bilişsel muayene

Alzheimer hastalığının biyolojik bulgularının tanıdan neredeyse 20 yıl önce ortaya çıkmaya başladığına dikkat çeken Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Seçkin, “Amerikan Nöroloji Akademisi, 65 yaş üstü bireylerin yıllık kognitif muayenelerinin yapılmasını öneriyor. Bu muayeneler ile hastalardaki bellek, dikkat, yürütücü işlevler, dil ve görsel-mekansal işlevler gibi bilişsel yetilerindeki bozulmanın klinik ölçümleri yapılabiliyor” diye anlatıyor. Beyin fonksiyonları için hayati öneme sahip bazı vitamin, hormon ile mineral düzeylerini ölçen testlerin de düzenli yaptırılması ve incelenmesi Alzheimer hastalığının ilerleyişinin yavaşlatılması için gerekli.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Beyinde o proteinler saptanırsa…

Alzheimer hastalığının kesin tanısı nasıl konuyor? Alzheimer’da beyindeki asetilkolin adı verilen ve sinir hücreleri arasında iletişimi sağlayan bir kimyasal maddenin azaldığı biliniyor. Hastalığa neden olan anormal yapıdaki amiloid ve tau proteinleri, biyokimyasal ve görüntüleme yöntemleri ile saptanabiliyor. Hastaların belinden sıvı alınarak yapılan beyin-omurilik-sıvısı incelemesi ile anormal yapıdaki bu proteinler görülebiliyor. Ama belinden sıvı örneği almanın yanı sıra, yeni nesil bir görüntüleme yöntemi olan pozitron emisyon tomografisi (PET) ile de beyinde biriken amiloid görüntülenip saptanabiliyor.

Yeni ilaçlar üzerinde çalışılıyor

İlerleyici bir hasara yol açtığı için Alzheimer hastalığının tedavisi büyük önem taşısa da halen tam tedavi sağlayacak bir ilaç bulunmuyor. “Elimizdeki ilaçlar hastalığın seyrini değiştirmekten çok mevcut belirtilerin düzeltilmesine yardımcı oluyor” diyen Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Seçkin, hali hazırda devam eden bazı klinik araştırmalarda Alzheimer hastalığının oluşumunu önlemeyi ve ilerlemesini yavaşlatmayı amaçlayan yeni nesil ilaçlar üzerinde çalışıldığını belirtiyor. Kısa bir süre önce ABD Gıda ve İlaç Dairesi’nden (FDA) onay alan bir ilacın yaygın kullanıma girmesi bekleniyor. Ancak ilaçlar, kesin tanı konmuş Alzheimer hastalarında kullanılacak.

Erken tanının yanı sıra…

Erken tanı, yeni nesil ilaçların doğru hastada kullanılmasının yanı sıra uyku bozukluğu, yanlış beslenme, hareketsiz yaşam, depresyon, kaygı bozukluğu gibi sinirsel hasar sürecini hızlandıran nedenlerin düzeltilmesinde de önem taşıyor. Alzheimer hastalığı tedavisinde egzersiz terapilerinin de önemli bir yeri olduğuna işaret eden Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Seçkin, “Yapılan çalışmalar fiziksel egzersizin beyinde tamir sürecini hızlandıran nörotrofik faktörlerin artışına neden olduğunu, beynin yaşlanma hızını azalttığını ve Alzheimer hastalığında da patolojik süreci yavaşlattığını gösteriyor” diye bilgi veriyor.

Alzheimer hastalığında beyinde asetilkolin adı verilen ve sinir hücreleri arasında iletişimi sağlayan bir kimyasal maddenin azaldığını belirten Dr. Öğretim üyesi Mustafa Seçkin, “Hastalığın özellikle erken döneminde beyindeki asetilkolin düzeyini artırmaya yardımcı olan ilaçların kullanımı ile semptomatik bir iyileşme sağlanabiliyor. Ayrıca gerektiğinde melatonin kullanımı ile uyku kalitesinin yükseltilmesi beyinden anormal yapıdaki amiloidin doğal yollarla temizlenip uzaklaştırılmasına yardımcı oluyor” diyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

İşinizi bitirmekte zorluk çekiyorsanız, dikkat!

Alzheimer hastalığı kişiye özel belirtiler gösteriyor. Bu nedenle bellek seviyesinde düşüş hisseden kişilerin doktora başvurmalarını öneren Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Seçkin, şunları söylüyor: “Evden çıkarken anahtarı ya da telefonu unutmak, herkesin başına gelebilir. Ancak bunlar sıklaşmaya başladıysa, eskiden daha hızlı tamamladığımız bir işi bitirmemiz uzuyorsa, faturaları takip etmekte güçlük çekiyorsak, bu belirtiler ihmal edilmemeli. Ayrıca yaşlılıkla birlikte artan depresyon, kaygı bozukluğu gibi duygudurum bozuklukları, dürtü bozukluğu, delüzyonel düşünce, görsel-işitsel varsanılar, davranış ve kişilik değişiklikleri gibi psikiyatrik belirtilerin de önemli bir bölümünün altında Alzheimer hastalığı ve benzeri nörodejeneratif süreçlerin yattığı unutulmamalı.”