Yazılar

Tedavide gecikme eklem kireçlenmesini tetikleyebilir!

Dizlerde gelişen ön çapraz bağ yaralanmaları sporcu hastalığı olarak bilinse de aslında hemen herkeste görülebiliyor. Kayak yaparken veya karda yürürken kayıp düşmek, kış aylarında ön çapraz bağ yaralanmalarının yaygın nedenleri arasında yer alıyor. Tedavi edilmeyen ön çapraz bağ yaralanmalarında iyileşme potansiyeli yok denecek kadar az! Ancak bağ uyluk kemiğine tutunduğu taraftan kopmuş ve farklı bir anatomik bölgeye, sıklıkla arka çapraz bağın üzerine gevşek bir biçimde tutunmuş ise “yalancı iyileşme” yaşanabiliyor. Acıbadem Kartal Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Selim Ergün, dolayısıyla “Dizimdeki ağrım geçti, iyileştim” düşüncesine kapılıp doktora başvurmakta gecikilmemesi uyarısında bulunarak, “Ameliyatla zarar gören tüm yapıların onarılmadığı, ön çapraz bağın rekonstrükte edilmediği hastalarda eklem kıkırdağında aşınma devam eder ve hastanın hareket kabiliyetini kısıtlamasının yanı sıra menisküsün de zarar görmesini ve eklemde artrozu, yani kireçlenmeyi tetikleyebilir. Bu nedenle dizde ağrı ve şişlik dinse bile mutlaka hekim muayenesinden geçilmelidir” diyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Selim Ergün, günümüzde ön çapraz bağ yaralanmalarında “artroskopik cerrahi” yönteminden son derece başarılı sonuçlar alındığını belirterek, “Hastalar iki hafta sonra değneksiz yürüyebilir, dizlerini bükerek oturabilirler. Yeter ki doktora başvurulmakta gecikilmesin” diyor.

Doç. Dr. Selim Ergün

Doç. Dr. Selim Ergün

Dizlerde adeta kalkan görevi üstleniyor

Ön çapraz bağ; diz ekleminin içinde yer alan, kaval (Tibia) kemiği ile uyluk (Femur) kemiğini birbirine eklem içinden bağlayan, yaklaşık 4 cm uzunluğunda sabit bir yapıdır. Doç. Dr. Selim Ergün, bu bağın dizin stabilitesini sağlamakla görevli olduğunu belirterek, “Dönme ve kayma hareketlerine karşı diz eklemini korumak, uyluk ve kaval kemiklerinin birbirlerinden uzaklaşmasını, özellikle kaval kemiğinin öne yer değiştirmesini ve içe dönmesini önlemek gibi önemli işleve sahip. Ancak tüm bunları tek başına yapamaz; menisküsler, arka çapraz bağ ve yan bağlar da bu stabiliteye büyük katkı sağlar” diyor.

Bu hatalar dizde travmaya yol açabiliyor!

Ön çapraz bağ yaralanması, yani kopması sıklıkla burkulmanın meydana geldiği temassız yaralanmalar sonucunda veya temaslı sporlarda dize alınan bir darbeyle gerçekleşiyor. Örneğin, basketbol veya futbol gibi sporlarda ani dönüş yapmak veya yön değiştirmek, koşarken aniden durmak ya da zıpladıktan sonra yere tek ayak üzerine düşmek nedeniyle gelişebiliyor. Travmada oluşan gücün büyüklüğü, uyluk ve kaval kemiklerini bir arada tutmaya çalışan ön çapraz bağın dayanabileceği güçten fazla olduğunda bağda kopma meydana geliyor.

Sporcu hastalığı olarak biliniyor, ancak…

Ön çapraz bağ yaralanması, tekrarlayan hareketlerin kümülatif sonucu olarak değil, tek ve güçlü bir travmada, çoğunlukla da spor yaparken oluşuyor. Ancak spor dışında, merdivenlerden inerken veya kaygan yüzeylerde düşmeye ya da araç dışı trafik kazalarına bağlı da gelişebiliyor. Özellikle kadınlarda, ev kazaları gibi düşük enerjili yaralanmalar nedeniyle de ön çapraz bağ yaralanmaları oluşabiliyor.

Bölgesel ağrı ve şişlik en tipik belirtileri!

Ön çapraz bağ yaralanmasında, travmanın hemen ardından, diz bölgesinde yoğun bir ağrı ve şişme meydana geliyor, travma esnasında gürültülü bir kopma sesi duyulabiliyor. Ağrı ve şişlik ilk 24 saatte yoğunlaşıyor. Hasta ayağının üzerine basmakta ve şişlik nedeniyle dizini tam bükmekte zorlanıyor. İlerleyen günlerde bu sorunlar azalıyor; şişlik indikçe hasta dizini daha rahat bükebilir hale geliyor. Ancak bu kez de dizde boşluk hissi ve güvensizlik beliriyor. Boşluk hissi, özellikle hasta merdivenden inerken veya adım yönünü değiştirirken yaşanıyor.

Tedavi için doktora başvurmakta gecikmeyin!

Ön çapraz bağ yaralanmalarında erken tanı ve tedavi son derece önemli. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Selim Ergün, travma sonrasında oluşan ağrı ve şişlik zamanla azalsa da tedavide gecikildiğinde dizin eski sağlığına tam anlamıyla geri dönemediğine işaret ederek “Gün içerisinde yaşanan boşluk hissi, diğer bir deyişle dizin gidip gelmesi hastayı rahatsız ve tedirgin eder. Çünkü hastanın yaşadığı her boşluk hissinde dizde ağrı da oluşur. Bu boşluk hissi ve ağrının tekrar olacağının yol açtığı tedirginlik hastada korumacılığı, dizine güvenmemeyi ve istediği sporu yapamamayı da beraberinde getirir. Çok daha önemlisi, tedavi edilmeyen bağ yaralanması menisküs ile kıkırdak yaralanmalarına ve eklemde artroz, yani kireçlenmeye neden olabilir” diyor.

Artroskopik yöntemle tedavi ediliyor

Ameliyat olmak istemeyen veya dizindeki boşluk hissi rahatsız edici düzeyde olmayan hastalara yönelik çeşitli güçlendirme egzersizleri planlanarak fonksiyonel stabilite arttırılabiliyor. Ancak ön çapraz bağ kopmalarına kesin çözüm ameliyat ile sağlanabiliyor. Ön çapraz bağ kopmalarının cerrahi tedavisi “artroskopik” yöntemle, yani eklem içinin endoskopik bir kamera ile görüntülenmesiyle yapılıyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Selim Ergün, ameliyatla genellikle dizde yeni bir bağ yapıldığını, bazı durumlarda ise yırtığın rekonstrükte edildiğini belirterek, “Hastaların büyük çoğunluğunda kopan bağ lifleri saçaklanmış bir yapıda oldukları için dikilemezler. Bu nedenle orijinal çapraz bağı taklit eden yeni bir bağ yapılır. Bu yeni bağ için sıklıkla hastanın dizinde veya ayak bileğinde yer alan tendonlar kullanılır. Bazı durumlarda kadavradan alınan greftler de tercih edilebilir. Bu tendonlar, alınan bölgede hastanın fark edebileceği bir eksikliğe yol açmazlar” diyor. Ön çapraz bağın koptuğu yaralanmalara çoğunlukla menisküs ve/veya yan bağların kopması gibi sorunların da sıklıkla eşlik ettiğini belirten Doç. Dr. Selim Ergün, “Cerrahi tedaviden etkin sonuç alınabilmesi için bu yaralanmalara sıklıkla aynı cerrahide müdahale gerekmektedir” diyor.

Ameliyatın sonuçları yüz güldürüyor!

Alınan tendonun uygun kalınlık sağlanana kadar çeşitli tekniklerle katlandığını anlatan Doç. Dr. Selim Ergün, “Uygun kalınlık sağlandığında hazırlık tamamlanmış olur. Artroskopik olarak, eklem içinde, uyluk ve kaval kemikleri üzerinde, orijinal bağın yapışma alanlarına tüneller açılır ve tendondan hazırlanmış yeni bağ bu tünellerden geçirilerek kemiklere sabitlenir” bilgisini veriyor. Günümüzde artroskopik cerrahi yöntemle tedaviden son derece başarılı sonuçlar alındığını ifade eden Doç. Dr. Selim Ergün, nadiren de olsa, bağın saçaklanmadan, bütünlüğünü koruyarak ve kemikten sıyrılarak koptuğu hastalarda ön çapraz bağ tamirinin de söz konusu olabildiğini söylüyor.

Spora dönüş için acele etmeyin!

Hastaların ameliyatın ertesi günü hastaneden taburcu olduklarını belirten Doç. Dr. Selim Ergün, “Ameliyat sonrasında ilk 2 haftalık sürede mobilize olmak için kol değneklerinin kullanılması, şişliğin dinmesi için istirahat edilmesi ve soğuk uygulama yapılması gerekmektedir. Hastalar bu sürecin sonunda artık değneksiz yürüyebilir, dizlerini bükerek oturabilirler” diyor.  Doç. Dr. Selim Ergün, ameliyat sonrasında rehabilitasyon ve spora dönüş evresinin çok önemli olduğuna işaret ederek, “Bu evrede kesinlikle acele edilmemeli, süre ve kas gücü açısından asgari seviyeye ulaşmadan ve hekime danışılmadan rekabetçi sporlara dönüş yapılmamalıdır. Aksi halde yeniden kopma meydana gelebilir“ uyarısında bulunuyor.

Aşırı kilo ve hareketsizlik kireçlenmeyi artırıyor!

Aşırı kilo ve hareketsizlik kireçlenmeyi artırıyor!

Modern çağın önemli sorunlarından aşırı kilo ve hareketsizlik başta olmak üzere günlük yaşam alışkanlıklarımızdaki bazı yanlışlar eklemlerimizin hızla kireçlenmesine yol açıyor. Acıbadem Taksim Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Fahri Erdoğan halk arasında ‘kireçlenme’ olarak ifade edilen, tıptaki isimleriyle osteoartrit veya artrozun son yıllarda hızla yaygınlaştığını belirterek, hareketlerimizde kısıtlılığa ve istirahat ederken bile  geçmeyen ağrılara neden olan bu hastalığın kişinin günlük yaşam kalitesini önemli ölçüde düşürdüğünü söylüyor.

Ancak günümüzde teknolojideki ve tıptaki hızlı gelişmelerle tedavide önemli başarılar sağlamanın mümkün olduğunu belirten Prof. Dr. Erdoğan, ameliyat dışı tedavi yöntemlerine yanıt vermeyen hastalarda protez ameliyatının çok önemli faydalar sağladığını, bu sayede kişinin ağrılarından kurtulurken sosyal yaşantısına yeniden kavuşabildiğini vurguluyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Fahri Erdoğan günlük yaşamda çok sık yapılan ve eklemlerimizde kireçlenmeye yol açan 5 önemli yanlışı sıraladı, protez ameliyatındaki yenilikleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Son yıllarda giderek yaygınlaşan eklem kireçlenmesi artık sadece yaşlılarda değil gençlerde de önemli bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Zamanla hastanın yürüme mesafesini ciddi şekilde azaltan, eğilme ve çömelmesini imkansız hale getiren, gece ve gündüz dinlenme halinde bile ağrılarının sürmesine yol açan hastalık bu nedenle kişiyi sosyal yaşamdan da koparabiliyor. Acıbadem Taksim Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Fahri Erdoğan ilaç ve fizik tedaviye ya da yürümeye yardımcı cihazlara rağmen hastanın ağrısının dindirilemediği durumlarda protez ameliyatının kaçınılmaz hale geldiğini belirterek “Kireçlenmenin boyutu onarılamayacak düzeye ve yaygınlığa ulaştığında hastanın ameliyat olması ve protez ile ekleminin yüzeylerinin değiştirilmesi gerekir. Günümüzde teknolojideki ve tıptaki gelişmeler, ileri ölçüde yıpranan ve ameliyat dışı tedavi yöntemlerine yanıt vermeyen hastalarda; yerinde ve kuralına uygun uygulanan bir eklem proteziyle ağrısız ve hareketli bir yaşamı mümkün kılıyor” diyor.

Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Fahri Erdoğan

Prof. Dr. Fahri Erdoğan

Ağrısız ve hareketli bir yaşamı mümkün kılıyor!

Proteze uygun şartlara sahip olan hastanın ameliyat edilerek en fazla iki gün içerisinde ayakta yürür ve merdiven çıkabilecek, evde tüm ihtiyaçlarını kendisi karşılayabilecek şekilde taburcu olabildiğini belirten Prof. Dr. Erdoğan sözlerine şöyle devam ediyor: “Son yıllarda hızla gelişen teknolojiyle beraber daha dayanıklı ve doku ile uyumlu malzemeler üretilmiştir. Günümüzde artık 4. jenerasyon seramik yüzeylerin kullanımı ile daha başarılı uzun dönem sonuçlar sağlanabilmektedir. Ameliyat öncesi tetkik ve taramalarda ameliyat sırasında veya sonrasında gelişebilecek problemler başlangıçta tespit edilerek gerekli önlemler alınmaktadır. Ayrıca anestezi alanında kazanılan yenilikler, daha güvenli anestezi teknikleri ile cerrahi sırasında özellikle ileri yaş ve riskli hasta grubunda daha güvenli cerrahi imkanı sağlamaktadır. Dokuya daha az zarar vererek yapılan cerrahi yaklaşımlarla hastanın kas fonksiyonlarının maksimum seviyede korunması sağlanmaktadır.”

 Ortopedi ve Travmatoloji

Eklem kireçlenmesi yol açan 5 önemli yanlış!

 Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Fahri Erdoğan, eklem ve kıkırdak aşınmalarına genetik rahatsızlıklar, ilerleyen yaş ve menopoz sonrası kemik erimesi (osteoporoz) gibi birçok etkenin yol açabildiğini belirtirken, bazı yanlışlarımızın da kireçlenme sürecini hızlandırdığını vurguluyor. Prof. Dr. Erdoğan kireçlenmeye yol açan 5 önemli yanlışı şöyle sıralıyor;

  • Aşırı kilo: Fazla kilo eklemler için taşınması gerekenden fazla yüke neden olarak aşınmayı hızlandırdığından ideal kiloya inmek gerekiyor.
  • Hareketsizlik: Hareketsizlik eklemleri zayıflatıp, kıkırdakların hızla tahrip olmasına yol açarak kireçlenmeyi hızlandırıyor. Uygun ve düzenli egzersiz eklemleri koruyor.
  • Eklemlere aşırı yük bindirmek: Eklemin hareketlerini zorlayacak düzeyde ve ağırlıkta hareketler eklemlere zarar veriyor. Bu nedenle özellikle eklemi darbeye maruz bırakacak tarzda zıplama veya sıçrama ile yapılan hareketlerden kaçınmak gerekiyor.
  • Sigara ve alkol: Yapılan bilimsel çalışmalarla genel sağlığa verdikleri zararlar tartışmasız olan sigara ve alkol kullanımı, dolaylı olarak eklemin beslenmesini de olumsuz etkiliyor, kıkırdak aşınmasını hızlandırarak aşınmaya yol açacak başka rahatsızlıkların gelişimine neden oluyor.
  • Duruş bozukluğu: Yanlış duruş ve oturuş eklemlerdeki yıpranmayı artırıyor. Bu nedenle duruş bozukluklarını düzeltmek, özellikle kas ve eklemin gerilimini azaltacak ve eklem çevresi kas gruplarını kuvvetlendirecek egzersizleri yapmak gerekiyor.

Diz hastalıklarında yeni nesil tedavi!

Diz hastalıklarında yeni nesil tedavi!

Vücudumuzun tüm yükünü üstlenen dizlerimiz gündelik hayatımız için kilit bir önem taşıyor. Özellikle pandemi sürecinde evde geçirilen uzun saatler nedeniyle hareketsiz kalınması, iş ve eğitimin dijital ortama taşınmasıyla gün boyu bilgisayar karşısında dizlerin bükülü olması ve aşırı kilo alımı derken günümüzde pek çok kişinin dizleri alarm verir hale geldi! Eskiden ileri yaş hastalığı olarak bilinen diz şikayetlerinin artık gençlerde de çok sık karşılaşılan sorunlar arasında yer aldığını belirten Acıbadem Taksim Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Ata Can “Dizlerindeki rahatsızlıklardan dolayı şikayet edenlerin sayısı hızla artıyor. Özellikle dizlerde ağrı, şişme, takılma, bükülü oturamama ve yürürken yolda durmak zorunda kalma gibi şikayetler günümüzde gençlerde de yaygın görülür oldu” diyor. Buna karşın teknolojideki ve tıptaki ilerlemeler sayesinde diz hastalıklarının tedavisinde çok başarılı sonuçlar alındığını vurgulayan Doç. Dr. Can, ileri vakalarda ise robotik diz protezlerinin yüz güldürdüğünü söylüyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Ata Can robotik diz protezi tedavisi hakkında en çok merak edilenleri yanıtladı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Doç. Dr. Ata Can

Doç. Dr. Ata Can

  • Robotik diz protezi ameliyatının avantajları nelerdir?

Robotik cerrahi, cerrahların operasyon öncesi detaylı planlama yapmalarını ve ameliyat sırasında bu plana uygun hareket etmelerini sağlıyor. Robotik sistemler yardımıyla gerçekleştirilen milimetrik hesaplar sayesinde, alanında uzman hekim kemik kesilerini hangi bölgeye, ne kadar yapacağını, protezi nasıl konumlandıracağını cerrahi müdahale öncesinde planlayabiliyor. Böylelikle yumuşak doku dengesi korunarak protezin ömrü uzatılırken, hastanın daha az komplikasyon riski ve daha az doku hasarı ile eklem hareketlerinin korunması ve normal yaşantısına daha hızlı dönmesi sağlanıyor.

  • Robotik diz protezinin ömrü kaç yıldır?

Robotik diz protezinin ömrünün pek çok faktöre bağlı olarak değişebildiğini ancak genellikle 15-20 yıl olduğunu belirten Doç. Dr. Ata Can şöyle konuşuyor: “Protezin robotik yöntemle daha hassas yerleştirilmesi sayesinde, ekleme daha iyi uyum sağlaması ve uzun ömürlü olması beklenir. Ancak, her hastanın durumu farklı olduğu için protezin ömrü kişiden kişiye değişebilir. Bu süre, hastanın yaşam tarzı, kilosu ve fiziksel aktivite düzeyi gibi değişkenlere bağlı olarak daha uzun veya daha kısa olabilir. O nedenle protezin ömrünü uzatmak için hastaların doktorlarının önerilerine uymalarını ve düzenli kontrol randevularına gitmelerini tavsiye ediyoruz.”

  • Robotik diz protezi kimlere uygulanır?

Robotik diz protezi ameliyatı; çoğunlukla hastanın yaygın ve geniş bir alanda kıkırdak sorunları olması, hastanın günlük yaşantısındaki hareketlerinin iyice zorlaşması ve ilaç ya da enjeksiyon gibi tedavi yöntemlerinin fayda sağlamaması durumlarında yapılıyor. Ortopedi ve Travmatoloji uzmanlığı tarafından uygun görülen her hastaya robotik diz protezinin uygulanabildiğini belirten Doç. Dr. Ata Can, ameliyatın süresinin ise deformitenin evresine ve hastanın durumuna bağlı olarak değişkenlik gösterdiğini, ancak genellikle bir ile iki saat arasında değiştiğini söylüyor. Doç. Dr. Ata Can, özellikle ileri yaşta, ağrıları ve yürüme güçlüğü iyice artmış hastalarda robotik diz protezi ameliyatı sayesinde çok etkili sonuçlar alarak hastanın kendi işlerini yapar hale gelmesini sağlayabildiklerini vurguluyor.

  • Hastalar ameliyat sonrası nelere dikkat etmelidir?

Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Ata Can “Robotik diz protezi cerrahisi yapılan hastamız uzman doktorun kontrolünün ardından operasyon ertesi ilk 24 saat içerisinde yürütülüyor. İlk bir ayın sonunda hastalarımız günlük aktivitelerine ve sosyal yaşantılarına  sağlıklı bir şekilde dönebiliyor. Robotik diz protezi sonrası hastalarımızın erken dönemde düşmemeleri gerekir. Birinci aydan sonra hiçbir kısıtlamamız yoktur. Hastalarımız koşu, yüzme ve bisiklet gibi bireysel sporları yapabilirler” diyor.

Kalça ve diz protezinde robot dönemi

Kalça ve diz protezinde robot dönemi

Diz ve kalça cerrahisinde kullanılan robotik cerrahi, artroz hastalarına daha kolay, daha ağrısız, daha başarılı ve daha güvenilir çözümler sunuyor. Robotik cerrahi sayesinde dize ve kalçaya en uygun ve en anatomik yerleşimli protez uygulanarak, hastaya çok önemli bir avantaj sağlanıyor. İdeal planlama ile ideal sonuca ulaşıldığının altını çizen Liv Hospital Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Erden Ertürer; kısa sürede aktif hayata geri dönülmesini sağlayan bilgisayar destekli cerrahi ve günümüzde kullandığımız robotik ortopedik girişimlerin özellikleri ile ilgili açıklamalarda bulundu.

Prof. Dr. Erden Ertürer

Prof. Dr. Erden Ertürer

İdeal planlama ile ideal sonuca ulaşabilirsiniz
Bilgisayar destekli cerrahi, günümüzde kullandığımız robotik ortopedik girişimlerinin temelini oluşturuyor. Temel amaç, hastanın bilgisayarlı tomografi ile 3 boyutlu modelini oluşturmak, girişimin planlamasını ve hatta sanal olarak uygulamasını bu model üzerinden yapmaktır. Böylece girişim öncesi yapılacak ideal planlama ile hastaya ideal sonucu sunmak mümkün oluyor.

Günlük yaşamınıza daha kısa sürede dönebilirsiniz
Eklem protezi ameliyatları için geliştirilmiş cerrahi robot sistemi bilgisayara bağlı çalışan robotik bir koldan oluşur. Robotik teknoloji, cerrahların hastalara kendi özel tanı ve anatomilerine dayanarak, kişiselleştirilmiş bir cerrahi deneyim sunmalarına yardımcı olmak için tasarlanmıştır. Robotik protez ameliyatlarının çok önemli bir avantajı da ameliyat sırasında canlı olarak alınan denge ve uzunluk verileridir. Ameliyat sırasında cerrah robotik olarak yapılan ölçümlerle, diz protezinde bağ dengesini ve kalça protezinde de bacak boyu eşitlenmesini hatasız olarak gerçekleştirebilir.

Operasyon öncesi sanal olarak ameliyatınız tamamlanmış olur
İlk adım hastaya özel cerrahi planlamadır. Ameliyattan önce, diz veya kalça ekleminizin üç boyutlu sanal modelini geliştirmek için bilgisayarlı tomografi taraması yapılır. Doktorunuz sonuçları kemik yapınızı, hastalığın ciddiyetini, eklem hizasını ve çevresindeki kemik ve yumuşak dokuyu değerlendirmek için kullanır. Tomografi kesitleri üzerinden size özel yapılan planlama ile protezinizin en uygun boyutunu, yerleşimini ve hizasını belirleyerek cerrahi planı hazırlar. Yapılan simülasyon sayesinde hareket esnasında protez uyumu test edilebilir. Yani operasyon öncesi sanal olarak ameliyatınız tamamlanmış olur.

Liv Hospital

Robotik diz ve kalça protezi için en iyi adaylar kimlerdir?

  • Eklem kıkırdaklarında aşınma, dizde şekil bozukluğu oluşumu, sıklıkla bacakların içe yönelerek ‘O’ şeklini alması,
  • Kalça veya diz ekleminin içinde ve diz kapağının altında veya dışında özellikle aktivite ile oluşan ağrı, gece ağrısı ve uyku kalitesinde bozulma,
  • Eklem hareketlerinde sertlik ve kısıtlılık, dizin tam olarak açılamaması ve kapanamaması,
  • Yürüme bozukluğu, sağlıklı ve ağrısız yürüme mesafesinin kısalması, denge kaybı
  • Şikâyetlerin dinlenme, kilo kaybı, fizik tedavi ve antienflamatuar ilaçlar gibi cerrahi olmayan tedavilere cevap vermemesi.

Robotik yönteminin avantajları nelerdir?

  • Ameliyat öncesi planlama ile en uygun protez boyutunun ve yerleşim yerlerinin tespit edilmesi,
  • Ameliyat esnasında geleneksel kesi bloklarını kullanmadan kemik kesimlerinin hatasız olarak tamamlanması,
  • Ameliyat sırasında canlı verilerle diz protezi ameliyatı için çok önemli olan eklem dengesinin mükemmel olarak sağlanması,
  • Elde edilen kusursuz uyum sayesinde daha iyi ve daha uzun performans gösteren eklem yapısı oluşturulması
  • Dizdeki ve kalçadaki doğal hareket aralığının tam olarak onarılması,
  • Sağlıklı kemik ve dokuların maksimum korunması,
  • Ameliyat sonrası daha kısa hastanede kalma süresi ve daha hızlı rehabilitasyon imkanı
  • Daha hızlı iyileşme ve aktif hayata dönüş.

Omzunuzda ağrı ve sertlik varsa, dikkat!

Aniden ortaya çıkıyor, omuz ekleminde oluşturduğu sertlik ve şiddetli ağrının yanı sıra eklem hareketlerinde büyük ölçüde kayba neden oluyor. Genellikle tek omuzda başlasa da ilerleyen süreçte diğer omzu da etkileyebiliyor. Zamanla kişiyi omuzla ilgili hiçbir hareketi yapamaz hale getiren bu sendrom ‘donuk omuz’ olarak adlandırılıyor. Dolayısıyla saçlarınızı tarayamıyor, yemek yiyemiyor, giyinemiyor, hatta düğme iliklerken bile zorluk çekiyorsanız, omzunuz donmuş olabilir! Omuz kapsülünün enflamasyonu ve kalınlaşmasıyla karakterize olan donuk omuz sendromu genellikle omzunu az veya hatalı kullanan kişilerde veya özellikle kontrolsüz diyabete bağlı kan şekeri yüksekliği nedeniyle 40- 60 yaş arasındaki kadınlarda daha sık görülüyor. Tedavi edilmezse 1-3 yıl içinde çoğunlukla kendiliğinden geriliyor. Ancak yaşam konforunu ciddi şekilde bozduğu için tedavi elzem oluyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Kerem Bilsel, günümüzde çeşitli tedavi seçenekleriyle hastaların sağlıklı bir omuza kavuşabildiklerine dikkat çekerek, “Tedavi süreleri ve günlük aktivitelere tam anlamıyla dönüş her uygulama için farklılık gösterse de cerrahi veya cerrahi dışı seçeneklerle ortalama 3-4 ay içerisinde rahatlama ve geri dönüş sağlanabiliyor. Tedavide önemli olan ve sürdürülmesi gereken nokta, hareket arkının açılmasını sağlayan fizik tedavi ve rehabilitasyona düzenli bir şekilde devam etmektir” diyor.

Prof. Dr. Kerem Bilsel

Prof. Dr. Kerem Bilsel

Genellikle sebebi bilinmese de…

Donuk omuz sendromunun en sık idiopatik, yani sebebi belli olmayan tipi görülüyor. Ayrıca omuz çevresinde oluşan yaralanmalara ve kırık sonrasında yapılan ameliyata veya omzu uzun süre hareketsiz tutmaya bağlı olarak da gelişebiliyor. Özellikle diyabet veya tiroit hastalıkları olanlar, kan şekeri ve tiroit hormonlarındaki kontrolsüz değişikliklere bağlı olarak donuk omzun gelişmesinde daha fazla risk taşıyorlar.

Üç aşamadan oluşuyor: Donma, katılaşma, çözülme

Prof. Dr. Kerem Bilsel, donuk omuz sendromunun donma, katılaşma ve çözülme olmak üzere üç aşamadan oluştuğunu belirterek, bu süreci şöyle anlatıyor:

Donma/ Enflamasyon fazı: Donma ve enflamasyon fazı ağrının en şiddetli yaşandığı dönemi oluşturuyor ve genellikle  2. ile 9. aylar arasında  görülüyor. Omuzda oluşan ağrı hareket ve omzu zorlamayla daha da şiddetleniyor, hastayı geceleri de uyutmayacak boyutlara ulaşabiliyor.

Katılaşma fazı: Hastalığın 4. – 9. ayları arasında daha çok görülüyor. Hareket kısıtlılığının gittikçe arttığı, günlük basit aktivitelerin (giyinme, soyunma, yemek yeme ve saçları tarama gibi) zor yapıldığı dönemi oluşturuyor.

Çözülme fazı: Hareketlerin açılmaya başladığı çözülme fazı, sendromun 5. ila 26. aylarına denk gelen aralıkta görülüyor. Hastanın rahatladığı ve iyileşme gösterdiği dönemi ifade ediyor.

Acıbadem Fulya Hastanesi

Fizik tedaviyle başarılı sonuçlar alınıyor

Donuk omuz tedavisinde hedef, hastanın ağrısını dindirmek ve günlük aktivitelerini rahat bir şekilde yapabilmesi için eklemlerin hareket açıklığına ulaşmasını sağlamak. Üç basamaktan oluşan tedaviye genellikle ilaçlar eşliğinde uygulanan fizik tedavi yöntemiyle başlanıyor ve sorun hastaların çoğunda cerrahi işleme gerek kalmadan gideriliyor. Prof. Dr. Kerem Bilsel, ilk basamak tedavisinin yeterli olmadığı durumlarda ayaktan tedavi seçenekleri olan 2. basamağa geçildiğini belirterek, “İlk seçenek, omuz eklem kapsülünün içine enflamasyonu engelleyici lokal kortizon enjeksiyon yapılması, ardından fizyoterapist eşliğinde kapsülü geren ve hareket açıklığı kazandıran fizyoterapi yönteminden oluşuyor. İkinci seçenek ultrason eşliğinde, lokal anesteziyle omuz bölgesinin ana siniri olan supraskapular sinirine lokal blokajı yapılarak, omuz eklemine hareket kazandırmaya çalışmaktır. Uygun dozajda ve sürede oral sistemik kortikosteroid tedavisi ile hastayı fizyoterapi eşliğinde takip etmek ise 3. seçeneği oluşturuyor” diyor.

Nadiren ameliyat gerekebiliyor           

Donuk omuzda, ilk 8-10 ay içinde tedaviye yanıt alınamadığı durumda 3. basamak tedaviye geçiliyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Kerem Bilsel, ameliyathane koşullarında ve genel ya da bölgesel anestezi altında uygulanan bazı tedavileri şöyle özetliyor: “Örneğin, genel anestezi altında, artroskopik, yani kapalı cerrahi yöntemiyle omuz kapsülü radyofrekans yönteminden destek alınarak çepeçevre gevşetilebiliyor. Bu esnada, anestezi uzmanları tarafından hastaya, ameliyat sonrasında 2-3 gün kalacak olan omuz sinir blokajı ve kateteri uygulanabiliyor. Bu sayede, hasta ameliyatın ardından, kateterden yapılacak olan lokal anesteziyle erken hareket imkanı sağlayan egzersizlere başlatılabiliyor. Hasta 2-3 gün içinde taburcu olduktan sonra fizyoterapi merkezine yönlendiriliyor” Tedavinin 3. basamağındaki  başka bir seçenek ise ameliyathane koşullarında ve yine bölgesel veya genel anestezi altında, cerrahi  işlem yapmadan hastanın kolunu kapalı manipülasyonlar ile kontrollü bir şekilde açmak.

Diz ağrısı çekenlerin sayısı hızla artıyor!

Diz ağrısı çekenlerin sayısı hızla artıyor!

Vücudumuzun neredeyse tüm yükünü çeken dizlerimiz günümüzde artık sadece yaşlılıkta değil, genç yaşlarda da alarm veriyor! Acıbadem Dr. Şinasi Can Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Mirza Zafer Dağtaş, halk arasında ‘eklem kireçlenmesi’ olarak bilinen bu sorunun son yıllarda giderek yaygınlaştığını belirterek “Oysa genç yaşlardan itibaren alınacak basit ama etkili önlemlerle diz eklemindeki kıkırdakları güçlendirebilir, ağrı ve şişlik nedeniyle günlük yaşam kalitemizin düşmesini engelleyebiliriz” diyor. Günümüzde teknoloji ve tıptaki hızlı gelişmeler sayesinde tedavide çok önemli yol kat edildiğini ve kişiye özel tedavi planı ile yüz güldürücü sonuçlar alınabildiğini vurgulayan Doç. Dr. Mirza Zafer Dağtaş, diz sağlığı için alınması gereken 5 etkili önlemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Ülkemizde çok sık karşılaşılan ve gittikçe yaygınlaşan diz ağrıları kişinin günlük yaşam aktivitelerini son derece olumsuz etkilerken, zamanla sosyal hayattan kopmasına ve  yalnızlaşmasına da neden olabiliyor. Acıbadem Dr. Şinasi Can Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Mirza Zafer Dağtaş “Diz ağrıları toplumda oldukça sık karşılaşılan bir sağlık sorunudur. Dizlerimizde menisküs dediğimiz dizin hareketini kolaylaştıran yapılar ile dizin gücünü sağlayan bağlar yer alır. Diz eklemini oluşturan uyluk ve kaval kemiği ve asıl ağrıların kaynağı olan kıkırdak yapı da bu kemiklerin tüm yüzeylerini kaplar. Diz ağrıları diz içi yapılardan kaynaklanır. Bu yapılardaki tüm yıpranmalar bize diz ağrısı olarak geri döner” diyor.

 

Doç. Dr. Mirza Zafer Dağta

Doç. Dr. Mirza Zafer Dağtaş

Amaç kıkırdak yapıya destek olmak!
Vücudumuzun zedelenen diz yapılarının birçoğunu kendisinin tamir edebilme özelliğine sahip olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Dağtaş şöyle konuşuyor: “Zedelenmiş menisküs, esnemiş diz bağları hatta kemikteki çatlak ve kırıklar tamamen iyileşme potansiyeline sahiptir. Kıkırdak yapının kendini tamir yeteneği ise çok düşüktür. Modern tıp da bu kıkırdak yapıyı yeniden sağlamlaştırmak üzerine kafa yormaktadır. Kıkırdak yapımına destek olan ilaçların, diz içi iğnelerin ve kök hücre çalışmalarının temel amacı insan vücudunun düzeltme kapasitesi sınırlı olan bozulmuş kıkırdak yapısına destek olmaktır.”

Sabır gerektiren bir süreç!
Kıkırdak kaynaklı ağrıların tedavisinin zorlu ve sabır gerektiren bir süreç olduğunu, kesin ve tek seferde büyük bir başarı elde etmenin neredeyse imkansız olduğunu vurgulayan Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Mirza Zafer Dağtaş, “İşte bu süreçte ‘mutsuz diz’ kavramı  karşımıza çıkmaktadır. Diz ağrısı olanlar hekime başvurup, kolaylıkla tanı alıp, tedaviye ulaşırlar. Fakat kıkırdak hastalığının zorlu ve başarı oranı düşük sürecinde mutsuz olurlar. Mutsuz, ağrılı dize sahip bireyin sosyal hayatı da etkilenir. Seyahat ya da basit dolaşma gerektiren faaliyetleri yapamaz hale gelir. Hareketlerini azaltan kişi daha da kilo alır ve bu bir kısır döngüye girebilir” diyor. Diz ameliyatlarını zamanında planlamanın çok önemli
olduğunu belirten Doç. Dr. Dağtaş tüm tedavi seçeneklerinin hasta ile birlikte karar verilerek basamak basamak uygulanması gerektiğini, çoğu zaman son çare olarak görülen diz ameliyatlarının ise zamanında planlanmasının önemli olduğunu söylüyor.

Acıbadem Dr. Şinasi Can Hastanesi

Kişiye özel tedavi planı önemli!

Menisküs, bağ ve kemik kaynaklı diz ağrılarında uygun tedaviler ile önemli ölçüde iyileşme sağlanabildiğine dikkat çeken Doç. Dr. Dağtaş “Daha önce uygulanan tedavilerin sonuç vermemesi veya yapılan ameliyatların beklentiyi karşılamaması mutsuz diz hastalarının ortak özellikleridir. Bu hastalarda tedaviye olan inanç da azalmıştır. Diz ağrıları dolayısıyla kendilerini sosyal hayattan izole ettikleri gibi rutin işleri bile ertelemek zorunda kaldıklarından psikolojik açıdan ruhsal çöküntüye girmektedirler. Ancak bu bir kader değildir. Günümüzde kişiye özel tedavi planlaması sayesinde önemli başarılar sağlanabilmektedir. Mutsuz diz hangi aşamada olursa olsun tedavi edilebilecek bir hastalıktır” diyor.

Diz sağlığını korumanın 5 etkili yolu!

Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Mirza Zafer Dağtaş, olası bir sorunda hekime başvurmayı ertelemeyip bir an önce tedaviye başlanması gerektiğini belirtirken  “Her ne kadar zorlu ve sabır gerektiren bir süreç olsa da her diz rahatsızlığının mutlaka tedavisi vardır, umutsuzluğa kapılmayın” diyor. Doç. Dr. Dağtaş, diz sağlığını korumanın 5 etkili yolunu da şöyle sıralıyor;

  1. Dengeli beslenin, ideal kilonuzda olun
  2. Yokuş ve inişlerden kaçının
  3. Haftada 3 kez 40 dakika düz yürüyüşler yapın
  4. Dizlerinizi uzun süre bükülü tutan faaliyetlerden kaçının
  5. Ağrılı dizinizi zorlayıp üstüne gitmeyin

Protezlerden cerrahi operasyonla kurtulun

Protezlerden cerrahi operasyonla kurtulun

Vücudun tüm yükünü çeken diz eklemi zamanla kişinin günlük yaşamını zorlaştıracak kadar aşınabiliyor. Şikayetleri fizik tedavi, ilaç ve enjeksiyon uygulamaları ile geçmeyen hastalar için çözüm genellikle diz protezi ameliyatı oluyor. Benzer şekilde kireçlenmeyle aşınmış ya da travma, tümör ve romatizma nedeniyle hasarlanmış kalça eklemi de kalça protezi ameliyatıyla tedavi edilebiliyor. Sağlık alanında her geçen gün önemli gelişmeler kaydeden robot teknolojilerinin günümüzde diz ve kalça protezi ameliyatlarında da etkin şekilde kullanılmasıyla cerrahide oldukça başarılı sonuçlar elde ediliyor. Diz ve kalça protezi gereken hastalar robotik sistemle gerçekleştirilen ortopedi ameliyatları sonrası hareket özgürlüklerine ve konforlu bir yaşama kavuşabiliyor. Memorial Ankara Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Osman Tecimel, robotik cerrahiyle diz ve kalça protezi ameliyatları konusunda merak edilenler hakkında bilgi verdi.

Prof. Dr. Osman Tecimel

Daha az ağrı ve daha hızlı iyileşme

Diz ve kalça protezi takılması gereken hastaların en önemli şikayetleri ağrılar ve hareket kısıtlılığıdır. Kişi günlük yaşamı bu nedenle sürdüremez hale gelebilmektedir. Bazı hastalar uzun süre yatağa bağımlı olacaklarını ve iyileşme süreçlerinin çok fazla uzayacağını düşünerek ameliyatı sürekli erteleme eğiliminde olurlar. Son dönemlerde diz ve kalça protezi ameliyatlarında tercih edilen robotik kol destekli ortopedik cerrahi sistemi sayesinde hastalar son derece konforlu bir ameliyat ve iyileşme sürecinden geçmektedir. Özellikle diz ve kalça eklemi kireçlenmelerinde, eklemin kemik kemiğe sürtecek kadar kıkırdak kaybına uğradığı durumlarda yaş veya cinsiyet farkı gözetmeksizin tüm hastalara robotik cerrahi uygulanabilir. Ameliyat süresini kısaltan bu teknoloji sayesinde hasta anesteziye de daha az maruz kalır. Taburculuk süresi hızlanır, daha az ağrı hissi yaşar ve ilaca gereksinimi de azalır. Kişi yabancılık çekmediği, vücuduyla birebir uyumlu ve daha uzun ömürlü bir ekleme kavuşur, yaşam kalitesi artar.

Memorial Ankara Hastanesi

Robotik kol kişiye özel protezin sıfıra yakın hata payıyla yerleşmesini sağlar

Protez cerrahisinde kireçlenmiş eklem yüzeyleri metalik implantlarla yeniden oluşturulur.  Robotik cerrahinin buradaki farkı hastaya takılacak olan protezin ameliyat öncesi kişiye özgü ve tam uyumlu olarak tasarlanabilmesidir. Ameliyat öncesi hastanın dizinin veya kalçasının tanımlanması için bir tomografi çekilir, sonuç üç boyutlu olarak değerlendirildikten sonra, hangi ölçülerde, genişlikte ve yükseklikte bir protez takılacağı bilgisayar ortamında denenir. Ameliyata hazırlıklı bir şekilde giren cerrah operasyonu robotik bir kol üzerinden, neredeyse sıfır hata payıyla gerçekleştirir. Robotik cerrahinin hassas dokunuş kabiliyeti sayesinde kemik ve yumuşak dokular daha az zarar görür.

Kemik metastazında yeni gelişen yöntemler

Kemik metastazında yeni gelişen yöntemler

Halk arasında ‘kanserin kemiğe sıçraması’ olarak bilinen kemik metastazının görülme sıklığı günümüzde giderek yaygınlaşıyor. Son yıllarda kanser tedavilerinin gelişimine paralel olarak yaşam süresi uzadıkça metastatik kemik kanseri ile çok daha fazla karşılaşıldığını belirten Acıbadem Fulya Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji, Ortopedik Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Seyit Ali Gümüştaş “Kemik metastazı mevcut kanserin ilerlediğini gösterir. Akciğer ve karaciğerden sonra en sık metastaz alan üçüncü bölgedir. Kanser tipine bağlı olarak kemik metastazının görülme sıklığı yüzde 70’i bulabilmektedir” diyor. Hastaların en sık başvuru nedeninin şiddetli ağrı, şişlik, topallama ve kemikte kırık olduğunu, bu nedenle bu tür şikayetlerin ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Seyit Ali Gümüştaş kemik metastazı hakkında bilinmesi gerekenleri ve tedavide yeni gelişmeleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Doç. Dr. Seyit Ali Gümüştaş

Bu belirtilerle kendini gösterebiliyor!

Son yıllarda kanser tedavilerinin gelişimine paralel olarak yaşam süresi uzadıkça metastatik kemik kanseri ile karşılaşma sıklığı da artıyor. Genellikle yavaş seyirli ilerleyen, iyi ve kötü huylu olmak üzere ikiye ayrılan kemik tümörlerinde hastaların sıklıkla ağrı şikayetiyle hekime başvurduğunu, ağrıda belirleyici unsurun ise istirahatta bile devam etmesi ve zamanla şiddetinin artması olduğunu belirten Doç. Dr. Seyit Ali Gümüştaş “Hasta geceleri ağrı nedeniyle uykudan uyanabilir ve standart ağrı kesicilerden yeterli fayda görmeyebilir. Geceleri uykudan uyandıran ağrı kötü huylu kemik tümörlerinin bir göstergesi olsa da nadiren iyi huylu tümörde de görülebilir. Vücutta düzensiz sınırlı, hızlı büyüyen ve ağrılı şişlikler ile topallama da kötü huylu olması açısından uyarıcı olmalıdır” diyor.

Erken tanı hayati önem taşıyor!

Sıklıkla 40 yaş sonrası ortaya çıkan kemik metastazı mevcut kanserin ilerlemiş olduğunu gösteriyor. Bu hastaların alanında uzman hekimler (Ortopedik Onkoloji hekimi, Tıbbi ve Radyasyon Onkolojisi, Patoloji, Radyoloji ve Nükleer tıp) tarafından değerlendirilip tanı ve tedavisine karar verilmesi gerekiyor. Doç. Dr. Gümüştaş, kemik metastazlarının tüm kemiklerde gelişebilmekle birlikte en sık omurga, pelvis (leğen kemiği), femur (uyluk) ve humerus (kol) bölgesinde görüldüğünü belirterek şöyle konuşuyor: “Kemik metastazı tanısının konulmasının hayati önemi vardır. Özellikle kemiğin kendisinden kaynaklanan tümörlerden ve hastanın mevcut tümöründen başka bir odaktan kaynaklanmadığı ortaya konulmalıdır. Aksi taktirde hastanın yaşamını ciddi şekilde olumsuz etkileyecek geri dönüşümsüz hatalara yol açılır.”

Ortopedi ve Travmatoloji, Ortopedik Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Seyit Ali Gümüştaş

Tedavide çok hızlı gelişmeler yaşanıyor

Son yıllarda teknolojideki ve tıp alanındaki hızlı gelişmeler sayesinde kemik metastazlarının tedavisinde çok önemli yenilikler yaşanıyor. Bazı iyi huylu tümörler sadece takip edilirken, birçoğunun ameliyat ile çıkarılmasının tedavi için yeterli olduğunu, kemiğin kendisinden kaynaklanan kötü huylu tümörlerin asıl tedavisinin ise ameliyat ile temiz bir şekilde çıkarılması olacağını vurgulayan Doç. Dr. Gümüştaş sözlerine şöyle devam ediyor: “Bazılarının tedavisinde cerrahiye ek olarak kemoterapi ve/veya radyoterapi uygulanır. Kemik metastazlarının ameliyat ile tedavisinde kapalı ya da açık yöntemler uygulanabilir. Kemik metastazlarının tedavisinde yeni gelişmeler; görüntüleme eşliğinde (tomografi, seyyar röntgen) kapalı uygulanan yakma (radyofrekans ablasyon, mikrodalga ablasyon) ve dondurma (krioablasyon) işlemleridir.”

Tümör yüksek ısıda yakılıyor

Acıbadem Fulya Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji, Ortopedik Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Seyit Ali Gümüştaş, son yıllarda sık kullanılan yöntemlerden Radyofrekans ablasyon (RF) ile bazı iyi huylu kemik tümörleri ve kemik metastazlarının, tümörün görüntüleme eşliğinde yüksek ısıda kapalı olarak yakılması suretiyle tedavi edilebildiğini belirterek “Bu yöntem özellikle genel durumu çok iyi olmayan ve açık cerrahiyi tolere edemeyecek kemik metastazı hastalarında hayati öneme sahiptir. RF ablasyon işlemi çok spesifik olup özellikle kemik ve yumuşak doku tümör cerrahisi ile ilgilenen Ortopedi ve Travmatoloji hekimi ya da Girişimsel Radyologlar tarafından yapılmaktadır” diyor. Doç. Dr. Gümüştaş bu yöntemde ısının tümör üzerinde eritme/küçültme etkisi gösterdiğine, bazen ameliyata gerek bırakmayabildiğine dikkat çekerek “İyi ve kötü huylu kemik tümörlerinde uygulanabilmektedir. Düşük riskli ve hızlı sonuç alınabilen etkin yöntemdir. Radyoterapiye dirençli ya da tekrarlamış kemik metastazlarında uygulanabilmesi ekstra avantajıdır. Seçilmiş hastalarda radyofrekans ablasyon ile tümörü yaktıktan sonra aynı giriş yerinden çimentolama işlemi güvenle uygulanabilir” diye konuşuyor.

Masa başı çalışanlar dikkat!

Masa başı çalışanlar dikkat!

Tam şu anda ekran karşısında ne iş yapıyorsanız hemen durun ve sadece 1 saniye o pozisyonda kendinizi gözlemleyin! Ne görüyorsunuz?

Bilgisayar ekranına odaklanmış, omuzlar önde, dirsek ve el bilekleri bükülü halde klavyede yazıyorsunuz! Ya da öne eğilmiş şekilde elinizdeki cep telefonuna bakıyorsunuz! Bu ve benzeri yanlışları her gün ve üstelik çoğunlukla hiç farkında olmadan yapıyoruz. İşte masa başı çalışanları tehdit eden hastalıklara karşı farkındalık oluşturabilmek için “19-24 Eylül Ofiste Sağlık Farkındalık Haftası” kapsamında açıklamalar yapan Acıbadem Altunizade Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Arel Gereli hem tehlikeleri hem de 10 adımda korunma yollarını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Günümüzde hızla yaygınlaşan el, kol ve omuz ağrısı şikayetleri özellikle masa başı çalışanların daha sık kapısını çalıyor. Zira modern çağın hareketsiz (sedanter) yaşam tarzına bir de ofiste masa başında yanlış duruş pozisyonları eklendiğinde sorun çok daha ilerleyerek kabusa dönüşebiliyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Arel Gereli “Yoğun iş temposu, sosyal medya kullanımı, devamlı değişen gündem beynimize sürekli veri akışına neden oluyor. Çoğu kez su içmeyi, nefes almayı, hareket etmeyi unutuyoruz. Uzun saatler ekran karşısında hareketsiz kalıyoruz. Bu durum omuz, kol ve ellerimizi çok yıpratıyor üstelik farkında bile değiliz” diyor. Masa başı çalışanları tehdit eden hastalıklar ve önlem alma konusunda farkındalık yaratabilmek amacıyla 19-24 Eylül Ofiste Sağlık Farkındalık Haftası kapsamında hem kendiniz hem de arkadaşlarınız için basit ama etkili bir testle farkındalık oluşturabilir, sağlığınız için sadece 1 saniyede çok ciddi yol kat edebilirsiniz!

Prof. Dr. Arel Gereli

Ağrılar peşimizi bırakmıyor, çünkü!

Masa başında çalışırken yaptığımız bu hatalar nedeniyle ağrılar peşimizi bırakmazken Prof. Dr. Arel Gereli süreci şöyle özetliyor: “Bilgisayar veya cep telefonu karşısında kendimizi sabitlemek için omuzlarımız öne doğru, el ve dirseklerimiz bükülü vaziyette devamlı kasılı kalmak gerekiyor. Uzun süre bu şekilde kalan kaslar ve eklemler esnekliklerini yitiriyor. Kısa vadede kronik ağrıya sebep olurken yıllar içerisinde bu dokular ani yüklenmelere uyum sağlayamıyor. Sonuç olarak omuz ve dirsekte kas yırtıkları, ellerde eklem kıkırdağı kayıpları kaçınılmaz oluyor. Bunun yanısıra, bilgisayar başında yada cep telefonu kullanırken ellerimiz tekrarlayan hareketler yapar. Zaman içinde bu hareketler dokuları kalınlaştırarak yanındaki sinirin sıkışmasına ya da kanal içinde takılmasına neden olur. Saydığımız mekanizmalar zamanla karpal tünel sendromu, eklem kireçlenmeleri, tetik parmak, omuz kası yırtığı hastalıklarına ilerler. Cerrahi müdahale kaçınılmaz olur. Ama bazı basit önlemlerle bunların önüne geçmek mümkün.”

Acıbadem Altunizade Hastanesi

Farkındalıkla önlemek mümkün! 10 etkili önlem!

Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Arel Gereli basit ama etkili 10 önlemi şöyle sıralıyor;

  1. Öncelikle masa başında çalışırken hangi pozisyonda durduğunuzun farkına varın. Dik durun, omuzlarınızı geriye alın. Dik durduğunuzda ekran, gözünüzün hizasında olmalıdır.
  2. Klavyede yazarken el ve dirseklerinizi aşırı bükük durumda uzun saatler tutmayın.
  3. Bilgisayar başında kısa molalar verin. Kontrolsüz kullanım; sinir sıkışması, omuz kası yırtığı, kireçlenme gibi hastalıkların yatkın bünyelerde daha erken görülmesine yol açıyor.
  4. 40 dakikada bir ellerinizi 3 dakika dinlendirin.
  5. Telefon elinizdeyken geçirdiğiniz sürenin farkında olun. Elinizde devamlı telefon tutmayın, kullanmadığınızda ellerinizi boş bırakın.
  6. Farkındalığınızı arttırmak için etrafınızdaki insanları uyarın, onları da bilinçlendirin. Zira farkındalık masabaşı çalışanlarda görülen el, kol ve omuz sorunlarında kurtarıcı oluyor.
  7. Ağrıların sebebi çoğu kez bu organlarımıza aşırı yüklenmeden kaynaklandığından, güçlendirme amacıyla ağırlık egzersizleri yapmaktan kaçının. Bilinçsizce yapılan ağırlık egzersizleri kas yırtığı gibi sakatlanmalara yol açabiliyor.
  8. Masabaşı çalışanlarda düzenli egzersiz yaparak ağrıları azaltmak mümkün. Ancak, egzersize ilk defa başlıyorsanız hafif tempoda başlayıp, zaman içerisinde artırın.
  9. Egzersiz/spor öncesi iyi ısınma, spor sırasında ise esneme temelli hareketlere ağırlık verilmesi masabaşı çalışanları sakatlanmalardan korur.
  10. Alacağınız tüm tedbirlere rağmen el, kol ve omuz ağrısı çekiyorsanız mutlaka bir uzman görüşü alın. Çünkü ilerleyen dönemlerde ağrıya hareket kaybı, uyuşma eşlik ettiğinde; ağrılar gece uykudan uyandırdığında cerrahi müdahale gerekebiliyor. Hekime başvurmayı geciktirmek, basit tedavi yöntemleriyle giderilebilecek bir sorunun çok daha ağırlaşmasına neden oluyor.

Her ağrı büyüme ağrısı olmayabilir  

Her ağrı büyüme ağrısı olmayabilir  

Çocukluk döneminde kas-iskelet sisteminde gelişen ağrıların en yaygın sebebini ‘büyüme ağrısı’ oluşturuyor. İskandinavya’da yapılan bir çalışmada; 2-12 yaş arasındaki çocuklarda büyüme ağrısının erkeklerde yüzde 13 ve kızlarda yüzde 18 oranında görüldüğü tespit edilmiş. Çocuklarda büyüme ağrısı genellikle bacaklarda, özellikle de baldırlarda ve uyluğun ön kısmında kramplar şeklinde gelişiyor. Eklemlerden çok kasları tutan ağrı her iki bacağı etkiliyor ve geceleri ortaya çıkıyor. Ağrı çocuğun uykusunu bölecek kadar şiddetli olabilirken, sabahları çoğunlukla kayboluyor. Birkaç ay, hatta yıllarca devam edebiliyor ve çocuk ergenlik çağına geldiğinde kendiliğinden geçiyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Uğur Özbaydar, ancak çocuklarda görülen her bacak ağrısının büyüme ağrısı olmadığına işaret ederek, “Ebeveynlerin ‘büyüme ağrısıdır, geçer’ diyerek ağrıyı hafife almamaları gerekiyor. Zira, nadiren de olsa bacak ağrılarının nedeni, kemik veya yumuşak doku tümörleri, lösemi veya romatizmal eklem hastalıkları olabiliyor. Dolayısıyla ağrının doğasındaki bir değişikliğe karşı dikkatli olmak, özellikle de sadece tek bacakta oluşan ve uykudan uyandıran şiddete ulaşan ağrılarda zaman kaybetmeden hekime başvurmak erken tanı ve tedavi için büyük önem taşıyor” diyor.

Prof. Dr. Mehmet Uğur Özbaydar

Genellikle her iki bacakta gelişiyor

Bilinen bir nedeni olmayan büyüme ağrısı; bacaklarda, dizlerde, kollarda veya sırtta oluşan kramplar şeklinde oluyor. Kaslar ve kemiklerde görülen ağrı genellikle çocuğun her iki bacağını etkiliyor ve geceleri ortaya çıkıyor. Çocuğun uykusunu bölecek kadar şiddetli olabiliyor, ancak sabah çoğunlukla kayboluyor. Ağrı aralıklarla ortaya çıkabiliyor ve saatlerce sürebiliyor. Fiziksel aktivitenin arttığı günlerde daha sık gelişiyor. Çok esnek eklemleri olan çocuklarda daha yaygın görülen büyüme ağrısı birkaç ay, hatta yıllarca devam edebiliyor. Çocuk ergenlik çağına geldiğinde kendiliğinden geçmesi gerekiyor. Büyüme ağrısı olan çocuklarda uzuvlar normal görünümde oluyor; şişlik, kızarıklık, morarma, ısı artışı, kaslarda zayıflık, hareket kısıtlılığı ve topallama gibi sorunlar oluşmuyor. Bunların yanı sıra radyoloji görüntüler ve laboratuvar değerlerde sorun görülmüyor.

Büyüme ağrısı bu yöntemlerle hafifliyor

Büyüme ağrısı çocuk için rahatsız edici olsa da ciddi bir sağlık sorununa yol açmıyor. Genellikle geç çocukluk döneminde iskelet gelişiminin tamamlanmasıyla birlikte ortadan kalkıyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Uğur Özbaydar, büyüme ağrısına yönelik özel bir tedavi olmadığını belirterek, sözlerine şöyle devam ediyor: “Ağrılı bölgelere uygulanan nazik masaj, kasları germe egzersizleri, ısıtma yastığı veya merhemler kas ağrılarını çoğunlukla hafifletiyor. Çocuk uykuya dalmakta zorlanıyorsa, uygun ağrı kesiciler kullanılabiliyor. Ağrılı dönemlerde çocuğun fiziksel aktivitesini azaltması, taban düşüklüğü varsa tabanlıktan yararlanması ve vücudu esnekse fizik tedaviyle kaslarının güçlendirilmesi yararlı olabiliyor. Bunların yanı sıra D3 vitamini takviyesi, büyüyen kemikleri güçlendirmede fayda sağlayan kalsiyumun emilimini artırdığı için yardımcı olabiliyor.

Acıbadem Kozyatağı Hastanesi

Bu belirtiler varsa, zaman kaybetmeyin!  

Çocuğu uykusundan uyandıracak şiddette olan ağrı ‘büyüme ağrısı’ değil, kemik veya eklem iltihaplarının, löseminin, kemik veya yumuşak doku tümörlerinin belirtisi de olabiliyor. Jüvenil idiyopatik artrit gibi romatizmal eklem hastalıklarında da bacaklarda ağrı gelişebiliyor. Ancak bu romatizmal hastalıklarda ağrı daha çok gecenin ortasında değil sabahları ortaya çıkıyor ve eklem sertliğine yol açabiliyor. Prof. Dr. Mehmet Uğur Özbaydar, aşağıda yer alan belirtilerden biri bile varsa, ağrının diğer olası nedenlerini ekarte etmek için ek laboratuvar ve görüntüleme testlerine başvurmak gerektiği uyarısında bulunuyor.

  • Büyüme ağrıları tipik olarak vücudun her iki yanında ortaya çıkıyor ve sabah kayboluyor. Dolayısıyla ağrı vücudun sadece bir tarafındaysa ve/veya çocuk ağrıyla uyanıyorsa,
  • Her gece devam eden ağrı saatlerce sürüyor, tedavilere rağmen hafiflemiyorsa
  • Eklemlerde ağrı, kızarıklık ve şişlik varsa
  • Ağrıya ateş, titreme, kilo kaybı, iştah azalması, halsizlik veya yorgunluk gibi yapısal bulgular eşlik ediyorsa
  • Bacaklardaki ağrı sabahları gelişiyorsa ve eklemlerde sertlik oluşmuşsa