Yazılar

Gençlerin umutsuzluğu dikkat çekiyor…

Gençlerin umutsuzluğu dikkat çekiyor…

TÜRKİYE BAROMETRESİ 2021 RAPORU AÇIKLANDI

Ipsos’un her yeni yıla başlarken tekrarladığı, gelen yılın iklimi konusunda bilgi vermeyi amaçlayan ve Ipsos’un müşterilerine yeni yıl armağanı olan Türkiye Barometresi Araştırması Yeni Yıl Raporu açıklandı. Raporda kamuoyunun 2020 değerlendirmeleri ve 2021 Beklentilerine dair çarpıcı sonuçlar ortaya çıktı.

Ülkenin Şu Anki Durumundan Memnuniyet ve Yakın Gelecekteki Durumuna Dair Beklentilerde Gençlerin Umutsuzluğu Dikkat Çekiyor. Türkiye Barometresi Araştırmasına göre; 2018 ikinci yarısından beri ülkenin şu anki durumundan memnun olanların oranı %30 civarında seyrederken 2019 yılının sonu itibarı ile %24’e gerilemişti, 2020 yılında ise %30’lara tekrar ulaştı. Gençlerin memnuniyet seviyelerinin de beklentilerinin de diğer yaş gruplarına göre daha olumsuz olması dikkat çekti.

2020 Yılında En Önemli Sorun olarak Covid-19 Salgını ve Ekonomi Başa Baş Seyretti.. Salgın öncesinde ülkenin en önemli sorunu ekonomiydi. Mart ayından itibaren bu durum değişti ve Covid-19 salgını özellikle Nisan ve Mayıs aylarında açık arayla ülkenin en önemli sorunu haline geldi. Mayıs ayında başlayan kademeli normalleşme ile Haziran ayında ekonomi yeniden ilk sıraya yükseldi. Vakaların tekrar artış göstermeye başladığı Ağustos ayından itibaren ise, salgın ve ekonomi ülkenin en önemli sorunu sıralamasında at başı ilerledi. 

Hanelerdeki Tüketim Ciro Olarak Büyüdü Fakat Son İki Yılın Gerisinde Kaldı.

Türkiye Barometresi Yeni Yıl Raporu kapsamında Ipsos Hane Tüketim Paneli’nden yıllık sonuçlara da yer verildi. Buna göre hane içi hızlı tüketim ürünleri harcamaları ciro olarak %16.3 büyüdü ancak harcama büyümesi son 2 yılın altında kaldı. 

Pandeminin etkisiyle birlikte haneler bu sene daha seyrek alışverişe gittiler, alışverişe gitme sıklığında %11’lik bir düşüş görüldü. Öte yandan alışveriş başında düşen harcama 2020 yılında  %14.7 artış gösterdi. 

Hijyen kaygısı ve ekonomik endişeler birleşince açık ürünlerin toplam harcamadan aldıkları pay azaldı, özellikle indirim marketlerinin öncülüğünde market markalı ürünlerin payı arttı. 

Ipsos Türkiye Barometresi Yeni Yıl Raporu kapsamında; vatandaşların, ülkenin ve kendilerinin ekonomilerine yönelik beklentileri de soruldu.

2021’e girerken bazılarımız bundan daha zor bir dönem olmaz diye düşünüyor ve 2021’e umutla bakıyor. Öte yandan her üç kişiden biri de ekonomi daha kötüye gider diyor. Her dört kişiden üçü enflasyonun düşmeyeceğini veya artacağını düşünüyor. 

Türkiye Barometresi Yeni Yıl Raporunu değerlendiren Sidar Gedik: “Şüphesiz ki 2020 yılı gündemine tüm dünyada olduğu gibi Koronavirüs salgını damga vurdu. Fakat salgın olmasaydı bile ülke gündemimiz her zamanki gibi yüklüydü ve ülkemiz 2020’de de karşısına çıkan güçlüklere dayanmaya devam etti.

Salgın öncesinde ülkenin en önemli sorunu ekonomiydi. Mart ayında bu durum değişti ve Covid-19 Haziran ayına kadar en önemli sorun olarak kamuoyu tarafından belirtildi. Haziran ayında kadim problemimiz ekonomi yeniden ilk sıraya yükseldi. bu kadar can alan korkunç bir salgında bile ekonomideki sorunlar hayatı derinden etkilemeye devam ediyor, bu resimden ekonominin giderek vatandaş için daha da yakıcı bir sorun olmaya başladığı sonucunu çıkarıyorum. Bu tespitte salgının ekonomiyi doğrudan vuruyor olmasının da etkisi yüksek. Her dört kişiden üçü, salgının kişisel ekonomisi için tehlike oluşturduğunu belirtiyor.

“Hayat eve sığar” mottosu ile evlerde kaldık, sokağa çıkma ve seyahat kısıtlamaları da evde kalma süremizi artırdı. Bunun sonucu olarak da hane içi tüketim büyüdü. Ancak yine de 2020’de hane içi hızlı tüketim ürünleri için harcama büyümesi son 2 yılın altında kaldı.

Bazılarımız bundan daha zor bir dönem olmaz diye düşünüyor ve 2021’e umutla bakıyor. Öte yandan her üç kişiden biri de ekonomi daha kötüye gider diyor. Her dört kişiden üçü enflasyonun düşmeyeceğini veya artacağını düşünüyor.

Tabi salgın nedeni ile bireyler olarak değerlendirme cetvellerimiz değişti, eskiden memnun olmadığımız şeylerin bir kısmına şükreder hale geldik. Elbette takvim gününün 31 Aralık’tan 1 Ocak’a değişmesi ile her şey birdenbire değişmeyecek. Aşı uygulamasına geçilmesine rağmen işlerin yoluna girmesi zaman alacak. Karantinalar, kısıtlamalar hayatımızdan bir anda çıkamayacak. Kodlarımızda var olan dayanma gücümüz ile 2021 yılında da bir süre daha mücadele etmeye devam edeceğiz.” dedi…

Toplum Kadın-Erkek eşitliğine inanıyor

Toplumun 4’te 3’ü Kadın Erkek Eşitliğine İnandığını söylüyor.

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Ipsos Global Advisor Araştırması Türkiye dahil 28 ülkede, Türkiye Barometresi Araştırması da Türkiye özelinde Kadın – Erkek Eşitliği konusunda hem küresel hem de ulusal kamuoyunun neler düşündüğüne ışık tuttu.

Ipsos Türkiye Barometresi Araştırmasına göre Türkiye’de toplumun %75’i Kadın ve erkeklerin hayatın her alanında eşit olması gerektiğine inanıyor.

Ipsos Global Advisor araştırmasına göre küresel ortalama olarak her 10 bireyden sadece 1’i kadın olmanın daha avantajlı olduğunu düşünüyor. Araştırmaya Türkiye’den katılan bireylerin %57’si toplumda erkek olmanın daha avantajlı olduğuna inanıyor, %27’si ise bir fark olmadığını düşünüyor.

Küresel kamuoyunun hemen hemen yarısı evde çocuk bakımı konusunda kadın ve erkeklerin eşit haklara sahip olması konusunda yeterli aksiyonun alınmadığını düşünüyor.

Ayrımcılığın biteceği konusunda iyimseriz.

Ipsos Global Advisor Araştırmasına Türkiye’den katılan bireyler ülkede kadın-erkek eşitliğini sağlamak için yapılması gerekenler konusunda özellikle kadına yönelik şiddeti önleyecek yasalar ve eğitim konusuna vurgu yaptığı görülüyor.

Ipsos Sosyal Araştırmalar Birim Lideri ve İcra Kurulu Üyesi Özlem Bora şu değerlendirmelerde bulundu:

“Cinsiyet ayrımcılığı ve eşitsizlik global sorunlar içerisinde ilk sırada yer alan; toplumdan topluma geçerek günümüze farklılık gösteren boyutlarda taşınmıştır. Ipsos olarak toplum, pazarlar ve insanlarla ilgili tam bir anlayış sunma misyonumuz çerçevesinde kadın-erkek eşitliği konusunda da gerek küresel gerekse Türkiye özelinde araştırmalar gerçekleştirmekteyiz. Türkiye dahil 28 ülkede gerçekleştirdiğimiz Ipsos Global Advisor Araştırması kapsamında kadın-erkek eşitliği konusunda küresel tutumlara ve Türkiye Barometresi Araştırmamızla da bu konu Türkiye’nin ne düşündüğüne ışık tutan araştırmalarımızdan bir özet 8 Mart Dünya Kadınlar Günü sebebiyle kamuoyuyla paylaşmak istedik.

Cinsiyet eşitsizliğine karşı küresel tutumlara bilimsel veriler ışığında bakıldığında; uluslararası düzenlenen güncel politikaların bu konuda çözümüne yönelik yeterli bir kanal açamadığı görülmektedir. Bugün dünyadaki insanların yarısı; toplumda erkek olmanın daha avantajlı bir durum olduğuna inanıyor.

Tüm dünyada; anne olarak kadın, iş hayatında çalışan kadın, aile içinde kadın, toplum içinde kadının karşılaştığı ortak sorunlardan en önemlisi, çocuklara ve eve bakmak konusunda eşit haklara sahip olmak…  Bu konuda yapılanların yeterli olup olmadığı sorulduğunda; her ne kadar global ölçekte devlet politikaları arasında en çok konuşulan konulardan biri olsa da yeterli görülmüyor.  Her yıl 8 Mart Dünya Kadınlar Gününde; dünyanın farklı sayısız noktasında küresel ortak bir anlatımla gündeme getirilen sorunların başında; kadına şiddet, cinayetler, adalet konusunda yetersizlikler geliyor. Araştırmalara verilen yanıtlara bakıldığında; bu konularda düzenlenen hükümet politikalarının beklentileri karşılamadığı görülüyor.

Araştırma verilerimiz kadın-erkek eşitliği konusunda her ne kadar olumsuz bir tablo çizse de Türkiye dahil küresel kamuoyu bu konuda umutsuz değil.  Dünyadaki insanların yarısı eğitimde kadınlara yönelik ayrımcılığın yirmi yıl içinde sona ereceğine inanıyor.

Ayrıca Türkiye Barometresi Araştırmamıza göre Türkiye’de toplumun dörtte üçü “kadın ve erkeklerin hayatın her alanında eşit olması gerektiğine inanıyor.

Bütün bu nedenlerden dolayı kadının güçlendirilmesi ve konumunun geliştirilmesi, toplumsal cinsiyet eşitliği bakış açısının politika, strateji ve uygulamalara yansıtılması büyük önem taşımaktadır.”