Yazılar

Çarpıntı, halsizlik ve nefes darlığı kalp rahatsızlığının belirtileri olabilir!

Çarpıntı, halsizlik ve nefes darlığı kalp rahatsızlığının belirtileri olabilir!

“AF (Atriyal fibrilasyon) yani ritim bozukluğu yaşıyorsanız ve kateter ablasyonunu düşünüyorsanız, doktorunuzla bu tedavi seçeneğini ve sizin için ne anlama geldiğini konuşmanız önemli. Her hasta farklı olduğu için, sizin için en iyi tedavi seçeneği kişisel durumunuza ve genel sağlık durumunuza bağlı olacaktır.” diyen Liv Hospital Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Batur Gönenç Kanar  “AF hastalarının; çarpıntı, halsizlik, nefes darlığı ve egzersiz kapasitesinde azalma gibi semptomlarının olduğunun da altını çizdi.

Doç. Dr. Batur Gönenç Kanar

Doç. Dr. Batur Gönenç Kanar

Kalbin pompalama kapasitesinin azalmasına sebep olabilir
Atriyal fibrilasyon (AF) kalbin kulakçıklarının (atriumların) hızlı ve düzensiz atışını tanımlar. Bu durum, atriumların etkili bir şekilde kasılamamasına ve kalbin pompalama kapasitesinin azalmasına sebep olur.

Çarpıntı ile fark edilir

AF, kalp ritminin düzensiz hale gelmesiyle karakterize edilir. Bu durum genellikle kalp atış hızında hızlanma (taşikardi) ve hastada kalp atışlarının hissedilmesi yani çarpıntı ile fark edilir. AF hastaları, çarpıntı, halsizlik, nefes darlığı ve egzersiz kapasitesinde azalma gibi semptomlar yaşayabilirler.

Çeşitli sağlık sorunlarından kaynaklanabilir

Atriyal fibrilasyon, kalp krizi, kalp yetmezliği, diyabet, yüksek tansiyon veya başka kalp damar hastalıkları gibi çeşitli sağlık sorunlarından kaynaklanabilir. AF riski yaşla birlikte de artar.

Tüm inmelerin en sık sebebidir

Maalesef ki dünya üzerindeki tüm inmelerin en sık sebebi AF hastalığıdır. AF varlığında, atriumlar etkin şekilde kasılamadığı için kalbin içerisindeki boşluklarda kan pıhtıları oluşabilir. Bu pıhtılar kan dolaşımıyla beyine taşındığında inme riski oluşturabilirler. Bu yüzden çoğu AF hastası, kan pıhtılaşmasını önlemeye yardımcı olacak antikoagülan tedavisi alır.

Bazı durumlarda kalp pili yerleştirilebilir
Tedavi seçenekleri arasında ilaç tedavisi, kardiyoversiyon (kalp ritmini düzeltmek için elektrik şok), kateter ablasyonu (anormal elektriksel yolların yok edildiği bir prosedür) ve bazı durumlarda kalp pili yerleştirme gibi prosedürler bulunmaktadır.
Yaşam tarzı değişiklikleri benimsenmelidir

Hastaların bu konuda bilgilenmesi ve yaşam tarzı değişikliklerini (sağlıklı bir diyet, düzenli egzersiz, alkol ve kafeinden kaçınma vb.) benimsemesi önemlidir. Unutmayın, her hastanın durumu ve tedavi planı kişiye özeldir ve en uygun tedavi planının belirlenmesi için her hastanın bireysel sağlık durumu göz önünde bulundurulmalıdır.

Liv Hospital

Genellikle genel anestezi altında yapılır

Günümüzde AF’nin kesin tedavisinin başında kateter ablasyonu yer almaktadır. Bu işlem kalpte düzensiz elektrik sinyallerinin geçişini engeller. İşlem bir hastanede gerçekleştirilir ve genellikle genel anestezi altında yapılır.

Kalbin daha düzenli bir ritimde atmasını sağlar
İnce ve esnek bir tüp olan kateter olarak adlandırdığımız medikal cihaz ile kasık damarından kalbin içindeki boşluklara ulaşılır. Kateterin ucunda küçük bir elektrot bulunur. Bu elektrot, kalpteki anormal elektriksel sinyalleri tespit edebilir ve bu sinyalleri yapay zeka ve üç boyutlu haritalama teknoloji yazılımlarının kullanarak kalbimizin üç boyutlu elektriksel haritasının çıkarır. Üç boyutlu harita değerlendirildikten sonra yüksek frekanslı enerji kullanarak anormal olan bölgeler “yakılabilir” veya ablasyon yapabilir. Bu işlem anormal sinyallerin yayılmasını engellemeye yardımcı olur ve bu da kalbin daha düzenli bir ritimde atmasını sağlar.

Belirli riskleri olabilir
Her ne kadar kateter ablasyonu genellikle güvenli bir prosedür olsa da her cerrahi işlemde olduğu gibi belirli riskleri vardır. Bu riskler arasında inme, kalp delinmesi, kanama veya iltihaplanma bulunabilir. Ancak, günümüzde yeni gelişen üç boyutlu haritalama teknolojileri sayesinde çoğu hasta için bu riskler minimaldir ve prosedürün faydaları genellikle risklerden daha ağır basmaktadır.

Yorgunluğunuzun nedeni gıda duyarlılığı olabilir!

Yorgunluğunuzun nedeni gıda duyarlılığı olabilir!

Son günlerde yorgunluktan şikayet edenlerin sayısı giderek artıyor. Günlük yaşantınızda enerjinizi düşüren, mutsuzluk hissine yol açan yorgunluğun altında kronik bir hastalık yatmıyorsa, beslenme ve yaşam biçiminizi gözden geçirmenizde fayda var. Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Sungur, sağlıksız yaşam tarzı kadar yanlış beslenme alışkanlıklarının da vücutta yorgunluğa yol açabildiğini belirterek, yapılacak bazı basit değişikliklerle önemli faydalar sağlanabileceğini vurguluyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Sungur, yorgunluğa yol açan 7 beslenme hatasını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Sungur

  • Karbonhidrata yüklenmek

Karbonhidratlar vücudumuzda hızla enerjiye dönüştürülen ilk besin ögeleridir. Karbohidratlar basit (rafine) ve kompleks olarak ikiye ayrılırlar. Sağlıklı beslenmede posa oranı yüksek, kan şekerinde daha sağlıklı iniş çıkışı sağlayan kompleks karbonhidratları tercih etmek gerekir. Unlu yiyecekler, hamur işleri, şerbetli tatlılar ve beyaz ekmek gibi basit karbonhidratlar posa oranı düşük olduğu, yüksek kalori içerdiği ve kan şekerinin hızlı yükselip düşmesine yol açtığı için çok az tüketilmelidir. Basit karbonhidratlar aynı zamanda kilo artışına, yorgunluğa ve birçok kronik hastalığın da beraberinde gelmesine neden olur. Sürekli yorgunluk yaşamak istemiyorsanız rafine şeker ve şekerli yapılmış gıdalar yerine; tam buğday, bulgur, yulaf, bakliyat, sebze ve meyve gibi besinleri porsiyon kontrolüne dikkat ederek daha fazla tercih etmenizde fayda var.

  • Kafeini fazla tüketmek

Toplum olarak günlük yaşantımızda çay ve kahve gibi kafeinli içecekleri çok fazla tüketiyoruz. Ne yazık ki pandemi sürecinde de bu tarz içeceklerin tüketim miktarında artış oldu. Aşırı kafein tüketimi anksiyete, baş ağrısı, sinirlilik, huzursuzluk ve uykusuzluğa bağlı yorgunluğa neden olur. Yetişkin bireyler için günlük kafein tüketimi ortalama 250-300 mg olmalıdır. Bu da günde 1-2 kupa filtre kahve ve 1 fincan Türk kahvesi ile karşılanmaktadır. Ancak kafeini bu günlük miktarların çok üstünde alan kişiler için birden aşırı azaltmak doğru olmayacaktır. Olması gereken dozlara ulaşmak için yavaş yavaş günlük alacağınız miktara ulaşmak, yoksunluk belirtilerini daha kolay atlatmanızı sağlayacaktır.

Pause Sağlık, Pause Dergi

  • Yetersiz sıvı tüketimi

Vücudumuzda kaybedilen suyun yerine konması için yeterli miktarda sıvı alımı çok önemlidir. Yeterli sıvı alımı sağlanmazsa vücut dehidrate (susuz) kalır ve kişiler daha yorgun hissederler. Gün içinde içilen çay-kahve de vücutta diüretik (hızlı idrara çıkış) etki göstererek vücudun daha da susuz kalmasına neden olur. Bunu önlemek için günde kilogram başına 30-35 ml su içilmelidir.

  • Proteinden eksik beslenme

Protein yetersizliği zamanla vücutta kas kaybına neden olur. Vücut direnci azalır, metabolizma yavaşlar. Uzun süreli yetersiz protein alımında ise vücut kendi dokularındaki proteini kullanmak zorunda kalır. Bunun sonucunda vücut ağırlığı azalır, halsizlik, anemi (kansızlık) ve ödem (şişlik) oluşur ve kişi kendini daha yorgun hisseder. Yetişkinler gün içerisinde kişiye özgü porsiyonlarda proteinden zengin olan et, tavuk, balık, yumurta, peynir, süt ve ürünlerini tüketmelidirler. Sporcularda günlük alınması gereken protein miktarı artarken, bazı hastalıklarda bu miktarın kısıtlanması gerekebilir.

  • Öğün atlama ve düşük kalorili beslenme

Düşük kalori ile beslenildiğinde ve öğün atlandığında kan şekerinde düzensizlik meydana gelir. Bu sebeple halsizlik gelişir ve kişi kendini yorgun hisseder. Bunu önlemek için öğün düzeni sağlanmalı, her gün yemek saatleri düzenli olmalıdır. Ana öğünler arasında açlık hissedildiğinde kan şekeri düzenini sağlamak için mutlaka ara öğün yapılmalıdır. Hedefleriniz arasında kilo vermek var ise size uygun sağlıklı ve düzenli bir beslenme planı uygulanmalı. Bunu da mutlaka beslenme ve diyet uzmanına danışarak yapmalısınız.

Pause Sağlık, Pause Dergi

  • Alkol tüketimi

Alkol kanda oksijen taşıyan kırmızı kan hücrelerinin sayısını düşürür. Bu da anemiye (kansızlığa) neden olur. Anemisi olan kişilerde halsizlik, yorgunluk ve nefes darlığı gibi belirtiler ortaya çıkar. Bunun dışında kişi yoğun alkol alımının ertesi günü huzursuzca erken uyanma, baş ağrısı, susuzluk ve mide bulantısı (Hangover sendromu) hissiyatları ile güne başlar. Bu da kişinin yorgunluk hissiyatının daha fazla artmasına neden olur.

  • Magnezyum içeren besinler tüketmemek

Magnezyum eksikliği; yorgunluk, kas krampları, zihinsel problemler, düzensiz kalp atışı ve osteoporoza sebep olur. Yoğun yorgunluk hissediyorsanız magnezyum eksikliğiniz olabilir. Bunu bir kan testi ile öğrenebilirsiniz. Magnezyum eksikliğini önlemek için düzenli olarak kabak çekirdeği, badem, kaju, çam fıstığı, ceviz, ıspanak, fasulye, mercimek, avokado, muz ve pırasa gibi bol miktarda magnezyum açısından zengin yiyecekleri gün içerisinde tüketmeye özen gösterin.

Dikkat! Gıda duyarlılığı yorgunluğa yol açıyor!

Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Sungur; sağlıksız yaşam tarzı ve yanlış beslenme alışkanlıkları kadar ‘gıda duyarlılığı’nın da yorgunluğa yol açabildiğini belirterek şöyle konuşuyor: “Süt, yumurta ve glüten gibi birçok besin veya besin bileşiğine duyarlılığınız olabilir. Bu gibi duyarlılığınız olan yiyecekleri tükettikten sonra gaz, şişkinlik, karın ağrısı ve sürekli bir yorgunluk hissedebilirsiniz. Gıdaların hangilerine intoleransınızın olduğunu belirlemek için bir kan testi yapılması yeterlidir. Testler sonucunda çıkan yiyeceklerin beslenmenizden çıkarılarak düzenlenmesi yorgunluk hissinizin geçmesini sağlayacaktır.”