Yazılar

Diyabet hastaları oruç tutabilir mi?

Diyabet hastaları oruç tutabilir mi?

Dinimiz açısından önem taşıyan bu süre içerisinde sağlık problemi veya farklı nedenler dolayısı ile oruç tutması zor olan kişilerde nasıl bir yol izlenmesi gerektiği konusunda İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji uzmanı Doç. Dr. Süha Çetin açıklamalarda bulundu.

Dinimiz var olan bir hastalığın kötüleşmesine neden olabilecekse, hamilelerde veya emziren kadılarda ve ergenlik çağına girmemiş olan çocuklarda orucu zorunlu kılmıyor. Aynı zamanda zihni hastalık veya vücutsal engeli, ileri yaşı olan ve zorunlu olarak yorucu seyahatlere çıkan kişilerde bu gruba dâhil.

İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji uzmanı Doç. Dr. Süha Çetin

Doç. Dr. Süha Çetin

Diyabet hastaları oruç tutabilir mi?

Tip 2 diyabeti mevcutsa Ramazan Ayı süresince yakın şeker değerleri takibi önemli. Çünkü bu hastalarda kan şekerinin ciddi anlamda düşmesi 7,5 kat daha artıyor. Bu kişilerde kan şekerinin fazla yükselmesi, vücudun tehlikeli manada susuz kalması ve derin ven trombozu geçirme ihtimalide söz konusu olabilir. Tip 2 diyabeti olan kişilerde kan şekeri değerleri kontrol altında ve insülin kullanmıyorlar ise, şeker ilaçlarının dozajı ramazan süresi içerisinde yeniden (hekim tarafından) ayarlanarak oruç tutulmasında tıbbi açıdan bir engel yoktur. Tip 1 diyabeti olan hastalarda ise oruç tutmak genelde önerilmiyor.

Kalp hastalıkları olan hastalara oruç önerilmiyor

Kalp problemi olan hastalarda, örneğin kısa bir süre önce stent takılmış, kalp ameliyatı geçirmiş, kalp krizi hadisesi olan kişilerde veya ciddi kalp yetmezliği bulguları mevcutsa ve hastanın tansiyon değerleri kontrol altında değilse, yine oruç tutmak tıbbi açıdan önerilmiyor.

Kanseri olan hastalarımızın tedavi süreci vücutsal ve zihinsel olarak çok stresli geçebilir. Dolayısı ile bu tür hastalıklarda orucun tutulması sağlık açısından öngörülmüyor.

Genel olarak oruç tutulmasında bir mâni görülmeyen hasta gruplarında ve aynı zamanda sağlıklı olan kişiler için Ramazan Ayı süreci için önerilen husular şunlardır:

  • İftar ve sahur arasında yüksek miktarda su tüketilmesi
  • Kafeinli içeceklerin tüketilmemesi veya kısıtlanması
  • Hazmı kolay olan doymamış yağlarla (örneğin zeytinyağı) yemeklerin yapılması
  • Şekerli gıdaların tüketilmemesi
  • Tuz ve glisemik indeksi yüksek olan (beyaz ekmek, pirinç, makarna mantı gibi) gıdaların tüketilmemesi.

 

COVID-19 aşısının kalp ve damar sistemi açısından olabilecek yan etkileri

COVID-19 aşısının kalp ve damar sistemi açısından olabilecek yan etkileri

“Günümüzde altta yatan sağlık sorunu olan hastalarda da COVID-19 aşısı uygulanmakta. Ama bu bahsedilen aşı kalp hastalığı olan veya kardiyovasküler risk faktörleri taşıyan kişiler için güvenilir ve emin sayılabilir mi?” diyen İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Süha Çetin, önemli bilgiler verdi.

Gerek Pfizer-Biontech veya Moderna ve Johnson & Johnson aşıları olsun, bu aşıların birçok geniş kapsamlı çalışmalar yapıldıktan sonra güvenilir ve koruyucu oldukları kesinlikle söylenebilir. Bu bağlamda kalp hastalığı uzmanları ve nörologlar COVID-19 aşısının yapılmasını çok önemli olarak nitelendiriyor. Özellikle kalp hastalığı olan kişilerde aşının yapılması sadece emin olmakla kalmayıp, bir zorunluluk taşıyor. Belirtilen hastalar COVID-19 enfeksiyonundan kaynaklanan ciddi olabilecek komplikasyonlara çok yatkın olarak değerlendirilebilir.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Doç. Dr. Süha Çetin

Peki bu önem taşıyan COVID-19 aşısının yan etkileri ve özellikle kardiyovasküler yan etkileri olabilir mi?

Aşının en sık görülen yan etkileri enjeksiyon yerinde ağrı ve kızarıklığın olabilmesi, basende yorgunluk ve halsizlik kendini gösterebilir. Ateş değerlerinin yükselmesi veya hafif derecede alerjik reaksiyonlar yan etkiler dâhilinde olabilir. Bahsedilen semptomlar genelde 2 gün içerisinde kaybolur.

Çok nadir olmakla beraber miyokardit (kalp kası enflamasyonu) ve perikardit (kalp etrafındaki zarın enflamasyonu) gelişebilir. Belirtilen hastalık hem viral enfeksiyon (COVID-19 dahil) ve hem de yapılan aşı sonucu görülebilir. Nedeni ise vücudumuzun kendi gösterdiği immün cevabından kaynaklanmaktadır. Elimizde olan kapsamlı veriler miyokardit ve perikardit vakalarının aşı sonrası çok hafif derecede arttığını göstermektedir. Artış özellikle genç erişkinlerde saptanmıştır. Konuyu daha detaylandıracak olursak miyokardit ve perikardit genç erkeklerde ve özellikle ikinci doz aşıdan sonra daha sık görülmektedir.

Peki, olası bir miyokardit veya perikardit bulgusunun kişide görülebilecek semptomları nelerdir?

Şikâyetler genelde göğüs ağrısı, nefes darlığı ve çarpıntı tarzında olabilir. Bahsedilen şikâyetler mevcutsa veya devam ediyorsa bir kardiyolog tarafından değerlendirilmeniz önem taşır.

Olası bir yan etkiye daha değinmek gerekirse, anormal olan bir kan pıhtılaşmasından bahsedebiliriz: Anormal kan pıhtılaşması sonucu olarak felç veya kalp krizi geçirme ihtimali mevcut. Yine aşıdan sonra gelişen vücudun gösterdiği immün cevabı pıhtılaşma durumundan sorumlu tutulmaktadır. Pıhtılaşma yine çok nadir olan bir aşı sonrası komplikasyon olarak nitelendirilmektedir ve 50.000 aşı olan kişinin istatiksel olarak birinden daha azında görülür.

Neticede aşı olmanızın avantajları, altta yatan hastalığınız olsun olmasın, dezavantajlarından kat kat daha fazladır. Tekrar vurgulamak gerekirse, yukarda bahsedilen yan etkiler oldukça nadir görülmektedir ve dolayısı ile abartılmamalıdır.

Kalp hastalıklarından korunabilmek için önemli bilgiler!

Kalp hastalıklarından korunabilmek için önemli bilgiler!

“Kalp damar hastalıkları günümüzde başta gelen ölüm nedeni olarak bilinmektedir. Bu riski azaltabilmek için birçok seçeneğimiz mevcut. Bu 7 noktaya dikkat ederseniz, kalp sağlığınız mükemmel olabilir” diyen İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Süha Çetin, kalp hastalıklarından korunabilmek için önemli bilgiler verdi.

Kalp hastalıklarından korunabilmek için önemli bilgiler! “Kalp damar hastalıkları günümüzde başta gelen ölüm nedeni olarak bilinmektedir. Bu riski azaltabilmek için birçok seçeneğimiz mevcut. Bu 7 noktaya dikkat ederseniz, kalp sağlığınız mükemmel olabilir” diyen İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Süha Çetin, kalp hastalıklarından korunabilmek için önemli bilgiler verdi. 1. Sigara ve diğer tütün ürünlerinin kullanılmaması gerekli Tütünün içerisindeki kimyevi maddeler kalbe ve kalbi besleyen damarlara ciddi zarar verebilir. Tütün tüketimi kandaki oksijen miktarını azaltır. Bu nedenle tansiyon ve kalp hızı yükselir. Neticede kandaki bu az oksijen miktarını kompanze edebilmek için kalbimiz daha fazla çalışmak zorunda kalır. Şu da bilinmelidir ki tütün tüketimini bıraktıktan sonra, tütünün vücuda verdiği zararın yarısının geçebilmesi için en az iki yıla ihtiyaç vardır. 2. Kalbiniz için harekete geçin Düzenli ve günlük fiziksel aktivite kalp damar hastalıklarını önler. Fiziksel aktivite sayesinde kilonuzu kontrol altında tutabilirsiniz. Aynı zamanda bu bağlamda kalp sağlığı için zararlı olan yüksek tansiyon ve kolesterol değerlerini ve aynı zamanda diyabeti önleyebilirsiniz. Bu bağlamda günde yarım saat yürüyüş öneriyorum. 3. Sağlıklı bir beslenme tarzı kaçınılmaz Beslenme alışkanlıklarınızı değiştirerek yüksek tansiyon veya kolesterol değerlerini düşürüp, tip 2 diyabet riskini azaltabilirsiniz. Önerim bol sebze ve kısıtlı miktarda meyve tüketmek, protein ağırlıklı (et, süt, yoğurt, yumurta, peynir vs.) beslenmek ve un mamullerini, şekeri ve şekerli yiyecek ve içecekleri minimuma indirmek, haricen tuzu ve alkolü çok kısıtlı tüketmek gerekli. 4. Normal bir kilo sahibi olmak her yaş için önem taşıyor Özellikle bel çevresinin geniş olması kalp hastalıkları açısından bizi tehlikeye sokuyor. Yukarda bahsettiğim diyet tarzını ve fiziksel aktivite önerisini sürekli bir biçimde uygularsanız, fazla kilolar ve ‘göbek’ kendiliğinden kaybolur. 5. Uyku kalitesi şimdiye kadar bilinmeyen bir unsurdu Erişkinlerin gece en az yedi saat uyumaları kalp sağlığı açısından önem taşıyor. Uykuya dalmakta zorluk çekiyorsanız, yatmadan önce sınırlı magnezyum takviye preparatları, melisa çayı ve yoğurt tüketmenizi öneriyorum. Uyku apnesinin, yani uykuda soluğun durmasının tedavisi şart. 6. Stresle başa çıkmak hiçte zor değil Bu manada çok yemek yiyerek, alkol veya sigara içerek başarılı olmayız. Tam tersine sağlığımıza daha fazla zarar veririz. Stresle başa çıkabilmek için önce iyi bir iş organizasyonu, sonra fiziksel aktivite, meditasyon veya yoga öneriyorum. 7. Düzenli sağlık kontrollerinizi aksatmayın Özellikle erişkin yaşlarda tansiyon holter bağlatarak yüksek tansiyon teşhisini kolaylıkla koymak mümkün. Yine erişkinlerde iki yılda bir kolesterol profiline kan tahlili ile bakmak çok basit. Diyabet, kalp damar hastalıkları açısından önde gelen risk faktörlerinden biri. Özellikle aile öyküsünde diyabet mevcutsa veya fazla kilonuz varsa yine kan tahlillerinde açlık kan şekerine baktırmanız veya hemoglobinA1c değerini ölçtürmeniz gerekebilir. Bahsedilen bu yedi unsuru hayatınızın bir parçası yaparsanız, daha sağlıklı ve rahat yaşayabilirsiniz. Unutmayın ki kalp ve damar hastalıklarının %90’ı sizin yaşam tarzınız ile alakalıdır. Dünya kalp gününüzü kutlar sağlıklar dilerim.

Doç. Dr. Süha Çetin

 

 

 

 

 

 

  1. Sigara ve diğer tütün ürünlerinin kullanılmaması gerekli

Tütünün içerisindeki kimyevi maddeler kalbe ve kalbi besleyen damarlara ciddi zarar verebilir. Tütün tüketimi kandaki oksijen miktarını azaltır. Bu nedenle tansiyon ve kalp hızı yükselir. Neticede kandaki bu az oksijen miktarını kompanze edebilmek için kalbimiz daha fazla çalışmak zorunda kalır.

Şu da bilinmelidir ki tütün tüketimini bıraktıktan sonra, tütünün vücuda verdiği zararın yarısının geçebilmesi için en az iki yıla ihtiyaç vardır.

  1. Kalbiniz için harekete geçin

Düzenli ve günlük fiziksel aktivite kalp damar hastalıklarını önler. Fiziksel aktivite sayesinde kilonuzu kontrol altında tutabilirsiniz. Aynı zamanda bu bağlamda kalp sağlığı için zararlı olan yüksek tansiyon ve kolesterol değerlerini ve aynı zamanda diyabeti önleyebilirsiniz. Bu bağlamda günde yarım saat yürüyüş öneriyorum.

  1. Sağlıklı bir beslenme tarzı kaçınılmaz

Beslenme alışkanlıklarınızı değiştirerek yüksek tansiyon veya kolesterol değerlerini düşürüp, tip 2 diyabet riskini azaltabilirsiniz. Önerim bol sebze ve kısıtlı miktarda meyve tüketmek, protein ağırlıklı (et, süt, yoğurt, yumurta, peynir vs.) beslenmek ve un mamullerini, şekeri ve şekerli yiyecek ve içecekleri minimuma indirmek, haricen tuzu ve alkolü çok kısıtlı tüketmek gerekli.

  1. Normal bir kilo sahibi olmak her yaş için önem taşıyor

Özellikle bel çevresinin geniş olması kalp hastalıkları açısından bizi tehlikeye sokuyor. Yukarda bahsettiğim diyet tarzını ve fiziksel aktivite önerisini sürekli bir biçimde uygularsanız, fazla kilolar ve ‘göbek’ kendiliğinden kaybolur.

  1. Uyku kalitesi şimdiye kadar bilinmeyen bir unsurdu

Erişkinlerin gece en az yedi saat uyumaları kalp sağlığı açısından önem taşıyor. Uykuya dalmakta zorluk çekiyorsanız, yatmadan önce sınırlı magnezyum takviye preparatları, melisa çayı ve yoğurt tüketmenizi öneriyorum. Uyku apnesinin, yani uykuda soluğun durmasının tedavisi şart.

  1. Stresle başa çıkmak hiçte zor değil

Bu manada çok yemek yiyerek, alkol veya sigara içerek başarılı olmayız. Tam tersine sağlığımıza daha fazla zarar veririz. Stresle başa çıkabilmek için önce iyi bir iş organizasyonu, sonra fiziksel aktivite, meditasyon veya yoga öneriyorum.

  1. Düzenli sağlık kontrollerinizi aksatmayın

Özellikle erişkin yaşlarda tansiyon holter bağlatarak yüksek tansiyon teşhisini kolaylıkla koymak mümkün. Yine erişkinlerde iki yılda bir kolesterol profiline kan tahlili ile bakmak çok basit. Diyabet, kalp damar hastalıkları açısından önde gelen risk faktörlerinden biri. Özellikle aile öyküsünde diyabet mevcutsa veya fazla kilonuz varsa yine kan tahlillerinde açlık kan şekerine baktırmanız veya hemoglobinA1c değerini ölçtürmeniz gerekebilir.

Bahsedilen bu yedi unsuru hayatınızın bir parçası yaparsanız, daha sağlıklı ve rahat yaşayabilirsiniz. Unutmayın ki kalp ve damar hastalıklarının %90’ı sizin yaşam tarzınız ile alakalıdır.

Diyabet Hastalarına Koronavirüs Uyarısı!

Diyabet Hastalarına Koronavirüs Uyarısı!

İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Yusuf Aydın, ‘’Diyabet yani şeker hastalığı dünyada ve ülkemizde salgın hastalık gibi yayılmaktadır. Toplumumuzda yapılan çalışmalarda yüzde 15 oranında diyabet olduğu saptanmıştır. Bunlara ek olarak yüzde 10 oranında diyabet kadar prediyabet hastamızda bu rakama eklenince %25e yakın oranda kan şekeri yüksekliği ile giden klinik durum olduğu ortaya konulmuştur’’ dedi.

Diyabet Hastalarına Koronavirüs Uyarısı

Doç. Dr. Yusuf Aydın, ‘’bugünlerde her gün Covid-19 enfeksiyonu sebebi ile kaç kişinin öldüğü kaç kişinin yoğun bakımda olduğu her gün ilan edilmektedir. Günümüzde her 6 saniyede bir kişi diyabet ve komplikasyonları sebebi ile hayatını kaybetmektedir. Bu her gün 1500 kişinin dünyada diyabet sebebi ile ölmesi anlamına gelir. Buna ek olarak her gün diyalize başlayan hastaların yüzde 50 si diyabet yüzünden, ayak ampütasyonlarının yüzde 50 si diyabet yüzünden, kalp krizlerinin yüzde 50 si diyabet yüzünden ortaya çıkmaktadır. Bu rakamlar düşünüldüğünde diyabet ile mücadelede acaba yeterli özen ve dikkati gösteriyor muyuz sorusu gündeme gelmektedir’’ şeklinde açıklamada bulundu.

Doç. Dr. Yusuf Aydın, ‘’Bu soruya kısaca hayır diyebiliriz ama bunu bilimsel olarak şöyle ifade edebiliriz. Diyabetin komplikasyonlarından önlemenin ve korumanın en önemli yolu iyi kan şekeri regülasyonudur. Açlık ve tokluk kan şekerlerinin iyi olması ve bunun sonucunda HbA1c denilen 3 aylık ortalamanın iyi olması diyabet hastalarında diyabet kontrolü açısından bize yol gösterici olacaktır’’ dedi.

Diyabet Hastalığı İçin Toplum Olarak Önlem Alınması Şart

HbA1c seviyesi toplumumuzdaki diyabet hastalarında ne kadar düşük ise kan şekeri kontrolünde ve diyabet kontrolünde o denli iyiyiz demektir. Ama araştırmalar maalesef böyle demiyor. En iyi merkezlerde takip olunan hastalar bile hedefe ulaşma açısından çok kötü durumdalar. Ülkemizdeki diyabetik hastaların ortalama HbA1c oranı %8,3-8.8 arasında değişmektedir. HbA1c seviyesi %7’nin altındaki rakam ise %25 civarındadır. Birçok yeni ilaç, insülin gibi tedaviler olmasına rağmen hastalarımızdaki tedavi başarısı çok iyi görünmemektedir. Aslında bu oran sadece bizim ülkemiz için değil birçok gelişmiş ülkede bile benzerdir.  Şu bir gerçektir ki kan şekerlerini iyi kontrol edebildiğimiz diyabet hastalarında göz, böbrek, kalp ve diyabet ayak gibi önemli komplikasyonlar daha az görülecektir. O yüzden toplum olarak diyabet hastalarının daha bilinçli olabilmesi için toplu bir seferberliğe ihtiyaç vardır. Bireysel çabalardan çok ulusal düzeyde planlamalar ve önlemler alınmalıdır.

Diyabetin Genç Yaşlarda Görülmesinin Sebebi Obezite

Diğer önemli bir sorunda artık toplumumuzda tip 2 diyabet görülme yaşı 25’li yaşlara kadar gerilemiştir. Eskiden yaşlılarda görülen bir hastalık diye anlattığımız tip 2 Diyabetin bu denli erken dönemlerde görülmeye başlamasının en önemli nedeni obezitenin artmış olmasıdır. Obezitenin de en önemli sebebi beslenme bozukluğu ve hareketin azalmış olmasıdır. Bu yüzden sağlıklı beslenme ve hareketli bir yaşamın olmasının gerekliliği çok erken dönemlerde ilkokul ve ortaokuldan itibaren bireylerin beyinlerine işleyecek sosyal projelerin mutlaka hayata geçirilmesi gerekmektedir.

Doç. Dr. Yusuf Aydın, ‘’konu ile ilgili tedbirler alınmaz ise 2025 yılında her 4 kişiden birinin diyabet olacağı endişe her geçen gün bende oluşmaktadır. Sağlıklı toplumlar sağlıklı bireylerle ortaya çıkar. Sağlıklı bireylerde sağlı beslenen ve sağlıklı hareket eden kişilerden gelişir. Diyabeti önlemek ve diyabetle mücadelede mutlaka ulusal bir program içine girilmesi şarttır’’ dedi.

Niçin kışın kalp krizi geçirme riski artıyor?

Niçin kışın kalp krizi geçirme riski artıyor?

İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Süha Çetin, ‘’birçok çalışma kış aylarında kalp krizi geçirme riskinin arttığını kanıtlıyor. Bu bağlamda bilinmesi gerekenler nedir? ve kalp krizi riskini azaltmak için neler yapılabilir?’’ sorularını yanıtladı.

Hava soğuduğunda vücuttaki atar damarlarda vazokonstriksiyon (damarlarda büzüşme) gelişir ve vücudu sıcak tutabilmek için kan akımı hızlanır. Bu nedenle tansiyon genelde soğuk aylarda sıcak aylara göre daha yüksek olur. Ayrıca kışın kolesterol seviyesinde yükselme kaydedilir. Bu unsurlar kalp krizi geçirme riskini artırabilecek niteliktedir. Vücudun ısısının düşmesi vücut sıcaklığının 35° nin altına düşmesi anlamına gelir. Bu durumda vücut kendisi yeteri kadar enerji üretip çekirdek ısısını tutamadığından oluşur ve kalp krizi geçirme açısından tehlike arz eder.

Çocuklar ve Yaşlıların Kalp Krizi Geçirme Riski Daha Fazla!

Özellikle çocuklar ve yaşlılar (65 yaş üstü) bu açıdan risk altındadır. Çünkü bahsedilen kişilerin kendilerini paylaşma veya hareket kabiliyetleri azalmış olabilir. Yaşlı insanların cilt altı yağ dokusu veya soğukluğu hissetme duygusu azalma gösterebilir ve dolayısıyla ‘soğuk tehlikesini’ hissetmeyebilirler. Doç. Dr. Süha Çetin, ‘’kışın havanın soğuk olması haricinde rüzgâr ve yağmurda vücut ısısının düşmesine neden olabilir. Özellikle rüzgâr önemli bir rol oynamakta çünkü vücudumuzu saran ısınmış havayı çabucak yok edebilir. Bu bağlamda kışın yaşlı insanlarda koroner arter hastalığı mevcutsa ‘angina pectoris’ dediğimiz göğüste baskı hissi veya kalp krizi gerçekleşebilir’’ dedi.

Kışın Kalbi Koruma Stratejisi Oldukça Kolay

Öncelikle vücudun normal sıcaklığını korumak gerekir. Sıcak tutan giysilere önem vererek kalın giysiler altında sıcaklığın kalmasını sağlayarak soğuğa karşı bir izolasyon oluşturulabilir. Özellikle ellerden ayaklardan ve baştan sıcaklık ciddi anlamda kaybedilebileceği için şapka takıp eldiven, yün çorap ve sıcak tutan botlar giymek önem taşır.