Yazılar

Aşırı sıcaklar beyin damarlarını tıkayabiliyor!

Aşırı sıcaklar beyin damarlarını tıkayabiliyor!

Yazın kavurucu sıcakları tüm hızıyla sürerken özellikle kronik hastalığı olanlar, hamileler, yaşlılar ve çocukların mümkün olduğunca evden çıkmamaları konusunda uzmanların uyarıları devam ediyor. Aşırı sıcakların en çok etkilediği organlardan biri de beynimiz. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Gökhan Akdemir, vücudumuzdaki tüm fonksiyonları kontrol eden hayati organımız olan beynimizin yüzde 80’inin sudan oluştuğunu belirterek “Sıcaklığın artması ile birlikte ölüm oranlarında artış görülmektedir. Dünyamızın ısınması ile ilgili insan bedeni gerekli uyumu sağlayamazsa 2030-2070 yılları arasında sıcaktan ölümlerin 3 kat artacağı tahmin edilmektedir” diyor. Aşırı sıcakların beynimize birçok olumsuz etkisi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Gökhan Akdemir, bu olumsuz etkileri ve alınması gereken önlemleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Aşırı sıcaklarda birçok kişi ‘beynime güneş geçti’, ‘sıcak çarptı’, ‘başım çok ağrıyor’ şeklinde yakınmalarla hastanelerin acil servislerine başvuruyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Gökhan Akdemir, özellikle güneş çarpması nedeniyle bilinç bulanıklığı ve sara nöbeti geçirebildiğini hatta beyin fonksiyonlarında ciddi bozulma nedeniyle komaya girebildiğini belirterek “Yazın aşırı sıcaklarıyla mücadele ettiğimiz bugünlerde özellikle kronik solunum yolları hastalığı olanlarda artış, kalp hastalıkları, inme ve felçler, erken doğum, depresyon ve anksiyete gibi psikiyatrik hastalıklarda artış, öğrenmede ve verimlilikte düşüş, hafızada zayıflama, çevre ve su kirliliği nedeniyle enfeksiyon hastalıklarında hızlı artış beklenmektedir” diyor.

Acıbadem Bakırköy Hastanesi

Prof. Dr. Gökhan Akdemir

Yılda 500 bin kişi sıcaktan hayatını kaybediyor!

  1. yüzyılda dünyada genel olarak ısı artacağı için bu konudaki araştırmaların giderek çoğaldığını söyleyen Prof. Dr. Akdemir şöyle konuşuyor: “Araştırmacılar dünyanın ısınmasının canlıları nasıl etkileyeceğine yönelik çalışmalarını devam ettirmekteler. Birleşmiş Milletler Örgütü’nün çevre ve iklim değişiklikliğiyle ilgili yaptığı panelde de; 1850-1900 yılları arasındaki sıcaklık ortalamasına göre 21. yüzyılın sonuna doğru 2.4-4.4 santigrat derece artış olabileceğini öngörmektedirler. Sıcaklığın artması ile birlikte ölüm oranlarında artış görülmektedir. ABD’de her yıl yaklaşık 500 bin ölüm artan sıcaklıkla ilişkili bulunmuştur. Dünyamızın ısınması ile ilgili insan bedeni gerekli uyumu sağlayamaz ise 2030-2070 yılları arasında sıcaktan ölümlerin 3 kat artacağı tahmin edilmektedir.”

Beyin damarlarını tıkayabiliyor!

Hava sıcaklığındaki her 1 santigrat derece artışlarda kalp-damar hastalıklarında yüzde 10’un üzerinde artış görüldüğünü, bu oranın özellikle 65 yaşından büyüklerde çok daha fazla olduğunu belirten Prof. Dr. Gökhan Akdemir, kandaki yoğunlaşma sonucu pıhtılaşan faktörlerin artmasının kalp damarlarının yanı sıra beyin damarlarında da tıkanmalara neden olduğunu söylüyor. “Sıcaklıkla birlikte derimizin soğutma mekanizmaları devreye giriyor, metabolizma artışı ile birlikte deride kan akımını artırarak ısıyı dışarı vermek için terleme artıyor, su ve elektrolit kaybı oluyor. Sıcaklığa bağlı dehidratasyon (su kaybı) sonucu kanda yoğunlaşma, pıhtılaşmada artış, sempatik sinir sisteminde aktivite artışı ve inflamatuar faktörlerde artış gözleniyor. Elektrolit bozuklukları kalp ritim bozukluklarına neden oluyor” diyen Prof. Dr. Akdemir sözlerine şöyle devam ediyor: “İnme veya felç dünyadaki ölüm nedenleri arasında üçüncü sırada yer almaktadır. 2 milyon insan üzerinde yapılan araştırmada her 1 santigrat derece artışlarda inme veya felç oranı yüzde 1.13, ölüm oranı ise yüzde 1.5 oranında artış göstermiştir.”

Acıbadem Bakırköy Hastanesi

Beynimiz vücudumuzdan daha sıcak!

Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Gökhan Akdemir, Brain Dergisi’nde 2022 yılında yayınlanan çalışmaya göre beynimizin vücudumuzdan daha sıcak olduğunu belirterek “Ağızdan ölçülen sıcaklık 37 santigrat dereceden az iken, ortalama beyin sıcaklığı 38.5 santigrat derece, daha derin bazı özel bölgelerde 40 santigrat dereceyi bulabiliyor. Öğleden sonra 1 santigrat derece artar iken, gece yarısı en düşük seviyesine iniyor. Kadınların beyni erkeklerden 0.4 santigrat derece daha sıcak bulunmuş” diyor.

Aşırı sıcaklardan beynimizi korumanın 5 püf noktası!

Prof. Dr. Gökhan Akdemir aşırı sıcaklardan beynimizi korumanın yollarını şöyle sıralıyor;

  1. Öncelikle sıcak havalarda zorunlu olmadıkça dışarı çıkmayın
  2. Bol miktarda su tüketin
  3. Açık havada çalışıyorsanız ya da sporcuysanız mümkünse çalışma saatlerini yeniden düzenleyin
  4. Açık renk giysi giyinin
  5. Şapka takmadan dışarı çıkmayın.

Ülkemizde her 4 kişiden biri uykusuz!

Ülkemizde her 4 kişiden biri uykusuz!

Sağlıklı bir yaşamın yanı sıra günlük işlevlerimizi yerine getirebilmemiz için kaliteli ve yeterli süre uyumamız, nefes almak gibi vazgeçilmez bir ihtiyaç. Uyku bedensel dinlenmeyi, en önemlisi zihinsel fonksiyonların yenilenmesini sağlıyor. Dolayısıyla uykusuz kaldığımızda önemli sağlık problemlerinin yanı sıra unutkanlıktan dikkat eksikliğine, yorgunluktan algıda sorun yaşamaya, sinirli ve depresif hissetmekten vücudun zorluklar karşısında reaksiyon süresinin yavaşlamasına kadar, günlük işlerimizi olumsuz etkileyen pek çok sorun gelişebiliyor! Kaliforniya Üniversitesi’nde yapılan ve Plos Biolog adlı dergide Ağustos 2022’de yayımlanan bir araştırma, uykusuzluğun yol açtığı bir başka sorunu daha ortaya koydu; daha az yardımsever olmak! Peki insanlar geceleri uykusuz kaldıklarında neden daha az yardımsever oluyorlar? Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Gökhan Akdemir, “İnsanlar iyi beslenmiş, güvenli bir yerde uyumuş ve dinlenmişler ise günlük hayatta ortaya çıkan zorluklar karşısında kendilerini güçlü hisseder ve üstesinden geleceklerini düşünürler. Gece iyi uyuyamamışlar ise dinlenememişlerdir. Kaygıları yüksektir, kendileri ile ailelerini korumada zorlanacaklarını düşünürler ve strese girerler” diyor. Prof. Dr. Gökhan Akdemir, bu stresin vücutta önemli değişikliklere neden olduğuna dikkat çekerek, “Örneğin, stres hormonu olarak bilinen kortizol hormonu, hipotolamus, hipofiz ile böbrek üstü bezlerinin ortak katkısıyla salgılanıyor. Stres altında kaldığımızda bu hormon daha çok artıyor. Artan kortizol hormonu sempatik sistemini baskın hale getiriyor. Sempatik sistem, tehlikede iken veya yetersiz kaldığımız anlarda, eğer uykusuz isek düşünmemiz, karar vermemiz ve yaşamdaki zorlukların üstesinden gelebilmemiz için kendimizi daha çok korumaya alacak şeklindeki davranışlara yol açıyor. Dolayısıyla insanlar kendilerini koruma altına almak için bencilleşiyor ve yardım etmekten kaçınıyorlar” bilgisini veriyor.

Prof. Dr. Gökhan AkdemirÜlkemizde her 4 kişiden biri uykusuz!

Uykusuzluk sorununun görülme oranı; yaşa, eğitim düzeyine ve ekonomik gelirlere göre değişiklik gösteriyor. Dünyada her 10 kişiden 2’si geceleri uykusuzluk sorunu yaşarken, yine her 10 kişiden 5’i de ayda en az 1-2 kez uykusuzluk çekiyor. Genel olarak uykusuzluk oranı yüzde 30 civarında iken ülkemizde bu rakam yüzde 38’e yükseliyor. Bir başka deyişle, ülkemizde her 10 kişiden 4’ü uykusuzluk problemiyle mücadele ediyor.

Uykusuzluk beyni tehdit ediyor

Erişkin bir kişinin günde ortalama 7-8 saat uyuduğunu düşünürsek, ömrümüzün üçte biri uykuda geçiyor demektir. Hayatımızın önemli bir bölümünü kapsayan uyku, beyin sağlığımız üzerinde kilit bir role sahip. Vücudumuzun diğer bölgelerindeki hücrelerde olduğu gibi beynimizdeki nöronlar da glia olarak adlandırılan hücreler tarafından destekleniyor. Gündüz saatlerinde çalışırken beynimizdeki sinirlerin çalışması sırasında beta albümin ve tau gibi birçok atık maddeler ortaya çıkıyor. Bu atıklar uyku sırasında glia hücreleri tarafından beyinden temizlenerek uzaklaştırılıyor, böylelikle iyi bir uykudan sonra uyandığımızda beynimiz yeni bir güne temizlenmiş olarak hazır oluyor. Uykusuz kaldığımızda ise glia hücreleri görevlerini yerine getiremedikleri için beynimizdeki atık maddeler beynimizden uzaklaştırılamıyor. Bunun sonucunda da sinir hücrelerimizin çalışmasında yavaşlaması, unutkanlık, karar vermede zorluklar gelişiyor.

Uykusuzluk yardımseverliği önlüyor

Kalifornia Üniversitesi’nde gerçekleştirilen çalışma 3 tip uykusuzluk grubu üzerinde yapılmış. Prof. Dr. Gökhan Akdemir, uykusuzluğun yardımseverlik üzerine nasıl etki ettiğini gösteren çalışmayı şöyle özetliyor:

Bir gün az uyuyanlar: İlk çalışma, 24 saat içinde 7 saatten az uyuyan 18-26 yaş grubundaki 24 genç üzerinde yapılmış. Araştırmada gençlerin ‘yardımda bulunma’ davranışlarıyla ilgili anket gerçekleştirilmiş. Ayrıca fonksiyonel magnetik rezonans (MR) görüntüleme ile sosyalleşme ve yardım etme davranışlarında görev alan beynin orta prefrontal korteks (alın kısmı) ve üst temporal sulkus (şakak kısmı) gibi bazı bölgelerinde beyin aktiviteleri ölçülmüş. Yapılan fonksiyonel MR çalışmalarında; uykusuz kalındığında beynin ‘sosyalleşme ve yardım etme’ davranış bölgelerinin aktivitelerinde yüzde 78 gibi yüksek bir oranda azalma görülmüş. Bilim insanları ‘yardım etmeyi’ de yakınlarına ve yabancılara yardım olarak iki gruba ayırmış. Araştırmada; yabancılara daha az yardım ettikleri belirlenmiş. Bunun nedeni olarak, insanların uykusuz kaldıklarında önce kendilerini ve yakınlarını korumaya yönelik davranmaları gösterilmiş.

Pause Dergi

Dört gün az uyuyanlar: 171 kişi üzerinde gerçekleştirilen ikinci çalışmada; 4 gün az uyuyan kişilerin ‘yardım etme’ davranışlarına yine anket yapılarak bakılmış. Bu grupta da yardımseverlik konusunda belirgin azalma olduğu tespit edilmiş.

Saat uygulamasına göre az uyuyanlar: Üçüncü grupta ise ‘yaz saati uygulaması’ dikkate alınmış. Mart ayında yapılan değişikliklerde insanlar bir saat daha az uyurlarken, Kasım ayında ise bir saat fazla uyuyorlar. 2002-2016 yılları arasında 3 milyondan fazla hayırseverin bağışları analiz edilmiş. Mart ve Kasım aylarındaki bir saatlik değişimin bağışlar üzerine etkisine bakılmış. Yapılan çalışma sonucunda; grupların az uyuduklarında daha az, çok uyuduklarında ise daha çok bağış yaptıkları tespit edilmiş.

Hangi yaş grubu kaç saat uyumalı?

Çocuklarda uyku saati beynin gelişmesi ve temizliği için önem taşıyor, bu nedenle süre daha uzun oluyor. Erişkinlerde ise beyin gelişimini tamamladığı için uyku daha çok beynin temizlenmesi için gerekli oluyor. Bu nedenle uyku süresi azalıyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Gökhan Akdemir, uyku sürelerini yaş gruplarına göre şöyle sıralıyor:

1-2 yaş, günde 12-16 saat

3-5 yaş, günde 11-14 saat

6-12 yaş, günde 9-12 saat

13-18 yaş, günde 8-10 saat

Erişkinler: Günde en az 7 saat