Yazılar

Kemik erimesine karşı her gün 15 dakika güneşe çıkmak şart

Kemik erimesine karşı her gün 15 dakika güneşe çıkmak şart

Halk arasında ‘kemik erimesi’ olarak bilinen osteoporoz, kemik mineral yoğunluğunda azalmaya ve kırık riskinde artışa sebep olan önemli bir hastalık. Kemiklerin yeterince mineral depolayamaması veya kemik yıkımının kemik oluşumundan daha hızlı gelişmesi sonucu genellikle bel, kalça ve el bileğinde kırıklara sebep oluyor. Üstelik hastalık sinsi gelişiyor ve çoğunlukla kemikler kırılıncaya dek hissedilmiyor. Sağlığı, hatta hayatı tehdit eden osteoporoz aslında beslenme ve yaşam alışkanlıklarında yapılan düzenlemelerle önlenebiliyor. Acıbadem International Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Oğuz, osteoporoz riskini azaltmak için sağlıklı beslenmeye yaşamın her döneminde özen göstermek gerektiğini belirterek, “Yeterli kalsiyum, D vitamini ve protein alımının sağlanması, düzenli egzersiz yapılması ve sigara ile alkol gibi zararlı alışkanlıklardan vazgeçilmesi kemik kalitesinin korunmasına yardımcı oluyor” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Oğuz, güçlü kemikler için dikkat edilmesi gereken kuralları anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!

Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Oğuz

Kalsiyumdan zengin besinler tüketin

‘Sağlıklı kemikler’ denildiğinde akla gelen ilk şey, kalsiyum  oluyor. Zira kemiklerin sağlıklı kalmalarında kalsiyum büyük önem taşıyor. Bu nedenle süt, yoğurt, peynir ve badem sütü gibi kalsiyum açısından zengin gıdaları sofranızda mutlaka bulundurun. Erkeklerin yetişkinlik döneminde günde 1000 mg, kadınların da menopoz öncesi dönemde 1000 mg kalsiyum almaları öneriliyor. Her iki cinsiyette de yaşlılık döneminde günde 1200-1500 mg kalsiyum alınması yararlı oluyor. 1 su bardağı sütün içinde yaklaşık 300 mg, 1 dilim kaşar peynirinde 210 mg ve 1 porsiyon somon balığında yaklaşık 200 mg kalsiyum bulunuyor.

Proteinli besinler tüketmeniz şart

Kemiğin önemli bir kısmını proteinler oluşturuyor. Dolayısıyla kemik sağlığının korunmasında yeterli miktarda protein alınması gerekiyor. Sağlıklı bireyler için kilo başına bir gram protein alımı öneriliyor. Bu da normal kilodaki (65-75 kilo arası) bir kişinin günlük 65 – 75 gram protein almasının kemik sağlığı için yeterli olduğunu gösteriyor. 1 adet orta boy bir yumurtada 6 gram, 100 gram tavukta 20 gram ve 100 gram somon balığında 19 gram protein bulunuyor.

Potasyum ve sodyum alımını dengede tutun

Fazla sodyum alımının neden olduğu kalsiyumun idrarla vücuttan atılması, diyetle potasyum alımı artırıldığında azalıyor. Dolayısıyla potasyum osteoporozun önlenmesine katkıda bulunuyor. Bu nedenle osteoporoz riskini azaltmak için sodyum ve potasyum dengesine de önem vermeniz gerekiyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Oğuz, “Günümüzde sodyum alımı potasyumdan çok daha yüksektir, bu durumun getireceği sağlık problemlerini önlemek için; koyu yeşil yapraklı sebzeler, kuru baklagiller, bulgur ve patates gibi potasyum içeriği yüksek besinler tüketilmelidir” diyor.

Kahveyi 3 fincanla sınırlayın 

Kafeinin fazla tüketimi, idrarla birlikte atılan kalsiyum miktarını arttırıyor. Potansiyel olarak zararlı etkilerinin çoğu, süt ve diğer sağlıklı içeceklerin yerine kafeinli içeceklerin kullanılmasından kaynaklanıyor. Diyetiniz yeterli miktarda kalsiyum içerdiği sürece orta derecede kafein tüketimi (günde yaklaşık iki – üç fincan kahve ) zararlı olmayacaktır. Ancak kemiklerinizin güçlü kalması için kafeinde bu miktarı aşmamanız çok önemli.

Sigara ve alkolü bırakın

Sigara içerdiği zararlı maddeler nedeniyle vücutta kadmiyum, kurşun ve diğer toksik bileşiklerden oluşan zehirlerin açığa çıkmasına yol açıyor. Bu durum kemiklerin kullandıkları kalsiyum miktarının azalmasına sebep oluyor. Kalsiyum miktarının azalması da kemiklerin zayıflamasıyla sonuçlanıyor. Ayrıca kemiklerin kalsiyumu kullanmasına yardım eden D vitaminin etkisi de sigara nedeniyle azalıyor. Sigaranın yanı sıra günde bir veya ikiden fazla alkollü içecek tüketmek kemik kaybını hızlandırıyor ve vücudumuzun kalsiyumu emme yeteneğini zorlaştırıyor.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Oğuz

Bir çay kaşığı tuzu aşmayın

Besinlerle alınan tuz oranının yüksek olması kalsiyumun emilimini azaltıp vücuttan atılmasını arttırarak kalsiyum metabolizmasını bozuyor. Her 2 bin 290 mg sodyumla yaklaşık 40 mg kalsiyum kaybı gerçekleşiyor. Günde 40 mg kalsiyum kaybı da 10 yılın sonunda  kemiklerde yüzde 10’luk kayıpla sonuçlanıyor. Günlük 2 bin 300 miligram (1 çay kaşığı) tuz tüketmeniz yeterli gelecektir. Bu miktar da gün içinde hazırlanan yemeklerle zaten karşılanıyor. Dolayısıyla yemeklere tuz serpmeyin, işlenmiş gıdalardan da kaçının.

Günde 15 dakika güneş ışığı çok önemli

D vitamini kalsiyum ve fosforun bağırsaklardan emilimini sağlayıp kemiklerin güçlenmesinde önemli katkıda bulunuyor. Kemik kitlesinin korunması için günde 400-800 IU D vitamini almamız gerekiyor. Günde ortalama 15 dakika güneş ışığına maruz kaldığımızda günlük D vitamini ihtiyacımız cildimiz tarafından sentezleniyor. Eğer güneşe maruziyetiniz sınırlıysa D vitamini takviyeleri kullanmayı ihmal etmeyin.

Düzenli egzersiz yapın

Fiziksel aktivite ve egzersizler, kemik yoğunluğunun artırılmasında ve korunmasında önemli bir role sahip. Düzenli yapılan egzersiz; kasları güçlendiriyor, destek doku elastikiyetini sağlıyor, denge ile koordinasyonu geliştiriyor ve duruşun korunmasına yardımcı oluyor.

Osteoporoz tedavisinde basit önlemler

Osteoporoz tedavisinde basit önlemler

“Osteoporoz tedavisinde en önemli ve dikkat edilmesi gereken unsurlarından biri devamlılık ve düzenli takiptir.” diyen Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Merve Yıldız osteoporoz gelişimini önlemek için 6 basit önerinin altını çizerken kimlere osteoporoz taramasının yapılması gerektiğini anlattı.
Kırık ile ortaya çıkabilir

Osteoporoz kemik kütlesinde azalma ve kemik doku mikromimarisinde bozulma ile seyreden sinsi bir hastalıktır ve çoğunlukla belirti vermeksizin kırık ile ortaya çıkar. Osteoporoza bağlı oluşan kırıkların %70’inden fazlası kadınlarda gözlenmektedir.
Osteoporoz tedavi edilebilir
Osteoporoz önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalıktır ve kırık riski artmış hastaların küçük bir kısmı tarama ile değerlendirilip tedavi edilmektedir. Osteoporozun dünya genelinde yaklaşık 200 milyon kadını etkilediği düşünülmektedir. 75 yaş üzerindeki kadınların yaklaşık yarısında osteoporoz mevcuttur. Menopoz sonrası kadınların yaklaşık %20’sinde ise osteoporoza bağlı omurga kırığı gözlenmiştir. İlerleyen yaşlarda gelişen kalça kırıklarının sebebi çoğunlukla osteoporoz olup, kalça kırığı sonrası hayat kalitesinde önemli ölçüde azalma ve mortalite artışı bildirilmiştir.
Kemik kütlesinin kaybı önlenebilir
Osteoporoz semptom vermeden ilerleyebildiğinden ve çoğunlukla kırık sonrası tanı aldığından riskli popülasyonlarda taramaların yapılması, hastalığın önlenmesi ve tedavi edilmesi açısından çok önemlidir. Osteoporoza spesifik olarak geliştirilmiş tedaviler sayesinde kemik kütlesinin kaybını önlemek ve hatta telafi etmek çoğu zaman mümkündür.

Dr. Merve Yıldız

Dr. Merve Yıldız

Kimlere osteoporoz taraması yapılmalıdır?

  • Tüm postmenopozal kadınlar
  • Perimenopozal ve postmenopozal kadınlardan;
    • Düşük beden kitle indeksi ( BMI< 29 kg/m2)
    • Uzun süreli sistemik steroid kullanımı (> 3 ay)
    • Ailede osteoporoza bağlı kırık öyküsü
    • Erken menopoz
    • Aktif sigara içiciliği
    • Aşırı alkol kullanımı
    • >4cm açıklanamayan boy kısalması
  • 70 yaş üzerindeki tüm erkekler ve 50-69 yaş arasında risk faktörü olan erkekler

Kemik mineral yoğunluğu ölçülerek yapılır
Osteoporoz taraması sıklıkla kemik mineral yoğunluğu ölçülerek yapılır. Bu test düşük doz radyasyon içeren bir X-Ray olarak tarif edilebilir ve direkt grafi gibi çekim yapılan hızlı bir süreçtir. Sonrasında kemik mineral yoğunluğu değerleri doktorunuz tarafından yorumlanır ve kemik kütlenizin durumuna göre takip, vitamin mineral replasmanı, osteoporoza spesifik ilaç tedavisi seçeneklerinden biri veya kombinasyonu ile ilerlenebilir.

Dr. Merve Yıldız

Devamlılık ve düzenli takip çok önemli
Osteoporoz tedavisinde en önemli ve dikkat edilmesi gereken unsurlarından biri devamlılık ve düzenli takiptir. Bahsettiğimiz kriterlerden en az birini karşılayanlar osteoporoz açısından değerlendirilmeli ve bir fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanına başvurmalıdır.

Osteoporoz gelişimini önlemek için birkaç basit öneri

  • Hareket edin; özellikle ağırlık antremanları ve direnç egzersizlerinin bu konuda oldukça etkili olduğu gösterilmiş,
  • Kalsiyumdan zengin, dengeli bir beslenme şekliniz olmasına özen gösterin,
  • Sigarayı bırakın,
  • Alkol tüketiminizi azaltın,
  • D vitamini ölçümünüzü yaptırın, eksiklik varsa tamamlanması için tedavi alın ve güneşten bol bol faydalanın ve
  • Taramalarınızı düzenli olarak yaptırmayı ihmal etmeyin.

Osteoporoz en çok kadınlarda görülüyor

Osteoporoz en çok kadınlarda görülüyor

Halk arasında ‘’kemik erimesi’’ olarak bilinen osteoporoz kemik yoğunluğundaki aşırı düşüş nedeniyle kemiklerin çok daha kırılgan bir yapıya dönüşmesi anlamına geliyor. Kemik erimesinin görülme sıklığının yaşla birlikte arttığına dikkat çeken Op. Dr. Burçin Karakuş Hatipoğlu, Dünya Osteoporoz Farkındalık Günü vesilesiyle osteoporoza ilişkin merak edilenleri anlatıyor.

Sağlıklı ve genç kemiklerin güçlü kolajen liflerine bağlı mineraller ve çoğunlukla da kalsiyum tuzlarından oluşan bir yapısı bulunuyor.  Yaşlanmayla birlikte bu yapının gücünü kaybederek zayıflıyor ve dayanıksızlaşıyor. Osteoporoz kemik yoğunluğundaki aşırı düşüş nedeniyle kemiklerin çok daha kırılgan bir yapıya dönüşmesi anlamına geliyor. Kemik erimesi olarak bilinen osteoporozda kemiklerin içlerinde boşluklar oluşarak yoğunlukları azalıyor, bu da kırılmaya ve çatlamaya yatkın hale gelmelerine neden oluyor.

50 yaşın üstündeki her üç kadından birinde Osteoporoz görülebiliyor

Osteoporozun risk faktörlerinin başında cinsiyetin geldiğini belirten Op. Dr. Burçin Karakuş Hatipoğlu, şunları söylüyor: ‘’50 yaşın üstündeki her üç kadından birinde ve her beş erkeğin birinde osteoporoz görülür. Kadınlar yaşam boyu kemik kütlelerinin %40-50’sini, erkekler ise %20-30’unu kaybederler. Beyaz veya Asya kökenli, sarışın mavi gözlü, ince ciltli, minyon tipli olma, ailede Osteoporoz öyküsü bulunanlar, geç veya düzensiz adet görme, erken menopoz, beslenme durumu, aşırı alkol, kahve ve tuz tüketimi, sigara kullanımı risk faktörleri arasındadır. Tanısı kemik yoğunluğunun ölçülmesi ile konur. Bunun için birçok teknik bulunsa da en çok kullanılan yöntem DEXA’dır. Kliniği kemik direncinin düşmesine bağlı ortaya çıkan kırıklar ile seyreder.’’

Hastalık ileri aşamadaysa hasarın geri döndürülebilmesi büyük ölçüde mümkün değildir

Op. Dr. Hatipoğlu, osteoporozun ilerlemesi durumunda hastalarda omurga içerisinde kırık veya çökmüş bir omurun neden olduğu bel ağrıları, kemiklerin eğrilmesine bağlı olarak boy kısalması, kamburlaşma, çarpık duruş, basit hareketlerde bile ortaya çıkabilen kırılma ve çatlamalar görüldüğünün altını çiziyor.

Belirtilerin ancak osteoporozun ileri seviyelere ulaştığı ve kemik hasarlarının oluşmaya başladığı dönemlerde kendini gösterebilecek semptomlar olduğunu hatırlatan Op. Dr. Burçin Karakuş Hatipoğlu, hastalığın bu aşamaya geldikten sonra kemiklerde oluşan hasarın geri döndürülebilmesinin büyük ölçüde mümkün olmadığa dikkat çekiyor. Bu nedenle ileri yaşlardaki bireylerin bu hastalığa yakalanmamak için gerekli yaşam tarzı değişikliklerini uygulamasının önemine vurgu yapan Op. Dr. Hatipoğlu, beslenme düzenine dikkat etmenin ve düzenli olarak spor yapmanın da gerekliliğini belirtirken menopoz sonrası dönemdeki kadınların hekimlerinin önereceği aralıklar ile kemik yoğunluğuna ilişkin tarama testlerini yaptırmasını gerektiğini hatırlatıyor.