Yazılar

Dünya Mülteci Günü’nde mültecilerin durumu

Dünya Mülteci Günü’nde mültecilerin durumu

Ipsos’un Küresel Araştırma’sına göre savaş ve zulüm nedeniyle ülkelerini terk edip sığınma talebinde bulunanlara hak veriliyor fakat pratikte ülkelerine daha fazla mülteci kabul edilmesi konusuna onay verenlerin oranı çok az.

Dünya Mülteci Gününe özel Ipsos tarafından küresel bir araştırma gerçekleştirildi. Buna göre mültecilere karşı tutumlarda kamuoyunda karışık bir resim çiziliyor. Araştırmanın yapıldığı ülkelerde kişilerin savaş ve zulüm nedeniyle sığınma talebi haklarının olması konusunda yüksek oranda destek görülüyor. Öte yandan pratikte ise insanların ülkelerine daha fazla mülteci kabul edilmesi konusunda o kadar da istekli olmadıkları belirtiliyor. Sığınma talebinde bulunanların gerçekten sığınmacı olup olmadığı konusunda da geniş çaplı bir şüphe de küresel kamuoyunda görülüyor.

Araştırmanın yapıldığı Türkiye dahil 28 ülkenin hiç birisinin çoğunluğu Covid-19 pandemisinin akabinde ülkelerine kabul edilen sığınmacı sayısının artırılmasını desteklemiyor.  Aynı şekilde dünya çapında mültecilere dönük olarak daha fazla devlet harcaması ayrılması konusuna destek az.

28 ülkede 74 yaş altı 19 bini aşkın kişiyle online olarak gerçekleştirilen araştırmadan çıkan sonuçlar şöyle;

 Savaş ve zulüm nedeniyle insanların, kendi ülkeleri de dahil olmak üzere diğer ülkelere sığınma haklarının olması konusuna küresel kamuoyunda güçlü bir destek bulunuyor.

  • Araştırmanın yapıldığı tüm ülkelerde çoğunluk ve ortalamada %70’lik bir kesim savaş ve zulüm nedeniyle sığınma talebi prensibinde uzlaşıyor. Bu konuda en çok hemfikir olan ülkeler Arjantin (%79) ve İtalya (%79) ve en az hem fikir olan ülke ise Güney Kore (%51).

Bu dönemde ülkelerinin mülteci kabul edip etmemesi konusunda kamuoyu ikiye ayrılmış durumda.

  • Ortalamada araştırmaya katılanların yarısı ülkelerinin sınırlarını mültecilere kapatması gerektiği konusuna katılıyor öte yandan her on kişiden dördü buna katılmıyor (%43). Mültecilere sınırların kapatılması gerektiğine en çok katılan ülkelerin başında Malezya (%82), Türkiye (%75) ve Hindistan (%69) geliyor. Polonya (%34), Japonya (%38), ABD (%41) ve Arjantin (%41) ise sınırları kapatma politikasına en az destek veren ülkeler olarak görülüyor.
  • Covid-19 pandemisi öncesine kıyasla daha fazla veya daha az mülteci kabul edilmesi veya aynı kalması konusundaki görüşlerde de bir ayrım görülüyor. Küresel ortalamada sadece %14’lük bir kesim ülkelerin daha fazla mülteci kabul etmesi konusunda hem fikirken %33’lük bir kesim pandemi öncesiyle aynı oranda kalması gerektiğini düşünüyor. Öte yandan %42’lik bir kesim ülkelerinin mülteci kabul etmeye Covid-19 pandemisi öncesine kıyasla daha az açık olması gerektiğini belirtiyor.
  • Hindistan, Polonya ve Suudi Arabistan ülkelerinin mültecileri kabul etmeye daha açık olmaları gerektiğini belirten ülkelerin başında geliyor. Bunun tersine, araştırmaya Türkiye, Malezya ve Kolombiya’dan katılan kişiler ülkelerinin mültecileri kabul etmeye daha az açık olmaları gerektiğini belirtiyor.

Küresel kamuoyu ülke hükümetlerinin mültecileri desteklemek için harcamalarını artırmaları konusunda isteksiz

  • Covid-19 pandemisi direkt olarak sorulduğunda, araştırmaya 28 ülkeden katılan bireylerin ortalamada %37’si, pandemi nedeniyle hükümetlerinin mültecileri desteklemek üzere yaptığı harcamaları azaltması gerektiğini düşünüyor. Benzer oran (%36) ise pandemi öncesindeki aynı miktarı korumaları gerektiğini belirtiyor. Küresel olarak her yedi bireyden sadece biri (%14) ülkelerinin mültecileri desteklemek üzere yaptığı harcamaları artırması gerektiğini düşünüyor.
  • Araştırmaya Hindistan (%27) ve Suudi Arabistan’dan (%27) katılan bireyler harcamaların artırılması gerektiğini en çok düşünen ülkeler olarak görülüyor. Öte yandan araştırmaya Türkiye (%60) ve Kolombiya (%54)’dan katılan bireyler ise harcamaların azaltılması gerektiğini en çok belirtiyor.

Ülkelerine gelen mültecilerin gerçekten mülteci olup olmadığı konusunda geniş çapta bir şüphe bulunuyor. Aynı şekilde mültecilerin toplumlarına başarılı şekilde entegre olabileceği konusunda da küresel kamuoyu ikiye ayrılmış durumda

  • Küresel ortalamada Her 10 kişiden altısı (%62) ülkelerine mülteci olarak gelen yabancıların çoğunun gerçek mülteci olmadığını ve ülkelerine ekonomik nedenlerden ötürü veya ülkelerinin sunduğu refah servislerinden yararlanmak için geldiklerini düşünüyor. Ülkelerin hemen hemen yarısı veya daha fazlası durumun bu şekilde olduğunu belirtiyor. Ülkelerine sığ ınan kişilerle ilgili en çok süpheci olan ülkeler Türkiye (%81), Malezya (%76) ve Rusya (%75) ve en az şüpheci ülke ise ABD (%49).
  • Küresel olarak %47’lik bir kesim mültecilerin yeni toplumlarına başarılı bir şekilde entegre olacağını düşünüyor diğer yandan %44’lük bir kesim buna katılmıyor.

Suudi Arabistan (%76), Hindistan (%68) ve Arjantin (%60) mülteci entegrasyonu konusunda en pozitif tutumlara sahip ülkelerken Güney Kore (%29), Fransa (%25) ve Japonya (%23) ise mültecilerin ülkelerine başarılı bir şekilde entegre olacağına en az inanan ülkelerIpsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik Araştırma ile ilgili paylaştığı değerlendirmede; “Göç insanlık tarihinin en eski olgularından biri. Tarih boyunca kıtlık, savaşlar ve ekonomik gerekçeler gibi nedenler ile sürekli olarak göçler oldu, olmaya da devam ediyor. Son 10 yıl Arap Baharı ve Suriye savaşlarının ardından çok büyük göç dalgalarına sahne oldu. Bu dalgalar sadece bölge ülkelerini etkilemedi, çok uzaklara kadar, İskandinavya’ya kadar vurdu.  Bunun yanı sıra özellikle refah seviyesi yüksek ülkelere doğru ekonomik göç sürekli olarak devam etti. Gerek bizim yaptığımız gerekse başka kuruluşlar tarafından yapılan araştırmalar gelecek 10 yıl içinde demografi değişiminin yaşayacağımız en köklü etkilerden biri olacağını gösteriyor, göç de demografiyi değiştiren etkilerden biri.

Meşhur bir cümle var; “hepimiz potansiyel mülteciyiz”. Bu cümle genelde göç konusu tartışılırken bu olguya daha olumlu, kabul eden bir gözle bakılması gerektiğini savunanlar tarafından kullanılıyor, buna itiraz eden sayısı da pek fazla olmuyor. Kavramsal değerlendirmelerde gösterilen bu anlayışlı tavır, mesele işin ve aşın paylaşımı ihtimaline gelip dayanınca değişiyor. Örneğin insanlığın geride kalan 1.5 yıllık salgın döneminde henüz pek paylaşımcı olduğunu söyleyemeyiz. Salgının ortaya koyduğu acı gerçeklerden biri de işler global ölçekte gerçekten kötüye gittiğinde Birleşmiş Milletler, Dünya Sağlık Örgütü gibi ülkeler üstü organizasyonların kifayetsiz kaldığı ve her ülkenin kendi göbeğini kendisinin kestiği. Her ülkenin kaynaklarını dünya ölçeğinde topyekûn bir mücadele yerine öncelikle kendi vatandaşları için kullandığını gördük. Bu tutum dezenfeksiyon sıvılarından aşılara kadar her türlü kritik malzeme için geçerli oldu. Dezavantajlı, ekonomik güçlük içindeki ülkelerin aşıya ne zaman erişecekleri hala soru işareti.

Dünya Mülteci Günü çerçevesinde gerçekleştirdiğimiz küresel araştırma da bu çelişkiyi göz önüne serdi. Soru kavramsal boyutta olduğunda 28 ülkeden katılan 19510 katılımcının %70’i ülkelerin kapılarını savaş ve zulümden kaçan insanlara açması gerektiğini belirtiyor. Buraya kadar gerçekten güzel bir tablo var. Ancak soru doğrudan “şu günlerde sınırlarımızı mültecilere tamamen kapatalım mı” şeklinde sorulduğunda her iki kişiden biri evet sınırlarımızı kapatalım diyor. Son yıllarda büyük göç almış Türkiye’de ise bu oran her on kişiden yediye kadar yükseliyor. Salgın öncesi ile kıyaslamalı olarak sorulduğunda ülkem mülteci kabul etme konusunda aynı şekilde davranmaya devam etsin ya da daha fazla kabul edici olsun diyenlerin oranı yaklaşık %50, geri kalan kısım daha az kabul edici olmalıyız diyorlar. Mültecilerin gerçekten savaştan ve zulümden kaçtıklarına dair inanç zayıf, 28 ülke toplamında her on kişiden altısı buna inanmıyor, Türkiye’de bu oran %80’i aşıyor.

Yani evet savaştan ve zulümden kaçanları ülkemize kabul edelim ama şimdi değil, şu aralar müsait değiliz !!!…” Dedi.