Yazılar

Hafızayı güçlendirmenin 10 etkili yolu!

Hafızayı güçlendirmenin 10 etkili yolu!

Gözündeki gözlüğü arayanlar mı? Elinde çay bardağıyla garsona ‘çayım gelmedi’ diye seslenenler mi?! Telefonun ucunda beklerken kimi aradığını unutanlar mı? Pek çoğumuzun dost sohbetlerinde gülerek paylaştığı unutkanlık anıları çoğunlukla masum olsa da, ciddi bir sağlık sorununa da işaret edebiliyor! Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Başkanı ve Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Aksu “Unutkanlık hem sosyal yaşamı hem de iş yaşamını etkileyen önemli bir faktördür. Her unutkanlık bir hastalık değildir. Beynimizde bilgi işleme sürecinde, normal kabul edilen unutmalar olabilir. Ama aynı zamanda unutkanlığın bazı hastalıklar için de erken bir belirti olabileceği akılda tutulmalıdır” diyor. Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Aksu, modern çağın yaygın sorunu unutkanlık hakkında bilinmesi gereken 6 önemli noktayı anlattı, hafızayı güçlendirmenin 10 etkili yolunu sıraladı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Prof. Dr. Murat Aksu

Bu faktörler unutkanlığa yol açabiliyor

Yapılan bilimsel çalışmalar, yoğun ve stresli ortamda çalışmanın bilgi işleme sürecini olumsuz olarak etkilediğini ve unutkanlığa neden olabildiğini gösteriyor. Yaşam koşullarındaki olumsuzluklar, hareketsizlik, sağlıksız beslenme alışkanlıkları, aşırı kilo, sigara ve alkol tüketimi ile yetersiz ve kalitesiz uyku da unutkanlığı artıran önemli nedenler arasında yer alır.

Unutkanlıkta tehlike sinyalleri!

Bazı unutkanlıklar masum değildir. Örneğin; evin yolunu bulamamak, çok yakın arkadaşının adını sık sık unutmak, kaybolma sorunu yaşamak, günlük bakım işlerini unutmak gibi sorunlar tehlikeye işaret ediyor demektir. Bazı günlük eylemleri yapmakta zorlanma; sık ve rutin yapılan işleri yapmakta güçlük, iş yerinde önceden kolaylıkla yerine getirilen işlevleri yapamama, önemsenmesi gereken durumlardır. Böyle bir durumla karşılaşıldığında mutlaka tıbbi değerlendirme yapılması gerekir. Çünkü her unutkanlık tedavi edilemeyen bir hastalığın göstergesi değildir. Yeter ki bu durumun tanısı doğru bir şekilde konulsun ve kalıcı hasar oluşmadan tedaviye başlanılsın.

Her unutkanlık Alzheimere işaret etmez

Bütün unutkanlıklar Alzheimer’e işaret etmez. Unutkanlık bir yakınmadır ve belirtidir. Dolayısıyla ilk belirlenecek olan ‘unutkanlık’ belirtisinin bir hastalık olup olmadığının belirlenmesidir. Eğer unutkanlık bir hastalık belirtisi olarak belirlenir ise, ikinci yapılacak şey, bunun ne tür bir hastalığa bağlı olarak ortaya çıktığını belirlemektir. Sonraki adımda ise tedavi planlamasının yapılması gerekir. Burada hastalığın ilerlemesinin engellenmesi, eğer olanaklı ise hastalığın tedavi edilmesi, mevcut kapasitenin en iyi şekilde kullanılmasını sağlayacak rehabilitasyon programları ve aile ile bakım yapacak kişilerin eğitimi, yine aileye sosyal ve tıbbi destek, oluşturulması gereken tedavi planlamasıdır. Unutkanlık çok sayıda başka hastalığa da bağlı olabilir.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Bu hastalıklar unutkanlığa yol açabiliyor!

Unutkanlık; Alzheimer hastalığı dışında, damar tıkanmalarında, tiroit bozukluklarında, B12 vitamini, folik asit gibi bazı vitaminlerin veya maddelerin eksikliklerinde, kalp hastalığı, karaciğer hastalığı, böbrek hastalığı gibi başka organların hastalıklarının beyni etkilemesi durumunda ve Parkinson hastalığı gibi santral sinir sisteminin diğer hastalıklarında da görülür. Bunların dışında genetik veya santral sinir sisteminin yıkımına yol açan bazı nadir hastalıklarda da unutkanlık hastalığın erken belirtilerinden biri olarak görülebilir. Bu nedenle unutkanlığın bir hastalık belirtisi olduğu saptanırsa, çok ayrıntılı bir nörolojik değerlendirme yapmak gerekir.

Beslenme tarzı beyni doğrudan etkiliyor

Aslında bir tek unutkanlık için değil, beynin genel olarak sağlıklı olması için bazı beslenme önerileri önemlidir. Örneğin; diyette tuzun kısıtlanması, damar sertliğine yol açacak gıdalardan kaçınılması, alkol ve tütün kullanılmaması, özellikle B vitaminleri, demir, magnezyum olmak üzere beynimiz için gerekli elementlerin yeterli miktarda alınması vb. sinir sistemimizin sağlıklı olması için uygun beslenme önerileridir.

Sık sık unutmaktan yakınıyorsanız!

Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Aksu “Bellek beynin çok önemli bir işlevidir ve değişik beyin bölgelerinin koordine çalışması ile oluşur. Unutkanlık ise; bellekte bulunan bilgilerin bir şekilde yok olması sürecidir. Kişiye rahatsızlık veren unutkanlıklar sık sık tekrarlanıyorsa bu kişilere mutlaka bir nörolojik değerlendirme yaptırmalarını öneririm. Bu soruya, tıbbi değerlendirme dışında bir öneri ile yanıt vermek, tıbbi süreçlerde olumsuzluğa yol açabilir ve bazı tanıların konulmasını geciktirebilir” diyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Hafızayı güçlendirmenin 10 etkili yolu

“Beslenme ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi sağlıklı bir beyin için ön şarttır” diyen Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Aksu, hafızayı güçlendirmenin 10 etkili yolunu şöyle sıraladı:

  • Sağlıklı ve dengeli beslenmek,
  • Sigara ve tütün ürünlerinden kaçınmak
  • Alkolden uzak durmak
  • Egzersizi günlük yaşam alışkanlıkları arasına katmak,
  • Yeterli miktarda ve kaliteli uyumak,
  • Satranç oynamak, bulmaca çözmek, farklı bir dil öğrenmeye çalışmak
  • Alışılagelmiş rutin alışkanlıklardan sıyrılıp, bazı küçük değişikliklerle beyni şaşırtmak (örneğin; işe farklı yoldan gitmek, diş fırçasını diğer elle tutarak dişleri fırçalamak, saçı diğer elle taramak vb),
  • Stresi yönetmeyi öğrenmek,
  • Derin ve doğru nefes alıp vermek,
  • Sağlıklı diyetle aşırı kilolardan kurtulmak.

Demir eksikliği bacakları ‘huzursuz’ ediyor

Demir eksikliği bacakları ‘huzursuzediyor

Akşam saatlerinde otururken veya yatağa uzandığımda, yani istirahat halindeyken başlıyor bacaklarımdaki yanma, batma, kimi zamansa karıncalanma gibi rahatsız edici his… Rahatlamak için bacaklarımı sürekli hareket ettirme ihtiyacı hissediyorum… Bu sorunlarım geceleri öyle şiddetleniyor ki uyumak ne mümkün! Yataktan çıkıp evin içinde hareket edince yakınmalarım azalsa da, yatağa girince tüm şiddetiyle devam ediyor… Çoğu geceler uykuya ancak sabaha karşı yakınmalarım dinince dalabiliyorum… Uykusuz gecelerin faturası ise ağır oluyor; sabahları yorgun uyanıyorum, gündüzleri de aşırı uykulu olduğum için aile, iş ve sosyal hayatımda ciddi problemler yaşıyorum! Siz de bacaklarınızda özellikle geceleri şiddetlenen bu tür sorunlardan yakınıyorsanız, dikkat! Geceleri uykusuz kalmanızın nedeni “Huzursuz Bacaklar Sendromu” olabilir!

Pause Sağlık, Pause Dergi

Prof. Dr. Murat Aksu

Ülkemizde 3 milyon kişinin sorunu!

Huzursuz Bacaklar Sendromu (HBS); özellikle akşam saatlerinde ve hareketsiz kalındığında bacakları hareket ettirme isteği ve buna eşlik eden ağrı, batma, karıncalanma ve yanma gibi belirtilerle kendini belli eden bir tablo. Ülkemizde her 100 kişiden 4’ü Huzursuz Bacaklar Sendromu tanısı alıyor. Bir başka deyişle, ülkemizde ortalama 3 milyon kişi bu sendromla mücadele ediyor. Her yaş grubunda görülmekle birlikte, yaş ilerledikçe risk artıyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Aksu, uykuda hareket bozukluğu olan Huzursuz Bacaklar Sendromu’nda erken tanı ve tedavinin çok önemli olduğunu belirterek, “Yaşam alışkanlıklarında yapılacak olan düzenlemeler ve ilaç dışı yöntemlerle birlikte ihtiyaç halinde başvurulan ilaç tedavisi, bu sendromun hafiflemesini, hatta tümüyle ortadan kalkmasını sağlayabiliyor” diyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Bu belirtilerden biri bile varsa…

Huzursuz Bacaklar Sendromu genellikle akşamları başlayıp, şiddetini geceleri artırsa da, uzun süren seyahatler veya toplantılar nedeniyle bacaklarımızı uzun süre hareket ettiremediğimiz durumlarda gündüzleri de gelişebiliyor. Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Aksu, bu sendromun belirtilerini şöyle sıralıyor:

  • Bacaklarda yanma, batma, karıncalanma ve ağrı gibi rahatsız edici bir hissin gelişmesi
  • Rahatsız edici his nedeniyle bacakları hareket ettirme isteği
  • Yakınmaların akşam saatlerinde başlaması veya şiddetlenmesi. Gece yatıldığında en şiddetli halini alması
  • Yanma, batma, karıncalanma ve ağrının bazen bacaklara ek olarak vücudun diğer bölgelerinde de (kollar, gövde, karın, genetik bölgeler gibi) oluşması
  • Hareketsiz kalındığında sorunların daha da artması
  • Hareket edildiğinde, en azından hareket sırasında şikayetlerin azalması
  • Bacaklarda gelişen sorunların sabahları azalması veya kaybolması

Pause Sağlık, Pause Dergi

Demir eksikliği bacakları ‘huzursuzediyor

Huzursuz Bacaklar Sendromu’nun oluşum mekanizması tam bilinmemekle birlikte, beyin sapı ve omurilikteki dopaminerjik sinir yolaklarındaki işlevsel bozukluktan kaynaklandığı düşünülüyor. Genetik yatkınlık bu sendromda büyük önem taşıyor. Öyle ki Huzursuz Bacaklar Sendromu tanısı alan her 2 kişiden birinde aile öyküsü bulunuyor. Prof. Dr. Murat Aksu demir eksikliğinin de Huzursuz Bacaklar Sendromu’na en sık yol açan etkenlerden biri olduğuna işaret ederek, “Ayrıca magnezyum veya folik asitliği, hamilelik, diyabet, parkinson hastalığı, romatoit artrit, ileri evre böbrek yetmezliği ve bazı ilaçlar da risk faktörleri arasında yer alıyor” diyor.

Tanı için en iyi yöntem hasta öyküsü

Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Aksu, Huzursuz Bacaklar Sendromu’nda tanı için en iyi yöntemin hastayı dinlemek olduğunu belirterek, “İyi bir öykü ve nörolojik muayene tanı için yeterli oluyor. Ancak bazı durumlarda tanı koymak için uyku testi yapmak gerekebiliyor” diyor. Tanı konulduktan sonra hastalığın nedenini belirlemek için kan testleri, ihtiyaç halinde EMG (Elektromiyografi) yöntemine başvurulabiliyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Sigara, alkol ve kafeinden uzak durun

Tedavide ilk hedef, hastanın uyku ve yaşam kalitesini artırmak oluyor. Eğer Huzursuz Bacaklar Sendromu’na neden olan tıbbi bir sorun yoksa önce yaşam alışkanlıklarında düzenlemelere ve ilaç dışı yöntemlere başvuruluyor. “Uyku hijyenini sağlamak ve tüketiliyorsa alkolü kısıtlamak, hastanın ilk olarak dikkat etmesi gereken kurallardır” diyen Prof. Dr. Murat Aksu, şöyle devam ediyor: “Uyumadan önce hafif veya orta dereceli germe egzersizleri yapılması, ılık-soğuk suyla duş alınması, öğle saatlerinden itibaren çay ile kahve gibi kafein içeren içeceklerin kısıtlanması, sigaranın bırakılması gibi yaşam alışkanlıklarında yapılan değişiklikler fayda sağlayabiliyor. Ayrıca masaj ve deri yüzeyine yakın sinirlerin elektriksel sinyallerle uyarılması gibi yöntemler de etkili olabiliyor.” Yapılan tetkiklerde demir eksikliği gibi tıbbi bir durum tespit edilmişse, bu sorunu tedavi etmek, sendromun ortadan kalkmasını sağlıyor. Yaşam alışkanlıklarında yapılan düzenlemeler ve ilaç dışı tedavilerden yeterli fayda sağlanamazsa, en son aşamada ilaç tedavisine başlanıyor. Günümüzde ilaç tedavisi ile hastalığın oluşturduğu belirtilerin ortadan kaldırılması, gecelerin rahat geçirilmesi sağlanabiliyor.

Uykusuz gecelerin sorumlusu 10 hatalı alışkanlık

Uykusuz gecelerin sorumlusu 10 hatalı alışkanlık

Covid-19 pandemisinde yaşadığımız sağlık sorunları, yakınlarımızın kaybı, iş ve sosyal hayatımızdaki yeni düzenlemeler; uyku kalitemizi bozuyor! En çok da ‘uykusuzluk’ sorunundan dert yanıyoruz. Hayat kalitemizi oldukça düşürebilen, daha da önemlisi sağlığımızı tehdit eden ‘uykusuzluk’ sorununda hatalı alışkanlıklarımız da ‘kilit rol’ oynuyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Aksu, pandemide yaptığımız  ve uyku sağlığımızı bozan en önemli hatamızın “uyku -uyanıklık ritmine dikkat etmemek’ olduğunu belirterek, “Evde bulunulan sürenin uzaması nedeniyle gece çok geç saatlere kadar uyumamak ve sabahları daha uzun süre yatakta kalmak uyku sağlığımızı etkileyen en önemli faktörlerdir. Sağlıksız ve yetersiz uyku bağışıklık sistemimizin zayıflamasına neden olurken, bazı hastalıkların iyileşme sürecinin hızını da yavaşlatıyor. Düzenli uyku ise sağlıklı gelecek demek. Bu nedenle uyku problemlerine karşı aldığımız önlemlere rağmen sorun devam ediyorsa, bir uzmana başvurmak sağlığımız için son derece önemli” diyor. Peki pandemide hangi hatalı alışkanlıklar uykumuzu sabote ediyor? Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Aksu, 19 Mart 2021 Dünya Uyku Günü kapsamında, bizi uykusuz bırakan 10 hatalı alışkanlığımızı anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.

Hata: Yatmadan önce ağır spor yapmak

Doğrusu: “Sanılanın aksine yatağa ne kadar yorgun girerseniz, uykuya dalmanız da o kadar güçleşiyor.” uyarısında bulunan Prof. Dr. Murat Aksu, “Uykuya kolay dalmanız için uyku zamanından 1-2 saat öncesinde tüm fiziksel aktiviteleri sonlandırmalısınız. Yatağa dinlenmiş olarak girmeniz, uykuya daha kolay dalmanızı sağlayacaktır.” diyor.

Hata: Gece geç saatlere kadar uyumamak

Doğrusu: Özellikle 23.00 – 05.00 saatleri arasında uyumak şart. Yapılan çalışmalara göre; bağışıklık sisteminin güçlenmesinde önemli bir role sahip olan melatonin hormonu özellikle bu saatlerde ve karanlıkta salgılanıyor. İdeal uyku süresi ise bireyden bireye farklılık göstermekle beraber, en az 6 saat uyumamız bağışıklık sistemimizi güçlendirmemiz için çok önemli.

Hata: Akşam üstü çay ve kahve içmek

Doğrusu: Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Aksu kafeinin uykuyu başlatan beyin hücrelerinde olumsuz etki oluşturup uykuya geçişi zorlaştırdığını vurgulayarak, “Kişiden kişiye değişmekle birlikte, kafeinin uyku bozan etkisi 6, hatta 8 saate kadar uzayabiliyor” diyor. Bu nedenle siyah çay, kahve ve kafein içeren diğer içeceklerin tüketimini öğleden sonradan itibaren bırakın. Ayrıca uykuya dalmayı kolaylaştırmadığı gibi, kalitesini de bozduğu için asla alkol tüketmeyin.”

Hata: Uykuya dalamadığımızda ısrarla yatakta kalmak

Doğrusu: “Uyku saatinizde yatakta 20 dakikadan fazla süre geçirmenize rağmen uyuyamadıysanız, kendinizi zorlamayın.” diyen Prof. Dr. Murat Aksu bunun nedenini şöyle anlatıyor: “Çünkü uyku için debelenmek tam aksine uykuya dalmayı zorlaştırıyor. Hatta uyku için ne kadar çok çaba sarf ederseniz, uykuya dalma süreniz de o kadar uzuyor. Uykusuzluk problemi yaşadığınızda yatak odanızdan çıkın; sakin bir odada, 30 dakika kadar sizi yormayan bir işle uğraşın, örneğin kitap okuyun. Ardından tekrar yatağınıza geri dönün.”

Hata: Yatma ve kalkma saatlerine dikkat etmemek

Doğrusu: Sağlıklı uykunun en önemli kurallarından biri, yatma ve kalkma saatlerini mümkün olduğunca sabit tutmak. Aslında burada en önemli faktör sabah kalkma saatinin sabit tutulması. Yani gece saat kaçta uyunursa uyunsun aynı saatte yataktan kalkmak, bizim uyku-uyanıklık ve sirkadyen ritmimizi belirleyen önemli etkeni oluşturuyor.

Hata: Yatak odasında gece lambası bulundurmak

Doğrusu: Melatonin, uykunun sürekliliğini sağlayan en önemli hormon. Beyindeki bir bezden salgılanan melatoninin salgılanmasını durduran en önemli faktör ise ‘ışık’. Yapılan araştırmalar sonucunda bugün biliniyor ki özellikle mavi dalga boyundaki ışık uyaranı melatonin salgılanımını anında durduruyor ve uykuyu bölüyor.

Hata: Yatakta cep telefonu, tablet ve bilgisayar kullanmak

Doğrusu: Tablet, bilgisayar ve televizyon ekranlarından yansıyan mavi ışığa maruz kalmak, uykuyu sabote eden en önemli faktörler arasında yer alıyor. Bunun nedeni ise mavi ışığın melatoninin salgılanmasını önlemesi. Ayrıca uyku için ayrılmış zaman ve mekanda uyku dışı eylemlerde bulunmak da uykuya geçişi zorlaştırıyor.

Hata: Gündüz şekerleme yapmak

Doğrusu: Prof. Dr. Murat Aksu erişkin insanda uykunun bir kez ve mümkünse gece gerçekleşmesi gerektiğine işaret ederek, “Bu durum insan genetik yapısında ve sirkadyen genlerimizde belirlenmiştir. Uyanık kaldığımız sürede santral sinir sisteminde artan adenozin maddesinin miktarı uykuyu başlatan önemli bir faktörü oluşturuyor Adenozin seviyesi uykunun başlamasıyla birlikte hızlı bir şekilde düşüyor. Bu nedenle gündüz kısa uyuklamalar nedeniyle düşen adenozin tekrar yüksek seviyelere ulaşmadan uyku başlayamıyor.”

Hata: Uyku öncesinde ağır beslenmek

Doğrusu: Uyku öncesi ağır beslenmek sirkadyen ritmimizin dengesini bozuyor. “Unutmayalım ki sirkadyen ritminin en önemli işlevi, enerji alım-tüketim dengesini sağlamaktır.” diyen Prof. Dr. Murat Aksu, şöyle devam ediyor: “Besine ulaşmak bu ritmin en önemli dış belirleyicilerindendir. Bu nedenle uyku öncesi bir saatlik dönemde beslenmenin durdurulması, uykunun başlamasını ciddi şekilde kolaylaştırıyor ve sirkadyen ritmimizi koruyor”

Hata: Kontrolsüz ilaç kullanmak

Doğrusu: Uyku ilaçları kuşkusuz gerekli durumda ve sürede kullanıldıklarında çok yarar sağlıyor. Ancak her ilaçta olduğu gibi sadece hekim kontrolünde, gerekli sürede kullanılmaları şart.