Yazılar

Gece Korkusu yaşayan çocuklara dikkat edin!

Gece Korkusu yaşayan çocuklara dikkat edin!

“Odasında tek başına yatmaya korkuyor!”, “Her gece yanımıza geliyor!”, “Gece ışığını kapattırmıyor!”… Son yıllarda pek çok anne baba aynı dertten muzdarip. Arkadaş sohbetlerinde sık sık; çocuklarının gece odasına gitmeye çekindiğini, uykuya dalıncaya kadar mutlaka yanında kalmasını istediklerini, hemen her gece mutlaka yanlarına geldiğini ya da odasına dönmeye ikna edemediklerini belirtirken, arkadaşlarına, internete ya da uzmana başvurararak sorunlarına çare arıyorlar. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi’nden Uzman Psikolog Duygu Kodak yapılan araştırmalara göre çocukların tablet, akıllı telefon ve bilgisayar oyunlarındaki film fragmanları, tanıtımlar ve şiddet içeriklerinden olumsuz etkilendiğini, bu tür etkenlerin gece korkusuna yol açmada çok önemli bir rol oynadığını ortaya koyduğunu vurguluyor. Uzman Psikolog Duygu Kodak, gece korkusu yaşayan çocuklara 5 doğru yaklaşım modelini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Psikolog Duygu Kodak

‘Gece korkusu’ normal gelişimin bir parçası ama!

Gece korkularının birçoğunun normal gelişimin bir parçası olduğunu ve çocukların çevrelerindeki dünyada var olan tehlikelere ilişkin farkındalıkları sayesinde ortaya çıktığını belirten Uzman Psikolog Duygu Kodak “Hatta öyle ki hayaletler, uzaylılar, hırsızlar, canavarlar gibi korkutucu sahneleri hayal etmesine neden olan şey; çocuğun gelişmekte olan bilişsel yeteneğidir” diyor. Ancak yapılan araştırmalara göre; ‘çocuğun normal gelişiminin dışında’ soruna işaret eden gece korkularının son yıllarda hızla yaygınlaştığını, bunda dijital medya kullanımının büyük etkisi olduğunu vurgulayan Uzman Psikolog Kodak şöyle konuşuyor: “Araştırmalar; korkutucu veya şiddet içerikli film fragmanları, tanıtımlar ve oyunların çocuklar için son derece olumsuz etkilere yol açtığını ortaya koyuyor. Küçük çocuklar gerçek ile kurguyu ayırt edemedikleri için rahatsız edici görüntüleri izledikten sonra gece yoğun korku yaşamaya daha fazla yatkın hale geliyorlar.”

Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi

Gece korkusu varsa nasıl yaklaşmalı?

Peki gece korkusu esnasında çocuğa nasıl yaklaşmalı? Uzman Psikolog Duygu Kodak gece korkusu yaşayan çocuklara 5 doğru yaklaşım yöntemini şöyle sıralıyor;

  1. Erişimini kısıtlayın!

Çocuğunuzun telefon, tablet ve bilgisayar aracılığıyla şiddet veya korkutucu olabilecek herhangi bir şey içeren medyaya erişimini mutlaka kısıtlayın.

  1. Yatmadan bir saat önce baktırmayın!

Araştırmalar; geceleri yatmadan önce dijital medya kullanmanın uyku kalitesini etkileyebileceğini gösteriyor. Bu nedenle yatmadan en az 1 saat önce telefon, tablet ve bilgisayar kullanımını bırakması için ona yaşına uygun açıklamalar yaparak ikna edin.

  1. Korkularını dinleyin, küçümsemeyin!

Çocuğunuzun korkularını anlayın. Çocuğunuzun yatmadan önce onu neyin korkuttuğunu söylemesine fırsat verin. Ancak konuşmaya hazır değilse zorlamayın. Korkusunu önemsizleştirmeyin veya dalga geçmeyin. Bir yetişkine saçma gelen korku, çocuğa çok gerçek gelebilir, anlaşılmadığını hisseden çocuk daha fazla kaygı duyar.

  1. Yatağına birlikte gidebilirsiniz!

Çok korkuyorsa ve odasında yalnız kalmaya tahammül edemeyeceğini düşünüyorsanız, yatmadan önce kendisini rahat ve güvende hissetmesine yardımcı olmak için alışana kadar ilk başlarda yatağına birlikte gidebilirsiniz. Uyuyana kadar yatağının yanında kalmanızın sakıncası yok. Gece boyunca yanında bulunduracağı oyuncak ve uykuya dalmasını engellemeyecek loş bir ışık bulundurmak, yatmadan önce kapıyı açık bırakmak da korkularını hafifletebilir.

  1. Yatağının güvenli olduğunu telkin edin!

Çocuğunuz gece yataktan kalkıp odanıza gelirse tekrar yatağına götürün ve güvenliği konusunda rahatlatın. Uykuya dalana kadar yanında kalabilirsiniz. Çocuğunuzu yataktan kaldırmaya teşvik etmeyin, yataklarının güvenli ve rahat bir yer olduğunu öğrenmeleri önemlidir. Yatağında ve her şeyin yolunda olduğunu deneyimleyen çocuk odasının güvenli bir yer olduğunu da öğrenecektir.

LGS Sınavı öncesi öğrencilere ve ailelere önemli tüyolar!

LGS Sınavı öncesi öğrencilere ve ailelere önemli tüyolar!

Bir milyonu aşkın öğrenci ve ailesi için heyecan dorukta… 4 Haziran Pazar günü gerçekleştirilecek LGS sınavında öğrenciler hayalindeki liseye girebilmek için yarışacak! Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Uzman Psikolog Duygu Kodak, özellikle ailelerin sınava yönelik tutum ve davranışlarının, çocukların psikolojik durumları için son derece önemli bir belirleyici olduğunu belirterek “Çoğu ailenin farkında olmadan kişisel kaygılarını çocuklarına yansıtmaları, çocukların sınav sırasında çok daha yoğun strese girmelerine neden olmaktadır” diyor. Sınav stresinin çocukta; öğrenilenleri kullanamama, okuduğunu anlamama, düşünceleri ve duyguları düzenlemede zorluk, dikkatin azalması, bilişsel faaliyetlerde durgunluk ve fiziksel yakınmalar olarak ortaya çıkaracağını söyleyen Uzman Psikolog Duygu Kodak öğrencilere sınav stresini yenmenin 5 püf noktasını sıraladı, ailelere sınav öncesi ve sonrası doğru yaklaşım önerilerini anlattı, önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.

Uzman Psikolog Duygu Kodak

Rahatlama egzersizleri yapın

Sınava sayılı günler kala bedensel ve ruhsal rahatlama için nefes egzersizi ve kas gevşetme teknikleri büyük fayda sağlıyor. Bunun için; nefesinizi burnunuzdan alıp ağzınızdan yavaşça uzunca verin. Kaslarınızı belli bir süre sıkarak duyumsayın, ardından serbest bırakarak rahatlayın. Açık havada yürüyüş yapın. Bu tür egzersizler düşüncelerin netleşmesine, güvende hissetmeye, sakinleşmeye ve dikkatinizi bulunduğunuz an’a getirmeye yardımcı olacaktır.

Kendinizle ilgili olumsuz düşünceleri değiştirin

“Gelecekte mutlu olmak için sadece bu sınavı kazanmam gerekiyor başka bir yolu yok; kazanamazsam ailemin de çevremin de yüzüne bakamam; hayatım biter; sınav sonucu kim olduğumu ve değerimi belirleyecek; eğer istediğim sonucu alamazsam bu benim yetersiz biri olduğumu gösterir” gibi düşüncelerden kurtulun. Çünkü mantıklı ve gerçekçi olmayan bu düşünceler stresi artırarak performansı olumsuz etkiliyor.

Güçlü yanlarınızı hatırlayın  

“Sınava hazırlıksızım, bilgiler çok gereksiz ve saçma, konuları anlayamıyor olmam aptal olduğumu gösterir, bu sınavda başarılı olamayacağım, sınav kötü geçecek” yerine; “yapmam gerekeni ve yapabildiğimin en iyisini yapabilirim, başarırsam hayatımın önemli bir dönüm noktasını geçeceğim fakat istediğim sonucu alamamam beceriksiz olduğum anlamına gelmez sadece daha fazla çalışmam gerektiği anlamına gelir” şeklinde olumlu söylemlerde bulunun. Zorluklarla baş ederken kullandığınız güçlü yanlarınızı, başarılarınızı hatırlayın.

Beslenme ve uykunuza dikkat edin!

Sınav gününde kan şekerinin yükselmesine ve hemen sonrasında düşmesine sebep olabilecek şeker oranı yüksek yiyecek ve içeceklerin kaygınızı yükseltmesine izin vermeyin. İyi bir uykunun akademik başarıyı artırdığına dair birçok araştırma var. Sınav öncesi dönemde yeterince uyumaya, uyku öncesi telefon ve tablet kullanımını azaltıp zihninizi dinlendirmeye özen gösterin.

Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi

Sınavda bu önerilere dikkat edin!

Uzmanı Psikolog Duygu Kodak öğrencilere sınav esnasında stresi önlemeye yönelik şu önerilerde bulunuyor;

  • Sınav esnasında diğer öğrencilerin sayfa çevirme sesini duyarsanız geç kaldığınız düşüncesiyle endişeye kapılmayın. Çünkü her adayın soru çözme yöntemi ve sınav stratejisi birbirinden farklıdır yani kimin, hangi bölüme, kaçıncı sorudan başladığını bilemezsiniz.
  • Sınav sırasında sürekli saate bakmak yerine bölümler arasında saatinize bakın. Sürekli zaman kontrolü yapmak telaşlandırabilir.
  • Burnunuzdan derin bir nefes alıp birkaç saniye tutun ve yavaş yavaş ağzınızdan nefesinizi verin. Bu sayede ihtiyaç duyulan oksijen beyne giden kan damarlarını genişleterek bilişsel faaliyetleri olumlu etkiler.

Çocuğunuza değerli olduğunu hissettirin!

Çocuğun sınav stresini yenmede ailesine de büyük görevler düştüğünü belirten Uzman Psikolog Duygu Kodak şöyle konuşuyor: “Kaygı ve stresin yanında çocukların bu dönemde sınav sonucuna bağlı ebeveynlerini üzeceklerini, hayal kırıklığı yaşatacaklarını düşünüp yoğun bir suçluluk duygusu yaşadığını gözlemliyorum. İyi niyetle söylenen “senin için çabalıyoruz, okuyup başarılı olman için her şeyi yapmaya razıyız” cümleleri hayatlarının bu sınava bağlı olduğunu düşünmelerine neden olabiliyor. Bu nedenle çocuğunuza sınav sonucu ne olursa olsun onu herhangi bir koşula bağlı olmadan sevdiğinizi ve yanında olacağınızı, sizin için çok değerli olduklarını hissettirin. Sınav sonrası akranlarıyla karşılaştırmayın. Olumlu ve sıcak yaklaşımınız hem ilişkinizi geliştirecek hem de çocuğunuzun yalnızlık duygusuna kapılmadan sonraki adımlarında cesaretlendirici olacaktır.”

Çocukları okula nasıl hazırlayalım

Çocukları okula nasıl hazırlayalım
Okulların açılmasına sayılı günler kala pek çok anne baba çocuklarının okula uyumunu kolaylaştırmanın yollarını arıyor. Zira uyku düzenlerinden beslenme alışkanlıklarına, açık havada geçirdikleri zamandan oyun saatlerine dek yaz alışkanlıklarından ciddi bir disiplin sürecine geçiş bazı çocuklar için hayli zorlu olabiliyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi’nden Uzman Psikolog Duygu Kodak “Uzun yaz tatilinden okul düzenine geçecek olmak çocuklarda bazı gerginliklere neden olabilir. Ancak okula geçiş sürecini bazı yöntemlerle kolaylaştırmanız mümkün. Bunun için, yeni eğitim ve öğretim döneminin başlayacağı 12 Eylül’e bir hafta kala bazı değişiklikleri, çocuklarınızla birlikte ortak bir plan hazırlayabilirsiniz.” diyor. Uzman Psikolog Duygu Kodak, çocukları okul düzenine hazırlamanın 6 etkili yolunu anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Psikolog Duygu Kodak

Okulla ilgili duygularını konuşmaya teşvik edin
Çocuğunuzun okul yılı hakkında duygu ve düşüncelerini paylaşmalarına fırsat verin. Yaz bittiği için üzgünse tıpkı yaz etkinlikleri gibi okul yılı boyunca da hafta sonu veya tatil zamanlarında birlikte kaçamaklar planlayabileceğinizi anlatın. Tatilin bitmesine dair tüm duygularını sizinle paylaşmaları konusunda teşvik edin ve okula dönüş konusunda heyecanlandırın. Özellikle arkadaşlarıyla vakit geçirme, oyun oynama ya da ilgilendikleri bir konu hakkında vakit geçirme konularını vurgulayın. Çocuğunuzun okulda seveceği ve dört gözle bekledikleri durumlar, hangi arkadaşlarını görmek için sabırsızlandıkları ve hangi konuda endişelendikleri hakkında konuşun.

Rutinler oluşturun
Arka arkaya görevler sıralamak yerine, birlikte haftalık plan çizelgesi hazırlayın. Ancak bunun için ebeveynler olarak ortak hareket etmeniz ve çocuğa net ve tutarlı davranış sergilemeniz şart. Haftalık plan çizelgesi, sabah uyandıklarında öz bakımları, gün içerisindeki planları hangi sırayla yapacakları, davranışlarının ne olacağını hatırlamaları açısından büyük fayda sağlayabiliyor. Çocukların genellikle gelişmiş bir zaman bilinci olmayıp onlara bazen 15 dakika 1 saat gibi gelebildiğinden, basit görevler vererek zamanlarını yönetmeleri konusunda yardımcı olmanızda da fayda var. Örneğin; “Evden ayrılmamıza 10 dakika var, ayakkabılarını giyebilirsin; 5 dakika kaldı, tuvalete gidebilirsin; 1 dakika kaldı, çantanı alıp arabaya binebilirsin vb.”

Okuldan bazı arkadaşlarıyla buluşturun
Okul başlamadan önce sevdiği bazı okul arkadaşlarıyla bir araya geleceği etkinlik düzenleyerek onlarla stres atmasını ve keyifli bir gün geçirmesini sağlayabilirsiniz. Böylece okul düzenine alışma ve öğrenme süreci de daha rahat olacaktır.

Pause Sağlık, Pause Dergi
Uyku programını ayarlayın
Uzman Klinik Psikolog Duygu Kodak “Okulun ilk haftası, yaz tatilinde geç yatıp sabah geç saatlere kadar uyuyan öğrenciler için en zor dönemdir. Okulun başlamasına bir hafta kala, uyku saatini daha erkene almak için bir uyku rutini oluşturabilirsiniz. Örneğin; banyo, diş fırçalama sonrası kitap okuma ve ışıkların kapanması vb. Bu adımlar çocukların daha hızlı ve güvenilir bir şekilde uykuya dalmasına yardımcı olur, beyinleri bu rutini uyku ile ilişkilendirmeye başlar. Televizyon, telefon, tablet ve bilgisayar gibi elektronik cihazlardan gelen ışıklar beyin tarafından hala gündüz olduğunun algılanmasına neden olacağından mutlaka yatmadan 1-2 saat önce ekranları kapatın. Cihazları kapatmak ve yatak odasının dışında tutmak kaliteli uyku için gerekli ve önemlidir.” diyor.

Okul ile ilgili hedefler planlamasına yardımcı olun
Çocuklarınızla okul yılı içinde neler yapmak istediklerini konuşun. Çocuğunuz; yeni arkadaşlar edinmeyi, spor yapmayı, bisiklete binmeyi veya dans etmeyi öğrenmek isteyebilir. Örneğin; her hafta bir ya da iki yeni arkadaş edinmek veya kulüplere katılmak gibi sosyal etkileşimler için hedefler oluşturmasına yardımcı olabilirsiniz. Bu hedeflerini bir kağıda yazıp odalarına asmalarına ve yıl boyunca bu hedeflere ulaşmaları için onlara rehber olmaya çalışın.

Okul malzemeleri ve kıyafetlerini birlikte hazırlayın
Okul başlamadan önce üniforma, kitaplar ve kırtasiye malzemelerini çocuğunuzla birlikte düzenleyin. Uzman Psikolog Duygu Kodak “Alışverişe birlikte çıkıp satın alacağınız okul gereçlerini birlikte seçin, giysi ve kırtasiye malzemelerini evde kendilerinin yerleştirmesine fırsat verin. Bu sadece okula dönüşle ilgili stresi azaltmakla kalmayacak, aynı zamanda çocuğunuzda okula başlama isteği uyandıracaktır. Hazırlıklı olduklarını bilmek ve ne giyecekleri konusunda fikir sahibi olmak, kaygılarını azaltmaya da yardımcı olacaktır.” diyor.

LGS ve YKS’de stresi azaltıp başarıyı artırmak için öneriler!

LGS ve YKS’de stresi azaltıp başarıyı artırmak için öneriler!

Hem Liseye Giriş Sınavı (LGS) hem de Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) için geri sayım başladı… 5 Haziran’da LGS, 18-19 Haziran’da da YKS sınavı öncesi, milyonlarca öğrenci ve aileleri için heyecan dorukta olduğu gibi, pek çoğunda bu heyecana aşırı stres ve yoğun kaygı da eşlik ediyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Uzman Psikolog Duygu Kodak, “Sınav kaygısı; zihinde kodlanmış veya öğrenilmiş bilgilerin sınav sırasında etkin biçimde kullanılmasını engelleyen yoğun kaygı durumudur. Ancak bu durumu yönetebilmeniz ve başa çıkabilmeniz için bazı stratejiler var. Böylece olumsuz duygu ve düşüncelerden kurtulup, sınav stresinizi azaltabilir, motivasyonunuzu ve başarınızı artırabilirsiniz” diyor. Uzman Psikolog Duygu Kodak, sınav stresini azaltmanın 10 yolunu anlattı, hem sınava girecek öğrencilere hem de ailelerine önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Psikolog Duygu Kodak

Sınavda başarılı olduğunuzu gözünüzde canlandırın

Zihnimiz hayal ettiğimiz olayı gerçekten yaşıyormuşuz gibi görselleştirmeye tepki verir. Sınav sonucunu istediğiniz gibi aldığınızı hayal edin, bu kendinizi daha güvende hissetmenize yardımcı olabilir ve performansınızı artırabilir.

Olumsuz düşünceleri bir kenara bırakın

Olumsuz bir düşünce zihninizde canlandığında onun hakkında bir kaç saniye düşünün. Olumsuz düşünceleri fark ederek bile aslında çoğunun gerçekçi olmadığını görebilirsiniz. Örneğin, “Bu sınavı geçemezsem hayatım biter” gibi bir düşüncenin mantıklı bir açıklaması yoktur. Dolayısıyla gerçekçi olmayan bir korku deneyimlersiniz. Kendinize bu sınavın hayattaki başarınızı veya başarısızlığınızı belirlemeyeceğini hatırlatın.

Gevşeme teknikleri uygulayın

Korku, adrenalin salgılayarak bedeni tehlikeyle başa çıkmaya hazırlar. Bu sırada kalp atışı ve nefes alıp verme hızlanır, titreme, terleme ve baş dönmesi hissi oluşur. Bu tür fiziksel tepkiler karşısında rahatlamak için nefes egzersizi ve kas gevşeme tekniklerinin uygulanması daha net düşünmeye, sakinleşmeye ve dikkati şimdiki zamana kaydırmaya yardımcı olur. Doğru bir nefes egzersizi için; öncelikle diyaframdan nefes alın. Nefesi yavaşça burnunuzdan alırken karnınızı şişirin, nefesinizi tutup hazır olduğunuz zaman yavaş ve uzun biçimde ağzınızdan nefesinizi verin.

Mantıksız düşünceleri mantıklı olanlarla değiştirin 

Düşüncelerinizi bastırmak ve engel olmak yerine onların yerini değiştirin. Mantıksız düşünceleri mantıklı olanlarla değiştirin. Örneğin; ”Yarın bu sınavda kesinlikle başarısız olacağım” düşüncesi yerine; “Bütün yıl çalıştım, bir çok deneme sınavına girdim, nasıl yapılacağını biliyorum ve bu sınavda başarılı olmak benim elimde” gibi yeni düşünce kalıpları gerçeklik algınızı geri getirecek ve korkularınızı aşmanıza yardımcı olacaktır.

Kendinize yönelik olumlu ifadeler kullanın

İnsanlar kaygılı olduklarında genellikle “başarılı değilim”, “değersizim”, “yetersizim” gibi olumsuz ifadeler kullanırlar. Bu tür ifadeler kaygınızın kolayca yoğunlaşmasına neden olabilir. Kendinize “yeteri kadar çalıştım, başarabilirim”, “değerliyim”, “yeterliyim”, “her şey yoluna girecek” demek için çaba gösterin.

Güçlü yanlarınızı hatırlayın

Güçlü yanlarınızı hatırlayın. Yeni zorluklarla karşı karşıya kaldığımızda, ne kadar yol kat ettiğimize ve ne kadar başarı elde ettiğimize bakmayı genellikle unuturuz. İyi hazırlandığınıza göre endişelenmenize gerek yok.

 Yürüyüş yapın

Egzersiz ve fiziksel aktivitede bulunmanın kaygı üzerinde olumlu etkisi vardır. Açık havada yürüyüş yapmak, bisiklete binmek gibi fiziksel aktiviteler sınav öncesinde ruh halinizi yükseltecek endorfin salgılatacak, beyniniz rahatlama ve kendini yenileme şansına sahip olacaktır.

Pause Sağlık, Pause Dergi

İyi bir uyku ile zihninizi dinlendirin

Araştırmalar yeterince uyumanın sınavda daha başarılı olacağınızı göstermiştir. Sınav öncesi iyi bir gece uykusu çekin. Sınav öncesinde beyninizin gerektiği gibi dinlenmesini sağlayın ve güne yeni bir zihinle başlayın.

Şekerli yiyecek ve içeceklerden uzak durun

Sınav günü kan şekerinizin zirveye ulaşmasına ve ardından düşmesine neden olabilecek, kaygıyı artırabilecek şekerli yiyecekler ve içeceklerden kaçının. Sabah evde mutlaka kahvaltı yapın.

Sınav sırasında yanlış düşüncelere kapılmayın

Sınavda diğer adayların sizden önce sayfaları çevirdiğini duyup  “ben yavaşım, benden hızlı çözüyorlar, daha hızlı olmalıyım” düşüncesine kapılmanız kaygınızı artırabilir. Kimin hangi bölüm ve soruyla sınava başladığını bilemezsiniz. Ayrıca bazı kitapçık türlerinde tesadüfen arka arkaya birden fazla zor soru denk geldiğinde, sınava dair genellemede bulunup bütün soruların zor olabileceğini düşünebilirsiniz fakat bu sizi yanıltmasın. Sıkışırsanız bir soruyu atlayın, testin geri kalanını yaptıktan sonra sıkıştığınız soruya dönebilirsiniz. Test sırasında sadece üzerinde durduğunuz soruya odaklanın; bu şekilde tüm enerjinizi cevabı bulmaya odaklayabileceksiniz.

Anne babalar dikkat! Bu hatalara düşmeyin!

Uzman Psikolog Duygu Kodak “Sınav kaygısı nedeniyle psikoterapi almak için başvuran danışanlarımın çoğunun, kaygı ve stresin yanında yoğun yaşadıkları bir diğer duygu ise; suçluluk duygusu oluyor. Ebeveynlerine veya çevrelerine hayal kırıklığı yaşatacağı hissi içinde çırpınıyorlar. Çoğu zaman ebeveynlerin çocuklarına söylediği “senin için çok çabalıyoruz, yeter ki oku başarılı ol, başarılı olman için tüm fedakarlıkları göstereceğiz, elimizden geleni yapacağız” gibi cümlelerin iyi niyetle söylendiklerine hiç şüphe yok. Fakat çocuklar üzerindeki etkisi, hayatlarının bu sınava bağlı olduğunu düşünmelerine neden olup yoğun stres ve kaygıya yol açıyor ve performanslarını tam olarak ortaya koymalarına engel olabiliyor. Çocukların değeri; başarı ve becerilerine bağlı değildir. Çocukların sınav başarısına, dolayısıyla tek bir yönüne odaklanıp genellemeler yapılmamalı, kıyaslamalar ve olumsuz etiketlemelerden mutlaka kaçınılmalıdır. Ebeveynler çocuklarıyla geçirdikleri her anın değerli olduğu inancına sahip olmalıdır” diyor.

Aynı evde yaşamanın 9 önemli kuralı

Aynı evde yaşamanın 9 önemli kuralı

Dünyada ve ülkemizde hızını her geçen gün artırarak yayılmaya devam eden Covid-19 virüsü artık çocuklarda da daha sık görülür oldu. Covid-19’un bugünlerde çocukları da yakalamasında kademeli yüz yüze eğitime geçilmesinin ve mutant virüsünün daha kolay enfekte özelliğe sahip olmasının etkili olduğu düşünülse de, bu varsayımları ispatlayan net veriler henüz mevcut değil. Acıbadem Fulya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ülkü Tıraş, Covid-19 pozitif olan çocukların mutlaka evde izlenmeleri gerektiğine dikkat çekerek, “Enfekte olan çocuklar okula gönderilmemeli, evde gidişatı takip edilmeli. Düzenli aralıklarla ateşi kontrol edilmeli; yüksek ateş, ishal, öksürük veya solunum probleminde zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalı.” diyor. Peki, hem çocuğumuzun hem evdeki yetişkin bireylerin sağlığı için evimizde neler yapmalı, nelerden kaçınmalıyız? Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ülkü Tıraş, evde almamız gereken önlemleri anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.

Ayrı bir odada izlemeye çalışın

Covid-19 enfeksiyonunda klinik bulgular gelişmeden 2 gün önce bulaştırıcılık başlıyor. Dolayısıyla çocuğunuzda belirtilerin başlaması ile PCR testinin yapılması sürecinde virüs evdeki diğer bireylere de genellikle bulaşmış oluyor. Eğer tanı konulduğu ana kadar enfekte olmamışsanız, çocuğunuzu mümkün olduğunca tek odada karantina koşularında izlemeye çalışın. Bu süreci ona mutlaka anlatmalı ve korunmanın öneminden bahsetmelisiniz. Ancak ev ortamında çocuğun bir odada izole olarak kalması erişkinler gibi mümkün değil elbette. Çünkü kendine bakamayacağı ve ihtiyaçlarını tek başına göremeyeceği için izolasyonu bu noktada zorlaşıyor. Çocuğu izole edemediğimiz için virüsü bulaştırıcılığı evdeki yetişkinlere nazaran çok daha fazla oluyor. Bu nedenle büyüklerin kendilerini korumaları çok önemli.

Yanındayken çift maske takın

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ülkü Tıraş, “Çocuğunuz 2 yaş üstündeyse ve maske taktırabiliyorsanız bu oldukça yararlı olur. Kullandığı maskeyi her 4-6 saatte bir ya da ıslandığında mutlaka değiştirmelisiniz” diyerek, şöyle devam ediyor: “Ancak çocukların maskeyle zaman geçirmeleri biraz daha zor olduğu için erişkinlerin takmalarını istiyoruz. Dolayısıyla ev içerisinde mutlaka maskeyle dolaşın. Çocuğunuzun yanındayken çift maske takmalı ve maskenizi aynı şekilde her 4-6 saatte bir veya ıslandığında hemen değiştirmeyi alışkanlık haline getirmelisiniz.”

Banyoyu her kullanımın ardından temizleyin

Evde ortak kullanım alanlarında dikkatli olun. Örneğin eğer ayrı bir tuvalet ve banyonuz varsa, çocuğunuzun bu alanları tek başına kullanmasını sağlayın. Tuvalet ve banyo kullanımından sonra; lavaboyu, klozeti, duş alanını, çeşme musluklarını ve yer yüzeyini temizlemeyi asla ihmal etmeyin.

Evi düzenli aralıklarla havalandırın

Kapalı ortamların havalandırılmaları bu süreçte ayrı bir önem taşıyor. Dolayısıyla evdeki havanın yenilenmesine dikkat edin. Evinizi günde en az 3-4 kez, 10’ar dakika havalandırmanız çok önemli.

Yastık ve nevresimleri sık sık değiştirin

Çocuğunuza ve size ait nevresimleri 3 günde bir, yastık yüzlerini de her gün değiştirmeye, bunları makinede en az 60 derecede yıkamaya devam edin. Yatağı mutlaka ayrı olmalı, sizlerle yatmamalı. Çocuğunuza ait malzemeleri mümkünse başkası kullanmamalı. Çatalı, bıçağı da mutlaka ona ait olmalı. Atılabilir ve tek kullanımlık olan malzemeleri tercih etmenizde fayda var. Kıyafet ve havlularını ütüleyerek dezenfekte etmeniz de son derece önemli.

İştahı yoksa sevdiği gıdalarla besleyin

Covid-19 enfeksiyonuna karşı güçlü bir bağışıklık sistemi çok önemli. Dolayısıyla çocuğunuzun sağlıklı beslenmesinin yanı sıra hekim önerdiyse vitamin takviyelerine devam etmesi gerekiyor. “Covid-19 pozitif olan çocuklara özel bir beslenme önerimiz yok. Ancak C vitamininden zengin beslenmesinde ve düzenli D vitamini takviyesi almasında yarar var.” bilgisini veren Dr. Ülkü Tıraş, önerilerine şöyle devam ediyor: “Özellikle hasta olduklarında çocuklar iştahsız olabiliyor. Bu dönemde çocuğunuzun daha çok sevdiği gıdalara yönelerek beslenmesini sürdürmeye çalışmanız gerekiyor. Eğer ciddi iştah problemi olursa bu durumda bazen damar yoluyla beslenmesi gerekebiliyor.”

PCR testini oyuna dönüştürün

Hemen hepimiz PCR testinin rahatsız edici olduğunu biliyoruz. Dr. Ülkü Tıraş “Eğer PCR testinden korkmaması için “Burnuna, boğazına pamukla dokunacaklar ve burnun gıdıklanacak şeklinde cümlelerle bu süreci bir oyuna dönüştürürseniz, test öncesinde çocuğunuz için belirsizlik biraz daha ortadan kalkmış oluyor” diyor.

KKAT! İÇ DÜNYALARINI SARSABİLİYOR!

Covid -19’a yakalanan tüm yaş grubundaki çocuklarda anksiyete ve stres yaşanıyor. Örneğin çoğunda belirti olmadığı veya hafif semptomlar geliştiği için çocuklar evde neden izole olmaları veya hastanede neden yatarak tedavi edilmeleri gerektiğini anlamıyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Uzman Psikolog Duygu Kodak, her yaş grubunun bu süreci farklı açıdan değerlendirdiklerini belirterek, “Koronavirüs çocuklarda tüm yaş gruplarında stres, endişe veya korkuya yol açabiliyor. Bu nedenle Covid-19’a yakalanan çocuğunuzla konuşun ve onu dikkatlice dinleyin. Davranışlarının ve alışkanlıklarının kötüye gidip gitmediğini gözlemleyin. Gerekirse profesyonel yardım alın” diyor ve çocukların bu süreci sağlıklı atlatabilmeleri için nasıl bir yol izlenmesi gerektiğini şu şekilde anlatıyor:

Oyun, çizim ve çizelgelerle anlatın

Hemen her çocuk soğuk algınlığı veya grip olmanın nasıl bir his olduğunu biliyor. Dolayısıyla insanların koronavirüsten hastalanabileceğini ve tıpkı gripte olduğu gibi evde kalmaları gerektiğini söyleyebilirsiniz. Virüsü veya karantina altında olmanın önemini anlatmak için oyun terapisi, çizimler ve çizelgeler kullanabilirsiniz.

Yanındayım, buradayım” mesajını verin

Covid-19 enfeksiyonuna yakalanan 3 ila 6 yaş arasındaki çocuklarda alt ıslatma davranışları, ebeveynlerinden veya bakıcılarından ayrı kalma korkusu nedeniyle kaygı gibi sorunlar gelişebiliyor. Ayrıca öfke nöbetleri başlayabiliyor veya uyumakta zorluk yaşanabiliyor. Bu sorunların önüne geçmek için çocuğunuzun duygularını anladığınızı, ihtiyacı olduğu her an onun yanında olduğunuzu hissettirin, “Yanındayım ve buradayım” mesajını verin ki daha fazla kaygıya kapılmasınlar.

Duygularını paylaşmasını destekleyin

Enfekte olan 7-10 yaş aralığındaki çocuklar gerçekçi değerlendirme yapamayabiliyor, televizyondan, akranlarından ve aile konuşmalarından küçük bilgiler toplayabiliyorlar.  Duydukları karşısında üzgün, kızgın veya korkmuş hissedebiliyorlar. Ayrıca bazı çocukların hastanede yakınları tedavi altında oluyor, bazıları enfeksiyon nedeniyle yakınlarını kaybedebiliyor. Bu durum daha fazla korkuya ve kızgınlığa yol açabiliyor. Dolayısıyla çocuğunuzun Covid-19’la ilgili hatalı bilgilerini düzeltmeniz çok önemli. Bunun için onunla konuşun, duygularını ve düşüncelerini sizinle paylaşması konusunda destekleyici olun.