Yazılar

Osmanlı’nın vazgeçilmez lezzetleriyle dolu iftar sofraları…

Osmanlı’nın vazgeçilmez lezzetleriyle dolu iftar sofraları…

Michelin Rehberi’nin tavsiye ettiği Borsa Restaurant, misafirlerini Adile Sultan Sarayı’nın muhteşem Boğaz manzarasına karşı Osmanlı saray mutfağı, Türk mutfağı ve yöresel Anadolu mutfaklarından sentezlenen en seçkin yemekleriyle ağırlıyor. Borsa Ramazan menüsünde ise misafirlere Akçaabat tereyağı, petek bal, kaymak, ev yapımı reçel, Kayseri pastırması, hurma gibi iftariyeliklerle birlikte günün çorbası, ardından salata, günün zeytinyağlısı ve sıcak başlangıçlar sunuluyor. Sıcak başlangıçlar arasında; Tonya telli peyniriyle hazırlanan “Karadeniz Pidesi”, beyaz peynirli ve maydanozlu “Su Böreği”, mandıra yoğurdu eşliğinde “Trabzon Usulü Etli Kara Lahana Sarma” seçenekleri yer alıyor.

Ana yemekte yer alan beyaz pilav eşliğinde “Et Döner Kebap”, dana etinden “Borsa Usulü Köfte Izgara” ve Hünkâr Beğendi eşliğinde “Taş Fırında Konya Usulü Kuzu Tandır” ile misafirlere lezzet dolu bir iftar yemeği sunuluyor. Borsa Restaurant, kapanışı “Güllaç”, “Şekerpare”, “Kazandibi”, “Baklava”, “Fırın Sütlaç”, “Afyon Kaymağı ile Ekmek Kadayıfı”, “Borsa Usulü Hurmalı İncir Tatlısı” gibi geleneksel tatlı seçenekleriyle yaparak damakta unutulmayacak bir iz bırakıyor.

Türk şefleri ve Türk mutfağını yurtdışında tanıtıyor

Türk şefleri ve Türk mutfağını yurtdışında tanıtıyor

Mandarin Oriental Bosphorus, Istanbul ve Mandarin Oriental, Bodrum’un yetenekli şefleri otantik Türk mutfağının en leziz örneklerini sergilemek üzere dünyanın seçkin noktalarını ziyaret ediyor.

Mandarin Oriental, Doha, Mandarin Oriental Jumeira, Dubai ve Mandarin Oriental, Riyadh otellerimizde Türk mutfağının eşsiz lezzetleri yakından tanımak ve benzersiz lezzet yolculuğu yaşamak için misafirler ile buluşuyor.

Şubat ayı boyunca Türk mutfağının eşsiz lezzetlerini tanıtmak amacıyla heyecan verici bir yolculuğa çıkıyor. 2 – 3 – 4 – 5 Şubat 2023 tarihlerinde Mandarin Oriental, Doha, 9 -10 -11 Şubat 2023 tarihlerinde Mandarin Oriental Jumeira, Dubai ve 15 -16 -17 Şubat 2023 Mandarin Oriental, Riyadh’da gerçekleştirilecek ve otantik Türk mutfağının zengin lezzet çeşitliliğinin sunulacağı etkinliklerde misafirler özel bir gastronomi deneyim yaşayacaklar.

Türk mutfağı ve eğlencesi ABD’de

Türk mutfağı ve eğlencesi ABD’de

Amerika’da yaşayan iş insanı Mehmet Akçetin, yatırımlarına devam ediyor. New Jersey’de Acoustic isimli mekânıyla Amerika’nın en iyi gece kulüpleri arasında gösterilen Akçetin, ikinci mekânını Manhattan’da açtı.

Mekânında Türk mutfağından Güneydoğu lezzetlerini sunan hem de görkemli sahne eğlencesiyle misafirlerine unutulmaz bir deneyim yaşatan iş insanı, sektörün gözde işletmecileri arasına girdi.

Sadece hafta sonları açtığı Acoustic’te farklı türde sanatçıları sahnesinde misafir eden Akçetin, “Türkiye’den sanatçıları buraya davet ediyoruz. Amerika’da birçok milletten insan yaşıyor. Türk lezzetlerine hayrandılar şimdi bizim müziğimiz, eğlencemiz için geliyorlar. Bağlamamızı, ud, cümbüş, kanunu dinlemek için gelen birçok yabancı misafirimiz var. Ayrıca sahne şovlarımız da büyük ilgi görüyor” diye konuştu.

Türk sanatçılarını ve kültürünü dünyaya açmaya çalıştıklarını vurgulayan Akçetin, “Misafirlerimiz arasında Türkler dışında Amerikalılar, Azerbaycanlılar, Özbekistanlılar, Kırgızistanlılar, Ukraynalılar ve Ruslar bulunuyor. Türk müziği ile eğlenmeye geliyorlar. Kısa sürede büyük ilgi görmeye başladık ve uluslararası bir işletme olduk. Deneyimli çalışanlarımla misafirlerimize kusursuz bir hizmet veriyoruz” dedi.

Türk-Yunan mutfağının lezzetleri Hilton Dalaman’da

Türk-Yunan mutfağının lezzetleri Hilton Dalaman’da

Dünyadan ve Türkiye’den farklı mutfakları özel etkinlikler ile misafirlerinin ayağına getiren Hilton Dalaman, bu kez Türk ve Yunan mutfağını konukları ile buluşturdu.  “İki Yaka Bir Mutfak” ismi verilen gastronomi ve müziği birleştiren etkinlikte Türk ve Yunan şefleri biraraya getirdi.

Misafirler yemeklerini yerken Gurme Şef Ahmet Güzelyağdöken, Hilton Dalaman executive şef Tamer Özkan ve Yunanlı Şef Zarifis Theologos Türk ve Yunan mutfağının birbirine ne kadar benzediğini, inceliklerini ve pişirme tekniklerindeki bazı farklılıkları keyifli bir sohbetle izleyicilere aktardı.

İki mutfağın geçmişini ve kültürünü ustalarından dinleyen misafirlerin yemeklerine sonrasında Buziki Niko&Yağmur sahne alarak eşlik etti. Gecenin en özel konuğu ise iki yakada da gönüllerde taht kuran Fedon oldu.

Türk Mutfağı’nın İmza Yemekleri The Souq Istanbul

Türk Mutfağı’nın İmza Yemekleri The Souq Istanbul

Emre Ergani’nin son imza restoranı, Osmanlı ve Türk mutfağının bileşenlerini, Anadolu yemek kültürüyle birleştiren The Souq İstanbul’un menüsü, lezzetleri ve kendine has konsepti ile Beyoğlu’nun kalbinde Sheraton Istanbul City Center’da lezzet ve keyif vermeye devam ediyor.

Sektörde 34 yıllık tecrübeye sahip Sheraton Istanbul City Center’ın Executive şefi Necati Tunuslu ve deneyimli ekibinin Türkiye’nin yemek mirasına bağlı kalarak yeniden yorumladığı The Souq Istanbul’un imza yemekleri arasında; iç pilav ile hazırlanan kuzu tandır, Adana ve Fıstık Kebap, Kuzu Şiş, Pilavlı Közlenmiş Domates – Biber ve marine edilmiş soğandan oluşan Souq Karışık Izgara Tabağı, ağır ateşte pişen Dana Kaburga ve Kuzu Kafes gibi vazgeçilmez lezzetleri deneyimlemeye davetlisiniz.

Souq Istanbul, öğle ve akşam yemekleri ile haftanın 7 günü hizmet veriyor.

Bilgi ve rezervasyon için; 0212 806 10 10

Türk Mutfağı Las Vegas’da

Türk Mutfağı Las Vegas’da

Ege İhracatçı Birlikleri, Las Vegas Üniversitesi’yle yaptığı anlaşmayla Türk mutfağının William F. Harrah Turizm Otelcilik Okulu müfredatına girmesini de sağladı.

Ege İhracatçı Birlikleri, Las Vegas Üniversitesi William F. Harrah Turizm Otelcilik Okulu Türk mutfağının müfredata girmesinde İzmir Ekonomi Üniversitesi ile iş birliği yapacak.

Türk Mutfağı Miami‘de tanıtılacak

Türk Mutfağı Miami‘de tanıtılacak

Türk Mutfağı tanıtımı için Miami’de 3 ayrı farklı lokasyonda Türk ürünü tanıtım merkezleri açılıyor.

T.C. Dış İşleri Bakanlığı ABD Miami Başkonsolosu Burç Ceylan Türk mutfağımız ve ürünlerimiz Miami ‘de hak ettiği değere ulaşacak olmasından çok mutlu. Ceylan; GTD temsilcilerini makamında kabul etti. Türk Gastronomisinin tanıtımı “GT Anadolu” markası ile Dünya’ya yayılmaya başladığını ifade eden ve Miami Başkonsolosluğu ziyaretinin önemli bir adım olduğunu belirten Türkiye Gastronomi Turizmi Derneği başkanı Gürkan Boztepe çalışmalarının farklı ülkelerde de süreceği müjdesini verdi.

Bu organizasyonda emeği geçen başta Turizm Bakanlığı, Dış İşleri Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı kurumlarına teşekkür eden komite başkanı Erdem İpekçi misyonumuz için çalışmaya devam edeceklerini belirtti.

Kültür ekonomisi ve Tük mutfağına destek verilmeli

Kültür ekonomisi ve Tük mutfağına destek verilmeli

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı Abdurrahman Kaan, kültür ekonomisinin bir ürünü olarak mutfak ihracatı ve Türk Mutfak Sanatlarının ticarileştirilmesi konusunda yazılı bir açıklama yaptı. Ülkemizin mutfak ihracatından daha fazla pay alması için pandemi sürecinin etkileri yaşanırken, süreç sonundaki döneme hazırlık anlamında şimdiden çalışmalara başlanması gerektiğini söyleyen Abdurrahman Kaan, açıklamasında şunlara değindi;

Dünya bugün geldiği noktada bilginin ve buna bağlı kültürün sürekli bir değişim içinde olduğu bir dönemden geçmektedir. Toplumlar ve insanlar arasında hareket eden sadece bilgi değil, aynı zamanda kültür bileşenleridir. Bugün kültür ekonomilerinin en yaygın olarak geçirgenlik gösterdiği sektör, sinema ve müzik olarak bilinmektedir. Bu alandaki Amerikan baskınlığı yakın dönemde uzak Asya ülkelerinin özellikle genç nesil üzerindeki etkileriyle atağa geçmiştir. Bir kültür ürünü ile bir ülkeden diğerine taşınan sadece bir film ya da müzik, kitap değil; o ülkenin yaşam biçimi, gelenekleri, tarihi yani kısaca kültürel kodlarıdır. Ancak bizler kültür endüstrisindeki bu ihracın ana kalemlerini “audovisüel sanatlar” olarak alırken, aslında çok önemli bir kalemi de göz ardı etmekteyiz: Mutfak sanatları ve ürünleri.

Elbette yeme içme alışkanlıklarının bir ülkeden diğerine taşınmasında sinema sektörünün payı yadsınamaz. Çünkü görsel olarak sergilenen mutfak endüstrisi, bir başka ülkede merak uyandırmakta ya da en azından bir yakınlaşmaya neden olmaktadır. Aynı mutfak, ülkenize taşındığı zaman yabancılaşmayı azaltmaktadır. Bunu Amerikan ve Avrupa film ve dizi sektöründe sıklıkla görmekteyiz. Bu yöntemi bizim de özellikle ihraç ettiğimiz diziler aracılığıyla kullanmamız, ileride mutfak ihracatımız için bir ön hazırlık niteliği taşıyacaktır.

Mutfak ihracatı başlığı altında çok dağılmamak ve belirli bir hat üzerinden hareket etmek gerekir. Bilhassa pandemi sürecinin etkileri yaşanırken, süreç sonundaki döneme hazırlık anlamında şimdiden çalışmalara başlamak faydalı olacaktır. İhraç kalemlerini;

1.Tarif ihracatı 2. Sunum ihracatı 3. Menşei ürün ihracatı altında sınıflandırmak, mutfak sanatlarımızın ticarileştirilmesinde bizlere yol gösterici olacaktır.

Bir Fransız Restoranında yediğiniz yemeğe ödediğiniz miktar, Türkiye açısından tarif ithalatı, Fransa açısından tarif ihracatı olarak işlenmektedir. Aynı şekilde Fransa’da bir Türk yemeğine ödediğiniz miktar, bizim için bir tarif ihracatı onlar için ise bir tarif ithalatı olarak kayda geçmektedir. Bu nedenle mutfağımızın tanıtımı yapılırken yabancı ülkelerdeki restoranların menülerinden tutun da bağımsız Türk Mutfağı restoranlarına kadar her aşamada tariflerimizi korumalı ve belli bir standarda uygun olarak tescillemeliyiz.

Öncelikle ülkemizdeki mutfakları sınıflandırmalı ve bu mutfakların tariflerini belli bir standarda uygun olacak şekilde tasnif etmeliyiz. Böylece, ihraç edilecek tarifin hangi yerel mutfağın ürünü olduğu ve tarifinin net bir şekilde açıklanması ve standartlarının belirlenmesi yolun başında yapılabilsin.

Ülkemizin sahip olduğu ve ihracatı yapılacak başlıca mutfaklar şöyle sıralanabilir:

İstanbul Saray Mutfağı, Doğu Karadeniz Mutfağı, Doğu Anadolu Mutfağı, Ege Mutfağı, Akdeniz Mutfağı, Gaziantep Mutfağı, Şanlıurfa Mutfağı, Erzurum Mutfağı, Afyon Mutfağı, Kayseri Mutfağı, Konya Mutfağı, Kastamonu Mutfağı, Samsun Mutfağı, Tekirdağ Mutfağı, Bursa Mutfağı, Sivas Mutfağı, Tokat Mutfağı, Maraş Mutfağı.

Bu uygulama, Türk Mutfak Kültürüne yapılan ciddi bir yatırımdır. Biz MÜSİAD olarak 2007 yılında Türkiye’deki tüm şehirlerin özgün yemeklerini derlediğimiz, “Yöresel Lezzetlere Seyahat” isimli bir kitap yayınlamıştık. O dönem ben, Gıda ve Tarım Sektör Kurulu Başkanıydım ve bu mevzunun önemini her vesile dile getiriyordum. Yıllarca Türk Mutfak Kültürü’nün standartlara ulaşması ve ticarileştirilmesi için uğraştım. Bugün MÜSİAD Başkanı olarak bilhassa Tazelenme sürecimizde bir Komitemizi sırf bu alanda çalışmak üzere kurduk; “Gastro-Ekonomi ve Türk Mutfak Sanatları Komitesi”. Bu komitemizin başkanlığını, Ramazan Bingöl yapmaktadır. Komitemizin tasarladığı ve Cumhurbaşkanlığı himayelerinde gerçekleştirmeyi planladığımız, 1. Uluslararası Türk Mutfak Kültürü Sempozyumu’muz, Pandemi nedeniyle maalesef ertelendi. Oysa bu sempozyum kapsamında sadece mutfak kültürümüz tanıtılmayacak, aynı zamanda uluslararası bir katılımla bir kültür bileşeni olarak mutfak sanatları ele alınıp uygulamalı olarak atölyeler kurulacaktı. Ancak Pandemi sonrası bu çalışmamızı yapmayı planlıyoruz.

Tarif ihracatına ve bilhassa yurt dışında Türk mutfağının farklı yemekler ve tatlar ile temsil edilmesine önem vermeliyiz. Çünkü Türk mutfağı denince akla gelen birkaç yemek, aslında bu kadar geniş bir yemek kültürünün dünyada hak ettiği değeri bulamamasının bir göstergesidir.

İkinci İhraç kalemi olarak, sunum ihracatını görmekteyiz. Mutfak sadece tariflerden oluşmaz. Aynı zamanda her yemeğin kendine ve yöresine ait bir pişirme ve sunum şekli de vardır. Örneğin, “testi kebabı” tarifi ihraç ediliyorsa, onun testisi de aynı zamanda sunuma ve ticarete konu olmalıdır. Aynı şekilde bakır taslar, şerbet ve ayran içmek üzere özel kaplar, özel pişirme gereçleri; kısaca Türk mutfak sanatının ürünlerinin ihracı burada söz konusudur. Bunun yanında mutfak sarf malzemelerinin de Türk kültürünü yansıtır formlarda ihracı yapılabilir.

Üçüncü ihraç kalemi menşei ya da mahreç ürün ihracatıdır. Bazı yemeklerin tariflerinde, bilhassa bir yöreye ait ürünlerin kullanılması gerektiğinin iyi bir şekilde pazarlanması, o ürünlere olan talebi artıracak ve o bölgelerde ürünlerin yetiştirilmesini ve ekilmesini destekleyecektir. Hemen hemen aynı iklim koşullarında olan illerimizde aynı ürünün ekimi yapıldıkça, çiftçimizin katma değeri yüksek ürünlerden elde edeceği kazanç da yükselecektir. Yemeklerin söz gelimi fındık yağı ya da ispir fasulyesi ile pişirilmesi gerektiğini iyi bir şekilde pazarlamak, o ürünlerin talebini de artıracaktır.

Tüm bunlar, üretim ve yatırımı destekleyen faaliyetlerdir; bu da mutfağın üç ihraç kalemi ile ticarileştirilmesini sağlayacaktır. Hatta bazı ürünlerin üretimi adına mikro KOBİ’ler kurarak müesseseleşme sağlanabilir. Bilhassa kadın işgücünün, rahat üretilip pazarlanacak erişte, tarhana, atıştırmalık tatlı çerezler gibi ürünlerde çalışmasını teşvik etmek, yatırım açısından iyi bir başlangıç olacaktır. Ürünlere belli bir standart belirledikten sonra, üretiminin doğal yollardan yapıldığının altı çizilerek lanse edildiği takdirde, Türk Gıda Üretiminin, dünyadaki olumlu algısı ile birlikte kendi pazarını genişleteceğine inanıyorum.

Türk Mutfak Sanatına yapacağımız yatırım bize ne sağlar?

Öncelikle insan yetiştirme ve istihdam olanakları geliştirir. Mutfak sarf malzemelerinin ihracatını destekler. Mutfağı oluşturan mobilya sektörüne yeni bir kapı açar ve onların ihracat alanlarını çeşitlendirir.

Mekânın kendisi, en önemli yatırım kalemi olarak karşımıza çıkar. Ancak burada, tüm koşullar belirlendikten sonra bizler için elzem bir aşama söz konusudur: Sertifikasyon. Tariflerin ve mutfakların derlenmesi, tescil edilmesi ve tasnifi sonrası süreç, sertifikasyon aşaması ile tamamlanmalıdır. Bu noktada biz MÜSİAD olarak 81 ildeki tüm şubelerimiz ve yurt dışındaki şube ve temsilciliklerimizle mutfağımızın çok kapsamlı bir proje ve atılım ile tanıtımı ve ticarileştirilmesi hareketini başlatmaktayız. Çünkü ancak bu denli yaygın bir kuruluşun her aşamasında bulunacağı ve destek vereceği bir hareket olarak görmekteyiz Türk Mutfak Sanatlarımızın ihracatını.

Bu aşamada, ciddi bir pazarlama faaliyeti ile özellikle yurt dışında Türk Mutfağının her ülkede tanıtımını sağlayacak etkinliklerin planlamasını yapabiliriz. Öyle ki ancak bu şekilde ülkemizde başlattığımız bu ticarileştirme ve ihracat hareketi, yurt dışında kendine bir zemin bulabilir ve beklenen ilgi ve merakı uyandırabilir. Ben MÜSİAD’ın bu projede güçlü bir partner olarak sahada etkin olacağı kanaatindeyim. İlgili bakanlıklarımız, TSE, TPE ve TÜRKAK ile yapılacak iş birlikleri ile böylesi uzun soluklu ve planlı bir hareketin, bilhassa pandeminin bitimi ile yeniden hareketlenecek olan hizmetler sektörünün yükselişine bir ön hazırlık olarak değerlendirilmesini uygun bulmaktayım.

Kebap, döner, baklavaya simit ve börek de eklendi

Türkiye’nin 18 milyon 676 bin dolarlık ihracat kalemi muhtemelen kebap, döner, baklava ve son dönemlerde yükselişe geçem simit ve börek kalemlerinden oluşmaktadır. Aslında bunlar, tariften ziyade doğrudan ürün ihracatıdır. Bu durum göstermektedir ki mutfağımızın markalaşması neticesinde binlerce Türk menşeli katma değeri yüksek ürün dünya pazarlarına açılabilecek potansiyele sahiptir.

 

Ülke  İhracat İthalat Ticaret dengesi
İtalya 176.219 17.945 158.274
Çin 114.822 110.351 4.471
Japonya 91.447 47.564 43.883
Hindistan 46.607 50.841 -4.234
Fransa 40.353 21.391 18.962
Meksika 29.251 12.276 16.975
Tayland 21.409 10.309 11.100
İspanya 21.358 41.649 -20.291
Türkiye 18.676 2.021 16.655
Güney Kore 18.048 32.739 -14.691

 

Metro Türkiye’den, vegan beslenmeye destek

Metro Türkiye’den, Vegan beslenmeye destek

Metro Türkiye raflarında 100‘e yakın vegan ürüne yer vererek vegan beslenmeyi tercih edenlerin ihtiyaçlarını karşılıyor.

Temel gıda maddelerinden hijyenik ürünlere, Türk mutfağının vazgeçilmezi olan ürünlerin vegan muadillerinden kahvaltılık seçeneklere kadar bitkisel bazlı pek çok ürün Metro Türkiye raflarında tüketicilerle buluşurken, hedef 2021 yılı sonuna kadar tüm kategorilerde vegan beslenmeye uygun ürün bulundurmak.