Yazılar

Türkiye’de tarımın geleceği yerli üretimde

Türkiye’de tarımın geleceği yerli üretimde

14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nde bir konuşma yapan Yayla Agro Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Gümüş, tüm zorluklara karşın üretmekten ve emeklerini ortaya koymaktan vazgeçmeyen çiftçilerimizin her alanda desteklenmeleri gerektiğini belirtti ve yerli üretimin önemini vurguladı.

Çiftçilik mesleğine ve sorunlarına dikkat çekmek, bu konudaki farkındalığı artırmak amacıyla 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü olarak kutlanıyor. 14 Mayıs aynı zamanda Uluslararası Tarım Üreticileri Federasyonu’nun (IFAP) da kuruluş tarihi. TÜİK verilerine göre 2020 yılında ülkemizdeki 15 yaş üstü, 4 milyon 716 bin kişi tarımda istihdam ediliyor. Çiftçilik nesilden nesle devam eden bir meslek görünümündeyken şehirleşme, kırsal yaşam koşullarının ağırlığı, gençlerin tarımsal üretimden uzaklaşması gibi birçok etken nedeniyle ne yazık ki tarımsal istihdam rakamları yıllar içinde azalıyor.

Yayla Agro Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Gümüş, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada; “Yaz, kış demeden her türlü zorluğa karşın emeklerini ortaya koyan tüm çiftçilerimize teşekkür ediyor, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günlerini kutluyorum” dedi. Türkiye’nin farklı illerinde sözleşmeli tarım yaptıklarını belirten Gümüş, Türkiye’de üretimi yeterli seviyede olmayan ürünler dışındaki tüm ürünlerini yerli üreticilerden sağladıklarını, önümüzdeki yıllarda tarıma ve çiftçilere verdikleri desteklerin artarak süreceğini dile getirdi.

Yerli üretimi ve çiftçiyi destekleyen stratejilere ağırlık verilmeli

Gıdanın sürdürülebilirliği için tarımsal üretime yönelik stratejilerin ve yol haritalarının büyük önem taşıdığına dikkat çeken Hasan Gümüş, “Küresel iklim değişikliğinin meydana getirdiği olumsuz sonuçlar, aşırı yağışlar ve kuraklık, su kaynaklarının azalması gibi sorunlar her geçen gün tarımsal üretim üzerindeki baskısını artırıyor. Bu sorunların üzerine eklenen Covid-19 pandemisi, dünya genelinde gıda fiyatlarının artmasına sebep oldu. Tarımsal üretim ve gıda arzının sürekliliğinin sağlanması küresel ölçekte bir mesele olarak önümüzde duruyor. Pandemi aynı zamanda yerli üretimin ne denli önemli olduğunu da bir kez daha gösterdi. Bugünden başlayarak tarımda yerli üretimin artırılmasına yönelik stratejilerin uygulamaya koyulması, ülkemizin tarımsal ürünlerde kendi kendine yetebilmesi ve gıda arzının güvenceye alınması bakımından büyük önem taşıyor. Tarımın beşiği olan Anadolu’nun bereketli toprakları, çiftçilerimizin emeği ile ülkemizin ihtiyacını karşılayabilecek zenginliğe sahip. Diğer yandan dünyanın içinde bulunduğu şartlar, tarımsal ürün ihracatının da özellikle önümüzdeki yıllarda çok daha fazla önem kazanacağına işaret ediyor.” diye konuştu.

Gençler için tarımda büyük fırsatlar var…

Gençlerin tarıma ilgilerinin artırılması gerektiğini belirten Yayla Agro Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Gümüş, şunları söyledi: “Ülkemizde tarım istihdamı ve tarım alanlarının azalması önemli bir sorun olarak karşımızda duruyor. Tarımın ve çiftçilerimizin desteklenmesi, tarımsal üretim maliyetlerinin düşürülmesine yönelik adımlar atılması ve gençlerin tarıma özendirilmesi ile bu sorunların aşılabileceğine inanıyoruz. Pandemi yaşamdaki önceliklerimizi hepimize tekrar hatırlattı. Gıda yoksa, tarım yoksa yaşam da yok. Çiftçilerimizin emeğinin önemini daha iyi anladık. Gençlerin de bu alandaki fırsatları fark etmeleri için elimizden geleni yapmalıyız. Teknolojideki ilerlemelerin büyük avantajlar sağladığı günümüzde, çiftçilerimizin teknolojiye uyumları ve verimlilik artışı getiren modern üretim yöntemlerine geçişleri de ülkemizde tarımın geleceği açısından üzerinde önemle durulması gereken bir diğer konu. Gençlerin tarıma ilgisinin artması ve çiftçiliği bir meslek olarak görmeleri bu dönüşümü kolaylaştıracaktır.”

Yayla Argo “Dışa bağımlı olmayan bir üretim için yerli ürün tüketimi şart”

Yayla Argo “Dışa bağımlı olmayan bir üretim için yerli ürün tüketimi şart”

Dünyayı yeniden şekillendiren Covid-19 salgını, yerli üretimin bir ülkenin sürdürülebilir ekonomik performansı için önemini bir kez daha ortaya koydu. Pandeminin ilk evrelerinde ülkelerin içe kapanması ve art arda gelen ithalat yasakları üretimde dışa bağımlılığı en aza indirgemenin gerekliliğini hatırlattı. Salgının ilk şoku ile yaşanan panik market raflarını boşaltırken tüketicilerin en büyük korkusu gıdaya ulaşamamak oldu. Bu dönemde özellikle tarım sektörünün stratejik öneminin daha iyi anlaşıldığını belirten Yayla Agro Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Gümüş, “Ülkeler ancak dışa bağımlı olmayan bir üretim anlayışı ile ayakta durabilirler. Bugünün ve geleceğin en önemli sektörlerinden tarımda da yapılması gereken millileşmektir. Bu noktada sözleşmeli tarımı önemsiyor ve çiftçilerimizi destekliyoruz. Türkiye’de üretimi yeterli seviyede olmayan ürünler dışındaki tüm ürünlerimizi yerli üreticilerden sağlıyoruz. Yerli Malı Haftası’nın yerli ürünlerin önemi noktasında toplumsal farkındalığın artmasına vesile olmasını umuyorum” dedi.

Resmi adı Tutum, Yatırım ve Türk Malları Haftası olan Yerli Malı Haftası,  1949 yılından bu yana ülkemizde her yıl 12-18 Aralık tarihleri arasında kutlanıyor. Toplum genelinde tüketim bilincini henüz çocuk yaştayken geliştirmeyi amaç edinen hafta aynı zamanda yerli üretimi ve yerli ürün tüketimini destekliyor. Böylece toplumun ihtiyaçlarını ülkemizin öz kaynaklarından karşılamayı, dışa bağımlılığı azaltarak kendi kendine yetebilen bir ülke olmamızın önünü açmayı hedefliyor.

Yerli Malı Haftası dolayısıyla yayınladığı mesajda “Covid-19 salgını tarım sektörünün stratejik önemini ortaya koyarken gıdaya ulaşmada yerli üretimin önemini de teyit etti” diyen Yayla Agro Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Gümüş, açıklamalarına şu sözlerle devam etti:  “Koronavirüs gıda sektörünü tüketim açısından teğet geçmiş olsa da yeni dünya düzeninde tarıma yatırım yapmayan ülkelerin şansı olmadığını da ortaya koydu. Gıdada arz güvenliğini garantiye almak en büyük önceliklerden biri haline geldi. Bugün sadece pandemi değil küresel iklim değişikliği ve su kaynaklarının azalması da karşımızda birer tehdit olarak duruyor. Bu doğrultuda stratejik öneme sahip olan tarımda millileşme önceliğimiz olmalıdır. Türk tarımının kalkınmasında Devlet, çiftçi ve özel sektörün işbirliği büyük önem taşıyor. Çiftçiler daha fazla desteklenerek tarım özendirilmelidir. Kırsal yaşam koşulları iyileştirilmeli, gençlerin de bu alandaki fırsatları görüp tarımı modası geçmiş bir iş kolu olarak okumaktan vazgeçmeleri sağlanmalıdır. Yayla Agro olarak Türkiye çapında birçok ilde sözleşmeli tarım yaparak Anadolu’nun bereketli topraklarını alın terleriyle işleyen yüzlerce çiftçimizi destekliyoruz. Türkiye’de üretimi yeterli seviyede olmayan ürünler dışındaki tüm ürünlerimizi yerli üreticilerden sağlıyoruz.  Son yıllarda sağlıklı beslenmenin trend olması önümüzde önemli bir fırsat oluşturuyor. Geleneksel lezzetlerimiz, hepsi altın değerinde olan ata tohumlarımız, katkısız koruyucusuz ürünlerimizle genç kuşaklarımızı sağlıklı nesiller olarak geleceğe hazırlamak hepimizin borcu.”

Tarımda dışa bağımlılığı azaltmak için yerli üretimin artışının büyük önem taşıdığını söyleyen Hasan Gümüş, açıklamalarını şu sözlerle bitirdi: “Toprağımızın zenginliği ve çiftçimizin alın teri ile yetişen gıdamızın kıymetini bilmeliyiz. Tarımda verimlilik artışı, yeni teknolojilerin kullanımı ve çiftçilerin desteklenmesi ile yerli üretimi mevcut seviyelerin üzerine çıkarma potansiyeline sahibiz. Yerli üretime verilecek desteklerle sağlanan bu artış gıda güvenliğimizi de garantiye alacaktır. Ayrıca gerek ürün gerekse üretim kalitesinde sanayicilerimizin çok iyi bir noktada olduğu unutulmamalı. Ülke insanımızın ihtiyacını karşılarken çiftçimizin emeğini inovatif ürünlere dönüştürüp dünyanın dört bir yanına da ihraç ediyoruz.”

Yayla Agro’ya ürünlerine Güvenli Üretim Belgesi

Yayla Agro’ya ürünlerine Güvenli Üretim Belgesi

Türk Standartları Enstitüsü (TSE) tarafından hazırlanan “COVID-19 Hijyen, Enfeksiyon Önleme ve Kontrol Kılavuzu’na” uygun olarak TSE COVID-19 Güvenli Üretim Belgesi için denetimlerini tamamlayan Yayla Agro, belgeyi almaya hak kazandı.

Yayla Agro; Mersin, Ankara, Balıkesir ve Çankırı’da bulunan dört fabrikasında pandemi sürecinin başından itibaren gerekli tüm tedbirleri alarak üretim faaliyetlerini sürdürüyor. Koronavirüs önlemleri kapsamında tüm çalışma ortamları, ortak kullanım alanları ve personel servisleri düzenli olarak dezenfekte ediliyor. Hem çalışma alanlarında hem de yemekhane gibi ortak kullanım alanlarında sosyal mesafe kuralları uygulanıyor.

Yayla Agro, klasik bakliyat ve gıda ürünlerinin yanı sıra gurme lezzetlerden oluşan ürün serileri ve 2019 yılında pazara sunduğu “Yemek Hazır” markasıyla sektörde öncü bir role sahip.

Güvenli ve sağlıklı üretimin olmazsa olmazları olduğunu söyleyen Yayla Agro Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Gümüş; “Sürecin başından bu yana Dünya Sağlık Örgütü ve Sağlık Bakanlığımızın önerilerini dikkate alarak tüm önlemleri kademeli olarak hayata geçirdik. Süreçteki önceliğimiz çalışanlarımızın ve ailelerinin sağlığını korumaktı. Diğer yandan vatandaşlarımızın ihtiyacı olan gıda üretiminin de sürekliliğini sağlamalıydık. Bu kapsamda tüm tedbirleri alarak çalışanlarımız için güvenli ortamı sağlayarak üretim faaliyetlerimizi hiç durmadan sürdürdük. Şimdiye kadar şirket bünyemizde herhangi bir pozitif vakaya rastlanmamasını da bu tedbirlere ve çalışanlarımızın hassasiyetine borçluyuz.   Aldığımız sıkı önlemler ve yaptığımız çalışmalarla TSE COVID-19 Güvenli Üretim Belgesi almaya hak kazanmaktan gurur duyuyoruz. Vatandaşlarımızın sağlık yönünden güvenilir gıdaya ulaşmaları için çalışmalarımıza tüm hızımızla devam edeceğiz.”