Yazılar

Kasık bölgenizdeki şişkinliğin sebebi fıtık olabilir

Kasık bölgenizdeki şişkinliğin sebebi fıtık olabilir

Kasığınızdaki ağrı ya da şişlik sonucunda doktora gittiğinizde nur topu gibi bir kasık fıtığı ile mi karşılaştınız? Aklınıza hemen kötü senaryoları getirmeyin. Karnın içine küçük kesiler yapılarak ve iç yapıları görmek için ince bir tüp ile kamera yerleştirilerek yapılan laparoskopik cerrahi yöntemi ile yeniden eskisi gibi olan yaşam konforunuza ulaşabilirsiniz. Fıtık boyutu gibi bireysel faktörlerin tedavi seçimini etkileyebileceğini söyleyen Liv Hospital Genel Cerrahi Uzmanı; kasık fıtığının belirtilerini, tedavi seçeneklerini, kasık fıtığı onarımı için neden laparoskopik cerrahinin tercih edilmesi gerektiğini ve iyileşme sürecinin nasıl olacağını anlattı.

 

Prof. Dr. Emre Sivrikoz

Prof. Dr. Emre Sivrikoz

Kasık fıtığı nedir?

Kasık fıtığı, genellikle karın içi yağlı dokular veya bağırsağın bir kısmının karın kaslarında zayıf bir noktadan dışarı doğru çıkmasıyla ortaya çıkar ve kasık bölgesinde belirgin bir şişlik veya şişkinlik oluşturur.

Kasık fıtığı belirtileri nelerdir?

  • Kasık bölgesinde görünür bir şişlik,
  • Özellikle ağır nesneleri kaldırırken rahatsızlık veya ağrı,
  • Karın bölgesinde ağırlık veya basınç hissi ile birlikte
  • Yürüyüş ve hareket ederken bacak iç kısmına yayılan bir ağrı görülebilir.

Kasık fıtığı için tedavi seçenekleri nelerdir?

  • Gözlem,
  • Yaşam tarzı değişiklikleri (ağır kaldırmaktan kaçınma gibi),
  • Destekleyici giysiler (örneğin, fıtık kemerleri) ve
  • Cerrahi onarım sayılabilir.

Günümüzde kasık fıtığının altın standart tedavisi, cerrahi tekniklerle onarımdır. Özellikle sentetik yamaların kullanıma girmesini takiben gerilimsiz fıtık tamiri ameliyatları hem tedavi başarısını artırmış hem de ameliyat sonrası ağrı sıklığını belirgin ölçüde azaltmıştır.

Laparoskopik cerrahi nedir?

Laparoskopik cerrahi, minimal invaziv veya kapalı cerrahi olarak da bilinir ve karın içine küçük kesiler yapılması ve fıtık onarımı için özel aletlerin kullanılmasıyla gerçekleştirilir. Geleneksel açık cerrahiye göre birçok avantaj sunar.

Kasık fıtığı onarımı için laparoskopik cerrahi tercih edilmesinin nedeni nedir?

Laparoskopik cerrahi, daha az doku travması, azalan postoperatif ağrı ve hızlı iyileşme gibi minimal invaziv bir yaklaşım sunar. Çalışmalar, laparoskopik onarım ile enfeksiyon ve kronik ağrı gibi komplikasyonların düşük oranlarda görüldüğünü göstermektedir.

Liv Hospital

Kasık fıtığı onarımı için laparoskopik cerrahinin faydaları nelerdir?

  • Daha hızlı iyileşme,
  • Kısa hastane yatışları,
  • Ameliyat sonrası ağrılarda azalma,
  • Daha iyi kozmetik sonuçlar (daha küçük kesilerden dolayı) ve
  • Fıtık nüks riskinin azalması.

Kasık fıtığı onarımı için laparoskopik cerrahi nasıl gerçekleştirilir?
Laparoskopik cerrahi sırasında, karın içine küçük kesiler yapılır ve iç yapıları görmek için ince bir tüp ile kamera (laparoskop) yerleştirilir. Ardından, özel aletler kullanılarak fıtık onarımı gerçekleştirilir.

Kasık fıtığı için laparoskopik cerrahiye uygun aday kimlerdir?

Kasık fıtığı hastalarının çoğu laparoskopik cerrahi için uygun aday olabilir, ancak genel sağlık durumu ve fıtık boyutu gibi bireysel faktörler tedavi seçimini etkileyebilir. Her vakada en uygun yaklaşımı belirlemek için nitelikli bir cerrahla görüşmek önemlidir.

Kasık fıtığı için laparoskopik cerrahiden sonra iyileşme süreci nasıldır?

  • Laparoskopik cerrahiden sonra iyileşme genellikle açık cerrahiye göre daha hızlıdır.
  • Hastalar genellikle daha az ağrı yaşar,
  • Hastane yatış süreleri kısalır ve
  • Normal aktivitelere daha hızlı dönüş olur.
  • Optimal iyileşme için cerrahınızın ameliyat sonrası talimatlarını takip etmek önemli.

Bel fıtıklarında erken iyileşme mümkün

Bel fıtıklarında erken iyileşme mümkün

Bel ağrıları günümüzde sıklıkla gündeme gelen ve her yaş grubunu yakından ilgilendiren bir sağlık sorunu olarak ortaya çıkmaktadır. Bu ağrıların nedeni doğuştan gelen yapısal farklılıklar olabildiği gibi, travmalar veya aşırı zorlama gibi durumlar da olabiliyor. Bel fıtıkları, bel kayması ve omurga kanalında daralma gibi hastalıklarda bazı durumlarda tedavi için ameliyat gerekebiliyor. Son dönemlerde geliştirilen endoskopik cerrahi teknikler bel ameliyatlarında olduğu gibi çoğu omurga ameliyatlarında da hastaların hızla sağlığına kavuşmasına olanak sağlıyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Omurga Merkezi’nden Doç. Dr. Salim Şentürk, Memorial Bahçelievler Hastanesi’nde düzenlenen “Endoskopik Lomber Cerrahi Teknikler” konulu toplantıda özellikle bel ağrılarının nedenleri ve güncel tedavi yaklaşımları hakkında önemli bilgiler verdi.

Doç. Dr. Salim Şentürk

Endoskopik lomber cerrahi teknikler hızla yaygınlaşıyor

Başkanlığını Omurga Merkezi’nden Prof. Dr. Onur Yaman ve Doç. Dr. Salim Şentürk’ün yaptığı toplantı ülkemizin önde gelen beyin ve sinir cerrahisi uzmanlarını buluşturdu. Toplantıda canlı vaka eşliğinde endoskopik lomber cerrahinin incelikleri masaya yatırıldı. Doç. Dr. Salim Şentürk minimal invaziv omurga cerrahisinin son yıllarda oldukça öne çıktığını belirterek şu açıklamaları yaptı;

“Minimal invaziv omurga cerrahisi; dünyada olduğu gibi ülkemizde de popülerliği artan, gittikçe hekimlerin daha çok ilgi duyduğu bir cerrahi saha haline geldi. Aynı zamanda hastalar da bu cerrahi teknikler ile ameliyat olmak istiyor. Fakat omurga cerrahisinde uygulanan minimal invaziv yani küçük kesi yöntemler özel eğitimler gerektiren cerrahi tekniklerdir. Biz de tecrübelerimizi, hastanemizde uyguladığımız canlı cerrahilerle meslektaşlarımıza aktardık ve her yönüyle bu teknikleri konuştuk. 2024 yılında da toplantılarımız devam edecek.“

Memorial Bahçelievler Hastanesi

Uzun süren bel ağrılarının nedeni bel fıtığı veya bel kayması olabilir

Bel ve bacak ağrılarının nedeni çoğunlukla yanlış duruş pozisyonu, ani zorlama veya kas zayıflığı gibi mekanik nedenler olabilmektedir. Bu ağrılar medikal tedavi ve istirahat ile kendiliğinden iyileşebildiği gibi uzun süren bel ağrılarının altında bel fıtığı veya bel kayması gibi rahatsızlıklar görülebilmektedir. Böyle durumlarda ise şikayetlerin geçmemesi durumunda cerrahi tedavi alternatifleri uygulanmaktadır. Bel ve bacak ağrılarının sebebi değerlendirilmekte, kalıcı tedavisinde cerrahinin yeri göz ardı edilmemektedir.

Günübirlik bu yöntemle hastalar hızla iyileşiyor

Bel bölgesinde görülen hastalıkların cerrahi tedavisinde geçmişten günümüze kadar birçok yöntem kullanılmıştır. Cerrahi yöntemlerde; açık cerrahi, mikrocerrahi gibi alternatiflerin yanı sıra güncel yöntemlerden birisi de endoskopik cerrahidir. Endoskopik cerrahinin diğer cerrahi yöntemlerden farkı ise bel bölgesinde sadece 7 milimetrelik bir kesi olması ve tüm işlemin bu kesi içinden yapılabilmesidir. Açılan kesinin içerisine bir kamera yerleştirilmekte ve 4.1 milimetrelik bir boşluktan tüm cerrahi müdahale tamamlanabilmektedir. Hem hastaya hem de hekime konfor sağlayan bu yöntem ile hastalarda kas ve kemik kaybı oluşmaması, işlem sırasında hasar riskinin en aza indirilmesi sayesinde hızlı iyileşme ve aynı gün taburculuk gibi ayrıcalıklar sunulmaktadır.

Her bel ağrısı, bel fıtığı değil!

Her bel ağrısı, bel fıtığı değil!

Son yıllarda giderek yaygınlaşan hareketsiz yaşam, fazla kilo, bilgisayar karşısında geçirilen uzun saatler ve masa başında yanlış oturma pozisyonu derken, bel ağrısı çekenlerin sayısı hızla artıyor. Ülkemizde bel ağrısı şikayeti nedeniyle hekime başvurma oranı baş ağrısından sonra ikinci, cerrahi olarak tedavi edilme açısından üçüncü sırada yer alıyor. Her bel ağrısının bel fıtığı anlamına gelmediğini belirten Acıbadem Fulya Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı, Spor Hekimi Prof. Dr. Tolga Aydoğ “Yapılan çalışmalar, bel ve boyunda saptanan her fıtıklaşmanın bel-boyun ağrısı yapmadığını, dolayısıyla MR’da saptanan her fıtığın tedavi gerektirmediğini ortaya koymuştur. Buna karşın tedavi gerektiren bel fıtığında, uygulanan çeşitli yöntemlerle yüzde 90-95 oranında cerrahiye gerek kalmadan başarı sağlanabilmektedir. Kişilerin bazı yanlış davranışları ve alışkanlıkları da bel fıtığı riskini artırdığı gibi, tedaviyi de olumsuz etkileyebilmektedir” diyor. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı, Spor Hekimi Prof. Dr. Tolga Aydoğ, bel fıtığında en sık yapılan yanlışları anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Acıbadem Fulya Hastanesi

Prof. Dr. Tolga Aydoğ

Yatak istirahatine rağmen oturmak!

Bel fıtığı hastalarında en çok gözlemlenen yanlışlardan biri; doktorun yatak istirahati vermesine rağmen, oturmaya devam etmek oluyor. Oysa oturmak, yatak istirahatinin yerini tutmuyor. Prof. Dr. Tolga Aydoğ “Oturan bir kişide disk üzerine düşen basınç oturma ve özellikle oturup yanlara eğilme sonucu ciddi bir şekilde artar. Bu nedenle hastaya verilen istirahat süresince kişi oturarak istirahat etmek yerine yatarak istirahat etmelidir. Oturmak istediği zamanlarda da bel boşluğunu destekleyen bir yastıkla bunu yapmalıdır” diyor.

Kilo vermeye özen göstermemek

Fazla kilonun bel ağrısını artırdığı gibi, ağrının oluşumuna da neden olabildiğini vurgulayan Prof. Dr. Tolga Aydoğ, buna karşın fazla kilolarından kurtulmak için yeterli özen gösterilmemesinin de en sık yapılan hatalar arasında olduğunu söylüyor. Bel ağrısı olan hastanın aktivite düzeyindeki azalışa bağlı olarak kilo alımının hızlanabileceğini belirten Prof. Dr. Tolga Aydoğ, bu nedenle istirahatin ve kontrollü hareketin önemli olduğu ilk günlerde gerekirse diyetisyen desteği alınmasının önemli olduğunu vurguluyor.

‘Çivi çiviyi söker’ diyerek zorlayıcı egzersizler/sporlar yapmak

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı, Spor Hekimi Prof. Dr. Tolga Aydoğ öne çıkan yanlışlardan birini şöyle açıklıyor: “Bel fıtığının tedavisinde egzersiz çok önemli yer tutar. Bu bağlamda bel ve kalça etrafı kısa kasların uzatılması, zayıf kasların kuvvetlendirilmesi, genel kondisyonun artırılmasına özen gösterilmelidir. Ancak zorlayıcı hareketlerden uzak durulmalıdır çünkü zorlayıcı hareketler kaslarda daha büyük kuvvet artışı yapabilse de bunlar disk üzerine düşen basıncı artırıp sorunun daha da artmasına neden olabilir. O yüzden kişinin fiziksel durumuna göre iyi planlanmış bir egzersiz planı yapmak çok önemlidir.”

Hiç kalkmadan uzun süre yatmak

Akut gelişen bel fıtığının tedavisinde disk üzerine düşen basıncı azaltmada yatak istirahati şüphesiz çok önemli bir yer tutuyor ancak dikkat! Hiç kalkmadan çok uzun süre yatmak kaslarda kuvvetsizliğe, eklemlerde hareket kısıtlılığına yol açıyor. Prof. Dr. Tolga Aydoğ bundan dolayı yatak istirahatinin bir haftayı geçmemesi gerektiğini söylüyor.

Sigara içmeye devam etmek

Sigaranın genel vücut sağlığı için kanıtlanmış zararları, bel fıtığında da kendini gösteriyor. Sigara içmenin disk kanlanmasını bozarak bel fıtığı riskini artırabildiğini ve tedaviyi olumsuz etkileyebildiğini belirten Prof. Dr. Tolga Aydoğ, sigaranın yol açtığı öksürük nedeniyle de bel fıtığına zemin hazırlayabildiğine dikkat çekiyor.

Acıbadem Fulya Hastanesi

Sert yatak yerine yerde yatmak

Sert yataklarda yatmak bel fıtığı tedavisinde halen kabul görse de bu, sert zemine/yere yatılması anlamına gelmiyor. Yere yatıp- kalkma sırasında belin istenmeyen zorlayıcı pozisyonlara gelebilmesinden dolayı yere yatmaktan kaçınmak gerektiğini belirten Prof. Dr. Tolga Aydoğ “Yerde değil, normal yükseklikte sert yatağı tavsiye ediyoruz. Günümüzde vücut şeklini alan ‘visko’ yataklar geliştirilmeden önce bel fıtığında hastaların sert yataklarda yatması gerektiği görüşü genel kabul görüyordu. ‘Visko’ yataklar çıktıktan sonra artık ille de sert yataklar değil, hastanın rahat ettiği yatağın doğru olduğu genel kabul görmektedir. Akut gelişen bel ağrısında ilk tercih sert yataklar olsa da kronik dönemde rahat edilen yatak doğru yataktır, diye düşünmekteyiz” diyor.

Uzman olmayanlara başvurmak

Prof. Dr. Tolga Aydoğ, bel ağrısı çekenlerin ve MR’ında bel fıtığı saptananların en sık yaptığı yanlışlardan birinin de kulaktan dolma bilgiler ve önerilerle hareket etmeleri olduğunu belirterek “Çevredekilerin ‘aynı sorun bende de vardı veya bir yakınım şu kişiye gitti belini çektirdi, iki büklüm gitmişti sapasağlam ayrıldı” gibi sözleriyle doktora değil işin uzmanı olmayan kişilere yönelinmesi sonucu kalıcı sakatlıklar ortaya çıkabiliyor” uyarısında bulunuyor.

“Bel fıtığı ameliyatı oldum, bir daha tekrarlamaz” diye düşünmek

Bel fıtığı ameliyatı sonrası günlük yaşamda bazı kurallara dikkat edilmediğinde fıtık sorunu aynı seviyeden veya başka bir seviyeden tekrarlayabiliyor. Bu nedenle kişinin bel fıtığı nedeniyle ameliyat olsa da omurgasını korumak için genel kurallara uyması ve egzersizlerle omurga etrafında yeterli esneklik ve kuvvete ulaşmaya, genel kondisyonunu artırmaya özen göstermesi gerekiyor.

Bel açısından doğru ergonomik hareketleri öğrenmemek

Ağır kaldırma ve zorlayıcı fiziksel hareketler yapma hem bel ağrısını hem de bel fıtığı riskini artırıyor. Prof. Dr. Tolga Aydoğ günlük yaşamda bilinçsizce yapılabilen bazı hareketlerin bel fıtığına davetiye çıkarabileceğini belirterek şu önerilerde bulunuyor;

  • Yerden bir şey almak için belden eğilmek yerine dizlerinizi bükün.
  • Market/pazar alışverişi poşetlerini tek elde değil, iki ele eşit dağıtarak taşıyın.
  • Otururken bel boşluğunu destekleyici yastıkla doldurun.
  • Bar koltuğu gibi çok yüksek yerlere veya yere oturmaktan kaçının.
  • Baş üzeri bir şeyi rafa/dolaba yerleştirirken uzanmak yerine basamak kullanın.
  • Uzun süreli oturarak çalışıyorsanız en geç her saat başı kalkıp dolaşın. Zira; her saat başı kısa süreli dolaşma; bel omurlarının, bel çevresi bağ ve kasların ayrıca disklerin sağlığı açısından çok önemli.

Ameliyatı tek çare olarak görmek

Bel fıtığında ameliyatın son çare olması gerektiğini belirten Prof. Dr. Tolga Aydoğ, ameliyat gerektiren durumları; ‘bacaklarda kuvvet kaybı, idrar ve gaitayı tutamama ve yapılan her tür tedaviye rağmen bel ağrılarının devam etmesi’ olarak sıralıyor. Ameliyat öncesi uygulanan yöntemlerle yüzde 90-95 oranında başarı sağlanabildiğini belirten Prof. Dr. Tolga Aydoğ şöyle konuşuyor: “Bel fıtığı; çok uzun süre olmayan istirahat, ağrı kesici, kas gevşetici ve steroid olmayan antiinflamatuar (bazen steroid) ilaçlar, egzersiz, görüntüleme destekli bele yapılan enjeksiyonlar (transforaminal / epidural enjeksiyonlar), bel korseleri, elle tedavi (manüpilasyon/kayropraksi) sıcak uygulama ve fizik tedavi gibi yöntemlerde yüzde 90-95 oranında tedavi edilebilir. Bel fıtığı hastasında genelde tek bir tedavi seçerek uygulamak yerine bütüncül yaklaşıp, birçok tedaviyi birlikte uygulamak çok daha doğru bir tedavi tarzıdır.”

Her bel ağrısı fıtık değil!

Her bel ağrısı fıtık değil!

“Birden belim tutuldu, kalakaldım”, “Sabah yataktan kalkamıyorum, sağa sola dönerken belim kopuyor”, “Ayağıma kadar inen bir ağrı var, sanki oyuyorlar”, “Biraz ayakta kalınca kalçama bir ağrı giriyor, bacağım uyuşuyor”… Bu ve benzeri yakınmalardan şikayet edenlerin yani ‘bel ağrısı çekenlerin’ sayısı her geçen gün artıyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Algoloji (Ağrı Tedavisi) Uzmanı Prof. Dr. Alp Yentür “Toplumumuzda çok yaygın olan, her gün karşılaştığımız bel ağrısı şikayetlerinin hepsi farklı nedenlerden kaynaklanıyor. Bu nedenle tedavileri de farklı oluyor. Omurgaya binen yük ağrıları artırırken, hele bir de kişinin fazla kilosu varsa bu durumda bel ağrısı çekmek çok daha kaçınılmaz hal alıyor. Ağrı tedavisi (Algoloji) kliniklerine başvuran hastaların çok önemli bir kısmını bel ağrısı hastaları oluşturuyor” diyor. Her bel ağrısının bel fıtığı anlamına gelmediği gibi, her fıtıkta da ameliyat gerekmediğini vurgulayan Prof. Dr. Alp Yentür, bel ağrısı tedavisinde etkili yöntemleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Günümüzde en yaygın şikayetler arasında yer alan bel ağrıları özellikle pandemi sürecinde hızla yaygınlaştı. Artık sadece yetişkinlerde değil, çocuklarda da sık görülen bel ağrılarında; hareketsiz yaşam tarzı, düzenli egzersiz yapmamak, bilgisayar karşısında uzun süreli duruş bozuklukları ve fazla kilo gibi bir çok etkenin rol oynadığını belirten Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Algoloji (Ağrı Tedavisi) Uzmanı Prof. Dr. Alp Yentür sözlerine şöyle devam yor: “Bel ağrısı nedeni olarak; bel omurgalarında kireçlenme, dar kanal, omurgalar arasında bulunan disklerin şeklinin bozulup dejenere olması, kalça ekleminin kireçlenmesi, iltihaplanması, bel kayması, omurga etrafındaki kasların sertleşmesi, spazma giren kalça kasının siyatik siniri sıkıştırması, olası bir tümör ile bel fıtığı ve bel ameliyatı sonrasında ağrının rahatlamaması hatta bazen daha da artması gibi bir çok neden sayılabilir.” Bu nedenle ağrıya yol açan nedeni doğru saptanarak, ona uygun şekilde  uygun tedaviye en kısa sürede başlamak gerekir.”

Pause Dergi

Prof. Dr. Alp Yentür

Bel fıtıklarının yüzde 95’inde ameliyat gerekmez!

Bel ağrısı şikayetleri içinde bel fıtığı en az sıklıkla görülenlerden birisi olmasına karşılık hastaların önemli bir kısmı, şikayetini “bende bel fıtığı var” şeklinde tanımlıyor. Bir kişiye bel fıtığı tanısı koyabilmek için MR görüntüsünün yanında mutlaka hastanın şikayetlerinin ve muayene bulgularının da bununla uyumlu olması gerektiğini belirten Prof. Dr. Alp Yentür, gerçek bel fıtıklarının da yüzde 95’den fazlasının ameliyat gerektirmeyen tablolar olduğunu, dolayısıyla bel fıtığında ameliyatın ilk seçenek olmaması gerektiğini söylüyor.

Bel ağrısı mı? Bel fıtığı mı?!

Algoloji Uzmanı Prof. Dr. Alp Yentürk bel ağrısı şikayetleri arasında en sık görülenin kas spazmına bağlı ağrıların oluşturduğunu, bel ağrılarının çoğunun nedeninin yaşa göre farklılık gösterdiğini belirterek şöyle konuşuyor: “Örneğin bel fıtığı daha genç yaşlarda görülürken, kireçlenme ve dar kanal ağrıları ileri yaşlarda karşımıza çıkar. Yani ileri yaşta bir kişinin bel ağrısının fıtık nedeni ile olma ihtimali çok azdır. Yine önemli bir özellik, bel ağrısına neden olan bozuklukların hemen hepsinde ağrı şikayeti bel ve kalça bölgesinde hissedilirken, bel fıtığı ağrısı belden çok, fıtık olan tarafta bacağa yayılan ağrıya neden olur. Hatta fıtığın ilerlemiş olduğu hastalarda ağrının yanında ayak parmaklarına kadar gelen uyuşukluk, iğnelenme, karıncalanma ve kaslarda kuvvet kaybı görülebilir.”

Pause Dergi

Tedavi yöntemleri 5 temel başlıkta toplanıyor!

Bel ağrısına yol açan pek çok etken bulunduğundan, tedavi seçenekleri de ağrı şikayetine yol açan nedene göre değişiyor. Klasik olarak bel ağrısı tedavisi seçeneklerinin 5 temel başlık altında toplandığını söyleyen Prof. Dr. Alp Yentür bunları; istirahat etmek, ilaç tedavisi, fizik tedavi, girişimsel ağrı tedavisi ve ameliyat olarak sıralıyor. Ancak; fazla kilo, sedanter (hareketsiz) yaşam tarzı ve zayıf karın/ bel kaslarının bu şikayetlere davetiye çıkartan en önemli etkenler olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Alp Yentür sözlerine şöyle devam ediyor: “Bizim –Algolojinin- hasta yelpazemizde ilk üç uygulamadan fayda görmeyen hasta grubu yer almaktadır. Yani bunlar istirahat, ilaç ve fizik tedaviden fayda görmemiş ama ameliyat olması da gerekmeyen veya ameliyat olmayı istemeyen hastalardır. Algolojinin tedavi yöntemleri genellikle girişimsel yöntemler denilen, çoğu çeşitli iğneler ile skopi veya ultrason eşliğinde tam olarak problemin olduğu noktaya yapılan, son derece etkili tedavilerdir. Bunun dışında omurilik pilleri, kateterler, yine özel cihazlar kullanılarak yapılan radyo dalgası (RF- radyo frekans) uygulamaları gibi yöntemler de seçenekler arasında sayılabilir.”

Dikkat! Bu şikayetler varsa!

Algoloji (Ağrı Tedavisi) Uzmanı Prof. Dr. Alp Yentür ameliyat gereken durumları ise şöyle anlatıyor: “Bacağından ayağına kadar inen ağrısı olan bel fıtığı hastası eğer ayak parmaklarının ucunda veya topuğu üzerinde yürüyemiyorsa, idrar veya gaitasını tutamıyorsa veya idrar yapamıyorsa, erkeklerde ereksiyon problemi oluyorsa, bu şartlarda hemen ameliyat olması gerekir. Bunun dışında, tüm tedavilere rağmen ağrı kesilemiyorsa bu şartlarda hastanın isteğine bağlı olarak ameliyat yapılabilir. Burada isteğe bağlı dememin nedeni tablonun aciliyet göstermemesi, ameliyat olunmazsa kısa sürede kalıcı bir nörolojik hasarın gelişmesinin beklenmemesidir. Yine dar kanal ve bel kayması şikayetleri de ileri dönemlerde ameliyat olmadan rahatlamanın beklenmediği diğer tablolardır.”

Bel fıtığı artık gençlerin de sorunu!

Bel fıtığı artık gençlerin de sorunu!

Bel ağrıları toplumumuzda her 10 kişiden 8’inin hayatında en az bir kez yaşadığı ciddi sağlık sorunları arasında yer alıyor. Her ağrı ‘fıtık’ anlamına gelmiyor, ancak bel ağrılarının sık nedenlerinden biri, omurlar arasındaki disklerde fıtıklaşma oluyor. Yaşam kalitesini oldukça düşürebilen bel fıtığı genellikle 30-50 yaş aralığında görülse de, günümüzde gelişen teknoloji nedeniyle daha durağan bir yaşam sürülmesi ve obezite sorununun giderek yaygınlaşması, bu hastalığın artık 20’li yaşlardaki gençlerin de sorunu haline gelmesine neden oluyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Murat Hamit Aytar, bel fıtığında erken tanı ile tedavinin çok önemli olduğuna dikkat çekerek, “Ancak toplumda doğru sanılan bazı hatalı bilgiler ve bu doğrultuda hareket edilmesi zaman kaybına neden oluyor, bunun sonucunda tedaviden etkin sonuç alınmasını önleyebiliyor. Daha kötüsü kas gücünde azalma, ilerleyen zamanda ise felç gibi ciddi sorunlara bile neden olabiliyor. Dolayısıyla bel fıtığıyla  ilgili doğru bilgi sahibi olmak ve bu doğrultuda korunma yöntemlerini uygulamak, fıtık sorunu başlamışsa gerekli tedavi planı için hekime ulaşmak büyük önem taşıyor” diyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Murat Hamit Aytar, bel fıtığı hakkında toplumda doğru sanılan 9 hatalı bilgiyi anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.

Pause Dergi

Dr. Murat Hamit Aytar

Yerde yatmak bel ağrısına iyi gelir. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Toplumdaki yaygın inanışın aksine, belimizi korumak, destek almak ve dinlendirmek için yerde yatmak doğru değil. Dr. Öğretim Üyesi Murat Hamit Aytar, “Omurganın hafif şeklini alan ama çökmeyen orta sertlikteki yataklar, yani tam ortopedik veya yoğun içerikli visco grubu yataklar en ideal yatak olarak görülüyor” diyerek şöyle devam ediyor: “Çok sert veya çok yumuşak yataklar uygun olmayıp, yerde yatmak kötü bir tecrübedir. Sizi belde tutukluk ve daha çok ağrı ile kalkar hale getirecektir.”

Sürekli korse-kuşak takmak bele faydalıdır. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Sert veya yumuşak korsenin akut ağrıların olduğu erken dönemde, 1-2 hafta gibi kısa süreyle kullanımı fayda sağlıyor. “Korse beli destekliyor, ters hareketlerden kısmen de olsa koruyor, sıcak tutuyor, soruna karşı farkındalık da yaratıyor” bilgisini veren Dr. Öğretim Üyesi Murat Hamit Aytar, ancak uzun süre düzenli kullanımın merkez bölge kaslarında tembelliğe ve güçten düşüşe yol açarak asıl istenen amacın tam tersine etki yapacağı uyarısında bulunuyor.

Bel fıtığının tek tedavisi ameliyattır. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Toplumdaki yaygın inanışın aksine, tedavi planlamasında ilk seçenek konservatif, yani ameliyat dışı tedaviler oluyor. Sorunlu disk konservatif tedavi yöntemleriyle tamamen eski sağlıklı haline dönmese de hasta bu tedavilerle ömür boyu ağrısız bir yaşam sürebiliyor. İstirahat, korse, ilaç tedavisi ile başlanıp gereğinde fizik tedavi programları, bele lokal enjeksiyon tedavileri de uygulanıyor. Bel fıtığı sorunlarının yüzde 90’ında konservatif tedaviden oldukça başarılı sonuçlar alındığını belirten Dr. Öğretim Üyesi Murat Hamit Aytar, ”Ameliyat diğer tedavilerden fayda görmeyen ve artan şikayetleri olan hastaların son ama en etkin tedavi seçeneği olmakla birlikte çok şiddetli, tedaviye cevap vermeyen ve bacaklara yayılan ağrılar, nörolojik muayenede kayıplar ile idrar tutamama veya kaçırma gibi durumlarda ise ilk tedavi seçeneği haline geliyor” diye konuşuyor.

Ameliyat dışı yöntemler fıtığı kalıcı olarak iyileştirir. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Bel kemikleri arasındaki disklerde, eklemlerde ve kemik yüzeylerinde oluşan yıpranmalar uzun zamana yayılabilen ciddi süreçler olup, tamamen eski hallerine dönmüyorlar. Dr. Öğretim Üyesi Murat Hamit Aytar, “İstirahat, ilaç ve korse gibi ameliyat dışındaki tedavilerle bu bölgeler daha iyi, yük kaldırır, sorun yaratmaz ve şikâyete neden olmaz hale geliyorlar. Özellikle sinir dokulara olan basılar azalıyor veya kayboluyor, bu sayede ciddi rahatlama sağlanıyor” bilgisini veren Dr. Öğretim Üyesi Murat Hamit Aytar, “Ancak ameliyat sorun yaratan dokuları ortadan net olarak kaldıran yöntem iken konservatif tedaviler ılımlı, kısmi fayda ile kesin çözüm sunmayıp omurganın iyileşmesine katkı sağlıyorlar” diyor.

Sülük, hacamat, kupa çekme gibi yöntemler etkili tedavi yöntemleridir. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Sülük, hacamat ve kupa çekme gibi yöntemler ciddi bir tedavi seçeneği olmayıp belin kendi kendini iyileştirme mekanizmalarına kısmen hizmet eden, bir nevi basit konservatif teknikler arasında yer alıyor. Dr. Öğretim Üyesi Murat Hamit Aytar, “Bel fıtığı deriden çok derinde, birçok anatomik koruyucu yapıyla örtülü ve omurlar arasındaki disklerde gelişiyor. Dolayısıyla bu tür cilt ve cilt atını etkileyebilecek yöntemlerin o derinliğe ulaşıp tedavi sağlaması beklenmemelidir” diyor.

Ameliyat bel fıtığını kalıcı olarak iyileştirir. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Yine yaygın inanışın aksine ameliyat bel fıtığını kalıcı olarak iyileştirmiyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Murat Hamit Aytar,  ameliyatın en etkili, en hızlı ve faydanın en net sağlandığı tedavi yöntemi olsa da bel fıtığında kalıcı iyileşme sağlamadığına işaret ederek,  “Ameliyat yırtılmış, patlamış ve sinir dokuları ezip bası yaratan disk parçalarının ortadan kalkmasına, sinirleri daraltan kanal yapılarının genişletilerek rahatlatılmasına net fayda sağlıyor. Ancak dejenere bozuk disk eklem yapı yine yerinde kalıyor ve bu nedenle koruma, kilo kontrolü, egzersiz gerekirse fizik tedavi – rehabilitasyon yöntemleri kalıcı, uzun dönem fayda için elzemdir. Dolayısıyla ameliyat fıtık sorunuyla mücadelede ilk raundu bize hızla kazandırıyor ama net kalıcı fayda için tüm koruma ve tedavilerin de yapılması büyük önem taşıyor” diye konuşuyor.

Pause Dergi

 Bel fıtığı ameliyat sonrası hep nüks eder. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Bel fıtığı ameliyatlarında başarı oranı yüzde 90’lar gibi çok yüksek oranda görülüyor. Tekrarlama ihtimali ise ameliyatın yeterliliğine (örneğin; bel kayması da var ise sadece fıtık temizlemekle ilgili ameliyat yeterli olmayabiliyor), omurga yapısına ve disk, eklem, bağ ile kas dokularının yeterliliğine ve kişinin kendini koruma kapasitesine göre değişmekle birlikte, bu risk yüzde 5-10 gibi düşük bir oranda seyrediyor. Dr. Öğretim Üyesi Murat Hamit Aytar, “Tabi ki doğru hastada doğru seçilmiş ameliyat yöntemi çok önemlidir. Mikroskop eşliğinde yapılan mikrodiskektomi ameliyatı ya da endoskopik diskektomi, yani kapalı kamera sistemiyle girilerek gerçekleştirilen ameliyatlarda işlemler çok küçük bir alanda gerçekleştiriliyor. Dolayısıyla eklem, kemik, kas dokuları ve disk kapsülü gibi sağlıklı yapılarda minimum hasar oluşturup, güvenle uygulanıyor” diyor. Dr. Öğretim Üyesi Murat Hamit Aytar, belimize yapılan ameliyat ne kadar minimal invaziv, bir başka deyişle sağlıklı dokulara en az zarar verecek, en kontrollü yöntem ise toparlama ve iyileşme süresinin de o kadar kısa sürede gerçekleşeceğini belirterek, “Hastaların fazla kiloları varsa bu yükten kurtulmaları ve zamanı geldiğinde uygun egzersizlerle güçlü bir omurga sağlamaları bel fıtığı nüksünü minimum seviyelere indiriyor, hatta hastaların büyük çoğunluğunda hiç tekrarlamıyor” diyor.

 Bel fıtığı genetiktir. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Bel fıtığı genetik bir hastalık değildir. Ancak omurganızın yapısı, disk kalitesi, eklem yapılarınızın gücü, bağ doku çatınız ve vücut kitle indeksiniz genetik olabilir. “Bunlar bele ait sorunları kolaylaştıran faktörler olarak genetik yatkınlık nedeni olabilirler” diyen Dr. Öğretim Üyesi Murat Hamit Aytar, sözlerine şöyle devam ediyor: “Bel fıtığı sorunu ise multifaktöriyeldir, yani genetik ve sonradan çevresel birçok etkenden neden alır. Ailenizde bel ile omurga sorunları sık görülüyorsa bu daha dikkatli olmanız ve koruma önerilere uymanızın daha da önemli olduğu anlamına gelir.”

Bel fıtığı ameliyatları cinsel fonksiyon kaybı yapar. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Sanılanın aksine ameliyat değil, asıl omurilik kanalına ciddi bası etkisi yapan fıtık sorunları cinsel fonksiyon kusurları ve idrar kaçırma gibi sorunlara yol açıyor. Dr. Öğretim Üyesi Murat Hamit Aytar, “Tabi ki hatalı ameliyat sinir yapılarına zarar verirse böyle bir risk oluşur ama bu cerrahi tedavinin normal seyri değil, olması asla istenmeyen ve beklenmeyen bir komplikasyon olarak karşımıza çıkabilir” diyor.

Boğulmuş fıtık canınız daha çok sıkılabilir!

Boğulmuş fıtık canınız daha çok sıkılabilir!

Fıtık öyle bir rahatsızlık ki aşırı can sıkan durumlarda değim olarak bile günlük hayatta yer bulmuştur. Karşınızdakinin sizi konuşarak fıtık etmesi tıbben mümkün olmasa da fıtığın kendisi son derece can sıkıcı olabilir. Toplumda hemen herkesin fıtıklarla ilgili bir fikri ve önerisi oluyor. Nispeten masum gördüğümüz fıtıkları çoğu zaman önemsemiyor ve onunla beraber yaşayacağımızı düşünüyoruz. Fıtıkların tedavi edilmediğinde çok ciddi sonuçlar doğurabileceğini söyleyen Avrasya Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Abdulkerim Özakay, boğulmuş fıtıklarla ilgili önemli bilgiler verdi.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Op. Dr. Abdulkerim Özakay

Karın duvarı fıtığı ve boğulmuş fıtık nedir?

Karın duvarı fıtığı; karın içerisindeki organ veya dokuların, karın duvarındaki zayıf bir noktadan fıtık kesesi ile birlikte karın dışına çıkması durumudur. Genel olarak;

  • Şişmanlık,
  • Gebelik,
  • Malnütrisyon,
  • Asit,
  • Sigara kullanımı gibi faktörler karın duvarı fıtıklarının oluşmasında önemli birer etkendir.
  • Kronik öksürük
  • Ağır işlerde çalışma, ağırlık kaldırma, ağır sporlar

Boğulmuş fıtıklar vücut dışına çıkan ancak fıtık kesesi içeriğinin karın boşluğuna geri gönderilmeyen veya itilemeyen fıtıklardır. Fıtık kesesi içindeki bağırsağın kanlanmasının bozulduğu fıtıklar olarak karşımıza çıkabilir. Karın duvarı fıtıklarının en korkulan komplikasyonu arasında barsak nekrozu ve delinmesi durumudur ki; bu durum acil cerrahi müdahale gerektirir. Acile başvuran boğulmuş kasık fıtıkları vakalarının %15’inde bağırsakta çürüme görülebilir, bu durumda bağırsağının bir kısmının alınması gerekebilir.

Tedavi edilmeyen fıtıklar, boğulmuş fıtığa dönüşebilir

Karın ön duvarında gelişen fıtıklar, kendiliğinden oluşabileceği gibi sonradan da ortaya çıkabilirler. Göbek ve kasık fıtıkları en sık görülen türlerdir. Çocuklarda kendiliğinden kapanan göbek fıtıkları yetişkin bireylerde kendiliğinden kapanmaz, cerrahi işlem uygulanması gerekir, uygulanmadığında ise fıtık zamanla boğulmuş fıtığa dönüşebilir.

Boğulmuş fıtığın evreleri nelerdir?

Birinci Evre: Bu evrede boğulmuş fıtığın ilk şikayetleri kendini göstermeye başlar. Öncelikle fıtığın şişliği daha belirginleşir ve kaybolmaz sürekli ağrı oluşturur. Kişi, sindirim fonksiyonlarını yerine getirmekte zorlanır ve ağrıları kramp gibi tüm karnına etki eder, bulantı ve kusma şikayetleri başlar.

İkinci Evre:  Bu evrede sıkışan bağırsağın kan dolaşımı bozularak, bağırsakta kangren meydana gelir. Lökosit sayısının yüksekliği, ateş, ağrıda artış, genel durum bozukluğu kusma gibi bulgular tabloya eklenir.

Üçüncü Evre: Eğer hastanın tedavisi gecikirse çok ciddi komplikasyonlar gelişebilir. Kangrenli olan bağırsak delinebilir ve bu durum karın içinde peritonitin ortaya çıkmasına yol açar. Genel durumu ve sepsis bulguları ortaya çıkan hastalara bozulan hastaya acil olarak müdahale edilmezse durum ölüm ile sonuçlanabilir.

Yaşlılarda tehlike daha büyük!

Yaşlı hastalarda yeni gelişen fıtıklarda mutlaka başka hastalıkların rolü araştırılmalıdır. Bu hastalıklar; prostat büyümesi, karın boşluğu kitleleri, kalın bağırsak kitleleri olabilir. Özellikle yaşlı hastalarda sadece fıtığın tedavisi edilmesi değil oluş nedeninin de değerlendirilmesi gerekir.

Nasıl tedavi edilir?

Fıtığın özellikle de boğulmuş fıtıkların ilaçla tedavisi mümkün değildir. Fıtık için en kesin çözüm ameliyattır. Fıtık ameliyatlarında temel prensip ise, fıtıklı olan bölgeyi onarmaktır. Çocuk fıtıkları dışında genel olarak yama yöntemi uygulanmaktadır.