Yazılar

Prostat kanserinden en güncel tedavi yöntemleri

Ülkemizde her 8 erkekten 1’inin yaşamı boyunca karşılaşabileceği prostat kanseri, günümüzde erken tanı yöntemleri ve yenilikçi tedaviler sayesinde tamamen iyileşme sağlanabilen bir hastalık haline geliyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Minimal İnvaziv ve Robotik Üroloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ali Rıza Kural, “Prostat kanserinin tedavisinde özellikle robotik cerrahi ve yeni nesil ilaçlarla birlikte hastaların yaşam kalitesi korunurken sağkalım süreleri de uzuyor. Ancak tedavinin başarısında erken tanı kritik önem taşıyor” diyor. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Rıza Kural, 1-30 Eylül Prostat Kanseri Farkındalık Ayı ve 15 Eylül Prostat Kanseri Farkındalık Günü kapsamında yaptığı açıklamada, prostat kanserinden korunmanın yollarını ve en güncel tedavi yöntemlerini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Sinsice gelişerek erken dönemde herhangi bir belirti vermeyen, ileri evrede ise idrar yapmada güçlük, sık idrara gitme, kemik ağrıları ve kilo kaybı gibi şikayetlere yol açan prostat kanseri son yıllarda giderek yaygınlaşıyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Minimal İnvaziv ve Robotik Üroloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ali Rıza Kural, dünya genelinde erkeklerde akciğer kanserinden sonra en sık görülen ikinci kanser türü olan prostat kanserinin, ölüm nedenleri arasında beşinci sırada yer aldığını belirterek “Prostat kanserinde erken tanı kritik önem taşımaktadır. Özellikle ailesinde baba veya kardeşinde prostat kanseri olanların ve meme kanseri öyküsü bulunanların genetik riskten dolayı 40 yaşından itibaren, aile öyküsü olmayanların 50 yaşından itibaren her yıl düzenli olarak PSA (prostat spesifik antijen) testi ve mutlaka parmakla muayene yaptırması gerekir. Çünkü her PSA yüksekliği kanser varlığı anlamına gelmediği gibi, az sayıda da olsa PSA’ı çok üretmeyen saldırgan kanserler de vardır. Bu nedenle parmakla prostat muayenesi çok önemlidir” diyor.

Prof. Dr. Ali Rıza Kural

Prof. Dr. Ali Rıza Kural

Prostat kanserinden korunmak için!

Prof. Dr. Ali Rıza Kural prostat kanserinden korunmak için basit ama etkili önlemler alınabileceğini belirterek, bunların başında yağdan fakir beslenme, düzenli sebze ve meyve tüketme, süt ve süt ürünlerini aşırı tüketmeme, bol sıvı alma ve egzersiz yapmanın geldiğini söylüyor. Prostat kanserinden korunmada herhangi bir vitamin veya ilacın faydası olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Kural, özellikle son yıllarda vitaminlerin sıkça gündeme geldiğini, buna karşın yapılan çalışmaların prostat kanserinde vitamin kullanımının herhangi bir faydasının olmadığının kanıtlandığını belirtiyor.

Prostat kanseri tedavisinde en güncel yöntemler

Prof. Dr. Ali Rıza Kural, prostat kanseri tedavisinde en güncel yöntemleri şöyle anlatıyor;

  • Robotik cerrahi

Prostat kanseri tedavisinde altın standart haline gelen robotik cerrahi, hem tümörün çıkarılmasında hem de idrar tutma ve cinsel fonksiyonların korunmasında açık cerrahiye oranla daha yüksek oranda başarı sağlıyor.

  • Fokal Tedaviler

Tümörün bulunduğu bölgeyi hedef alan fokal tedavi yöntemleri, kriterlere uygun hastalarda son yıllarda daha sık kullanılıyor. HIFU (yüksek yoğunluklu odaklanmış ultrasonla uygulanan tedavi), Kriyoterapi (tümörlü bölgenin dondurulması) ve Nano-knife (elektrik darbeleriyle kanserli tümörleri yok eden teknik) öne çıkıyor.

  • Işın tedavisi (Modern radyoterapi)

Günümüzde prostatın odaklandığı ve çevre dokuların korunduğu radyoterapi teknikleri kullanılıyor. MR Linac ve SBRT sayesinde radyasyon, prostat bölgesine daha güvenli şekilde yönlendiriliyor.

  • İleri evre tedaviler

Metastatik prostat kanserinde yeni nesil ilaçlar yaşam süresini uzatıyor. Hormon tedavileri, hedefe yönelik ilaçlar, radyoaktif tedaviler ve immünoterapiler prostat kanserinde sağkalım süresini uzatıyor ve hastaların yaşam kalitesini artırıyor.

Prostat kanseri belirtileri

Acıbadem Maslak Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Rıza Kural “Prostat kanseri erken evrede belirti vermediği için ailede kanser öyküsü varsa 40, yoksa 45 yaşından itibaren tarama testi önerilmektedir. En önemli tarama testi PSA denilen kan testidir. Bununla birlikte bazı saldırgan türde kanserler PSA az ürettikleri için parmakla rektal muayene de mutlaka yapılmalıdır. Tedavi aşamasında ise günümüzde robotik cerrahi yöntemi giderek daha çok tercih edilmektedir. Bu yöntemle komplikasyon oranları azalmakta, ameliyat süresi kısalmakta ve hasta daha çabuk iyileşmektedir. Robotik ameliyat sonrasında ise cinsel fonksiyon kaybı ve idrar kaçırma gibi sorunlar daha az görülmektedir” diyor. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Rıza Kural, Eylül ayı Prostat Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında, prostat kanseri hakkında en çok merak edilen 10 soruyu yanıtladı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Günümüzde her 7 erkekten birinde rastlanan prostat kanseri, 70 yaş üstündeki her 2 kişiden birinde görülüyor. Prostat kanseri erkeklerde kansere bağlı ölümler arasında 2. sırada yer alsa da erken tanı konulduğunda neredeyse tamamen tedavi edilebiliyor. Erken tanı için de düzenli olarak 40-45 yaşları itibarıyla üroloji muayenesi ve PSA testi yapılması gerekiyor.

Prof. Dr. Ali Rıza Kural

Prof. Dr. Ali Rıza Kural

SORU: Hangi belirtilerle ortaya çıkar?

CEVAP: Prostat kanseri erken evrede belirti vermez. Lokal ileri evre yani bulunduğu yerde büyüyüp çapı birkaç cm’yi geçen kanser varlığı halinde idrar yolunu tıkamaya başlar ve hastalar zor idrar yaptıklarını ifade eder. Ender de olsa idrarda yanma, meniden kan gelmesi gibi şikayetler de görülebilir. Prostat kanseri kemiklere yayılmış yani metastaz yapmışsa o zaman da hastalar sırt, bel bölgesi, kalça ve bacaklarda ağrı şikayetleriyle hekime başvururlar.

SORU: En önemli risk faktörleri nelerdir?

CEVAP: Çalışmalar hastaların yaklaşık yüzde 10’unda kalıtsal faktörlerin rol oynadığını göstermektedir. Anne ve babadan gelen bazı genlerin mutasyona yani değişime uğraması, prostat kanseri riskini artırabilir. Genetik mutasyon, sigara, obezite ya da ultraviyole ışınlarına maruz kalma gibi çevresel faktörlere bağlı olarak sonradan da gelişebilir. Bu nedenle ailede meme kanseri, kolorektal kanser, over kanseri, pankreas kanseri ve prostat kanseri olup olmadığı iyice sorgulanmalıdır.

SORU: Kimler, ne zaman tarama testi yaptırmalı?

CEVAP: Ailesinde meme kanseri, kolorektal kanser, over kanseri, pankreas kanseri ve prostat kanseri öyküsü olanların tarama testlerine 40 yaşından itibaren; olmayanların ise 45 yaşından itibaren başlamaları gerektiğini belirten Prof. Dr. Ali Rıza Kural “Yaş ilerledikçe prostat kanseri görülme sıklığı artmaktadır. Hastaların yüzde 60’ını 65 yaş ve üzerindeki yaş grubu oluşturmaktadır. Prostat kanseri gelişme riski, ailede bir kişide bu hastalık varsa 2 kat; ailede iki kişide varsa 4 kat artmaktadır” diyor.

SORU: Erken tanının önemi nedir?

CEVAP: Prostat kanseri erken teşhis edilirse neredeyse tamamen tedavi edilebilir. Bunun için de tarama testleri büyük önem taşımaktadır. Prostat Spesifik Antijen (PSA) olarak bilinen kan testi, en önemli tarama testi olarak kabul görmektedir. Ayrıca günümüzde BRCA 1, BRCA 2 genetik testlerle ailesel riski olan hastalarda genetik mutasyon olup olmadığı saptanabilmektedir.

SORU: Hangi tarama testleri yapılabilir?

CEVAP: En önemli tarama testinin Prostat Spesifik Antijen (PBA) olarak bilinen kan testi olduğunu belirten Prof. Dr. Kural şöyle konuşuyor: “PSA değerlerinin yüksek olması kesin kanser anlamına gelmediği gibi düşük bulunması da kanserin olmadığı anlamına gelmez. PSA Velocity (Psa Değerinin yıllık artış hızı ), f/t PSA yani serbest PSA’nın total PSA’ya oranı, 4K testi, idrarda PCa 3 testi, Phi skoru testi gibi yüzde yüz sonuç vermeyen ancak anormal olduğunda şüphemizi artıran testler de vardır. Şüphe arttığında Multiparametrik Prostat MR’ı çekilmeli ve ardından gerekli görülürse MR görüntüleri eşliğinde Prostat Biyopsisi- MR-TRUS füzyon biyopsi yapılmalıdır.”

Acıbadem Maslak Hastanesi

SORU: Parmakla muayene yapılması şart mı?

CEVAP: PSA değerlerine baktırmak önemli olsa da PSA üretmeyen veya az üreten saldırgan kanser tiplerini de araştırmak gerekiyor. Parmakla muayenenin önemini vurgulayan Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Rıza Kural “Ayrıca PSA kanserden başka nedenlerle de yükselebildiği için parmakla prostat muayenesi büyük önem taşır. PSA değeri ne olursa olsun parmakla muayenede sertlik bulunması prostat kanseri şüphesi oluşturur” diyor.

SORU: Kanser tanısı konulduğunda ne yapılmalı?

CEVAP: Hastalığın “Klinik Önemli” mi “Klinik Önemsiz” mi olduğuna bakmak gerekiyor. Patologlar, biyopsi materyalini inceleyerek tümörün saldırganlık derecesine göre “Gleason skoru” denilen bir sonuç verirler. Gleason skoru düşük ve tümör uzunluğu da küçük ise yani “Klinik Önemsiz Prostat Kanseri” ise aralıklı PSA kontrolü ile takip yani Aktif İzlem önerilir. Gleason skor yüksekse yani “Klinik Önemli Prostat Kanseri” saptanırsa tedaviden önce sadece prostat kanserinde kullanılan ve hastalığın evresi hakkında bilgi veren “Ga 68 PSMA pet” taraması yapılmalıdır.

SORU: Nasıl tedavi ediliyor?

CEVAP: Prostat kanseri organa sınırlıysa ve hastanın yaşı, genel sağlık durumu uygunsa en geçerli tedavi yöntemi cerrahidir. Radikal Prostatektomi denilen ameliyatta prostatla birlikte meni keseleri ve bölgesel lenf düğümleri çıkartılır. Prostatın her iki tarafında yerleşik sinir-damar demetleri korunarak ameliyat sonrası ereksiyonun devam etmesi sağlanabilir. Geçici idrar kaçırma olsa da 4-6 hafta içerisinde düzelir. Hastanın sağlık koşulları ameliyat için uygun değilse veya hasta ameliyat istemiyorsa radyoterapi yani ışın tedavisi uygulanabilir. Hastalık ileri evrede ise vücuttaki erkeklik hormonunu baskılayan hormon tedavisi veya kemoterapi uygulanmaktadır. Bazı hastalarda da sadece tümörlü bölgenin tedavi edildiği “Fokal Tedavi” yöntemine başvurulabilir. Bu tedavilerde ilk 2 yılda nüks oranları yüzde 25 civarındadır.

SORU: Robotik cerrahinin açık ameliyattan farkı nedir?

CEVAP: Açık ameliyatın geç iyileşme, uzun süre hastanede kalma, enfeksiyon riski ve büyük yara izi gibi dezavantajları olduğunu belirten Prof. Dr. Ali Rıza Kural “Robotik cerrahide Da Vinci adlı robot, konsol cerrahı tarafından kullanılmaktadır. Robot enstrümanlarının 7 derece serbest hareket kabiliyeti, eldeki en ufak titremenin aletlere iletilmesini engelleyen sistemin varlığı, görüntünün 12 misli büyük ve 3 boyutlu olarak konsola iletilmesi ameliyatı çok hassas ve çok az bir kan kaybıyla yapmamıza imkan verir. Bunun sonucu olarak da açık cerrahiye oranla daha hızlı bir iyileşme sağlanrken kan transfüzyonuna çok düşük oranda (yüzde 1’den az) gerek duyulur. İdrar tutmanın geri dönüş süresi ve oranları, ereksiyon geri dönüş süresi ve oranları açık ameliyata oranla daha iyidir” diyor.

SORU: Prostat kanserinden korunmak mümkün mü?

CEVAP: Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Rıza Kural bu soruyu şöyle yanıtlıyor: “Prostat kanserinden korunmak için süt ve süt ürünlerinin fazla tüketilmemesi, aşırı derecede kalsiyum alınmaması önerilmektedir. Ayrıca obezitenin de prostat kanseri riskini artırdığı belirtilmektedir. Bunun yanı sıra düzenli egzersiz yapılması, bol sıvı tüketilmesi, D vitamini kullanılması, sigara içilmemesi, içenlerin de bırakması tavsiye edilmektedir. Aşırı miktarda E vitamini alınmasının veya Folik asit kullanımının da prostat kanseri riskini artırdığı bilinmektedir.”

Prostat kanseri hızla artıyor

Prostat kanseri hızla artıyor

Prostat kanseri riskinin yaşla birlikte arttığı bilinse de, daha erken yaşlardaki görülme oranını hafife almamak gerekiyor. 50 yaş öncesi her 350 erkekten biri bu hastalıkla tanışıyor. 50-60 yaş aralığında 52 erkek, 65 yaş üstünden sonra her iki erkekten biri tanı alıyor. Erken teşhisin bu hastalıkta çok önemli olduğunu söyleyen Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Rıza Kural, ailesinde prostat kanseri olanların 40 yaşından itibaren kontrollere başlaması gerektiğini vurguluyor.

Prostat kanseri, sık duyduğumuz kanser türlerinden biri. Tüm dünyada erkeklerde en sık rastlanan ikinci kanser türü olmasıyla dikkati çekiyor. Yaş, prostat kanseri için önemli bir risk. Araştırmalar; 65 yaş üzerindeki erkeklerin yüzde 60’ında prostat kanseri saptandığını, yani en az iki erkekten birinin bu hastalıkla tanıştığını gösteriyor. Prostat Kanseri Farkındalık Ayı nedeniyle hastalık hakkında bilgi veren Acıbadem Üniversitesi Maslak Hastanesi Minimal İnvaziv ve Robotik Üroloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ali Rıza Kural, prostat kanserinin, dünya nüfusunun yaşlanmasıyla birlikte görülme oranı artan hastalıkların başında geldiğini belirtiyor. Erken saptanmadığında ise, ölümcül sonuçlara yol açıyor. Öyle ki, günümüzde kansere bağlı ölümlerde 5. sırada yer alıyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Prof. Dr. Ali Rıza Kural

Riski artıran 3 önemli neden!

Prostat kanserinde riski artıran faktörler var. Bunların arasında genetik risk dikkat çekiyor.

Baba ya da baba tarafındaki erkek akrabalarda prostat kanseri varsa, oran daha genç yaşlara iniyor. Irksal özellikler de risk açısından önemli bir faktör. Batı Avrupa ve ABD’de prostat kanseri daha sık görülürken Ortadoğu ve Uzak Doğu ülkelerinde daha az rastlanıyor. Siyahilerde prostat kanserinin daha sık görüldüğü ortaya çıkan başka bir sonuç. Genetik ve ırksal özellikler değiştirilemese de, prostat kanserinde kişilerin değiştirebileceği başka bir risk faktörü var; obezite. Zira kolestrol oranı yüksek besinler alan obezlerde prostat kanseri riski artıyor.

Belirti vermiyor!

Prostat kanserinin en dezavantajlı durumu, erken dönemde belirti vermemesi. Ancak ilerleyen dönemlerde kendini belli ediyor. İleri evrede tümörün büyüklüğü, idrar akışını engelliyor. Hasta idrarını zorlukla yaptığı için doktora başvuruyor. Bunun yanı sıra idrarda ve menide kan gelmesi de belirtilerin arasında sayılıyor. Prostattaki kanser, kemiğe sıçramışsa hastalarda kemik ağrısı da görülebiliyor.

Erken teşhis için kontrol şart!

Prostat kanserinin erken dönemde belirti vermemesi, ileri evre saptanmasına yol açıyor ve bu da ölüm riskini artıyor. Ama prostat kanseri riskini erken saptamak ve tedaviye başlamak hayat kurtarıyor. Prof. Dr. Ali Rıza Kural kimlerin, ne zaman kontrole başlaması gerektiği ile ilgili şu bilgileri veriyor: “Erken tanı için 50 yaşından sonra rutin tetkiklere başlanması gerekiyor. Ancak babada ya da baba tarafından gelen yakın akrabalarda prostat kanseri varsa, risk artıyor. Bu nedenle bu kişilerin 40-45 yaş arasında rutin tetkiklere başlaması erken tanı açısından çok önemli.”

Kandan saptanan risk

Prostat kanseri riskini saptayan tarama testi için yalnızca kan verilmesi yeterli. PSA yani Prostat Spesifik Antijen denilen kan analizi yapılıyor. Bu test, kesin sonuç için değil, risk oluşup oluşmadığına dair fikir veren bir tarama testi. Yaşa özgü PSA değerinin yüksek bulunması veya yıllar içerisindeki artış hızı kanser şüphesi oluşturuyor. Uzmanlar, rektal muayene de yapıyor, muayenede sertlik bulunması PSA değerinden bağımsız olarak da kanser şüphesi için bir sinyal anlamına geliyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Kesin teşhis için ileri tetkik gerekiyor

Prostat kanseri teşhisinde en önemli tetkik, Multiparametrik Prostat MR. Bu MR’da adeta prostatın yüksek çözünürlüklü bir fotoğrafı çekiliyor. Kanser şüphesi olan bölgeyi gösterebildiği gibi hedefe yönelik biyopside (MR-TRUS füzyon biyopsi) istenilen yere ulaşabilmek için de kullanılıyor. Böylece eskiden olduğu üzere gereksiz tekrar tekrar biyopsi yapmaya gerek kalmıyor.

Milimetrik hassasiyetle biyopsi yapılıyor

Prostat kanserinin kesin tanısı için biyopsi yapmak, gereksiz ameliyatları önleyen önemli bir yöntem. Öncelikle prostattaki tümör şüphesi olan noktalar bulunuyor ve oradan örnek alarak patolojik inceleme yapılıyor. Son yıllarda uygulanan “MR-TRUS füzyon biyopsisi” olarak bilinen yeni yöntemde, şüpheli noktaya milimetrik hassasiyetle doğrudan ulaşılabiliyor. İşlem sırasında hastadan daha önce çekilen MRI görüntüleri kullanılıyor. Görüntüler, transrektal ultrasonografi görüntüleriyle üst üste getiriliyor. Bir tür navigasyon yöntemi sayesinde biyopsi iğnesi şüpheli noktaya yöneltiliyor. Böylece milimetrik sapma ile şüpheli noktadan biyopsi alınıyor.

PSA’da her yükseklik kanserden kaynaklanmıyor

Her PSA yüksekliği prostat kanseri varlığı anlamına gelmiyor; çünkü prostat iltihabı da PSA’yı yükseltebiliyor. Özellikle iltihap olduğu düşünülen zamanlarda çekilen multiparametrik prostat MRI kansere benzer görüntüler ortaya koyabiliyor. Bu nedenle şüphe oluşması halinde MRI’ın en az 8-10 hafta sonra çekilmesi gerekiyor. Kronik prostatit oluşan hastalarda da benzer bir durum görülebiliyor. Ancak farklı fazlarda alınan görüntülerle deneyimli bir radyolog bunları ayırt edebiliyor.

Farklı tedaviler uygulanıyor

Prostat kanseri saptanan hastaların tedavisinde farklı yöntemler uygulanıyor. Klinik olarak saptanan ama kanser ilerlemesi açısından riskli sayılmayan hastalarda, hiçbir tedaviye gerek duyulmadan “Aktif İzlem” denilen yöntemle; aralıklı PSA ölçümleri ve MR çekimleri ile takip ediliyor. Tetkiklerde tümör saptanmış hastalarda eğer başka organlara sıçramamış, yalnızca prostatla sınırlı kalmışsa, cerrahi yöntemler tercih ediliyor. Genç hastalarda kanser robotik cerrahi ile ameliyat edilirken, daha ileri yaşlardaki hastalarda cerrahi yerine radyocerrahi yani ışın tedavisi uygulanıyor. Başka organlara yayılmış ileri evre kanserlerde ise hormon, kemoterapi gibi hastanın durumuna uygun tedaviler yapılıyor.

Robotik cerrahi ile sinir ve damar hasarı riski düşüyor

Prostat kanseri hastalarında robotik cerrahinin sık kullanılan önemli yöntemlerden biri olduğunu belirten Prof. Dr. Ali Rıza Kural şu bilgileri veriyor: “Prostat bölgesi, sinir ve damar yoğunluğu olan bir bölgedir. Bu nedenle bu yapıların koruması gerekiyor. Robotik cerrahi, bu yapıların korunmasında önemli olanaklar sağlıyor. Prostattan kanserli dokuyu çıkarırken hastanın cinsel işlevine zarar vermemesi ve idrar kaçırma sorunu oluşmaması açısından önemli kazanımlar sağlıyor. Ameliyatı yapan uzman, robotik yöntem sayesinde; ameliyat bölgesini 3 boyutlu, yüksek kalitede ve neredeyse 20 kat daha büyük şekilde görebiliyor. Küçük kesilerle yapılan bu ameliyat sırasında hastada daha az kan kaybı oluyor. Ameliyat sonrasında hasta, daha az ağrı hissediyor ve gündelik hayata daha kısa sürede dönebiliyor.”

Prostat kanserinden korunmanın 5 yolu!

Prostat kanserinden korunmanın 5 yolu!

Erkeklerde en sık görülen ikinci kanser olan prostat kanseri günümüzde giderek yaygınlaşıyor. Özellikle 50 yaşından sonra görülme sıklığı artan ve her 7 erkekten 1’inin kapısını çalan prostat kanserinin sebebinin kesin olarak bilinmemekle birlikte obezitenin, kolesteroldan zengin batı tipi beslenmenin ve genetik faktörlerin riski artırdığını vurgulayan Acıbadem Üniversitesi Maslak Hastanesi Minimal İnvaziv ve Robotik Üroloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ali Rıza Kural “Prostat kanseri sinsice ilerlediği ve başlangıçta hiçbir hastada hiçbir yakınmaya yol açmadığı için ileri evrede karşımıza çıkıyor. Bu nedenle ailesinde baba veya kardeşinde prostat kanseri olanların, ayrıca ailesinde meme kanseri olanların genetik olarak risk arttığından 40 yaştan itibaren; yoksa 50 yaşından itibaren erken tanı için her yıl serum PSA (prostat spesifik antijen) tayini ve parmakla rektal muayene (PRM) yaptırması erken teşhis için kritik önem taşıyor” diyor. Prof. Dr. Ali Rıza Kural, Eylül ayı Dünya Prostat Kanseri Farkındalık Ayı ve 15 Eylül Dünya Prostat Kanseri Farkındalık Günü kapsamında yaptığı açıklamada, en sık sorulan 8 soruyu yanıtladı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Prof. Dr. Ali Rıza Kural

  1. SORU: Prostat kanseri tanısı için sadece PSA baktırmak tek başına yeterlidir deniyor. Parmakla yapılan muayeneyi yaptırmak istemiyorum. Ne yapmalıyım?

CEVAP: PSA baktırmak tabii ki önemlidir. Ancak az sayıda da olsa PSA’yı çok üretmeyen saldırgan kanserler de vardır. Ayrıca her yükselen PSA kanser var anlamına gelmez, başka nedenlerle de PSA yükselebilir. Yaşa özgü PSA normal de olsa parmakla prostat muayenesi (PRM) bu hastalar için çok önemlidir. PSA değeri ne olursa olsun PRM’de sertlik bulunması prostat kanseri şüphesi uyandırmalı ve gerekli görüntülemelerden sonra mutlaka biyopsi yapılmalıdır.

 2.SORU: Bir yakınımda hiçbir şikayeti olmamasına rağmen yapılan tetkiklerde prostat kanseri saptandı ve bize sürpriz oldu. Prostat kanseri belirti vermez mi ?

CEVAP: Prostat kanseri erken dönemde herhangi bir yakınmaya yol açmaz. İleri evre kanserlerde tümör kitlesinin idrar yollarına bası yapması nedeniyle zor ve sık idrar etme, menide kan gelme, kemik ağrıları ve kilo kaybı olabilir. Bu nedenle erken tanı önemlidir. Aile öyküsü varlığında 40 yaşından itibaren, yoksa 50 yaşından itibaren her yıl gerekli testler ve muayeneler yapılmalıdır.

 

  1. SORU: PSA değerim yüksek çıkınca gittiğim doktor hemen biyopsi yapalım dedi. Bunun üzerine telaşlandım ve ikinci bir görüş almak için gittiğim ürolog önce MR yapalım, sonucuna göre karar verelim dedi. Ayrıca başka parametrelere de bakacağını söyledi. Hangi yoldan gitmeliyim ?

CEVAP: Her PSA yüksekliği prostat kanseri varlığı anlamına gelmez. Total PSA ile serbest PSA değerlerini oranladığımızda serbest/total oranı 0.19’dan daha düşükse kanser şüphemiz artar. Diğer bir ölçüm “PSA dansitesi”dir. Bu ölçümde PSA değeri prostat hacmine bölünür ve bulunan değer 0.15’ten yüksekse yine prostat kanseri şüphemiz artar. Son yıllarda PSA’nın bir fraksiyonu olan Pro-PSA’dan hesaplanan Phi değerinin olması gerekenden yüksek bulunması da prostat kanseri şüphemizi artırır. Bütün bu değerlendirmelerle birlikte şüphe oluştuğunda prostatın yüksek çözünürlüklü fotoğrafı olarak tarif edebileceğimiz Multiparametrik Prostat MR’ı mutlaka çekilmeli ve gerekiyorsa biyopsi yapılmalıdır.

  1. SORU: Yapılan inceleme ve biyopsi sonucu bende prostat kanseri saptandı. Biyopsiyi yapan doktor hemen ameliyat önerdi. Gittiğim diğer bir doktor ise ameliyata veya herhangi bir tedaviye gerek yok takip edelim dedi ? Kafam karıştı, ne yapmalıyım?

 CEVAP: Her prostat kanserli hastada ameliyat veya diğer tedaviler gerekli olmayabilir. Yapılan biyopside örneklerin bir veya ikisinde, dokunun yarısından azında Gleason Skor 3+3:6, yani saldırgan olmayan kanser varsa bu hastalar ameliyat veya diğer yöntemlerle tedavi edilmemeli, düzenli olarak takip edilmelidirler. Binlerce hasta üzerinde yapılmış olan ve yıllar süren çalışmalarda bu tümörlerin çoğunun hastalara yaşamları süresince zarar vermediği görülmüştür. Böyle bir durumda Aktif İzlem yöntemi uygulanarak 6 ayda bir PSA tayini ve iki yıl içerisinde MR çekip odaklanmış biyopsi yapılması yeterlidir. Bu hastaların 5 yıl içerisinde ancak yüzde 25-30’u tedavi gerektirecektir. Diğerlerinde ise ömür boyu hiçbir tedavi gerekmeyecektir.

 

  1. SORU: İdrar şikayetlerim beni çok rahatsız etmiyor ama ileride kanser olmayayım diye şimdiden prostat ameliyatı olmak istiyorum, sakıncası var mıdır?

 CEVAP: Prof. Dr. Ali Rıza Kural “İyi huylu prostat büyümesinde genelde idrar yolundan girerek (gland çok büyükse robotik ameliyat) yaptığımız ameliyatlarda prostatın “Transizyonel Zon” dediğimiz bölümünü çıkartırız. Böylece idrar yolu açılarak hastalar rahat idrar yaparlar. “Periferal Zon” dediğimiz prostatın kabuk kısmını hastada bırakırız. Prostat kanseri de çoğunlukla bu bölümden çıkar. Sonuçta iyi huylu prostat ameliyatı olmak kanser riskini ortadan kaldırmaz. Ayrıca iyi huylu prostat büyümesi nedeniyle ameliyat ettiğimiz özellikle genç yaştaki hastaların PSA düzeylerini ilerleyen yıllarda takip ederiz ve gerektiğinde PRM yaparız” diyor.

 

  1. SORU: Yapılan biyopside prostat kanseri saptandı. Doktorum açık ameliyat önerdi. “Açık ameliyatta elimle daha iyi hissediyorum” dedi. Diğer bir hekim de kesinlikle Robotik ameliyat önerdi. Ne yapmalıyım ?

 CEVAP: Robotik Radikal Prostatektomi ameliyatı, son 20 yıldır giderek artan sayıda uygulanmaktadır. İlk yıllarda açık cerrahi mi yoksa robotik cerrahi mi uygulanmalı sorusunun cevabı artık verilmiştir. Kanser kontrolü açısından iki yöntem arasında belirgin fark olmasa da idrar kontrolü ve cinsel ereksiyonun düzelmesi robotik ameliyatlarda belirgin şekilde daha iyidir. Ayrıca robotik radikal prostatektomi ameliyatlarında kan verilme oranları yüzde 1’in altında olup, ameliyat sonrası iyileşme hızı da 2 misli daha kısadır. Artık günümüzde ameliyat öncesi her türlü detaylı anatomik bilgiye ulaşabildiğimiz için “elimle daha iyi hissediyorum” görüşü artık geçerli değildir. Ekonomik yönden ulaşılabiliyorsa Robotik ameliyat tercih edilmelidir.

 

  1. SORU: Vitamin kullanmak prostat kanserini önler mi ?

CEVAP: Vitamin kullanma konusu yıllardır çok konuşulmuştur. Özellikle Selenyum ve E vitamininin bir dönem kullanılması tavsiye edilmişse de “Select” çalışması bunun bir yararının olmadığını göstermiştir. Bugün prostat kanserinden sakınmak için; bu 5 basit ama etkili önlemi almak yani; yağdan fakir beslenmek, bol meyve ve sebze yemek, süt ve süt ürünlerini çok fazla tüketmemek, bol sıvı almak ve egzersiz yapmak önerilmektedir. Herhangi bir vitamin veya ilacın yararı yoktur.

 8. SORU: PSA seviyesinin yüksek olduğunu söylediğimde eczaneden bazı ilaçlar önerdiler. Satın aldım ama kullanma konusunda tereddütteyim; kullanmalı mıyım?

 CEVAP: Prof. Dr. Ali Rıza Kural “5 alfa redüktaz inhibitörü dediğimiz ilaçlar (Finasteride, Dutasteride) özellikle prostat boyutlarını bir miktar küçültebilirler ve PSA düzeylerini de yarıya kadar indirebilirler. Ancak bu ilaçların libidoda azalma veya ereksiyon kusuru gibi yan etkileri olabilir. Ayrıca PSA değerinin bu ilaçlarla birlikte düşmesi, kanser şüphesiyle takip ettiğimiz hastalarda yanılgıya yol açabilir. Bu tip ilaçlar kanser olmadığından emin olduğumuz, daha çok ileri yaş ve prostat volümü 50 ml.’nin üzerinde olan hastalarda şikayetleri azaltmak amacıyla hekim kontrolünde kullanılmalıdır” diyor.