Yazılar

Çileğin bilinmeyen faydaları

Çileğin bilinmeyen faydaları

Büyüleyici kokusu ve tadıyla ilkbahar ile yaz mevsiminde en sevdiğimiz meyvelerden olan çilek, A vitamini, potasyum, kalsiyum, magnezyum ve folat gibi pek çok besin bileşeniyle tam bir şifa deposu. Aynı zamanda C vitamininden de en zengin meyveler arasında yer alıyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, ancak çileğin de her meyve gibi kararında tüketilmesi gerektiğini belirterek, “Günde 10-12 orta boy çilek tüketilebilir ve bu miktarda çilek günlük C vitamini gereksiniminin yarısından çok daha fazlasını karşılıyor. Ancak içeriğinde fazlaca oksalat barındırdığı için aşırı tüketildiğinde böbrek taşlarına neden olabiliyor. Ayrıca iyi yıkanmadığında böbreklerde kum oluşmasına da yol açabiliyor.” uyarısında bulunuyor. Peki, çilek sağlığımız üzerinde nasıl bir rol oynuyor? Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman çileğin bilinmeyen 12 faydasını anlattı; önemli önerilerde bulundu.

Acıbadem Kozyatağı Hastanesi

Bağışıklık sistemini destekliyor

C vitamini bağışıklık sistemini destekleyen en önemli vitaminlerden. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman çileğin de C vitamininden en zengin meyveler arasında yer aldığını belirterek, “C vitamini içeriğinden faydalanmak için çileği çok bekletmeden, mümkünse pişirmeden ve reçel formuna getirmeden, taze taze tüketmenizde fayda var. Çünkü bekleme, havayla temas ve pişirme gibi durumlarda fazlaca C vitamini kaybı yaşanıyor” diyor.

Anemiye karşı etkili

Çilek folat, yani B9 vitamininden de zengin bir meyve. İçeriğindeki folat sayesinde sağlıklı kırmızı kan hücrelerinin yapımında etkili oluyor. Bilindiği gibi folat eksikliğinde anemi, yani kansızlık görülebiliyor. Folat aynı zamanda vücuttaki hücrelerin oluşumlarında ve yenilenmelerinde de rol oynuyor. Özellikle doğurganlık çağındaki kadınlarda günlük yeteri miktarda folat alınması önem taşıyor, çünkü eksikliğinde spina bifida denilen, bebekte omurilik kanalının tam kapanamaması sorunu gelişebiliyor.

Cilt kalitesini artırıyor

Ciltte normalde yüksek konsantrasyonda C vitamini bulunuyor. C vitamini kollajen sentezini uyarması sayesinde cilde elastikiyet kazandırıp canlı bir görünüm sağlıyor, kırışıklıkların oluşumunu geciktiriyor. Aynı zamanda cildi ultraviyole ışınlarının hasarından koruyor.  Dolayısıyla sağlıklı bir cilt için her gün yeterli miktarda C vitamini almak önem taşıyor.

Pause Sağlık

Kolesterol düşmanı

Çilek içeriğindeki C vitamini, antosiyaninler ve lifler sayesinde kötü huylu kolesterol LDL ve trigliserit seviyesini düşürerek kandaki lipid profilini iyileştirmede fayda sağlıyor.

Kalp sağlığına iyi geliyor

Flavonoidler çilekteki fenolik bileşiklerin, yani biyoaktif özellikleriyle sağlık üzerinde koruyucu etkileri olan fitokimyasalların ana grubunu oluşturuyor. Bu bileşikler serbest radikallerle savaşarak ve oksidatif stres oluşumunu azaltarak, aterosklerozu (damar sertliği) önlüyor ve kan basıncının normal seviyelerde tutulmasına yardımcı oluyor.

Hafızayı güçlendiriyor

Askorbik asit, yani C vitamini beyindeki sinir hücrelerini kaplayan kılıfın oluşumunda ve bu hücreler arasındaki iletişimde rol alıyor. Bu hücreler arasındaki iletişim hafıza, karar verme ve hatırlama gibi zihinsel fonksiyonların güçlenmesinde büyük önem taşıyor.

Kilo kontrolüne yardım ediyor

Çilek yüksek su ve posa içeriği sayesinde tokluk sağlanmasında etkili oluyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman “Çileğin glisemik indeksi yani kan şekerini yükseltme hızı yüksek değildir. Bu sayede kan şekerinin dengede kalmasına katkıda bulunuyor” diyor.

Pause Sağlık

Sigaranın zararlarını azaltmada görev alıyor

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman sigara içen kişilerin kanlarındaki C vitamini seviyesinin daha düşük olduğunu belirterek, şöyle devam ediyor: “Sigara içen kişilerde kanserojen olabilecek reaktif oksijen türlerine maruziyet fazladır. Vücutta reaktif oksijen türleri arttığında doku hasarı kaçınılmazdır. Bu nedenle sigara içen kişilerin reaktif oksijen türlerini nötralize eden antioksidanlara olan gereksinimi içmeyen kişilere göre daha fazla oluyor. Bu anlamda çilek, içeriğindeki C vitamini sayesinde hem sigara içen kişilerin C vitamini eksikliğini telafi etmesine yardımcı oluyor hem de reaktif oksijen türleriyle savaşmaya, bu sayede de oksidatif stresin azaltılarak doku hasarının önlenmesine katkı sağlıyor.” diyor.

Kabızlığı önlüyor

Su ve lif içeriğinin yüksek olması bağırsakların çalışmasını optimize ediyor ve bu sayede kabızlığı engelliyor. Ayrıca hem kabızlığı önleyerek bağırsak sağlığına katkıda bulunması, hem içerdiği antioksidan vitamin ve bileşiklerle kolon kanserine karşı da koruyucu rol üstleniyor.

Diş etlerini güçlendiriyor

C vitamini dişlerin tutunduğu diş eti dokusunun güçlü ve sağlıklı kalmasına yardımcı oluyor. Bu nedenle C vitaminini yetersiz alan kişilerde diş eti problemleri gelişebiliyor. İyi bir C vitamini kaynağı olan çilek diş eti problemlerinin önlenmesine katkıda bulunuyor.

Pause Sağlık

Kansere karşı koruyucu etki gösteriyor

Çilek içerdiği antosiyaninler sayesinde kansere karşı koruyucu etki gösteriyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, “Kırmızı meyvelerde doğal olarak bulunan antosiyaninler antioksidan özellik göstererek vücutta oksidatif stresi azaltmaya yardımcı oluyorlar. Ayrıca antiinflamatuar ve antimutajenik (genlerdeki zararlı olabilecek mutasyona karşı koruyucu) etkileriyle de  kansere karşı koruyucu rol üstleniyorlar.” diyor.

Kan şekerinin dengede kalmasında fayda sağlıyor

“Uzun açlık sonrasında kan şekerinizin düşmesi nedeniyle yüksek karbonhidrat içeren şekerli yiyeceklere yönelmeniz muhtemeldir.” uyarısında bulunan Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, şunları söylüyor: “İkindi vaktinde tüketeceğiniz 10-12 adet orta boy çilek ve yanına ekleyeceğiniz 2-3 top ceviz kan şekerinizi dengede tutmanıza ve bir sonraki öğünde porsiyonlarınızı kontrol etmenize yardımcı olacaktır.”

Pause Sağlık

ÇİLEKLİ SAĞLIKLI TARİFLER

Çilekli smoothie

Hazırlanışı: 3/4 su bardağı kefir, 1/4 su bardağı su, 10 adet çilek ve bir tepeleme yemek kaşığı yulafı blenderden geçirdikten sonra bir bardağa alın. İkindi ara öğününde afiyetle tüketebilirsiniz.

Çilekli semizotu salatası

Hazırlanışı:  Bir küçük demet semizotunun üzerine 10-12 adet çileği dilimleyin. Taze nane yaprakları ve bir yemek kaşığı zeytinyağı ekleyerek yaz sofralarınızı renkli ve besleyici bir salatayla şenlendirin.

Çilekli kuru cacık

Hazırlanışı: Haz2 adet orta boy kabuğu soyulmuş salatalık ve 10-12 adet çileği dilimleyin. Ardından malzemeleri büyük bir kase süzme yoğurtla karıştırın. Üzerine taze dere otu ve bir yemek kaşığı zeytinyağı ekleyerek hem tok tutan hem de besleyici bir cacık hazırlayın.

Yenileneceğim derken sağlığınızdan olmayın!

Yenileneceğim derken sağlığınızdan olmayın!

Yaza sayılı günler kala; gerek pandemi sürecinde gerekse kışın alınan kilolar yine can sıkıcı olmaya başladı. Bu nedenle pek çok kişi hızlı kilo vermenin arayışına girerken, ilk başvurulan yöntemler arasında ödem çayları da yer alıyor. Ancak dikkat! Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman “Ödem çayları veya ödem içecekleri genel olarak farklı bitki, sebze veya meyve türleri karıştırılarak hazırlanıyor ancak bu karışımlar kişide tam bir kilo kaybı sağlamazken, ödem atmaya destek olabilse de zaman zaman faydadan çok tehlike saçabiliyor. Özellikle riskli grupta bulunan kişilerin ödem söktürücü karışımları kullanırken çok daha fazla dikkatli olması gerekir.” diyor. Toplumumuzda ödem çaylarıyla ilgili doğru bilinen yanlışların sağlığa zarar verdiğini vurgulayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, ödem içecekleri hakkında doğru bilinen 7 yanlışı sıraladı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Ödem içecekleri zayıflatır: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Ödem içecekleri zayıflatmaz. Zayıflamak her ne kadar tartıda azalma ile ölçülse de aslında burada hedeflenen yağ kaybı olmalıdır. Oysa zayıflama sürecine girerken ilk hedeflenen ödem atmak oluyor. Ödem içecekleri dokularda fazla biriken suyun atılmasına yardımcı olur ancak beden değişimi sağlayan asıl olarak yağ kaybı olduğundan kilo verme sürecinde ödem kaybından çok yağ kaybına odaklanmalısınız. Yağ kaybı da ne yazık ki bitkisel çözümlerle değil, dengeli bir beslenme planı ve düzenli egzersiz ile mümkün olabiliyor.

Ödem içeceklerini herkes tüketebilir: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Ödem içecekleri herkes için tüketilebilir değildir. Kalp hastaları, yüksek tansiyon hastalığı olanlar, diyabet veya reaktif hipoglisemisi olan kişiler, gebe ve emzikli kişiler bu içecekler konusunda özellikle dikkatli olmalı. Örneğin ginseng bitkisini bilinçsizce kullanmak kan şekerinin düşmesine veya tansiyonunuzun yükselmesine neden olabilir. Bu anlamda bitkiler bilinçsizce fazla miktarlarda kullanılmamalıdır. Özellikle riskli grupta bulunan kişilerin ödem söktürücü karışımları kullanırken çok daha fazla dikkatli olması gerekir. Yine bazı karışımlar sürekli veya yüksek miktarlarda kullanıldığında hamilelerde düşük yapma riski veya emziren annelerde süt ile bebeğe geçerek istenmeyen yan etkilerin oluşumuna neden olabilmektedir.

Tansiyonu etkilemez: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Tansiyon hastaları özellikle dikkatli olmalı. Sıklıkla ödem atma amacıyla kullanılan mısır püskülü, kiraz sapı gibi diüretik yani idrar söktürücü bitki veya bitki karışımları hali hazırda ilaç kullanan bazı hipertansiyon hastalarında olumsuz sonuçlara yol açabilir. Çünkü bazı hipertansiyon ilaçlarının da diüretik yani vücuttan su attırma etkisi mevcuttur ve bu kişilerde su tüketimi de yetersiz ise ödem amaçlı alınan bitki karışımları bu hastalar için olumsuz sonuçlar doğurabilir.

Sağlıklı bir öğün alternatifi: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Kişiler zaman zaman detoks, kilo verme veya  ödem atma amacıyla çeşitli bitki, meyve karışımları hazırlayarak bunları bir öğün niyetine tüketebilmektedir. Sağlıklı kişiler için zaman zaman bu şekilde sıvı öğünler planlanması sorun yaratmasa da, hem sürdürülebilirliği zordur hem de bu şekilde sıvı beslenme uzun vadede yeme davranışını olumsuz etkileyebilir. Çünkü sıvı beslenmede çiğneme faktörü ortadan kalktığından tatmin duygusu azalır ve ayrıca sıvı besinler mideyi hızlı terkettiği için çabuk acıkma, kan şekeri regülasyonu sağlama problemleri ortaya çıkabilir ve kişi bunun akabinde daha hızlı bir şekilde daha fazla kilolar alabilir.

Pause Sağlık

İlaç kullanımını etkilemez: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Bitki veya bitki karışımları kullanarak ödeme yardımcı çaylar veya içecekler hazırlarken çok dikkatli olmak gerekmektedir. Çünkü bu bitkiler fazla miktarda veya sıklıkla kullanıldıklarında bazı ilaçlarla etkileşime girebilirler. Örneğin; ödem atıcı olarak ya da ödem içecekleri yapım aşamasında sıklıkla kullanılan yeşil çay, warfarin grubu yani bir tür kan sulandırıcı ilaç kullanan hastalarda bu ilaçlarla etkileşime girerek bu ilaçların etkinliğini azaltabilmektedir.

Doğal olduklarından böbreklere zarar vermez: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Ödem içecekleri veya ödem çayları böbreklere ciddi zarar verebilir. Ödem sökmenin en iyi yolu yeterli su içmektir. Suyun yeterli içilmesi vücutta fazla suyun tutulmasını engeller. Ödem söktürücü içecekleri tüketirken su tüketiminiz yetersiz kalırsa böbreğin kanlanmasında azalma meydana getirerek akut böbrek yetmezliğine neden olabilir. Bu anlamda ödem atmanın en iyi yolu tuz kısıtlaması ve yeterli sıvı tüketimidir. Ayrıca okzalattan zengin olan ıspanak, pazı, maydonoz, salatalık, çilek gibi besinlerin ödem atıcı karışımlarda sıklıkla ve fazla miktarlarda kullanılması da böbrek taşı oluşumuna yol açabilir.

Pause Sağlık

Su içemediğim için sıvı ihtiyacımı karşılıyorum: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Ödem içecekleri suyun yerini tutmaz. Çok fazla kişi su içme alışkanlığı olmamasından şikayet etmekte ve hazırladığı bitkisel sıvı karışımları sayesinde su almayı hedeflemekte. Ancak ne yazık ki bu bitkisel karışımlar diüretik etkisi ile vücuttan su atımını arttırarak sizi susuz bırakabilir. Vücuda yeteri kadar su sağlamanın da ödem atmanın da en iyi yolu günlük yeteri kadar yani 2-2.5 litre katkısız sade su tüketmektir.

Pandemide kilo veremiyorsanız nedeni yavaşlayan metabolizmanız olabilir!

Pandemide kilo veremiyorsanız nedeni yavaşlayan metabolizmanız olabilir!

Covid-19 pandemisinde zamanımızın çoğunu evde, genellikle de hareketsiz geçiriyor, can sıkıntısından kendimizi sık sık buzdolabının önünde buluyoruz. Ancak dikkat! Bu hatalı alışkanlıklarımız can sıkıcı sorunlara yol açabilir; örneğin metabolizma hızınızı yavaşlatması gibi!

İlerleyen yaş, genetik yapı ve hormonal problemler gibi pek çok faktörden etkilenen metabolizma hızının yavaşlamasında altta yatan neden hatalı beslenme ve yetersiz fiziksel aktivite de olabiliyor. Dolayısıyla diyet yapmanıza rağmen kilo alıyor veya vermekte güçlük çekiyorsanız, dikkate almanız gereken unsurların başında metabolizma hızınız geliyor!

Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, vücutta kas dokusunun oranı ne kadar fazlaysa metabolizma hızının da o kadar fazla olduğuna dikkat çekerek, “Bunun aksine hareketsizlik ve hatalı beslenme nedeniyle yağ kitlesinin oranı arttıkça ve buna paralel olarak kas kitlesinin oranı düştükçe, metabolizma hızı yavaşlıyor. Bunun sonucunda kilo artışı veya alınan kiloların verilmesinde güçlük kaçınılmaz hale geliyor.” diyor. Peki pandemide değişen yaşam tarzımız ve hatalı beslenme alışkanlıklarımız nedeniyle yavaşlayan metabolizmamızı nasıl hızlandırabiliriz? Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, metabolizmayı hızlandırmanın 8 püf noktasını anlattı, önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.

Protein şart, üstelik günde 2 kez!

“Proteinlerin termik etkisi dediğimiz, vücutta sindirilirken harcattıkları enerji diğer besin gruplarına göre daha yüksektir.” bilgisini veren Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, şöyle devam ediyor: “Yani protein tükettiğinizde kalori almanızın yanı sıra yaktığınız kaloriler de artıyor. Ayrıca proteinler uzun süre tokluk da sağladıkları için beslenme planınızda düzenli olarak mutlaka bulunmalı. Yumurta, yoğurt, et ürünleri ve bakliyatlar gibi protein grubunda yer alan besinleri kahvaltıda ve diğer öğünlerden birinde mutlaka tercih etmelisiniz. Ancak protein içeren besinlerin genel olarak doymuş yağ oranı da oldukça yüksek olduğu için fazla tüketilmeleri kalp damar hastalıklarına yol açabiliyor. Bu nedenle ideal tüketim miktarını aşmamaya özen gösterin.

Öğün atlamayın

Zayıflamak uğruna siz siz olun, aç kalmayın! Çünkü aç kaldığınızda metabolizmanız da bu yiyecek kıtlığına ayak uydurabilmek için hızını yavaşlatıyor. Dolayısıyla uzun süre aç kalıyorsanız metabolizma hızınız yavaşlayacağı için bir süre sonra kilo vermeniz zorlaşacaktır. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, “İşte az ve sık beslenmenin önemi burada karşımıza çıkıyor. Günlük ihtiyacınız olan kaloriyi 2 öğün yerine 4-6 gibi daha fazla öğünde alırsanız, metabolizma hızınız artar.” diyor.

Çok düşük kalorili diyetler yapmayın

Çok düşük kalorili diyetler uyguladığınızda bedeniniz asgari düzeyde alması gereken besin ögelerinden mahrum kalmış oluyor, bunun sonucunda kas kayıpları oluşuyor. Kas kaybı da metabolizma hızının yavaşlamasıyla sonuçlanıyor. Bu durum zamanla kilonuzu koruyamamanıza, hatta kilo almanıza yol açabiliyor. Günlük ne kadar kalori almanız gerektiği yaş, cinsiyet, boy, kilo ve aktivite durumunuza göre hesaplanıyor. Diyet yaparken günlük 1200 kalorinin altına düşmemeniz ve kalori saymaktan çok kalorilerin doğru besin gruplarından oluştuğundan emin olmanız gerekiyor. Bu nedenle kilo verme sürecinde kalori kısıtlamasının beslenme uzmanı kontrolünde gerçekleşmesi daha doğru olacaktır.

Su tüketin, hem de bolca!

Yapılan bazı çalışmalara göre; 500 ml su içmek metabolizma hızını yüzde 30’a kadar arttırabiliyor. Günde 2-2.5 litre su tüketerek hem metabolizma hızınızı arttırabilir hem de vücudunuzda susuzluktan kaynaklanabilecek problemleri yaşama riskini düşürmüş olursunuz.

Egzersizi hayatınıza mutlaka dahil edin

Egzersiz, bazal metabolik hız, bir başka deyişle kişilerin tam dinlenme halinde iken yaşamsal fonksiyonları için kullanılan enerjiyi artırıyor. Dolayısıyla haftada 150-300 dakika kadar, orta yoğunlukta bir egzersizi hayatınıza mutlaka dahil etmelisiniz. Yürüyüş, yüzme ve bisiklet gibi alternatiflerden herhangi birini uygulayabilirsiniz.

İyotlu tuz kullanın

İyotlu tuz metabolizma hızını doğrudan olmasa da dolaylı olarak uzun vadede etkileyebiliyor. İyot tiroit hormonlarının sentezlenmesi için gerekli bir besin öğesi. Ülkemizde su ve toprakta iyodun yetersiz olması nedeniyle besinlerden aldığımız yetersiz iyoda bağlı olarak hipotiroid hastalığı gelişebiliyor. “Bu hastalıkta metabolizma hızı oldukça yavaşlar” uyarısında bulunan Nur Ecem Baydı Ozman, şunları söylüyor: “Bu nedenle satın aldığınız tuzların iyot takviyeli olduğundan emin olun. Tuzu ışık görmeyen koyu renkli kaplarda saklarsanız, içeriğindeki iyot kaybını da önlersiniz.”

Kafein hızlandırıyor, ancak…

Çay, kahve ve çikolata gibi yiyecek ve içeceklerde bulunan kafein de metabolizma hızının artmasına yardımcı oluyor. Ancak diüretik etki, çarpıntı ve uykusuzluk gibi olumsuz etkiler de yapabildikleri için kafein içeren ürünleri abartmadan tüketmenizde fayda var. Bilimsel otoriteler sağlıklı bir yetişkinin günlük 400 mg’a kadar kafein tüketmesinin zararsız olacağını bildiriyor. Yaklaşık bir su bardağı siyah çayda 50 mg, kahvede ise 100 mg kadar kafein bulunuyor. Dikkat etmeniz gereken bir başka nokta ise kafein içeren her bir içeceğin yanında fazladan birer bardak su içmek olmalı.

Yeşil çay için

Yeşil çayın vücut yağ kütlesini azaltmaya yardımcı olduğunu gösteren çalışmalar mevcut. Nur Ecem Baydı Ozman ancak bu etkinin çok anlamlı ve mucizevi olmadığını belirterek, “Yeşil çay fiziksel aktivite, yeterli protein ve enerji alımı gibi diğer olumlu faktörlerle bir araya geldiğinde anlamlı bir etki yaratabiliyor. Günlük güvenli kafein sınırlarında kalarak yeşil çay tüketebilirsiniz. Yaklaşık 1 su bardağı yeşil çay 30-50 mg kafein içeriyor” diyor.

 Baharatları mucize olarak düşünmeyin

Kırmızıbiberde bulunan kapsaisin adlı maddenin metabolizmayı hafif ölçüde hızlandırabileceğini gösteren çalışmalar mevcut. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman ancak halk arasında yaygın olan pul biberli yoğurt tüketmek ve yemeklere bol acı eklemek gibi uygulamaların metabolizma hızını anlamlı ölçüde hızlandırmadıklarını vurgulayarak, “Ayrıca fazla miktarda acı tüketmenin bağırsak sağlığı üzerinde uzun vadede olumsuz etkileri olabiliyor. Bu noktada kar zarar dengesini göz önünde bulundurarak baharatları ılımlı ölçüde kullanıp, mineral içeriğinden ve lezzetinden faydalanmayı hedeflemeli, yağ yakıcı veya metabolizma hızlandırıcı olarak düşünüp, abartmamalısınız.” diyor.

Uzmanından hem sağlıklı hem lezzetli 2 tarif:

Yeşil çaylı smoothie

Hazırlanışı: 1 su bardağı kadar demleyip soğuttuğunuz yeşil çayı; 1 çay bardağı kefir, 1 küçük muz, 2 top ceviz ve 1 çay kaşığı hindistan cevizi rendesiyle birlikte blenderdan geçirin. Hem tok tutucu hem de metabolizmanızı aktif tutmaya yarayan bu smoothie’yi ikindi ara öğününde tercih edebilirsiniz.

Güne proteinli bir başlangıç: Yulaflı yeşil omlet

Hazırlanışı: 1 yumurta, ek olarak 1 yumurta beyazı, 2 yemek kaşığı lor peyniri, 2 yemek kaşığı yulaf ezmesi, dereotu veya maydanoz, az pul biber, tuz ve arzu ettiğiniz diğer baharatları karıştırıp az yağlı tavada omlet yapabilirsiniz. Bu omlet hem güne hızlı çalışan bir metabolizmayla başlamanızı hem de almanız gereken tüm besin ögelerini pratik bir şekilde tek seferde karşılamanızı sağlar.

Pandemiye özel 9 önemli beslenme kuralı

Pandemiye özel 9 önemli beslenme kuralı

Hızla yaygınlaşan Covid-19 enfeksiyonuna kış aylarının vazgeçilmez hastalığı grip de eklenince bağışıklık sistemimizin her zamankinden çok daha güçlü olması şart. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman “Şunu unutmamalıyız ki bağışıklık sistemimiz bizi koruyan ve diğer birçok sistemle entegre halde çalışan bir sistem. Hele de bugünlerde bu kompleks sistemi ayakta tutabilmenin en önemli yollarından biri sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemek. Dengeli beslenmenin yanı sıra egzersiz ve kaliteli uyku sağlıklı bir yaşamın yapı taşlarını oluşturmakta” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, pandemi sürecinde bağışıklığımızı güçlendirmek için beslenmenin 9 kuralını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Çeşitli beslenin

Bağışıklık sisteminin güçlenmesinde vitamin ve mineraller büyük önem taşıyor. Ancak tek bir vitamin ve mineralle bu faydayı sağlamak mümkün değil. O nedenle vitamin ve minerallerin hepsinden faydalanabilmek için mutlaka çeşitli beslenmeye özen gösterin. Örneğin bağışıklık sistemi üzerinde olumlu etkileri bulunan çinko; buğday, badem, et, yumurta, süt gibi ürünlerde bulunurken; C vitamini daha çok taze meyve ve sebzelerde bulunuyor. Yine bağışıklık sisteminin güçlenmesi üzerine etkisi bulunan E vitamini ise ceviz, fındık, badem ve balık türlerinde bulunuyor.

Yeterli protein tüketin

Diyette protein eksikliğinin bağışıklığı baskıladığı ve enfeksiyonlara maruziyeti arttırdığı bilimsel çalışmalarda gösterilmiştir. Özellikle vegan veya vejetaryen kişilerde temel olarak eksikliği görülen makro besin grubu proteinlerdir. Yine et grubu besinlerden haz etmeyen ve sık et tüketemeyen kişilerin tahıl ve bakliyatları kombinleyerek tüketmesi yaklaşık et kalitesinde protein ortaya çıkaracaktır. Nohut ve bulgur pilavı, peynir ve tahıllı ekmek gibi kombinasyonlar kaliteli protein kombinasyonlarıdır. Bu besinlerden birinde var olup diğerinde var olmayan protein yapı taşları birleştiğinde neredeyse tüm protein yapı taşlarını bünyesinde barındıran et kalitesine yaklaşmış olur.

Hekiminiz öneriyorsa takviye alın

Özellikle diyet sürecinde kalori kısıtlaması yaparken ne yazık ki alınması gereken bazı besin ögelerinin de eksik alımı söz konusu oluyor. Bu durumda kişi günlük tüketmesi gerekenin oldukça altında vitamin-mineral alıyor olabilir. Bu anlamda bu eksiklikleri telafi etmek için hekiminize veya diyetisyeninize danışarak multivitamin takviyeleri alabilirsiniz. 

B grubu vitaminlerini ihmal etmeyin

B grubu vitaminleri doğru immün yanıt oluşumunda oldukça önemlidir. Ayrıca B grubu vitaminleri suda eriyen vitaminlerdir, vücutta depolanmadıklarından günlük olarak düzenli şekilde alınmaları gerekir. B kompleks grubuna dahil olan B1, B2, B3, B5, B6, B9, B12 vitaminlerinden her biri tahıl, et, süt, yeşil sebzeler gibi çok farklı kaynaklarda çeşitli miktarlarda bulunduğundan bu vitaminleri yeteri kadar almak ancak beslenme tarzını çeşitlendirmek ile mümkün olacaktır. Bu nedenle tek tip beslenmekten kaçının.

Sigarayı bırakın

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman “Yapılan bilimsel çalışmalar; sigaranın sağlığa zararlarını tartışmasız ortaya koyuyor. Bağışıklık sistemi zayıfladığında enfeksiyonlara yatkınlık artıyor. Bağışıklık sistemini olumsuz etkileyebilecek her faktör bu dönemde özellikle dikkate alınmalı. Sigara bağışıklığı zayıflatmasının yanı sıra kandaki C vitamini seviyesini de düşürüyor. Sigarayı bırakmak çok önemli.” diyor.

Diyet yapıyorsanız Akdeniz diyetini tercih edin

Kilo vermek için her geçen gün yeni bir diyet akımı ortaya çıkmakta. Ancak birçoğu çok kısıtlı kalori içeren ve birçok besin ögesi bakımından yetersiz beslenme önerileri içerebiliyor. Bilimsel literatürde adı sıklıkla geçen ve bireylerin sağlığını sürdürmesinde en olumlu etkileri bulunan beslenme modeli Akdeniz diyeti olarak görülüyor. Akdeniz diyeti kırmızı eti çok daha düşük oranda içerirken, meyve, sebze, yağlı tohumlar, tam tahıllar ve balık tüketimini teşvik ediyor.

Besin hazırlama aşamalarında dikkatli olun

Bağışıklık sistemini destekleyen ve taze meyve, sebzelerde bulunan C vitamini; bakır, demir özellikle paslanmış demir gibi yüzeylerle ve uzun süre hava ile temas ettiğinde C vitamini oksidasyonu meydana gelir. Bu nedenle C vitamini kayıplarından korunmak için C vitamini içeren sebze ve meyveler hava ile teması önlemek adına çok küçük parçalara bölünmemeli, besin hazırlama aşamasında sadece paslanmaz çelik ve güvenilir plastikler kullanılmalı. Paslanmaz çelikten yapılmayan metal meyve sıkacaklarında da benzer vitamin kayıpları söz konusudur. Ayrıca çok hızlı dönerek meyveleri sıkan aletlerde meydana gelen ısı ile birlikte de C vitamini kaybı meydana gelmektedir.

Meyve sebzeleri bekletmeden tüketin

C vitamini suda eriyen bir vitamin olduğu için pişirme suyuna geçer, hava ile temasta ise oksitlenerek aktivitesi azalır. Bu anlamda meyve ve sebzeleri hava ile uzun süre temasına izin vermeden tüketin. Örneğin mandalinayı, portakalı soyar soymaz bekletmeden tüketin.

Kahvaltı yapmayı ihmal etmeyin

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman “Sabahları mutlaka kahvaltınızı yapın. Ancak kahvaltıda poğaça, börek, salam, sosis gibi bağışıklığı azaltıcı yiyecekler yerine yumurta, peynir, zeytin, salatalık, yeşillik gibi bağışıklığınızı kuvvetlendirici besinler tüketin. Bakteri, virüs ve patojenik mikroorganizmaların neden olduğu enfeksiyonlara karşı koruyucu etkisinin olduğu çalışmalarda gösterilen Beta-glukan alımı için; haftada bir iki kez; kahvaltıda yulaf meyve karışımları ya da omletinize ekleyerek mantar tüketebilirsiniz. Beta-glukan; yulaf unu, yulaf ezmesi, tam tahıl ürünler ve mantarda bulunan; hücresel bağışıklığı uyaran güçlü bir aktivatördür.” diyor.