Gürbüz Doğan Ekşioğlu “Karşılık Beklemeden, İçinizden Geldiği Gibi Üretin”
Türk resim, illüstrasyon ve karikatür sanatının usta isimlerinden Gürbüz Doğan Ekşioğlu, aşk ve sevgi temalı son sergisini, sanat yolculuğunu, dijitalleşmenin sanata etkilerini ve genç sanatçılara tavsiyelerini Pause Dergi ve Pause Sanat için anlattı. Ekşioğlu, sanatın toplumsal hafızayı kayıt altına alma gücüne dikkat çekerken, üretimin hiçbir zaman bitmeyen bir yolculuk olduğunu vurguluyor.
Röportaj: Eyüp Sağsalim

Gürbüz Doğan Ekşioğlu: “Sanatçı yaşadığı süreci eserleriyle belgelemelidir”
Aşk, sevgi, insan ilişkileri ve yaşamın şiirsel tarafı, Gürbüz Doğan Ekşioğlu’nun sanatında yıllardır önemli bir yer tutuyor. Karikatür, illüstrasyon ve resim disiplinlerini kendine özgü bir dilde buluşturan sanatçı, son sergisinde de izleyiciyi bu evrensel duyguların izinde bir yolculuğa davet ediyor. Dijital üretimlerden tuval çalışmalarına uzanan geniş bir seçkiyi bir araya getiren Ekşioğlu ile son sergisini, sanat anlayışını ve geleceğe dair hayallerini konuştuk.
Son serginizin çıkış noktası neydi? Bu sergiyi hazırlamaya sizi iten temel düşünce veya duygu neydi?
2017 yılında Yeditepe Üniversitesi Yayınları tarafından yayımlanan, aşk ve sevgi temasını işlediğim “Aşk Dediğin” adlı kitabım için ürettiğim resimler hazırdı. Çalışmalarımın büyük bölümü dijital ortamda üretilmişti. Bu dijital çizimlerin bir kısmını, Hahnemühle marka yüzde yüz pamuklu kâğıda basılan, edisyonlu ve ıslak imzalı fine art baskılar olarak hazırlattım. Bu baskıların 200 ila 400 yıl arasında solmadan korunabildiği belirtiliyor.
Eserlerin bir bölümünü ise yeniden yorumlayarak tuval üzerine akrilik ve yağlı boya teknikleriyle orijinal çalışmalar olarak ürettim. İlk olarak Şubat 2026’da Ankara’da Nurol Sanat Galerisi’nde açtığım sergiyi, bazı yeni eklemelerle birlikte bu kez Futy Art Gallery’de 29 Eylül’de sanatseverlerle buluşturdum. Sergi 20 Ekim’e kadar ziyaret edilebilecek.
Sergide yer alan eserlerin ortak bir hikâyesi ya da kavramsal çerçevesi var mı?
Eserlerin ortak noktası sevgi ve aşk teması etrafında şekilleniyor. Sergide toplam 72 eser yer alıyor ve tamamı bu duygusal eksende izleyiciyle buluşuyor.

Bu sergide önceki çalışmalarınızdan farklı olarak denediğiniz yeni teknikler veya yaklaşımlar oldu mu?
Bu sergide yeni bir teknik denediğimi söyleyemem. Sergi; dijital çizimlerimin edisyonlu ve ıslak imzalı fine art baskılarından, kâğıt üzerine yaptığım özgün çalışmalardan ve tuval üzerine ürettiğim akrilik ile yağlı boya eserlerden oluşuyor.
Sergi ziyaretçilerinin eserleriniz karşısında nasıl bir duygu veya düşünceyle ayrılmasını istiyorsunuz?
Sergiyi gezen ziyaretçilerin, çıkışta içlerinde güzel duygular ve olumlu düşünceler taşımasını isterim. Sanatın insana iyi gelen tarafına inanıyorum. Eğer eserlerim izleyicide küçük de olsa güzel bir iz bırakabiliyorsa, bu benim için çok değerli.
Sergi hazırlık sürecinde sizi en çok zorlayan ve en çok heyecanlandıran unsur ne oldu?
Resimlerin çerçevelenmesi, atölyeden alınması, paketlenerek taşınmaya hazır hâle getirilmesi, sergi alanına ulaştırılması ve galeride yerleştirilmesi oldukça zahmetli süreçler. Ayrıca bir serginin hazırlık aşamasında ciddi maliyetler oluşuyor. Ancak tüm bu süreçler, severek yapılan işlerin doğal bir parçası.

Çocukluk yıllarınızdan bugüne uzanan sanat yolculuğunuza baktığınızda sizi en çok şekillendiren deneyimler neler oldu?
Kendimi bildim bileli resim yapmayı çok sevdim. Hatta resme fazlasıyla zaman ayırıp derslerimi ihmal ettiğim için iki kez sınıfta kaldığım oldu.
Güzel Sanatlar Fakültesi’ne girmeden önce iki yıl İnşaat Fakültesi’nde okudum. O yıllarda kendi kendime karikatür çiziyordum. Daha sonra Grafik Sanatlar Bölümü’ne geçtiğimde, görsel iletişimin önemli ifade alanlarından biri olan illüstrasyonun, ressam olma hayalimi gerçekleştirdiğini fark ettim.
Bugün yaptığım işlerde karikatürün, illüstrasyonun ve resmin etkisi birlikte vardır. Karikatür camiası bana karikatürist, grafik camiası illüstratör, ressamlar ise ressam olarak hitap eder.
Karikatür, illüstrasyon ve resim arasında kurduğunuz ilişkiyi nasıl tanımlıyorsunuz?
Bu üç alan birbirini besleyen ve tamamlayan disiplinler. Benim sanat pratiğim de bu üç alanın ortak noktasında şekillendi. Her biri, anlatmak istediğim duygu ve düşünceleri farklı yöntemlerle ifade etmeme imkân sağlıyor.
Yıllar içinde sanat anlayışınızda veya görsel dilinizde nasıl değişimler yaşandı?
Sanat anlayışımda ve görsel dilimde büyük bir değişiklik olmadı. Hatta 49 yıl önce yaptığım bir çalışmayı bugün yeniden üretsem, muhtemelen hiçbir değişiklik yapmazdım.
Ancak başlangıçta daha çok sorunlara odaklanan bir bakış açısına sahipken, uluslararası alanda üretim yapmaya başlamam hayatın göremediğim güzel yönlerini fark etmemi sağladı. Bu da çalışmalarımın içeriğine ve ruhuna yansıdı.

Üretim süreciniz nasıl ilerliyor? Bir eserin ilk fikrinden son hâline kadar hangi aşamalardan geçiyorsunuz?
Öncelikle eskizler çizerim. Daha sonra bu eskizlerden birine karar veririm. Ardından çalışmanın kâğıt üzerine mi, tuval üzerine mi yoksa dijital ortamda mı daha doğru ifade edileceğine karar vererek üretim sürecine başlarım.
Sanatın günümüz dünyasında üstlenmesi gereken rol sizce nedir?
Sanat her dönem toplumsal olaylardan etkilenmiştir ve yaşanan gelişmeleri kendi diliyle yorumlamıştır. Ben sanatçının, yaşadığı dönemi eserleri aracılığıyla belgelediğine inanıyorum. Bu nedenle sanatın toplumsal hafıza açısından önemli bir sorumluluğu olduğunu düşünüyorum.
Dijitalleşmenin sanat üretimi ve sanat tüketimi üzerindeki etkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Her şeyin dijitalleştiği bir dönemde yaşıyoruz. Gelecek kuşaklar belki de kalemi ve elle yazmayı hiç deneyimlemeyecekler. Ancak benim düşünceme göre sanatçının kendi eliyle ürettiği eserler her zaman daha güçlü ve etkileyici olmaya devam edecek.

Günümüz genç sanatçılarının karşılaştığı en büyük fırsatlar ve zorluklar sizce nelerdir?
Bugün çok sayıda genç sanatçı, yüzlerce galeri ve çok sayıda sanat fuarı bulunuyor. Geçmişte galeriler çok daha azdı ve fuarlar neredeyse yoktu.
Öte yandan yetenekli sanatçı sayısının fazla olması, koleksiyonerlere ve alıcılara ulaşmayı zorlaştırıyor. Özellikle belirli çevrelerde yer alan ya da güçlü bir hikâyesi olan sanatçılar için görünür olmak daha kolay olabiliyor.
Sanatın toplumsal olaylara ve insan ilişkilerine dair bir sorumluluğu olduğunu düşünüyor musunuz?
Kesinlikle. Sanat her zaman yaşadığı toplumdan etkilenmiştir. Toplumsal olaylar sanatçının üretimlerine yansır. Sanatçının da yaşadığı dönemi eserleriyle kayıt altına alması gerektiğine inanıyorum.
Bugün kariyerinin başındaki genç bir sanatçıya vereceğiniz en önemli tavsiye ne olurdu?
Para ya da ün beklentisiyle değil; içlerinden geldiği gibi, istikrarlı bir şekilde üretmeye devam etmelerini tavsiye ederim. İnsanların görmek istediği işleri değil, kendi yapmak istedikleri işleri üretmeliler.
Hâlâ gerçekleştirmek istediğiniz, sizi heyecanlandıran bir proje ya da hayal var mı?
Sanatçılar için üretmek hiçbir zaman bitmez. İnsan yaşadığı sürece yeni projeler ve yeni hayaller kurar. Benim de kuşlar temalı bir sergi açmak, yalnızca üç boyutlu çalışmalarımdan oluşan bir sergi gerçekleştirmek ve kapsamlı bir retrospektif sergi düzenlemek gibi hayallerim var.
#GürbüzDoğanEkşioğlu #PauseDergi #PauseSanat #Röportaj #ÇağdaşSanat #TürkSanatı #İllüstrasyon #Karikatür #ResimSanatı #SanatSergisi #FutyArtGallery #AşkDediğin #FineArt #SanatçıRöportajı #KültürSanat #SanatınGücü #ModernSanat #ArtCollector #SanatDünyası #SanatSeverler
+90 544 455 22 63