Yazılar

Tüp bebek tedavisinde annenin yaşı çok önemli!

Tüp bebek tedavisinde annenin yaşı çok önemli!

Tüm dünyada yaygın olarak uygulanan tüp bebek tedavisi infertilite problemi olan çiftlerde en etkin tedavi koşulları olarak yerini koruyor. Bu yöntemde başarı; kadının yaşı, yumurta rezervi, laboratuvar ve embriyo transferinin kalitesi başta olmak üzere, pek çok faktöre bağlı oluyor. Bu nedenle tedavinin başarısıyla ilgili net bir oran verilemese de, ülkemiz günümüzde tüp bebek konusunda Avrupa’nın ve dünyanın sayılı merkezleriyle rekabet eder durumda. Ancak tüp bebek tedavisi hakkında toplumda doğru sanılan hatalı bilgiler ve bu doğrultuda hareket edilmesi tedavideki başarı oranını düşürebiliyor. Acıbadem International Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum /Tüp Bebek Merkezi Sorumlusu Dr. Çağlar Yazıcıoğlu, infertilite sorunu yaşayan çiftlerin çevrelerinden ve sosyal medyadan edindikleri bilgilerle hareket etmekten kaçınmaları gerektiğine dikkat çekerek, “Örneğin toplumda, tüp bebek tedavisiyle ileri yaşta da kendiliğinden hamile kalınabileceğine yönelik hatalı bir kanı var. Çiftler bu hatalı bilgi nedeniyle hekime geç başvurdukları için hamilelik şansı düşebiliyor. Zira tüp bebek tedavisinden başarılı sonuç alınmasındaki en önemli etken, kadının yaşı oluyor. Örneğin, 35 yaş altında olan ve 4 yumurtası bulunan anne adayında başarı şansı, 7-8 yumurtası olan 40 yaşındaki anne adayından daha yüksektir.  Bu nedenle kadının yaşı 35 ve üzerinde ise doğal yoldan hamilelik için en fazla 6 ay beklenmesi gerekirken,  bu süre 40 yaş üzerinde 3 ay ile sınırlandırılmalı ve süre sonunda hamilelik oluşmadıysa zaman kaybedilmeden hekime başvurulmalıdır” diyor.  Kadın Hastalıkları ve Doğum / Tüp Bebek Merkezi Sorumlusu Dr. Çağlar Yazıcıoğlu, toplumda tüp bebek tedavisi hakkında doğru sanılan 10 hatalı bilgiyi anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.

Dr. Çağlar Yazıcıoğlu

Dr. Çağlar Yazıcıoğlu

Tüp bebek tedavisi oldukça ağrılı bir tedavi yöntemidir. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Tüp bebek tedavisi yumurta ve spermin vücut dışına alınarak mikroenjeksiyonla birleştirilmesi ve oluşturulan embriyonun rahim içine yerleştirilerek hamilelik elde edilmesi olarak özetlenebilir. Tedavide kullanılan ilaçlar yumurtalıklarda biraz büyüme yapabiliyor ve buna bağlı olarak hafif bir hassasiyet oluşabiliyor. Yumurta toplama işlemleri de anestezi altında yapıldığı için ağrı sorunu yaşanmıyor. İşlem sonrasında da ağrı oluşmuyor, sadece kısa süre baskı ve dolgunluk hissi gelişebiliyor.

Embriyonun kalitesi iyi ise kesin hamilelik olur. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Toplumdaki yaygın inanışın aksine, embriyonun kaliteli olması hamileliğin mutlaka oluşacağı anlamına gelmiyor. Dr. Çağlar Yazıcıoğlu, “Embriyonun görsel kalitesi tüp bebek tedavisinde tabi ki en önemlisidir, ancak transfer tekniği, embriyonun genetik yapısı, rahim yapısı ve kalınlaşması da diğer önemli parametrelerdir. Tüp bebek tedavisinde, önemli günlerdeki hormon seviyeleri de göz önüne alınması gereken faktörlerdendir” diye konuşuyor. Bazen hastaya daha iyi bir embriyo transferi yapılsa dahi hamileliğin oluşmayabileceğine işaret eden Dr. Çağlar Yazıcıoğlu, “Ancak bir sonraki tedavide fenotipik yani görsel olarak biraz daha düşük kalitede embriyo transfer edildiğinde hamilelik gelişebiliyor. Burada embriyo genetiğinin belirleyici olduğu düşünülüyor” diyor.

Tüp bebek tedavisinde kullanılan ilaçlar kilo aldırır! YANLIŞ!

DOĞRUSU: Tüp bebek tedavisi sırasında artan östrojen ve progesteron hormonlarının vücutta su tutucu etkileri olabileceği için ilaçlar geçici bir ödeme yol açabiliyor ancak kilo alımına sebep olmuyorlar.

İlk tüp bebek denemesi genellikle başarısızlıkla sonuçlanır. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Yaygın inanışın aksine, tüp bebek tedavisi optimum özenle yapıldığında ilk denemede hamilelik oluşabiliyor. Dr. Çağlar Yazıcıoğlu, “Tüp bebek yönteminde başarıyı kaçıncı deneme olduğu değil, başta anne adayının yaşı olmak üzere, pek çok faktör belirliyor” diyerek, şöyle devam ediyor: “Tedavide özen gösterilmesi gereken konu, sigaranın bırakılması, obezite kontrolü, uyku düzeni ve varsa vitamin eksikliklerinin giderilmesi gibi ön hazırlıkların yapılmasıdır. Şayet gerek görülürse, yumurta ve sperm kalitesinin öncü tedavilerle artırılmaya çalışılması faydalı olabiliyor.”

Embriyo transfer gününden itibaren sigara içilmemesi yeterlidir. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Sigaranın en çok toksik etki gösterdiği hücrelerden biri de üreme hücreleridir. Dr. Çağlar Yazıcıoğlu, bu nedenle özellikle önceki denemede sonuç alamamış veya embriyo gelişim süreçlerinde sorun yaşamış olan çiftlerde sigaranın mutlaka tedaviden 2-3 ay önce bırakılması gerektiğine dikkat çekiyor.

Aşırı kilolu olmak tüp bebek tedavisinin başarısını etkilemez. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Obezite ve diyabet, tüp bebek tedavisinde sonuçları olumsuz etkiliyor. Yapılan bir meta-analizde; tüp bebek tedavilerinde BMI>30 olan kadınlarda canlı doğum oranlarının obezite sorunu olmayan kadınlara göre daha düşük olduğu ortaya konmuş. Ayrıca infertil kadınlarda, diyabetik olmayanlara göre, yumurta rezervi ve hamilelik oranlarının azaldığını gösteren çalışmalar mevcut.

Dr. Çağlar Yazıcıoğlu

Embriyo transferinden sonra sürekli yatmak gerekir. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Tüp bebek tedavilerinde embriyo transferi sonrasında yatak istirahatinin faydalı olmadığı, tam aksine anksiyete ve stres mekanizmaları nedeniyle negatif etkiler oluşturabileceği bilimsel meta-analizlerle kanıtlanmış.

Menide spermi olmayan erkeklerin şansları yoktur! YANLIŞ!

DOĞRUSU: 3-4 aylık tedavi sonrasında bazen doğrudan sperm çıkışı sağlanabilirken, bazı erkeklerde de mikrotese yöntemiyle, yani menisinde spermi olmayan erkeklerin testisinden mikroskop altında sperm alma işlemiyle sınırlı sayıda sperm elde edilebiliyor. Bu spermlerle tüp bebek tedavisi uygulanabiliyor ve hamilelik elde edilebiliyor.

Tüp bebek yöntemiyle dünyaya gelen bebekler genellikle anomalili doğar. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Tüp bebek yöntemiyle dünyaya gelen bebeklerin normal gebeliklerden farkı yoktur. Aksine, tüp bebek tedavisinde yapılan araştırmalar ve genetik testler anomalili bebek ihtimalini en aza indiriyor.

Histerosalpingografi (HSG) ile tüplerin durumu kesin olarak belirlenemez. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Rahim tüp filmi çekimi sırasında tüplerde spazm oluşabiliyor ve açık olan tüpün kapalı görünmesine yol açabiliyor. Selektif salpingografi yöntemiyle çekilen Histerosalpingografi (HSG) yönteminde ise tüp girişinden kateter yardımıyla sıvı verilerek net bilgi elde edilebiliyor.

Anne olmayı engelleyebilen hastalık!

Anne olmayı engelleyebilen hastalık!

Günümüzde en yaygın kadın hastalıklarından biri olan ve özellikle doğurganlık çağındaki kadınlarda sık görülen Polikistik Over Sendromu, sivilce oluşumundan kilo artışına, insülin direncinden kolesterol yüksekliğine dek birçok soruna yol açabiliyor. Ancak teşhisinde önde gelen etkenlerden biri, hastalığın anne olmanın önünde engel teşkil etmesi oluyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Doç. Dr. Hale Göksever Çelik “Polikistik Over Sendromu (PKOS) yumurtalıklarda milimetrik boyutlu çok sayıda kist görünümüyle karakterize bir hastalıktır. Esas olarak adet düzensizliği ile kendini gösteren bu durum vücut genelinde erkek tipi tüylenme, sivilce oluşumu ve kilo artışı gibi şikayetlere de yol açabilir. Türkiye’de her 5-7 kadından birini etkileyen bu hastalığa erken tanı konmasında toplumsal farkındalığın artması çok büyük önem taşımaktadır” diyor. Doç. Dr. Hale Göksever Çelik, Polikistik Over Sendromu hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Doç. Dr. Hale Göksever Çelik

  1. Bu belirtilerle kendini gösterebiliyor!

Polikistik Over Sendromu’na ait en sık jinekolojik belirti ve bulguları; adet düzensizliği, erkek tipi tüylenme, sivilce oluşumu ve erkek tipi saç dökülmesi olarak sıralayan Doç. Dr. Hale Göksever Çelik şöyle konuşuyor: “Tüm bu belirtiler, hastalığın altında yatan en önemli mekanizma olan androjen yüksekliğine bağlı gelişmektedir. Hastalığa ait belirtiler önemsenmeyip, hekime başvurulmadığı takdirde bulguların daha da artması kaçınılmaz olmaktadır.”

  1. Risk faktörlerine dikkat!

Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Doç. Dr. Hale Göksever Çelik, genetik yatkınlığın önemli rol oynadığı Polikistik Over Sendromu’nun oluşumunda ve şiddetlenmesinde; sağlıksız beslenme alışkanlıkları, fiziksel aktiviteden yoksunluk ve obezitenin de önemli rol oynadığını vurguluyor. Ailesinde PKOS öyküsü bulunan bireylerin bu hastalığa yakalanma olasılığının, diğer bireylere oranla daha yüksek olduğunu belirten Doç. Dr. Hale Göksever Çelik “Bu nedenledir ki, PKOS’lu kadınlarda ilk basamak tedavimiz her zaman yaşam tarzında iyileşmeler yapmak şeklinde olmaktadır. Kilo verme ve egzersiz bunların başında gelmektedir” diyor.

  1. En çok bu şikayetlerle hekime başvuruluyor

Polikistik Over Sendromu’na yönelik toplumsal farkındalığın az olması hekime başvurunun da ötelenmesine ve tedavinin geciktirilmesine yol açabiliyor. Doç. Dr. Hale Göksever Çelik şöyle konuşuyor: “Hastalığın yol açtığı şikayetler sıklıkla erkeklik hormonu olan androjenin yüksekliğine bağlı adet düzensizliği, erkek tipi tüylenme ve sivilce oluşumunda artış şeklinde kendini gösteriyor. Bu semptomların hepsi bir arada olabileceği gibi farklı kombinasyonlarla karşımıza gelebiliyor. Hatta bazen glukoz veya kolesterol yüksekliği, obezite gibi metabolik sıkıntılarla Dahiliye polikliniğinden de tarafımıza yönlendirilen hastalarda ultrasonda PKOS görüntüsü ile tanısını koyabiliyoruz.”

Acıbadem Fulya Hastanesi

  1. Anne olmayı engelleyebiliyor

Yumurtalıklarda yan yana dizilmiş küçük kistlerle seyreden Polikistik Over Sendromu’nun hamile kalmanın önünde engel teşkil edebildiğini belirten Doç. Dr. Hale Göksever Çelik “Çoğu hasta yumurtlama sorunundan kaynaklı infertilite dediğimiz hamile kalma sürecinde yaşanan zorluklar dolayısıyla hekime başvuruyor. PKOS’a bağlı infertilite yönteminde öncelikle başka nedenlerin varlığını araştırıyoruz. Ardından kadının yaşı ve diğer eşlik eden durumlar da göz önünde tutularak aşılama veya tüp bebek tedavi sürecini uyguluyoruz” diyor.

  1. Tedavide yeni nesil yöntemler

Tedavinin esasını kilo kaybı ve sportif aktivitenin oluşturduğunu vurgulayan Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Doç. Dr. Hale Göksever Çelik şöyle konuşuyor: “Yapılan araştırmalar; yaşam alışkanlıklarında yapılacak olumlu değişikliklerin de hamile kalmanın önündeki engellerin tedavisinde büyük rol oynadığını göstermektedir. Böylelikle semptomlar çok hafiflemekte ve hatta herhangi bir tedaviye gereksinim kalmamaktadır. Ancak buna rağmen sıkıntılar devam ederse ilaç tedavisine, en sık olarak da doğum kontrol haplarına başlanmaktadır. Geçmişte cerrahi yöntem uygulansa da günümüzde bu yaklaşım çok tercih edilmemektedir. Medikal tedavi hekim kontrolünde ve uzun soluklu kullanılmalıdır.“

Sezaryen doğumda istmosel riskine dikkat!

Sezaryen doğumda istmosel riskine dikkat!

Sezaryen yöntemi, gebelik ve doğum sırasında istenilmeyen olası durumların meydana gelmesini önleyen, anne ve bebek için hayat kurtarıcı bir yöntem olarak karşımıza çıkıyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün açıklamalarında, günümüzde sezaryen doğum ile doğumda ve sonrasında görülen bebek ölümlerinde %10-15 arasında azalma kaydedildiği belirtiliyor. Yapılan çalışmalar, ülkemizde ve dünyada yaklaşık her 5 kadından birinin sezaryen ile doğum yaptığını gösteriyor. Bu doğum şeklinin faydalarının yanında çeşitli komplikasyonları da olabiliyor. Bunlardan biri de sık karşılaşılan istmosel yani sezaryen skar hastalığı olarak tanımlanıyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Tüp Bebek Bölümü’nden Doç. Dr. Arzu Yurci, istmosel hakkında bilgi verdi.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Doç. Dr. Arzu Yurci

Gebe kalmaya engel olabiliyor

Sezaryen kesesi yapılan bölgede, kesi yerinin tam olarak iyileşememesi nedeniyle, rahmin ön kas dokusunda meydana gelen keseleşmeye istmosel adı verilmektedir. Bu durum bazen doğumdan kısa bir süre sonra oluşabileceği gibi, uzun bir zaman sonra da oluşabilir ve farklı şekillerde belirti verebilir. Keseleşen bölgede zaman içerisinde adet kanı ve rahim içindeki sıvı birikebilir ve kadında farklı şikâyetlerle kendini göstermeye başlar. En sık görülen şikâyetlerin başında kahverengi, çamur gibi vajinal akıntılar gelmektedir. Özellikle adet sonrası veya adet aralarında lekelenme şeklinde kanamalara neden olabilir. Bunun dışında adet kanamalarında gecikme, kasık ağrısı, vajinal akıntı, ağrılı adet görme, cinsel ilişki sırasında aşırı ağrıya neden olmaktadır. İstmosel kesesi içerisinde biriken kan, spermin hareketlerinin bozulmasına sebep olabilmekte ve bundan dolayı kısırlığa da zemin hazırlayabilmektedir. Bununla birlikte düşük, plesenta previa, anormal plasentasyon, plasenta akreata, sezaryen skar gebeliğine de yol açabilmektedir. Embriyonun burada yer alan cebe yerleşmesi ve düzgün olmayan bir şekilde gelişmesi sonucunda ektopik sezaryen skar gebeliği meydana gelebilmektedir. Sezaryen doğumdan sonra bu şikayetleri olan kadınların mutlaka doktora başvurup, muayene olması gerekmektedir.

Sezaryen yöntemi ile doğum yapmış kişilerde istmosel görülebilmektedir. Normal doğum yapan kişilerde rahimde kesi yapılmadığı için bu tabloya rastlanmamaktadır. İstmosel görüntüleme yöntemlerini kullanarak teşhis edilebilmektedir. Bu görüntüleme yöntemleri transvajinal ultrason, histerosalpengografi, histeroskopi ya da MR olarak sayılabilir. Görüntüleme için en iyi zaman menstrual siklüsün sona ermesinden hemen sonra, erken proliferatif faz olarak ifade edilmektedir.

Hastanın durumuna göre cerrahi yönteme karar veriliyor

Tedavi yöntemleri hastalığın durumuna ve şikayetlerine göre değişebilmektedir. Ayrıca hastanın daha sonra çocuk isteyip istemediğine göre de tedavi planı yapılmalıdır. İstmoselin kesin tedavisi cerrahi olarak o bölgenin çıkartılmasıdır. Bu operasyon günümüzde çoğunlukla histeroskopik veya laparoskopik olarak gerçekleştirilmektedir. Ameliyatı gerçekleştirecek hekim hastanın durumunu değerlendirip hasta için en iyi olacak cerrahi tekniği seçmelidir. Hangi tekniğin kullanılacağı, istmosel defektinin büyüklüğü, hastanın gebelik isteği olup olmadığı, esas şikayetinin ne olduğuna göre belirlenir. Histeroskopi yöntemiyle  vajinal yoldan optik bir aletle girilerek, rahim içi görüntülenir. İstmosel kesesi bu alet yardımıyla düzeltilir. Ameliyat süresi maksimum 20-30 dakika arasıdır. İşlem sonrası hasta aynı gün evine gidebilir. Laparoskopi ile yani içerisinde kamera bulunduran alet ile göbekten yaklaşık 1 cm kesi yapılarak, karın içerisi gözlemlenir, sonrasında yaklaşık yarım cm çapında 2 ek kesiden cerrahi aletler yerleştirilerek istmosel kesesi tamamen çıkarılır, ardından sağlam dokular birbirine dikilir. Ameliyat süresi yaklaşık 30- 40 dakika sürmektedir. Operasyon sonrasında hastalar bir gün gibi kısa sürede taburcu olarak normal yaşamlarına çok kısa sürede dönmektedirler.

Kısırlığın nedenleri

Kısırlığın nedenleri

Üreme çağındaki kadınlarda %5-10 oranında görülme sıklığına sahip olan polikistik over sendromu (PKOS veya PKO) kadınlarda en sık görülen infertilite (kısırlık) nedeni olarak kabul ediliyor. Ancak doğru bir tedavi süreciyle polikistik over sendromunun doğurganlığa olan olumsuz etkisi ortadan kaldırılabiliyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Tüp Bebek Bölümü’nden Doç. Dr. Arzu Yurci, polikistik over sendromu ve hakkında bilgi verdi.

Polikistik over sendromunun vücutta ortaya çıkmasının altında yatan temel sebep henüz kesin olarak bilinemese de hastalığın genetik faktörlerden ortaya çıktığı düşünülmektedir.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Doç. Dr. Arzu Yurci

Polikistik over sendromunun belirtileri şöyle sıralanmaktadır:

  • Adet düzensizliği (35 günden daha seyrek adet görme),
  • Ergenlik döneminde bir ya da iki adet dönemi sonrası adet görememe,
  • Uzun süreli yumurtlama problemleri,
  • Tüylenme,
  • Erkeklik hormonlarında yükselme,
  • Yumurtalıkların tipik ultrason görünümü,
  • Geçmeyen sivilceler,
  • Saç dökülmesi,
  • Fazla kilo alma,
  • Ense, koltuk altı, kasık cildinde hafif kadifemsi kahverengi bir görünüm (Akantozis igrikans),
  • Hamile kalmada zorlanma,
  • Ses kalınlaşması polikistik over sendromu hastalığının başlıca özellikleridir.

Birçok psikolojik ve fiziksel hastalığa davetiye çıkarıyor

Polikistik over sendromunun uzun süre tedavi edilmediği durumlarda kişide; yüksek tansiyon (hipertansiyon), kalp damar hastalıkları, psikolojik problemler (depresyon, anksiyete, kaygı bozukluğu, sosyal fobi), şeker hastalığı, karaciğer yağlanması ve benzeri birçok psikolojik ve fiziksel probleme yol açabilmektedir. Bu nedenle kişi, polikistik over sendromunun ilk belirtilerini fark ettiğinde, bu alanda uzmanlaşmış bir doktora başvurmalı ve vakit geçirmeden tedaviye başlamalıdır.

Eş zamanlı kilo kontrolü desteği gerekiyor

Polikistik over sendromu tedavisinin ne yönde ilerleyeceği ise kişiden kişiye farklılık göstermektedir. Tedavi yöntemi belirlenirken hastanın istekleri, yaşı, hastalığın ilerleyiş şekli, hastanın fiziksel durumu ve benzeri birçok faktör göz önüne alınır. Polikistik over hastalığına sahip olan kişilerde kilo artışı doğal bir sonuçtur. Bu nedenle hastanın aynı zamanda beslenme ve diyet uzmanına başvurarak kilo kontrolünü sağlaması oldukça önemlidir.

Polikistik over tedavisi sonrası kişi kendiliğinden hamile kalabilir

Tıbbi tedavi ve kilo kaybı sonucunda adette önemli oranda düzelme olabilmekte, yumurtlama probleminin son bulmasıyla bazen gebelik kendiliğinden oluşabilmektedir. Adet düzensizliğinin devam ettiği durumlarda ise yumurtlamayı uyaran ilaçlar ve hormon iğneleri kullanılabilir. Takipler sonucunda gelişen yumurtalardan normal ilişki önerilerek veya aşılama yöntemi ile gebelik oluşturulmaya çalışılır. 3-4 kez yapılan takip ve aşılama neticesinde gebelik elde edilemediği durumlarda  tüp bebek yöntemine geçilmesi önerilir.  Polikistik over sendromlu hastaların tüp bebek tedavisinde dikkat etmesi gereken özel durumlar vardır.

Ovaryan hiperstimulasyon sendromuna dikkat!

Polikistik overde yumurtalık uyarılması tüp bebek tedavisinin en önemli aşamasıdır, eğer ilaç dozu düzgün ayarlanmazsa aşırı yanıt gelişir. Yumurtalıkların aşırı uyarılması durumunda OHSS (Ovaryan hiperstimulasyon sendromu) denilen tablo gelişir. OHSS tedavi edilmezse ölüme bile neden olabilir. Bu nedenle polikistik over tüp bebek tedavisinin en önemli noktası OHSS’den korunmaktır.

Gebelik şansı artmış polikistik over sendromlu hastalarda, normal hastalarda kullanılan ilaç dozundan daha düşük ilaç dozu ile tüp bebek tedavisine başlanmalıdır. Eğer düşük doza yanıt alınamazsa, doz yavaş yavaş yükseltilmelidir. İlaç dozu düşük tutulmasına rağmen aşırı uyarılma olduysa yumurtalar HCG yerine agonist ilaçlarla çatlatılmalıdır. Oluşan tüm embriyolar dondurulur (total freezing). Gebelik olmadığı için 7-10 gün içinde OHSS tablosu gerileyecek ve hasta normale dönecektir. Takip eden 1-2 ay içinde donmuş embriyolar çözdürülerek transfer edilir. Bu şekilde hem OHSS’den korunulmuş olur, hem de polikistik over tüp bebek tedavisinde gebelik olur.

Tüp bebek başarı oranları oldukça yüksek

Polikistik overde tüp bebek başarı oranı yüksektir. Tüp bebek başarı oranı çiftin özelliklerine göre değişse de, tüp bebekte hamilelik şansı %40-50 civarındadır. Polikistik overde tüp bebekle gebelik şansı artmaktadır. Polikistik overde kısırlığın nedeni belirlenmekte ve ilaçlarla bu sorun çözülmektedir. Bu nedenle Polikistik over sendromunda tüp bebek şansı diğer hasta gruplarına göre daha yüksektir. Polikistik over hastalarının önemli bir çoğunluğunda tüp bebek tedavisi sonucu ilk denemede hamile kalındığı görülmektedir.

İlk tüp bebek denemesinde başarı şansı düşük mü?

İlk tüp bebek denemesinde başarı şansı düşük mü?
Tüp bebek tedavisi bir yıl boyunca korunmasız ve düzenli cinsel birlikteliğe rağmen çocuk sahibi olamayan çiftlere uygulanan en etkin tedavi yöntemi olarak yerini korumaya devam ediyor. Tüm dünyada yaygın olarak uygulanan tüp bebek tedavisi en basit tanımıyla; kadından alınan yumurta ile erkekten alınan spermin laboratuvar ortamında birleştirilmesi sonrasında elde edilen embriyonun laboratuvarda 3-5 günlük takibinden sonra, anne adayının rahminin içine yerleştirilmesidir. Son 40 yılda tüp bebek tedavilerinde baş döndürücü hızla gerçekleşen gelişmeler infertilite sorunu yaşayan çiftlere umut olmaya devam ediyor.

Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Nadiye Köroğlu, tüp bebek tedavisi sayesinde bugüne dek milyonlarca sağlıklı bebeğin dünyaya geldiğini belirterek, “Ancak tüp bebek tedavisiyle ilgili toplumda doğru sanılan bazı hatalı bilgiler çiftlerin tedaviye geç başvurmalarına veya tedaviden kaçınmalarına neden olabiliyor. Bu faktörler de tedavinin başarı şansını olumsuz yönde etkiliyor. Dolayısıyla anne-baba olmak isteyen çiftlerin çevrelerinden veya sanal ortamdan edindikleri bilgilerin doğruluğunu sorgulamaları ve hekime zamanında başvurmaları çok önemli” diyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Nadiye Köroğlu, toplumda tüp bebek tedavisi hakkında doğru sanılan yanlış bilgileri anlattı; önemli uyarılarda bulundu!

Pause Sağlık, Pause Dergi

Doç. Dr. Nadiye Köroğluİlk denemede başarı şansı düşüktür: YANLIŞ!
DOĞRUSU: Tüp bebek tedavisinde başarı şansı; anne adayının yaşı, sperm ve yumurtanın kalitesi gibi birçok faktöre bağlı olarak değişiyor. Bilimsel kanıtlara göre; ilk denemede başarı şansı yüzde 50-60 oranında seyrediyor. Tüp bebekte deneme sayısı arttıkça, hamilelik şansı da yükseliyor. Öyle ki tüp bebek tedavisinin yüzde 50’sinde ilk denemede, yüzde 65-70’inde ikinci denemede ve yüzde 80’inde de üçüncü denemede hamilelik oluşuyor.

Tedavi süresince hastanede kalınması gerekiyor: YANLIŞ!
DOĞRUSU: Yaygın inanışın aksine, tüp bebek tedavi süreçleri hastanede kalmayı gerektirmiyor. Yumurta toplama işlemi anestezi altında gerçekleştirilen bir işlem olup, 3-4 saatlik yatış sonrasında hastaneden taburcu olunuyor. Embriyo transfer işlemi sonrasında ise hastanede 2-3 saat dinlenmek yeterli geliyor. Tüp bebek tedavisinde yumurta takip süreçleri de ayaktan poliklinik kontrolleri şeklinde yapılıyor.

Fazla embriyoların dondurulması gereksizdir: YANLIŞ!
DOĞRUSU: Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Nadiye Köroğlu, embriyoları dondurma işleminin hastalara ekstra hamilelik şansı veren önemli bir uygulama olduğuna işaret ederek, şöyle devam ediyor: “Geçmişte dondurulan embriyoların yarısı kadarının sağlıklı olarak geri kazanılması bu yanılgıya neden oldu. Ancak teknolojik gelişmelerle birlikte uygulayabildiğimiz yeni metotlar, dondurulan embriyoların neredeyse tümünün sağlıklı olarak geri kazanılmasını sağladı. Gelinen noktada, dondurulmuş embriyo ve taze embriyo arasındaki başarı farkı kapandı. Ülkemizde transfer edilen embriyo sayısının da kısıtlı olması, embriyo dondurma yönteminin avantajlı yönlerini de artırıyor.”

Tüp bebek tedavisi erken menopoza neden olur: YANLIŞ!
DOĞRUSU: Tüp bebek tedavisiyle ilgili bir başka hatalı bilgi de, bu tedavinin yumurtalık rezervlerinin tükenmesine ve bunun sonucunda da erken menopoza neden olduğu yönünde.
Doç. Dr. Nadiye Köroğlu, tüp bebek tedavisinde yumurtalıkların uyarılması işleminin yumurta rezervlerini azaltmadığı için erken menopoza yol açmadığını belirterek, “Tüp bebek tedavisinde var olan yumurtaların büyütülmesi amaçlanıyor, dolayısıyla sayılarında bir azalma olmuyor.” diyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Tüp bebek ile doğan bebeklerde doğumsal anomali riski artar: YANLIŞ!
DOĞRUSU: Doç. Dr. Nadiye Köroğlu, tüp bebek tedavisiyle doğan bebeklerdeki doğumsal anomali riskinin doğal yolla elde edilen hamileliklerden doğan bebeklerden farklı olmadığını vurgulayarak, “Ancak, kadının yaşının 35’in üzerinde olduğu veya bilinen genetik bir hastalık durumlarında doğumsal anomali riski artabiliyor. Ayrıca, çok düşük sperm sayısı nedeniyle intrasitoplazmik sperm enjeksiyonu yapılan vakalarda da daha fazla doğumsal anomali görülebiliyor.” diyor.

Tüp bebek tedavisiyle ikiz ya da üçüzler olur: YANLIŞ!
DOĞRUSU: Doğal yolla gerçekleşen hamilelikle kıyaslandığında, tüp bebek tedavisinde çoğul hamilelik daha fazla oluyor. Ancak transfer edilen embriyoların sayısıyla çoğul hamileliği önlemek mümkün oluyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Nadiye Köroğlu, tek ve kaliteli embriyoların transferiyle tek ve sağlıklı hamilelikler elde edilebildiğini vurgulayarak, ”Ancak bazı çiftler çoğul hamilelik isteseler de, çoğul hamilelikler anne ve bebeklerin sağlıkları açısından tehlikeli olabiliyor. Bu tehlikelerin önüne geçebilmek için ülkemizde transfer edilen embriyo sayısı sınırlandırılmıştır.” diye konuşuyor.

Tüp bebek tedavisinde başarı oranı yüzde 100’dür: YANLIŞ!
DOĞRUSU: Tüp bebek tedavisinde başarı oranı; anne adayının yaşı ve infertilite nedeni gibi birçok faktöre bağlı olarak değişiyor 35 yaş altındaki kadınlarda ilk tüp bebek denemesinde canlı doğum oranı yüzde 40-50 arasında oluyor.

Kadının yaşı tüp bebek tedavisinde önemsizdir: YANLIŞ!
DOĞRUSU: Kadınlarda yaş ilerledikçe üreme fonksiyonlarında değişimler yaşanıyor. Öyle ki 25-30 yaşları en doğurgan yaşlarken, 35 yaşından sonra doğurganlıkta düşüş oluyor. Dolayısıyla 25 – 30’lu yaşlarda hamile kalma olasılığı yüzde 50 civarında olurken, 40 yaşından sonra bu oran yüzde 15 civarına kadar düşüyor. Tüp bebek tedavisiyle 45 ve daha üst yaş sınırlarında olan kadınlarda hamilelik şansı yok denecek kadar az oluyor.

Tüp bebek hamileliklerinde sezaryenle doğum olmalı: YANLIŞ
DOĞRUSU: Tüp bebek tedavisiyle hamile kalmak sezaryenle doğum yapmak için bir neden olmuyor. Koşulların uygun olması durumunda normal doğum yapılabiliyor.

Tüp bebek tedavisi uzun süren ve ağrı yapan bir yöntem: YANLIŞ!
DOĞRUSU: Toplumdaki yaygın inanışın aksine, tüp bebek tedavisinde yaşanan gelişmeler sayesinde ağrı ve karında şişkinlik gibi sorunlar artık yaşanmıyor, tedavi süresi de 2-2.5 haftada tamamlanıyor.