Yazılar

Red Bull Music Festival İstanbul’un sanatçıları belli oldu

Red Bull Music Festival İstanbul’un sanatçıları belli oldu
1-15 Ekim 2019 tarihleri arasında bu yıl ikinci kez düzenlenecek olan Red Bull Music Festival İstanbul’un heyecanla beklenen 5 konsept gecesinde yer alacak sanatçılar açıklandı. Festivalde, Ata Kak’tan Ceza’ya, Linn da Quebreda’dan Laurel Halo’ya birçok sanatçı yer alıyor. Pozitif organizasyonuyla gerçekleştirilen festivalin biletleri ise Biletix’te satışta.
  1. Konsept geceler Afrika ezgileriyle başlayacak
Festivalde yer alan beşkonsept gecenin ilki olan “Alpha Beat Night” 3 Ekim Perşembe akşamı Feriye’degerçekleşecek. Bu gecede dans müziği ve rap’i kendi meşrebinde harmanlayan Ganalı müzisyen Ata Kak’ın yanı sıra Ammar 808 ve Undomondo müzikseverlere modernAfrika ezgileriyle dolu benzersiz bir gece yaşatacak.
  1. Synthesiser odaklı gece Borusan Müzik Evi’nde
4 Ekim Cuma akşamı Borusan Müzik Evi’nde yapılacak olan “Aposynthesis Night”ta ambient, noise ve synth müziğini şekillendiren Demdike Stare sahneyi Warp ve Skam için hazırladığı kapak tasarımlarıyla bilinen Michael England ile paylaşacak. Ayrıca; Christelle Gualdi’nin solo projesi Stellar OM Source, Berlin’in minimal müzik anlayışıyla üreten Lucrecia Dalt ve geçen sene Türkiye’den Red Bull Music Academy için seçilen üç isimden biri olan Akkor da yine synthesizer odaklı gecede sahnede olacak.
  1. Kan Kardeşler Gecesi rap dünyasından üç nesli bir araya getirecek
5 Ekim Cumartesi akşamı Dasdas’ta düzenlenecek “Kan Kardeşler Gecesi”nde; İstanbul-Berlin arasında birnevi ‘hip hop köprüsü’ kurulacak. Türkçe rap’in en önemli temsilcilerinden Ceza, 90’ların meşhur rap topluluğu Cartel’in kurucu üyesi Erci E., yine Cartel’in eski üyelerinden ve günümüzün en beğeni toplayan isimlerinden Kabus Kerim’in yanı sıra; Almanya’da yaşayan ‘flow’ üstadı Türk MC Defkhan hip hop dünyasının yakın takipçilerini ağırlayacak.
Hip hop dünyasının genç ve yetenekli isimlerinden Baneva, Berklee mezunu, şarkıcı, söz yazarı ve DJ Lil Zey ve 15 yılı aşkın süredir İstanbul hip hop sahnesinin aranan ismi olan DJ Big Poppa’nın da yer aldığı gecede sürpriz isimler de konuk olarak sahnede olacak.
  1. Ballroom Night ile dans, stil ve müzik bir arada olacak
İstanbul gece hayatına benzersiz bir dokunuş olarak akıllarda kalacak olan Ballroom Night, Vogue kültürünün parıltılı ve göz kamaştıran bir sureti olarak işlenecek. 11 Ekim Cuma akşamı Moda Sahnesi’nde sanat kolektifi biriken iş birliğiyle düzenlenecek olan gecede, Brezilya’nın öne çıkan hip hop sanatçılarından Linn da Quebrada ve Amsterdam çıkışlı son dönemin öne çıkan DJ ve prodüktörlerinden Lyzza gibi isimler geceyi renklendirecek.
Voguing kültürünün en popüler isimlerinden Willi Ninja’nın ayak izlerini takip eden dansçıların oluşturduğu House of Ninja (Paris) danslarıyla coşturacak. Gece hayatının sevilen DJ’yi Kübra Uzun’un vokal performansı ile yer alacağı gecede ayrıca; makyaj, stil ve dansın vücut bulmuş hali Cake Mosque ve benzersiz bir “lipsync” şovu sunacak olan Dudakların Cengi sahnede olacak. Berk Çakmakçı, uzun zamandır sürdürdüğü elektronik müzik projesi Age Reform ile kapanışı yapacak.
  1. Fütüristik temasıyla Futurave Night iki ayrı sahnede gerçekleşecek
Festivalin son konsept gecesi olan “Futurave Night” ise 12 Ekim Cumartesi gecesi Volkswagen Arena’da iki ayrı sahneye ev sahipliği yapacak. Rave kültürünün gelecekte nasıl şekilleneceği fikrinden yola çıkan ve dijital sanatın en iddialı örneklerinin de yer alacağı gecede; Berlin çıkışlı müzisyen Laurel Halo, Londra bass müzik sahnesinin öncülerinden Kode9, Berghain’daki setleriyle öne çıkan Function sahnede olacak. Overmono ve Konx-om-Pax’ın canlı performanslarıyla öne çıkacağı gecede Afrodeutsche, Shanti Celeste, Dasha Rush, Y.Unan, Fluctuosa ve Golem de rave tutkunlarına unutulmaz bir deneyim yaşatacak.
Not: Red Bull House of Music 1-15 Ekim boyunca her gün açık. Festivale ev sahipliği yapacak olan Red Bull House of Music ise Akaretler 37-39 adresinde bekliyor. 

Engelsiz  hayat ve şehir

Engelsiz  hayat ve şehir

Vural ÇAKIR

Orta düzeyde  bir kültür ve vicdan için  dezavantajlı toplum kesimlerine anlayışla yaklaşmak benimsenmiş bir insani değerdir.  Ancak , bu insani değer pek  şahsi bir yükümlülük de getirmez. Biraz acıma ile karışık sempati, yeterli bir davranış  ölçütüdür.

Dezavantajlı birey, çeşitli nedenlerle hayatı  ortalama bir insandan daha zor yaşamak zorunda kalan kişi demek. Toplumsal nedenlerle  olabilir; kadınlar,mülteciler gibi. Kişisel nedenlerle olabilir; down sendromlular veya göremeyenler gibi.  Tekerlekli sandalye ile hayatını sürdürenler bu ikinci grupta  önemli bir yer tutar.

Yerel seçimleri de kapattığımız şu günlerde hem kent yöneticilerimiz ve hem de biz insan bireyler için şu ikilemi düşünmek rahatsız edici olabilir:

Engellilere sempati, ile  yaklaşıp, hele de az biraz hayırseverlik ile  vicdanlarımızı iyi mi tutacağız ?

Yoksa bir bütün olarak kenti engelsiz hale getirmeyi; yaptığımız işler her ne ise onları engellerden arındırmayı doğal,içsel bir davranış haline mi getireceğiz ?

Daha somutlayalım;   Istanbul bağdat caddesinde kaldırımdan tekerlekli sandalyesi ile giden bir omurilik felçlisi kaç mağazaya veya cafeye girebilir?   Tekerlekli sandalye geçişi yapılmadığı için kaç yere giremez ? Neden  iç dekorasyonlarına büyük yatırımlar yapan “café” işletmeleri, merdivenlerine bir rampa koymazlar ?

Nişantaşı veya teşvikiyede bir tekerlekli sandalye ile kaldırımlardan gitmek, “café”lere oturmak, bir mağazadan alışveriş etmek neden mümkün değildir ?

Eğitim,modernite gibi verilere baksanız bu semtlerden yüksek ortalamalar çıkar. Genel konuşmalarından buralardaki işletmecilerin de engellilere  sempati  ile baktıklarını çıkarabilirsiniz.

Neden bağdat caddesinde veya nişantasında yürüyen vatandaşlar burası engellilere uygun değil diye seslerini yükseltmezler ?

Alışveriş merkezleri çok şık sinemalarla doldu ? Kaçı engelliler için uygun, kaçı değil ?  İşyerleri, ofis binaları engellilerin çalışmalarına uygun olarak mı yapılmış ?  Onları iş hayatının doğal bir parçası olarak Kabul etmiş mi Şirketler ?

Binaların asansörleri engellilerin kullanımına uygun mu yapılıyor ? asansör çağırma butonları,giriş genişliği, kat düğmeleri buna ne kadar uygun ?  Omurilik felçlisi  bir arkadaş Istanbul il sağlık müdürlüğünün bulunduğu dördüncü kata  asansörle çıkılamadığını söylemişti . Oysa işlerini orada halletmeleri gerekiyor.

Geçenlerde küresel bir şirket ofislerinin tamamen engelsiz hale gelmesinin yanı sıra, insan kaynaklarının da bu şekle dönüştürülmesini hedefleyen  bir girişimi duyurmuştu. Ne aşamada, gerçekten uygulamaya geçebildi mi bilmiyorum.  İnsan Kaynaklarının dönüşümü demek şirket işe alım ilanlarından, oryantasyon programlarına kadar bir çok faaliyetin değişik engellileri kapsayacak şekilde düzenlenmesi demek.

Başa dönelim. Biraz değindiğim  engelsiz bir hayat,engelsiz bir şehir kavramının ben ve sen olarak   neresindeyiz ?  Engellilere sempati ile yaklaşıyoruz ve…

Ve  çalıştığımız işyerinin, oturduğumuz evin, bindiğimiz asansörün, gittiğimiz ‘café’nin “engelli” olup olmadığı bizi ilgilendirmiyor  mu ? Çoğunluk için rahatlıkla iddia edebilirim, evet,aynen öyle, farkında  değiliz.

Biz farkında değilsek kent yönetimleri ne kadar farkında olabilir ?   Sadece bir örnek:

Engelsizliği doğal Kabul etmiş bir kent Yönetimi bina,avm, otel, mağaza inşaat ve işletme ruhsatlarını, bu iş için uzmanlaşmış özel mimari ofislerin engelsizlik onayı olmaksızın vermez. Engelsizlik onayını sürecin doğal bir parçası haline getirir. Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri içinde gördüğümüz kapsayıcı kent de burralardan geçer.

Ama, başkası üzerinden düşünmekten çok önce kendime bakmalıyım. Sorumlulukları başkası üzerinden konuşmak her zaman daha kolaydır.

“Ben bu işin neresindeyim” demeden belediye yönetimlerine topu atmak pek içime sinmiyor.

Bu nedenle herkese youtube platformunda yayın yapan “ismail’le engelsiz hayat” videolarını izlemeyi öneriyorum.

Birkaç dakikayı kişisel farkındalığa ayırmak rahatsız edecektir. Engelsiz bir şehir için önce şehirliler engellerden rahatsız olmalıdır.