Yazılar

Mide kanserinden korunmanın en etkili yolu

Mide kanserinden korunmanın en etkili yolu

Mide kanseri, en sık görülen kanserler arasında 6. sırada yer alıyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün raporuna göre; kanserler dünya çapında yılda 7,6 milyon kişinin ölümünden sorumlu oluyor ve bu ölümlerin yaklaşık 736 bini mide kanserinden kaynaklanıyor. Ülkemizde 2020 yılında yıllık yeni kanser vaka sayısı 233 bin 834 olarak tespit edilirken, bu rakamlardan bin 3075’inin mide kanseri olduğu belirtiliyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Atakan Yeşil,  son beş yıldır ülkemizde mide kanserinin 50 yaş altındaki kişilerde daha sık teşhis edildiğine dikkat çekerek, “Bunun nedeni ise otoimmün  gastrit sıklığının artması, antibiyotik kullanımına bağlı olarak bağırsak florasının bozulması ve asit baskılayan ilaçların çok yoğun kullanılması, sigara kullanımı ile beslenme alışkanlıklarının değişmesi olabilir” diyor.

Mide kanseri genellikle belirti vermeden sinsi bir şekilde ilerlediği için teşhis edildiğinde sıklıkla çevre lenf nodları ile organlarına yayılmış oluyor. Dolayısıyla mide kanserinden korunmak yaşamsal öneme sahip. Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Atakan Yeşil, “Sinsi bir hastalık olan mide kanserinden korunmanın en iyi yolu hiçbir yakınma olmasa bile 50 yaş üstünde check-up amaçlı endoskopi yaptırmaktır. Ayrıca şikayeti olan hastaların ise daha genç yaşta olsalar bile hekimlerinin isteği üzerine endoskopi yaptırmaları çok önemlidir. Zira, endoskopi ile Helicobakter Pylori bakterisi tespit edilebiliyor ve kanser riski olduğu düşünülen kişiler tedavi edilip risk azaltılabiliyor” diyor. Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Atakan Yeşil, mide kanseri riskini artıran 12 etkeni anlattı; önemli bilgiler verdi!

Mide kanserinden korunmanın en etkili yoluMide kanseri, en sık görülen kanserler arasında 6. sırada yer alıyor.

Prof. Dr. Atakan Yeşil

Aile öyküsü

Aile öyküsü mide kanseri için risk faktörü olarak görülüyor. Mide kanseri olan kişilerin kardeşleri ve çocuklarının mide kanserine yakalanma riski artıyor. Prof. Dr. Atakan Yeşil, “Ancak bu artışın genetik mi yoksa Helicobacter Pylori enfeksiyonu gibi diğer risk faktörlerinden mi kaynaklandığı henüz bilinmiyor” diyor.

İlerleyen yaş

Diğer kanser türlerinde olduğu gibi mide kanseri de ileri yaşlarda daha sık görülüyor. Öyle ki her 100 mide kanserinden 95 gibi oldukça yüksek bir oranı 50 yaş ve üzeri kişilerde teşhis ediliyor.

Çok tuzlu gıdalar

Mide kanserinin görülme yaygınlığı dünya çapında ülkeden ülkeye değişiyor. Bu değişim bir ölçüde bölgeler arasındaki diyet farklılıkları ile açıklanabiliyor. Örneğin, çok tuzlu gıdaların fazla tüketildiği bir beslenme modeli mide kanseri riskini artırıyor. Dolayısıyla aşırı tuzlu salamura gıdaların popüler olduğu Japonya’da mide kanseri çok yüksek oranda seyrediyor. Ayrıca bazı konserve ve işlenmiş gıdaların yoğun olduğu bir beslenme alışkanlığı da mide kanseri riskini artırabiliyor.

İşlenmiş ve kırmızı et

Yapılan çeşitli çalışmalar; işlenmiş eti çok tüketen kişilerde (en sık fast food tarzı beslenme) mide kanseri riskinde küçük bir artış olduğunu saptamış. İşlenmiş etlere pastırma, sosis, sucuk ve jambonun dahil olduğu belirtiliyor. Bu etler mide kanseriyle bağlantısı saptanan ve nitrozaminler denilen kimyasal maddeler içeriyorlar.  Bunların yanı sıra kırmızı eti çok sık ve fazla tüketen kişilerde de mide kanseri riski yükseliyor. Son çalışmalar, vejetaryenlerde et tüketen kişilere göre mide kanseri riskinin daha düşük olabileceğini gösterdi.

Helicobacter Pylori enfeksiyonu

Helicobacter Pylori enfeksiyonu midenin alt bölümünde kanser riskini yaklaşık 6 kat artırıyor. Bu enfeksiyonun cagA pozitif Helicobacter Pylori denen belirli bir tipi, mide kanseri riskini daha da yükseltebiliyor. Prof. Dr. Atakan Yeşil, “Ancak bu bakteri ile enfekte olan milyonlarca kişinin  çoğu kanser olmadığı için mide kanserinin oluşumunda başka faktörlerin de devrede olduğunu söyleyebiliriz. Beslenme ve sigara kullanımı Helicobacter Pylori bakterisiyle etkileşime geçtiğinde kansere yol açıyor olabilir” diyor. Helicobacter Pylori’nin genellikle antibiyotik ile kolayca tedavi edilebildiğini belirten Prof. Dr. Atakan Yeşil, “Ancak bu bakteriyi tedavi etmek ne kadar faydalıdır, bundan emin değiliz. Zira, Helicobakter Pylori yemek borusu adenokarsinomu adı verilen belirli bir tür yemek borusu (özofagus) kanserine karşı koruyucu olabiliyor” bilgisini veriyor.

Sigara kullanımı

Sigara dumanı içerdiği çok sayıda kimyasal içerik nedeniyle mide kanseri için de önemli bir risk faktörü. Öyle ki sigara kullanımı mide kanseri riskini iki kat artırıyor. Sigara içen ve Helicobakter Pylori enfeksiyonu olan kişiler, bu enfeksiyonu olmayan ve sigara içmeyen kişilere göre 10 kat daha fazla risk taşıyorlar. Sigara içmediği halde dumanına maruz kalan kişiler de aynı riski taşıyorlar.

Zayıflamış bağışıklık sistemi

HIV (Human Immunodeficiency Virus) ile AIDS hastalarında, enfeksiyon nedeniyle bağışıklık sistemi baskılanmış olan hastalarda ve organ nakli sonrasında ilaç kullanan hastalarda mide kanseri iki kat fazla görülüyor. Bunun nedeni ise bu tip durumların Helicobacter Pylori gibi enfeksiyon risklerini arttırabilmesi.

Asit reflüsü

Asit reflüsü mide asidinin yemek borusuna (özofagus) geri gitmesi olarak tanımlanıyor. Bu durum yemek borusu (özofajit) iltihabına  yol açabiliyor. Asit reflüsü midenin özofagusa en yakın bölgesinde kanser riskini arttırabiliyor.

Acıbadem Fulya Hastanesi

Obezite

Obezite hayatı tehdit eden pek çok ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Örneğin, insülin direnci üzerinden mide kanseri riskini arttıran etkiye sahip oluyor. Dolayısıyla sağlıklı bir yaşam için fazla kiloların verilmesi büyük öneme sahip. Aşırı kilolu kişilerde uygulanan obezite cerrahisi vücuttaki yağ oranını azalmasını, bu yağ hücrelerinden salınan ve kansere yol açan hormonların da dolaylı şekilde azalmasını sağlıyor. Bu etkisiyle pek çok kanser riskini önemli oranda düşürüyor. Bununla birlikte obezite cerrahisinde işlemlerin midede üretilen asit miktarını düşürdükleri için mide kanseri riskini ise bir miktar artırdıkları gösterilmiş. Bu nedenle obezite cerrahisinin sadece estetik amaçlı düşünülmeyip, ihtiyaç durumunda yapılması önem taşıyor.

Gelişigüzel mide koruyucu kullanmak

Mide koruyucu kullanımı nedeniyle mide asidinin azalması ve mide PH’nın artması hem bakterilerin üremesi için kolay ortam oluşturuyor hem de vitamin eksikliklerine neden oluyor. Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Atakan Yeşil, kronik asit düşüklüğünün atrofik gastrite zemin hazırlarken mide kanseri riskini de artırdığına işaret ederek, “Bu nedenle hekimin önerisi olmadan mide koruyucu ilaçların kullanımından kesinlikle kaçınılmalıdır” diyor.

Radyasyon

Geçmişte mide kanseri tıbbi X-ray ışınlarına (röntgen) maruz kalmayla ilintili olmuştu. Günümüz teknolojisinde ise röntgenlerde maruz kalınan X-ışınındaki radyasyon miktarı eskisinden çok daha düşük. Ancak bazı diğer tıbbi yöntemler, mesela BT (Bilgisayarlı Tomografi) taramalarında önemli miktarda radyasyon olduğunu belirten Prof. Dr. Atakan Yeşil, “BT çekimleri sadece ihtiyacınız olduğunda kullanılırsa bu sizin için zararlı değildir” diyor.

Kanser hastası olmak

Daha önce prostat, meme, mesane ya da testis kanseri geçiren erkeklerin mide kanseri riskinde hafif bir artış oluyor. Kadınlar da yumurtalık, meme  ya da rahim ağzı kanseri geçirmişlerse mide kanserine yakalanma riskleri artıyor. Her iki cinsiyet içinse yemek borusu (özofagus), bağırsak veya trioit kanseri, melanom olmayan cilt kanseri ile non Hodgkin lenfoma öyküsü mide kanseri riskini artırıyor.

Mide kanserinden korunmanın yolları

Mide kanserinden korunmanın yolları

Mide kanseri dünya çapında en yaygın kanserlerden biri olarak biliniyor. Mide kanserine neden olan faktörler arasında yanlış beslenme alışkanlıkları ile sigara kullanımı ilk sıralarda yer alıyor. Mide kanserinden uzak durmak için bu konuda bilinçli ve dikkatli olmak, risk faktörlerinden kaçınmak ve düzenli taramaları ihmal etmemek büyük önem taşıyor. Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. İsmail Gömceli,” 01-31 Aralık Mide Kanseri Farkındalık Ayı”nda, mide kanseri ve alınabilecek önlemler hakkında bilgi verdi.

Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. İsmail Gömceli

Prof. Dr. İsmail Gömceli

Mide kanseri sinsice ilerliyor

Mide kanserleri uzun yıllar içinde yavaş yavaş gelişme eğilimindedir. Kanser gelişmeden önce, midenin iç yüzeyi yani mukozasında sıklıkla kanser öncesi değişiklikler meydana gelir. Bu erken değişiklikler nadiren şikayetlere neden olur ve genellikle fark edilmezler. Kanser geliştikçe mide duvarının daha derinlerine doğru ilerler. Tümör, karaciğer ve pankreas gibi yakındaki organları içerecek şekilde büyüyebilir. Midenin farklı bölümlerinde başlayan kanserler, farklı şikayetlere neden olabilir ve farklı sonuçlar doğurabilir. Kanserin yeri de tedavi seçeneklerini etkileyebilir. Örneğin, yemek borusu ile midenin birleşim yerinden başlayan kanserler genellikle yemek borusu kanserleriyle benzer şekilde tedavi edilir.

Mide kanserine neden olan etkenler şunlardır;

 Mide kanserinin ana nedeni, mide yüzeyindeki hücrelerin hızla büyümesine ve sonunda bir tümör oluşturmasına neden olan genetik değişimlerdir. Bir kişinin mide kanserine yakalanma riskini artırabilecek risk faktörleri şunları içerir:

  • Erkek cinsiyet
  • Ailede mide kanseri öyküsü
  • Sigara içmek
  • Obezite
  • Helicobacter pylori (H. pylori) bakterileri enfeksiyonu
  • Tuz oranı yüksek diyet alışkanlığı
  • Meyve ve sebzeden fakir diyet alışkanlığı
  • Reflü hastalığı

Mide kanseri işareti olabilecek bu belirtilere dikkat!

  1. Mide bulantısı ve kusma
  2. Yutma güçlüğü
  3. Göğüste ağrılı yanma hissi
  4. Kilo kaybı
  5. Halsizlik
  6. Kan kusma (ileri aşamalarda)

Mide duvarının ne kadarını kapsadığını bulmak gerekiyor

Mide kanseri teşhisine yardımcı olmak için birkaç farklı test kullanılabilir. Bilgisayarlı Tomografi ve Manyetik Rezonans görüntüleme gibi radyolojik testler, midedeki tümör yeterince büyükse bunu belirlemeye yardımcı olabilir. Bir kitle radyolojik testlerde görülebilecek kadar büyümeden önce tanı koymak veya erken kanseri tespit etmek için üst sindirim sistemi endoskopisi kullanılır. Tümörden biyopsi alınmasını da sağlayan bu yöntemde, mideye ağızdan ince bir kamera ile girilerek inceleme yapılır. Bir tümörün mide duvarının ne kadarını kapsadığını bulmak ve kanserin “evresini” değerlendirmeye yardımcı olmak için, özel bir endoskop tipi olan “endoskopik ultrason” ya da PET/BT incelemesi kullanılabilir.

Tümörün yerleşimine göre tedavi planlanıyor

Mide kanserini tedavi etmek için birkaç yaklaşım vardır. Erken evrede bir mide kanseri söz konusu ise üst endoskopi aracılığıyla “endoskopik submukozal diseksiyon” yöntemi ile tümör çıkarılabilir. Tümör midenin yüzeysel katmanlarının ötesine geçtiğinde, tümör içeren midenin tamamını ya da bir kısmını çıkartmak için ameliyat gerçekleştirilir. Bunun dışında radyoterapi ve kemoterapi tedavileri, tümör hücrelerini öldürmek için radyasyon ışınları ve ilaçların kullanıldığı diğer tedavi yöntemleridir. Günümüzde; cerrahi, kemoterapi ve radyoterapi mide kanseri tedavisinin birbirini tamamlayan bileşenleridir.

 Mide kanserini önlemek için bunlara dikkat edin;

Mide kanseri aşağıdaki uygulamalarla önlenebilir ya da kanser riski en aza indirilebilir.

  • Meyve ve sebzelerden zengin, tuz ve kırmızı etten fakir, sağlıklı bir diyet alışkanlığı edinmek.
  • Sağlıklı kiloyu korumak ve düzenliegzersiz alışkanlıkları edinmek.
  • Sigara kullanmamak ve içilen ortamlarda bulunmamak..
  • Ailede kanser öyküsü varsa düzenli tarama tetkikleri yaptırmak.

Mide kanserinden 12 adımda korunma yöntemi

Mide kanserinden 12 adımda korunma yöntemi

Mide kanseri dünyada görülen tüm kanserler arasında 5. sırada yer alırken, kansere bağlı ölümler sıralamasında ise 3. sıraya yükseliyor. Dünyada her yıl yaklaşık bir milyon, ülkemizde de 12 bin kişi mide kanserine yakalanıyor; bu hastalardan 700 bini aynı yıl içinde hayatını kaybediyor. Bunun en önemli nedeni ise mide kanserinin genellikle erken dönemde belirti vermemesi ve ileri evrede gelişen yakınmaların ‘hazımsızlıktandır’ düşüncesiyle hafife alınarak hekime başvurulmaması. Oysa cerrahi yöntemler, kemoterapi ve immünoterapi tedavisindeki gelişmeler; erken dönemde yakalandığında, mide kanseriyle mücadelede başarı ve umutları artırıyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Deniz Atasoy mide kanserinin aslında önlenebilir bir kanser türü olduğuna dikkat çekerek, ”Beslenme ile yaşam alışkanlıklarımızda alacağımız önlemlerin yanı sıra sigarayı bırakarak ve egzersizi sürekli hale getirerek mide kanserinden korunmamız mümkün. Ayrıca mide kanserinin erken dönemde tespit edilmesi için mide şikayetleri olan bireyler mutlaka bir hekime başvurmalı.” diyor.

Pek çok nedeni var!

Mide kanseri erkeklerde daha sık görülen bir kanser türü. Kadınlarda salgılanan östrojen hormonunun mide kanserinden koruduğu öne sürülüyor. Aile öyküsünün de önem taşıdığı mide kanserinde, 10 hastanın 6’sı 65 yaşından büyük oluyor. Doç. Dr. Deniz Atasoy, midede ülser yapan Helikobakter Pilori mikrobunun uzun dönemde kansere yol açabildiğini belirterek, “Ancak midesinde bu mikrobu barındıran her hasta mide kanseri olacak anlamına gelmemeli. Ülkemizde yüzde 60 gibi yüksek bir oranda görülse de, bu hastaların sadece yüzde 1-3’ünde mide kanseri tespit ediliyor. Bu bakterinin tedavisi ise mide kanseri riskini azaltıyor. Ayrıca kronik gastrit ve mide polipleri de risk oluşturan diğer faktörlerdir.” diyor. Bunların yanı sıra tuzlu, tütsülenmiş ve mangalda yanmış gıdalar; salam ve sosis gibi işlenmiş etler; aflatoksin içeren gıdalar (bazı küf türleri tarafından üretilen toksinler); sigara ve alkol tüketimi de riski artıran diğer etkenleri oluşturuyor.

‘Hazımsızlıktandır’ demeyin!

Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Deniz Atasoy, mide kanserinin erken dönemde genelde hiçbir belirti vermeden sinsice ilerlediği uyarısında bulunuyor. İleri evrede belirti verdiğinde ise karında gaz, şişkinlik, bulantı, mide bölgesinde ağırlık hissi veya erken doymanın yanı sıra yemeklerden sonra mide bölgesinde gelişen ağrı gibi ‘hazımsızlık’ şikayetleri ilk belirtileri olabiliyor. Kanser yemek borusuna yakın yerde ise ‘yutma güçlüğü’ yaşanabiliyor. Kilo kaybı ve iştahsızlık genelde geç dönem bulgularını oluşturuyor. Mide kanaması da görülebiliyor. Doç. Dr. Deniz Atasoy, hemen herkesin sıkça karşılaştığı bu belirtilerin ‘hazımsızlıktandır’ düşüncesiyle ihmal edilmemesi gerektiği uyarısında bulunarak, “Mide yakınmaları gelişen bireylerin kendi kendilerine mide ilaçları kullanmaları mide kanserinin teşhisinde gecikmelere neden olabiliyor. Dolayısıyla mide şikayetlerinde mutlaka bir hekime başvurulmalıdır.” diyor.

Mide kanserinden 12 adımda korunun!

Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Deniz Atasoy, mide kanserinden korunmak için almanız gereken 12 önlemi şöyle sıralıyor:

  • Gıda tüketiminde hijyene dikkat edin. Örneğin, sebze ve meyveleri yemeden önce iyi yıkamalı ve üzerindeki kimyasallardan arındırmalısınız.
  • Tuzlu, tütsülenmiş, ayrıca salam ve sosis gibi işlenmiş gıdalardan kaçının.
  • Her gün taze sebze ve meyve tüketmeyi ihmal etmeyin.
  • Buzdolabında tutulmamış ve bayatlamış gıdalar tüketmeyin.
  • Akdeniz tipi beslenmeye özen gösterin.
  • Soya, mantar, sarımsak ve soğan tüketmeniz, mide kanseri riskini azaltıyor. Bu besinleri düzenli olarak yemeyi alışkanlık haline getirin.
  • Mangalda yanmış etlerin tüketiminden kaçının.
  • Obezite mide kanseri riskini artırıyor. Fazla kilolarınız varsa, sağlıklı bir diyetle ideal kilonuza ulaşın.
  • Helikobakter Pilori probleminiz varsa, tedavinizi aksatmayın.
  • Egzersiz yapmak da riski azaltan bir başka önemli faktör. Haftada en az 3-4 gün, 45’er dakika egzersiz yapın.
  • Sigara tüketimi kadınlarda riski yüzde 20 oranında artırırken, bu rakam erkeklerde yüzde 60’a yükseliyor. Sigara kullanıyorsanız, hemen bırakın.
  • B karoten, C ve E vitamininden zengin yeşil ile sarı meyveler, içerdikleri antioksidanlarla mide kanseri riskini azaltıyor. Bu meyveleri düzenli olarak tüketmeye özen gösterin.

Tedavide yeni umutlar

Mide kanseri çok erken evre hariç, sistemik bir hastalık olarak nitelendiriliyor. Yani, tüm vücudu tutuyor. Bu nedenle ameliyat tedavinin sadece bir aşamasını oluşturuyor. Diğer aşaması ise kemoterapi tedavisi. Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Deniz Atasoy, “Cerrahi yöntemlerin sürekli gelişmesinin yanı sıra kemoterapi tedavisi de geliştikçe mide kanseriyle mücadelede başarılar ve umutlar artıyor. Tüm evreler için 5 yıl hayatta kalma oran yüzde 32’dir. Erken evrelerde ise bu oran yüzde 70’e yükseliyor.” diyor.

Mide kanserinin kesin tedavisinin ise ameliyat olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Deniz Atasoy, şöyle devam ediyor: “Eskiden genellikle ameliyat sonrası verilen kemoterapiler günümüzde artık hastalığın yaygınlığına göre ameliyat öncesi de uygulanıyor. Eğer hastalık mide dışına taştıysa tedaviye önce kemoterapiyle başlanıyor. Tedaviden alınan yanıta göre ameliyata başvuruluyor. Bazı durumlarda ışın tedavisi olarak bilinen radyoterapi de gerekebiliyor. Akıllı ilaçlar ve immünoterapi gibi farklı ilaç tedavilerinden de mide kanserinde olumlu sonuçlar alınıyor. Cerrahi alanda yaşanan yeniliklerden biri; midenin alınmasıyla birlikte aynı anda D2 lenfadenektomi uygulanması, yani lenf bezlerinin çıkartılarak temizlenmesi işleminin de yapılmasıdır. Mide kanserinin muhtemel yayılma yeri olabilecek lenf düğümlerinin çıkartılması ile ameliyat sonrası hastalığın tekrar etme veya uzağa sıçrama riski azaltılıyor. Yapılan bilimsel çalışmalarda; mide kanserinde D2 lenfadenektomi uygulamasının ömrü uzattığı gösterilmiştir.”

Mide kanserinin 6 kritik belirtisi!

Mide kanserinin 6 kritik belirtisi!

Mide kanseri dünyada görülen kanserler sıralamasında 5. sırada yer alırken, ölüme neden olan kanserler arasında ise 2. sıraya yükseliyor. Dünyada her yıl yaklaşık bir milyon kişiye mide kanseri tanısı konulurken, yine mide kanserinden yaklaşık 780 bin kişi hayatını kaybediyor. Türkiye’de her yıl yaklaşık 12 bin kişiye mide kanseri tanısı konuyor ve yaklaşık 10 bin hasta mide kanseri nedeniyle yaşamını yitiriyor. Bunun en önemli nedeni, mide kanserinin erken dönemde belirti vermemesi ve tümör büyüdüğünde oluşan yakınmaların hastalar tarafından ‘hazımsızlıktandır’ düşüncesiyle göz ardı edilmesi sonucu tanısının geç konulması. Yüreklere su serpen haber ise kanser tedavisinde son yıllarda atılan en büyük adım olarak nitelendirilen immünoterapi ile ilgili yapılan araştırmalardan alınan sonuçlar. Son yapılan araştırmalara göre immünoterapi, mide kanseri hastalarında tümörün küçülmesine katkı sağlayarak hastalığın ilerlemesini geciktiriyor, bu sayede yaşam süresini uzatıyor. Üstelik görevini hastanın yaşam konforunu bozmadan, ciddi yan etkiler oluşturmadan gerçekleştiriyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Faysal Dane, “Mide kanserinin tedavisindeki gelişmeler sayesinde hastaların yaşam kaliteleri artarken, yaşam süreleri de uzuyor. Ancak unutulmaması gereken şey; her kanser türünde olduğu gibi mide kanserinde de erken teşhisin çok önemli olduğu.” diyor.

Mide kanserinin 6 kritik belirtisi!

Mide kanserinin, helicobacter pylori, sigara ve alkol kullanımı, obezite, aşırı tuzlanmış yiyecekler, bazı gıda koruyucuları, yağda fazla kızartılmış yiyecekler ve genetik yatkınlık gibi risk faktörleri mevcut. Prof. Dr. Faysal Dane bu risklerin azaltılmasıyla mide kanserinin kısmen önlenebildiğini vurguluyor. Mide kanseri ülkemizde ve batı ülkelerinde genellikle ileri evrede teşhis ediliyor. Öyle ki hastaların ancak 3’te biri erken evrede tanı alabiliyor. Bunun nedeni ise hastalığın erken dönemde belirti vermemesi, mide kanserine bağlı şikâyetlerin hastalığa özgü belirtiler olmaması ve tarama yöntemlerinin az kullanılması. “Bu açıdan bakıldığında mide kanserinin sinsi ilerlediğini söylemek doğru olur.” diyen Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Faysal Dane, tümör ilerledikçe oluşan şikâyetlerin göz ardı edilmemesi gerektiği uyarısında  bulunarak, zaman kaybetmeden doktora başvurulmasını gerektiren 6 kritik belirtiyi “Geçmeyen bulantı-kusma, uzun süren mide ağrısı, çabuk doyma, kusarken kan gelmesi, yutma güçlüğü ve kilo kaybı” olarak sıralıyor.

Tedavi hastalığın evresine göre şekilleniyor

“Mide kanserinin tedavi başarısı kanserin hangi evrede teşhis edildiğine göre çok değişiyor.” diyen Prof. Dr. Faysal Dane, erken tanının her kanserde olduğu gibi mide kanserinde de çok önemli olduğuna dikkat çekiyor. Prof. Dr. Faysal Dane hastanın nasıl tedavi edileceğinin hastalığın evresine göre değiştiğini belirterek, “Çok erken dönemde teşhis edilen az sayıdaki hastada tümörün ameliyatla usulüne göre alınması yeterli olabiliyor. Ancak tümörün mide duvarında ilerlemiş olması veya etrafındaki lenf bezlerine yansıması durumunda hasta ve hastalığın özelliklerine göre ameliyat öncesi veya sonrası ilaç tedavileri yapılması gerekiyor. Her hastada olmasa bile bazı hasta gruplarında ayrıca kemoterapiyle beraber radyoterapiye de başvuruluyor.” diyor. Prof. Dr. Faysal Dane hastalığın mide ve etrafındaki lenf bezleri dışında daha uzak bölgelere yansıması durumunda ise çoğunlukla kemoterapi, hedefe yönelik ilaçlar ve immünoterapi gibi ilaç tedavisinden faydalanıldığını söylüyor.

İmmünoterapi tedavisinden çarpıcı sonuçlar!

Mide kanserinde, diğer kanserlerde olduğu gibi, son dönemlerde kemoterapiye eklenen hedefe yönelik ilaçlar ve immünoterapi tedavisiyle ilgili gelişmeler tıp dünyasını heyecanlandırıyor. Kanser immünoterapisi, vücudun bağışıklık sistemini güçlendirerek kanser hücrelerinin oluşumunu önleyen, kontrol altına alınmasını veya öldürülmesini sağlayan tedaviler olarak tanımlanıyor. İmmünoterapinin diğer kanser tedavilerinden farkı, kanser hücresine doğrudan etki etmeyip, bağışıklık sistemini aktif hale getirerek tümöre saldırmasını sağlaması.

Günümüzde mide kanserinde immünoterapi tedavisinin etkinliği gerek tek başına gerekse kemoterapilerle beraber yoğun bir şekilde araştırılıyor. Bu araştırmaların sonuçları birkaç yıldır toplantılarda sunulmaya başlandı. Son olarak Eylül 2020’de yapılan Avrupa Tıbbi Onkoloji Kongresinde (ESMO) kemoterapiyle beraber kullanılan immünoterapinin mide kanseri hastalarında tümörün küçülmesine katkı sağlayarak hastalığın ilerlemesini geciktirdiği, bu sayede yaşam süresini uzattığı açıklandı. Mide kanseri tedavisindeki bu gelişmenin son derece önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Faysal Dane, “Bugün elimizde var olan çalışma sonuçlarıyla hangi hastanın tedaviye cevap vereceği tam bilinmese de, bazı testlerle bunları önceden belirlemek ve hangi hastanın immünoterapi için iyi bir aday olduğunu tahmin etmek mümkün oluyor. Dolayısıyla bilimsel çalışmaların gösterdiği çarpıcı sonuçlar neticesinde tüm mide kanseri hastaları günümüzde immünoterapi açısından değerlendiriliyor.” diyor.