Yazılar

Lexus’a güvenirlik ödülü

Lexus’a güvenirlik ödülü

Premium otomobil üreticisi Lexus, gerçek kullanıcıların değerlendirmeleri ve bağımsız araştırmalar neticesinde, “En Güvenilir Otomobil Markası” ve “En Sorunsuz Otomobil Üreticisi” ödülüne layık görüldü.

Hollandalı tüketici derneği Consumentenbond’un 2020 araştırması da, Lexus’u ülkedeki “En Güvenilir Otomobil Markası” olarak öne çıkardı.

Lexus, 10 yaşına kadar olan otomobillerin güvenilirliklerinin araştırıldığı çalışmada birinci olmayı başardı. 8 binden fazla kullanıcının yer aldığı ve 27 farklı markanın değerlendirildiği araştırmada, araçların sorunsuzluğu ve yaşanan problemler değerlendirildi. Bu araştırma sonucunda Lexus modelleri sorunsuzluk konusunda ilk sırada yer aldı.

Global bağımsız araştırma şirketleri tarafından Amerika’da 21 yılın 20 yılında “Kalite Ödülü” alan Lexus 8 yıl üst üste “En Sorunsuz Marka” Seçildi. İngiltere’deki bir diğer araştırmada ise hibrit modellerin güvenilirliğini öne çıkaracak şekilde Lexus, “En Sorunsuz Otomobil Ödülü”nü kazandı. Çeşitli bağımsız araştırmalar Lexus’u “En İyi Üretici”, “Dünyanın En Sorunsuz Otomobil Markası” ve “İkinci Elde En İyi Marka” gibi unvanlarla da taçlandırdı.

Gelecekteki MINI Vision Urbanaut

Gelecekteki MINI Vision Urbanaut

Borusan Otomotiv’in Türkiye distribütörü olduğu MINI, otomobil dünyasında çığır açıcı yepyeni bir iç mekan vizyonu sunan tamamen elektrikli MINI Vision Urbanaut konseptini #NEXTGen 2020’de sahneye çıkardı.

Çok çeşitli kullanım senaryolarına göre tasarlanan MINI Vision Urbanaut, “Chill”, “Wanderlust” ve “Vibe” isimli üç farklı MINI moduna sahip. MINI Vision Urbanaut, “Chill” modu soluklanmaya ve günlük hayatın stresinden uzaklaşmaya odaklanırken, “Wanderlust” yolculuk tutkusunu, “Vibe” ise insanlarla iyi vakit geçirilecek anları merkezine taşıyor.  Bu benzersiz deneyimler, sürdürülebilir malzemeler ve tamamen elektrikli bir motor ile birleşiyor.

Daha Yaratıcı Alan Kullanımı

MINI Vision Urbanaut, bir otomobil için oldukça sıra dışı kabul edilebilecek bir iç mekan vizyonunu tamamen yenilikçi bir tasarım diliyle hayata geçiriyor. Toplam uzunluğu 4,46 metreye ulaşan MINI Vision Urbanaut, çeşitli şekillerde kullanılabilen aynı zamanda hareket kolaylığı sağlayan bir iç mekan sunuyor. Bunun için tasarımcılar, dış cepheyi geliştirmeden önce ev mobilyaları, ahşap modeller ve artırılmış gerçeklikten faydalanarak geniş bir iç mekan deneyimi yarattı.

MINI Vision Urbanaut’un iç mekanı, yolculuğa çıkmak için gereken en ideal ortamı sağlarken, seçilen hedefe vardıktan sonra, sadece birkaç basit dokunuşla keyifli bir oturma odasına dönüşebiliyor. Yolcuların, kabine otomobilin yan tarafındaki büyük bir sürgülü kapıdan girdiği MINI Vision Urbanaut’ın sürücü tarafında ya da ön yolcu tarafında başka bir kapı yer almıyor.

Oldukça esnek dört koltuk düzeni, MINI Vision Urbanaut’un ferah iç mekanının temelini oluşturuyor. Ön koltuklar arkaya dönebilecek şekilde tasarlanırken, arkadaki geniş koltuk yüzeyi için koltuk arkalıkları manuel olarak hareket ettirilebiliyor. Otomobil hareketsizken, gösterge paneli alçalıyor ve sürücü alanı rahat bir divan haline geliyor. Buna ek olarak, otomobil durduğunda ön cam, balkonda oturuyor hissini verebilmek için yukarı doğru açılabiliyor. Kabinin arka bölümünde yer alan loş ışıklı aydınlatmalı alan ise daha sessiz ve konforlu bir ortam yaratarak, sakin bir köşede günün yorgunluğundan uzaklaşılmasını sağlıyor.

Analog Aşk, Dijital Bağlantı

İşleri mümkün olduğunca sadeleştirme ilkesiyle hareket eden tasarımcılar, sezgisel kullanıcı arayüzü çözümleriyle anahtar veya düğmeler gibi konvansiyonel kontrolleri ortadan kaldırarak hem elektronik sistemlere tam uyumlu bir bağlantı sağlıyor hem de minimalist ve rahat bir iç mekan yaratıyor. MINI Vision Urbanaut deneyim dünyasının en önemli parçasını oluşturan MINI Token, otomobilin ortasındaki masada yer alan üç farklı yuvadan birine yerleştirildiğinde üç MINI modundan biri aktive edilmiş oluyor. MINI Token, kullanıcıların tercih edeceği koku, ortam aydınlatması, müzik gibi farklı senaryoların yapılandırılması için programlanabiliyor.

Yeni Bir Formda MINI Ruhu

MINI Vision Urbanaut’un tasarımı, ” Yaratıcı Alan Kullanımı” yaklaşımına yeni bir anlam katıyor. Neredeyse pürüzsüz yüzey ve özenle tasarlanmış stilistik süslemeler, MINI Vision Urbanaut’a modern bir görünüm sunuyor. Tekerlekler, otomobilin kompakt ve çevik görünümünü tamamlayan kısa çıkıntılarla gövdenin dış köşelerinde yer alıyor.

MINI Vision Urbanaut’un ön tarafı, geçmiş ve geleceği birleştiren MINI tasarımının da evrimini temsil ediyor. Oluklu bir alüminyum yapının altına yerleştirilen farlar yalnızca açıldığı zaman görünürken, çok renkli dinamik matris tasarımları sayesinde farklı grafikler oluşturabiliyor. Bu sayede otomobil ile dış dünya arasında her moda uyacak yeni bir iletişim biçimi yaratılıyor.

MINI Vision Urbanaut, soğuma gerektiren bir içten yanmalı motora sahip olmadığından, ızgarası otonom sürüş için akıllı bir panel görevi üstleniyor. Ön farlarda olduğu gibi işlenmiş alüminyum kapaklarının arkasındaki çok renkli dinamik matris stoplar, çeşitli sürüş modlarında ve MINI anlarında farklı görünümler sunabiliyor.

MINI Vision Urbanaut sahil ve denizi çağrıştıran turkuaz mavisi Ocean Wave rengindeki jantlarıyla da dikkat çekiyor. Jantların Union Jack profili otomobilin İngiliz mirasına bir selam verirken şeffaf ve içeriden aydınlatılmış görünümleri, seçilen MINI moduna göre değişiyor.

Sürdürülebilir Vizyon

Kaynakların sorumlu kullanımı gözetilerek tasarlanmış olan MINI Vision Urbanaut yalnızca dış ve iç tasarımdaki bileşenlerin sayısını azaltmakla kalmıyor aynı zamanda gösterge paneli / divan gibi ikili işlevlerin etkinleştirilmesiyle de malzeme tasarrufu sağlıyor. İç mekanda rahatlığı ve kaliteyi artırmak için deri ve krom yerine örme kumaş gibi sürdürülebilir malzemelerin tercih edildiği MINI Vision Urbanaut’un  direksiyon simidi ve zemin bölümlerinde ise mantar kullanılıyor.

Ford’un tam elektrikli ilk ticari aracı E-Transit Türkiye’de üretilecek

Ford’un tam elektrikli ilk ticari aracı E-Transit, Türkiye’de üretilecek

Ford ticari araç modeli Transit’in ilk tam elektrikli versiyonunun, Avrupa’daki müşteriler için Ford Otosan Gölcük Fabrikası’nda üretecek.

Ford Motor Company Başkanı ve CEO’su Jim Farley’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen, Ford E-Transit’in global lansmanında ticaretin lideri Transit’in tam elektrikli ilk versiyonunun Avrupa müşterileri için Ford Otosan Gölcük Fabrikası’nda üretileceği açıklandı.

1967’den beri Ford Otosan tarafından üretilen Ford Transit’in tam elektrikli versiyonu, Ford’un elektrifikasyon stratejisi kapsamında önemli bir yere sahip bulunuyor. Ford’un Avrupa’da sattığı Transit ailesi araçların %85’inin üretimini Kocaeli’de gerçekleştiren Ford Otosan, E-Transit üretim hamlesi ile birlikte Ford’un Avrupa’daki elektrikli araç üretiminde kritik bir rol üstlenecek.

2022 yılının bahar aylarında müşterilere sunulması hedeflenen tam elektrikli yeni Ford E-Transit, 67 kWh kullanabilir batarya kapasitesinin yanı sıra WLTP ile 350 km’ye varan menzile sahip bulunuyor, bu sayede ortalama filo kullanıcılarının günlük olarak sürdüklerinden 3 kat daha fazla mesafe kaydedebiliyor. E-Transit, daha düşük bakım giderleri sayesinde de servis maliyetlerinde dizel modellere göre yaklaşık yüzde 40 daha fazla tasarruf sağlıyor. Hem AC hem de DC Hızlı şarj özelliğine sahip model, yaklaşık 8,2 saatte yüzde 100 şarj olabiliyor, 115 kW DC Hızlı şarj özelliği ile de 34 dakika içinde yüzde 15’ten yüzde 80’e kadar şarj gerçekleştirebiliyor.

Ford’un Avrupa’da hafif ticari araçlar için ilk kez sunduğu ‘Pro Power Onboard’ özelliği ilk tam elektrikli E-Transit’i 2.3 kw’a kadar bir mobil jeneratöre dönüştürüyor. Böylece, müşterilerin iş mekanlarında ve sürüş esnasında araç gereçlerini kullanmaya devam etmelerine ve şarj etmelerine yardımcı oluyor. Taşıma kapasitesinden ödün vermeyen E-Transit, van modelleri için 1.616 kg ve kamyonet modelleri için 1.967 kg’a varan yük kapasitesi sunmaya devam ediyor. Maksimum 198 kW (269PS) ve 430 Nm tork güç sunan elektrikli motoru ile E-Transit, Avrupa’da satışa sunulan en güçlü tam elektrikli ticari araç unvanını kazanıyor.

Hyundai şarj ağı atağı

Hyundai şarj ağı atağı

Hyundai, Avrupa genelinde oldukça yaygın elektrik şarj istasyonu ağı IONITY’ye hissedar oldu.

Avrupa’nın en güçlü ve en yaygın şarj istasyonlarını bünyesinde bulunduran grup, Hyundai markasıyla beraber hızlı ve güvenilir şarj imkanı sunacak ve böylece EV araçlar için ulaşılabilirliği sağlayacak.

Avrupa’daki otoyollarda sıkça bulunan istasyonlar sayesinde, bu tip araçların daha çok kullanılması ve tercih edilmesi de teşvik edilecek. IONITY şarj ağı, Avrupa CCS (Kombine Şarj Sistemi) şarj standardını kullanıyor. Şebeke, yüzde 100 yenilenebilir enerji kullandığından elektrikli araç sürücüleri de sadece emisyonsuz değil, aynı zamanda CO2 nötr olarak da seyahat edebiliyorlar. Elektrikli mobiliteyi Avrupa’da daha da yaygınlaştırmak isteyen Hyundai, bu ortaklık sayesinde pazardaki payını ve satışlarını artırmayı hedefliyor. Yapılan bu önemli yatırımla beraber IONITY’nin bir parçası haline gelen Güney Koreli marka, günlük hayatı kolaylaştırmak için elektrikli otomobillerin üretimini ve gelişimini hızlandıracak. IONIQ markasıyla beraber, önümüzdeki yıl 4 adet yeni modelin tanıtımını yapacak olan Hyundai, özellikle elektrikli SUV’lerdeki iddiasını artıracak.

IONITY istasyon ağı, 350 kW’a kadar şarj kapasitesiyle Avrupa’daki en son teknolojiyi kullanıyor. Her şarj istasyonunda ortalama dört şarj noktası bulunurken, sürdürülebilirlik teminatı için de yüzde 100 yenilenebilir enerji öne çıkıyor.

Ferrari Omologata yalnızca bir adet üretildi

Ferrari Omologata yalnızca bir adet üretildi

Ferrari, kişiye özel ve bir adet ürettiği modeli Omologata’yı tanıttı. Ferrari 812 Superfast modelinden uyarlanarak geliştirilen ve tek bir müşteri için tasarlanan otomobil, eşsizliğiyle dikkat çekiyor.

Ferrari, V12 motorunu kullanarak özel olarak geliştirdiği Omologata’yı tanıttı. Markanın 70 yıllık köklü GT geleneğiyle oluşturulan ve yalnızca bir adet üretilen Omologata, günlük kullanımdaki sportif yapısıyla olduğu kadar pist kullanımıyla da öne çıkıyor.

Yalnızca bir adet üretilen, her yönüyle benzersiz bir otomobil

Omologata’nın her ayrıntısı, müşterisinin talebi ve sayısız değişken dikkate alınarak tasarlandı. Omologata, Ferrari’nin 70 yıllık köklü GT geleneğine dayanan ve 2009 yılında üretilen P540 Superfast Aperta’nın ardından markanın önden motorlu V12 platformu üzerine geliştirildi. Marka tarihinde bu fikirle geliştirilen onuncu otomobil olan Omologata, pist kabiliyetinin yanı sıra spor yol otomobili özelliklerine de sahip. Agresif görünümüyle öne çıkan modelin oluşmasında ilk olarak 812 Superfast temel alındı ve ön cam ile farlar hariç tüm gövdede değişiklikler yapılarak nihai tasarımına ulaşıldı. Aerodinamik gövdenin şekillenmesinde Ferrari’nin karakteristik öğeleri korundu ve keskin detaylarla sportif tasarım güçlendirildi. Aracın bu benzersiz tasarımı, özel bir kırmızı gövde rengi olan üç katmanlı Rosso Magma ve karbon yüzeyler tamamlandı.

İç mekan yarış dünyasına selam gönderiyor

Ferrari’nin yarış mirasıyla da bağ kuran Omologata’nın iç mekanında; deri ve Jeans Aunde® kumaş karışımı 4 noktalı yarış tipi emniyet kemerleri ile elektrik mavisi koltuklar, siyah renk ile zıtlık oluşturarak yer alıyor. El yapımı detaylar ise geçmişle bağ kurarken, markanın yarış dünyasındaki modellerinden de izler taşıyor. Gösterge paneli ve direksiyon simidi üzerinde yer alan çatlak boya efektine sahip metal parçalar; 1950’lerin ve 1960’ların efsanevi GT yarışçılarına ve Ferrari motorlarının üst kapağına gönderme yapıyor. 250 LM ve 250 GTO gibi otomobillerde kullanılan dövülmüş boya efekti ve Ferrari F1’de kullanılan iç kapı kolları da geçmişle olan bağları kuvvetlendirerek markanın güçlü mirasını bugüne taşıyor.

 

Kerem Bürsin BMW 2 Serisi Gran Coupé’nin direksiyonunda

Kerem Bürsin BMW 2 Serisi Gran Coupé’nin direksiyonunda

Borusan Otomotiv’in Türkiye distribütörü olduğu BMW, kompakt segmentteki en yeni temsilcisi Yeni BMW 2 Serisi Gran Coupé’nin direksiyonunda ünlü oyuncu Kerem Bürsin geçti.

Ünlü oyuncu, 4 kapılı coupé formu ve sportif sürüş özellikleriyle dikkat çeken Yeni BMW 2 Serisi Gran Coupé’nin merak edilen detaylarını kendine has üslubuyla otomobilseverlere aktarıyor.

Sportif coupe görünümüne rağmen iç mekânda sunduğu geniş ve fonksiyonel yaşam alanı ve teknolojik özellikleri ile segmentinin en dikkat çekici modellerinden biri olan Yeni BMW 2 Serisi Gran Coupé, dünyada olduğu gibi ülkemizde de yoğun ilgi gördü.

BMW dinamizmini duygulara hitap eden bir tasarım ile birleştiren Yeni BMW 2 Serisi Gran Coupé, 14 Mart tarihinde Türkiye’de yollara çıkmıştı. Segmentinin en dikkat çekici modellerinden biri olan Yeni BMW 2 Serisi Gran Coupé 1.5 litre hacminde 3 silindirli dizel ve benzinli motor seçeneklere sahipken, 418.900 TL’den başlayan fiyatlarla otomobilseverlerin beğenisine sunuluyor.

Dinamik Tasarım Yüksek Teknolojiyle Buluştu

Yeni BMW 2 Serisi Gran Coupé’nin öne çıkan özellikleri arasında, dinamik olarak gerilmiş siluet, çerçevesiz kapı camları ve bagaj kapağının ortasına kadar uzanan stop lambaları dikkat çekiyor. Markanın bir simgesi haline gelen far tasarımı ve geniş böbrekleri ile bir BMW olduğunu hissettiren Yeni BMW 2 Serisi Gran Coupé, standart olarak sunulan LED farları ile dikkat çekici bir ön yüze sahip. Yeni BMW 2 Serisi Gran Coupé, opsiyonel olarak alınabilen yüksek çözünürlüğe sahip dijital göstergeleri ve sportif direksiyonu ile iç mekanda sunduğu premium hissini en üst seviyeye çıkarıyor. Yüksek kaliteli malzemeler ve yenilikçi detayların buluştuğu geniş iç mekânda, arkadan aydınlatmalı kaplamalar da altı farklı renk seçeneği ile yarı saydam efektler oluşturarak iç mekândaki atmosferi değiştirmeye yardımcı oluyor. Yenilikçi sürüş destek sistemlerine de yer verilen Yeni BMW 2 Serisi Gran Coupé zengin güvenlik özellikleriyle dikkat çekiyor. 70 ila 210 km/sa arasında çalışan Şerit Terk Uyarısı’nın yanı sıra; Şerit Değiştirme Uyarı sistemini de içeren Sürüş Asistanı, arka çarpışma uyarısı ve çapraz trafik uyarısı özelliklerine de sahip. Opsiyonel olarak tercih edilebilen Executive pakette BMW Live Cockpit Professional, Apple CarPlay, HiFi Ses Sistemi ve Kablosuz Şarj Sistemi gibi donanımlar satın alınabiliyor.

Hyundai’nin  Teknoloji Harikası Yeni Tucson’u

Hyundai’nin  Teknoloji Harikası Yeni Tucson’u

Hyundai Motor Company, online olarak gerçekleştirdiği global bir lansmanla Yeni Tucson modelini tanıttı.

İlk kez 2004 yılında tanıtılan ve dünya çapında 7 milyondan fazla satılan Tucson, Avrupa pazarında da 1.4 milyon adet satış başarısı gösterdi.

Geçtiğimiz yıl Los Angeles AutoMobility Fuarı’nda tanıtılan Vision T Concept baz alınarak üretilen Yeni Tucson, kompakt SUV segmentine sıradışı tasarım özellikleriyle farklı bir bakış açısı getiriyor. Hyundai Tucson aynı zamanda hibrit, plug-in hibrit ve 48 volt hafif hibrit motor seçenekleriyle de Avrupa pazarındaki elektrikli otomobillere alternatif modeller sunmuş oluyor.

Genel olarak, selefinden daha büyük ve daha geniş bir gövdeye sahip olan Hyundai Tucson, eski nesline göre daha kaslı duruşu, sert ve keskin hatları ve dinamik oranlarıyla oldukça güçlü bir SUV imajı çiziyor. “Sensuous Sportiness” tasarım kimliğine göre geliştirilen popüler model, orantı, mimari, stil ve teknoloji ile karakterize ediliyor.

Tasarımının haricinde, yenilikçi teknoloji ve üst düzey mobil çözümlerle de hayata geçirilen Tucson, sahibiyle arasında muhteşem bir bağ kurmayı amaçlıyor. Geleneksel çizim ve eskiz yöntemlerinden kaçınan Hyundai tasarımcıları, en yeni dijital teknoloji ile geometrik algoritmalar üretti. Bu sayede Yeni Tucson’un fütüristik tasarım öğelerini ileri seviyeye doğru geliştirdiler. “Parametrik dinamikler” olarak bilinen bu tasarım süreci, benzersiz bir estetik oluşturmak için dijital verilerle oluşturulan çizgileri, açıları ve paralel hatları kullanıyor.

Modelin öne çıkan en büyük özelliği ise tasarımla bütünleşen yeni parametrik gizli far sistemi. Araç çalıştırıldığı zaman beliren farlar, ön bölümde oldukça güçlü bir ilk izlenim sağlıyor. Işıklar söndüğünde ise aracın ön kısmına hakim olan geometrik desenler ön plana çıkıyor. En son teknolojiye sahip bu aydınlatma teknolojisi sayesinde, gündüz farları açıldığında da ızgaranın koyu krom görünümü, mücevher gibi şekillere dönüşüyor.

Parametrik tasarım çizgisi, aracın yan tarafında da önemli bir tasarım öğesi olarak da dikkat çekiyor. Sert geçişli yüzeyler, şık ve oldukça maskülen bir siluet oluşturuyor. Aynı zamanda aracın bütünüyle çarpıcı bir kontrast oluşturarak dururken bile ileriye doğru hareket ediyormuş gibi bir izlenim uyandırıyor. Dinamik çizgiler, 19 inç jantlar ve geniş hava girişli tamponlar, güçlü ve atletik bir duruş sağlıyor. Tucson’un sportif tasarım çizgileri, yan aynalardan başlayıp C sütununa kadar devam eden krom parçalarla da ekstra olarak vurgulanıyor.

Yandan bakıldığında etrafı saran kapılar, dinamik ve açılı plastik dodiklerle oldukça sağlam bir uyum oluşturuyor. Arkada da parametrik gizli stop lambalarına sahip olan Tucson, burada ana tasarım temasını sürdürüyor. Tucson’un arka tamponu, parametrik desen ayrıntılarıyla desteklenmiş üç boyutlu bir efektle bütünleşiyor. Spoylerin altına yerleştirilen gizli arka sileceklerin uygulandığı ilk Hyundai modeli olan Tucson, pürüzsüz camdan üretilmil üç boyutlu bir logoya da sahip. Dokuz farklı yeni renk seçeneğiyle üretilecek olan Tucson’un çift tavan renk opsiyonu da var.

Muhteşem bir iç mekan ve daha fazla teknoloji

Hyundai Tucson’un sofistike ve ferah iç mekanında da üç farklı renk kombinasyonu bulunuyor. Teknoloji üssünü andıran yeni nesil iç mekanda daha önceki Hyundai modellerinden farklı olarak alışılmışın dışında çizgiler var. Teknoloji ve bilgi uyumlu kokpit, şelalelerden ilham alınarak tasarlanmış. Orta konsoldan başlayarak arka kapılara kadar akan gümüş renkli çizgiler, birinci sınıf malzemelerle bütünleştirilmiş.

Segment lideri olma hedefiyle yola çıkacak olan Tucson’da teknolojinin kusursuz entegrasyonu, dijital deneyim ile devam ediyor. Yeni 10,25 inç AVN-T ekran, aracın kokpitini tamamen dolduruyor. Hyundai tasarımcıları, fiziksel düğmeler ve klasik butonlardan vazgeçerek tüm işletim ve kontrol mekanizmasını AVN üzerinden gerçekleştiriyor. Klima, havalandırma ve multimedya işlevleri dokunarak kontrol edilebiliyor. Tam dokunmatik ekran konsolu içeren ilk Hyundai modeli olan Tucson, alçak bir gösterge paneli de sahip. Analog yerine dijital ekrana sahip bir gösterge ile gelen otomobil, sürüşle ilgili tüm bilgileri anlık olarak sürücüsüne iletiyor. Orta konsolun iki yan cebinde kablosuz şarj pedi ve saklama bölmeleri bulunurken aynı zamanda 10 farklı parlaklık seviyesi olan ortam aydınlatmasına da yer verilmiş.

Tamamen yeni bir gövdeye ve platforma sahip olan Tucson’un dinamik oranları, yolcuların konforunu ve ferahlığını ön planda tutuyor. Bir önceki nesle göre 20 mm daha uzun, 15 mm daha geniş ve 10 mm artırılmış dingil mesafesi gelen Yeni Tucson, kısacası her zamankinden daha geniş. Özellikle arkada oturan yolcular, 26 mm ek diz mesafesinin keyfini çıkarak saatlerce uzun yolculuklar yapabilecekler. Bu arada, bagaj kapasitesi de seçilen motor ve güç aktarım sistemine bağlı olarak 33 ila 107 litre arasından artırılmış. Hyundai tarafından açıklanan hacim 620 litre ve koltuklar katlandığında da 1.799 litreye kadar çıkabiliyor.

 

Hyundai’nin gelişmiş HTRAC dört tekerlekten çekiş sistemiyle satışa sunulacak olan Tucson, isteğe bağlı olarak 4×2 seçeneğine de sahip olacak. Dünyanın en zorlu yarış pistlerinden biri olarak kabul edilen Nürburgring Nordschleife’da defalarca test edilen otomobil, oldukça sportif ve aynı zamanda konfor vaad eden yeni tip bir süspansiyon sistemiyle donatılmış. Elektronik kontrollü süspansiyon sistemi (ECS), sürüş modlarına göre sertliğini ve rijitliğini değiştirebiliyor. Önde MacPherson gergi kolu ve arkadaki çoklu bağlantılı süspansiyonu ile üst düzeyde konfor sunan Tucson, yeni fren sistemiyle de güvenliği unutmamış oluyor. Süspansiyonla uyumlu olarak çalışan “Motor Tahrikli Hidrolik Direksiyon (R-MDPS)”, modlara göre tepkilerini anlık olarak değiştirebiliyor ve kullanıcısına üst düzey bir sürüş keyfi sunuyor.

Yeni motor seçenekleri

Üç elektrikli motor ve dört farklı şanzıman seçeneğine sahip Tucson’da ayrıca iki adet içten yanmalı motor da var. Benzinli ve dizel motorlarla da satışa sunulacak aracın her kullanım amacına uyum göstermesi söz konusu. Güç vaad eden turbo benzinli ve her zamandakinden daha ekonomik dizel 48 volt hafif hibrit, kompakt SUV segmentindeki tüm beklentileri rahatlıkla karşılayacak. Ayrıca üç farklı hibrit seçeneğiyle de hem çevreye hem de yakıt ekonomisine katkıda bulunacak.

Yeni Tucson’da dikkat çeken en önemli motor ise 1.6 T-GDI Smartstream. Hyundai’nin Sürekli Değişken Valf Zamanla (CVVD) teknolojisi ile donatılan bu motor, performansa ve yakıt verimliliğine aynı anda odaklanacak. Hyundai bu motoru kullanarak 265 PS güce sahip bir plug-in hibrit versiyon da sunmuş olacak.

Bu yılın sonuna doğru Avrupa’da satışa sunulacak aracın önümüzdeki yıl daha sport N Line versiyonu da tanıtılacak.

 

Rolls-Royce yeni nesil Ghost

Rolls-Royce yeni nesil Ghost

Rolls-Royce markasının yüzyılı aşan tarihindeki en başarılı modeli olan GHOST bu yıl yeni nesile taşındı. 10 yıl içinde markanın en çok satan modeli olan bu sedan geçen yıl üretimini bitirmişti.

Yeni model için müşterilerinden ne istediklerine dair pek çok geri bildirim aldı ve daha da önemlisi bu geri bildirimleri dinledi. Rolls-Royce’a göre yeni Ghost, müşterilerinin günümüzde değişen ihtiyaçlarını yansıtan “Sadeliğin Mükemmelliği” ile “Geleceğe Odaklı” bir otomobil haline geldi.

Mühendisler, Phantom ve Cullinan’ı destekleyen alüminyum yoğunluklu Lüks Mimarisini Standart ve Genişletilmiş Aks Mesafesi özelliklerinde Ghost’un ihtiyaçlarına uyacak şekilde değiştirmişler. Dijital platformda tanıtılan yeni nesil Ghost, Rolls-Royce’un otoriter tavrını koruyor.

Teknolojik açıdan şimdiye kadar en gelişmiş Rolls-Royce modeli olan ikinci nesil Ghost; 600 metreden fazla aydınlatma mesafesine sahip LED ve lazer farlar, gündüz ve gece görüşlerinde vahşi yaşam ve yaya uyarısı odaklı görme yardımı, uyanık kalma asistanı, 360° ve helikopter görüşüne sahip dört kameralı sistem, aktif seyir kontrolü, çarpışma uyarısı, çapraz trafik uyarısı, şeritten ayrılma ve şerit değiştirme uyarısı, endüstri lideri 7×3 boyutlarındaki yüksek çözünürlüklü baş üstü ekran, kablosuz bağlantı noktası, park asistanı, son teknoloji navigasyon ve eğlence sistemlerini içererek bugüne üretilmiş en teknolojik Rolls-Royce olma özelliğini taşıyor.

Genellikle anlık tork ve sessizlik isteyen müşterilerin geri bildirimleri, markanın Rolls-Royce ile ilgili 6.75 litrelik çift turbo şarjlı V12 benzinli motoru daha da geliştirmesini sağlamış. Torkun 850Nm/627lb ft ve 563bhp/420kW gücü tüm tekerleklerden yönlendirme, dört tekerlekten çekiş sistemine aktarılmış.

Yeni Ghost, yeni bir Mikro Çevre Arıtım Sisteminden (MEPS) yararlanıyor.

Tüm kabin havasını, Rolls-Royce’un mikro ortamından neredeyse tüm ultra ince parçacıkları iki dakikadan daha kısa sürede kaldırabilen Nano-Fleece filtre aracılığıyla kanalize ediyor.

El yapımı alüminyum gövde yapıları sayesinde, arabanın ana yapısı Silver Dawn ve Silver Cloud modellerini çağrıştıran, kapalı hatlarla kesintisiz tek bir akışkan kanvas gibi görünüyor. İkonik heykeli Spirit of Ecstasy (Coşkunun Ruhu) ilk kez panel çizgileriyle çevrili değil, kendi kaporta “gölü” içinde yer alıyor.

Markanın ayırt edici özelliği Sihirli Halı Sürüşü (Magic Carpet Ride) ise evrim geçirdi. Dünyanın ilk üst salıncak damperi ünitesini bünyesinde barındıran otomobil artık en zorlu yol yüzeylerini tahmin edebiliyor ve bunlara anlık tepkiler verebiliyor.

Rolls-Royce için özel olarak oluşturulan bu teknoloji tek başına Üst Salıncak Damperi, beş yıllık toplu yol ve mukayese testlerinin sonucu.

Planar adı verilen bu yazılım ayrıca, yeni Ghost’un sürüş rotasındaki izinsiz girişlere proaktif olarak adapte olmasını gerektiren bilgileri de yönetiyor. Bu teknolojilerden ilki, markanın Flagbearer sistemi.

Yasalara göre ilk motorlu araçların önünde kırmızı bayrak taşıması gereken adamları çağrıştıran bu teknoloji, ön cama entegre edilmiş bir stereo kamera sisteminden oluşuyor ve süspansiyonu 100 km/saate kadar reaktif yerine proaktif olarak ayarlıyor.

İkincisi, yaklaşan virajlar için optimum vitesi önceden seçmek için GPS verilerini çeken Rolls-Royce’un Uydu Destekli İletim sistemi.

Bu otomobil için markanın tasarımcı, mühendis ve zanaatkârlardan oluşan özel bir grup, aydınlatılmış yeni bir panel yaratmış. İki yıl boyunca, 10.000 saatten fazla sürede geliştirilen bu dikkat çekici parça, 850’den fazla yıldızla çevrili Ghost isim levhasını motorlu arabanın iç mekanına getiriyor. Gösterge panelinin yolcu tarafında yer alan takımyıldız ve işaret, iç ışıklar çalışmadığında tamamen görünmez oluyor.

Yeni Ghost’un Post Opulent tasarım uygulamasına mükemmel bir şekilde uyum sağlayan Bespoke Collective, kullanıcılarına istedikleri efekti elde etmek için ekran teknolojisini kullanmak yerine gerçek bir lüks yeniliğini yaratıyor. Aydınlatmanın kendisi, ön panonun üstüne ve altına monte edilmiş 152 LED’den oluşuyor ve bunların her biri kabinin saati ve gösterge kadranı ile renk uyumuna sahip durumda. Ghost imzasının eşit şekilde yandığından emin olmak için, yüzeyde 90.000’den fazla lazerle kazınmış nokta içeren 2mm kalınlığında bir ışık kılavuzu kullanılmış. Bu sadece ışığı eşit olarak dağıtmakla kalmıyor, aynı zamanda ön panoda araç hareket ederken Yıldız Tavan Döşemesinin ince ışıltısını yansıtan parıltı etkisi yaratıyor.

Ford, Bosch ve Bedrock, ‘otonom vale’ hizmeti

Ford, Bosch ve Bedrock, ‘otonom vale’ hizmeti

Ford’un ABD’nin Detroit kentinde araştırma yapan test araçlarında, gelişmiş altyapı tabanlı sensörler aracılığıyla park etme görevini üstlenen ‘otonom vale’ hizmetini tanıttı. Park etme, park yeri bulma ve otoparktan çıkma konusunda öncü otonom vale hizmeti ile sürücüler park yeri arama ve park etme stresinden tamamen kurtulurken, aracı nereye park ettiğini de hatırlamaya gerek duymuyor.

Ford’un yeni mobilite ve inovasyon merkezi olan Corktown’da gerçekleştirilen araştırmalar sadece park etme sorununa otonom yanıtlar bulmakla kalmıyor. Dünyanın dört bir yanından mobilite geliştiricileri burada bir araya gelerek, şehir içi ulaşım ve trafik sorunlarına çözümler üretmeye devam ediyor. Yenilikçi teknolojileri herkese ulaştırarak geleceğin otonom ve bağlantılı teknolojiler dünyasına katkıda bulunmayı amaçlıyor.

Aracı nereye park ettiğinizi hatırlamanıza gerek kalmayacak

Ford’un bağlantılı test araçları, Bosch’un akıllı park altyapısını kullanarak araçtan altyapıya (V2I) iletişimle ileri derece otomatik bir şekilde çalışıyor. Sensörler, aracı park manevrasını gerçekleştirmek üzere tanımlayarak yaya ve diğer nesnelerden kaçınmasını sağlıyor. Altyapı sayesinde yolda bir tehlike veya engel olduğunda araç hemen durabiliyor. Otopark veya garaja vardıktan sonra, sürücü araçtan çıkarak bir akıllı telefon uygulamasıyla (mobil aplikasyon) aracın otomatik park manevrası gerçekleştirmesini sağlıyor. Sürücüler ayrıca uygulamayı kullanarak aracın park yerinden çıkıp, geri gelmesini de talep edebiliyor. Bu sayede park etme deneyimini hızlanıyor ve aracın nereye park edildiğinin hatırlanmasına gerek kalmıyor.

Otopark ve garajların araç kapasitesini artıracak

Otomatik park çözümleri, otoparkın içindeki alanların daha verimli kullanımına izin vererek garaj sahiplerinin de işlerini kolaylaştıracak. Otomatik vale park hizmeti ile aynı miktarda park alanlarının araç kapasitesi yüzde 20’ye kadar artabiliyor. Ayrıca,araç, basitçe park etmenin yanı sıra, şarj ve yıkama gibi gereklilikler için de kendi kendine garaj içindeki alanlara gidebiliyor.

Dünyanın en büyük otomobil üreticilerinden Ford’u, önde gelen otomotiv tedarikçilerinden Bosch’u ve Detroit’in kentsel altyapı geliştiricilerinden Bedrock’u bir araya getiren bu proje, şirketlere kullanıcı deneyimi, araç tasarımı, park etme teknolojileri üzerinde değerli iç görüler katarken, mobilite teknolojisi üzerine uygulamalar geliştirmelerine de katkıda bulunuyor.

Hyundai Yeni KONA’dan ipuçları gelmeye başladı

Hyundai Yeni KONA’dan ipuçları gelmeye başladı

B-SUV segmentinde oldukça popüler olan modeli KONA’nın yenilenmiş halinin ilk çizimlerini paylaştı. Tasarımıyla güçlü bir izlenim bırakan Yeni KONA ve KONA N Line, B-SUV segmentinde marka adına yepyeni bir güç olacak.

Daha geniş bir duruş ve daha şık görünüm

Geliştirilmiş Yeni KONA, bir önceki modele göre daha geniş bir duruşa ve daha şık bir görünüme sahip. Markanın üst düzey tasarımcıları tarafından köpekbalığından esinlenerek hazırlanan otomobil, yepyeni bir ön görünüme kavuşuyor. Konumu yükseltilmiş gündüz farları (DRL), araca sportif ve aynı zamanda sofistike bir stil kazandırıyor. Ön tarafta yer alan farlarla beraber, tampon ve yeni ızgara güçlü ve cesur görünümüne katkıda bulunuyor.

Sportif SUV sevenlere KONA N Line

Yeni KONA N Line, normal versiyona göre daha alçak bir görüntüye sahip. Bu duruşu destekleyen geniş hava girişleri ve daha agresif bir ön tampon, otomobile aerodinamik bir tasarım kazandırıyor. Sportif ambiyans, tamponun alt kısımlarında bulunan spoylerler ve ince hat şeklinde uzanan hava kanalları ile tamamlanıyor. Tasarım hakkında ipuçlarını paylaşan Hyundai, Yeni KONA ve KONA N Line ile ilgili daha fazla tasarım detayını önümüzdeki haftalarda açıklayacak.