Yazılar

Mantar hastalığının en sık görülen belirtileri!

Mantar hastalığının en sık görülen belirtileri!

Ülkemizde en sık karşılaşılan cilt hastalıklarından biri olan mantarın özellikle yaz aylarında görülme sıklığı daha da artıyor. Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Ayten Ferahbaş Kesikoğlu “Mantarlar sıcak ve nemli ortamlarda çoğaldığı için yaz aylarında artış gösterir. Yüzeyel mantar hastalıkları deri, saç, tırnak, ağız içi ve genital bölgeyi tutabilen mikroorganizmaların yaptığı bir enfeksiyon hastalığıdır. Saçlı deriden ayak tırnaklarına kadar  tüm vücutta en sık görülen ve yerleşim yerine göre isimlendirilen deri hastalıklarından biri olup, yapılan çalışmalara göre ülkemizde her 100 kişiden 18’ini  etkilemektedir” diyor. Havuz kenarlarında terliksiz ya da kırlarda ‘stres atayım’ diye çıplak ayakla dolaşmanın mantar oluşumuna zemin hazırlayan faktörler arasında yer aldığını, hastalığın vücutta ortaya çıktığı bölgeye göre kendini özellikle kaşıntı, kızarıklık, kepeklenme, yanma hissi, renk değişikliği ve kıl ile tırnak kaybı gibi belirtilerle gösterdiğini belirten Prof. Dr. Ayten Ferahbaş Kesikoğlu, mantar hastalığı hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Prof. Dr. Ayten Ferahbaş Kesikoğlu

Mantara yol açan etkenlere dikkat!

Başka kişilerle ortak kıyafet, terlik ve özel eşyaların paylaşılması, hayvanlarla temas (kedi, köpek, küçükbaş hayvanlar) gibi etkenlerin yanı sıra dış ortamlardan da (toprak ve çimenlik alanlar, havuz kenarları, hamam, sauna, spor salonu, tuvalet vb ortak kullanıma açık zeminler)  mantar bulaşabiliyor. Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Ayten Ferahbaş Kesikoğlu “Mantar enfekiyonuna neden olan funguslar, bulaşıcı dermatofitler, mikrosporumlar olabildiği gibi, vücutta bulunan saprofit (zararsız) olarak adlandırdığımız maya türü mantarlar da (kandida pitrosporum gibi) olabilir ve vücut direncinin düştüğü durumlarda fırsatçı enfeksiyonlara yol açarlar” diyor.

Çok çabuk bulaşıyor! Bulaş riskine karşı etkili önlemler!

Hastalığın çok çabuk bulaştığını bu nedenle çok dikkatli olunması gerektiğini belirten Prof. Dr. Ayten Ferahbaş Kesikoğlu “Örneğin; ayak mantarlarının ülkemizde sık gözlenmesinin en temel nedeni ortak terlik kullanımıdır. Bulaş riskinden korunmak için; kıyafet, terlik, ayakkabı gibi kişisel eşyalarınızı başkalarıyla paylaşmayın, evde bile olsa çıplak ayakla dolaşmayın, hamam, sauna ve tuvalet gibi ortak kullanım alanlarında hijyene ve yere çıplak ayakla basmamaya dikkat edin. Genital  bölge (vajinal kandida gibi) ve bacak aralarının mantar enfeksiyonlarında yanma-ağrı hissine yol açabileceği ve partnere bulaşma riski olabileceğinden dolayı tedavi tamamlanana kadar dikkatli olun” diyor.

Bu belirtilerle kendini gösteriyor!

Mantar hastalığında yoğun kaşıntı en sık şikayet nedenini oluşturuyor. Vücutta mantarın ortaya çıktığı bölgede geçmeyen, yoğun ve deriyi tahriş edecek şiddette kaşıntı oluyor. Kaşıntının yanı sıra ciltte kızarıklık, kepeklenme, mantarın etkilediği vücut bölgesine göre yanma hissi, renk değişikliği ve tırnak kaybı da ortaya çıkabiliyor. Saç bölgesinde ortaya çıkan mantar saç dökülmesine ve tedavi edilmediğinde kelliğe de neden olabiliyor.

Tedavide gecikilirse!

Mantar tedavisine en kısa zamanda başlanması gerektiğini, aksi halde tedavinin güçleşeceğini ve bakteri enfeksiyonlarının eklenmesine neden olacağını belirten Prof. Dr. Ayten Ferahbaş Kesikoğlu mantar tedavisine yönelik şu bilgileri veriyor: “Mantar tedavisinde sınırlı, küçük bir alan etkilenmişse lokal krem-losyon tedavilerini düzenli olarak en az 3-4 hafta kullanmak yeterli olur. Ancak geniş vücut yüzeyleri, birden çok bölge tutulumu, saç ve tırnak tutulumunda sistemik (ağız yolu ile alınan tablet-kapsül) tedavi gerekir. Saçlı deri ve gövdede geniş yüzey tutulumunda mantara karşı etkili maddeler içeren saç ve vücut şampuanları da tedaviye eklenir.”

Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Ayten Ferahbaş Kesikoğlu

Tedavi sırasında bu yanılgıya düşmeyin!

Mantar tedavisi sırasında hastaların yaptığı başlıca yanlışları; ilaçları düzenli kullanmamak, tedaviyi erken bırakmak ve bulaştırıcı nedenlere devam etmek olarak sıralayan Prof. Dr. Ayten Ferahbaş Kesikoğlu “Mantar hastalığının yerleşim yeri ve hastalığa neden olan mantarın türüne göre tedavi değişir. Mantar enfeksiyonları tedavi edilmediği sürece artarak devam eder. Hastalık yayılır, tedavi güçleşir ve bakteri enfeksiyonlarının eklenmesine neden olur. Şikayetler azalınca tedavinin erken kesilmesi ise hem tedaviye direnç gelişmesi hem de hastalığın sık tekrarına yol açar. Ayrıca tedavi süreci sadece medikal tedaviyle sınırlı kalmayıp, mantara yol açan etkenlere karşı günlük yaşamda gerekli önlemleri almak gerekmektedir. Örneğin; ayakların nemli kalmaması, her gün aynı ayakkabıyı arka arkaya giymemek, vücudu nemli bırakmamak, pamuklu çorap giymek, çıplak ayakla dolaşmamak gibi önlemlere her gün dikkat etmek gerekir” diyor.

Bilgi kirliliğinden uzak durun!

Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Ayten Ferahbaş Kesikoğlu, diğer tüm hastalıklarda olduğu gibi mantar hastalığı konusunda da toplumda bilgi kirliliği olduğunu, özellikle tedavi noktasında internetten ya da arkadaş çevresinden edinilen yanlış bilgilerle hastalığın çok daha ilerleyebildiğini vurgulayarak “Örneğin; internette mantar tedavisi için doğal yöntemler diye birçok bilgi var; karbonatlı suda ayakları bekletmek, sirkeli su ile yıkamak ya da aloe vera bitkisinin içini açıp jelini sürmek bunlardan birkaçı. Ancak olası bir mantar belirtisinde mutlaka hekime başvurulmalı ve tıbbi yöntemlerle hastalık tedavi edilmelidir. Aksi taktirde çok daha ilerleyerek daha karışık, zorlu ve riskli bir sürece girilebilir. Örneğin; aloe vera bitkisini doğrudan sürmek cildi tahriş edebilirken, karbonatlı suda ayakları bekletmek ya da mantarlı bölgeye sirkeli su sürmek de konsantrasyon doğru ayarlanmadığında tahriş ve yanık yapabilir. Bu nedenle gelişigüzel uygulamalardan kaçınılmalıdır” diyor.

Dikkat! Bu etkenler cildi hızla yaşlandırıyor!

Dikkat! Bu etkenler cildi hızla yaşlandırıyor!

Havaların iyice soğuduğu bugünlerde sonbahar ve kış aylarının kendine özgü olumsuz şartları cildimizi her zamankinden fazla yıprandırıyor. Bu nedenle gerekli önlemleri almak ve cildimizin düzenli bakımını ihmal etmemek büyük önem taşıyor. Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Ayten Ferahbaş Kesikoğlu “Sonbahar ve kış aylarında deri bariyeri bozularak, kuruma, kepeklenme, çatlama, kaşıntı, kızarıklık, kabalaşma hatta kanama gibi sorunlara yol açar. Üstelik derimiz kış koşullarından fiziksel olarak etkilendiği gibi, ruhsal olarak da etkilenir.  Kışın gelmesi hafif bir depresyona, harekette kısıtlılığa, metabolizmada yavaşlamaya yol açar. Bu nedenlerle kışın koruma fonksiyonu bozulan cilt, daha fazla özene ve bakıma ihtiyaç duyar” diyor. Peki cildimizi kış aylarında bu olumsuz etkenlerden nasıl koruyabiliriz? Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Ayten Ferahbaş Kesikoğlu, kışın cildi korumanın 8 etkili yolunu anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Pause Dergi

Prof. Dr. Ayten Ferahbaş Kesikoğlu

Yüzünüzü mutlaka yıkayın

Yatmadan önce, uyandığınızda ve terledikten sonra cilde bulaşmış olabilecek bakterileri, kir ve duman artıklarını gidermek için mutlaka yüzün uygun bir temizleyici ile yıkanması gerektiğini belirten Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Ayten Ferahbaş Kesikoğlu “Yorgunum diyerek makyajı çıkarmadan yatmak da, gece boyu cildin havasız kalmasına, nefes alamamasına, bakterilerin cilt tarafından emilmesine, gözeneklerin tıkanmasına ve erken yaşlanmaya neden olacaktır. Bu nedenle yatmadan önce mutlaka makyaj çıkarılmalı, uygun bir temizleyici ile yüz hem akşam yatmadan önce hem de sabah kalkınca yıkanmalıdır. Cilt tipine uygun hafif, kokusuz temizleyici ürünler tercih edilmeli, kuruluğu artıracağı için alkol içeriklerinden kaçınılmalıdır. Ayrıca çok sıcak ya da soğuk değil, ılık su tercih edilmelidir” diyor.

Çok sıcak su ile yıkanmayın

Çok sık ve çok sıcak su ile yıkanmanın deri yağlarını azaltarak derinin daha fazla kurumasına neden olabildiğini belirten Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Ayten Ferahbaş Kesikoğlu “Bunun sonucu olarak kızarıklık hatta kuruluk egzaması oluşabilir. Bu nedenle çok sık ve çok sıcak su ile yıkanmaktan kaçınmak gerekir. Duştan veya banyodan hemen sonra cildiniz hala nemliyken nemlendirici krem uygulamak cildinizi nemli tutmanın en etkili yoludur” diye konuşuyor. Cildi ovalamaktan kaçınmak gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Ayten Ferahbaş Kesikoğlu, ovalamanın cildi tahriş ederek sivilce dahil birçok soruna neden olabileceğini söylüyor.

Yeterli ve kaliteli uyuyun

Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Ayten Ferahbaş Kesikoğlu, yeterli ve kaliteli uykunun cilt sağlığı üzerinde de büyük önemi olduğunu vurgulayarak şöyle konuşuyor: “Günlük ortalama 6- 8 saat uyumak gerekir. Uykunun en önemli saatlerinin 23.00- 04.00 arasında olduğu yapılan araştırmalarda gösterilmiştir. Büyüme hormonu uykuda salgılanır. Düzenli uyumadığımız zaman cildin kendini onarma ve yenileme süreci azalır. Az uyuyan kişilerde vücutta steroid yani kortizon salınımı artar, kortizon artışı vücutta stresi tetikler, kolajen yapısını bozar. Uykusuzluk gözaltı torbalanması, şişliğin artması, gözaltında morlukların oluşması, cilt tonunda bozulma, cildin canlı ve parlak görüntüsünü kaybetmeye neden olur.”

Stresi yönetmeyi öğrenin

Kış aylarında havaların erken kararması ve güneşin iyice azalması nedeniyle ruhsal açıdan daha karamsar olunabilirken, stresi yönetmek de zorlaşabiliyor. Prof. Dr. Ayten Ferahbaş Kesikoğlu, stresi yönetmenin sağlıklı yollarını bulmak gerektiğini çünkü stresin akne, egzama, sedef hastalığı, yağlı egzama ve gül hastalığı gibi bir çok cilt hastalığını tetikleyebildiğini söylüyor.

Cildinizi mutlaka nemlendirin

Cilt tipinizi yağlı, kuru, normal, karma ya da hassas mı olduğunu mutlaka öğrenin ve cildinizin ihtiyaçlarına uygun cilt bakım ürünleri kullanmayı ihmal etmeyin. “Cildinizin ihtiyaçları için formüle edilmiş ürünleri kullanarak, hem cildinizin yıpranmasını azaltabilir hem de sağlıklı görünmesine katkı sağlayabilirsiniz” diyen Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Ayten Ferahbaş Kesikoğlu sözlerine şöyle devam ediyor: “Nemi cilde hapsetmenin en etkili yolu ise bölgeye uygun bir nemlendiriciyi, yıkadıktan hemen sonra ve düzenli olarak uygulamaktır. Kış aylarında kullanacağınız nemlendiricilerin yaz aylarında kullandıklarınıza nazaran daha yağ bazlı (merhem yapısında) olmasında fayda var. Böylelikle nemlendirici cilt yüzeyinde koruyucu bir tabaka oluşturabiliyor ve nem kaybını engelleyebiliyor.”

Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Ayten Ferahbaş Kesikoğlu

Ellerinize ve dudaklarınıza özen gösterin

Ellerimizi gün içerisinde sık sık yıkamamız gerektiği için hem kuruluk ve yaşlanmayı hem de gelişebilecek el egzamalarını önlemek amacıyla her yıkamanın ardından yağlandırıcı ürünlerle nemlendirilmesinin önemli olduğunu kaydeden Prof. Dr. Ayten Ferahbaş Kesikoğlu “Ellerimizi günde 5-6 kez yağlandırıcı ürünlerle nemlendirmek, ev işlerini egzama eldiveni ile yapmak gerekir. Dudaklarda da kuruluk ve çatlamanın önüne geçebilmek için yüzünüzü yıkadıktan sonra ve yatmadan önce dudaklarınıza uygun dudak nemlendirici veya vazelin sürebilirsiniz” diyor.

Sigaradan uzak durun

Yapılan bilimsel çalışmaların, sigaranın cilt sağlığına da büyük zararları olduğunu tartışmasız şekilde kanıtladığını vurgulayan Prof. Dr. Ayten Ferahbaş Kesikoğlu, sigara kullanımının cildin hızlı yaşlanmasında da önemli bir etken olduğunu, ayrıca sigara içenlerde yaraların iyileşmesinin de uzun sürdüğünü söylüyor.

Kış aylarına uygun giysiler giyin

Prof. Dr. Ayten Ferahbaş Kesikoğlu “Kış aylarında cildi rüzgar, yağmur ve kardan korumak, eldiven, atkı veya şal kullanmak, saçları da bere ya da şapka ile korumak gerekiyor. Kışın naylon, sentetik, polyester veya yünlü giysiler yerine cildin kurumasını ve kaşınmasını önleyen pamuklu ya da pazen giysiler kullanın. Aynı nedenden dolayı dar giysiler yerine bol giysiler tercih etmenizde de yarar var” diye konuşuyor.