Yazılar

Vitaminler karaciğerden böbreğe ciddi hasar verebiliyor!

Vitaminler karaciğerden böbreğe ciddi hasar verebiliyor!

Vücut sağlığımız için olmazsa olmaz öneme sahip vitaminler, gelişigüzel kullanıldığında ise fayda yerine zarar verebiliyor! Acıbadem Ataşehir Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Aysun Işıklar vitaminlerin öncelikle besinler yoluyla karşılanması gerektiğini belirterek “Vitaminlerin doğal kaynaklarının başında sebze, meyve, bakliyat, tam tahıllı ürünler ve süt ürünleri geliyor. Bunlar yeterince tüketilmediği zaman kalp hastalığı, kanser ve kemik erimesi (osteoporoz) gibi hastalıkların gelişme riski artıyor” diyor. Buna karşın ülkemizde bilinçsiz vitamin kullanımının çok yaygın olduğunu, doktora danışmadan ve gerekli ölçümler yaptırılmadan vitamin takviyeleri kullanmanın karaciğerden böbrek hasarına dek birçok yıkıcı etkiye yol açabildiğini vurgulayan Dr. Aysun Işıklar vitaminler hakkında toplumda doğru sanılan 8 yanlışı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Dr. Aysun Işıklar

Dr. Aysun Işıklar

  • Herkesin aynı miktarda vitamin takviyesine ihtiyacı vardır: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Vitamin ihtiyacı kişiden kişiye değişir. Bu durum günlük tükettiğimiz yiyecek ve içeceklerin yanı sıra kişinin yaşına, eşlik eden hastalıklara ve yaşam tarzına göre de değişir. Bu nedenle vitamin kullanımı mutlaka doktorun  isteyeceği tetkiklerin sonuçlarına göre, doktorun söyleyeceği şekilde ve dozda kullanılmalıdır.

  • Vitaminler tam emilemediğinden, önerilenden fazla tüketilebilir: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Bu düşünce kesinlikle doğru olmadığı gibi vitaminleri gereksiz ve yüksek dozlarda almak ciddi sorunlara yol açabilir. Örneğin; B6 vitamininin fazlası; geri dönüşü olmayan sinir hasarına yol açabilirken, A vitamini ve niasinin fazlası karaciğer hasarına, folik asitin fazlası ishal, sinirlilik ve cilt reaksiyonlarına neden olabilir. C vitamininin fazlası vücut hücrelerini bozarken, D vitamininin fazlası kalp ritim problemlerinden böbrek yetmezliğine dek ciddi zararlar verebilir.

  • Multi-vitaminler kötü beslenmeyi telafi eder ve hastalıkları önler: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Dr. Aysun Işıklar “Gerçek şu ki bilim insanları multi-vitaminlerin etkili olup olmadığı konusunda hala kararsız. Sağlıklı ve dengeli beslenmek her zaman ihtiyaç duyulan besin maddeleri için en iyi reçetedir. Vitamin takviyeleri besin yerine geçmeyi değil, takviye etmeyi amaçlar. Örneğin; yüksek doz C vitamini gribal enfeksiyon olmamızı engellemez, sadece hasta olduğumuzda iyileşmemize destek olur” diyor.

  • Tüm vitamin takviyeleri doğal olduğu için güvenlidir: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Besinler doğadan gelse de üreticiler bunları hap haline getirdiğinde doğal olmaktan çıkıyor. Doğal olması mutlaka güvenli ve etkili olduğu anlamına gelmez. Sonuçta arsenik doğaldır ancak kansere neden olur.

Dr. Aysun Işıklar

  • Vitamin takviyesine asla gerek yoktur: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Bilim insanları çoğu takviyeye karşı çıkıyor olsa da belirli bir eksiklik olması durumunda faydalı olduğuna inanıyor. Örneğin; besinlerden gerekli vitamin, enerji ve mineralleri alamayan (malnütrisyon) kişilerde multivitaminler faydalı olabilir. Süte alerjisi olanlarda kalsiyum ve D vitamini takviyesi, vegan beslenenlerde B12 vitamini, hamilelerde folik asit ve menopoza girenlerde ekstra kalsiyum ve D vitaminine ihtiyaç gerekebilir.

  • Vitaminler ya da diğer takviyeler ilaçlarla etkileşime girmez: YANLIŞ!

 DOĞRUSU: Vitaminler ya da diğer takviyeler ilaçların etkilerini azaltabilir veya artırabilir. Örneğin: K vitamini reçeteli veya reçetesiz satılan ilaçlarla etkileşime girerek kan pıhtılaşmasına neden olabilir. Bundan kaçınmak için halihazırda almakta olduğunuz ya da almayı düşündüğünüz takviyelerin bir listesini her zaman doktorunuzla paylaşmalısınız.

  • Vitaminler aç karnına alınmalıdır: YANLIŞ!

 DOĞRUSU: Suda çözünen vitaminler günün hemen her saatinde alınabilir. Ancak yağda çözünen 4 vitamini (A, D, E ve K) az miktarda yiyecekle birlikte almak en iyisidir. Aksi taktirde alınan vitaminler tam olarak emilemez.

  • Vitaminler sabahları alınmalıdır: YANLIŞ!

DOĞRUSU: İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Aysun Işıklar, “Vitaminler sabah veya akşam fark etmeksizin günün herhangi bir saatinde alınabilir. O gün unutulduysa gece yatmadan önce akla geldiyse de içilebilir” diyor.

Gelişigüzel vitamin almaktan kaçının…

Gelişigüzel vitamin almaktan kaçının…

Unutkanlık, halsizlik, odaklanamama, anksiyete… Bugünlerde pek çok kişi bu tür sorunlardan şikayetçi. Günlük yaşantıyı olumsuz etkileyen ve yaşam konforunu azaltan bu şikayetlerin altında birçok neden yatabiliyor. O nedenlerden biri de vitamin eksikliği! Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yıldız Okuturlar vitaminlerin besinlerle karşılanamaması durumunda mutlaka hekimin önerisi ile kullanılması gerektiğini belirterek, gelişigüzel vitamin takviyesi almanın fayda yerine kalıcı zararlara yol açabildiğini vurguluyor. Günümüzde yüksek doz vitaminlerin kanser, kalp ve solunum yolu hastalıklarını önlediğine dair tartışmaların devam ettiğini belirten Prof. Dr. Yıldız Okuturlar, vitamin kullanırken dikkat edilmesi gerekenleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Modern çağın günlük koşuşturmacasında sağlıksız beslenme giderek yaygınlaşırken, gerek yetişkinlerde gerekse çocuklarda vitamin eksiklikleri de daha sık görülür hale geldi. Bunun neticesinde pek çok kişi aşırı yorgunluk, konsantrasyon bozukluğu ve unutkanlık gibi sorunlardan yakınırken, ‘kolumu kaldıracak gücüm yok, adeta tükendiğimi hissediyorum’ gibi şikayetlerle hekime başvuruyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yıldız Okuturlar, bu ve benzeri sorunların altında birçok hastalık yatabildiği gibi, sorunun kaynağının tek başına vitamin eksikliği de olabildiğini belirterek “Kişinin geçirdiği enfeksiyonlar veya travma gibi durumlar metabolizmayı dolayısıyla vitamin gereksinimlerini önemli ölçüde değiştirebilmektedir. Herkesin vitamin ihtiyacı kendi metabolizmasına, yaşam tarzına, yaşına ve kişisel sağlık durumuna, vücut depolarındaki durumlara göre değişmektedir. Bu nedenle vitaminlerin kullanılmadan önce klinik olarak doktor tarafından tanı konması ve sonrasında gerekirse test istenmesi daha doğru olacaktır. Testler genellikle yalnızca son beslenme alımını gösterir. Vitamin eksikliğiniz varsa, doktorunuz size almanız gereken takviyeleri ve hangi dozda alacağınızı söyleyecektir” diyor.

Vitaminlerin kaynağı sofranızda, ancak!

Sağlıklı ve dengeli beslenen kişilerde kronik hastalığın önlenmesi için multivitamin takviyesi alınması gerekmediğini, ancak sebze ve meyve tüketimi yetersiz olanlar, alkol kullananlar, vegan beslenenler, obezite cerrahisi geçirenler ve bazı metabolizma hastalıkları olan kişilerde multivitamin takviyesi önerebildiklerini belirten Prof. Dr. Yıldız Okuturlar şöyle konuşuyor: “Günümüzde yüksek doz vitaminlerin kanser, kalp, solunum yolu hastalıklarını önlediğine dair tartışmalar devam etmektedir. Sağlıklıysanız ve iyi bir diyetle besleniyorsanız muhtemelen vitamin takviyesi almanıza gerek yoktur. Vitaminler hemen hemen tüm gıdalarda bulunur, ancak hiçbir gıda grubu tüm vitaminler için iyi bir kaynak değildir. İhtiyacımız olan vitaminleri yiyeceklerden almanın en iyi yolu, mevsim sebze ve meyveleri ile tam tahıllı besinler, et ve balık içeren besinler tüketmektir. Bazı vitaminler yalnızca et veya yumurta gibi hayvanlardan elde edilen yiyeceklerde bulunur. Ancak genel olarak, meyve ve sebzeler en yüksek vitamin konsantrasyonlarına sahip olduğu gibi genellikle sağlığı destekleyen çok sayıda lif ve diğer bileşenlere sahiptir.”

Dikkat! Gelişigüzel takviye kalıcı zarar verebilir!

A vitamini takviyesinin gelişigüzel alınmasının kanser, kalp hastalığı ve kemik kırıkları riskini artırabildiğini, hamilelerde çok fazla A vitamini almanın gelişmekte olan bebeğe zarar verebildiğini vurgulayan Prof. Dr. Yıldız Okuturlar, E vitamini takviyelerinin vücutta fazla birikmesinin de prostat kanseri riskine hatta yaşam kaybına neden olabileceğini söylüyor. Antioksidanlar açısından zengin sebze ve meyve tüketmenin kanser ve kardiyovasküler hastalık risklerini azaltabildiğini ancak buna karşın kanseri veya kalp damar hastalıklarını önlemek için hekim önerisi olmadan kullanılan antioksidan takviyelerinin kullanımının faydalarına yönelik kanıtların henüz yetersiz olduğunu söyleyen Prof. Dr. Yıldız Okuturlar “C vitamini takviyesinin de kanser, kardiyovasküler hastalık veya ölüm riskini azalttığına dair yeterli kanıt yoktur. Gelişigüzel alınan C vitamini takviyesi böbrek taşı riskini artırabilir” diyor.

Unutkanlık, halsizlik, odaklanamama, anksiyete… Bugünlerde pek çok kişi bu tür sorunlardan şikayetçi. Günlük yaşantıyı olumsuz etkileyen ve yaşam konforunu azaltan bu şikayetlerin altında birçok neden yatabiliyor. O nedenlerden biri de vitamin eksikliği! Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yıldız Okuturlar vitaminlerin besinlerle karşılanamaması durumunda mutlaka hekimin önerisi ile kullanılması gerektiğini belirterek, gelişigüzel vitamin takviyesi almanın fayda yerine kalıcı zararlara yol açabildiğini vurguluyor. Günümüzde yüksek doz vitaminlerin kanser, kalp ve solunum yolu hastalıklarını önlediğine dair tartışmaların devam ettiğini belirten Prof. Dr. Yıldız Okuturlar, vitamin kullanırken dikkat edilmesi gerekenleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Modern çağın günlük koşuşturmacasında sağlıksız beslenme giderek yaygınlaşırken, gerek yetişkinlerde gerekse çocuklarda vitamin eksiklikleri de daha sık görülür hale geldi. Bunun neticesinde pek çok kişi aşırı yorgunluk, konsantrasyon bozukluğu ve unutkanlık gibi sorunlardan yakınırken, ‘kolumu kaldıracak gücüm yok, adeta tükendiğimi hissediyorum’ gibi şikayetlerle hekime başvuruyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yıldız Okuturlar, bu ve benzeri sorunların altında birçok hastalık yatabildiği gibi, sorunun kaynağının tek başına vitamin eksikliği de olabildiğini belirterek “Kişinin geçirdiği enfeksiyonlar veya travma gibi durumlar metabolizmayı dolayısıyla vitamin gereksinimlerini önemli ölçüde değiştirebilmektedir. Herkesin vitamin ihtiyacı kendi metabolizmasına, yaşam tarzına, yaşına ve kişisel sağlık durumuna, vücut depolarındaki durumlara göre değişmektedir. Bu nedenle vitaminlerin kullanılmadan önce klinik olarak doktor tarafından tanı konması ve sonrasında gerekirse test istenmesi daha doğru olacaktır. Testler genellikle yalnızca son beslenme alımını gösterir. Vitamin eksikliğiniz varsa, doktorunuz size almanız gereken takviyeleri ve hangi dozda alacağınızı söyleyecektir” diyor.

Pause Dergi

Prof. Dr. Yıldız Okuturlar

Vitaminlerin kaynağı sofranızda, ancak!

Sağlıklı ve dengeli beslenen kişilerde kronik hastalığın önlenmesi için multivitamin takviyesi alınması gerekmediğini, ancak sebze ve meyve tüketimi yetersiz olanlar, alkol kullananlar, vegan beslenenler, obezite cerrahisi geçirenler ve bazı metabolizma hastalıkları olan kişilerde multivitamin takviyesi önerebildiklerini belirten Prof. Dr. Yıldız Okuturlar şöyle konuşuyor: “Günümüzde yüksek doz vitaminlerin kanser, kalp, solunum yolu hastalıklarını önlediğine dair tartışmalar devam etmektedir. Sağlıklıysanız ve iyi bir diyetle besleniyorsanız muhtemelen vitamin takviyesi almanıza gerek yoktur. Vitaminler hemen hemen tüm gıdalarda bulunur, ancak hiçbir gıda grubu tüm vitaminler için iyi bir kaynak değildir. İhtiyacımız olan vitaminleri yiyeceklerden almanın en iyi yolu, mevsim sebze ve meyveleri ile tam tahıllı besinler, et ve balık içeren besinler tüketmektir. Bazı vitaminler yalnızca et veya yumurta gibi hayvanlardan elde edilen yiyeceklerde bulunur. Ancak genel olarak, meyve ve sebzeler en yüksek vitamin konsantrasyonlarına sahip olduğu gibi genellikle sağlığı destekleyen çok sayıda lif ve diğer bileşenlere sahiptir.”

Pause Dergi

Dikkat! Gelişigüzel takviye kalıcı zarar verebilir!

A vitamini takviyesinin gelişigüzel alınmasının kanser, kalp hastalığı ve kemik kırıkları riskini artırabildiğini, hamilelerde çok fazla A vitamini almanın gelişmekte olan bebeğe zarar verebildiğini vurgulayan Prof. Dr. Yıldız Okuturlar, E vitamini takviyelerinin vücutta fazla birikmesinin de prostat kanseri riskine hatta yaşam kaybına neden olabileceğini söylüyor. Antioksidanlar açısından zengin sebze ve meyve tüketmenin kanser ve kardiyovasküler hastalık risklerini azaltabildiğini ancak buna karşın kanseri veya kalp damar hastalıklarını önlemek için hekim önerisi olmadan kullanılan antioksidan takviyelerinin kullanımının faydalarına yönelik kanıtların henüz yetersiz olduğunu söyleyen Prof. Dr. Yıldız Okuturlar “C vitamini takviyesinin de kanser, kardiyovasküler hastalık veya ölüm riskini azalttığına dair yeterli kanıt yoktur. Gelişigüzel alınan C vitamini takviyesi böbrek taşı riskini artırabilir” diyor.

Vitamin ilaçlarının kansere karşı bir etkisi var mı?

Vitamin ilaçlarının kansere karşı bir etkisi var mı?

İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Başhekimi Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Tayfun Hancılar, sık kullanılan vitamin ilaçları hakkında bilgilendirdi.

Doğal olmayan yollarla alınan yüksek doz vitaminler zararlı!

Amerika ve İngiltere’de yüzde 50 oranında insanın, vitamin ve doğal olduğu iddia edilen preparatları kullandığı düşünülürse; bu pazarın ekonomik büyüklüğü ve neden bu tür ilaç ve karışımların bu kadar çok olduğu anlaşılabilir. Vitaminler aslında hücrelerimiz için vazgeçilmez elementlerdir. Yokluğu, ciddi sağlık sorunlarına yol açar. Ancak son yıllarda yapılan bilimsel araştırmalarda doğal olmayan yollarla alınan yüksek doz vitaminlerin, ne kadar zararlı olabileceği ortaya çıkmıştır. Uluslararası büyük bir araştırma olan SELECT çalışmasında; yüksek doz Vitamin E ve Selenyumun prostat kanserini önlemediği, hatta E vitamini yüksek doz kullanımının prostat kanseri riskini bir miktar arttırdığı ortaya çıkmıştır. A vitamininin akciğer kanserinde önleyici özelliği araştırılırken, 29 bin sigara içicisi riskli kişiye yüksek doz beta karoten verilmiş ancak bu kişilerde akciğer kanseri görülme oranı yüzde 18 artmıştır.   Akciğer kanserine yakalanmış kişilere, yüksek doz beta karoten verildiğinde bu kişilerde maalesef ölüm oranları artmıştır.

“Doktor önerisi olmadan vitamin kullanmayın”

Geçtiğimiz gün açıklanan bir Cochrane analizinde, yüksek doz C vitamininin; sigara içen kişilerde akciğer kanserine karşı koruyucu özelliği olmadığı, hatta kadınlarda bir miktar akciğer kanseri görülme sıklığını arttırdığı öne sürülmüştür. Aynı çalışmada yüksek doz E vitamininin, akciğer kanserine karşı koruyucu olmadığı ve kullanan kişilerde beyinde kanama riskini arttırdığı gözlenmiştir. Tüm veriler göz önünde tutulursa, yiyeceklerden vitamin emilimini bozan bir hastalığınız yoksa (Çölyak hastalığı, Crohn hastalığı, kistik fibroz, siroz, kanser gibi) ek vitamin almak, yararları bir yana ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu nedenle; doktor önerisi olmadan vitamin ilaçları kullanmayın. Evet, yapay vitaminleri önermiyoruz ama unutmamak gerekir ki; vitaminler vücudumuz için hayati öneme sahiptir. Düzenli ve dengeli olarak almak gerekir. O halde; kısaca hangi vitamin ne işe yarar ve doğal olarak nasıl elde edilir?

A vitamini

A vitamini eksikliği; gece körlüğü, saçta dökülme, çocuklarda gelişme geriliği, cilt, saç ve tırnak sağlığında bozulmalar, enfeksiyona eğilim yapar. A vitamini ihtiyacı yetişkin erkek için 10 mg, kadın için 8 mg’dır. Günde bir havuç tüketirseniz, bu ihtiyacın yaklaşık 2/3 ünü alabilirsiniz. A vitamini, karaciğerde depolandığı için fazlası zararlıdır. Örneğin; her gün bir bardak havuç suyu içen kişilerin ten renginde değişiklikler görülebilir. Bu nedenle haftada en fazla; 3 bardak havuç suyu içmek veya günde 1 adet havuç yemek yararlı olacaktır. Ayrıca somon, balkabağı, kavun, karalahana da yüksek miktarda A vitamini vardır.

C Vitamini: Yüksek doz C vitamini kanseri tedavi eder mi?

C vitamini eksikliğinde; yorgunluk, halsizlik, kas ve eklem ağrıları, diş etlerinde kanama, dişlerde anormallikler ve enfeksiyonlara yatkınlık görülebilir. Fazla alındığı takdirde, idrarla atılır. İhtiyaçtan çok fazla alımlarda; böbreklerde taş oluşumuna, ishal ve alerjik deri belirtilerine neden olabilir. Erişkin bir kişinin günlük C vitamini ihtiyacı 80-90 mg arasındadır. Enfeksiyonlarda ihtiyaç yüksek olduğu için 500-1000 mg almak gerekebilir. C vitamini vücutta depolanmadığı için alınacak miktarı, üçe bölmek daha doğru olur. Bir limonda 53 mg, portakalda 53 mg, kivi 92 mg, domates 13 mg, 100 gr çilek 58 mg, 100 gr kuşburnu 436 mg C vitamini içerir. Demek ki sağlıklı bir kişi; günde 2 portakal ve kuşburnu tüketerek yeterli C vitaminini almış olur. Bunların dışında; lahana, patates ile ıspanak, marul, yeşil biber gibi yeşil yapraklı sebzeler zengin C vitamini kaynaklarıdır. Son yıllarda yüksek doz C vitamininin kanseri tedavi ettiği iddia edilmektedir. Ancak bu konuda yapılmış ve olumlu sonuç vermiş bir çalışma yoktur. Yapılan araştırmalar, güvenilir kriterlere sahip olmadıkları için olumlu ya da olumsuz kesin bir yargıya varmak zordur.

D vitamini

Son dönemde, en popüler vitamindir. D vitamininin; temel kaynağı güneştir ve ultraviyole B ışınlarının ciltte oluşturduğu bazı metabolik süreçlerin sonunda üretilmektedir. Balık, balık yağı ve yumurta sarısı her ne kadar D vitamini içerse de, güneş ışınları mutlaka gereklidir. Güneşli günlerde kol bacak ve yüzü açıkta bırakarak, yaklaşık 20 dakika (esmer kişilerde 30 dakika) güneşlenmek D vitamini sentezi için çok önemlidir. Ancak güneş kremleri ya da cam arkasında güneşlenmek D vitamini sentezini engeller bu nedenle; açık havada ve güneş kremi kullanmadan güneşlenmek gereklidir. D vitamini eksikliği kemik hastalıklarına yol açtığından, kas ve kemik ağrısı yaşanabilir. Bebeklerde ve çocuklarda büyümenin gecikmesine, kas güçsüzlüğüne ve iskelet deformitelerine neden olan raşitizmlere yol açabilir. D vitamini eksikliğinde bağışıklık sistemi doğru çalışamaz ve hastalıklarla mücadelede yetersiz kalabilir. Obeziteye zemin hazırlar. Uyku bozuklukları yaşanabilir. Alzheimer hastalığı riskini arttırır. Ülseratif kolit, Crohn, Multipl Skleroz (MS) gibi bağışıklık sisteminin neden olduğu hastalıklarda; düşük D vitaminine rastlanmaktadır. Bazı çalışmalar yüksek D vitamini seviyesi olan bireylerde kolorektal tümörlerin yüzde 30 oranında daha az görüldüğünü saptamış olsa da sonuçlar henüz tam anlamıyla kabul görmemiştir.

D vitamini kansere karşı etkili mi?

Meme kanserine yakalanmış ve D vitamini değeri yüksek olan kadınların, bu değeri daha düşük olanlara göre, yaşam süreleri daha uzundur. Meme kanserine yakalanmış kişilerin; D vitamini seviyesinin 50 mg/ml ve üzerine çıkarılması, tedaviyi olumlu yönde etkilemektedir. SUNSHINE çalışmasında ise; yüksek doz D vitamini desteğinin, 139 kemoterapi alan kolorektal (kalın bağırsak) kanserli hastalarda hastalığın kontrolünü artırdığı gösterilmiştir. D vitaminin diğer kanser türleriyle ilişkisi üzerine yapılan çalışmalarda ise, yararına ilişkin net kanıtlar sağlanamamıştır. Yeni Zelanda’da 5 bin 110 kişinin dahil olduğu çalışmada; 4 yıla kadar yüksek dozlarda oral (ağızdan) D vitamini alan kişilerde, ne kanser riskinde ne de kalp damar hastalığı riskinde azalma gözlenmedi. D vitamini ve kanser ilişkisine dair bugüne kadar yapılan en kapsamlı gözlemsel çalışmada; D vitamininin, sigara kullanmayanlarda dahi, akciğer kanserinden korunmada etkili olmadığı tespit edilmiştir. Yeni açıklanan VITAL araştırmasında, 25 bin 871 sağlıklı kişiye; koruyucu amaçlı vitamin D3 (2000 IU) ve omega-3 verilmiş ancak ne kansere, ne de kalp hastalıklarına karşı koruyucu bir etki saptanmamıştır. Yani kolon ve meme kanseri olan kişiler için D vitamini kullanımı uygun olabilir ama koruyucu olma özelliği şu an için tartışmalıdır.

E vitamini

E vitamini eksikliği kalp ve diğer kaslarda yorgunluğa, karaciğer hastalıklarına, kırmızı kan hücrelerinin kolayca parçalanmasına neden olmaktadır. E vitamini hücre hasarlarını önler, antioksidan özelliği sayesinde serbest radikallerin hücrelere zarar vermesini engeller, kanserin ve kardiyovasküler hastalıkların önlenmesine yardımcı olur. Cildi yaşlanmaya karşı korur, cildin nem dengesinin korunmasına, yara ve yanık izlerinin hızlı bir şekilde iyileşmesine, kırışıklıkların ve diğer cilt sorunlarının önlenmesine katkı sağlar. Saç ve tırnak sağlığını geliştirir. Cinsiyet hormonlarının düzenlenmesinde çok etkindir. Eksikliği kısırlığa yol açabilir. Ancak birçok besinde E vitamini olduğu için eksikliği çok ender görülür. Günlük ihtiyaç yetişkin erkeklerde 10 mg, kadınlarda 8 mg ve çocuklarda 3-10 mg arasında değişmektedir. Bitkisel yağlar, tahıl taneleri, yağlı tohumlar, soya, yeşil yapraklı sebzeler, baklagillerdir. Zeytinyağı, fındık yağı gibi bitkisel yağlarda, fındık, badem, ceviz, kereviz, lahana, brokoli, balkabağı gibi sebze ve yeşillikler, hamsi, somon, uskumru, sardalya ve ton balığı gibi balık türleri, Avokado, muz ve kivi gibi meyveler ve yumurtada bulunur.

B12 vitamini

B12 yetersizliğinde; sinir sisteminde bozukluklar, pernisiyöz anemi oluşur. Kol ve bacaklarda uyuşma, duyu azalması ve kasılmalar en belirgin eksiklik belirtileridir. Dikkat edilmesi gereken nokta B12 sadece hayvansal gıdalarda bulunur. Et, balık, süt, yumurta, peynir gibi… Kırmızı et, deniz ürünleri ve yumurtada yüksek miktarda bulunur.

B6 vitamini

B6 vitamin eksikliğinde; sinir sistemi bozuklukları, dilde ve deride yaralar, hipokromik anemi denilen kansızlık, çocukluk çağında sık görülen eksikliklerdir. Özellikle; anne sütü ile beslenmeyip, hazır mama ile büyütülen çocuklarda; B6 eksikliği sık görülmektedir. Et, sakatat, baklagillerde, muz, avokado, patates, bezelyede yüksek oranda B6 vitamini bulunur.

B17 vitamini (amygdalin) kanseri tedavi eder mi?

B17 aslında, bir vitamin olarak değerlendirilmemelidir. Diğer vitaminler gibi vücutta eksikliği, bir hastalığa yol açmaz. Uzun süre B17 vitamininin, vücutta hidrojen siyanür oluşturarak kanseri tedavi ettiğine inanıldı. Kayısı çekirdeğinde B17 vitamini bol olduğu için kanser hastaları tarafından tüketildi. Özellikle amygdalin, yarı sentetik formu Laetril kanser tedavisinde denendi. Ancak yapılan araştırmalarda B17 vitamininin, kanseri tedavi ettiğini gösteren bir sonuca ulaşılamadı. Özellikle acıbadem ve kayısı çekirdeği; yüksek miktarda, günde 40-60 adet (çocuklarda 6-10 adet) tüketilirse siyanür zehirlenmesi sonucunda ölüme yol açabilir. Güvenli kullanımı konusunda bilgi olmadığı için, acıbadem ve kayısı çekirdeği kullanımı önerilmez. Ancak meyvelerden alınan, B17 güvenlidir. Elma, kiraz, şeftali, armut, erik çekirdekleri, kabak çekirdeği, keten tohumunda bulunur. Böğürtlen, yaban mersin, kiraz, kızılcık gibi orman meyveleri,  acıbadem, tere, pancar, bambu yaprağında da bol miktarda B17 vitamini bulunur. B17 vitamininin fazla ve bilinçsizce kullanılması; siyanür zehirlenmesi belirtilerine benzer; ateş, kusma, baş ağrısı, baş dönmesi, karaciğer hasarı,  kan basıncında bir düşüş, denge ve zorluk yürüme, koma ve en sonunda ölüme yol açabilir. Laetril ilaç olarak, birçok ülkede ölüm tehlikesi nedeni ile yasaklanmıştır.

Peki ne yapmalıyız?

Vitamin ve bazı doğal olduğu iddia edilen takviye edici hiçbir ilacın, kanser ya da diğer hastalıklar üzerinde koruyucu etkisi net olarak gösterilememiştir. Her yıl bir vitamin popüler hale getirilmekte, ciddi sayıda kişiye önerilmekte ve daha sonra ya etkisiz olduğu ya da fazla kullanımı zararlı olarak açıklanmaktadır. Önerimiz; haftanın 3 günü birer saat düzenli tempolu yürüyün, olanağınız varsa bol bol yüzün, sigara ve alkolden uzak durun, haftada 2 kez kırmızı et ya da deniz ürünleri, tam buğday ya da çavdar ekmeği, haftada en az 3 kez yumurta ve bakliyat tüketin, günde 2-3 kez bir porsiyon meyve yemeye çalışın. Esmer bulgur ya da siyah pirinç tüketin beyaz un ve şeker kullanmayın, çay veya kahvenizi şekersiz için. Elbette yazıldığı kadar kolay değil ancak; bu şekilde düzenlenmiş bir yaşam tarzı ile kalp krizi ve kanser riskinizi en az yüzde 50 oranında düşürebilirsiniz. Yapay vitamin ve destek ürünlerinden uzak durun, doktorunuz tıbbi olarak gerekli bulmadıkça ve sizi bu gerekliliğe ikna etmedikçe kullanmayın…

Kış aylarında bağışıklığı güçlü tutmanın yolları

Kış Aylarında Bağışıklığı Güçlü Tutmanın Yolları

İçinde bulunduğumuz olağanüstü dönemde sadece koronavirüse değil birçok hastalığa karşı bağışıklık sistemimizi güçlü tutmamız şart! Bunun için de doğru beslenip, iyi uyuyup, egzersiz yapmamız, stresimizi yönetmemiz gerektiğini hatırlatan Diyetisyen Yusuf Öztürk, “Güçlü bağışıklık için D vitamini, çinko, C vitamini, Omega-3, alfa lipoik asit, beta glukan, kara mürver ve propolis takviyelerini doktorunuza danışarak alabilirsiniz” diyor.

Kış aylarında bağışıklığı güçlü tutmak sağlığımızı korumamız ve hastalanmamız için büyük önem taşıyor. Hele de içinde bulunduğumuz pandemi sürecini düşündüğümüzde bu dönemde de bağışıklık sistemimizi mutlaka desteklememiz gerekiyor. Bağışıklık sistemini etkileyen birçok faktör olduğunu söyleyen Yusuf Öztürk, sağlıklı ve dengeli beslenmenin yanı sıra stres yönetimi, fiziksel aktivite, düzenli uykunun bu faktörler arasında yer aldığını belirtiyor. Obezitenin bağışıklık fonksiyonunu bozduğu dikkat çeken Dyt. Öztürk, diyetsel bir düzenlemenin bağışıklık sistemi bileşenlerinin değişmesine neden olabileceğini, bir uzman kontrolünde yapılacak kalori kısıtlamasının bağışıklık fonksiyonunu iyileştirebileceğini ifade ediyor.

Yaşlanmayla birlikte bağışıklık fonksiyonları da azalıyor

Stresin bağışıklığı en çok düşüren faktörlerden biri olduğunun altını çizen Dyt. Öztürk, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Stres yaratan faktörleri kontrol etmek mümkün olmasa da, strese neden olan olaylara bakışımızı değiştirmek yararlı olabilir. Ayrıca düzenli yapılan orta düzeyde fiziksel aktivite ağırlık kontrolüne yardımcı olur, damar sağlığını güçlendirir ve bağışıklık sistemini destekler. Kaliteli bir uyku da bağışıklık sisteminin sağlıklı işleyişi için büyük önem taşır. Beyinde salgılanan “melatonin” hormonunun, uyku düzenini sağlamasının yanı sıra bağışıklığa da etki ettiği düşünülmektedir. Bu nedenle 23.00 – 07.00 saatleri arasında uyumanız önem taşır. Sigara kullanımı da özellikle akciğerleri etkileyerek bağışıklığı düşürür. Yaşlanmayla birlikte bağışıklık fonksiyonlarında kademeli olarak azalma meydana gelir. Bu nedenle 50 yaş üstündeki bireyler uzman kontrolünde multivitamin desteği alabilir.”

Karabiber, zencefil, zerdeçal gibi baharatları beslenmenize ekleyin

Dyt. Öztürk, kış aylarında bağışıklığını güçlü tutmak isteyen kişilerin günde1-2 porsiyon yoğurt ve kefir, 4-5 porsiyon meyve ve sebze tüketmesi gerektiğini belirtiyor. “Roka, maydanoz, ıspanak, yeşil, kırmızı biber; portakal, limon, kivi, nar, muz önceliğiniz olsun” diyen Dyt. Öztürk, beslenmeye ilişkin şu önerilerde bulunuyor: “Nohut, mercimek, fasulye gibi B vitamini kaynağı kuru baklagiller, kaliteli protein kaynağı yumurta yiyin. Karabiber, zencefil, zerdeçal gibi baharatları beslenmenize ekleyin. Salatalarda, yoğurtlarda, çorbalarda, yemeklerde kullanabilirsiniz. Soğan, sarımsağı çiğ olarak ve pişmiş olarak tüketin. Kahvaltılarda, ara öğünlerde, yemeklerde, salatalarda kabak çekirdeği, tahin, ceviz, badem, fındık, zeytin, zeytinyağı tüketin. Omega-3 yağ asitleri içeren; somon gibi yağlı balıkları, keten tohumunu, avokadonun faydalarını es geçmeyin. Balığı ana öğünlerde, keten tohumunu yoğurt, avokadoyu ise salatalarla tüketebilirsiniz. Bol su için. Bir kişinin günlük su ihtiyacı kg başına 30-35 ml kadardır yani 70 kg olan biri 2-2,5 litre su içmelidir. Bitki çaylarını da öneririm. Ihlamur, kuşburnu, hibiskus (tiroidin çalışmasını baskılayabilir), nane-limon, zencefil çayı önceliğiniz olsun.”

Vitamin ve mineral eksikleri bağışıklığı zayıflatabilir

Beyaz un, beyaz şeker, asitli, şekerli içecekler, içeriği bilinmeyen gıdalar, kızartmalar, işlenmiş et ürünleri gibi besinlerden; sigara, alkol gibi zararlı alışkanlıklardan durulması gerektiğini hatırlatan Dyt. Yusuf Öztürk, bu dönemde düzenli uykunun önemine de dikkat çekiyor. Vücuttaki vitamin ve mineral eksikliklerinin de bağışıklık sistemini zayıf düşürebileceğini söyleyen Dyt. Öztürk, “Güçlü bağışıklık için D vitamini, çinko, C vitamini, Omega-3, alfa lipoik asit, beta glukan, kara mürver ve propolis takviyelerini doktorunuza danışarak alabilirsiniz. Ayrıca probiyotik içeren besinler ve gıda takviyeleri kullanabilirsiniz. Bu arada hareket etmeyi de unutmamalısınız. Güvenli ortamlarda yürüyüş ya da evde egzersiz yapabilirsiniz” diyor.