Yazılar

Çocuğunuzla sağlıklı iletişimin püf noktaları

Son yıllarda çocuklar ve ergenler arasında görülen öfke patlamaları, akran zorbalığı, içe kapanma, riskli davranışlar ve şiddet eğilimleri giderek artıyor. Acıbadem Fulya Hastanesi’nden Uzman Psikolog Sena Sivri, “Dijital dünyanın kontrolsüz etkisi, sosyal medyada şiddetin normalleşmesi, aile içi iletişimin zayıflaması, yoğun akademik baskı, yalnızlık hissi ve duygularını sağlıklı ifade edememe, bu tabloyu besleyen önemli faktörler arasında yer alıyor” diyor. Pek çok ebeveynin endişesini, “çocuğumu dışarı tek başına göndermeye korkuyorum”, “kötü arkadaş çevresine denk gelir mi?”, “internette kimlerle konuşuyor bilmiyorum”, “bir gün okuldan kötü bir haber gelir mi?” gibi sözlerle sıkça dile getirdiğini vurgulayan Sivri, çocuğunu koruma güdüsüyle bazı anne-babaların aşırı kontrolcü davranırken, bazılarının da neyi nasıl yöneteceğini bilemediği için çaresizlik hissettiğini söylüyor.

Çocukların, çoğu zaman yaşadıkları sıkıntıları anlatmayıp, davranışlarıyla belli ettiklerini ancak bazı ebeveynlerin yoğun yaşam temposu içinde bu sinyalleri “ergenliktir geçer”, “dikkat çekmek istiyor” ya da “her çocukta olur” diye yorumlayarak gözden kaçırabildiğini vurgulayan Sena Sivri, oysa erken fark edilen birçok sorunun, doğru yaklaşımla büyümeden çözülebileceğine dikkat çekiyor. Çocuğun davranışındaki ani değişimlerin çoğu zaman bir mesaj taşıdığını, bu nedenle yargılamadan gözlemlemek, sakin kalmak ve zamanında destek almak gerektiğini vurgulayan Uzman Psikolog Sena Sivri, çocuklarda mutlaka dikkate alınması gereken 6 belirtiyi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Uzman Psikolog Sena Sivri

Uzman Psikolog Sena Sivri

  1. Ani öfke patlamaları ve saldırgan davranışlar

Çocuk daha önce göstermediği şekilde bağırıyor, eşyaları fırlatıyor, kardeşine ya da arkadaşlarına zarar veriyorsa bu durum yalnızca “huysuzluk” olarak değerlendirilmemelidir. Bastırılmış stres, okul baskısı, zorbalık görme ya da duygularını yönetememe bu davranışların altında yatabilir. Özellikle sıklaşan öfke nöbetleri profesyonel değerlendirme gerektirebilir.

  1. İçe kapanma ve yalnızlaşma

Eskiden konuşkan ve sosyal olan bir çocuğun odasına kapanması, aileyle vakit geçirmek istememesi, arkadaşlarından uzaklaşması önemli bir sinyal olabilir. Çocuklar mutsuzluklarını çoğu zaman sessizlikle gösterirler. Bu durum depresif belirtiler, özgüven kaybı ya da okul ortamında yaşanan sorunlarla ilişkili olabilir.

  1. Uyku ve iştah düzeninde bozulma

Gece korkuları, sık uyanma, kabus görme, iştahsızlık ya da aşırı yeme davranışları çocuğun ruhsal yük taşıdığını gösterebilir. Çocuk zihinsel olarak zorlandığında beden de tepki verir. Süreklilik gösteren değişimlerde ailelerin dikkatli olması gerekir.

  1. Ders başarısında ani düşüş ve dikkat dağınıklığı

Başarılı bir öğrencinin kısa sürede dersten kopması, unutkanlık yaşaması, okula gitmek istememesi ya da öğretmen şikayetlerinin artması yalnızca “isteksizlik” olmayabilir. Kaygı, zorbalık, özgüven sorunları ya da duygusal stres akademik performansı doğrudan etkiler.

  1. Gizlilik, yalan söyleme ve riskli dijital davranışlar

Telefonunu aşırı saklama, sürekli hesap değiştirme, kimlerle görüştüğünü gizleme, gece geç saatlere kadar çevrim içi kalma gibi davranışlar dikkatle izlenmelidir. Özellikle ergenlerde dijital ortamda kötü niyetli kişilerle temas, zorbalık ya da manipülasyon riski bulunabilir. Yasaklamak yerine güven temelli iletişim kurulmalıdır.

  1. Kendine zarar verme söylemleri veya umutsuzluk ifadeleri

“Ben olmasam daha iyi”, “Kimse beni anlamıyor”, “Yaşamak istemiyorum” gibi cümleler asla küçümsenmemelidir. Bazı çocuklar yardım çağrısını bu şekilde dile getirir. Böyle durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanından destek alınmalıdır.

Çocuğunuzla sağlıklı iletişimin 5 temel kuralı!

Uzman Psikolog Sena Sivri “Çocuklarla sağlıklı bir iletişim kurmanın temelinde, onlara gerçekten “görüldüklerini ve anlaşıldıklarını” hissettirmek yatar. Gün içinde kısa da olsa birlikte geçirilen kaliteli zaman, çocuğun duygusal güvenini güçlendirirken; onu yargılamadan dinlemek, kendini ifade etme cesaretini artırır. Çocuğun hislerine isim koymak, duygularını tanımasına ve düzenlemesine yardımcı olurken, sınırların sevgi diliyle anlatılması kuralların daha kolay benimsenmesini sağlar. Tüm bunlara rağmen iletişimde zorlanılan durumlarda profesyonel destek almak ise sorunların büyümeden çözülmesine katkı sunar” diyor. Uzman Psikolog Sivri, çocuğunuzla sağlıklı iletişimin 5 temel kuralını şöyle sıralıyor;

  • Her gün kısa da olsa kaliteli zaman ayırın. 15 dakikalık kesintisiz ilgi bile çocuk için çok değerlidir.
  • Yargılamadan dinleyin. Hemen öğüt vermek yerine önce ne hissettiğini anlamaya çalışın.
  • Duygularına isim verin. “Kızgın görünüyorsun”, “Canın sıkkın galiba” demek çocuğu rahatlatır.
  • Kural koyarken bağ kurmayı unutmayın. Sınırlar sevgiyle anlatıldığında daha etkili olur.
  • Gerekirse profesyonel destek alın. Erken alınan destek, büyüyen sorunları önler.

 

#AnneBabalarDikkat #ÇocukPsikolojisi #ErgenlikDönemi #DavranışDeğişikliği #Sağlıklıİletişim #Aileİçiİletişim #ÇocuklardaÖfke #AkranZorbalığı #Psikoloji #ÇocukGelişimi #SenaSivri #AcıbademHastanesi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Çocuklarda anne bağımlılığına karşı 7 altın öneri!

Çocuklarda anne bağımlılığına karşı 7 altın öneri!

“Çocuğum bana yapışık”, “Bir dakika ayrılamıyoruz, hiçbir yere gitmeme izin vermiyor”, “Okula bırakmak bir dert; ağlıyor, gitmek istemiyor”, “Parkta oynarken bile beni yanında istiyor”… Eğer siz de sık sık bu cümleleri sarf ediyorsanız, dikkat! Bu yakınmalarınız çocuğunuzun size ‘bağlı’ olmaktan ziyade ‘bağımlı’ olduğunu gösteriyor!

Tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 pandemisi hemen her ailenin yaşam düzeninde köklü değişimlere sebep oldu. Evler birer işyeri ve okul, ebeveynler de öğretmen oldu. Aile bireylerinin birbirleriyle geçirdikleri zamanın çokça artması hem pozitif hem negatif birçok sonucu da beraberinde getirdi. Çocukların okuldan, sosyal ortamlardan uzak kalmaları, akran sosyalleşmesinin ortadan kalkması, tüm bu ihtiyaçların giderilmesi görevini anne babalara vermiş oldu. Bununla birlikte çocukların anne babalarına olan bağlılık ve talepleri de çok daha arttı. Hatta bazı çocuklarda bu durum daha da ileriye gidip, çocuğun bireysellik gelişiminde ve okul hayatında ciddi sorunlar oluşturabilen önemli bir tabloya yol açtı; anneye bağımlılık! Dikkat! Ruhsal ve bilişsel gelişimlerinde önemli sorunlara neden olabilen ‘anneye bağımlılık’ çocuklarda aynı zamanda okul fobisine de yol açabiliyor!

Pause Sağlık, Pause Dergi

Uzman Psikolog Sena Sivri

 Nedeni genelde ‘ebeveynler’ oluyor!

Çocuklar sosyalleşme becerilerini ilk 3 yaşta kazanıyorlar. Bu döneme kadar çocuk bir yandan temel ihtiyaçları nedeniyle anneye bağımlı halde yaşamaya devam ederken, bir yandan da anneden ayrışmaya çalışıyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Uzman Psikolog Sena Sivri, çocuk yaşının gerektirdiği beceri ve yetileri kazandıkça bu bağımlılık halinin azaldığını belirterek, “Gelişiminin ilerleyen dönemlerinde bağımlılığın yerini bağlılığın alması bekleniyor. Ancak bu süreç bazı çocuklarda olması gerektiği şekilde gerçekleşmiyor ve çocuklar anneye bağımlı olmaya devam ediyorlar. Çocuklar psikososyal gelişimleri doğrultusunda ayrışmaya, bireyselliklerini ilan etmeye hazırlar aslında. Dolayısıyla anneye bağımlı olmak genelde ebeveyn tutumlarıyla ilişkili oluyor” diyor.

Aşırı kaygılı, koruyucu ve kısıtlayıcı davranmayın!

Çocuğun anneye bağımlı olmasında pek çok etken rol oynuyor. Uzman Psikolog Sena Sivri, özellikle pandemi sürecinde, ebeveynlerin yaşadıkları kaygı duygusunu yönetmede çektikleri güçlüğe bağlı olarak çocuklarına karşı aşırı kaygılı, koruyucu ve kısıtlayıcı bir tutum sergiledikleri uyarısında bulunarak, şöyle devam ediyor: “Ebeveynler çoğu zaman bu tip davranışlarıyla çocuğun gelişimini engellediklerinin farkına varmıyorlar. Örneğin ‘Okulda kalabalığa karışma, hastalık kaparsın’ şeklinde cümleler kurulması, sorumluğu altında olan bir şeyin onun yerine tamamlanması, kendi başına bir şeyler yapmasına izin verilmemesi, özgüvenini destekleyici eylem ve söylemlerde bulunulmaması, çocuğun anneye bağımlı olmasında kilit role sahip. Bağımlılığın devamını önleyecek olan en etkili kurallar ise çocuğun gelişen yetileri doğrultusunda yapabileceklerine izin vermek, onu onaylamak ve güven duymasını sağlamaktır” diyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Dikkat! Okul fobisi gelişebiliyor!

Anneye bağımlı olan çocukta özgüven eksikliği ve bunun sonucunda okul fobisi başlayabiliyor. Okulda uyum sorunları, arkadaş ilişkilerinde problemler, çekingenlik, utangaçlık ve zorlandığında hırçın davranışlar görülebiliyor. Uzman Psikolog Sena Sivri bağımlılığın geliştiği durumlarda çocuğun okula adaptasyon sorunlarının uzun sürdüğünü vurgulayarak, “Bu durumda çocuklar okula gitmek istemez, annelerine sarılıp ayrılmazlar, hırçınlaşırlar, ağlarlar, öğretmene ve okuldaki herkese karşı çekinik, kaçıngan, yer yer hırçın tutumlar sergilerler. Okuldaki etkinliklere katılmaz, tepki verirler. Anneleri hep yanlarında dursun, gitmesin isterler. Tüm bunlar da hem okula uyum sürecini uzatıyor, hem de eğitimlerinin, bilişsel, sosyal ve duygusal gelişimlerinin geride kalmasına sebep oluyor” bilgisini veriyor.

Çocuğunuz size bağımlı m?

Aşağıda yer alan sorunlar anne bağımlılığına işaret edebiliyor. Bu belirtiler varsa, zaman kaybetmeden bir hekime başvurmanız çok önemli!

  • Tek başına yapabileceği şeyler için bile destek bekliyorsa,
  • Siz yanında yokken huysuz, hırçın ve uyumsuz oluyorsa,
  • Topluluk içinde zorluk çekiyorsa,
  • Sosyalleşmede sorun yaşıyorsa,
  • Bağımsız olarak bir şey yapamıyorsa,
  • Her karar verme sürecinde destek bekliyorsa,
  • Okula gitmek istemiyorsa,
  • Ödevlerini tek başına yapamıyorsa,
  • Grup içinde uyum sağlayamıyorsa, çocuğunuz size bağımlı olabilir.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Anne bağımlılığına karşı 7 altın öneri

Psikolog Sena Sivri anne bağımlılığına karşı ebeveynlerin alabilecekleri önlemleri şöyle sıralıyor:

  • Çocukların ayrışmaya dair en büyük korkuları terk edilmekle ilgili oluyor. Pandemi sürecinde de sürekli anneyle beraber olan çocuklar, kreşe, okula veya bakıcısına giderken ilk olarak terkedilmekten korkuyor ve tepkilerini bu doğrultuda veriyorlar. Çocuğunuza onu terk etmediğinizi net olarak anlatmalı, güvence vermelisiniz.
  • Karşılıklı iletişimi geliştiren ve çocuğunuzun duygusal gelişimine katkıda bulunacak olan aktiviteler yapmayı alışkanlık haline getirin.
  • Çocukta gelişen kaygılar genelde ebeveyne ait kaygılar oluyor. Ebeveyn olarak kendi kaygınızın farkında olmalı ve bunu yönetebilmelisiniz. Aşırı kaygılı, korumacı ebeveyn tutumundan uzak durun.
  • Çocuğun sorumluluğu altında olan şeyleri onun yerine tamamlamayın. Gelişen yetileri doğrultusunda kendi başına bir şeyler yapmasına izin verin ve onu teşvik edin.
  • Özgüvenini destekleyici, şevk verici, motive edici söylemlerde bulunun, “bırak senin yerine ben yaparım”, “onu sen yapma, aman bir şey olur” gibi korkutucu, çocuğu geri tutan söylemlerden kaçının.
  • Anne sakin kalamadığında çocuğun yaşadığı kriz daha uzun sürüyor. Ayrılmanız gereken anlarında çocuğunuzun verdiği tepkilere karşı soğukkanlı durun, kontrolü elinizde tutun.
  • Sabırlı olmanız, bu ayrışma sürecine zaman tanımanız, geri adım atmamanız, baş edemediğinizi hissettiğinizde uzman desteği almanız da bağımlı bir ilişkiyi önlemede son derece önemli role sahip.

Pandemi çocuklarda tablet bağımlılığını artırdı!

Pandemi çocuklarda tablet bağımlılığını artırdı!

“Bütün gün bilgisayar başından ayrılmıyor!”, “Tam bir tablet bağımlısı oldu!”, “Elinden cep telefonu düşmüyor!” Covid-19 pandemisi sürecinde hemen her anne babanın ortak yakınması oldu çocuklarındaki teknoloji bağımlılığı. Aylardır online eğitim nedeniyle saatlerce bilgisayar karşısında kalan çocuklarını; ders sonrası hatta ders aralarında bile dijital oyunlardan ayıramayan anne babalar, sömestrde de aynı şikayetleri yaşıyor! Acıbadem Fulya Hastanesi’nden Uzman Psikolog Sena Sivri “Bir yıl öncesine kadar çocukların elinden alıp uzak tutmaya çalıştığımız tabletler, bilgisayarlar eğitimlerinin bir parçası haline geldi. Aynı zamanda evde kalınan sürede yapılacak aktivite bulunamaması da çocukların tablet başında geçirdikleri vakti büyük ölçüde artırdı. Yapılan araştırmalardan biri; çocukların tablet karşısında geçirdikleri vaktin yüzde 500 arttığını göstermekte. Bu da ebeveynlerin en çok rahatsız olduğu, çözüm bulmakta zorlandığı konuların başında ilk sırada yer alıyor.” diyor. Yarıyıl tatilinde çocukları djital oyunlardan uzak tutmanın ve sağlıklı aktiviteler bulmanın mümkün olduğunu vurgulayan Uzman Psikolog Sena Sivri, teknoloji bağımlılığına karşı önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Ebeveyn olarak örnek olun

Çocukların ebeveynlerini modelleyerek birçok davranışı öğrendiklerini unutmamak lazım. Kitap okusun istediğimiz çocuğumuz bizi kitap okurken görmüyorsa bu alışkanlığı geliştirmesi çok zor. Aynı şekilde tablet kullanımından uzak tutmak için ebeveynlerin de çocuklarının karşısında iş harici tablet, telefon kullanımını azaltması gerekmekte.

Ekran kapatma saatleri oluşturun

Aile olarak ekran kapatma saatleri oluşturulabilir. Bunlar özellikle beraber vakit geçirilen yemek saatleri, oyun saatleri gibi zamanlarda da olmalı. Arka planda televizyon, tablet, bilgisayar, telefon gibi dijitallerin çalışmaması sağlanmalı.

Kullanım saatini düzenleyin

Çocukların tablet / bilgisayar başında geçirdikleri zamanı planlamak önem taşımakta. Bu planlamayı yaparken online eğitim süresini hariç tutmak gerekmekte. Sömestr tatilinde çok çok aza indirip yerine başka aktiviteler koyun.

Çocuğunuzun ilgi alanlarına ortak olun

Ebeveynlerin çocukların tablet kullanırken izlediği programlar, videolar, oynadığı oyunlar hakkında bilgi sahibi olması hem gelişimleri hem de güvenlikleri açısından önem taşımakta. Çocuğunuzun ilgi alanlarına ortak olun ve görüş alışverişinde bulunun. Çocukların tablet kullanım saatlerinde ebeveynlerin onlara izledikleri şeylerde ara ara eşlik etmesi, bunlar üzerine konuşmaları gelişimlerini destekleyecektir.

“3-6-9-12 kuralı”nı unutmayın!

Uzman Psikolog Sena Sivri “Yapılmış araştırmalar bize 0-3 yaş arası çocukların ekranlardan neredeyse hiçbir şey kazanmadığını, 3-6 yaş arası çocukların renkler, pekiştirmeler gibi egzersizleri izleyerek öğrenip faydalanabileceğini göstermekte. 9 yaş öncesi kendi kendilerine çevrimiçi olmamaları, 12 yaş öncesi de sosyal medya kullanmamaları gerektiği bilinmekte. Çocukların dijitalle ilişkisini planlarken bu kurallar dikkate alınmalıdır.” diyor.

Çocuklara ev içerisinde aktivite üretin

Çocuklara ev içerisinde tamamlayabilecekleri görevler vermek, oyunlar üretmek gerek. Bu süreçte boş kaldıkça tablete, bilgisayara koşan çocuklar için ebeveynlerin ev içerisinde oluşturacakları alanlar, oyunlar ve eylemler (puzzle, ev işlerinde oyunvari yardımlar, oyun köşeleri, aletleri gibi) çocukların tabletten uzak kalmasını sağlayacaktır.

Hobiye yönlendirin

Çocuğunuzu iyi gözlemleyin ve yetenek alanlarına ya da onu mutlu edeceğini düşündüğünüz faaliyetlere göre hobiler edinmesine yardımcı olun. Çocuğunuzu ilgisini çeken bir hobiye yönlendirmek ya da yabancı bir dil öğrenmesine katkı sağlamak tablet ve bilgisayarla geçirilen vakti azaltmak adına faydalı olacaktır.

Ev içinde spor aktiviteleri yaratın

Çocukların fiziksel enerjilerini atabilmeleri gerek. Evde kapalı kaldıkları süreç bunun önünde ciddi engel oluşturmakta. O yüzden ebeveynler çocuklarını ev içinde spor yapmaya teşvik edebilir, onlara eşlik edebilirler.

Birlikte ama verimli vakit geçirin

Uzman Psikolog Sena Sivri “En önemlisi çocuklarla verimli vakit geçirmek. Çocuklar yapacakları bir şey olmadığında ya da kendi hallerine bırakıldıklarında daha çok dijitale yönlenmekteler. Bu nedenle anne babaların her gün düzenli olarak zaman ayırıp başka hiçbir şeyle ilgilenmeden çocuklarıyla vakit geçirmeleri hem çocuklarının duygusal gelişimini destekleyecek hem de dijital bağımlılığından uzaklaştıracaktır.” diyor.

Kullanım içeriklerini mutlaka denetleyin!

Uzman Psikolog Sena Sivri “Siber zorbalık ve siber uşaklaştırma çağımızın sorunu haline geldi. Çocukların izledikleri video ve oynadıkları oyunların içeriklerinin yaşına uygun olması, arada çıkan reklamların içerikleri ve kullanım sırasında etkileşime geçilen alanlar büyük önem taşımakta. Çocukların psikolojik gelişimlerinin etkilenmemesi, zarar görmemesi adına, kullandıkları içerikler ebeveynleri tarafından denetlenmelidir.” diyor.