Yazılar

Omuz çıkıkları yazın sık görülüyor!

Omuz çıkıkları yazın sık görülüyor!

Yaz aylarıyla birlikte seyahat sezonu tüm hızıyla devam ediyor. Ancak özellikle de tatil heyecanı ve yaz aktivitelerine kendimizi kaptırıp bazı risklere kolayca davetiye çıkarabiliyoruz. Bunlardan biri de omuz çıkıkları! Zira, seyahate çıkmak için hazırladığınız valizinizi tek elle kaldırmak ya da aşırı sıcaklardan kendinizi serin sulara bırakmanın mutluluğuyla var gücünüzle attığınız bir kulaç omzunuzda ani çıkığa yol açabilir! Acıbadem Fulya Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Kerem Bilsel yaz aylarıyla birlikte omuz çıkığı sorunlarıyla sık karşılaştıklarını belirterek, 20 yaşından önce olan çıkıkların tekrarlama riskinin de yüzde 80’in üzerine çıkabildiğini söylüyor. Prof. Dr. Kerem Bilsel, omuz çıkıklarına yol açan etkenleri ve omuz çıkığının neden acil müdahale gerektirdiğini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Basket topunu potaya atarken yaşadığınız heyecanın tam ortasında… Plaj voleybolunda kumların üzerinde topa karşılık vermek için hamle yaptığınızda… Aşırı sıcaklardan bunalıp serin sularda hızla kulaç atarken… Tatil için valizinizi hazırlayıp heyecanla tek elinizle yukarı kaldırdığınızda ya da sırt çantanızı doldurup seyahat için sırtınıza yüklediğinizde! Acıbadem Fulya Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Kerem Bilsel bu ve benzeri yanlış davranışların, vücudumuzun hareketli bölgesi omuzumuzun aniden çıkmasına yol açabildiğini vurgularken, özellikle çıkık vakalarının sayısının yaz ayları ile birlikte artış gösterdiğini söylüyor. Son derece dinamik bir yapıya sahip olan ve günlük yaşantımızda en temel ihtiyaçlarımız için sağlıklı olmasına ihtiyaç duyduğumuz omuzlarımızın çok güçlü bir destekle korunmasına rağmen bazı zayıf noktaları olduğuna işaret eden Prof. Dr. Kerem Bilsel bu nedenle de vücudumuzun en sık çıkık gelişen eklemi olmaktan kurtulamadığını vurguluyor. Omuz eklemine uygulanan bu travmatik yüklenmelerin omuz anatomisini oluşturan önemli yapılarda hasar yaratabildiğini vurgulayan Prof. Dr. Bilsel sözlerine şöyle devam ediyor: “Aşırı baş üstü zorlamalarında omzumuzu yerinde tutan yuvanın etrafını çevreleyen labrum yapılarında yırtılmalar ve sonrasında güvensizlik ve eklemde çıkıklar yaşanabiliyor. Omuzumuza günlük aktiviteler sırasında da aşırı yüklemeler yapabiliyoruz. Buna en klasik örneklerden bir tanesi, yaz aylarında da çok başımıza gelebilecek seyahatler sırasında ağır valizlerin tek el ile kaldırılıp yükseğe konulması sırasında omuzda labrum ve tendon yırtıkları ile karşılaşılabilmektedir.”

Prof. Dr. Kerem Bilsel

Prof. Dr. Kerem Bilsel

Özellikle 12-40 yaş arası erkeklerde sık görülüyor!

Omuz çıkığının görülme sıklığının genel nüfusta yüzde 1.7 olduğunu, özellikle gençlerde ve genç erişkin erkeklerde daha sık görüldüğünü belirten Prof. Dr. Kerem Bilsel “12-40 yaş arasında omuz çıkığı ile çok daha fazla karşılaşıyoruz. 20 yaşından önce olan omuz çıkıklarının tekrarlama riski de yüzde 80’in üzerine çıkabiliyor. Yaz aylarıyla birlikte dışarıda fiziksel aktivitelerin artması ve yapılan sporlarla alakalı olarak sıklık artabilmekte, baş üstü ve kolları, omuzları zorlayıcı hamlelerde omuz çıkığı gelişebilmektedir. Özellikle su topu, tenis, beyzbol, hentbol, voleybol, basketbol gibi sporların amatör kişilerce de oynanması ve aşırı sıcakların bunaltmışlığından serin sulara dalmanın çoşkusuyla atılan kulaçların şiddetinde ölçünün kaçırılması yaz mevsiminde omuz çıkığıyla başvuran hastaların sayısında artışa neden oluyor” diyor. Vücudumuzda en hareketli ve en sık çıkan bu eklemimiz kişinin tüm yaşantısını olumsuz etkileyecek kadar kritik önem taşımasına rağmen gereken özeni göstermediğimizi vurgulayan Prof. Dr. Bilsel “Omuz çıkığı olan ve omuzu çok sık çıkan insanlar günlük yaşam konforunun son derece olumsuz etkilenmeleri ve temel ihtiyaçlarını karşılayamaz hale gelmelerinin yanı sıra, bir süre sonra dengelerini yitirebiliyorlar” diyor.

 “Bu çıkık yer eder mi?!”

Günümüzde halk arasında “Bu çıkık yer eder mi?” sorusu hekimlere sıkça yöneltiliyor. Bu soruyu Prof. Dr. Bilsel şöyle yanıtlıyor: “Bu konuda literatürde yapılan çalışmalar ve tecrübeler bize, tekrar çıkıkla ilgili bazı risk faktörlerini tanımlamıştır. Bu faktörler arasında yaşın 20 ve altında olması, kontakt baş üstü sporla ilgilenilmesi, esnek yapılı olma (hipermobilite) ve radyolojisinde omuz ekleminde kemik kaybı en önemli parametreler olarak ele alınmalıdır. Bu faktörler eşliğinde tekrarlama riski öngörüsü yüksekse ameliyat seçeneği ön planda düşünülmelidir.”

Omuz çıkığında acil müdahale şart!

Omuz çıkığı esnasında ise bazı hatalı davranışlar nedeniyle tedavi çok daha zorlaşabiliyor. Omuz çıkığının acil müdahale gerektirdiğini, zaman kaybetmeden hastaneye başvurulmasının çok önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Kerem Bilsel “Hastane şartlarında tercihen anestezi veya sedasyon altında kapalı yerine oturtulması (redüksiyon) ilk aşama tedavi olarak yapılmalıdır. Sonrasında en az 10-15 gün arasında kol askısında istirahat ile takip edilir. İlk çıkıklarda özellikle sporcularda ve aktif genç erişkinlerde klinik ve radyolojik testlerle değerlendirilip tekrar çıkma riskini oluşturabilecek faktörler göz önünde bulundurulmalıdır” diyor. Omuz çıkığının tekrarlama riskinin yüksek olduğununun tespit edilmesi durumunda ameliyat gerekebildiğini belirten Prof. Dr. Bilsel şu bilgileri veriyor: “Ameliyat lezyonun büyüklüğüne ve kemik kaybı derecesine göre planlanmaktadır. Küçük kemik kaybı olan hastalarda kapalı (Artroskopik) yumuşak doku fiksasyonları uygun olurken lezyonu daha ciddi derecede olduğu durumlarda açık veya artroskopik kemik blok ameliyatları seçilmektedir. Uygun hastada, risk faktörlerini göz önünde bulundurarak en doğru cerrahi yöntem seçilmelidir.”

Omzunuzda ağrı ve sertlik varsa, dikkat!

Aniden ortaya çıkıyor, omuz ekleminde oluşturduğu sertlik ve şiddetli ağrının yanı sıra eklem hareketlerinde büyük ölçüde kayba neden oluyor. Genellikle tek omuzda başlasa da ilerleyen süreçte diğer omzu da etkileyebiliyor. Zamanla kişiyi omuzla ilgili hiçbir hareketi yapamaz hale getiren bu sendrom ‘donuk omuz’ olarak adlandırılıyor. Dolayısıyla saçlarınızı tarayamıyor, yemek yiyemiyor, giyinemiyor, hatta düğme iliklerken bile zorluk çekiyorsanız, omzunuz donmuş olabilir! Omuz kapsülünün enflamasyonu ve kalınlaşmasıyla karakterize olan donuk omuz sendromu genellikle omzunu az veya hatalı kullanan kişilerde veya özellikle kontrolsüz diyabete bağlı kan şekeri yüksekliği nedeniyle 40- 60 yaş arasındaki kadınlarda daha sık görülüyor. Tedavi edilmezse 1-3 yıl içinde çoğunlukla kendiliğinden geriliyor. Ancak yaşam konforunu ciddi şekilde bozduğu için tedavi elzem oluyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Kerem Bilsel, günümüzde çeşitli tedavi seçenekleriyle hastaların sağlıklı bir omuza kavuşabildiklerine dikkat çekerek, “Tedavi süreleri ve günlük aktivitelere tam anlamıyla dönüş her uygulama için farklılık gösterse de cerrahi veya cerrahi dışı seçeneklerle ortalama 3-4 ay içerisinde rahatlama ve geri dönüş sağlanabiliyor. Tedavide önemli olan ve sürdürülmesi gereken nokta, hareket arkının açılmasını sağlayan fizik tedavi ve rehabilitasyona düzenli bir şekilde devam etmektir” diyor.

Prof. Dr. Kerem Bilsel

Prof. Dr. Kerem Bilsel

Genellikle sebebi bilinmese de…

Donuk omuz sendromunun en sık idiopatik, yani sebebi belli olmayan tipi görülüyor. Ayrıca omuz çevresinde oluşan yaralanmalara ve kırık sonrasında yapılan ameliyata veya omzu uzun süre hareketsiz tutmaya bağlı olarak da gelişebiliyor. Özellikle diyabet veya tiroit hastalıkları olanlar, kan şekeri ve tiroit hormonlarındaki kontrolsüz değişikliklere bağlı olarak donuk omzun gelişmesinde daha fazla risk taşıyorlar.

Üç aşamadan oluşuyor: Donma, katılaşma, çözülme

Prof. Dr. Kerem Bilsel, donuk omuz sendromunun donma, katılaşma ve çözülme olmak üzere üç aşamadan oluştuğunu belirterek, bu süreci şöyle anlatıyor:

Donma/ Enflamasyon fazı: Donma ve enflamasyon fazı ağrının en şiddetli yaşandığı dönemi oluşturuyor ve genellikle  2. ile 9. aylar arasında  görülüyor. Omuzda oluşan ağrı hareket ve omzu zorlamayla daha da şiddetleniyor, hastayı geceleri de uyutmayacak boyutlara ulaşabiliyor.

Katılaşma fazı: Hastalığın 4. – 9. ayları arasında daha çok görülüyor. Hareket kısıtlılığının gittikçe arttığı, günlük basit aktivitelerin (giyinme, soyunma, yemek yeme ve saçları tarama gibi) zor yapıldığı dönemi oluşturuyor.

Çözülme fazı: Hareketlerin açılmaya başladığı çözülme fazı, sendromun 5. ila 26. aylarına denk gelen aralıkta görülüyor. Hastanın rahatladığı ve iyileşme gösterdiği dönemi ifade ediyor.

Acıbadem Fulya Hastanesi

Fizik tedaviyle başarılı sonuçlar alınıyor

Donuk omuz tedavisinde hedef, hastanın ağrısını dindirmek ve günlük aktivitelerini rahat bir şekilde yapabilmesi için eklemlerin hareket açıklığına ulaşmasını sağlamak. Üç basamaktan oluşan tedaviye genellikle ilaçlar eşliğinde uygulanan fizik tedavi yöntemiyle başlanıyor ve sorun hastaların çoğunda cerrahi işleme gerek kalmadan gideriliyor. Prof. Dr. Kerem Bilsel, ilk basamak tedavisinin yeterli olmadığı durumlarda ayaktan tedavi seçenekleri olan 2. basamağa geçildiğini belirterek, “İlk seçenek, omuz eklem kapsülünün içine enflamasyonu engelleyici lokal kortizon enjeksiyon yapılması, ardından fizyoterapist eşliğinde kapsülü geren ve hareket açıklığı kazandıran fizyoterapi yönteminden oluşuyor. İkinci seçenek ultrason eşliğinde, lokal anesteziyle omuz bölgesinin ana siniri olan supraskapular sinirine lokal blokajı yapılarak, omuz eklemine hareket kazandırmaya çalışmaktır. Uygun dozajda ve sürede oral sistemik kortikosteroid tedavisi ile hastayı fizyoterapi eşliğinde takip etmek ise 3. seçeneği oluşturuyor” diyor.

Nadiren ameliyat gerekebiliyor           

Donuk omuzda, ilk 8-10 ay içinde tedaviye yanıt alınamadığı durumda 3. basamak tedaviye geçiliyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Kerem Bilsel, ameliyathane koşullarında ve genel ya da bölgesel anestezi altında uygulanan bazı tedavileri şöyle özetliyor: “Örneğin, genel anestezi altında, artroskopik, yani kapalı cerrahi yöntemiyle omuz kapsülü radyofrekans yönteminden destek alınarak çepeçevre gevşetilebiliyor. Bu esnada, anestezi uzmanları tarafından hastaya, ameliyat sonrasında 2-3 gün kalacak olan omuz sinir blokajı ve kateteri uygulanabiliyor. Bu sayede, hasta ameliyatın ardından, kateterden yapılacak olan lokal anesteziyle erken hareket imkanı sağlayan egzersizlere başlatılabiliyor. Hasta 2-3 gün içinde taburcu olduktan sonra fizyoterapi merkezine yönlendiriliyor” Tedavinin 3. basamağındaki  başka bir seçenek ise ameliyathane koşullarında ve yine bölgesel veya genel anestezi altında, cerrahi  işlem yapmadan hastanın kolunu kapalı manipülasyonlar ile kontrollü bir şekilde açmak.