Yazılar

Lazerle Böbrek Taşı Tedavisinde RIRS Yöntemi

 

Egepol Hastaneleri Üroloji Uzmanı Op. Dr. Ömür Çerçi, lazer ile böbrek taşı ameliyatının (RIRS) uygun hastalarda başarılı sonuçlar verdiğini söyledi.

Böbrek taşlarının ağrı, idrarda kanama, enfeksiyon ve idrar akışında tıkanma gibi sorunlara yol açabilen önemli bir ürolojik rahatsızlık olduğunu belirten Çerçi, erken evrede konulan tanının tedaviyi olumlu etkilediğine dikkat çekti.

Modern ve minimal invaziv bir yöntem olan, kesi gerektirmeyen RIRS yöntemi hakkında bilgi veren Op. Dr. Ömür Çerçi, “Böbrek taşı tedavisinde taşın büyüklüğü, konumu ve hastanın genel sağlık durumu değerlendirilerek uygun tedavi yöntemi belirlenir. Lazer ile endoskopik böbrek taşı ameliyatında ise idrar kanalından girilerek ince ve esnek bir endoskop yardımıyla böbreğe ulaşılır. İşlem sırasında ciltte cerrahi kesi oluşturulmaz. Taş doğrudan görüntülenir ve lazer enerjisiyle küçük parçalara ayrılır. Parçalanan taşlar ya alınır ya kendi kendine atılabilecek boyuta getirilir” diye konuştu.

BİR ÇOK AVANTAJ SAĞLIYOR

RIRS yönteminin hastaya bir çok avantaj sağladığının altını çizen Çerçi, sözlerine şöyle devam etti: “Bu yöntemin en önemli avantajları kesi olmaması, daha az ağrı, düşük kanama riski ve hızlı iyileşme sürecidir. Hastalar genellikle kısa sürede günlük yaşamlarına dönebilir. RIRS özellikle uygun boyut ve yerleşimdeki böbrek taşlarında etkili ve güvenli bir seçenektir. Ancak her hastada tedavi planı taşın boyutu, yeri ve hastanın genel durumu ve değerlendirilerek belirlenir. Şunu unutmamak gerekir ki; böbrek taşlarında erken tanı ve doğru tedavi oldukça önemlidir”

Op. Dr. Ömür Çerçi

Op. Dr. Ömür Çerçi

 

 

 

#BöbrekTaşı #LazerTedavi #RIRS #Üroloji #SağlıkHaberi #Egepol #Minimalİnvaziv #Hızlıİyileşme #ErkenTanı #Sağlık #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

 

Fonksiyonel beslenme ile yeni yıla hafif başlangıç

Egepol Hastaneleri Uzman Diyetisyeni Cansu Kahraman, yılbaşında asıl amacın vücudu yormayan, bağışıklığı destekleyen ve sindirimi zorlamayan bir sofra kurmanın önemli olduğunu söyledi.

Zengin yılbaşı sofralarının yüksek kalori açısından risk oluşturduğunu belirten Kahraman,  fonksiyonel beslenme yaklaşımına göre “ne yediğimiz” kadar, “vücudumuzun bu yiyeceklere nasıl yanıt verdiğine de dikkat edilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Uzman Diyetisyen Cansu Kahraman

Uzman Diyetisyen Cansu Kahraman

GÜNE HAFİF BAŞLAYIN

Uzman Diyetisyen Cansu Kahraman, yılbaşı akşamında genellikle planlanandan daha fazla yemek tüketildiği için günün ilk öğünlerini hafif tutmanın faydalı olduğunu vurguladı.

Kahraman, kahvaltıda yumurta, peynir, tam tahıllı ekmek, pancar, yeşillik, tercih edilmesini ve hamur işinden uzak durulması gerektiğini söyledi.

Cansu Kahraman, şu bilgileri verdi:Uzun süren yılbaşı gecelerinde en sık yapılan hatalardan biri, basit karbonhidrat ağırlıklı beslenmektir. Beyaz unlu ürünler ve şekerli tatlılar kan şekerinde ani dalgalanmalara yol açar. Bunun yerine; protein, sağlıklı yağ ve lif içeren tabaklar tokluk süresini uzatır ve gece boyunca enerji düşüşlerini engeller. Hindi, balık, kırmızı et zeytinyağlı sebzeler ve bol yeşillik bu dengenin temelini oluşturur. Fonksiyonel beslenmede bağırsağın rolü büyüktür. Alkol, ağır soslar ve fazla şeker, bağırsak florasını olumsuz etkileyerek şişkinlik ve gaz şikayetlerini artırır. Sofrada yoğurt, kefir, fermente sebzeler ve sarımsak, soğan gibi prebiyotik kaynaklara yer vermek sindirim sistemini destekler”

ALKOLÜN MİKTARI KADAR, ZAMANLAMASI DA ÖNEMLİ

Alkolün türünden çok, ne kadar ve ne ile birlikte tüketildiğinin de önemli olduğuna dikkat çeken Cansu Kahraman sözlerine şöyle devam etti: “Aç karnına alınan alkol, kan şekeri düşüşüne ve ertesi gün halsizliğe yol açar. Her kadeh alkol alımı arasında su içmek, yanında protein ve lif tüketmek vücudun yükünü azaltır. Tatlı yılbaşının vazgeçilmezi olabilir; ancak şerbetli ve yoğun şekerli seçenekler yerine, bitter çikolata, hurma, meyve bazlı veya sütlü tatlılar tercih edilebilir. Tarçın ve kakao gibi kan şekerini dengeleyici baharatlar bu noktada önemli destekçilerdir. Yılbaşı sonrası aç kalmak veya “detoks” adı altında tek tip beslenmek yerine; bol su, sebze ağırlıklı tabaklar ve hafif yürüyüşlerle vücudu dengeye almak çok daha etkilidir. Fonksiyonel beslenme, kısa süreli çözümlerden değil, sürdürülebilir alışkanlıklardan yanadır. Yeni yıl dileklerimiz sağlıklı, dengeli ve iyi hissettiğimiz bir bedenle başlar. Sofrada yasaklar değil; bilinçli tercihler olmalıdır”

#YılbaşıSofrası #FonksiyonelBeslenme #SağlıklıYaşam #BağışıklıkGücü #EgepolHastaneleri #DiyetisyenÖnerisi #PauseDergi