Yazılar

Oruç tutarken zinde olmanın en önemli üç kuralı…

Oruç tutarken zinde olmanın en önemli üç kuralı…

Halsizlik, sebepsiz mutsuzluk, dikkat eksikliği, kas veya eklem ağrıları gibi sorunlar yaşıyor musunuz? Erken yatmanıza rağmen sabahları uykunuzu alamamış hissediyor musunuz? Bu sorunlar size tanıdık geliyorsa, nedeni yaşam kalitemizi oldukça düşürebilen ‘bahar yorgunluğu’ olabilir!

Bahar mevsimine geçişle birlikte doğa canlansa da biz aynı enerjiyi kendimizde hissedemeyebiliyoruz. Bu soruna yol açan faktör ise uzun ve kasvetli kış aylarında yavaşlayan metabolizmamızın bahar mevsimine geçiş sürecine uyum sağlamakta güçlük çekmesi. Ayrıca bu yıl Ramazan ayının bahara denk gelmesi ve günlerin uzun olması nedeniyle aç kalma süreci uzayınca, yorgunluk hissi de artabiliyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Sıla Bilgili Tokgöz, eğer yorgunluğunuzun  altında ciddi bir sağlık problemi yoksa doğru beslenme adımlarıyla bu sorunun üstesinden gelebileceğinizi belirterek, “Ramazan ayında bahar yorgunluğuna karşı dikkat etmeniz gereken en önemli üç kural ise bolca su içmek, mevsim sebzeleri ile meyvelerini yeterli miktarda tüketmek ve düzenli olarak egzersiz yapmaktır.” diyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Sıla Bilgili Tokgöz, baharı zinde geçirmeniz için beslenme alışkanlığınızda hangi önlemleri almanız gerektiğini anlattı; önemli uyarılarda bulundu!

Pause Sağlık, Pause Dergi

Beslenme ve Diyet Uzmanı Sıla Bilgili Tokgöz

Sahura mutlaka kalkın!

Gün içerisinde ihtiyacınız olan enerjiyi sadece iftardan karşılamanız çok zor. Uykunuzu böldüğünü düşündüğünüz için sahura kalkmıyorsanız bu kez de kendinizi gün içerisinde çok yorgun ve uykuya meyilli hissedersiniz. Dolayısıyla sahuru kahvaltı öğünü gibi düşünün. Öğününüzü sıvı içeriği yüksek besinlerden ve yumurta gibi içerdiği yüksek proteinle tok tutan besinlerden oluşturmaya özen gösterin.

Mevsime uygun beslenin

Doğanın ve mevsimlerin değişimiyle birlikte bedenimizin ihtiyaçları da değişiyor. Örneğin soğuk kış aylarında bağışıklığımızı güçlendiren ve vücut ısımızın korunmasını sağlayan yiyeceklerle beslenmek istiyoruz. Bahar aylarında da düşen enerjimiz nedeniyle enerji veren ve antioksidan bakımından zengin olan besinleri tüketmemiz gerekiyor. Baharı zinde geçirmek için iftar veya sahurda; taze mevsim meyvelerinden çilek, erik, çağla, malta eriği, sebzelerden de semizotu, kabak, enginar, pazı, roka, nane, maydanoz ile taze soğan gibi yeşilliklere mutlaka yer verin.

Posa alımınızı arttırın

Her mevsim geçişi bağırsak düzenini değiştirebiliyor. Ayrıca oruç tutarken az su tüketimi ve yetersiz lif alımı sebebiyle kabızlık sorunu yaşanabiliyor. Yavaşlamış bağırsak hareketi ve kabızlık da ruh halini olumsuz etkileyerek kendimizi yorgun hissetmemize neden olabilirken, depresyonu da tetikleyebiliyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Sıla Bilgili Tokgöz, kabızlık probleminde mutlaka bol posalı beslenmeye özen göstermeniz gerektiğini belirterek, “Yeterli posa alımını sağlamak amacıyla her gün düzenli olarak sebze yemeği ve salata tüketin. Tam tahıllı, çavdar veya ruşeymli ekmekleri tercih edin. Günde 1-2 porsiyon meyve yemeniz de çok önemli. Zengin antioksidan içerikleri nedeniyle çilek, dut ve elma gibi meyveler tüketin. Posa alımınızı artırmak için kabuklarıyla tüketilebilen meyveleri kabuklarını soymadan yemeyi alışkanlık edinin. Ayrıca haftada en az bir kez kurubaklagil tüketmeniz, dengeli ve posalı beslenmede önem taşıyor.” diyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Mutsuzluğa karşı bitter çikolata

Bitter çikolata tüketerek bahar yorgunluğuyla başa çıkabilir, kendinizi daha mutlu ve dinç hissedebilirsiniz. Bunun nedeni ise bitter çikolatanın içeriğindeki yoğun kakao sayesinde beyinde mutluluk hormonu olarak bilinen seratonin ve endorfin seviyelerini arttırmada etkili olması. Bitter çikolata aynı zamanda kortizol, yani stres hormonunu baskılıyor ve teobramin içeriğiyle enerji metabolizmasını da aktive ediyor. Ancak bitter çikolatayı tüketirken miktarı abartmayın. İftarda 2 küçük kare (30 gr) yemeniz yeterli olacaktır.

 Besinlerin su içeriği yüksek olsun

Hücrelerin canlılığı, metabolizmanın devamlılığı ve vücudun toksinlerden arınmasında yeterli su tüketimi son derece önemli rol oynuyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Sıla Bilgili Tokgöz, “Vücudun zinde kalmasını sağlayan en önemli faktörlerden biri yeterli sıvı alımıdır. Sağlıklı bir yaşam için her gün kilo başına 30 ml su içmeyi ihmal etmeyin” diyerek şöyle devam ediyor: “Sıvıyı su ve su içeriği yüksek salatalık, semizotu, kabak, marul ve ananas gibi besinlerden sağlamaya çalışın. Ayrıca melisa, ıhlamur ve papatya gibi rahatlatıcı özelliği olan bitki çaylarını yorgunluk kaynaklı uykusuzluk durumlarında tercih edilebilirsiniz.”

Çay ve kahveyi kısıtlayın

Yüksek miktarda alınan kafein uykusuzluğu tetikleyerek yorgunluğa neden olabiliyor. Aynı zamanda diüretik etkisiyle vücutta su kaybına yol açıyor. Bu olumsuz etkileri nedeniyle kahve, çay, enerji içecekleri ve asitli içecekler gibi kafeinli içeceklerden kaçınmanız çok önemli. Beslenme ve Diyet Uzmanı Sıla Bilgili Tokgöz, “Özellikle kahve severler için güvenli doz 400 mg kafeindir, yani 2-3 fincan kahve tüketimi yeterli ve olumlu etki sağlayacaktır. Ramazan ayında, iftar sonrasında kahve tüketebilirsiniz. Ancak kalp çarpıntısına sebep olabileceği ve tansiyonu arttırabileceği için hipertansiyon sorununuz varsa kafein alımını daha fazla kısıtlamalısınız.” diyor. 

Haftada en az bir kez balık şart

Stresi baskılama özelliği olan omega-3 yağ asitlerini beslenme listenize mutlaka ekleyin. Beslenme ve Diyet Uzmanı Sıla Bilgili Tokgöz, iftar öğünlerinde haftada en az bir kez balık tüketmeniz gerektiğini vurgulayarak şöyle devam ediyor: “Özellikle omega 3’ten zengin olan somon ve uskumru balıklarına sofranızda yer verin. Balık tüketemiyorsanız, sebzeler arasında omega 3 yağ asitlerinden en zengin sebze olan semizotunu tercih edebilirsiniz. Ayrıca yağlı tohumlar da omega 3 yağ asitlerinden iyi birer kaynaklar. Her gün 2-3 tam ceviz veya 10-15 adet fındık ve bademi ara öğün olarak tercih edebilirsiniz.”

Pause Sağlık, Pause Dergi

Magnezyum çok önemli

Vücuda alınması gereken eser elementlerden olan magnezyum eksikliği yorgunluğa sebep olabiliyor. Koyu yeşil yapraklı sebzeler, kurubaklagiller, deniz ürünleri, kabak çekirdeği, yağlı tohumlar, muz, çilek ve incir gibi meyveler magnezyumdan zengin besinler arasında yer alıyorlar. Aynı zamanda her biri iyi bir potasyum ve antioksidan kaynağı olarak da yorgunluğa ve vücut direncinin artırılmasına fayda sağlıyorlar. Bu besinleri iftar ve sahur öğünlerinizde sofranızda düzenli olarak bulundurmaya özen gösterin.

Her gün 45 dakika egzersiz yapın

Düzenli egzersiz yapmak sağlıklı olmayı destekleyen, zinde hissettiren ve bağışıklığı güçlendiren en önemli etkenlerden biri. Egzersiz olarak, yürüyüş, koşu, dans, pilates, yüzme ve bisiklet gibi egzersizler tercih edebilirsiniz. Her gün iftardan 1-2 saat sonra düzenli olarak yapacağınız 45 dakikalık bir yürüyüş metabolizmanızın hızlanmasına, ideal kilonuzun korunmasına, kendinizi daha sağlıklı ve enerjik hissetmenize yardımcı olacaktır.

 Düzenli ve yeterli uyku önemli!

Baharda zinde olmak için her gün 6-8 saat uyumaya özen gösterin. Zira, düzensiz uyku kendinizi daha yorgun hissetmenize neden oluyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Sıla Bilgili Tokgöz, özellikle kaliteli uyku için gece 23:00-03:00 saat dilimini mutlaka uyuyarak geçirmeniz gerektiğine işaret ederek, “Sahura kalkmadan geç saate kadar oturup yemek yemek hazımsızlık şikayetinizi artıracaktır. Bu durum da uykunuzu olumsuz etkilediği gibi sabah güne daha yorgun uyanmanıza sebep olacaktır. Bu nedenle iftardan sonra geç saate kalmadan uykuya geçmeniz ve sahura kalkmanız çok önemli.” diyor.

Pandemide vücut direncinizi artıracak 5 çorba

Pandemide vücut direncinizi artıracak 5 çorba

Özellikle içinde bulunduğumuz pandemi döneminde bağışıklığımızın güçlü olması hiç şüphesiz büyük önem taşıyor. Öyle ki bağışıklık sistemi güçlü olan kişiler kendilerini bakterilere, virüslere ve birçok yabancı maddeye karşı koruyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Sıla Bilgili Tokgöz; bağışıklık sisteminin yanlış beslenme alışkanlıkları, alkol ve sigara kullanımı, hareketsizlik, düzensiz uyku ve hava kirliliği gibi etkenlerden olumsuz etkilendiğini belirtirken, bunlarla başa çıkabilmek için çorbaların gücünden de mutlaka faydalanmak gerektiğini söylüyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Sıla Bilgili Tokgöz, Covid-19’a karşı vücut direncini artırmada fayda sağlayan 5 kış çorbasını tarifleriyle anlattı; önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

  • Sütlü Bal Kabağı Çorbası

Bal kabağı; alfa-beta karoten ve A vitamini içeriği sayesinde bağışıklık sisteminin destekleyicisidir. İçerisinde bulunan yüksek posa bağırsak sağlığını korur. Alınan bu posa mideyi daha geç terk ettiği için de daha uzun süre tokluk sağlar. Çorbanın içerisine kükürtlü bileşiklerden zengin içeriğiyle bir kalkan görevi gören soğan ve sarımsak da eklemeyi unutmayın.

Tarifi: 7-8 adet küp doğranmış (yaklaşık 300 gr) bal kabağını, 1 adet doğranmış kuru soğan ve 2 diş sarımsağı bir tencereye koyun. Zeytinyağında hafif soteledikten sonra üzerine 2.5 su bardağı su ilave edin. Kaynadıktan sonra karışımı homojen olması için blenderdar geçirin. Ardından içerisine 1 su bardağı süt ekleyip 1 taşım daha kaynatın. Ocaktan indirmeden tuz ve karabiber ilave edin. İsteğe göre muskat rendesi, zencefil de ekleyebilirsiniz. Sıcak su ile kıvamını ve yoğunluğunu damak zevkinize göre ayarlayabilirsiniz.

  • Zerdeçallı Tavuk Suyu Çorbası

 Son yıllarda sağlık üzerindeki pek çok etkisinin bilim dünyasınca kanıtlanmasıyla tüketimi artan zerdeçal, bunu içerisindeki kurkumin maddesine borçlu. Bu sayede iltihaplanma giderici ve önleyici etkisi bulunuyor. Herhangi bir sağlık sorunu bulunmayan tüm bireyler günlük olarak 1-2 kaşık zerdeçal tüketerek bağışıklık sistemlerini güçlendirebilir ve enfeksiyon hastalıklarını daha kolay atlatabilir.Demir, magnezyum ve sağlıklı yağ asitleri açısından zengin olan zerdeçal, gribe karşı da önemli bir kalkan görevi görüyor.

Tarifi: 1 adet (400 gr) tavukgöğsünü 1 litre su ile içerisine 3 diş sarımsak koyarak yaklaşık 40-45 dakika haşlayın. Haşladıktan sonra suyunu ayırıp tavukları didikleyin. Ayrı bir tencerede 1 yemek kaşığı un ve 1 yemek kaşığı tereyağını 1 dakika kavurun, kavurduktan sonra yavaş yavaş tavuk suyu ekleyin. İçine 2 yemek kaşığı tel şehriyeyi de ilave ederek pişirin. Dilediğiniz miktarda limon suyunu ve 1 yumurtanın sarısını bir kapta karıştırın, kaynayan tavuk suyundan bir kepçe alarak ılıştırıp yavaş yavaş çorbaya ilave edin. Didiklenmiş tavukları ekleyip 5 dk daha kaynatın. En son 1 tatlı kaşığı toz zerdeçalı, tuz ve karabiberi ekleyerek servis edin.

 Sebzeli Kış Çorbası

Kereviz, pırasa, brokoli, ıspanak, havuç tam kış sebzeleri. Mevsimine uygun beslenmek isteyenler bunlardan lezzetli bir sebze çorbası yapabilirsiniz. Düşük kalorili, su içeriği yüksek ve lif oranı oldukça fazla bir sebze olan “kereviz” içerdiği C vitamini,  A vitamini ve fitokimyasallar sayesinde bağışıklık sistemini güçlendirir ve vücudu daha dirençli hale getirir. Pırasa, güçlü bir antioksidan olan “polifenol” içerir. Bu antioksidanlar vücudumuzda bulunan ve çeşitli kronik hastalıklara zemin hazırlayan serbest radikallere karşı koruma sağlar. Brokoli içerdiği sulforan maddesi sayesinde antioksidan aktivite göstererek bağışıklığı destekler. C vitamin ve E vitamini bir arada içerdiği için bağışıklık sisteminin etkin savaşçılarından biri. 1/2 bardak pişmiş ıspanak 21 kaloridir, 1 gramdan az yağ içerir. Diyetle alınan potasyumun en iyi kaynaklarındandır. İçerisinde ayrıca C vitamini lif ve karotenoidler vardır. Havuç, A vitaminince zengin bir besindir. Yapılan bilimsel çalışmalar; A vitamini eksikliğinin bağışıklık sisteminde bozulmalara yol açtığını, bunun da enfeksiyon hastalıklarının ilerlemesini hızlandırdığını ortaya koyuyor.

Tarifi: 2 adet pırasa, 1 küçük boy kereviz, 1 parça kereviz sapı, 1 demet küçük boy brokoli,   6-7 adet kök ıspanak, 1 orta boy havuç, 1 orta boy patates, 2 diş sarımsak ve 1 orta boy soğanı temizleyip ayıklayın. Küçük küçük doğradıktan sonra tüm malzemeleri tencereye koyun. Üzerine 1,5 litre su ilave edin. Orta ateşte bütün sebzeler yumuşayıncaya kadar pişirin. İçerisine 2 yemek kaşığı zeytinyağı ekledikten sonra süzgeçten ya da blenderdan geçirin en son tuz ve karabiber ekleyin. Üzerine nane veya kırmızı biber ilave ederek servise hazırlayabilirsiniz.

  • Zencefilli Kırmızı Mercimek Çorbası

Doğanın mucizevi besinlerinden zencefil aşırıya kaçmamak koşuluyla üst solunum yolu enfeksiyonları ve gripten koruyor. Bunun yanı sıra öksürüğe de iyi gelir, balgam söktürücü etki gösterir ve mide bulantısına da faydalı. Ancak aşırı tüketimi gaz, mide yanması gibi sorunlara neden olabiliyor.

Tarifi: 2 su bardağı kırmızı mercimeği ayıklayıp yıkayın. Bir tencerede 2 yemek kaşığı zeytinyağında 1 adet küp küp doğranmış soğanı 3-4 dakika soteleyin. Ardından 2 diş ince doğranmış sarımsakları ve 1 parça (2.5 cm) dilimlenmiş taze zencefilleri de 1 dakika soteledikten sonra içerisine 1 su bardağı et suyu ve 4 su bardağı su ekleyip kaynayıncaya kadar pişirin. Ardından kırmızı mercimekleri ekleyip yaklaşıp 25 dk yumuşayana kadar pişirin. Pişen karışımı blenderdan geçirin, gerekirse sıcak su ile kıvamı açın, en son tuz ve karabiber ekleyin. Kişniş yapraklarıyla süsleyip servis edebilirsiniz.

  • Sütlü Kıymalı Tarhana Çorbası

Anadolu mutfağının vazgeçilmezi tarhana, içerdiği domates, yoğurt, biber sayesinde besleyici olduğu kadar bağışıklığı da güçlendirici bir çorba olarak karşımıza çıkıyor. B vitamini içeriği yüksektir. Ancak içerisine giren beyaz un hiç azımsanmayacak kadar çoktur. Beyaz un elde ederken buğday tanesi kabuk, liflerinden, tüm faydalı kısmından ve hatta ruşeyminden ayrıştırılıyor, dövülüp öğütülüyor. O yüzden tarhana yaparken beyaz un yerine tam buğday unu kullanın. Besin değerini arttırmak için pişirirken içine süt ve kıyma ekleyin. Bitkisel protein severler, nohut veya kuru börülce ilave ederek de protein içeriğini arttırmış olursunuz.

Tarifi: 5 yemek kaşığı toz tarhanayı 1 su bardağı su ile ıslatın. 100 gr yağsız kıymayı 2 yemek kaşığı zeytinyağında suyunu salıp çekene kadar kavurun.  Kıymanın rengi tamamen değiştiğinde içerisine 2 diş doğranmış sarımsak 1 tatlı kaşığı toz biber ekleyip 1 dakika daha kavurun. Ardından suda bekleyen tarhanayı, 1 su bardağı sütü, 1 su bardağı et suyunu ve 2 su bardağı su ilave ederek koyulaşana kadar pişirin. Kıvamı koyu olursa 1 su bardağı daha sıcak su ekleyebilirsiniz. En son tuz ve kekik ekleyip ocaktan alıp servis edebilirsiniz.