Yazılar

Felç sonrası robotik rehabilitasyon tedavisi iyileşme sürecini hızlandırıyor

Felç sonrası robotik rehabilitasyon tedavisi iyileşme sürecini hızlandırıyor

Felcin sinir ve kaslarda oluşturduğu hasar, yorucu ve uzun bir tedaviyi gerektiriyor. Bu noktada rehabilitasyon tedavisinin en teknolojik hali “robotik rehabilitasyon” devreye giriyor. Robot destekli rehabilitasyon sırasında hasta, video oyunları oynayarak hem eğleniyor hem de bu oyunlar sayesinde daha çok egzersiz yaparak iyileşme sürecini hızlandırıyor.

Felç (inme), beyne giden kan akışının azalması ya da kesilmesi sonucu oluşan bir hastalık. Tüm dünyada sık görülen felcin sonuçları da çok ciddi. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre; ölüm nedenlerinde ikinci, sakatlık nedenlerinde ise üçüncü sırada yer alıyor. Felç, kişinin hareketini, duyusal yeteneklerini, konuşmasını ve diğer işlevlerini bozarak sakatlığa neden oluyor. Felç geçirenlerin yaklaşık yüzde 70’inin 65 yaşın üzerinde olduğunu belirten Acıbadem Taksim Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Mustafa Dr. Çorum, “Yine de her yaşta ortaya çıkabiliyor ve acil tıbbi müdahale gerektiriyor. Acil tedavi, uzun vadeli etkileri en aza indirebiliyor ve hayat kurtarıcı olabiliyor. Felç geçirenlerin yüzde 40’ında orta ile şiddetli arası bir bozukluk meydana gelirken, yüzde 10’unda uzun süreli bakım tedavisi ihtiyacı doğuyor.” diyor.

Pause Dergi

Doç. Mustafa Dr. Çorum

Tedavi sürecini kısaltıyor, iyileşme oranını artırıyor

Peki, felç geçiren kişinin hayati tehlikeyi atlattıktan sonra tedaviyle eski sağlıklı günlerine kavuşması mümkün mü? Bu soruyu ‘bazı hastalarda mümkün’ diye yanıtlayan Doç. Dr. Mustafa Çorum, “Felç tedavisi, oluşturduğu sakatlığın tedavi edilebilmesi için uzun bir rehabilitasyon gerektirir. Hasta bazen günler, bazen aylarca uzmanlar tarafından belirli hareketleri yapması için çalıştırılır. İşte bu uzun ve zahmetli süreci kısaltmak ve daha etkin hale getirmek için günümüzde çeşitli teknolojik yöntemler geliştirildi. Bunlardan biri robotlar. 2000 yıllarında kullanılmaya başlanan robotlar, günümüzde hızla geliştiriliyor ve hastanın yararına birçok yeni özellik ekleniyor. Robotlarla felçten hemen sonraki ilk birkaç hafta içinde tedaviye başlanabiliyor. Robotların yardımıyla belli hareketler ile fonksiyonel görevler, beyinde hareketin yeniden ve doğru olarak tekrarlanmasıyla öğrenilebiliyor. Üstelik sanal gerçeklik teknolojisi de rehabilitasyon programlarına eklendiğinde hastanın iyileşme oranı daha da artıyor.”

Hareketin doğru şekilde tekrarlanmasını sağlıyor

Hareketi ve konumlandırmayı değerlendirmek için sensör tabanlı sistemler kullanan rehabilitasyon robotları ne kadar küçük olursa olsun kuvvet ve hareketteki herhangi bir değişikliği algılayabiliyor. Doç. Dr. Mustafa Çorum, robotik cihazların fizyoterapist tarafından yapılan egzersizlere göre avantajının, “robotik cihazın doğru hareketin her seferinde tam olarak aynı şekilde tekrarlanmasını sağlaması ve beynin kasları harekete geçirecek şekilde eğitmesi” olduğunu söylüyor. Robot destekli rehabilitasyonda seans başına daha fazla tekrar yapılabiliyor. Ayrıca robotlar, hastanın performansı hakkında veri toplayarak doktorların tedavi planlaması ve iyileşmeyi doğru bir şekilde değerlendirmesini sağlıyor.

Ağır hastaların etkili tedavisi yapılabiliyor

Rehabilitasyon aşamasında, her biri belirli hedefleri yaptırmak için farklı cihazlar kullanılıyor. En son teknolojiler ve gelişmiş robotik cihazlar, rehabilitasyondaki yoğun tedavi protokollerine olanak tanıyor ve ağır etkilenmiş hastalarda bile mümkün olmayacak tedaviler sunuyor. Robotik yürüme eğitimi, robotik el-kol-parmak eğitimi, robotik denge-koordinasyon eğitimi gibi oldukça yoğun ve tekrarlayıcı etkili tedaviler hasta iyileşme potansiyelinin en iyi şekilde kullanılmasını sağlıyor.

Felç sonrası tedavide 5 önemli nokta

Peki, hastalar felç sonrası eski sağlığına kavuşmak için nelere dikkat etmeli?

Rehabilitasyona erken başlayın

Beyin ve sinir hücrelerinin iyileşmesi, felç geçirdikten hemen sonra başlıyor ve haftalarca sürüyor. Erken dönemde yani felç sonrası ilk birkaç hafta içinde yapılan tedaviler öneriliyor. Rehabilitasyona ne kadar erken başlanırsa sonuçları o kadar etkili oluyor.

Tedavinin kişiye özel olduğunu unutmayın

Rehabilitasyon programları kişiye özel olarak hazırlanıyor. Her hastanın ihtiyacı ve tedaviye verdiği yanıt farklı olduğundan uzmanlar, bu ihtiyaçları belirleyerek özel bir program hazırlıyor ve bu programda hastanın verdiği yanıtı değerlendirerek yeniden program yapabiliyorlar.

Karma tedavinin gerekebileceğini aklınızda bulundurun

Doç. Dr. Mustafa Çorum, tedavinin klasik rehabilitasyon ile robotik rehabilitasyonun etkin tedavi için önemli olduğunu vurgulayarak “Klasik nörolojik rehabilitasyon ile robotik rehabilitasyon birleştirildiğinde hastaların iyileşme oranı yüksek ve daha hızlı oluyor” diyor.

Pause Dergi

Sabırlı ve kararlı olun

Geleneksel rehabilitasyon uygulamalarının fiziksel ve duygusal olarak yorucu olduğuna değinen Doç. Mustafa Dr. Çorum, robotik rehabilitasyona dair şunları söylüyor: “Başarılı olmak için bir tedavi programında hastanın aktif katkısına, ciddi çabasına ve kararlılığına ihtiyacı var. Tedavi hastalığın yarattığı sonuca, hastanın aktif gayretine ve vücudunun verdiği yanıta göre değişiyor. O nedenle hastaların pozitif olması ve sabrı çok önemli” diyor.

Teknolojinin iyileştirici gücünden yararlanın

Felç sonrası uzun ve yorucu bir tedavi süreci bekleyen hastalardan robotik rehabilitasyon görenlerin ilgi ve motivasyonu korumada daha başarılı oldukları araştırmalarla ortaya çıkan bir durum. Teknolojideki gelişmeler ile robotik rehabilitasyona sanal gerçeklik, artırılmış gerçeklik ve kişiselleştirilebilir oyunların eklenmesiyle hastaların katılımı da, eğlenerek hareketleri daha etkin bir şekilde yapma oranı da arttı. Doç. Dr. Mustafa Çorum, hastaların robotik rehabilitasyon sırasında video oyunuyla hareket kabiliyetlerini artıracak olmaları fikrinin hastalar tarafından da olumlu karşılandığını belirtiyor.

Duruş bozukluğuna karşı 6 önemli öneri

Duruş bozukluğuna karşı 6 önemli öneri

Acıbadem Ankara Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Yeşim Çimen yaygın tablet ve telefon kullanımına bağlı kamburluk görülme sıklığındaki artışa dikkat çekerek “Omurgayı dik tutmaya yarayan kaslar, yanlış kullanım sonucunda güçsüzleşir ve bu durum zamanla kamburluğun ilerlemesine neden olur” dedi. Doç. Dr. Çimen, masada oturma pozisyonunun düzgün olması gerektiğini ve 30 dakikada bir mola vermek gerektiğini söyledi.

Sırt omurgası yani troakal omurganın C şeklinde doğal bir eğriliğe sahip olduğunu belirten Acıbadem Ankara Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Yeşim Çimen “Bu eğrilik 20 ile 45 derece arasındadır. Kamburluk yani kifoz sırttaki bu eğriliğin 50 derecenin üzerinde olması durumuna verdiğimiz isimdir” dedi. Kifozun, genellikle çocukluk ya da ergenlikte ortaya çıktığını vurgulayan Doç. Dr. Çimen “Çocukluk çağı kifozu ikiye ayrılır: Birincisi ve yaygın görüleni postural kifoz olup tamamen duruş bozukluğuna bağlıdır, önlenebilen ve geri döndürülebilen bir durumdur. İkincisi ise omurga deformitesine bağlı gerçek kamburluk olup nispeten az görülür ve erken tanı ve tedavi gerektirir” diye konuştu.

Doç. Dr. Yeşim Çimen

Masa başında yanlış oturmak kambur yapıyor

“Postural kifoz” yani duruş bozukluğuna bağlı olan kamburluğun yanlış hareketten kaynaklandığını ifade eden Doç. Dr. Çimen bu yanlış hareketleri “Masa başında yanlış oturma pozisyonu, bilgisayar başında mola vermeden oturma, uzun süreli aynı pozisyonda kalma ve monitör, klavye ve fare gibi bilgisayar donanımlarının yanlış kullanılması” olarak belirtti. Omurgayı dik tutmaya yarayan kasların yanlış kullanım sonucunda güçsüzleşip zamanla kamburluğun ilerlemesine neden olduğunu; kambur duruşun ise hem ailenin tedirgin olmasına, hem de gencin özgüveninin azalmasına, beden imajı veya benlik saygısı sorunlarının gelişmesine neden olabileceğini dile getirdi. Duruş bozukluğuna bağlı olan kamburluk için tıbbi tedaviye gerek olmadığını söyleyen Doç. Dr. Çimen, dik duruş korselerinin kullanımı zor olduğundan kamburluğu önlemede etkili bir yöntem olmadığını aktardı.

İşte dikkat edilmesi gereken hususlar:

Masa başında doğru oturma şeklinin öğrenilmesi ve sırt eğriliğini normale getirecek aktif egzersizlerin önemine dikkat çeken Doç. Dr. Çimen dikkat edilmesi gereken hususları ise şu şekilde sıraladı:

-Öncelikle masada ders çalışırken doğru oturmak önemlidir. Masada öne eğilmeden oturulmalı ve baş, kulaklar omuz hizasında olacak şekilde dik tutulmalıdır. Ayaklar yere düz bir şekilde temas etmeli, dizler yaklaşık doksan derece bükülmeli, diz ve kalçalar aynı düzlemde olmalıdır. Bunun sağlanması için ayak tahtalarından yararlanılabilir.

-Sandalye 360 derece dönebilmeli ve arka eğimi, yüksekliği ve kollukları ayarlanabilir olmalıdır. Güvenli hareket için ise beş ayaklı olması tercih edilir.

-Ders çalışma koltuğu belin dik durmasını sağlayacak şekilde ayarlanmalı, sırt koltuğa yaslanmalıdır. Bel kavisi gerekirse bir bel yastığı ile desteklenmelidir.

-Monitör ekranının üstü gözümüzle aynı seviyede ya da gözümüzden birkaç cm yukarıda olmalıdır. Daha alçakta olması eğilmemize ve sırtta kambur oluşumuna yol açar.

-Sürekli masa başında oturmak postürümüzün bozulmasına neden olacağından kısa süreli ama sık dinlenme araları önerilmektedir. Bu yüzden 30 dakikada bir, birkaç dakika mola vererek oda içinde yürümeli, esneme hareketleri yapılmalıdır.

– Duruş bozukluğuna karşı yüzme, özellikle de sırt üstü yüzme, bel, sırt ve boyun egzersizleri, pilates ve yoga başta olmak üzere düzenli spor yapılması gerekmektedir.

Dünyada yaklaşık her 3 kişiden biri hareketsiz!

Dünyada yaklaşık her 3 kişiden biri hareketsiz!

Masa başında saatlerce çalışmak, açık havada yapılacak bir yürüyüşün gözümüzde büyümesi, ekran başında fark etmeden saatlerce takılı kalmak, hatta spor yapmak yerine spor videoları izlemek… Bunlar size tanıdık geliyorsa bir an önce önlem almaya başlayın.

Hareketsiz yaşam tarzı günümüzde pek çok hastalığa kapı aralıyor ve hatta erken ölüm riskini artırıyor. Dünyada 1,4 milyardan fazla yetişkin, sadece yeterince egzersiz yapmadığı için ölümcül hastalık riskinde artış ile karşı karşıya kalıyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Şule Arslan, tütün ve alkol tüketimi, aşırı yeme, hareketsizlik gibi sağlık riski oluşturan davranışlar arasında en sık görülenlerin “fazla kilo ve hareketsizlik” olduğuna dikkat çekerek “15 yaş ve üzerindeki nüfusun yaklaşık yüzde 31’inde fiziksel aktivite yetersiz ve bu her yıl yaklaşık 3,2 milyon insanın ölümüne neden oluyor. Hareketsiz bir yaşam tarzı olan bireylerin erken ölüm riski yüzde 22 ila 49 daha yüksek. Bunlar ciddiye alınması gereken veriler.” diyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Prof. Dr. Şule Arslan

Kanser, metabolik hastalıklar, kalp damar sorunları…

Hareketsiz bir yaşam tarzının, insan vücudunu farklı mekanizmalar yoluyla etkilediğine değinen Prof. Şule Arslan, şunları söylüyor: “Hareketsizlik insan vücudunda istenmeyen olumsuz etkilere neden olur. Tüm nedenlere bağlı ölüm riski yükselir. Kalp damar hastalıklarına bağlı ölümlerde, kanser ve metabolik hastalık riskini (diyabet, hipertansiyon ve dislipidemi gibi) arttırır. Kas iskelet sistemi hastalıkları (eklem ağrısı, kemik erimesi), depresyon ve bilişsel yetersizlik bunlara örnek olarak verilebilir. Uzun süreli hareketsiz yaşam uykusuzluk ve uyku bozuklukları gelişmesi ile de ilişkilidir.”

İşte hareketsiz yaşamın yol açtığı 6 hastalık

Diyabet

İnsülin direnci ve diyabet, hareketsiz yaşamın hızla yaygın hale getirdiği iki önemli sorun.

Araştırmalar Tip 2 diyabet riskinin hareketsiz kişilerde yüzde 112 daha yüksek olduğuna dikkat çekiyor. Günde bin 500 adımdan az yürüyen, uzun süre oturan ve kalori tüketimine dikkat etmeyen bireylerde insülin direnci daha sık görülüyor.

Hipertansiyon ve kan yağlarındaki bozukluklar

Türkiye’de de ölümlerin en büyük nedenlerinin başında kalp ve dolaşım hastalıkları (iskemik kalp hastalığı ve inmeler) ve kanser geliyor. Hareketsizlik kan basıncı değişikliklerine neden olduğu gibi kolesterol ve insülin duyarlılığında değişime de yol açıyor.  Bu hastalıklardan korunmanın birinci adımı ise sağlıklı beslenme ve hareketli yaşam sürmek.

Obezite

Hareketsiz geçirilen sürenin yüzde 10 artmasıyla bel çevresi ölçümlerinde 3.1 cm artış olduğunu gösteren çalışmalar mevcut. Yürüme veya ayakta durma gibi basit aktivitelerde bile enerji harcanıyor; bu tip düşük düzeyde enerji harcanması “egzersiz dışı aktivite termogenezi” olarak adlandırılıyor. Bu tip enerji tüketimini bile kilo almaya karşı savaşmaya yardımcı olabiliyor. Oturma veya yatma gibi düşük enerjili aktivitelerin süresinin artması egzersiz dışı aktivite ile yakılan kalorileri sınırlandırıyor. Araştırmalar, obez kişilerin, ortalama bir bireye kıyasla günde 2 saat daha fazla oturduğunu gösteriyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Kas ve iskelet sistemi hastalıkları

Hareketsiz yaşam; kemik erimesi, eklem ağrıları ve duruş bozukluğuna neden oluyor. Hareket etmemek kemik mineral yoğunluğunu da azaltıyor. 50 yaş üzeri kadınlarda hareketsiz geçirilen zaman yerine en az 30 dakika hafif fiziksel aktivite yapmak kırık riskini yüzde 12 azaltıyor. Günlük 10 saat ve üzerinde hareketsiz zaman geçirenlerde diz ve eklem ağrısı oluşuyor. Uzun süreli oturarak çalışan kişilerde ise duruş bozuklukları, sırt ve boyun ağrısı gelişiyor.

Kanser

Hareketsiz geçirilen zaman genel kanser riskini yüzde 20 artırıyor. Uzun süreli oturmanın kolorektal, rahim, yumurtalık ve prostat kanseri riskini artırdığı, özellikle kadınlarda kansere bağlı ölümleri artırdığı biliniyor. Başka bir araştırmada ise artan toplam oturma süresi ile kolon ve rahim kanseri arasında doğrudan bağlantı olduğu gösterildi.

Kırılganlık

Kırılganlık (zayıflık), vücudun hastalıklara karşı daha kırılgan hale gelmesi durumu olarak tanımlanıyor. Kırılganlığa yol açan çoklu faktörlerin arasında hareketsizlik ilk sıralarda geliyor. Kırılganlık kişinin hastalık veya yaralanmalarda iyileşme-toparlanma yetisini azaltıyor, kırılgan yaşlıların hastaneye yatış olasılıkları da artıyor. Günlük yaşamlarında daha uzun süre oturan bireylerin ileri yaşlarda daha kırılgan olma olasılıkları artıyor. Günlük oturma süresinin kısalması ile kırılganlık gelişme riski de azalıyor.

20-30 dakikada bir ayağa kalkın

Uzun süreli oturmanın sağlık için son derece zararlı olduğunu vurgulayan Prof. Arslan, “Masa başında çalışan kişiler, 20- 30 dakika gibi düzenli kısa aralıklarla ayağa kalkmalı veya yürümelidir; mesai arkadaşları ile bazı görüşmeleri ayakta yapmayı veya ofis içinde evrak alışverişi için kısa süreli yürümeyi alışkanlık haline getirebilirler” diyor.

Uykusuzluk ve düzensiz beslenmenin insanları hareketsizliğe iten başlıca nedenlerden olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Şule Arslan şu önerilerde bulunuyor:

“Hareket, sağlıklı beslenme ve kaliteli uyku, insan hayatının olmazsa olmazlarındandır. Yaşam kalitesini ve yaşam süresini daha uzun kılmak için bu 3 kurala uymak çok önemli. Hareketi, hayatımızda bir davranış alışkanlığı haline getirebilirsek, sağlığımızı korumuş oluruz.”

Bel kireçlenmesi yaşamınızdan çalmasın

Bel kireçlenmesi yaşamınızdan çalmasın

Çevrenizde, küçük hareketlerde bile belinin ağrıdığını, acıdığını ve hatta şiştiğini söyleyen bireyler mutlaka vardır. Çoğumuz bu durumu abartı olarak nitelendirse de şikayeti yaşayan kişiler için durum günlük yaşamlarının bir parçası haline gelmiştir. Fakat bu durum zamanla kişinin yaşamını büyük oranda olumsuz yönde etkileyerek günlük faaliyetlerini dahi yapamaz hale getirebilir. Avrasya Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı, Dr. Narangerel Tseveendorj bel kireçlenmesi ile ilgili önemli açıklamalarda bulunuyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Dr. Narangerel Tseveendorj

Bel kireçlenmesi nedir?

Belde bulunan eklemlerin fazla yıpranması ve aşınması sonucunda yapıların bozulması ve deforme olmasıyla meydana gelen sağlık problemine bel kireçlenmesi denir. Kronik rahatsızlıklarla beraber gelen bel kireçlenmesi, genellikle genetik sebeplerle oluşur.

Hastalığın belirtileri nelerdir?

Rahatsızlığın şiddetine göre bel kireçlenmesinin belirtileri de farklılık göstermektedir. Fakat genellikle gözlemlenen şikayetler sertlik ve ağrıdır. Özellikle de uzun süreli hareketlerden sonra eklemlerde şişlik meydana gelebilir.

  • Hareket kabiliyetinde kısıtlanmalar
  • Harekete göre eklem sertliği oluşması
  • Eklem çevresinde şişlik
  • Eklem hareketlerinden gelen sesler
  • Hareketle beraber artan ağrı
  • Hassasiyet, kızarıklık ve parmaklarda şişme
  • Ayak bileklerinde ağrı ve şişlik
  • Ayak parmaklarında şişlik
  • Kasık ve uyluk bölgesinde şişlik

 Bel kireçlenmesi unsurları nelerdir?

 Bel kireçlenmesini ortaya çıkaran pek çok belirti mevcuttur. Ayrıca bazı risk unsurları da hastalık üzerinde belirleyici rol oynar. Bel kireçlenmesinin unsurları aşağıdakiler gibidir:

  • Obezite
  • İlerleyen yaş
  • Eklemleri zorlayan meslekler
  • Önceden yaşanan eklem yaralanmaları
  • Genetik nedenler
  • Zayıf uyluk kasları
  • Doğuştan gelen eklem rahatsızlıkları

 

Bel kireçlenmesinin sebebi nedir?

 Eklemlerde kemik yapılarının uç noktalarını çevreleyen oldukça sağlam kıkırdak bulunur. Kıkırdak, eklem hareketleri için yumuşak ve kaydan bir zemin ve ortam oluşturur. Kireçlenmenin olduğu durumlarda ise bel eklemlerindeki kıkırdak dokusu aşırı aşındığından bozulmalar meydana gelir.

Aşınma ve yıpranma sonucunda ağrılar oluşur. Böylelikle zamanla eklemlerde şişme, hareketlerde zorlanma, kemiklerin parçalanmasına hatta eklem faresi olarak bilinen, eklem içinde kemik parçası birikmesine sebep olur. Kemik parçaları ufaldıkça birikmeye başlar ardından vücutta iltihap meydana gelebilir. Bu durumun oluşması kireçlenme sürecini daha da zorlaştırır.

Nasıl teşhis edilir?

Bel kireçlenmesinde doktor tarafından fiziki muayene yapılması, teşhisi konulabilmesi adına ilk önceliğinizdir. Kesin tanı için ise radyolojik görüntüleme yapılır. Ayrıca düz tomografi veya kan tahlili ve eklem sıvısı analizi de gerçekleştirilmesi gerekebilir. Bazı hastalara kesin teşhis konulabilmesi için EMG de yapılabilir.

Nasıl tedavi edilir?

Bel kireçlenmesinde uygulanacak tedavi süreci öncelikle şikayetleri kontrol altına almak, daha sonra hastanın hareket kabiliyetini ve yaşam kalitesini arttırmak üzerine kurulmuştur. İlk aşama fizik tedavi ile başlar ve böylelikle kişideki belirtilerin hafifletilmesi sağlanır. Eklemlerde oluşan iltihabın giderilmesi için ilaç tedavisine başvurulabilir. Ayrıca bel enjeksiyonları ve daha ileri rahatsızlıklar yaşayan hastalarda ameliyat gibi seçenekler de mevcuttur.

Her 10 kişiden 9’u bel ağrısı çekiyor

Her 10 kişiden 9’u bel ağrısı çekiyor

Son bir yıldır günlük yaşam alışkanlıklarımızı derinden etkileyen yüzyılın salgın hastalığı koronavirüs (Covid-19) pandemisi nedeniyle hareketlerimiz büyük ölçüde kısıtlanırken, iş yaşamının adeta ev ortamına aktarılması nedeniyle online toplantılar derken bilgisayar karşısında geçirdiğimiz saatler arttı; bu durum da pek çok kişide bel ağrılarını tetikledi. Toplumda her 10 kişiden 9’unun bel ağrısı çektiğini belirten Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Halil Koyuncu “İş yaşamı, ağrıların oluşumunda kolaylaştırıcı bir faktördür. Covid pandemisi sürecinde ekran karşısında uzun süre çalışma ve hareketsizlik nedeniyle bedenin şekli bozuldu. Omurga ve özellikle bel ya çukurlaştı ya kamburlaştı veya eğrildi. Ruhsal yapının çökmesi de belde stres yaratarak ağrıyı artırdı. Duruş bozukluğu, vücudu yanlış kullanma, aynı pozisyonda kalma ve bele binen anormal yükler, beldeki ve çevredeki kasların görevini unutturdu. Kaslar çalışamaz hale geldi, kuvvetleri azaldı, kasıldılar ve kısaldılar. Bu etkenler de pek çok kişide bel ağrılarının artmasına yol açtı.” diyor. Bel ağrılarının yüzde altmış nedeninin kas kaynaklı olduğunu, alınacak bazı önlemler ve yapılacak bazı egzersizlerle bu ağrıları azaltmanın mümkün olabildiğini vurgulayan Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Halil Koyuncu, bel ağrısını gidermede faydalı olabilecek 7 egzersizi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Başta kitap taşıma egzersizi

Hem otururken hem de ayakta ‘başta kitap taşıma’ egzersizi yapın. Sandalyeye sırtınız ve omzunuz dik şekilde oturun ve başınızın üzerine kitap yerleştirin. Bu şekilde gün içinde birkaç kere 5’er dakika durmaya çalışın. Ayakta da aynı şekilde başınızın üzerine kitap koyup dik durarak omurganın, özellikle belin doğal eğriliğini yeniden kazandırabilirsiniz.

Sırt üstü yatarak bacaklarınızı yukarı kaldırın

Sırt üstü yatarken iki bacağınızı bitişik şekilde uzatın. Sırayla önce bir bacağınızı 10 kez, kalçanızdan yukarı olacak şekilde kaldırın, ardından diğer bacağınızda işlemi tekrarlayın. Sonra her iki bacağınızı bitişik şekilde aynı anda kalçanızdan yukarıda olacak şekilde kaldırın. Bu hareketi sabah akşam 10 kez yapın.

Ellerinizi belinizin altına koyun ve bastırın

Sırt üstü pozisyonda, her iki el açılmış halde, yan yana, el sırtları bele gelecek şekilde, bel ile yer arasına yerleştirin. Belinizi yere doğru ellerinizin üzerine bastırın. Belinizin kasıldığını hissedin. 10’a kadar sayıp sonra gevşetin. Sabah akşam düzenli yaptığınızda karın ve belin kuvvetlenmesine büyük fayda sağlarsınız.

Karnınızın altına yastık koyun

Yüzüstü yatarken, karın altına yastık koyun. Belinizi rahatlatın. Ardından başınızla beraber, boyun ve sırtınızı, belden yukarı doğru hareket ettirin. Kollar duruma göre önde veya yanlarda olabilir. Bu hareketi sabah akşam 10 kez yapın. Yine yüzüstü pozisyonda, karın altında yastık varken, kollar yanlarda olduğu sırada, her iki bacağınızı sırayla 10’ar kez yukarı doğru kaldırın. Böylece, beli ve tüm bedeni taşıyan bacak kasları da çalıştırılmış olur.

Mekik çekin

Sırt üstü yatarken, tam veya yarı pozisyonda mekik hareketi beli esnetirken, karın kaslarının kasılmasını sağlar. Karın kasları, bel ile beraber, gövdenin alt bölümünü oluşturan silindirin ön bölümünü oluşturan kaslardır. Sırt üstü pozisyonda elinizi başınızın altına koyun ve günde en az 10 kere mekik çekin.

 Kedi-deve pozisyonu alın

Yüz üstü pozisyonda, diz ve dirsekleriniz üzerinde durun. Gövdenizin arkasını oluşturan omurganızı, kedi-deve pozisyonuna getirerek esnetin. Bu harekette, başlangıç, belden sırta ve boyna doğru olur veya boyundan, sırta ve bele doğru olur. Her gün sabah akşam 10’ar kez düzenli yapın. Bu hareketler, gövdenin hem ön hem de arka kaslarını esnetir.

 Bel kaslarını esnetin

Yan yatarken yukarı doğru doğrulun; bu hareketi 10 kez tekrarlayın. Ardından diğer yanınıza yatın ve aynı hareketi yapın. Sonra sırt üstü yatıp iki bacağınızı birden gövdenizin her iki yanına doğru döndürün. Sabah akşam 10 kez düzenli yapın. Böylece bu bölgelerin kaslarını esnetmiş olursunuz.  

Egzersizler 2 haftada fayda sağlıyor ancak!

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Halil Koyuncu her bir egzersiz hareketinin düzenli olarak sabah-akşam günde en az 2 kez 10’ar kere mutlaka yapılması gerektiğini belirterek “Şiddetli bel ağrısı çekenlerin mutlaka hekime görünmeleri gerekir. Öncelikli tedavi olarak hekiminizin önereceği ilaç, jel ya da soğuk veya sıcak uygulama gibi tedaviler fayda sağlamazsa fizik tedavi uygulanabilir. Şiddetli bel ağrısı varken egzersiz yapmak zarar verebilir. Ancak günlük yaşamı idame ettirmenizi aksatmayacak bel ağrınız varsa; bu egzersizleri belinizi zorlamadan, belin rahat bir şekilde olmasına dikkat ederek yapabilirsiniz. Bel ağrısına karşı ayrıca uykuda en rahat, en ağrısız pozisyonda yatmanız fayda sağlayacaktır. Egzersiz sırasında ağrı artarsa kendinizi zorlamayın, dinlenip yeniden başlayın. Kasların çalışmasıyla iyilik hali, genellikle bir iki haftada başlar. Ancak düzenli yapılması çok önemlidir. Bırakıldığı anda, geriye dönüş hızlı olur. 30 yaşına kadar kazanılan kas kitlesi ve kuvveti, yaşlılık dönemine hazırlık olur.” diyor.

Egzersizler kritik önem taşıyor, çünkü!

Bu egzersizlerin ileride gelişebilecek sakatlığı önleyip yaşam kalitesini artıracağını belirten Prof. Dr. Halil Koyuncu şöyle konuşuyor: “Egzersizler, öncelikle kaslara görevlerini hatırlatır. Çalışması gerektiği emirlerini gönderir. Planlı, programlı, disiplinli ve süreli yapılan egzersizler öncelikle kasların esnekliğini kazandırır; kaslar güçlü ve dayanıklı hale gelir. Tüm kasların uyumlu ve ahenkli çalışması sağlanmış olur. Bu egzersizler, ev ortamında birkaç parçaya bölünerek yapılır. Ağrıyı artırmadan ve kasları yormadan uygulanır. Günde en az 30 dakika zaman ayırarak büyük fayda sağlamak mümkündür. Kişi bacak kaldırma egzersizlerini tek başına yapmakta zorlanıyorsa, spor lastiğinden (pilates/jimnastik lastiği) veya bir çarşafı ip haline getirip iki ucunu bağladıktan sonra da faydalanabilir.” diyor.