Yazılar

Kilo tansiyonu tetikler mi?

Kilo tansiyonu tetikler mi?

Obezite ve hipertansiyonun birlikte bulunması halinde kalbin yapısı ve fonksiyonunun üzerindeki etkisinin çok daha şiddetli olabileceğini belirten Liv Hospital Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Kadriye Kılıçkesmez sağlıklı yaşam tarzını benimseyerek, düzenli egzersiz ve diyet yaparak verilecek kilonun hipertansiyonun kontrol altına alınmasında yardımcı olacağının altını çizdi.

Prof. Dr. Kadriye Kılıçkesmez

Prof. Dr. Kadriye Kılıçkesmez

Obezite nedir?
Enerji alımı ve tüketimi arasındaki dengenin bozulması sonucu vücut yağ kitlesinin, yağsız vücut kitlesine oranının artmasına obezite denir.

Kardiyovasküler hastalıklar için risk faktörü olabilir
Obezite kalp üzerinde yaratmış olduğu yapısal değişiklikler nedeni ile tek başına kardiyovasküler hastalıklar için bağımsız bir risk faktörü olmasının yanında, hipertansiyon gibi diğer risk faktörlerine de yol açarak etkili olmaktadır. Obezite ve hipertansiyonun birlikte bulunması kalbin yapısı ve fonksiyonu üzerine olan etkinin çok daha şiddetli olmasına yol açar.

Yağların hangi bölgede depolandığı önemli
Obezitenin yanı sıra yağların hangi bölgede depolandığı da önemlidir. Yağ birikiminin özellikle karın bölgesinde olduğu santral (elma tipi) tip yağlanma hipertansiyon, diyabet, insülin direnci, kan şekeri yüksekliği, bozuk lipid profili gibi kardiyovasküler risk faktörlerini de arttırmaktadır. Santral obezitenin önemli bir göstergesi olan bel/kalça oranı erkeklerde 1.0, kadınlarda 0.8’in üzerine çıkmamalıdır.

Obezite hormon sinyallerinde değişikliklere sebep olabilir

Obezite hormon sinyallerinde, sempatik sinir sisteminin işlevlerinde, böbreklerin yapısı ve işlevlerinde değişikliklere sebep olur.

Prof. Dr. Kadriye Kılıçkesmez

Obezite ve hipertansiyon arasındaki ilişki
Obezite ve hipertansiyon arasındaki ilişkiyi gösteren çalışmalarda Beden Kitle İndeksi (BKI) değeri 27 kg/metrekare’nin üzerinde olan aşırı kilolu bireylerin hipertansiyon risklerinin, aşırı kilolu olmayan bireylerden üç kat daha yüksek olduğu gösterilmiştir. Özellikle bel/kalça oranı kan basıncı ile önemli korelasyon göstermektedir.

Kan basıncı kontrolü için kilo vermek önemli

  • Kilo verme kan basıncı kontrolü için çok önemli bir yaşam tarzı değişikliğidir.
  • Obez bireylerde ağırlıktaki %5-10 düzeyindeki azalma kan basıncında belirgin düşüş sağlamaktadır.
  • Zayıflamanın kan basıncı üzerine etkisi bir tansiyon ilacının etkisine yakındır.
  • Ağırlık kaybının kan basıncı üzerine olan düşürücü etkisi büyük oranda kan hacmini ve kalbin ön yükünü azaltmak gibi hemodinamik etkileri üzerinden gerçekleşmektedir.

Kilo kaybı için:

  • Sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemek,
  • Düzenli egzersiz yapmak ve
  • Dengeli bir diyet uygulamak da önemlidir.

Bunların hepsi birlikte, hipertansiyonun kontrol altına alınmasına yardımcı olacaktır.

Her 10 çocuktan birinde yüksek tansiyon görülüyor

Her 10 çocuktan birinde yüksek tansiyon görülüyor

Hipertansiyon sadece yetişkinlerde değil, çocuklarda da görülen sağlık problemleri arasında yer alıyor. Yüksek tansiyonun temeli çocukluk çağında atılırken, erişkinlerde görülen tansiyon vakalarının birçoğunu çocukluk ve ergenlik döneminde başlayan ancak fark edilmeyen hipertansiyon oluşturuyor. Sinsi bir şekilde belirti vermeden ilerleyen çocukluk çağı hipertansiyonunun teşhis edilebilmesi için çocukların tansiyonlarının herhangi bir rahatsızlıkları yoksa 3 yaşından itibaren belli aralıklarla ölçülmesi gerekiyor. Yaşam tarzı ve beslenme düzeni sağlıklı bir hale getirilen çocuklarda yüksek tansiyon görülme sıklığı ise azalıyor. Memorial Ankara Hastanesi Çocuk Nefroloji Bölümü’nden Uz. Dr. Gökçe Can, çocukluk çağı yüksek tansiyonu ile ilgili bilgi verdi.

Hipertansiyon yaşam biçimi ve beslenme ile ilişkilidir

Kanın atar damarlar içinde meydana getirdiği basınç olan tansiyonun yüksek çıkması önemli bir sağlık sorunu olup, başka hastalıklara da kapı aralamaktadır.  Her ne kadar yetişkin hastalığı olarak bilinse de aslında yüksek tansiyon, temelleri çocukluk çağında atılan bir rahatsızlıktır. Yapılan çalışmalar, tansiyonun kişinin yaşam biçimi ve beslenme tarzı ile yakından ilişkili olduğunu gösterirken; çocuk ve ergenlerin beslenme alışkanlıklarının değişmesi, sedanter bir yaşam tarzı benimsemeleri ve obezite oranlarının yükselmesi ile birlikte çocuklarda hipertansiyon görülme sıklığında artış yaşandığını ortaya koymaktadır.

Çocukluk çağında kan basıncı tıpkı boy ve kilo ölçümünde olduğu gibi persentil eğrileri ile değerlendirilir. Yani çocuklarda normal tansiyon değerleri yaş, cinsiyet ve boya göre değişkenlik gösterir. Persentil eğrisinde belirlenen değerlerin üzerinde çıkan tansiyon, çocuklarda hipertansiyon olarak kabul edilmektedir. Ülkemizde neredeyse her 10 çocuktan birinde hipertansiyon izlenmektedir.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Dr. Gökçe Can

Rutin muayene teşhis için önemlidir

Çocuklarda hipertansiyon durumu genellikle rutin muayene sırasında ortaya çıkarılır. Çünkü çocukluk çağında görülen yüksek tansiyon genellikle maalesef belirti vermeden sinsi bir şekilde ilerler. Semptom gösterdiği vakalarda ise genellikle baş ağrısı, uykuya dalmakta sıkıntı, yorgunluk, çarpıntı, kulakta çınlama gibi şikayetler ortaya çıkar. Şiddetli hipertansiyon durumlarımda ise burun kanaması, kusma, görme bozukluğu, bilinç bulanıklığı ve çarpıntı gibi belirtiler görülebilmektedir.

3 yaşından itibaren çocukların tansiyonu ölçülmelidir

Çocuklarda yüksek tansiyonun erken teşhisi ve tedavisi büyük önem taşımaktadır. Tansiyonu yüksek çıkan çocuklara mutlaka tansiyon holter takılmalıdır. Üç yaşından itibaren bütün çocuklara yıllık tansiyon ölçümü yapılmalıdır. Ancak tansiyona eşlik eden böbrek hastalığı, idrar yolu enfeksiyonu, diyabet, obezite, kan basıncını yükselten ilaç kullanımı, aort koarktasyonu gibi durumların varlığında ise her kontrolde tansiyon ölçümü yapılmalı ve sonuçlar çocuk nefroloji uzmanı tarafından değerlendirilmelidir.

Öncelikle altta yatan sebepler belirlenmelidir

Hipertansiyonda öncelikle altta yatan sebepler bulunmalı ve tedavi ona göre şekillendirilmelidir. Bununla birlikte çocukların yaşam ve beslenme şekilleri mutlaka değiştirilmelidir. Hareketli bir yaşam tarzı ve sağlıklı bir beslenme düzeni oluşturulması tedavide büyük fayda sağlamaktadır. Ancak bu değişikliklere rağmen kontrol altına alınamayan yüksek tansiyon durumlarında mutlaka uzman hekimin önerisi ile antihipertansif ilaç başlanması gerekmektedir.

Yaşam tarzı ve beslenme şeklinin düzenlenmesi önemli

Ailelerin çocuklarının sağlığı için dikkat etmeleri gereken noktalar şu şekildedir:

– Çocukların beslenmelerine dikkat edilmelidir.  Sağlıklı, sürdürülebilir ve katkı maddesi içermeyen bir beslenme şekli oluşturulup, bu beslenme şekli çocuklara benimsetilmelidir.

-Çocuklar paketli gıdalardan uzak tutulmalı, taze meyve ve sebze tüketimleri artırılmalıdır.

-Gazlı içecekler içerisinde bulunan meyankökü hipertansiyona sebep olmaktadır. Bu sebeple çocukların bu içecekleri tüketmesine izin verilmemelidir

-Çocukların fiziksel aktiviteleri artırılmalı ve haftada en az 3 gün ortalama 30 dakika yürüyüş yapmaları sağlanmalıdır

– Çocukların tuz tüketimi azaltılmalıdır. Ancak bu azaltma sadece yemeklere konan tuz miktarından değil, sofraya gelen şarküteri, paketli gıda ve mandıra ürünleri gibi gıdalardan kaçınılarak gerçekleştirilmelidir.

-Çocukların ekran karşısında geçirdiği zaman günlük 2 saat ile sınırlandırılmalıdır.

 Ani tansiyon yüksekliğinin beyin kanamasına neden olabileceğini biliyor muydunuz?

 Ani tansiyon yüksekliğinin beyin kanamasına neden olabileceğini biliyor muydunuz?

İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi İç Hastalıkları uzmanı Dr. Ali Öztürk önemli bilgilendirmelerde bulundu.

Hipertansiyon Nedir?

Normal değerlerinin üstünde olan kan basıncına hipertansiyon denir. Normal olarak kabul edilen değerler büyük tansiyon 140 mmHg, küçük tansiyon için ise 90 mmHg olarak ifade edilmektedir. Kalpten pompalanan kan miktarı ile birlikte damarların göstermiş olduğu direnç sonu kan basıncı oluşmaktadır.

Hipertansiyon Belirtileri

En önemli belirtiler arasında baş dönmesi, kulak çınlaması, baş ağrısı, bulantı, kusma, burun kanaması ve çarpıntı vb. şikayetler oluşmaktadır.

Hipertansiyonun Tedavi Yöntemleri

Uzman bir doktor tarafından yapılan tahlil ve tetkikler sonucunda hastaya verilen en uygun ilaç ile tedavi süreci başlamaktadır. Tansiyonun kontrol altına alınması görülebilecek böbrek, kalp, göz, beyin gibi organlarda herhangi bir sorun oluşmasını engellemekte ve ölüm riskini azaltmaktadır. Ayrıca, ilaç kullanımı dışında hastanın yaşam tarzı haline getirmesi gereken ve dikkat etmesi gereken birkaç unsur vardır. Örneğin; diyet yapılması, sigara kullanılmaması, egzersiz yapılması oldukça önemlidir.

Hastalığın İlk Belirtileri Baş Ağrısı ve Bulantı

Vücutta ihtiyaç duyulan kan basıncının çeşitli sebeplerden dolayı aniden yükselmesi ve bu durum sonucunda kişiyi dirençsiz bırakması ile kendisini göstermektedir. Ani ve şiddetli belirtiler ile ortaya çıkarken, bazı durumlarda hissedilmesi oldukça yavaştır.

Ani bir tansiyon yükselmesi ile oluşan belirtiler; şiddetli baş ağrısı, denge bozukluğu ve baş dönmesidir. Bu belirtilerin yanı sıra göğüs kafesinde hissedilen sıkışma, çarpıntı, kalpte hissedilen ağrı ve kalp atış hızında yükselme görülebilmektedir.

Hasta çoğu zaman hareket edemeyecek duruma gelebilmekte ve hissedilen kulak çınlamaları ile birlikte kalbin attığı her anı duyuyormuş hissi ortaya çıkmaktadır. Ani yükselen tansiyonla birlikte hastalarda burun kanaması da görülmektedir. Bu durumda sakin kalmalı ve gerekli müdahale yapılmalıdır.

Ani Tansiyon Yükselmesinde Yapılması Gerekenler

Oldukça yaygın görülen bir hastalıktır. Bu durumda hastaların ve hasta yakınlarının ani yükselen tansiyon durumda nasıl davranılmaları gerektiği konusunda bilgileri olmaları gerekmektedir. Doğru bir müdahale yapılması hasta için hayati önem taşımaktadır.

Ani yükselen tansiyon durumunda yapılması gerekenler; hasta ilaç kullanılıyorsa öncelikle ilacı verilmelidir. Daha sonra alanında uzman bir doktora başvurulması gerekmektedir.

Tansiyon normal değerlere ulaşınca ilacı bırakmak doğru mu?

Tansiyon normal değerlere ulaşınca ilacı bırakmak doğru mu?

Hipertansiyon, damarlarımızdaki kan basıncının istirahatte, fiziksel ve psikolojik stresin olmadığı koşullarda 130/80 mmHg değerinin üzerinde olması olarak tanımlanıyor. Ülkemizde yapılan Türk Hipertansiyon Prevalans çalışmasında; 18 yaş üstü kişilerin yüzde 31’inde ‘hipertansiyon’ tespit edilmiş. Yani, ülkemizde her 3 kişiden biri, hipertansiyon hastası! Uzun yıllar hiçbir belirti vermediği için ‘sinsi hastalık’ olarak nitelendirilen hipertansiyon; kalp krizi, kalp yetmezliği, felç, böbrek yetmezliği  ve periferik damar hastalığı için majör risk faktörünü oluşturuyor. Şikayet oluşturmasa bile yüksek kan basıncını tedavi etmek ise kalp damar hastalığına bağlı ölümleri azaltırken, diğer hastalıkların da oluşmasını önleyebiliyor. Ancak toplumda hipertansiyona yönelik yayılan bilgi kirliliği erken tanı konulmasını ve tedaviden başarılı sonuç alınmasını engelleyebiliyor.   

 Acıbadem Fulya Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci, bu nedenle hiçbir yakınması olmasa bile herkesin 18 yaşından itibaren iki yılda bir, 40 yaşından sonra veya 18-40  yaş arasında olup hipertansiyon yönünden yüksek risk taşıyor ise yılda birkaç kez tansiyonunu ölçtürmeleri ve hipertansiyon tanısı konulduğunda hekime danışmadan ‘kan basıncım ideal değerlere düştü’ diyerek ilaçlarını asla bırakmamaları gerektiğine dikkat çekerek, “Bazı özel durumlar dışında, hipertansiyon tedavisi hayat boyu devam ediyor. Tansiyonunuz normal değerlere ulaştıktan sonra tedaviyi bırakmanız kan basıncının tekrar yükselmesine yol açacaktır.  Bu yüzden tedavinizle ilgili her konuyu mutlaka doktorunuza danışın”  diyorKardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci toplumda hipertansiyon hakkında doğru sanılan 10 hatalı bilgiyi ve doğrularını anlattı; önemli öneriler ile uyarılarda bulundu.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci

YANLIŞ! Tansiyonum yüksek ama bende herhangi bir şikayet oluşturmuyor, gereksiz yere ilaç almayayım

Doğrusu: ”Herhangi bir şikayet oluşturmadığı için hekimin önerdiği ilaçları kullanmamak, sağlık açısından yapılabilecek en büyük yanlışlardan biridir” uyarısında bulunan Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci, şöyle devam ediyor: “Hiçbir yakınmanız olmasa bile yüksek kan basıncı; damarlarınıza, kalp, böbrek ve beyin gibi organlarınıza zarar veriyor. Hastalığın sessiz dönemi sonlanıp yakınmalar başladıktan sonra oluşan hasarları düzeltmek ise mümkün olmayabiliyor. Bu nedenle şikayet oluşturup oluşturmamasına bakılmaksızın hipertansiyon mutlaka tedavi edilmelidir”

YANLIŞ! Tansiyon ilacımı uzun zamandır kullanıyorum, alışkanlık yapmıştır, değiştirmeliyim

Doğrusu: Hipertansiyon tedavisinde önemli olan, kullandığınız ilacın tansiyonunuzu kontrol etmesi ve herhangi bir yan etki oluşturmamasıdır. Kan basıncınızı kontrol altına alıyorsa ve yan etkisi yoksa, uzun süredir kullanıyor olmanız ilacı değiştirmeniz için bir gerekçe oluşturmaz. İlaca bağlı yan etki veya o ilacı kullanmanızı engelleyen başka bir hastalığın oluşması durumunda doktorunuz gerekli değişikliği yapacaktır.

YANLIŞ! Tansiyonumun çıktığını hissediyorum, onun için ölçmüyorum

Doğrusu: Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci, kan basıncı yükseldiğinde hastalarda genellikle baş-ense ağrısı, başta dolgunluk ve basınç hissi, kulaklarda basınç ile yüzde kızarma gibi belirtiler gelişebildiğini söyleyerek, “Ancak bir gurup hastada yüksek kan basıncı değerlerine rağmen hiçbir şikayet oluşmaz. Yakınmaların oluştuğu kan basıncı değeri de kişiden kişiye farklılık gösterebiliyor. Bu nedenlerden dolayı hipertansiyon hastaları mutlaka kan basıncı ölçümü ile tedavilerini takip etmeliler” diyor.  Dolayısıyla kan basıncı normal seviyeye ulaşıncaya dek daha sık, örneğin günde 2-3 kez, normalleştikten sonra da birkaç günde bir tansiyonu ölçmek gerekiyor. Bunun yanı sıra herhangi bir sorun hissetmeniz durumunda da kan basıncınızı kontrol etmeyi ihmal etmeyin.

Pause Sağlık, Pause Dergi

YANLIŞ! Tansiyonum normal değere ulaştı, artık ilacı bırakabilirim

Doğrusu: Hipertansiyon tedavisi bazı özel durumlar dışında, hayat boyu devam ediyor. Tansiyonunuz normal değere ulaştıktan sonra tedaviyi bırakmanız tekrar yükselmesine neden oluyor. Bu yüzden ilacınızı kesinlikle bırakmayın. Tedavinizle ilgili her karar doktorunuz tarafından verilmeli.

YANLIŞ! Tansiyonum yükselince beyin kanaması geçiririm, onun için hemen tansiyonumu düşürmeliyim. Limonlu su içip, beyin kanamasını önlemek için kafamı soğuk suya sokmalıyım

Doğrusu:  Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci tansiyona bağlı beyin kanamasının toplumdaki yaygın inanışın aksine düşük oranlarda geliştiğini söyleyerek, “Bu durumda bile kan basıncını ani değil, kontrollü düşürüyoruz. Limonlu su içmek, soğuk duş almak ve başı yıkamak sonuca etkisi olmayan gereksiz yaklaşımlardır. Psişik rahatlatıcı etki ile tansiyonu bir miktar düşürebilir, ancak tedavi edici etki oluşturmaz” diyor.

YANLIŞ! Tansiyonumu düzenli ölçtüğümde ara sıra yüksek değerde çıkıyor, bu nedenle hemen ilave ilaç almalıyım

Doğrusu: Tansiyon değeri her yüksek çıktığında ilave ilaç almak gerekmez. Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci, tansiyonun acil düşürülmesi gereken tabloları ‘hipertansif aciller’ başlığı altında topladıklarını vurgulayarak, şöyle devam ediyor: “Tansiyon yüksekliği ile birlikte gelişen göğüs ağrısı, nefes darlığı, felç-inme ve ciddi burun kanaması gibi acil durumlarda, acil servis ve yoğun bakımlarda kan basıncını kontrollü şekilde düşürüyoruz. Bunun için genellikle damar yolu ile ilaç uyguluyoruz. Ciddi şikayetin olmadığı yüksekliklerde panik ve endişe etmek gerekmiyor. Biraz dinlendikten ve sakinleştikten 3-5 dakika sonra ikinci, gerekirse üçüncü bir ölçüm alıp, tansiyon değeri düşüyor ise müdahale etmeden izleyip değerleri kayıt altına alın. Kontrollerde tansiyon değerlerinizi doktorunuzla paylaşın. Doktorunuz tedavinizi yetersiz görürse ilaç ve  doz düzenlemesi yapacaktır. Tansiyon yüksekliğine baş ağrısı, uyuşma ve huzursuzluk hissi gibi şikayetler eşlik ediyorsa hekiminizin uygulayacağı ilaç tedavisiyle kan basıncınızı kontrol altına alabilirsiniz”

Pause Sağlık, Pause Dergi

YANLIŞ! Tansiyon ilacımı alıyorum, ayrıca diyet – egzersiz yapmam gerekmiyor

Doğrusu: Hipertansiyonda ilaç tedavisinin yanında ilaç dışı önlemler de çok önem taşıyor. Tüm hipertansiyonlu hastalarda ideal kiloya göre düzenlenmiş Akdeniz tipi sağlıklı diyet (sebze, meyve, kuru baklagil, tavuk ile balık gibi beyaz et içeren, sıvı yağ tercih edilen, katı ve trans yağ olmayan, rafine karbonhidratı ve tuz içeriği kısıtlanmış < 1,5 gr/gün) ve haftanın çoklu günlerini kapsayan egzersiz öneriliyor.  Sigara kullanmamak,  alkolü  (kullanıcılar için) sınır değerler içerisinde tüketmek tavsiye ediliyor.  Potasyum içeriği yüksek gıdaların kullanımı destekleniyor. Stres azaltıcı önlemler ve uyku hijyeni de tansiyon kontrolünde önem taşıyor.

 YANLIŞ! Hipertansiyon hastasıyım ve ilaç kullanıyorum. Romatizmal ağrı kesicileri, grip için akıntı-sekresyon giderici ilaçları rahatça kullanabilirim. 

Doğrusu: Romatizmal ağrı kesicilerin, grip için akıntı – sekresyon giderici ilaçların kullanımı tansiyon değerini yükseltiyor.  Dolayısıyla kontrolsüz ilaç kullanmayın. Yeni ilaç kullanmanız gerekiyorsa, doktorunuza mutlaka yüksek tansiyon için kullandığınız ilaçları söyleyin.

YANLIŞ! Hipertansiyon orta-ileri yaş hastalığıdır. Çocuklarda yüksek tansiyon olmaz

Doğrusu: Esansiyel hipertansiyon diye adlandırılan ve tansiyonun yaklaşık yüzde 90’ını oluşturan kan basıncı yüksekliği genetik geçiş özelliğine göre orta ve ileri yaşta ortaya çıksa da, çocuklarda hatta yeni doğanda da (sekonder nedenli) görülebiliyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

YANLIŞ! Covid -19 virüsüne bağlı sorun yaşamamak için tansiyon ilacımı değiştirdim

Doğrusu:  Covid -19 virüsü hücre içine ACE reseptörüne bağlanarak girdiği ve ACEI denilen, hipertansiyonda yaygın olarak kullanılan tansiyon ilaçlarının bu reseptör sayısını arttırarak virüsün hücre içine girişini kolaylaştırabileceği ve virüs yükünün artacağı yönünde tıp dünyasında kuşkular vardı. Ancak bu kaygılar, hipertansiyon ile ilişkili derneklerin ve kardiyoloji derneklerinin tedavilerin aynı şekilde sürdürülmesi yönünde görüş bildirmeleri ve bu konuda yapılan çalışmaların sonuçlarının yayınlanmasından sonra ortadan kalktı.  Dolayısıyla tansiyon ilacınızı değiştirmeniz gerekmiyor.

Evde kalmak tansiyonunuzu yükseltmesin!

Evde kalmak tansiyonunuzu yükseltmesin!

Beyin kanamasından inmeye, kalp yetmezliğinden kalp krizine, böbrek yetmezliğinden kalıcı görme kaybına… Tedavi edilmediğinde ölüme bile neden olabilen hipertansiyon, ülkemizde her 3 kişiden birini tehdit etmeye devam ediyor! Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre; dünyada 1.5 milyardan fazla hipertansiyon hastası mevcut ve her yıl yaklaşık 7 milyon kişi yüksek kan basıncının neden olduğu hastalıklar yüzünden yaşamını yitiriyor. Üstelik pandemi nedeniyle hipertansiyon hastalarında artış gözleniyor. Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Metin Gürsürer hipertansiyon vakalarındaki yükselişte pandemi sürecinde hastalık kapma endişesi, yakınların kaybı, finansal zorluklar gibi nedenlerle artan stresin önemli bir faktör olduğuna dikkat çekerek, “Stres tek başına kalıcı hipertansiyon nedeni olmamasına rağmen tetikleyici bir faktör olarak karşımıza çıkıyor. Pandeminin olumsuz koşulları nedeniyle yaşanan strese bağlı olarak sigara ve alkol kullanımı, sağlıksız beslenme, kilo alımı ve hareketsiz kalma gibi bazı yaşam tarzı değişiklikleri hipertansiyon hastalığına yol açabiliyor” diyor. Peki pandemide kan basıncını kontrol altında tutmak için neler yapmak, nelerden kaçınmak gerekiyor? Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Metin Gürsürer, pandemi sürecinde hipertansiyona karşı dikkat etmemiz gereken 7 kuralı anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.

İdeal kiloda kalın

Obezite ve hipertansiyon ilişkisi hala araştırılmaya devam edilen bir konu. Obezitenin vücuttaki kimyasal reaksiyonlara olan olumsuz etkisinin hipertansiyonu tetiklediği düşünülüyor.

Sigara ve alkol içmeyin

Sigara, özellikle sempatik sinir sistemini uyararak hipertansif bir etki yaratıyor. Damar sertliğini ve nabız dalga hızını arttırıcı etkileri nedeniyle merkezi kan basıncı üzerinde olumsuz etkiler oluşturuyor.

Tuzu kısıtlayın

“Tuzun kan basıncını arttırması içindeki sodyumdan kaynaklanıyor” diyen Prof. Dr. Metin Gürsürer, şöyle devam ediyor: “Alınan fazla sodyum damar içindeki volümün artmasına neden oluyor. Bir süre sonra bu durum kan basıncında artışa yol açıyor. Sadece tuz değil, sodyum içeren tüm gıdaları dikkatli tüketmeye özen gösterin.”

Kalp dostu beslenin

Sağlıklı ve dengeli beslenme, vücudun fonksiyonlarını daha iyi sürdürebilmesinde önemli bir rol üstleniyor. Vücuda gerekli besinlerin yeterli ölçüde alınması, kimyasal reaksiyonların sağlıklı gerçekleşmesi için gerekli oluyor.

Düzenli egzersiz yapın

Düzenli egzersizin nasıl bir mekanizmayla kan basıncını düşürdüğüyle ilgili bir netlik olmamasına rağmen, yapılan çalışmalarda; düzenli egzersiz yapan aktif kişilerde kan basıncı değerlerinin daha düşük olduğu gözlendi. Haftada 5-6 gün, 30-40 dakika tempolu yürüyüş yapmanız, vücudunuzun egzersiz ihtiyacını karşılayacaktır.

 Uyku düzeninize dikkat edin

Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Metin Gürsürer uykunun vücutta kan basıncını etkileyen otonom sinir sistemi fonksiyonlarını ve fizyolojik olayları etkilediğini belirterek, “Özellikle orta yaşlı kişilerde azalmış uyku süresi ve kan basıncındaki artış arasında ilişki gözlenmiştir.” diyor.

Stresi yönetin

Stres doğrudan hipertansiyona yol açmamakla birlikte, stresli dönemlerde kan basıncı geçici olarak artabiliyor. Stresli süreçte vücudumuzda salgılanan hormonlar damarlara zarar vererek kardiyovasküler riskimizi artırıyor. Ayrıca stres hipertansiyon için risk faktörü olan sigara ve alkol kullanımı, sağlıksız beslenme, kilo alımı ve hareketsiz kalma gibi hatalı yaşam alışkanlıklarına yol açabiliyor. Dolayısıyla hipertansiyon için tetikleyici bir faktör olabiliyor. Stres azaltıcı aktiviteler ise vücudumuzu rahatlatarak kan basıncının düşmesine yardım ediyor.

 İlaç tedavinizi yarım bırakmayın

Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Metin Gürsürer hipertansiyon ile Covid-19’a yakalanma riski arasında bir ilişki olmadığını belirterek, “Hipertansiyon ve Covid-19 arasındaki bağlantı karmaşıklığını korumaya devam ediyor. Hipertansiyonun Covid-19’un seyrine tek başına ne kadar etkisi olduğu, ayrıca hipertansiyona eşlik eden ya da hipertansiyona bağlı gelişen diğer sağlık problemlerinin de hastalığın seyrini ne kadar etkilediği henüz açık değildir.” diyor. Ayrıca,  hipertansiyon tedavisi gören hastaların kullandıkları ilaçlar nedeniyle Covid-19’a yakalanma risklerinde artış olmadığı yapılan çalışmalarla gösterildi ve hipertansiyon dernekleri tarafından da onaylandı. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Metin Gürsürer bu nedenle hipertansiyon hastalarının pandemi sürecinde ilaçlarını düzenli olarak kullanmaya devam etmeleri gerektiğini belirterek, “Çünkü ilaç tedavisinin aksaması ciddi tablolara neden olabiliyor” diyor.

 Tek ölçüm yeterli olmuyor

Kalbimiz kasıldığında bir basınç yaratıyor ve bu basınçla kan, atardamarlar yoluyla vücuda gönderiliyor. Kan basıncı ölçümünde 2 kuvvetin sonuçları görülüyor. İlki, kanın kalpten vücudumuza pompalandığında damar duvarına yaptığı basıncın değeri sistolik basınç (büyük tansiyon); diğeri ise kalp gevşediğinde damar duvarında olan basınç değeri, diyastolik basınç  (küçük tansiyon) oluyor. Kan basıncı ölçümünde görülen değerin 130mmHg/80mmHg üzerinde olması “hipertansiyon” olarak adlandırılıyor. “Ancak tek bir ölçümde tansiyon değerlerinizin biraz yükselmiş olması hipertansiyon hastası olduğunuz anlamına gelmiyor” diyen Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Metin Gürsürer, sözlerine şöyle devam ediyor: “Tanı koymak için genellikle doktorunuz tarafından 24 saat boyunca belirli aralıklarla tansiyon ölçümünüzü yapacak tansiyon holter cihazı takılıyor. Tüm ölçümlerde tansiyonunuzun yüksek olması hipertansiyon hastası olabileceğinizi gösteriyor.”