Yazılar

Spordan önce kalp kontrolü şart!

Spordan önce kalp kontrolü şart!

Sağlıklı beslenmenin yanı sıra spor yapmak kalp damar hastalıklardan korunmanın en temel adımını oluşturuyor. Sporun kalp ve damar hastalıklarına yakalanma riskini anlamlı derecede azalttığı ve sağ kalımı arttırdığı birçok uzun dönem çalışmayla kanıtlandı. Bu nedenle uzmanlar her fırsatta sporun önemine dikkat çekiyorlar! Dolayısıyla kalp sağlığını korumak isteyen kişilerin yanı sıra mevcut bir kalp hastalığı olan kişilerin de egzersiz planı oluşturmaları ve bunu bir yaşam tarzı haline getirmeleri yaşamsal öneme sahip oluyor. Çok sayıda kas gruplarını eşzamanlı çalıştıran; tempolu yürüyüş, yüzme, bisiklete binme, hafif tempolu koşma gibi izotonik ve oksijen tüketilerek yapılan aerobik egzersizler, kalp kası ve damarlarına olumlu etki sağlayan spor türlerini oluşturuyor.

Acıbadem International Hastanesi Kardiyoloji  Uzmanı Doç. Dr. Umut Karabulut, ancak başta kalp sağlığı olmak üzere vücudumuzun tüm organlarını etkileyen sporun bilinçsizce yapıldığı takdirde yarar yerine zarar verebildiğine dikkat çekerek, “Ağırlık kaldırma, vücuda yük bindirme amaçlı yapılan şınav, halter ve barfiks gibi egzersizler ile kasların gerginleştirilmesini içeren izometrik egzersizler kalp sağlığını olumsuz yönde etkileyebiliyor. Benzer şekilde rekabet sporları olan futbol, basketbol ve tenis gibi sporlar da uzun süreli ve yüksek yoğunlukta yapıldığında riskli olabiliyor. Zira sportif faaliyetler sırasında artan adrenalin düzeyi; ritim düzensizliği, kan basıncı ve nabızda aşırı artma gibi sorunlara yol açabiliyor. Bu tablolara bağlı olarak, ani kalp sorunları, hatta ölümler gelişebiliyor. Bu nedenle hareketsiz yaşantısı olup spora yeni başlamak isteyen veya rekabet sporlarına katılmak isteyen kişilerin mutlaka kardiyak değerlendirmeden geçmeleri gerekiyor” diyor. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Umut Karabulut, spor yaparken kalbinizi yormamak için dikkat etmemiz gereken kuralları anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!

Doç. Dr. Umut Karabulut

Spor yaparken mutlaka su için

Spor yaparken kaybedilen su ve mineral, tansiyonda ani düşmeye ve bunun sonucunda bayılmaya yol açabiliyor. Bu nedenle egzersiz arasında veya sonrasında yeterince su, ihtiyaç halinde mineraller içeren içecekleri mutlaka tüketin.

Her gün 10 bin adım önemli

Yapılan çalışmalara göre; günlük düzenli olarak atılan 10 bin adım kalp sağlığı için çok önemli. Öyle ki 10 bin adımlık tempolu yürüyüş kan damarının sertleşmesini önleyebiliyor, kan damar basıncını ve kolesterol seviyesini düşürebiliyor. Çalışmalar, yürüyüşün bu önemli etkileri sayesinde kalp krizi riskini yüzde 20 oranında azalttığını ortaya koyuyor. Ancak etkili olabilmesi için yürüyüşü her gün düzenli, en azından günaşırı yapmaya özen gösterin. Günde 4-5 km, yani 10 bin adımlık mesafe ortalama 45-50 dakika sürüyor.

Nabzınızı kontrol edin

Spor yaparken nabzın kontrol altında olması da önem taşıyor. Zira nabız hedeflenen hızın üzerine çıkarsa baş dönmesi, denge bozukluğu ile bayılma gibi sorunlar gelişebiliyor. Kalp hızınız: 220’den yaşınızı çıkardığınızda kalan sayının yüzde 50 – 70’i arasında olmalı.

Bu şikayetlerde spora devam etmeyin

Spor yaparken vücudunuzu dinlemeyi asla ihmal etmeyin. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Umut Karabulut, “Eğer spor sırasında göğüste sıkıntı, normalin dışında nefes darlığı, çarpıntı veya baş dönmesi gibi şikâyetler gelişirse, egzersizlere asla devam etmeyin. Özellikle göğüs ağrısı kalp krizinin en önemli belirtisi olduğu için zaman kaybetmeden hekime başvurmanız yaşamsal öneme sahip olabiliyor” uyarısında bulunuyor.

Sabahın erken saatleri sakıncalı

Sabahları erken uyanıyorsanız, ilk üç saat içerisinde spor yapmaktan kaçının. Bu saatlerde adrenalin hormonunun en yüksek seviyede olması damarlarda kasılmaya yol açıyor, bunun sonucunda kan basıncı yükseliyor ve kalp ritmi hızlanıyor. Bunların yanı sıra sabah erken saatlerde, vücudumuzdaki fibrinolitik sistem olarak adlandırılan ve pıhtıyı parçalayan sistem en düşük seviyede olduğu için damarlarda pıhtı oluşma riski yükseliyor. Tüm bunlar nedeniyle sabahları erken saatlerde yapılan spor kalp krizi riskini tetikleyebiliyor.

Yemekten kısa süre sonra başlamayın

Spora yemekten kısa süre sonra başlanması kan dolaşımını bozarak göğüs ağrısını, çok daha önemlisi kalp krizini tetikleyebiliyor. Bu nedenle kalp hastasıysanız sporunuzu yemekten 2-3 saat sonra yapmaya özen gösterin.

Acıbadem International Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Umut Karabulut

Soğuk – sıcak suda duş almayın

Spordan sonra dikkat etmeniz gereken kurallardan biri de, aşırı sıcak ya da soğuk duştan veya saunalardan kaçınmak olmalı. Zira sıcak ve soğuk su damarlarda kasılmaya neden olarak kalp krizini tetikleyebiliyor. Spor sonrasında ılık suyla yapacağınız duş, kaslarınızın rahatlamasına katkı sağlayacaktır.

Aşırı sıcak ve soğuk havalarda spor yapmayın

Sıcak havalarda, özellikle aşırı efor sarf edilen spor türlerinde, aşırı terlemeye bağlı olarak damarlardaki kan miktarı azalabiliyor, bunun sonucunda kan basıncı düşebiliyor. Spor soğuk havalarda da yine kan basıncını bozarak göğüs ağrısı veya kalp krizini tetikleyebiliyor. Dolayısıyla aşırı sıcak veya soğuk havalarda spor yapmayın ya da kapalı mekanları tercih edin.

Spor nasıl etki gösteriyor?

Spor sırasında kan dolaşımı arttığında, buna bağlı olarak koroner damarların dolaşımı ve kalp kasının kasılma ile gevşeme düzeni de artıyor. Kalp daha az çalışarak daha fazla fonksiyon görmeye adapte olmaya başlıyor. Bu nedenle sporcuların kalp hızları daha yavaş oluyor. Metabolik olarak ise kan basıncı kontrollü bir şekilde azalıyor, yüksek enerji yakılması nedeniyle insülin direnci ile kan şekeri düzeyi azalıyor. Bunların yanı sıra kötü kolesterol seviyesi azalırken iyi kolesterol seviyesi ise artıyor. Uzun dönemde kilo ideal seviyelere yaklaşıyor. Tüm bu olumlu etkiler sonucunda ateroskleroz denilen damar içi plak oluşumu önleniyor. Bu sayede kalp krizi, inme ve bacak damar tıkanıklığı gibi hastalıkların oluşma riski azalıyor.

Bu yanlışlar kalp krizi riskini artırıyor!

Bu yanlışlar kalp krizi riskini artırıyor!

Sağlıksız beslenmeden sigaraya, hareketsizlikten aşırı strese, bozuk uyku düzeninden fazla kiloya… Günlük yaşantımızda bu ve benzeri bazı yanlış alışkanlıklar ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer alan kalp krizinde riski artırıyor. Oysa kalp krizini büyük ölçüde önleyebilmek mümkün! Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Mutlu Güngör, koroner arterler olarak bilinen kalbi besleyen damarların tıkanması sonucu oluşan kalp krizinin günümüzde çocuk yaşta da kapıyı çalabildiğini belirterek “Kalp krizi halen tüm dünyada ve Türkiye’de görülen ölümlerin en büyük sebebidir. Türkiye’de her yıl yaklaşık olarak 200 bin kişi hayatını kalp krizi nedeniyle kaybetmekte ve bu sayı ne yazık ki her yıl artmaktadır” diyor. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Mutlu Güngör, bazı basit ama etkili yaşam tarzı değişiklikleriyle kalbi korumanın ve kalp krizini önlemenin büyük ölçüde elimizde olduğunu belirterek, alınabilecek 10 önlemi sıraladı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Doç. Dr. Mutlu Güngör

 İdeal kilonuzda olun

Fazla kilo kalp damar hastalıklarına ve kalp krizine zemin hazırlayan faktörler arasında ilk sıralarda yer alıyor. Toplumumuzda maalesef dengesiz beslenme, hareketsiz ve stresli hayat gibi durumlardan dolayı her geçen gün aşırı kilo sorunu yaşayanların sayısında artış görülüyor. Vücut kitle indeksinin 30’un üzerinde olması obezite, 40’ın üzerinde olması da morbid (ölümcül) obezite olarak tanımlanır. Obeziteyle mücadelenin temeli düzenli egzersiz ve dengeli beslenmedir. Düzenli yürüyüş yapmayı, az yemeyi alışkanlık haline getirmeliyiz. Yeme alışkanlıkları için başlangıçta diyetisyen önerisi alınabilir. Buna rağmen kilo veremeyen hastalarda yeni kullanıma giren ancak kısa dönemde çok başarılı olan medikal tedaviler de mevcuttur. Bu yüzden doktor önerileri de alınabilir. Egzersiz, diyet ve medikal tedaviye rağmen hala kilo veremeyen hastalarda hekim gerekli görürse obezite cerrahisi de düşünülmelidir. Ama cerrahi tedavi hiç bir zaman çözüm olarak görülmemelidir; yeme alışkanlığını değiştiremeyen hastalarda cerrahi sonrası tekrar kilo alındığı unutmamalıdır.

 Bel çevrenizi kontrol edin

Kalp krizini önlemek için, vücudumuzun ideal kilosunu gösteren vücut kitle indeksi kadar göbek çevresi de önem taşıyor. Göbek çevresi iç organ yağlanması ile paraleldir. Yağlanma tipi cinsiyete göre değişmektedir. Erkekler genellikle elma tipi olarak bilinen göbek çevresine, kadınlar ise armut tipi olarak bilinen basen çevresine kilo alırlar. İdeal bel çevresi; erkekler için 102 cm, kadınlar için ise 90 cm altıdır; bu ölçünün üzeri ise riski artırır. Göbek çevrenizi düzenli ölçerek bu seviyelerin altına inmeye çalışın.

Akdeniz usulü beslenin

Akdeniz usulü beslenme kalp ve damar hastalıklarından korunmanın başlıca anahtarlarından biri. Et ağırlıklı, yağlı, kızartılmış besinlerin yer aldığı beslenme yerine; sebze, meyve, balık, kuru bakliyat ve kararında zeytinyağı ile hazırlanan yeşilliklerin yer aldığı Akdeniz usulü beslenmeye geçin. Zeytinyağı antioksidan etkisi ile damar sertliğini azaltır, doymamış yağ olduğu için kolesterolü düşürücü etkisi vardır, ancak aşırı tüketiminden kaçınmak gerekir. Beslenmede; besin değeri yüksek, lifsel yapıda, omega 3 içerikli, düşük karbonhidratlı gıdalar tercih edilmelidir.

Tansiyonunuzu kontrol altında tutun  

Damarın içindeki basınç, tansiyon olarak tanımlanır. Tansiyon ne kadar yüksekse damar iç yüzeyine olan travma o kadar fazladır. O yüzden kan basıncı yani tansiyon mutlaka normal sınırlarda tutulmalıdır. Hipertansiyon tanımı 130/80 mmhg üzeri değerleri ifade eder. Burada unutulmaması gereken konu, hem büyük hem de küçük tansiyonun normal sınırlarda olması gerekliliğidir. Bir değerin bile yüksek olması, hipertansiyon tanımı için yeterlidir. Kişiden kişiye değişmekle beraber genellikle 135/85 mmhg üzeri değerlerde medikal tedavi gerekliliği vardır. Hayat tarzı değişikliği de tansiyon kontrolünde çok etkindir. Tuzsuz diyet, düzenli egzersiz, kilo kontrolü kan basıncı kontrolünde özellikle genç hastalarda medikal tedavi kadar etkin olabilir. Hipertansiyon genellikle klinik şikayet yaratmadığı için herhangi bir şikayet olmadığı halde ayda 1 kez de olsa mutlaka tansiyon ölçümü yapılmalı, 130/80 mmhg üzeri durumlarda bir doktor muayenesi olunmalıdır.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Sigarayı bırakmak için gerekirse destek alın

Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Mutlu Güngör “Yapılan sayısız bilimsel çalışma gösteriyor ki, sigara kalbin en büyük düşmanlarından biri. Sigara, damarın iç yüzeyine (endotel) hasar verir, ayrıca kanın akışkanlığını azaltır yani kanda pıhtılaşmayı artırır. Bozulmuş bir endotelde, pıhtılaşmanın da artması ile beraber damarın tıkanma riski çok daha fazla olur. Sigara ayrıca hem tansiyonu yükselterek hem de damarlarda büzülmeye sebep olarak yine endotel hasarına katkıda bulunur. Sigara kullanan hastalardaki damar sertliği çok daha yaygındır, bacak damar tıkanıklıkları da hemen hemen neredeyse sadece sigara içen hastalarda görülür. Ayrıca sigaranın kanser fizyopatolojisindeki yerini de unutmamak gerekir. Vücutta görülen tüm kanserlerin sebepleri arasında maalesef sigara mevcuttur” diyor.

 Diyabetiniz var mı öğrenin

Diyabet hastalığı, kalp damar tıkanıklıklarının en sık sebeplerinden biridir. Kandaki fazla şeker damar iç yüzeyinde birikerek damar sertliğine sebep olur. Dengesiz beslenme, obezite, hareketsiz ve stresli hayat gibi olumsuz durumlardan dolayı diyabet hastalığının görülme sıklığı her geçen gün artmakta ve maalesef daha erken yaşlarda görülmektedir. Ülkemizde pek çok kişi de ne yazık ki diyabet hastası olduğunun farkında bile olmadan yaşamını aslında büyük bir risk altında sürdürüyor. Çünkü diyabet hastalığı da hipertansiyon gibi sinsi seyreder, hastalığın erken evrelerinde hiç şikayet olmayabilir. Bu da tanıda gecikmelere sebep olur. O yüzden mutlaka belli periyotlarla doktor kontrolü yapılmalı, hastalığın uç organ hasarı oluşturmadan tanı ve tedavisi sağlanmalıdır. Diyabetten korunmadaki en etkin yol, dengeli beslenme ve egzersiz alışkanlığının edinilmesidir.

Kolesterolünüzü düzenli ölçtürün

Kolesterol, vücutta üretilebilen veya dışarıdan gıdalarla alınabilen bir maddedir ve vücut için gereklidir. Örneğin; pek çok hormon sentezinde kolesterol kullanılır. Ancak kolesterolün fazlası, damar duvarında birikerek damar sertliği oluşumunu başlatan ana sebeptir. O yüzden  “azı karar çoğu zarar” ifadesi kolesterol için uygun bir tanımdır. Bilindiği gibi 2 tür kolesterol vardır. Kötü olarak bilinen LDL kolesterol ve iyi olarak bilinen HDL kolesterol. Damar sertliği yapan LDL kolesteroldür. Normal değeri 130 mg/dl altıdır. Kolesterolün ilaç tedavi gerekliliği hastanın kalp damar hastalığı risk faktörlerine ve kan kolesterol seviyesine göre değişir. Yani kolesterol ilaç tedavileri bireysel tedavilerdir. Hastanın damar yapısına veya risk faktörlerine göre agresif ilaç tedavisi verilebileceği gibi ilaçsız takip de yapılabilir.

 Fast food ürünlerden ve alkolden kaçının

Fast food ürünlerden, paketli hazır gıdalardan kaçınmak kalp krizini önlemede önemli destek sağlar. Hayvansal yağ oranları ve kalorisi fazla, raf ömrünün uzatılması için katkı maddeli ve tuz içeriği yüksek bu ürünlerin aşırı tüketilmesi obezite, hipertansiyon, kolesterol, diyabet gibi hastalıkların da artmasını kaçınılmaz kılar. Fastfood tarzı beslenme; kalp damar sağlığı kadar mide-bağırsak sistemi hastalıkları, kanser gibi pek çok hastalığın da oluşmasına sebep olmaktadır. Alkol kullanımı da; içerdiği şeker dolayısıyla obezite ve diyabet hastalığına yol açmaktadır. Alkol aynı zamanda vücudun sıvı yükünü artırarak kalp yetmezliğinin kötüleşmesine ve çarpıntılara sebep olabilir.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Düzenli egzersiz yapın

Mutlaka günlük 45-60 dakika süreli egzersiz yapmayı alışkanlık haline getirin. Egzersiz yapmak; kan basıncı kontrolüne, diyabet ve kolesterol düzeylerini düşürmeye, ideal kiloya ulaşmaya katkı sağlayarak kalp damar hastalıklarından korunmaya destek olur. Her gün tempolu yürüyüş, yavaş tempo koşu, bisiklet veya yüzme gibi aerobik egzersizler tercih edilmelidir. Yapılan egzersizlerde nabzın yükselmesi, hafif terleme sağlanmalı, alışveriş gezisi şeklinde olmamalıdır. Yürüyüş sırasında birlikte yürüdüğümüz kişiyle rahat konuşabilmemiz tempomuzun yetersiz olduğu anlamına gelir. Koruyucu hekimlik anlamında, günlük bir saat yürüyüş yapmak hekiminizin size vereceği reçeteden çok daha fazla faydalı olabilir.

 Doktora gitmekten kaçınmayın

Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Mutlu GüngörKalp krizi geçiren hastaların büyük bir bölümü kriz öncesi önemli bir şikayet tanımlamaz. Ayrıca kronik hastalıklar da uç organ hasarı gelişmeden önce klinik bulgu vermeyebiliyor. Dolayısıyla özellikle risk grubunda olan kişilerin yıllık kontrolleri mutlaka gerekir. Menopoz döneminde, 40 yaş üzeri erkeklerde, sigara kullananlarda ve diyabet hastalarında bu kontroller çok daha fazla önem taşır.” diyor.