Yazılar

Yüksek tansiyon kalp krizi riskini artırıyor

Yüksek tansiyon kalp krizi riskini artırıyor

Etrafımızda çok sık duyduğumuz ani ölümlerin başında kalp krizleri geliyor. Bunun birçok nedeni olsa da basit kontrollerle, yaşam tarzınızı iyileştirerek riski kendinizden uzaklaştırabilirsiniz. Peki nedir bu öneriler? Liv Hospital Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Meryem Aktoz, 9 maddede kalp krizi riskini en aza indirmenin ipuçlarını anlattı.

Prof. Dr. Meryem Aktoz

Prof. Dr. Meryem Aktoz

1-Yaşam tarzınızı değiştirmeyi seçin
Kalp damar hastalıkları en çok görülen kalp hastalığı türüdür. Kalbin atardamarlarında oluşan ve lipid içeriği yüksek olan plaklar damarınızı daraltır. Kalp ihtiyaç duyduğu oksijeni alamaz. Bu durum özellikle egzersiz yaptığınızda anjina dediğimiz göğüs ağrısına neden olur. Eğer plak kırılır ve atardamarı tamamen tıkarsa kalp krizi geçirirsiniz. Bu durum tüm dünyada olduğu gibi bizim ülkemizde de en sık mortalite nedenidir. Ülkemizde her 100.000 popülasyon için 663 tane yeni kalp damar hastası olduğunu ve bu yükün giderek arttığını biliyoruz. Hem epidemiyolojik ve halk sağlığı açısından hem de ekonomik perspektifden baktığımızda toplumumuza ciddi bir yük oluşturmaktadır. Ancak kalp damar hastalıkları için risk oluşturan birçok klinik tablo ile yalnızca yaşam tarzımızı değiştirerek mücadele edebiliriz.

2-Yüksek tansiyonunuzu yönetmeyi öğrenin
Yüksek tansiyon ve diyabet gibi durumlar, herhangi bir belirti olmadan kalbinizi etkileyebilir. Kilonuz ve kolesterol değeriniz zamanla yavaş yavaş artabilir. Bunlar kalbinizi de etkiler. Yüksek tansiyonunuz varsa ve bunu iyi yönetemezseniz kalp krizi ve felç geçirme olasılığınız artar. İdeal kan basıncınız 120/80 mmHg’nın altında olmalıdır. Eğer kan basıncınız yüksekse diyetinizi değiştirmelisiniz ve egzersiz yapmalısınız. Eğer bunlarla kontrol edemiyorsanız doktorunuz size ilaç başlayabilir.

3-Kan şekerinizi dikkatle izleyin
Diyabetinizi yönetin, kan şekerinizi dikkatle izlemeniz ve doktorunuzun talimatlarına uymanız önemlidir.

4-Kolesterolünüzü kontrol edin
Yüksek LDL “kötü” kolesterol ve düşük düzeyde HDL “iyi” kolesterol, damarlarınızda kan akışını sınırlayan ve felce yol açabilen plak dediğimiz darlıkların oluşumunu arttırabilir. Diyetinizde doymuş ve trans yağları “hayvansal yağlar” azaltmak LDL’nizi düşürmenize yardımcı olabilir ve egzersiz HDL’nizi arttırabilir. Hayvansal yağlar yerine sıvı bitkisel yağları, az yağlı süt ürünlerini, kırmızı et yerine sağlıklı beyaz et veya baklagilleri ve sebze-meyveyi tercih etmek gibi birkaç küçük değişiklik fark yaratabilir. Eğer bunlar ile hedef değerlere ulaşılamazsa doktorunuz sizin 10 yıllık kalp damar hastalığı riskinize göre ilaç başlayabilir.

5-Yaklaşık 30 dakika boyunca tempolu yürüyün
Egzersiz, sağlıklı bir kiloya ulaşmanıza, kan basıncınızı, diyabetinizi ve kolesterol değerlerinizi kontrol altına almanıza yardımcı olur. Haftanın 5 günü yaklaşık 30 dakika boyunca tempolu yürüyüşler kalp krizi ve felç geçirme olasılığınızı azaltacaktır. Günde 30 dakika kadar az bir aktivite bile büyük bir fark yaratabilir.

6-Kilo kontrolü yaparak, ideal kiloda kalın
Sağlıklı kiloda kalmak, yaş aldıkça fazla kilo almanız aslında alışılmadık bir durum değil. Ancak bu, kalbinizin daha çok çalışmasına neden olacaktır. Aldığınız kaloriye dikkat etmek, doğru beslenmek, düzenli egzersiz yapmak fazla kilolarınızdan kurtulmanıza yardımcı olacaktır.

sağlık

7-Kötü alışkanlıklardan uzak durun
Sigara, kötü kolesterolünüzü yükseltebilir, iyi kolesterolünüzü düşürebilir, atardamarlarınızı ve kanınızı kalınlaştırabilir ve kan akışınızı yavaşlatabilir. Bunlar kalp krizi ve felç riskinizi arttırır. Sigara içiyorsanız bırakmak için harekete geçin, gerektiğinde doktorunuzdan yardım alın.

8-Zararlı içecekleri tüketmeyin
Alkol, aşırı miktarda tüketmek, kalbinize zarar verecek sonuçlara neden olabilir. Kan basıncınızı yükseltebilir, bazı kan yağlarını arttırabilir ve kilo almanıza neden olabilir. Kadınlar için günde bir, erkekler için günde iki içki ile sınırlandırmak hatta içilmiyorsa hiç başlamamak en iyisi gibi duruyor.

9-Sağlıklı beslenmeyi alışkanlık haline getirin
Sağlıklı beslenin, çünkü kalbiniz daha iyi olacaktır. Günlük almanız gereken kalorinizi oluştururken daha fazla sebze meyve, tam tahıl, balık, fındık ve az yağlı süt ürünlerini tüketin. Doymuş yağ (hayvansal yağlar), tuz ve ilave şekeri azaltın.

Sağlıklı bir yaşam tarzı kalp damar hastalığı ve kalp krizi olasılığını azaltır. Birkaç önemli karar ile kalbinize sorun yaratabilecek durumların üstesinden gelebilirsiniz.  Özellikle sorunların erken belirtilerini yakalamak için düzenli doktor kontrollerinizi yaptırın, doktorunuzun tedavi planını takip edin ve ilaçları düzenli alın.

Tedavisinde sıklıkla ‘kapalı bypass’ yöntemi tercih ediliyor

Tedavisinde sıklıkla ‘kapalı bypass’ yöntemi tercih ediliyor

Ülkemizde yaşam kayıplarının yüzde 33’ünü oluşturan kalp krizi tüm dünyada görülen ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer alıyor. Oysa ki araştırmalar bazı yaşam tarzı değişiklikleriyle bu riskin azaltılabildiğini ortaya koyuyor. Özellikle içinde bulunduğumuz kış mevsimi kalp damarlarının daralmasına ve tansiyonu yükselterek kalbin hızlı atmasına yol açtığı için Acıbadem Altunizade Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Hasan Karabulut soğuk havalarda daha temkinli olunmasını tavsiye ediyor. Kalp krizi, ‘koroner arterlerin tıkanması ya da aşırı daralması sonucu kalp kasına giden kan akışının durması’ olarak tanımlanırken, ülkemizde ölümlerin yüzde 33,4’ü kalp damar hastalıklarından kaynaklanıyor. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Hasan Karabulut, erkeklerde daha sık görülse de, ‘Kalp hastalığı erkek hastalığıdır’ bilgisinin doğru olmadığını belirtiyor. Kadınlarda koroner kalp hastalığının meme kanseri ve diğer hastalıklardan daha sık görüldüğünü ve erkeklerde olduğu gibi bir numaralı ölüm nedeni olduğunu söylüyor. Hatta ilk kalp krizinde ölüm riskinin, kadınlarda erkeklerden 2 kat daha fazla olduğunu sözlerine ekliyor.

Prof. Dr. Hasan Karabulut

Prof. Dr. Hasan Karabulut

Hatalı yaşam alışkanlıklarına dikkat!

Kalp krizine yol açan etkenlerin bazıları değiştirilebilir, bazıları ise değiştirilemez risk faktörleri olarak değerlendiriliyor. ‘Genetik yatkınlık, cinsiyet, ileri yaş, diyabet ve stres’ değiştirilemeyen risk faktörlerinin başında geliyor. Diyabet hastaları sadece koroner kalp hastalığı değil felç, kalp krizi ve ani ölüm açısından da daha riskli grupta yer alıyor. Yaş ilerledikçe risk artıyor, ancak sağlıksız ve düzensiz beslenme, hareketsiz yaşam, sigara ile alkol tüketimi ve yoğun fiziksel aktiviteler günümüzde ani kalp krizinin erken yaşlarda ortaya çıkmasına neden oluyor. Ayrıca yapılan çalışmalar yoğun iş temposu ve stresin kalp hastalıklarının gelişimini ve kalp krizini tetiklediğini gösteriyor.

Soğuk hava kalp krizini tetikleyebiliyor!

Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Hasan Karabulut, bununla birlikte havaların soğumasının da kalp sağlığını olumsuz etkilediğine değiniyor. Soğuk ve rüzgarlı hava kalp damarları üzerinde özellikle mevcut olan ve klinik olarak belirti göstermeyen bir damarı daha da daraltarak ve tansiyonu yükseltip kalp hızını artırarak kalp krizini tetikleyebiliyor. Bu nedenle özellikle kalp rahatsızlığı bulunan kişilerin soğuk havalarda yaşam alışkanlıklarına dikkat etmeleri büyük önem taşıyor.
İlk yapılması gereken sigarayı bırakmak

Değiştirilebilir risk faktörlerine baktığımızda ise ‘sigara, hipertansiyon, obezite, kolesterol ve hareketsizlik’ göze çarpıyor. Sigara içen kişilerde kalbe giden oksijen azalıyor; kan basıncı, kalp hızı ile kanın pıhtılaşması artıyor. Dolayısıyla kalp damar hastalıklarının azaltılması ve önlenmesinde ekarte edilmesi gereken ilk risk faktörü sigara oluyor. Toplumda hipertansiyonu olan hastaların neredeyse yarısı bundan habersiz oldukları için zaman zaman kan basıncının ölçtürülmesinde fayda olduğu vurgulanıyor, zira hipertansiyon koroner arter hastalığının en önemli risk faktörlerinden biri. Çağımızın önemli hastalıklarından obezitenin tedavi edilmesi ve kan yağlarının, yani kolesterolün düşürülmesi yine kalp krizi riskini azaltıyor. En az bunlar kadar önemli bir risk faktörü de hareketsiz yaşam tarzı olarak kabul ediliyor.

Acıbadem Altunizade Hastanesi

Anjiyo ile stent takılması en yaygın yöntemlerden

Günümüz tıp tekniklerinin her geçen gün geliştiğini ifade eden Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Hasan Karabulut, kalp krizinin pek çok farklı tedavi yöntemi bulunduğunu anlatıyor. Buna göre, kalp krizi geçiren hastaya en kısa sürede koroner anjio yapılarak, kalp krizine neden olan tıkalı damara stent yöntemi uygulanabiliyor. Stent yöntemi kalp damarlarına yerleştirilen küçük, süzgeç benzeri bir halka ile kan akımını tekrar sağlıyor. Eğer hastada çok damar hastalığı varsa, tıkalı ve kalp krizine neden olan damara balon işlemi gerçekleştirilip geçici bir kan akımı sağlanıyor. Hasta acil olarak koroner bypass cerrahisine yönlendiriliyor.

Minimal invaziv bypass ile tüm tıkalı damarlar açılıyor

Açık kalp ameliyatı ile veya atan kalpte göğüs atardamarı, kol atardamarı ve bacaktan alınan toplardamarlar ile yeni bir yol oluşturularak, tıkalı damara kan akımının tekrar sağlanmasını gerçekleştiren operasyonlara ‘koroner bypass ameliyatı’; eğer kapalı yöntem uygulanırsa buna da ‘minimal invaziv bypass ameliyatı’ deniliyor. Standart bypass cerrahisinde hastanın göğüs kafesi açılarak tıkalı olan damarların ötesine bypass işlemi uygulanırken minimal invaziv cerrahide ise hastanın sol göğsünde dördüncü kaburga aralığına denk gelen bölgeden 3-4 cm civarında bir kesi yapılarak kalbe ulaşılıyor ve hastanın ihtiyaç duyulan tüm tıkalı damarlarına bypass işlemi uygulanıyor. Prof. Dr. Hasan Karabulut, bu tekniğin faydaları hakkında, “Hastanın göğüs kemiği kesilmediği için kemik kaynama problemi ortadan kalkar. Yara yeri enfeksiyonu görülmez. Akciğer problemlerinin görülme sıklığı çok düşüktür. Kesi küçük olduğu için kanama miktarı azalır. Hastanın hastanede ve yoğun bakımda kalış süresi kısalır. Bu sayede hastanede uzun yatışa bağlı gelişebilecek komplikasyon oranları azalır. Hastalar hızlı bir şekilde günlük ve iş yaşamlarına dönebilir” diyor. Kapalı ameliyat uygulanabilecek tüm hastalara robot destekli bypass da yapılabiliyor.

Hangi alışkanlıklar hayati öneme sahip?

Hangi alışkanlıklar hayati öneme sahip?

Kalp ve damar sağlığını korumak için neler yapılabilir? En yaygın görülen bu sağlık sorunlarından uzaklaşmak için sahip olmanız tavsiye edilen alışkanlıkların neler olduğunu, Egepol Hastanesi Kardiyovasküler cerrahi uzmanı,  Prof. Dr. Hakkı Kazaz açıklıyor.

Kardiyovasküler cerrahi, kalp ve damar hastalıklarının tedavisinde hayati bir rol oynar. Ancak bu ameliyatların başarısı sadece cerrahi müdahaleye değil, aynı zamanda sağlıklı bir yaşam tarzına da dayanır. Bu noktada hastaların ve aslında herkesin belli alışkanlıklara sahip olması ve yaşam tarzını sağlıklı yaşam yönünde sürdürmesi gerekir.

Prof. Dr. Hakkı Kazaz

Sağlıklı Beslenme

Sağlıklı beslenme, kalp sağlığı için temel bir taşınması gereken bir yapı taşıdır. Bu beslenme yaklaşımı, kalp-damar sağlığını desteklemek ve korumak için önemlidir. İdeal bir beslenme planı, yüksek lifli gıdaların (tam tahıllar, sebzeler ve meyveler), az yağlı protein kaynaklarının (tavuk, balık, fasulye) ve sağlıklı yağların (zeytinyağı, avokado) dengeli bir şekilde tüketilmesini içerir. Ayrıca sodyum (tuz) ve şeker alımını sınırlamak da önemlidir. Bu, yüksek tansiyon ve obezite riskini azaltabilir. Kalp-damar hastalıklarını önlemek veya mevcut durumu iyileştirmek isteyenler için, doymuş yağlar ve trans yağlar gibi zararlı yağların sınırlanması önemlidir. Bunun yerine, omega-3 yağ asitlerini içeren balık gibi besinler ve doğal yağ kaynakları tercih edilmelidir. Ayrıca porsiyon kontrolüne dikkat ederek aşırı yemekten kaçınılmalı ve düzenli öğünlerle metabolizma desteklenmelidir. Sağlıklı beslenme, kolesterol seviyelerini düşürebilir, kan basıncını kontrol altında tutabilir ve kalp-damar sistemi için gerekli olan besin maddelerini sağlayarak kalp sağlığını olumlu yönde etkileyebilir.

Düzenli Egzersiz

Düzenli Egzersiz: Kalp sağlığı için düzenli egzersiz, vazgeçilmez bir unsurdur. Her gün yapılmasına gerek olmamakla birlikte haftada en az 3-4 gün, her seferinde 30-40 dakika süren orta yoğunluklu aerobik egzersizler, kalp sağlığını olumlu yönde etkiler. Bu tür egzersizler, kalp atış hızını artırarak kalp kasını güçlendirir, kan dolaşımını iyileştirir ve kolesterol seviyelerini düşürebilir. Ayrıca egzersiz vücut ağırlığını kontrol altında tutmaya yardımcı olur ve obezitenin önlenmesine katkı sağlar. Fiziksel aktivite, aynı zamanda stresi azaltabilir ve genel yaşam kalitesini artırabilir. Ancak başlamadan önce doktora danışmak önemlidir, özellikle de mevcut sağlık sorunları veya kardiyovasküler cerrahi sonrası bir program başlatmak isteniyorsa. Egzersiz düzeni kişiselleştirilmeli ve bireyin yaş, sağlık durumu ve hedeflerine uygun olmalıdır. Kalp sağlığını korumak için egzersizi yaşam tarzının ayrılmaz bir parçası haline getirmek önemlidir.

Sigara ve Alkolün Bırakılması

Sigara ve alkol tüketiminin bırakılması, kalp sağlığı açısından hayati bir öneme sahiptir. Sigara içmek, vücuda zarar veren birçok toksini serbest bırakır ve bu toksinler damarları daraltarak kan basıncını artırabilir. Aynı zamanda sigara içmek, vücudu oksijensiz bırakır ve kalp krizi riskini artırır. Alkol tüketimi ise aşırıya kaçıldığında kalp ritim bozukluklarına ve yüksek tansiyona yol açabilir. Alkol, kalp kasına da zarar verebilir ve kalp yetmezliği riskini artırabilir. Bu nedenle sigara içmeyi bırakmak ve alkol tüketimini sınırlamak, kalp sağlığını olumlu yönde etkileyen önemli adımlardır. Sigara bırakma programlarına katılmak, destek gruplarına katılmak ve alkol tüketimini azaltmak için danışmanlık almak, bu alışkanlıklardan kurtulmayı kolaylaştırabilir. Bu adımlar, kalp-damar sağlığını korumanın yanı sıra genel sağlık açısından da büyük faydalar sağlayabilir.

Egepol Hastanesi

Stres Yönetimi

Stres yönetimi, kalp sağlığını korumak ve kardiyovasküler cerrahi sonrası iyileşme sürecini desteklemek için kritik bir faktördür. Yoğun stres, vücudu sürekli olarak yüksek seviyede kortizol adı verilen stres hormonu üretmeye zorlayarak kan basıncını artırabilir, kalp atış hızını hızlandırabilir ve damarların sıkışmasına neden olabilir. Bu durum, kalp hastalıklarının gelişme riskini artırabilir. Stresle başa çıkmak için gevşeme teknikleri, meditasyon ve derin nefes alma gibi yöntemler önerilir. Ayrıca düzenli fiziksel aktivite, stres seviyelerini azaltmaya yardımcı olabilir. Kişisel hobilerin veya sosyal destek ağlarının oluşturulması da stresi azaltabilir. Stres yönetimi, kalp sağlığını korumak için vazgeçilmez bir adımdır ve yaşam kalitesini artırabilir.

İlaçların Düzenli Kullanımı

Kalp sağlığını korumak veya kardiyovasküler cerrahi sonrası tedaviyi desteklemek için ilaçların düzenli kullanımı son derece önemlidir. Kalp hastalıkları için reçete edilen ilaçlar, kan basıncını düzenlemek, kolesterol seviyelerini kontrol altında tutmak, kan pıhtılarını önlemek ve kalp ritmini düzenlemek gibi önemli görevlere sahiptir. Bu ilaçları doktorun önerdiği şekilde ve düzenli olarak kullanmak, tedavi sürecinin başarısını artırabilir. İlaçların zamanında alınmaması veya düzensiz kullanılması, hastalığın ilerlemesine ve komplikasyon riskinin artmasına yol açabilir. Bu nedenle doktorun önerdiği dozları ve kullanım talimatlarını tam olarak takip etmek çok önemlidir. Ayrıca ilaçların yan etkileri veya etkileşimleri hakkında doktorla iletişim halinde olmak da gereklidir. İlaçların düzenli kullanımı, kalp sağlığına yönelik yapılan diğer çabaları destekler ve uzun vadeli başarı için kritik bir adımdır.

Spordan önce kalp kontrolü şart!

Spordan önce kalp kontrolü şart!

Sağlıklı beslenmenin yanı sıra spor yapmak kalp damar hastalıklardan korunmanın en temel adımını oluşturuyor. Sporun kalp ve damar hastalıklarına yakalanma riskini anlamlı derecede azalttığı ve sağ kalımı arttırdığı birçok uzun dönem çalışmayla kanıtlandı. Bu nedenle uzmanlar her fırsatta sporun önemine dikkat çekiyorlar! Dolayısıyla kalp sağlığını korumak isteyen kişilerin yanı sıra mevcut bir kalp hastalığı olan kişilerin de egzersiz planı oluşturmaları ve bunu bir yaşam tarzı haline getirmeleri yaşamsal öneme sahip oluyor. Çok sayıda kas gruplarını eşzamanlı çalıştıran; tempolu yürüyüş, yüzme, bisiklete binme, hafif tempolu koşma gibi izotonik ve oksijen tüketilerek yapılan aerobik egzersizler, kalp kası ve damarlarına olumlu etki sağlayan spor türlerini oluşturuyor.

Acıbadem International Hastanesi Kardiyoloji  Uzmanı Doç. Dr. Umut Karabulut, ancak başta kalp sağlığı olmak üzere vücudumuzun tüm organlarını etkileyen sporun bilinçsizce yapıldığı takdirde yarar yerine zarar verebildiğine dikkat çekerek, “Ağırlık kaldırma, vücuda yük bindirme amaçlı yapılan şınav, halter ve barfiks gibi egzersizler ile kasların gerginleştirilmesini içeren izometrik egzersizler kalp sağlığını olumsuz yönde etkileyebiliyor. Benzer şekilde rekabet sporları olan futbol, basketbol ve tenis gibi sporlar da uzun süreli ve yüksek yoğunlukta yapıldığında riskli olabiliyor. Zira sportif faaliyetler sırasında artan adrenalin düzeyi; ritim düzensizliği, kan basıncı ve nabızda aşırı artma gibi sorunlara yol açabiliyor. Bu tablolara bağlı olarak, ani kalp sorunları, hatta ölümler gelişebiliyor. Bu nedenle hareketsiz yaşantısı olup spora yeni başlamak isteyen veya rekabet sporlarına katılmak isteyen kişilerin mutlaka kardiyak değerlendirmeden geçmeleri gerekiyor” diyor. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Umut Karabulut, spor yaparken kalbinizi yormamak için dikkat etmemiz gereken kuralları anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!

Doç. Dr. Umut Karabulut

Spor yaparken mutlaka su için

Spor yaparken kaybedilen su ve mineral, tansiyonda ani düşmeye ve bunun sonucunda bayılmaya yol açabiliyor. Bu nedenle egzersiz arasında veya sonrasında yeterince su, ihtiyaç halinde mineraller içeren içecekleri mutlaka tüketin.

Her gün 10 bin adım önemli

Yapılan çalışmalara göre; günlük düzenli olarak atılan 10 bin adım kalp sağlığı için çok önemli. Öyle ki 10 bin adımlık tempolu yürüyüş kan damarının sertleşmesini önleyebiliyor, kan damar basıncını ve kolesterol seviyesini düşürebiliyor. Çalışmalar, yürüyüşün bu önemli etkileri sayesinde kalp krizi riskini yüzde 20 oranında azalttığını ortaya koyuyor. Ancak etkili olabilmesi için yürüyüşü her gün düzenli, en azından günaşırı yapmaya özen gösterin. Günde 4-5 km, yani 10 bin adımlık mesafe ortalama 45-50 dakika sürüyor.

Nabzınızı kontrol edin

Spor yaparken nabzın kontrol altında olması da önem taşıyor. Zira nabız hedeflenen hızın üzerine çıkarsa baş dönmesi, denge bozukluğu ile bayılma gibi sorunlar gelişebiliyor. Kalp hızınız: 220’den yaşınızı çıkardığınızda kalan sayının yüzde 50 – 70’i arasında olmalı.

Bu şikayetlerde spora devam etmeyin

Spor yaparken vücudunuzu dinlemeyi asla ihmal etmeyin. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Umut Karabulut, “Eğer spor sırasında göğüste sıkıntı, normalin dışında nefes darlığı, çarpıntı veya baş dönmesi gibi şikâyetler gelişirse, egzersizlere asla devam etmeyin. Özellikle göğüs ağrısı kalp krizinin en önemli belirtisi olduğu için zaman kaybetmeden hekime başvurmanız yaşamsal öneme sahip olabiliyor” uyarısında bulunuyor.

Sabahın erken saatleri sakıncalı

Sabahları erken uyanıyorsanız, ilk üç saat içerisinde spor yapmaktan kaçının. Bu saatlerde adrenalin hormonunun en yüksek seviyede olması damarlarda kasılmaya yol açıyor, bunun sonucunda kan basıncı yükseliyor ve kalp ritmi hızlanıyor. Bunların yanı sıra sabah erken saatlerde, vücudumuzdaki fibrinolitik sistem olarak adlandırılan ve pıhtıyı parçalayan sistem en düşük seviyede olduğu için damarlarda pıhtı oluşma riski yükseliyor. Tüm bunlar nedeniyle sabahları erken saatlerde yapılan spor kalp krizi riskini tetikleyebiliyor.

Yemekten kısa süre sonra başlamayın

Spora yemekten kısa süre sonra başlanması kan dolaşımını bozarak göğüs ağrısını, çok daha önemlisi kalp krizini tetikleyebiliyor. Bu nedenle kalp hastasıysanız sporunuzu yemekten 2-3 saat sonra yapmaya özen gösterin.

Acıbadem International Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Umut Karabulut

Soğuk – sıcak suda duş almayın

Spordan sonra dikkat etmeniz gereken kurallardan biri de, aşırı sıcak ya da soğuk duştan veya saunalardan kaçınmak olmalı. Zira sıcak ve soğuk su damarlarda kasılmaya neden olarak kalp krizini tetikleyebiliyor. Spor sonrasında ılık suyla yapacağınız duş, kaslarınızın rahatlamasına katkı sağlayacaktır.

Aşırı sıcak ve soğuk havalarda spor yapmayın

Sıcak havalarda, özellikle aşırı efor sarf edilen spor türlerinde, aşırı terlemeye bağlı olarak damarlardaki kan miktarı azalabiliyor, bunun sonucunda kan basıncı düşebiliyor. Spor soğuk havalarda da yine kan basıncını bozarak göğüs ağrısı veya kalp krizini tetikleyebiliyor. Dolayısıyla aşırı sıcak veya soğuk havalarda spor yapmayın ya da kapalı mekanları tercih edin.

Spor nasıl etki gösteriyor?

Spor sırasında kan dolaşımı arttığında, buna bağlı olarak koroner damarların dolaşımı ve kalp kasının kasılma ile gevşeme düzeni de artıyor. Kalp daha az çalışarak daha fazla fonksiyon görmeye adapte olmaya başlıyor. Bu nedenle sporcuların kalp hızları daha yavaş oluyor. Metabolik olarak ise kan basıncı kontrollü bir şekilde azalıyor, yüksek enerji yakılması nedeniyle insülin direnci ile kan şekeri düzeyi azalıyor. Bunların yanı sıra kötü kolesterol seviyesi azalırken iyi kolesterol seviyesi ise artıyor. Uzun dönemde kilo ideal seviyelere yaklaşıyor. Tüm bu olumlu etkiler sonucunda ateroskleroz denilen damar içi plak oluşumu önleniyor. Bu sayede kalp krizi, inme ve bacak damar tıkanıklığı gibi hastalıkların oluşma riski azalıyor.

Kalp sağlığını tehdit eden alışkanlıklar  

Kalp sağlığını tehdit eden alışkanlıklar  

Sağlıksız beslenme, hareketsizlik, sigara… Son yıllarda yaşa bakmaksızın yaygınlaşan ve ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer alan kalp ve damar hastalıklarının yaşam tarzı ile doğrudan ilişkili olduğunu biliyor muydunuz? Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Hilal Kurtoğlu Gümüşel “Dünyada ve ülkemizde kalp ve damar hastalıkları ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer almaktadır. Tüm yaş grupları için değerlendirildiğinde her iki ölümden biri kalp damar hastalıkları kaynaklıdır. Oysa kalp hastalıklarına davetiye çıkaran yanlış alışkanlıklardan vazgeçilmesi ile kalp ve damar hastalığından ölümlerin yüzde 80’i engellenebilir” diyor. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Hilal Kurtoğlu Gümüşel kalp sağlığını olumsuz etkileyen 9 hatalı alışkanlığı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Dr. Hilal Kurtoğlu Gümüşel

  • Az uyumak

Günde yedi-sekiz saatten az uyku  vücut stresine neden olarak kalp hastalıklarını tetikler. Rutin olarak dört, beş, altı saat uyuyan kişilerde diyabet, hipertansiyon ve obezite riskinin arttığı gösterilmiştir. Ayrıca, uyku yoksunluğunun düşük dereceli enflamasyona neden olabileceğine dair kanıtlar da vardır.

  • Diş ve diş eti sağlığını ihmal etmek

Yapılan bilimsel çalışmalar; tedavi edilmeyen diş eti hastalıklarının, kan damarlarının iç tabakasında fonksiyon bozukluğuna neden olarak koroner arter hastalığını başlatabildiğini göstermiştir. Ayrıca özellikle çocukluğunda ülkemizde de yaygın görülen Beta hemolitik strepkokok enfeksiyonuna  bağlı kalp romatizması gelişen hastalarda sonraki yıllarda da gelişen diş eti hastalığı  doğru tedavi edilmezse kalp kapaklarında hayati tehlikeye yol açabilecek yeni enfeksiyon riskini de artırabilmektedir.

  • Aşırı tuz tüketmek

Dünya Sağlık Örgütü günde en fazla 5 gr, yani 1 silme tatlı kaşığı tuz tüketilmesini önermektedir. Ancak ülkemizde tuz tüketimi bu miktarın oldukça üzerindedir. Kan basıncını artırdığı bilinen sodyum, birçok sağlıksız işlenmiş gıdada önemli bir bileşendir. İçeriğinde sodyum bulunan işlenmiş besinler; cipsler, salamura besinler (zeytin, peynir, turşu), tuzlu bisküviler, krakerler, konserveler ve ekmektir. Günlük sodyum alımınız arttıkça, sağlığınız tehlikeye girer.

  • Hareketsizlik

Kalp hastalıklarından korunmak için haftada 150 dakika egzersiz yapılması önerilmektedir. Yani haftanın 5 günü 30’ar dakika egzersiz yapılmalıdır. Ancak egzersiz yapmaya yeni başlayan kişilerin  kısa ve düşük tempo ile başlayıp zamanla önerilen egzersiz süresine çıkması önerilir. Kişiliğinize uygun bir egzersiz türü seçmek işinizi kolaylaştırabilir. 

Pause Sağlık, Pause Dergi

  • Vücuda yetersiz magnezyum alımı

Magnezyum eksikliği, çarpıntı, uykusuzluk, yorgunluk hissi, baş ağrısı, kas krampları ve nihayetinde yüksek tansiyon, diyabet hastalığını tetikleyerek kardiyovasküler hastalık oluşumuna neden olabilmektedir. Diyetimizde pazı, ıspanak, brokoli gibi bolca magnezyum içeren koyu yeşil yapraklı sebzelere, badem, kaju, yer fıstığı gibi kabuklu yemişlere, baklagillere yer vermek bu nedenle oldukça önemlidir.

  •  Doymuş yağ içeren besinleri fazla tüketmek

Diyetle alınan yağ miktarının artması, kandaki yağ düzeylerinin artmasıyla doğru orantılıdır. Doymuş yağların fazla tüketimi kalp damar hastalıklarını artırmaktadır. Doymuş yağlar; oda sıcaklığında katı halde bulunan, doymuş yağ içeriği yüksek olan yağlardır. Doymuş yağları en fazla içeren ürünler; salam, sucuk, sosis gibi işlenmiş et ürünleri, burgerler, kızartılmış hazır yiyecekler, kekler, bisküviler, tereyağı, sert peynirler, kremalar, derili tavuk gibi kümes hayvanları ve yağlı etlerdir. O nedenle bu besinleri tüketirken çok dikkat etmek gerekir.

  • Stresi yönetememek

Kardiyoloji Uzmanı Dr. Hilal Kurtoğlu Gümüşel, günlük yaşamın vazgeçilmezi olan stresin kalp sağlığına etkileri konusunda şöyle konuşuyor: “Kişi stres altında olduğunda adrenalin isimli bir hormon salgılanır bu da geçici olarak kalp atışını ve nefes alıp vermeyi hızlandırır. Düşük düzeyde stres yaşamın itici gücü iken, artan stres düzeyine sürekli maruz kalmak ise; kalbin hızlı çalışmasına, kalbin kanı pompalamada zorlanmasına, tansiyonun yükselmesine, kalbi besleyen damarların büzüşmesine ve kandaki kolesterol düzeyinin yükselmesine neden olur. Aşırı yorgun ya da stresli hissettiğiniz zamanlarda size iyi gelecek, moralinizi yükseltecek şeyler yapmalısınız. Stres ile mücadelede bazen en kolay yöntem bazen sadece gülümsemek  kadar basit olabilir. Örneğin; bir arkadaşınızı arayın ve onunla keyifli şeylerden bahsedin ya da açık havada yürüyüşe çıkın. Komik bir kitaba başlayarak kendinizi eğlendirin. Kısacası o anki durumunuzdan uzaklaşıp başka bir ruh haline geçmeye çalışın.”

  •  Gazlı ve şekerli içecekler tüketmek

Gazlı içeceklerin içerdiği fazla sodyum özellikle yüksek tansiyon hastalarında kan basıncının kontrolden çıkmasına neden olarak çok yükselmesine neden olabilir. Yine yüksek şeker içeren içeceklerin fazlaca tüketilmesi insülin direncine neden olarak kalp hastalıklarını artırabilir.

  •  Sigara içmek

Dr. Hilal Kurtoğlu Gümüşel, “Sigara içilmesi kalp hastalıklarının oluşmasındaki başlıca etmenlerden birisidir. Sigara içenlerde kalp hastalığı riski, sigara içmeyenlerle kıyaslandığında 2-5 kat daha fazladır. Uzun yıllar boyunca sigara içmek, ömrü ortalama 10-12 yıl azaltmaktadır. Ancak, sigarayı bırakmak için hiçbir zaman geç kalmış sayılmazsınız. Yapılan çalışmalara göre, sigaranın bırakılmasından sonraki 3 yıl içinde kalp krizi geçirme riski yarıya düşüyor, 6 yılın sonunda ise sigara içmeyen kişilerin düzeyine iniyor. Dolayısıyla sigarayı bırakmak için en doğru zaman şimdidir!” diyor.

Kalp sağlığını riske eden 12 faktör

Kalp sağlığını riske eden 12 faktör

Kalp hastalıkları tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de ölüm nedenleri açısından ilk sırada yer almaya devam ediyor. Son verilere göre 2030 yılında dünya genelinde 23 milyon kişinin kalp kaynaklı hastalıklardan hayatını kaybedeceği tahmin ediliyor. Ancak ciddi kalp hastalıklarının önemli bir çoğunluğu risk faktörlerinin kontrol altına alınabilmesi sayesinde önlenebiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Uz. Dr. Deniz Şener, “10-17 Nisan Kalp Haftası” sebebiyle kalp sağlığını koruyucu önlemler hakkında bilgi verdi.

Vücuda gereken besin maddeleri ve oksijeni sağlayan kanı dolaşım sisteminde hareket ettiren; göğüs kemiğinin hemen altında yer alan kalp, vücudun en önemli organlarının başında gelmektedir. Temel görevi kanı vücuda pompalamak olan kalp, vücudun ısısını düzenler, asit-baz dengesini korur, hormon ve enzimleri vücudun gereken yerlerine taşır. Kalbin günde 9 bin litre kanı vücuda pompaladığı bilinir. Yetişkin kişilerde 200 gram ile 400 gram arasında bir ağırlığı bulunan kalp hayati bir organdır. Vücuttaki dolaşımın doğru ve sağlıklı gerçekleşmesi için kalbin de sistematik olarak çalışması gerekir.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Dr. Deniz Şener

Bazılarımız daha büyük risk altında

Hemen hemen herkes kalp hastalıklarına yakalanabilir. Ancak bazı kişiler bu konuda daha büyük risk altındadır. Kalp ve damar hastalıklarında mücadelede en önemli atılacak adım tedbir almaktır. Çünkü kalp ve damar hastalıkları risk faktörleri nedeniyle daha erken ortaya çıkabilmekte ve hızla ilerleyebilmektedir. Bu risk faktörlerini şöyle sıralamak mümkündür:

  1. Yaş faktörü: Erkeklerde 45, kadınlarda 55 yaşın üzerinde olmak
  2. Ailede erken yaşta kalp hastalığı görülmesi
  3. Tütün ürünleri kullanımı
  4. Hipertansiyon
  5. Kolesterol yüksekliği
  6. Fiziksel hareketsizlik
  7. Diyabet
  8. Obezite
  9. Stres
  10. Depresyon
  11. Uyku sorunları
  12. Erken menopoz

Erken yaşta da kalp sağlığı bozulabilir

Hayat boyu hiç mola vermeden çalışmaya devam eden kalp arada yorulup görevini aksatabilmektedir. Sağlıksız beslenme, sigara, stres, hareketsiz yaşam kalp ve damar hastalıklarına sebep olan faktörler arasında yer alırken; bu faktörlerin kontrol altına alınması ve vücudu dikkatli izlemek hayat kurtarıcı olabilmektedir. Bazen genç yaştaki kişiler kalp hastalığından endişe etmek için çok erken olduğunu düşünüp, dikkatsiz davranabilmektedir. Oysa erken yaşlarda atardamarlarda plak oluşumu başlayabilmektedir. Ailede kalp hastalığı, diyabet gibi hastalıklar da varsa; genç kişi fazla kilo sahibiyse damarlar bundan erken yaşta ve olumsuz etkilenebilmektedir. Damar sertliğine bağlı koroner arter hastalığında genetik etkenlerin yanında sağlıksız yaşam alışkanlıklarının da etkili olduğu bilinmektedir.

Kalbi koruyan hayati öneriler

Bu nedenle kalp sağlığını korumak ve kalp nedeniyle oluşan ölümlerin önüne geçmek için bazı noktalara dikkat etmek gerekmektedir. Kalp sağlığını koruyan önerileri şöyle sıralamak mümkündür:

– Sigara gibi tütün ürünlerinden uzak durmak

– Sağlıklı beslenip, ideal kiloya ulaşmak ve o kiloyu korumak

– Tuz tüketimini azaltmak

– Fiziksel olarak aktif olmak

– Stres yönetimine dikkat etmek

– Pozitif bir bakış açısına sahip olmak

– Kolesterol ve kan şekeri düzeyini dengede tutmak

– Tansiyonu kontrol altında tutmak

– Düzenli kalp kontrollerini yaptırmak

– Pozitif bir bakış açısına sahip olmak

Soğuk kalbi vuruyor! Damarları büzüyor, kanın pıhtılaşmasını artırıyor!

Soğuk kalbi vuruyor! Damarları büzüyor, kanın pıhtılaşmasını artırıyor!

Aşırı sıcaklarla geçen bir yazın ardından sonbaharla birlikte aniden soğuyan havalar kalp hastalıklarını tetikliyor. Soğuk havada düşen vücut sıcaklığını dengede tutabilmek için adrenalin gibi stres hormonlarının etkisiyle kalp hızında, kan basıncında ve kanın pıhtılaşma düzeyinde artış ve damarlardaki büzüşme kalbimizin daha fazla çalışmasına yol açıyor. Bu durumun özellikle kalp ve damar hastaları ile gizli kalp hastalığı bulunanlar için önemli bir risk oluşturduğunu belirten Acıbadem Altunizade Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Sinan Dağdelen “Soğuk ve rüzgarlı havalarda vücut periferik kan damarlarında kasılma olmakta, adrenalin seviyesi artmakta, tansiyon-nabız dengesi negatif yönde bozulmakta ve kalbe giden kan dolaşımı azaldığından kalp damar hastalıkları ve komplikasyonları riski artmakta, kalp krizine yol açabilmektedir. Soğuk hava bağışıklık sistemini de olumsuz etkileyerek enfeksiyonlara zemin hazırladığından ortaya çıkan iltihabi durum da kalp ve damar hastalıklarını tetikleyebilmektedir. Toplumda kalp damar hastalığı olduğunun veya hipertansiyonu olduğunun farkında olmayan 40 yaş üzerinde önemli sayıda insan bulunmaktadır. Özellikle kalp damar hastalığı olanların sonbahar-kış mevsiminde dikkatli olmaları gerekir” diyor. Prof. Dr. Sinan Dağdelen 29 Eylül Dünya Kalp Günü kapsamında yaptığı açıklamada, sonbaharda kalbi korumanın ihmale gelmez kurallarını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

 Prof. Dr. Sinan Dağdelen

Pandemide kalp hastalıkları arttı!

Yaklaşık iki yıldır tüm dünyayı tehdit eden, yüzyılın salgın hastalığı Covid-19 nedeniyle hayatını kaybedenler arasında ilk sırada 70 yaş üzeri kişiler bulunurken, ikinci sırayı kronik kalp ve damar hastalıkları olanların aldığını belirten Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Sinan Dağdelen “Bu dönemde hem kalp damar hastalıklarında hem de hipertansiyon krizlerinde artışlar önemli bir sorundur. Kalp damar hastalıkları ve hipertansiyon ile ilgili yaşadığımız artan sorunlar sadece virüsün etkisi ile değil, insanların kontrollerini aksatmaları, egzersiz yapamamaları, beslenme bozuklukları ve kilo almaları hatta psikolojik streslerinin artması ile açıklanabilir” diyor. Pandemi sürecinin tüm organ fonksiyonları, bağışıklık sistemi ve insan-toplum psikolojisi ile birlikte kalp damar sistemini de ciddi şekilde olumsuz etkilediğini vurgulayan Prof. Dr. Sinan Dağdelen şöyle konuşuyor: “Bu etkilenmeler içerisinde solunum sistemi ve kardiovasküler sistem ile ilgili komplikasyonlar maalesef en tehlikeli sonuçlara neden olabilen Covid-19’un hedef organlarını oluşturmaktadır. Covid-19’un kalp damar sistemi ile ilgili komplikasyonları; miyokardit (kalp kası iltihabı), perikardit (kalp zarı iltihabı), akut kalp krizi, ciddi kalp yetersizliği, beyin damar tıkanıklığı-felç, kalp ritm bozuklukları, kontrolsüzleşen hipertansiyon atakları, akciğer damar tıkanıklığı (pulmoner emboli) ve bacak damarlarında pıhtı oluşması şeklinde sıralanabilir. Bu komplikasyonların geç ve uzun dönemde Covid-19 (SARSCoV-2) geçiren kişilerde ileride ortaya çıkarabileceği kardiovasküler izler ve komplikasyonlar konusunda ise henüz kesin bilimsel verilere sahip değiliz.”

Pause Sağlık, Pause Dergi

Kalp sağlığı için ihmale gelmez 9 önlem!

Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Sinan Dağdelen, pandemi tehdidi altında girdiğimiz sonbaharda kalp ve damar hastalıklarına karşı ihmale gelmez önlemleri şöyle sıralıyor;

  • Pandemide Covid-19’dan korunma kurallarına sıkı sıkıya uymak
  • Aşırı yağlı, unlu, aşırı tuzlu, kızartılmış ve hazır gıdalardan kaçınmak
  • Az ve sık yemek, tam olarak doymamak
  • En az 1 litre su içmek (böbrek ve kalp-damar hastaları için bu oran değişir)
  • Sigara kalp damar hastalıklarından ölüm riskini 2-3 kat artırdığından sigaradan ve pasif içiciliğe maruz kalmaktan kaçınmak
  • Et ağırlıklı beslenme yerine taze sebze ve bakliyat tüketmek
  • Uzman tarafından önerilmedikçe hiçbir takviye, vitamin veya minerali rastgele kullanmamak
  • Her gün en az 30-40 dakika düz bir zeminde uygun adım yürümek (yaş, kalp damar hastalığı, sistemik organ hastalığı olanlarda bu süre ve hız değişebilir)
  • Dünya Sağlık Örgütü ve Sağlık Bakanlığı’nın aşı talimatlarına uymak ve yetkisiz kişilerin tavsiyelerini dikkate almamak

Aklımıza ilk olarak ‘kalp krizi’ geliyor!

Aklımıza ilk olarak ‘kalp krizi’ geliyor!

Koşarken, merdiven çıkarken veya yokuş tırmanırken… Soğuk havada, özellikle rüzgarda yürürken… Ağır bir yemek sonrasında veya sigara içerken… Ani bir üzüntü ya da sinirlenme gibi ruhsal değişimler yaşarken… Kimi zaman da cinsel ilişki sırasında… İşte bu faktörlerin tetiklemesiyle; göğsümüzün tam ortasında, “iman tahtası” adı verilen kemiğin üzerinde gelişiyor kalp ağrısı. Yoğun bir basınç, ağırlık hissi oluşuyor. Bazen de yine aynı bölgede, yani göğsün tam ortasında geniş bir alanda kendini yanma hissi olarak belli ediyor. Öyle küçük bir noktada değil, en az bir yumruk büyüklüğündeki alanda gelişiyor bu ağrı. Bazen enseye, sol kola veya sırta yayılabiliyor; çok nadiren karın üzerinde veya alt çenede de hissedilebiliyor. Altta yatan nedene göre 2-3 dakikada da sonlanabiliyor, 20 dakikadan uzun da sürebiliyor. Hemen hepimizi kaygılandıran bu sorunun adı; kalp ağrısı!

Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Şükrü Aksoy, çoğumuzda ‘kalp krizi mi geçiriyorum?’ kaygısını yaşatan her kalp ağrısının altında yatan nedenin kalp krizi olmadığını belirterek, “Kalp ağrısı, kalbe gelen kan akışının azalmasından kaynaklanan bir tür göğüs ağrısını ifade ediyor. Toplumdaki yaygın inanışın aksine, her kalp ağrısı kalp krizine işaret etmiyor. Ancak kalp ağrıları önemli bir sağlık probleminden kaynaklanabiliyor. Ayrıca ağrı kalp krizi başlangıcından kaynaklanıyorsa erken tedavi hayat kurtarıcı oluyor. Bu nedenle asla hafife alınmayıp, hekime başvurulması yaşamsal önem taşıyor” diyor. Peki kalp ağrısı hangi sorunlara işaret ediyor? Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Şükrü Aksoy kalp ağrısına yol açan 5 hastalığı anlattı; önemli öneri ve uyarılarda bulundu!

Ateroskleroz

Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Şükrü Aksoy kalp ağrısının en sık görülen ve en ciddi sebebinin ‘ateroskleoz’, yani toplumdaki bilinen adıyla ‘damar sertliği’ olduğunu belirtiyor. Bu tabloya; hipertansiyon, diyabet, kolesterol yüksekliği, sigara tüketimi ve genetik faktörler neden oluyor. Damarın iç yüzeyinde aterosklerotik plak denen bir plak tabakası oluşuyor ve bu tabaka damar lümeninde (damar içindeki boşluk) daralmaya neden oluyor. Bunun sonucunda kalbe giden kan ve oksijen miktarı azalmaya başlıyor. Tedavi edilmezse plak büyüyebiliyor, yerinden ayrılabiliyor ve üzerine pıhtı oturabiliyor. Bu durumda kalp krizi denilen tablo ortaya çıkıyor.

Damar spazmı

Kalp ağrısının daha az görülen diğer bir nedeni ise koroner damarların spazmı, yani kasılarak lümeni daraltması oluyor. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Şükrü Aksoy prinzmetal angina adı verilen bu tabloda dilaltı tablet alındığında spazmın kaybolduğunu ve ağrının geçtiğini belirterek, “Spazmın yeniden oluşmaması için düzenli ilaç kullanımı büyük önem taşıyor.  Çünkü spazm tedavi edilmez ve tekrar ederse kalp dokusunda kalıcı hasara neden olabiliyor.” diyor.

Kalp anomalileri

Doğuştan gelen kalp damarı anomalileri özellikle gençlerde kalp ağrılarına yol açabiliyor. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Şükrü Aksoy, bazı damarların doğuştan yokluğunun veya normalden farklı bir yerden çıkmasının ya da kalp kasının içerisinde seyretmesinin ciddi sorunlara neden olabileceği uyarısında bulunarak, “Bazen futbol sahalarında görülen ani sporcu ölümlerinin önemli bir sebebi bu doğuştan gelen damar anomalileri oluyor.” diyor.

Kas köprüsü hastalığı (Miyokardial Bridge)

Yine doğuştan gelen ve ‘kas köprüsü hastalığı’ adı verilen durumda da tipik kalp ağrısı oluşuyor. Kalbi besleyen damarlardan birinin kalp kasının içerisinde seyretmesi ve kalp kasının kasıldığı zaman koroner damarı sıkıştırması, kalp ağrısıyla sonuçlanıyor. Eğer ilaç tedavisine rağmen ağrı devam ediyorsa ameliyatla durumun düzeltilmesi gerekiyor.

Sendrom X

Sendrom X adı verilen bu hastalıkta efor sarf edildiğinde başlayan ve dinlenmekle geçen tipik ağrı gelişiyor. Hayati bir sorun oluşturmayan ve özellikle menopoz sonrası kadınlarda görülen bu duruma, mikrovasküler damarlar denilen çok ince kılcal damarlardaki sorunların neden olduğu düşünülüyor.

KALP AĞRISINDA NE ZAMAN HANGİ TEDAVİ?

Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Şükrü Aksoy tedavinin ağrının altında yatan nedene göre belirlendiğini vurgulayarak, bu yöntemleri şöyle anlatıyor:

Stent

Kalp ağrısında koroner arter darlığından şüphelenildiği zaman önce koroner anjiyografi işlemi yapılıyor. “Koroner anjiyografi aslında lokal anestezi altında koroner damarları görüntülemek için yaptığımız bir görüntüleme işlemidir.” diyen Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Şükrü Aksoy, damarlarda kritik ve ciddi darlıklar varsa tedavi işlemine geçildiğini belirtiyor. Eğer darlık stent takılmasına uygunsa balon ve stent işlemi, anjiyografi ile aynı seansta yapılabiliyor. Yani anjiyografinin devamında yapılan işlemlerle damarda açılma sağlanıyor.

By-pass

Damarlardaki her darlık stent işlemi için uygun olmayabiliyor. Bu durumda by-pass yöntemine ihtiyaç duyuluyor. Doç. Dr. Şükrü Aksoy, “Darlıklar çok yaygınsa, yani çok sayıda damar tutulumu varsa veya darlıklar çok uzun bir segmenti tutuyorsa, dolayısıyla lezyonlar stente uygun değilse, o zaman da by-pass operasyonunu öneriyoruz.” diyor. İster stent ister by-pass olsun, her iki tedavi sonrasında ömür boyu ilaç tedavisi gerekiyor.

İlaç tedavisi

Çok nadiren hastaya stent veya by-pass işlemi yapılamayabiliyor. Bu durumda yoğun ilaç tedavisi öneriliyor. Bu ilaçların arasında kalp ağrısını dindirmek ve hayat kalitesini artırmak için geliştirilmiş özel ilaçlar da bulunuyor.

Yaşam tarzı değişiklikleri

“Ateroskleroz ilerleyici bir hastalık. Başladıktan sonra arterlerde giderek yayılabiliyor. Bu nedenle stent takıldıktan sonra tedavi bitmiş olmuyor.” bilgisini veren Doç. Dr. Şükrü Aksoy, şöyle devam ediyor: “Eğer birtakım önleyici tedbirler almazsak başka damarlarda veya aynı damarın başka bir yerinde yeniden darlıklar oluşabiliyor. Önleyici tedbirlerden birincisi; ömür boyu düzenli kullanılmaları ve aksatılmamaları gereken ilaçlar. İkincisi ise yaşam tarzı değişiklikleri uygulamak. Bunları sigarayı bırakmak, Akdeniz tipi beslenmek, kolesterolden fakir ve Omega-3 yağ asidinden zengin bir diyet ve düzenli egzersiz olarak özetleyebiliriz. Egzersiz olarak koşma veya ağırlık kaldırma gibi ağır egzersizleri kesinlikle önermiyoruz. Günde yarım saatlik tempolu bir yürüyüş yeterli oluyor.”

Kalp krizine karşı önleminizi alın!

Kalp krizine karşı önleminizi alın!

Günlük yaşamın getirdiği zorluklar, beslenme şekli ya da genetik özellikler gibi birçok neden ile tüm dünyada ve de toplumumuzda kalp rahatsızlıkları sıkça görülmektedir. Bu rahatsızlıkların başında ise genellikle, genç-yaşlı demeden herkeste görülebilen kalp-damar hastalıkları gelmektedir.

“Burada önemli olan, ölümcül olabilen bu hastalık grubunun; erken tanı ve tedavisidir. Günümüz tıbbının bize sunduğu birçok teşhis yöntemi, pahalı olmak ile birlikte hastalara zarar verebilmektedir. Ancak yapmış olduğumuz; kolay, tekrarlanabilir, ucuz ve hastaya zarar vermeden uygulanabilen bir test olan, ‘Egzersiz Stres Ekokardiyografi’ uygulaması ile kalp krizi riskinin, yüzde 90-95 oranında ölçülebilmesi mümkün” diyen İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Nihat Özer, açıkladı!

Egzersiz Stres Ekokardiyografi (SE) Testi Nedir?

Egzersiz Stres Ekokardiyografi, kalbin yapısal değerlendirilmesini yapan kalp ultrasonografisi (ekokardiyografi) ile fonksiyonel değerlendirmesini yapan efor testinin birleştirilmesinden oluşan bir testtir. Kalbin; kapakları, zarı, kası ve damarlarının var olan ve gelecekte olabilecek hastalıklarını yüzde 90-95 doğruluk oranı ile tespit edebilmektedir. Kalp ile ilgili kötü sonuçlar doğuran (kalp krizi, ölüm vb) olasılıkları tahmin etmek açısından değeri yüksek bir testtir. Stres ekokardiyografinin diğer önemli avantajları ise; radyasyon ve kontrast madde gibi damar yoluyla verilen ve hastaya zararları olabilen maddelerin kullanılmamasıdır. Egzersiz EKG testinin yapılamadığı durumlarda (bacak damar hastalığı, kas kemik yapı kısıtlılığı) ise “İlaçlı Stres Ekokardiyografi’’ yapılmaktadır.

Test Öncesi Yapılması Gerekenler Nelerdir?

SE için ortalama 4-6 saatlik açlık gereklidir. Ayrıca bu 6 saatlik sürede sigara içilmemesi ve kafein içeren gıda veya ilaçların alınmaması gerekir. Bu test öncesinde, kalpte kanlanma bozukluğunu engelleyecek bazı ilaçların 48 saat öncesinde kesilmesi gereklidir. Buna testi isteyen doktor karar verecektir. Alınmasına izin verilen ilaçların testten 3-4 saat önce az miktarda su ile yutulmasında mahsur yoktur.

Stres Ekokardiyografi Uygulaması Nasıl Yapılır?

Test hazırlığı; göğüse elektrotların takılması ve test ilaçla yapılacaksa, damar yolunun açılmasından oluşur. Test süresi yaklaşık 30-60 dakikadır. Bu inceleme, göğsün üzerinde belli noktalardan kayıt alınarak yapılır. Kalbin, dinlenme görüntüleri kaydedilir. Tercih edilen stres yöntemine bağlı olarak; egzersiz testi veya ilaçlı uygulama yapılır. Günlük pratikte daha ziyade, engeli olmayanlar için; kısa süren, ilaç kullanılmayan, damar yolu açılmayan efor testi kullanılır.  Egzersiz görüntüleri alınır. Daha sonra toparlanma dönemi görüntüleri kaydedilir. Kalp ritmi, kan basıncı izlenir, EKG kayıtları alınır. Test sırasında kalbin hızlı ve kuvvetli atması çarpıntı olarak algılanır. Bu durum normaldir. İlaçlı test sırasında ise; yanaklarda sıcaklık hissi ve kızarma, saçlı deride karıncalanma gibi belirtiler de normaldir. İşlem esnasında; göğüs, kol ve çenede ağrı ve huzursuzluk hissedildiğinde, baş dönmesi, göz kararması ve nefes darlığı durumlarında hemen işlemi yapan doktora haber verilmelidir. Hasta işlemden sonra bir süre dinlendirilir. Testin yorumu, farklı fazlarda alınan görüntülerde, kalbin kasılma gücünü kıyaslayarak yapılmaktadır. Stres ekokardiyografik incelemede elde edilen bulgular, doktor tarafından hastaya anlatılır ve yazılı bir rapor halinde hemen verilir.

Stres Ekokardiyografi Uygulaması Kimlere Yapılır?

Özellikle, ailesinde; kalp hastalığı ya da kalp hastalığı açısından risk faktörleri (sigara, hareketsiz yaşam, kilolu olmak, şeker hastalığı, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol) olan kişilerin damar hastalığı açısından taranması için oldukça yüksek duyarlılıklı bir testtir. Daha önceden kalp hastalığı olan ya da bu sebeple işlemler gören (stent, bypass ameliyatı, kapak ameliyatı, ritim işlemleri) ve yahut ilaç tedavisi gören hastaların, hastalıklarının durumlarını belirlemede ve tedavilerini yönlendirmede oldukça etkin bir yöntemdir. Böylece hastaların, tekrardan gereksiz anjiyografi gibi veya diğer ileri tetkiklere gerek kalmadan değerlendirilmesi ve tedavilerinin takibi tam yapılabilmektedir. Bunun yanı sıra değerlendirilmesi problem yaratabilen; kalıcı kalp pili, EKG’de sol dal bloğu, bazı özel bulguların varlığında ve yüksek tansiyonlu hastalardaki sol karıncık kalınlaşması veya kapak hastalıklarındaki EKG değişiklikleri bulgularının varlığında tercih edilen alternatif iyi bir yöntemdir. Kalp hastalarının (kalp yetmezliği, stentli, bypasslı, kapak hastası) başka sebeplerle olacakları ameliyat öncesi durumlarının değerlendirilmesinde oldukça etkin bir testtir.

Stres Ekokardiyografi Uygulaması Kimlere Yapılmaz?

Stres ekokardiyografi; akut kalp krizi sırasında (ilk iki gün), kararsız göğüs ağrısı varlığında, kontrol altına alınamayan kalp yetersizliğinde, kontrol altına alınamayan ciddi ritim bozukluklarında, semptoma neden olan ciddi aort kapak darlığı, kalp kası ve zarı iltihabında, akciğer damarına pıhtı atması ve kalpten çıkan ana atar damar yırtılması durumlarında yapılmaz. Bunların dışında risksiz bir tarama metodudur.

Kadının kalbi erkeklerden daha mı hızlı çarpıyor?

Kadının kalbi erkeklerden daha mı hızlı çarpıyor?

Kadınlar ve erkekler arasındaki farklar sıralanmaya başlayınca konu dönüp dolaşın kadının duygusallığına, hassasiyetine geliyor. Öyle ki kadın kalbinin hassaslığından bahsediliyor. Peki, ya söylenenlerin tıbbi olarak bir doğruluğu var mı? Kadın ve erkek kalbi farklı mı çarpıyor? Daha hassas olmak kadınları kalp hastalıklarına karşı daha korunaksız mı yapıyor? Acıbadem International Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Aslıhan Eran Ergöknil, kadın ve erkek kalbi arasındaki farklılıkları sıralarken “Erkekler ve kadınlar arasında pek çok fark var. Erkeklerin ve kadınların kalbinin farklı ‘çarptığını’ söyleyebiliriz. Kalp ve dolaşım sisteminde hem hastalık riski ve semptomları hem ilaca verilen yanıt açısından önemli ayrımlar bulunuyor. Ancak kadınlar, kalp ve damar sağlığı açısından biraz şanssız görünse de sağlıklı bir yaşam tarzı ile risklerin önüne geçebilir. Örneğin, sadece egzersiz ve sigaradan uzak durmak bile kadınları bu hastalıklardan koruyabilir” diye konuşuyor.

Kalbin yapısı ve etki şekli temelde hem kadınlarda hem de erkeklerde aynı ancak boyut, işlev ve risk faktörlerine verilen tepki açısından çeşitli farklıklar görülüyor. Dr. Aslıhan Eran Ergöknil, bu farklılıkları şöyle sıralıyor:

 

  1. Erkeklerin kalbi kadınlara göre daha büyük. Kalp ağırlı, kiloya göre hesaplanıyor. Erkeklerde kalp, vücut ağırlığına göre yaklaşık 5,7 gr/kg olurken kadınlarda sadece 4,8 gr/kg. Buna göre kadınların kalp ağırlığı ortalaması 200-280 gram iken, erkeklerde 250-390 gram arasında değişiyor.
  2. Bir kadının kalbi, oksijen ihtiyacını karşılayabilmek için erkek kalbinden daha hızlı çarpıyor. Kadın kalbi dakikada ortalama yaklaşık 70 kez atarken erkeklerde bu sayı 60’a düşer.
  3. Kalp hastalığı tanısı alanların yüzde 57,8’i erkek ve yüzde 42,2’si kadın. Ancak kalp hastalıkları kadınlarda daha şiddetli ilerliyor.
  4. Kadınların kalp hastalığından hayatını kaybetme oranı erkeklere göre yüzde 8 daha fazla. Bunun en önemli nedeni ise birçok kadının riskin farkında olmaması ve kalp krizi belirtilerini doğru yorumlayamaması.
  5. Kalp krizi kadınlarda farklı belirti gösteriyor. Sol göğüs boşluğunda keskin ağrı ve şiddetli gerginlik gibi klasik belirtiler onlarda daha az görülüyor. Ancak nefes darlığı, kürek kemikleri arasında ve üst karın bölgesinde ağrı, bulantı ve kusma olasılığı daha yüksek. Bu nedenle kadınlar kalp krizi işaretlerini tam olarak tespit edemediğinde geç kalabiliyor.
  6. Diyabeti olan kadınların kalp hastalığından hayatını kaybetme riski, erkeklere oranla yüzde 50 daha fazla. Araştırmalar; diyabet, sigara ve obezite ile psikolojik ve sosyal stres faktörlerinin kadınları daha olumsuz etkilediğini gösteriyor.
  7. Damar hastalıklarına kadınlar daha geç yakalanıyor. Tanı alan hastalar arasında kadınlar, erkeklerden ortalama 10 yaş daha büyük oluyor.

Kan yapısı da farklı

Kadın ve erkek kalbindeki farklılıkların yanı sıra kan ve damar yapısının da cinsiyete has özellikleri olduğunu vurgulayan Dr. Aslıhan Eran Ergöknil, şunları söylüyor:

“Kadınların kanlarında neredeyse dörtte bir daha az hemoglobin (kırmızı kan hücrelerinde depo edilen, demir açısından zengin protein) bulunur. Hemoglobin kandaki oksijeni taşıdığından, organlara oksijen taşınması erkeklere oranla daha düşük olur. Oksijen kaynağı yaşla birlikte azalıyor. Erkekler için bu oran yılda yüzde 1 oranında gerçekleşirken kadınlarda yüzde 0.8 düzeyinde azalma oluyor.”

Damarları daha ince

Kadınların damar yapısı erkeklere oranla daha ince ve hassas olduğu için küçük plak (damarda biriken yağ) parçaları bile büzüşmeye neden oluyor. Küçük trombüsler (kalp ve damar iç yüzüne yapışan kitle) damarları tamamen kapatabiliyor. Kadınlık hormonlarının hastalıklar üzerine etkileri hakkında bilgi veren Kardiyoloji Uzmanı Dr. Aslıhan Eran Ergöknil, şu noktalara dikkat çekiyor:

“Doğal östrojenin yağ metabolizması ve dolayısıyla kolesterol seviyesi üzerinde olumlu bir etkisi bulunuyor. Bu, genç kadınların vazokonstriksiyona (damar daralmasına) daha az yatkın olmasının nedenlerinden biri. Ayrıca kadınlık hormonları damar genişletici etkiye sahip. Bu etki kadınları en azından menopoza kadar koroner kalp hastalıklarından korumaya da yardımcı oluyor. Ancak menopoza giren kadınlar verilen hormon replasman tedavisinde dikkatli olunmalı. Çünkü bu hormonların kan pıhtılaşması üzerinde etkileri var. Özellikle sigara, yüksek kolesterol veya tansiyon gibi diğer risk faktörleri varsa, tromboz riski artar. Doza bağlı olarak, doğum kontrol hapları yoluyla verilen hormonların da tromboz, kalp krizi ve felç riskini artırabileceği unutulmamalı.”

Risk faktörlerinin etki düzeyi değişiyor

Sağlıksız bir yaşam tarzı kadınları daha çok vuruyor. Sigara içen kadınlarda kalp hastalıkları riskinin erkeklere göre daha yüksek olduğunu kaydeden Dr. Aslıhan Eran Ergöknil, “Ayrıca diyabet, erkeklere kıyasla kadınlarda kalp krizi riskini iki kattan fazla artırıyor. Günlük stres ve depresyonun da kadınlar üzerindeki etkisi büyük” diyor.

Kadınlar hastalığı hafife alıyor

Hastalığa yaklaşım da kadın-erkek arasındaki farklardan biri. Genelde kadınların kalp sorunlarını hafife alma eğiliminde olduğunu söyleyen Dr. Aslıhan Eran Ergöknil, “Göğüs ağrısı ve çarpıntıyı, olağanüstü duygusal durumlara yoruluyor. Geçici ve önemsiz bir rahatsızlık olarak düşünülüyor. Oysa erkekler kadınlara oranla şikayetlerini daha dikkate alıyor ve doktor önerilerine daha iyi uyuyor” diye konuşuyor.