Yazılar

Her 10 kişiden 4’ü koronavirüs hastası

Her 10 kişiden 4’ü koronavirüs hastası

Ipsos tarafından gerçekleştirilen  KORONAVİRÜS SALGINI ve TOPLUM Araştırma  verilerinden derlenen bülten içeriğinde bu hafta: toplumun salgınla ilgili son dönemde dünyada ve ülkemizde artan vakalar hakkında toplumun davranış eğilimleri incelendi. Geçmişe nazaran bugünkü rakamlara bakıldığında vaka sayılarının artıp, artmayacağı, artsa bile tehlikeli boyutlara gelip gelmeyeceğine yönelik güncel düşünceler neler? Bireylerin kendileri ya da aileleri için salgının yeniden tehlikeli boyutlara gelip/ gelmeyeceği,  bu durumun toplumda yarattığı kaygı ve endişe durumları, aşı olma ve tedbirlere yönelik yeni ifade, tutum ve davranışları incelenmiştir.

TOPLUMUN %37’Sİ SALGININ TEKRAR TEHLİKELİ BOYUTLARA ULAŞACAĞINI DÜŞÜNÜYOR.

Vaka sayılarının tekrar artması ile birlikte her 10 kişiden 4’ü vaka sayılarının daha da artacağını ve salgının tekrar tehlikeli boyutlara ulaşacağını düşünüyor. Ancak benzer oranda bir kitle ise vaka sayıları artsa bile salgının eskisi kadar tehlikeli olmayacağı görüşünde. Salgınının bittiği konusunda görüş bildirenlerin oranı ise sadece %11.

Ipsos Türkiye

SALGININ TEKRAR KONUŞULMAYA BAŞLANDIĞI BUGÜNLERDE TOPLUMUN YARISI SALGININ KENDİLERİ VE AİLELERİ İÇİN TEHLİKE OLUŞTURACAĞI GÖRÜŞÜNDE.

Vaka sayılarının 20binler olduğu Mart ayında her 10 kişiden 7’si salgının kendileri ve aileleri için tehlike oluşturduğunu düşünürken vaka sayıları tekrar artmaya başlasa bile bugün bu oran %54 seviyesinde. Diğer dikkat çekici bir bulgu ise toplumun %37’sinin bu virüsün tehlike oluşturmayacağı görüşünde olmaları.

Ipsos Türkiye

 KENDİSİNİN YA DA AİLESİNDEN BİRİNİN COVİD-19’A YAKALANACAĞI KONUSUNDA ENDİŞELİ OLANLARIN ORANI %64. Salgının tekrar tehlike oluşturacağını düşünenlerin oranı %54 seviyesindeyken kendisinin ya da ailesinden birinin koronavirüse yakalanacağı konusunda endişeli olan bireylerin oranı daha yüksek (%64). Bu endişe düzeyi vaka sayılarının günlük 1500’e düştüğü Mayıs ayından çok farklı olmasa da çok endişeli olduğunu belirten bireylerin oranı daha yüksek. Ve her 10kişiden 3’ü bu konuda da endişeli değil.

Ipsos Türkiye

 HER 10 KİŞİDEN 4’Ü SALGIN KONUSUNDA RAHATLAMIŞKEN TEKRAR BU KONUDA ENDİŞELENMEYE BAŞLADIĞINI BELİRTİYOR. Toplumun %30’u salgının ilk gününden beri endişeli olduğunu bu konuda hiç rahatlamadığını belirtiyor. Vaka sayılarının azalması, kısıtlamaların kaldırılması ve yaz aylarının da gelmesi ile birlikte toplumun %44’ünün salgın konusunda kendilerini rahat hissetmeye başladığı ancak vaka sayılarının artması ile birlikte endişelerinin tekrar arttığı görülüyor. Bugün salgın konusunda rahat olan bireylerin oranı ise %26.

Ipsos Türkiye

 AŞI OLMA KONUSUNDA İSE HER 10 KİŞİDEN 4 AŞI YAPTIRMA EĞİLİMİNDE DEĞİL.

Hatırlatma dozlarının tekrar açıldığı bugünlerde bireylerin %25’’i mutlaka aşı yaptıracağını %18’i de aşı yaptırabileceğini belirtmekte. Toplamda aşı yaptırma eğiliminde olan bireylerin oranı bugün için %43. Ancak aşı yaptırmayacağını söyleyenlerin oranı oldukça yüksek. Her 10 kişiden 4’ü aşı yaptırmayacağını belirtiyor.

Ipsos Türkiye

 HER 3 KİŞİDEN 1’İ NE OLURSA OLSUN MASKE TAKMA KONUSUNDA TEPKİLİ.

Vaka sayılarından bağımsız salgının devam ediyor olmasından dolayı bireylerin %28’i kapalı alanlarda maske takmaya devam etmekte. Vaka sayılarının artması ile birlikte %25’lik bir kesim maskeyi artık takmıyor olsa bile tekrar takmayı düşündüğünü belirtiyor. Diğer taraftan her 3 kişiden biri maske takmayı bıraktığını ve takmayı da düşünmüyor.

Ipsos Türkiye

 Ipsos Tür.kiye CEO’su Sidar GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu : Covid-19 canavarı yok olmaya mı yaklaştı yoksa aslında geçici bir uykuya mı dalmıştı ? Son haftalarda yeniden yükselişe geçen vaka sayıları akıllara bu soruyu getirdi. Bu soru toplumu iki büyük parçaya ayırmış halde, on kişinin beşi salgının eski gücüne kavuşamayarak yok olmaya doğru gideceğini, dördü ise öldü sanılan canavarın yeniden hortlayacağını düşünüyor. Salgının kendisi ve sevdikleri için bir tehlike oluşturduğunu düşünenlerin oranı da hala yarıyı geçiyor, bu oran zaten daha aşağıya hiç düşmemişti.

Salgının başlangıcından beri çeşitli zamanlarda yaptığımız ölçümlerde toplumun dörtte birinin endişeli olmadığını, önlemlere ve aşılara da mesafeli olduklarını tespit etmiştik, bu tablo hala devam ediyor. Her dört kişiden biri ben zaten baştan beri endişe değildim diyor. Yine her dört kişiden biri aşı olmayı düşünmüyor.

Ipsos Türkiye

Yaklaşık olarak on vatandaştan üçü maske takmayı hala sürdürüyor, maske kullanımını bırakan ancak yeniden başlamayı düşünenler ile birlikte maske taraftarlarının oranı %40’ı aşıyor. Ancak her üç kişiden biri de maskeye karşı tutum içinde. Umarım elde edilmiş olan bağışıklık seviyesi, mevsim etkileri veya başka varyantlar ile kaybedilmez. Çünkü dünyanın savaş, tedarik problemleri, ekonomik krizler ile çalkalandığı şu dönemde salgını geride bırakmış olmayı gerçekten çok istiyoruz, dahası buna müthiş ihtiyacımız var.

Z KUŞAĞININ HAYALİ KENDİ İŞİNİ KURMAK…

Z KUŞAĞININ HAYALİ KENDİ İŞİNİ KURMAK…

Ipsos Araştırma Şirketi tarafından, Z Kuşağı gençlerini daha iyi tanımak ve bu kuşak ile güçlü bir iletişim kurulmasında yardımcı olmak amacıyla öenmli bir rapor hazırlanmıştır. Çalışmada bu kuşağın; sağlık, eğitim, gelecek, işsizlik, eşitsizlik, kaygı, güven aile ile ilgili konulara yönelik ifade, tutum ve davranışları incelenmiştir.

 GENÇLERİN HAYALİ KENDİ İŞLERİNİ KURMAK… Yaşam dengeleri, alışkanlıklar, toplumsal değerler, çalışma hayatı ve kuşaklar arasındaki farklılıklar hızla değişim gösteriyor. Sürece bakıldığında içinde bulunduğumuz yüzyılın üreten, yöneten ve karar veren kesimini oluşturacak olan dün çocuğu şimdinin gençliğini anlamak büyük önem kazanıyor. Z kuşağını diğer kuşaklardan ayıran en önemli özelliği dijital yüksek teknolojinin yaygın olarak kullanıldığı bir dönemde dünyaya gelmeleri denilebilir. iş gücü olarak önceki nesillere göre daha eğitimli olmaları bu gençlerin kendi kararlarını kendileri veren dominand karakter tasarımına sahip olduklarını düşündürüyor. Ipsos’un hazırladığı Z Raporu’nda bu kuşağın girişimci yönü ağır basıyor ve gençlerin %60 kendi işlerini kurmak istiyor. Uluslararası bir şirkette çalışmayı düşünen gençlerin oranı ise %36…

GENÇLER İÇİN EĞİTİM, İSSİZLİK VE KADIN ERKEK EŞİTLİĞİ EN ÖNEMLİ KONULAR.  Z kuşağı gençleri pasif yapıda bireyler olmadıklarından yaşadıkları ne varsa aktif bir parçası olarak hayatta kendilerini konumluyorlar. Gençlere en önem verdikleri konular sorulduğunda eğitim %17 ile ilk sırada yer alıyor. İkinci sırada işsizlik belirtiliyor. Bu yaş grubu gençler için kadın ve erkek eşitliği de önem verilen ilk 3 konudan biri.

HER ŞEYİN BAŞI SAĞLIK! Pandemi döneminin de muhtemel etkisi ile sağlık Z kuşağına mensup 15 – 24 yaş arası bireyler için en önemli değer. Aile ise sağlıktan sonra öne çıkan en önemli değer.

 HER 2 GENÇTEN 1’I AİLESİ İLE İLİŞKİLERİNİN İYİ OLDUĞUNU İFADE EDİYOR. Z kuşağı gençlerin %48’i aileleri ile ilişkilerinin iyi olduğunu belirtirken sadece %3’lük bir kesim aileleri ile ilişkilerini kötü olarak değerlendiriyor. Her 10 geçten 4’ü pandeminin aileleri ile ilişkilerini olumsuz etkilediğini söylüyor. 

GENÇLER AİLELERİNİN YANINDA KENDİLERİNİ GÜVENDE HİSSEDİYOR. Gençlerin %70’i ailelerinin yanında güvende hissediyor. Gençlerin sadece %7’si güvende hissetmediğini belirtiyor. Diğer taraftan her 10 gençten 5’i ailelerinin kendileri ile gurur duyduğunu, 4’ü de ailelerinin kendi kararlarını desteklediğini belirtmekte. Bu konularda gençlerin sadece %14 ve %15’i mutsuz.

GENÇLER GELECEKLERİ KONUSUNDA ENDİŞELİ… Gençlerin %61’i gelecekleri konusunda endişeli. Her 10 gençten sadece 1’i gelecekleri konusunda endişeli değil. Endişe düzeyi kadın erkek fark etmiyor.

SOSYAL MEDYADA GEÇİRİLEN VAKİT GÜNDE 3 SAAT 19 DAKİKA Gençlerin sadece %5’i sosyal medyada vakit geçirmemekte. Sosyal medyada vakit geçiren gençler ise günde 3 saatten fazla bu platformlarda vakit geçiriyor. Sosyal medyada vakit geçirmek genel bir davranış haline gelmiş ve burada geçirilen vakit genel olarak ne olumlu ne de olumsuz bir his yaratıyor. Gençlerin sadece %25’i geçirdikleri vaktin kendilerini olumlu hissettirdiğini söylüyor.

WHATSAPP VE INSTGAGRAM WHATSAPP VE INSTGAGRAM HEMEN HEMEN HER GENCİN KULLANDIĞI UYGULAMALAR. Gençlerin %90’I whataspp ve instagram kullanıyor. Bu iki uygulamadan sonra en çok kullanılan uygulama Youtube.

 

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik verilerle ilgili değerlendirmelerde bulundu; Yetişkinler için gençlere dair en popüler konulardan biri onların ebeveynleri ile olan ilişkileridir. Bu ilişkide yaşanan gerilimler üzerine nesillerdir uzun uzun yazıldı, çizildi, konuşuldu. “Şimdiki gençler” sürekli olarak mercek altına alındı. Son birkaç on yılda da jenerasyonları harfler ile çağırıyoruz, ironik bir şekilde de Z harfindeyiz, umarım insan neslinin sonuna gelmemişizdir! (Neyse ki sanırım alfa jenerasyonu ile taze bir başlangıç yapıyoruz!)

Şimdiki gençlerin önceki birkaç nesilden farklı bir süreçten geçtiklerini kabul edelim, onlar gençliklerini global pandemi koşulları altında yaşıyorlar. Bu gerçek, onların yaşlarından dolayı yaşadıkları doğal gerilimleri başka türlü etkiliyor. Mesela onlar için en önemli konu sağlık, salgın varken bu bir yandan hiç şaşırtıcı değil ama diğer yandan da normal koşullarda bu yaş grubundan beklenmedik bir yanıt. Çevrelerinde Covid 19 nedeni ile hayatını kaybedenleri duydukça, okudukça ailelerine daha fazla önem vermeye başlamaları da şaşırtıcı değil.

Her iki gençten biri anne-babası ile ilişkilerinin iyi olduğunu belirtiyor, o iki gençten diğeri ise bu ilişkiyi ne iyi ne de kötü olarak tanımlıyor, bu konuda uzman değilim elbette ama bir ebeveyn olarak bunu gayet sağlıklı bulduğumu söylemek istiyorum. Pandemi sürecinde uzun zaman evde kalmak zorunda olmak yine her iki gençten birine göre ailesi ile ilişkisini olumsuz etkilemiş, bu süreçte ilişkinin olumlu etkilendiğini söyleyenlerin oranı sadece onda bir.

Hemen hemen gençlerin yarısı, ailelerin onların kararlarını destekliyor olduğunu, kendisi ile gurur duyduklarını ifade ediyor. Diğer yarısı ise kararlarının ya desteklenmediğini ya da bu konuda ortada bir noktada olduklarını belirtiyorlar. Bu farklılıklara rağmen kendilerini ailelerinin yanında güvende hissedenlerin oranı yüksek, her on gençten yedisi bu şekilde hissediyor. Ailelerin bu sorumluğun farkında olmalarını ve hakkını vermelerini diliyorum. Gençlik doğal olarak “gelecek” çağrışımı yapan bir sözcük. Pandemi gençliği maalesef geleceğinden endişeli. Her on gençten altısı geleceğinden endişe duyduğunu belirtiyor. Özellikle de eğitim, işsizlik ve kadın-erkek eşitliği konularını önemsiyorlar. Gelecekteki iş hayatlarına dair beklentilerinde yaşlarının verdiği heyecanı, cesareti görebiliyoruz, her on gençten altısı kendi işini kurma hayali kuruyor. Birkaç nesil öncesinde rakipsiz tercih olan kamu kurumları arkalarda kalmış durumda, devlet görevi ancak her beş gençten birine çekici geliyor.

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik

Geleceğe hazırlanırken bugünü ciddi şekilde sosyal medyada geçirdiklerini belirteyim. Uyku harici zamanlarının ortalama beşte birini sosyal medya kullanarak geçiriyorlar, yaklaşık 3.5 saat. Yemek, okul, yol gibi diğer zamanları da dikkate alırsak sosyal medyanın hayatlarında kapladıkları alanın aslında ne seviyede olduğunu daha iyi kestirebiliriz. Bu da zamanımızın bir diğer gerçeği. Bu kadar büyük bir içerik bombardımanı varken daha farklı bir sonuç beklememek lazım bence. Sosyal medyada sunulan içeriklerin, bu alanda şirketler, devletler veya uluslararası kuruluşlarca yapılacak düzenlemelerin ve nihayetinde  o meşhur “algoritmaların” önümüzdeki on yılda izleyeceği seyir, “gelecek” için birinci derecede belirleyici unsur olacak.

Haberlerin doğru yada yanlış olduğunu anlamakta zorlanıyor

Haberlerin doğru yada yanlış olduğunu anlamakta zorlanıyor

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırmasının 41.dönem verileriyle; toplumun salgınla ilgili haberleri takip etme yoğunluğu ve bu haberlerin doğruluğu konusunda kamuoyunun görüşleri ortaya konuldu. Aynı araştırma çerçevesinde trendi de izlenebilen, aşı olmayı düşünenlerin oranları ve çevresindekilere tavsiye etme eğilimleri ölçümlendi.

Ipsos; ülkemizde koronavirüs vakasının ilk kez tespit edilmesini takiben vatandaşların bu konuya ilişkin farkındalık düzeylerini, endişelerini, değişen davranışlarını Koronavirüs Salgını ve Toplum Kamuoyu Araştırması ile incelemeye devam ediyor. Hükümetin bu konudaki politika ve uygulamalarının kamuoyundaki yansımalarını düzenli olarak takip ediyor.

Vatandaşların Yarısından Fazlası Salgınla İlgili Doğru ve Yanlış Haberleri Ayırt Etmekte Zorlanıyor.

Salgınla ilgili haberler televizyon tartışma programlarında yerini alıyor, sosyal medyada konuşuluyor ve online haber sitelerinde bulunuyor. Ancak; vatandaşların yarısından fazlası (%55) karşı karşıya geldikleri bu salgınla ilgili bilgilendirmelerden hangilerinin doğru hangilerinin yalan veya yanlış olduğunu ayrıştırma konusunda zorluk yaşıyor. Salgının ilk dönemlerinde bu haberler örneğin virüsten korunma yöntemlerine ilişkin iken bugün aşıların güvenirliği ve etkinliği üzerinden yapılan tartışmaları da içeriyor. Hem medyada hem de toplumda doğru haber kaynaklarını adresleyememenin aşı üzerindeki olumsuz algıyı körüklediği söylenebilir.

Toplumun Büyük Çoğunluğu Virüsle ilgili; Haberleri Halen Takip Ediyor Fakat Haber Takip Etme Yoğunluklarında Azalma Görülüyor…

Koronavirüsle ilgili haberleri toplumda hemen herkes takip etmeye devam ediyor (%93). Salgın; herkesin hayatını bu kadar doğrudan etkilerken bu kaçınılmaz bir durum. Öte yandan haber takibine yönelik tutuma bakıldığında; salgının ilk günlerine kıyasla bu tip haberleri daha az takip ettiğini söyleyenler ağırlıkta (%47). Vatandaşların dörtte biri ise salgınla ilgili haberleri ilk günkü şekilde takip ettiğini, diğer dörtte birlik kesim ise neredeyse 1 sene olmasına rağmen haberleri eskisinden daha fazla takip ettiğini ifade ediyor. Az ya da çok, salgınla ilgili haberleri takip etmeye bir süre daha devam edileceği söylenebilir. 

Aşı Yaptırmayı Düşünenlerin Oranı %53’e Çıkarak Bugüne Kadarki En Yüksek Seviyeye Ulaştı.

Ipsos’un gerçekleştirdiği Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırmasında; Ekim sonundan bu yana toplumda aşı yaptırmaya ilişkin eğilimler yakından takip ediliyor. Aşı yaptırmayı düşünenlerin oranı o dönem %51 iken, zaman geçtikçe artış gösterme yerine azalma eğilimine girmişti. Hatta aşı yaptırırım diyenlerin oranı %38 seviyesine kadar gerilemişti. Ocak ayının son haftasına gelindiğinde aşı yaptırmayı düşünenlerin oranı %53 olarak tespit edildi. Bu bireylerin çok büyük bir bölümünün aşı sırası kendilerine gelir gelmez aşı olmak istediklerini beyan ettiği görüldü. Diğer yandan her 5 vatandaştan 1’i ise aşı yaptırmayı halen düşünmüyor. Kararsızlar ise toplumun dörtte birini oluşturuyor (%25). 

Her 10 Vatandaştan 4’ü Yakın Çevresine Aşı Olmalarını Tavsiye Ediyor. Son dönem araştırmanın öne çıkan başlıklarından biri de; vatandaşlara yakın çevrelerine aşı olup olmamalarını tavsiye edip etmediklerine dair sorulan sorular. Aşı yaptırmayı çevrelerine öneren bireylerin sayısı (%38) aşı olmamalarını önerenlerden (%10) daha fazla. Toplumun yarısı (%52) ise bu konuda herhangi bir beyanda bulunmadığını ifade ediyor. 

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik konuyla ilgili değerlendirmesinde şunları iletti; “Salgın aylardır gündemin ilk maddesi, gerek klasik medyada gerekse sosyal medyada bu konuda inanılmaz yoğun bir bilgi trafiği var. Elbette bu kadar yoğun trafik içinde gerçekten uzak bilgiler, şahsi yorumlar da havada uçuşuyor. Her tür paylaşım öylesine argümanlar ile destekleniyor ki doğru ile yanlışı ayırt etmek için bile belli bir bilgi seviyesine ihtiyaç var. Vatandaşların %55’i doğru ve yanlış haberleri ayırt etmekte zorlandıklarını belirtiyorlar. Bu da mücadelede doğru adımların atılmasını, daha az enerji ile daha çok olumlu sonuç alınabilmesini zorlaştırıyor. Ve maalesef aynı noktaya çok daha fazla kayba uğrayarak varmamıza yol açıyor.

Ama yine de, her şeye rağmen adım adım ilerliyoruz. Aşı konusunda süreç ilerledikçe taşlar yerine oturmaya başladı. Aşı yaptırırım diyenlerin oranı yeniden %53 seviyesine yükseldi. Aşıya karşı olanların oranında büyük bir değişiklik yok ancak bu konuda kararsız olanların yaklaşık dörtte biri rahatlamış ve aşı yaptırma kararı almış görünüyor. Her ne kadar çoğunluk kendisi için aşı yaptırma yönünde  kanaat belirtse de konu aşıyı başkasına tavsiye eder misin noktasına geldiğinde daha çekimser bir tutum sergiliyor. Aynı şekilde aşı karşıtı tavsiye yapanların oranı da aşı yaptırmam diyenlerin yarısından da az. Yüksek ihtimalle başkasına tavsiye etmek ya da etmemek büyük bir sorumluluk olarak algılanıyor ve bu kararın herkesin kendisinin vermesi gereken bir karar olduğu düşünülüyor.

Aşı yaptırmam diyenlerin oranı yaklaşık beşte bir, bu kesim hiç aşı yaptırmasa dahi geri kalan beşte dört aşılanabilse toplumsal bağışıklık yolunda büyük bir mesafe kaydetmiş olacağız. Baharın veya en azından yazın salgından kurtulduğumuz mevsimler olmasını dilerim”.

Ipsos ; Her dört kişiden üçü normalleşme sürecinin gidişatını kötü buluyor!

Ipsos ; Her dört kişiden üçü normalleşme sürecinin gidişatını kötü buluyor!

Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması ile Ipsos; Türkiye’de koronavirüs vakasının ilk kez tespit edilmesini takiben vatandaşların bu konuya ilişkin farkındalık düzeylerini, endişelerini, değişen davranışlarını ortaya koymaya devam ediyor. Hükümetin bu konudaki politika ve uygulamalarının kamuoyundaki yansımalarını düzenli olarak takip ediyor…

Ipsos’un gerçekleştirdiği Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırmasında; normalleşme sürecinin gidişatı kötü bulunuyor. Artan vaka sayıları ile beraber vatandaşlar sürece dair daha olumsuz bir değerlendirmede bulunmaya başladı. Yaklaşık her 4 vatandaştan 3’ü gidişatın kötü veya çok kötü olduğunu düşünüyor. Haziran başında toplumun yarısından fazlası normalleşme süreci nedeniyle salgında ikinci bir dalga yaşanacağını düşünüyordu, bu yönde düşünenlerin oranı haftalar geçtikçe daha da artış gösterdiği verilerle tespit ediliyor. Geçtiğimiz hafta Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ise bu artışı ilk dalganın ikinci piki olarak tanımladı. İkinci dalga veya ilk dalganın pikinin aslında yaşanmaya başlandığı söylenebilir.

ALTMIŞ BEŞ YAŞ VE ÜSTÜ VATANDAŞLARA YÖNELİK KISITLAMALAR TOPLUMDA KABUL GÖRÜYOR. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca bayram, nişan, düğün gibi kutlamalar, asker uğurlamaları ve taziyeler esnasında gerekli bireysel tedbirlere yeteri kadar uyulmadığına dair bir açıklama yaptı. Bu kapsamda özellikle 65 yaş ve üstü vatandaşları korumak amacıyla il bazında Valilikler tarafından çeşitli sınırlandırmalar getirildi. Bu tür uygulamalar toplumun büyük kesimi (%88) tarafından desteklendiği görülüyor.

MASKE KULLANMAYANLARA YÖNELİK PARA CEZASI YETERİ KADAR UYGULANMIYOR. Ipsos’un gerçekleştirdiği bu araştırmada sıkça dile getirildiği üzere vatandaşlar, diğer vatandaşların yeteri kadar önlem almadığını düşünüyor. Bununla birlikte bu kişilere yönelik kamusal yaptırımların da yeteri kadar uygulanmadığı görüşü hakim… İçişleri Bakanlığı’nın genelgesiyle 22 Haziran’da başlayan uygulamaya göre  maske takma zorunluluğuna uymayan vatandaşlara 900 TL para cezası kesilmesi gerekiyor. Ancak bu kararın yeteri kadar uygulanmadığını düşünenlerin oranı (%59) uygulandığını düşünenlerden (%32) daha yüksek.  Bireylere son 1 haftada yaptıkları faaliyetleri ve bu faaliyetleri yaparken ne kadar süre maske taktıkları soruldu. Geçtiğimiz hafta markete veya pazara gidenlerin çoğunluğu (%87) tüm süre boyunca maske kullandığını ifade ediyor.

Maskeyi sadece bir süre, çok az bir süre veya hiç kullandığını beyan edenlerin oranı ise %8-10 aralığında… Bu oran her ne kadar küçük gözükse de nüfusu düşündüğümüzde virüsün yayılması için yeteri kadar elverişli bir ortam oluştuğunu söylemek mümkün.

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik araştırmada elde edilen verilerle ilgili yaptığı  değerlendirmede “Tedbirler sorulduğunda büyük ağırlıkta bir kesim tedbir aldığını söylemeye devam ederken,  yine aynı grup toplumun genelinin bu anlamdaki performansından memnun olmadığını da söylüyor. Ayrıca maske takmayanlara yeterince yaptırım uygulanmadığı düşüncesi de hakim. Tüm bu tablo içinde vaka sayıları da her gün artıyor. Yakın veya uzak çevresinde Koronavirüs teşhisi konan insanlar olduğunu belirtenlerin oranı da doğal olarak artmaya devam ediyor. 65 yaş üstüne kısıtlamaların yeniden uygulanması fikrine destek de yüksek.Vatandaşlar olarak hiç tedbir almıyor değiliz, ancak tedbirleri uygulama seviyemiz yeterli değil, kendimiz gibi yetersiz tedbir alanları da eleştiriyoruz. Öte yandan tedbirlerin uygulanmasına yönelik denetim ve yaptırımlar da yetersiz bulunuyor. Toplumun %72’si normalleşme sürecinin kötü ilerlediğini düşünüyor.  Normalleşemedik. Haziran başından itibaren kısıtlamalar gevşetildi, normal hayata dönmeye çalıştık, ancak Eylül ayına geldiğimizde genel kanı başarılı bir şekilde normalleşemediğimiz şeklinde” dedi.

Covid-19 salgını tüketici davranışlarını değiştiriyor

Covid-19 salgını tüketici davranışlarını değiştiriyor

Covid-19 Salgını tüketici davranışlarını değiştirmeye devam ediyor. Ipsos Araştırma Şirketi; Hane Tüketim Paneli üzerinden Türkiye’de hanelerin satın aldıkları hızlı tüketim ürünlerini haftalık olarak takip edip raporluyor. Buna göre;

Türkiye’de Covid-19 Vaka açıklaması yapıldıktan sonraki 3. Haftada (25-31 Mart) hanelerin satın aldığı hızlı tüketim ürünleri harcamalarında şu değişiklikler görüldü:

  • İçecek ürünlerindeki artış dikkat çekti: Yüksek artış gösteren kategorilerin 3 tanesi içecek ürünleri oldu. (Meyve Suları %104, Ayran %98, Gazlı Meşrubatlar %86)
  • Bağışıklık sistemini güçlendirici olduğuna yönelik haberlerin de etkisi muhtemelinde Turşu kategorisinde ciddi bir artış görüldü. 3. Haftada en çok artış gösteren kategori Turşu oldu.
  • Diş Macunu ve Diş fırçalarının da sıra dışı artış gösteren ürünler sıralamasına girdiği görüldü.
  • Evde yemek yapma ve yemek yeme sayısının artması ile hazır yemekler ve soslar da artışta öne çıkan kategoriler oldu.
  • Dondurma, turşu, hazır yemekler, yoğurt, reçel-bal ve soslar listeye ilk defa giren gıda kategorileri oldu

 

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik konuyla ilgili şu değerlendirmeleri iletti: “10 Mart tarihinde “Türkiye’de Koronavirüsü tespit edilmiştir” açıklamasından sonraki ilk hafta hanelerin alışveriş davranışlarında ilk tepki olarak stoklamayı net bir şekilde gözlemlemiştik. İkinci haftada (18-24 Mart); hanelerin alışveriş sepetlerinde en çok artış gösteren kategorilerin farklılaştığını ve en çok artış gösteren kategorilerin atıştırmalık ürünler olduğunu görmüştük. 3. haftaya geldiğimizde ise tüketicilerin hane içi tüketim davranışlarında farklılıkların devam ettiğini görüyoruz. Bu hassas dönemde tüketici ve insan davranışlarının ve karar verme süreçlerinin değişiklik gösterdiği aşikar. Biz Ipsos olarak bu değişiklikleri araştırmalarımızla gün ışığına çıkarmaya devam edeceğiz.”

  

3 Hafta Boyunca Her Hafta Artarak Büyüme Gösteren Tek Ürün Maya Oldu.

Covid-19 salgınına yönelik hanelerdeki tüketim açısından ilk tepki olarak Kolonya, Sirke, Makarna, Bakliyat vb kategorilerde artışlar görülmüştü. Bu kategorilerin sonraki iki haftadaki seyrine bakıldığında; MAYA kategorisinin büyümesinin her hafta artarak devam ettiği görüldü. Türkiye’de haneler son 3 haftada her hafta artış göstererek maya satın aldı. Eve kapanmanın etkisiyle poğaça, ekmek vb hamur işlerinin evde yapılmaya başlanmasının etkisi söz konusu olabileceği iletildi. İlk hafta kolonyada görülen satın alım artışı diğer haftalarda aynı oranda devam etmedi.

Hanelerin En Yüksek Miktarda Aldığı Hızlı Tüketim Ürünleri: Bisküvi & Kek, Süt, Çikolata Kaplama, Peynir ve Makarna

Ipsos Hane Tüketim Paneli’ne göre; Türkiye’de hanelerin hızlı tüketim ürünleri satın alımlarında en yüksek sayıda tercih ettiği 5 kategori sıralaması ise değişmedi, bu kategoriler «Bisküvi & Kek, Süt, Çikolata Kaplama, Peynir ve Makarna». Bu kategorilerde kayıt sayısı artışı ilk tepkiye göre daha yüksek oranda artış gösterdi. Sadece Makarna artış oranı 3. haftada daha düşük kaldı. Çünkü Makarna ilk hafta stoklamanın en yüksek olduğu kategoriydi.

Eve Sipariş 3. Haftada %38’e Yükseldi 

Ipsos Ev Dışı Yeme & İçme Paneli sonuçlarına göre ise; Restoran ve kafelerin sadece sipariş ve Gel-Al ile hizmet vermesinin etkisi ile eve sipariş oranı ve gel al oranı arttı.  Eve siparişte en yüksek artış pide, pizza ve kebap / döner ürünlerinde, gel -al da ise simit, poğaça, döner ve çiğ köfte artış gösterdi. Eve sipariş ilk hafta toplam siparişlerin içerisinde %13 paya sahipken son hafta bu oran %38’e yükseldi”…

Ipsos’dan Cinsiyete Yönelik Global Tutumlar Araştırması

Cinsiyete Yönelik Global Tutumlar Araştırması…

Ipsos olarak 29 ülkeden 20 bini aşkın kişiyle gerçekleştirdiğimiz araştırma ile belli vasıfların, hane içi görevlerin ve mesleklerin hangi cinsiyetlerle daha çok ilişkilendirildiğini anlamaya çalıştık. Sonrasında ise ülkelerin bu konulara gelecekte daha mı çok yoksa daha mı az oranda cinsiyetçi yaklaşacağı konusunda bireylerin görüşlerini aldık.

Araştırmanın ilk bölümünde çeşitli özelliklerin hangi cinsiyetle daha çok ilişkilendirildiği soruldu. Buna göre;

  • “Güç”kavramı daha çok erkeklerle ilişkilendiriliyor. Global ortalamada katılımcıların %35’i bu kavramın daha çok eril olduğunu belirtiyor. Araştırmaya Türkiye’den katılan bireylerin %45’i de “Güç” kavramını daha çok erkeklerle ilişkilendiriyor.
  • “Bilgelik”kavramının daha çok erkeklerle ilişkilendirildiği ülkeler Çin ve Türkiye olarak karşımıza çıkıyor. (%33 ve %30). Global ortalamada ise eril bir ilişkilendirme nispeten daha düşük ama yine de dişil bir ilişkilendirmeden daha yüksek gözüküyor. Bilgelik kavramını daha çok kadınlarla ilişkilendiren ülkeler ise özellikle Sırbistan, Fransa, İsveç, Rusya…
  • “Mizah”kavramı da çoğunlukla daha çok bir erkek özelliği olarak karşımıza çıkıyor. Global ortalamada %19’luk bir oran bu özelliği daha çok eril olarak nitelendiriyor. Araştırmaya Türkiye’den katılan bireylerin %29’u da mizah özelliğinin daha çok eril bir özellik olduğunu iletiyor…
  • “Başkalarıyla ilgilenmek”kavramı ise daha ziyade kadınlarla ilişkilendirilen bir özellik olarak görülüyor. Global ortalamada %23’lük bir oran bu özelliği daha çok dişil olarak değerlendiriyor. Buna karşın her ne kadar ilişkilendirme seviyesi 10 üzerinden 5.5 olsa da yani çok kuvvetli olmasa da araştırmaya Türkiye’den katılan bireylerin %27’si başkalarıyla ilgilenmek özelliğini daha çok erkeklerle ilişkilendiriyor.
  • “Güven” ve “Liderlik”kavramları da yine global kamuoyu nezdinde nispeten daha eril özellikler olarak değerlendirilmiş gözüküyor.

Fatura ödemek, temizlik yapmak gibi hane içindeki çeşitli görevlerin de kadınlarla mı yoksa erkeklerle mi daha çok ilişkilendirildiği de araştırmamızda değerlendirildi. Buna göre;

  • “Fatura ödemek/finansı yönetmek”işi global ortalamada daha çok erkeklerle ilişkilendirildi. (%20) Bu konunun erkeklerle en çok ilişkilendirildiği ülkeler ise Türkiye (%36), Suudi Arabistan (%35) olarak görüldü. Araştırmayı Japonya’dan katılan bireyler ise fatura ödemek/finansı yönetmek işini daha çok kadınlarla ilişkilendirdi.
  • “Tamirat gibi bakım işleri”ise erkeklerin yapması gereken bir görev olarak tüm ülkelerce belirtiliyor.
  • “Çamaşır yıkamak”işi de hem global ortalamada hem de ülke sonuçlarının çoğunda daha çok kadınlarla ilişkilendiriliyor.

Mesleklerin hangi cinsiyetle daha çok ilişkilendirildiğine baktığımızda ise; doktor, politikacı, bilim insanı, bilişim teknolojileri çalışanı, inşaat işçiliği gibi çoğu mesleğin daha çok erkeklerle ilişkilendirildiği görülüyor. Öğretmenlik mesleği ise en çok kadınlarla ilişkilendiriliyor.

Cinsiyetçi yaklaşım gelecek 5 yılda pek değişmeyecek gözüküyor:
Araştırmamız kapsamında sorduğumuz özelliklerin, hane içi görevlerin ve mesleklerin cinsiyetlere göre değerlendirilmesi konusu gelecek beş yıl içinde daha da artacak mı yoksa azalacak mı ya da aynı mı kalacak sorusuna global ortalamanın hemen hemen yarısı aynı kalacağını belirtiyor. (%46) Araştırmaya Hindistan’dan katılan bireylerin %47’si ise bu tür bir cinsiyetçi tutumun artacağını belirtiyor. Bu konuda en optimist ülkenin Güney Kore olduğu söylenebilir. Araştırmaya Güney Kore’den katılan bireylerin %49’u cinsiyete göre ilişkilendirmelerin daha az olacağını düşünüyor.

 

Araştırma Hakkında

Araştırma 29 ülkeden toplam 20,448 birey ile Ipsos Global Advisor online araştırma platformu üzerinden 20 Eylül – 4 Ekim 2019 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir.

Örneklem şu ülkelerde ülke başına 1000 birey ile gerçekleştirilmiştir: Avustralya, Brezilya, Kanada, Çin, Fransa, Almanya, Birleşik Krallık, İtalya, Japonya, Meksika, İspanya ve ABD.

Araştırma şu ülkelerde ise ülke başına 500 birey ile gerçekleştirilmiştir: Arjantin, Belçika, Şili, Macaristan, Hindistan, Malezya, Hollanda, Peru, Polonya, Rusya, Suudi Arabistan, Sırbistan, Singapur, Güney Afrika, Güney Kore, İsveç ve Türkiye. Bu ülkelerde örneklem genelden ziyade orta ve üst gelir grubu ve internet erişimi olan nüfusu temsil etmektedir. Her hâlükârda bu sosyal gruplar önemli ve büyüyen bir orta sınıf olduğu için sonuçlar bu ülkelerin nabzını anlamak için önemli göstergelerdir. 

Ipsos araştırma: Kadınlara Kontrollü Özgürlük İstiyoruz…

Kadınlara Kontrollü Özgürlük İstiyoruz…

Ipsos’un düzenli olarak gerçekleştirdiği, Türkiye’nin en geniş kapsamlı yaşam tarzları araştırmalarından biri olan ve sonuncusu Şubat ayında raporlanan Türkiye’yi Anlama Kılavuzu Araştırması, Kadın konusuna da çok çeşitli açılardan eğiliyor.  Türkiye temsili olarak yaklaşık 16 bin kişi ile yüz yüze görüşmelerle gerçekleştirilen Türkiye’yi Anlama Kılavuzu araştırmasından çıkan bazı veriler şu şekilde:

  • Her 10 kişiden 6’sı erkek ve kadının çocuk bakımında eşit roller üstlenmesi gerektiğini düşünüyor. (%58) Bu oran geçtiğimiz döneme göre 4 puan düşüş gösterdi.

 

  • Her 10 bireyden 7’si erkek ve kadının aile bütçesine birlikte katkıda bulunması gerektiğini düşünüyor. (%71)

 

  • Her 10 bireyden 8’i gelecekte kariyerin kadının hayatında daha ön planda olacağını düşünüyor. (%83) Bu oran geçtiğimiz döneme göre 16 puan artış gösterdi (%67)

 

  • Her 10 bireyden yaklaşık 7’si erkeğin çalışmayıp kadının çalışması beni rahatsız eder diye düşünüyor. Bu oran kadın ve erkeklerde eşit seviyede yer alıyor. (%67)

 

  • Her 10 bireyden yaklaşık 4’ü kadınların kariyer yapmak yerine iyi bir eş ve anne olmaya daha çok önem vermesi gerektiğini düşünüyor. (%37) Bu oran kadınlarda %33 seviyesinde

 

  • Bireylerin yarısı kadının çalışması için kocasının rızasının olması gerektiği görüşünde. (%55) Bu oran geçtiğimiz döneme kıyasla 4 puan yükseldi.
  • Her 10 bireyden 8’i, Türkiyede kadına yönelik siddetin arttığını düşünüyor. (%83)
  • Her 10 bireyden yaklaşık 9’u, kadına yönelik şiddetin toplumun çok önemli bir sorunu olduğunu düşünüyor. (%85)

 

“Kadınlara Kontrollü Özgürlük İstiyoruz”

 

Sonuçları değerlendiren Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik şunları iletti: “Türkiye’de kadın erkek eşitliği, kadının ekonomik hayata katılımı, kariyer yapması konularında genel olarak olumlu tutumlar içerisindeyiz ve kadınları bu konuda destekliyoruz. Fakat bu destek koşulsuz verilmiyor. Kadınlara kontrollü özgürlük istiyoruz. Kadınların çalışma yaşamına katılması eşlerinin izni olduğu sürece destekleniyor. Toplumun %55’i kadının çalışması için kocasının rızası olması gerektiği görüşünde. Bu oranın geçtiğimiz döneme göre 4 puanlık bir artış gösterdiğini de görüyoruz.

 

Bu sonuçlar hem kadın hem erkek bireylerden alınan ortalama sonuçlar. Yine de bu noktada durup hemen “kadınlar da eşitsizliği destekliyor”, hatta “eşitsizliği tercih ediyor” dememek lazım. Kadın erkek rolleri ve eşitsizlik öğrenilen şeyler. Kadınlar doğal olarak bu eşitsizliği öğreniyor ve kanıksıyor. Eğitim yaşamından istihdama kadar her alanda gelişim sağlanması için eşitlik vurgusu çok önemli. Bu eşitliği sağlamak için de kadınlar, erkekler ve toplumun tüm kesimlerinin ne düşündüğünü ve daha önemlisi neden böyle düşündüklerini oturup etraflıca irdelememiz gerekiyor. Türkiye gibi nüfusun yarısını kadınların oluşturduğu ancak farklı alanlardaki yönetim kademelerinde eser miktarda kadının bulunduğu, hatta çoğu kademede bulunamadığı bir ülkede kadınları ve kadınlara dair yaygın toplumsal algıyı anlamak önemli.”

Ipsos araştırma: İş yerinde kadın ve erkeklere eşit davranılıyor mu?

Ipsos araştırma: İş yerinde kadın ve erkeklere eşit davranılıyor mu?

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği İçin Erkekler Aksiyon Almalı!

Ipsos MORI ve King’s College tarafından yapılan aralarında Türkiye’nin de olduğu 27 ülkede gerçekleştirilen global araştırma iş yerinde ve toplumda cinsiyet eşitliği konusundaki tutumları ortaya koydu.

 

Dünya çapında insanların çoğunluğu ülkelerindeki iş yerlerinin kadın ve erkeklere eşit derecede davrandığını düşünmüyor.

Araştırmaya göre;

  • Kamuoyunun %56’sı ülkelerindeki iş yerlerinin kadın ve erkeklere eşit şekilde davranmadığını düşünüyor.
  • Bu konuda erkeklerin %49’u iş yerlerinin eşit davrandığını düşünürken kadınların sadece %32’si bu konuda hem fikir…
  • Araştırmaya Türkiye’den katılan bireylerin %53’ü de iş yerlerinin kadın ve erkeğe eşit davrandığını düşünmüyor.

 

İnsanların çoğu toplumsal cinsiyet eşitliğine ulaşmada erkeklerin aksiyon alması gerektiğine inanıyor.

Ama yine de bu konudaki görüşlerde de kadın – erkek kırılımında farklılıklar gözüküyor.

  • Global kamuoyunun %68’i eğer erkekler de kadın haklarını desteklemek için aksiyon almazsa ülkelerinde kadınların eşitliğe ulaşamayacağı konusuna katılıyor.
  • Araştırmaya katılan erkeklerin %62’si de bu konuda hem fikir.
  • Araştırmaya Türkiye’den katılan bireylerin de %71’I kadınların ülkelerinde eşitliğe ulaşmaları için erkeklerin de aksiyon alması gerektiğine inanıyor.

 

İş hayatında ve hükümette daha fazla kadın lider olmazsa ülkelerinde kadınların eşitliğe ulaşamayacağına katılanların oranı;

  • Global ortalamada %58.
  • Erkeklerin %51’I de bu konuya destek veriyor.
  • Araştırmaya Türkiye’den katılan bireylerin de %66’sı bu konuya katılırken,

bu konuya katılan kadınların oranı %80’leri buluyor.

 

Kadınlara erkeklerle eşit haklar vermek konusunda ülkemde yeterince ileriye gidildi görüşünde global kamuoyu ikiye ayrılmış durumda.

  • %48’I bu görüşe katılırken %47’si ise katılmıyor.
  • Araştırmaya Türkiye’den katılan bireylerin de %55’I bu konuya katılmıyor.

 

Araştırma Hakkında

Araştırma 27 ülkeden toplam 20,204 birey ile Ipsos Global Advisor online araştırma platformu üzerinden 24 Ocak – 7 Şubat 2020 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir.

Örneklem şu ülkelerde ülke başına 1000 birey ile gerçekleştirilmiştir: Avustralya, Brezilya, Kanada, Çin, Fransa, Almanya, İtalya, Japonya, İspanya, Birleşik Krallık ve ABD. Diğer ülkelerde ise ülke başına 500 birey ile gerçekleştirilmiştir. Bu ülkelerde örneklem genelden ziyade orta ve üst gelir grubu ve internet erişimi olan nüfusu temsil etmektedir. Her hâlükârda bu sosyal gruplar önemli ve büyüyen bir orta sınıf olduğu için sonuçlar bu ülkelerin nabzını anlamak için önemli göstergelerdir.

 

Ipsos araştırma: kariyerde cinsiyet ayrımcılığı

Ipsos araştırma: kariyerde cinsiyet ayrımcılığı

Kadının İş Hayatına Katılımı, Kariyeri ve Cinsiyet Ayrımcılığının En Çok Test Edildiği Alanlar…

Kadının iş hayatına katılımı, gelişmişlik ve ekonomik ilerlemenin de en önemli katalizörlerinden birisi. Ipsos MORI ve King’s College tarafından yapılan global araştırma iş hayatındaki bazı davranışlara ve kararlara dönük cinsiyet bazlı tutumlara ışık tutuyor. 27 ülkeden 20 bini aşkın kişiyle gerçekleştirilen araştırma kapsamında;

 

  • İş yerinde kabul edilebilir davranış şekli nedir?
  • Uygunsuz davranışı neler oluşturur?
  • Kadınların kariyerlerine neler zarar verir?
  • Ve bazı kararlar kariyeri nasıl etkiler?

Gibi ana sorularla ilgili bazı ifadelere dönük görüşler alındı.

 

Araştırmadan çıkan bulgular bazı konularda erkek ve kadın görüşlerinin ne derece farklılaşabileceğini de bize gösteriyor. Aynı zamanda iş hayatında cinsiyetçiliğin en çok test edildiği alanları ve bazı kararlar ve sorumlulukların hangi tarafın kariyerini daha çok etkileyebileceğini de bu araştırmada görebiliyoruz.

 

İş yerindeki bazı davranışlar sorulduğunda;

  • “İş arkadaşına çıkma teklif etmek” global kamuoyunun hemen hemen yarısı (%46) tarafından kabul edilebilir bir davranış olarak görülüyor.
  • Bu konuda kadınlar nispeten daha olumsuz bakıyor (%41).
  • Araştırmaya Türkiye’den katılan kadınların %54’ü bu davranışı kabul edilebilir bulurken, erkeklerin %63’ü de bu konuda hem fikir.

 

  • Öte yandan “Daha önce hayır dediği halde iş arkadaşına çıkma teklifinde bulunmaya devam etmek” davranışını ise kabul edilebilir bulanların oranı sadece %12.
  • Araştırmaya Türkiye’den katılan kadınların %10’u, erkeklerin ise %22’si bunu kabul edilebilir buluyor.
  • “Cinselliğe dayanan hikayeler anlatmak veya şakalar yapmak” konusunun iş yerinde kabul edilebilir bir davranış olup olmadığına dair de global kamuoyunun %71’i kabul edilebilir değil diyor.
  • Araştırmaya Türkiye’den katılan bireylerin %74’ü de bunu kabul edilebilir bulmuyor.

 

Kadınların kariyerine neler zarar veriyor?

Global ortalamada bir kadının kariyerine erkeklerin kariyerinde olduğundan daha çok zarar veren unsurların ilk üçü şu şekilde belirtiliyor:

  • Çalışma saatlerinde çocuklarla ilgili sorumlulukların olması (%35)
  • Çalışma arkadaşından gelen bir çıkma veya romantik ilişki teklifinin reddedilmesi (%26)
  • Aileyi işten önce önceliklendirme (%26)

Belirtilen bu üç unsurun kadının kariyerine daha çok zarar verdiği global kamuoyu tarafından düşünülüyor.

 

Araştırma Hakkında

Araştırma 27 ülkeden toplam 20,204 birey ile Ipsos Global Advisor online araştırma platformu üzerinden 24 Ocak – 7 Şubat 2020 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir.

Örneklem şu ülkelerde ülke başına 1000 birey ile gerçekleştirilmiştir: Avustralya, Brezilya, Kanada, Çin, Fransa, Almanya, İtalya, Japonya, İspanya, Birleşik Krallık ve ABD. Diğer ülkelerde ise ülke başına 500 birey ile gerçekleştirilmiştir. Bu ülkelerde örneklem genelden ziyade orta ve üst gelir grubu ve internet erişimi olan nüfusu temsil etmektedir. Her hâlükârda bu sosyal gruplar önemli ve büyüyen bir orta sınıf olduğu için sonuçlar bu ülkelerin nabzını anlamak için önemli göstergelerdir.