Happy Nest Doğal Yaşam Festivali

12 – 13 Mayıs 2018 tarihinde İstanbul Bilgi Üniversitesi santralİstanbul Kampüsü’nde ikincisi düzenlenecek olan Doğal Yaşam Festivali’nde üreticiler, uygulayıcılar, uzmanlar bir araya geliyor. Ülkenin dört bir yanındaki küçük, büyük üretici firmaları bir araya getiren festivalde doğal yaşam ürünlerinin yanı sıra seminer, atölye, etkinlik, aktiviteler ve özel performanslara da yer verilecek.Çoğunluğunu kadın girişimcilerin oluşturduğu standlarda, kendi girişimcilik modelleri ile üretim yapmakta olan firmalarımız ziyaretçilerimizle buluşacak.

Büyük konferans çadırında gün boyu süren seminerlerde alanında uzman konuşmacılar Ali Koç, Erdem Öner,
Zeynep Selvili Çarmıklı, Dr. Asuman Kaplan Algan ve daha pek çok isim, bilgi ve deneyimlerini ziyaretçilerle
paylaşacak.
İki gün boyunca, doğal yaşam tutkunlarını ağırlayacak festivalde atölye çadırında ve hobi köşesinde gün boyunca
her saat gerçekleşecek olan onlarca atölyeye katılarak, zumba ile coşacak, mandala ile içinizdeki gökkuşağını
keşfe çıkacaksınız. Unuttuğunuz çocukluk anılarınızı yeniden tazelemek için bizimle sokak oyunlarına da
katılabilirsiniz. Festivalde doğal yaşamın vazgeçilmezlerinden olan doğru nefes almayı öğreten nefes terapisi,
beden zihin ve ruhsal dengeyi sağlayan yoga ve meditasyon uygulayıcıları da bir araya gelecek.
Festival boyunca çocuklar için büyük bir alan ayırdık. Oyun parkı, atölye çadırında, Happy Nest çocuk atölyelerinin
uzman eğitmenleri eşliğinde iki gün boyunca keyifli zamanlar geçirebileceksiniz.
Anneler Günü’nü festival heyecanı ile bir araya getiren Doğal Yaşam Festivali’nin en büyük sürprizleri, 12 Mayıs
Cumartesi günü saat 18:30‘da Melisa Karakurt ve 13 Mayıs Pazar günü saat 18:30’da Retrobüs konserleri olacak.
A Capella Boğaziçi ve Dans Fabrika ,keyifli gösterileri ile gün içerisinde sahne alacak.

CarrefourSA, “Arı Varsa Hayat Var” Projesi 

Türkiye organize perakende sektörünün öncü markası CarrefourSA, teknik arıcılığı destekleyerek yerel üretime katkı sağlamak, tüketicilerine doğru ve kaliteli bal sunmak amacıyla Arı Varsa Hayat Var projesini başlattı. Proje kapsamında ürün güvenliği ve izlenebilirliği sağlanmış doğru ve kaliteli ballar, CarrefourSA reyonlarındaki yerlerini aldı.

CarrefourSA Gıda Kategori Genel Müdür Yardımcısı Ayşin Işıkgece, Arı Varsa Hayat Var Projesi’ne ilişkin olarak şunları söyledi: “Reyonlarımıza doğru ve kaliteli bal getirebilmek amacıyla Adana, Ardahan ve Kars’ta 40’ı kadın olmak üzere 200 arıcıya toplam 20 gün teorik ve pratik eğitimler verdik. Eğitimlerin yanı sıra reyonlarımızda bulunan balları testlere tabi tuttuk ve bal ürün grubunda kalite kontrol mekanizmamızı güçlendirdik.”

 

Sabancı Holding ve Carrefour iştiraki CarrefourSA, arıcılık ve bal üreticiliğinde verdiği eğitimlerle kovan verimliliğini artırarak yerel üretime destek vermek ve arıcılık mesleğini gelecek nesillere taşımak amacıyla Arı Varsa Hayat Var Projesi’ni başlattı.

Arı Varsa Hayat Var projesi çerçevesinde kadın arıcıların sayısı artırılarak istihdama katkı sağlanırken ürün güvenliği ve izlenebilirliği sağlanmış doğru ve kaliteli ballar, tüketicilerle buluşuyor.

“Arı Varsa Hayat Var” projesinin detayları CarrefourSA Gıda Kategori Genel Müdür Yardımcısı Ayşin Işıkgece ile Prof. Dr. Muhsin Doğaroğlu’nun katılımıyla 26 Nisan 2018, Perşembe günü CarrefourSA’nın İstinye’deki Hipermarketinde düzenlenen toplantıyla kamuoyuna duyuruldu.

Ayşin Işıkgece: “Projeyi Adana, Ardahan ve Kars’ta başlattık, bir sonraki durak Muğla olacak”

Türkiye’nin dünya ballı bitkiler florasının yüzde 75’in sahip bir ülke olduğunu ve Avrupa ülkelerinde bulunan yaklaşık 11 bin 500 çiçekli bitki türünün 9 binden fazlasının Türkiye’de bulunduğunu belirterek konuşmasına başlayan CarrefourSA Gıda Kategori Genel Müdür Yardımcısı Ayşin Işıkgece, şunları dile getirdi:

“Dünyada bilinen 22 arı ırkının beşine ev sahipliği yapan Anadolu, sahip olduğu flora ile de binlerce yıldır bal denince akla gelen sayılı coğrafyalardan biri olarak karşımıza çıkıyor. Bu çerçevede ülkemizde arı ırkının devamını sağlamak ve kaliteli balın üretimini desteklemek amacıyla Adana, Ardahan ve Kars’ta “Arı Varsa Hayat Var” projesini başlattık. Proje kapsamında öncelikle Adana’yı seçtik çünkü Adana’da doğan, Adanalı bir marka olan Sabancı Holding’in perakende markasıyız. Bir diğer tercihimiz Ardahan oldu. Çünkü Ardahan Balı, ülkemizde coğrafi işaret tesciline sahip nadir ballardan biri olarak karşımıza çıkıyor. Kars ise sahip olduğu zengin bitki örtüsü ve dünyanın sayılı ana ırklarından biri olan Kafkas Arı Irkı’na ev sahipliği yapmasıyla doğru ve kaliteli bal için uygun şartlara sahip illerin başında geliyor. Özellikle Ardahan ve Kars’taki faaliyetlerimizle başta kırsal kalkınmaya, dolayısıyla da sürdürülebilir tarıma destek oluyoruz. Biyoçeşitliliği koruyarak işlenmeyen tarım alanlarının değerlendirilmesini sağlıyoruz. Böylelikle bölgeyi hareketlendirerek kalkınmasına katkı sağlayacağız, yeni istihdam imkânları oluşturularak bölgeye olan talebi artıracağız. Proje kapsamında bir sonraki adımımız dünya çam balının yüzde 80’inin üretildiği Muğla olacak. Böylelikle toplam bal üretimi 114 bin ton olan ve yıllık 2 milyar TL ciroya sahip ülkemizde dört koldan hem bal üretimini verimli hale getirerek artıracağız hem de zamanla yurt dışındaki Carrefour marketlerine Türk balı ihraç edebilir bir duruma geleceğiz.”

Ayşin Işıkgece: “Bu yıl 450 ton Bal Satıp 16 milyon TL Ciro Hedefliyoruz”

Arı Varsa Hayat Var projesi kapsamında tüketicilere doğru ve kaliteli bal sunmak amacıyla Adana, Ardahan ve Kars’ta 40’ı kadın olmak üzere 200 arıcıya toplam 20 gün teorik ve pratik eğitimler verdiklerini dile getiren Ayşin Işıkgece, şöyle konuştu:

“Ülkemizde arıcılık ve bal üreticiliği ile uğraşanların yaş ortalaması 50’nin üzerinde olduğu için bu mesleği genç nesillere aktarmak amacıyla eğitim verdiğimiz arıcıların 18 – 45 yaş arasında,  Arıcılar Birliği’ne bağlı ve en az 30 adet kovanları olmasına dikkat ettik. Daha çok erkek ağırlıklı bir meslek kolu olan arıcılık ve bal üreticiliğinde hem kadın istihdamını artırmak hem de balın yanı sıra polen – propolis – arı sütü gibi katma değerli ürünlerle daha fazla gelir elde edebilmelerini sağlamak amacıyla çalıştığımız arıcıların eşli olarak projeye katılmasına ya da arıcıların kadın olmasına önem verdik. Bir yandan eğitimler devam ederken diğer yandan da reyonlarımızdaki balları testlere tabi tuttuk. Bal ürünlerine dair kalite kontrol mekanizmamızı güçlendirdik. Bal üretiminin verimliliğini ve insan sağlığını gözeterek reyonlarımızda doğru ve kaliteli ballara yer veriyoruz. CarrefourSA olarak bu yıl toplam 450 ton bal satmayı ve 16 milyon TL ciro elde etmeyi hedefliyoruz. Hedeflediğimiz satış miktarının 160 ton ve 6 milyon TL cirosunun Carrefour markalı ballarımızdan elde edeceğimizi düşünüyoruz.”

Ayşin Işıkgece: “Arılar olmazsa, yalnızca dört yıl ömrümüz kalıyor”

İnsanlık tarihinin başlangıcından bu yana arıcılık ve bal üreticiliği faaliyetlerinin gerçekleştirildiğini, arı ırkının yaşamına devam etmesinin doğanın ve dolayısıyla da dünyanın devamlılığı için anahtar bir rol oynadığının altını çizen CarrefourSA Gıda Kategori Genel Müdür Yardımcısı Ayşin Işıkgece, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bilim insanı Albert Einstein’ın da belirttiği üzere arıların yeryüzünden kaybolmasıyla insanlığın yalnızca dört yıl ömrünün kalacağını unutmayalım.”

Muhsin Doğaroğlu: “Türkiye’de Kişi Başı Bal Tüketimi, 1,3 kg ile AB Ülkelerinin İki Katı”

 Prof. Dr. Muhsin Doğaroğlu da konuşmasında Türkiye’de arıcılık ve bal üreticiliği sektörüne ilişkin rakamlar ile CarrefourSA’nın Arı Varsa Hayat Var projesi kapsamında arıcılara verilen eğitimler ve balda doğru bilinen yanlışlara değindi.

Doğaroğlu, şunları dile getirdi:

“Toplam 7,8 milyon kovanın bulunduğu ülkemizde 600 bin kişi, bu sektörden ekmek kazanıyor. Dünyanın üçüncü bal üreticisi olan ülkemizde kişi başı yıllık bal tüketimi, 1,3 kilogramla AB ülkelerine oranlara neredeyse iki katı fazladır. Ancak bu sektörün en önemli sorunlarının başında kovan başına verimlilik geliyor. Arıcılara verdiğimiz eğitimlerle, geleneksel arıcılık yöntemleri yerine modern teknik arıcılık yöntemlerinin kullanılmasını sağlayarak mevcut verimliliği artırmayı hedefliyoruz. Bu vesileyle CarrefourSA’nın başlattığı Arı Varsa Hayat Var projesi kapsamında Adana, Ardahan ve Kars’taki arı üreticilerine yalnızca doğru bal üreticiliği değil, propolis – polen – arı sütü gibi farklı ürünlerin nasıl üretileceğini, bugün 14 kilogram kovan verimliliğini doğru yöntemlerle Kanada veya Avrupa ülkelerinde olduğu üzere 50 – 60 kilogram seviyesine nasıl çıkarabileceklerini, ilaç kullanmadan zararlılarla nasıl mücadele edileceğini, kovanın devamlılığı için önemli olan doğru kışlatma şartları ve en önemlisi de arının dolaştığı yerlerdeki hijyen şartlarının ne olması gerektiğini anlattık.”

Muhsin Doğaroğlu: “Üreticisini bildiğiniz, kalitesine güvendiğiniz balları tüketin”

“Şekerle yapay olarak üretilen, şeker eklenen veya bal üretim döneminde çiçek nektarı yerine şekerle beslenen arının ürettiği bal doğru bal değildir” diyen Prof. Dr. Muhsin Doğaroğlu, sözlerini şöyle tamamladı:

“Arı, yalnızca bal yapmadığı kış mevsiminde uygun şekilde ve miktarda şekerle beslenebilir. Fakat bal ürettiği dönemde nektar yerine şekerle beslenirse o bal, doğal balın sahip olduğu sağlık faydalarını sunmaz sadece bir şeker karışımı olur. Bu şekilde tağşişe uğramış sahte balı gözle, tadarak veya tüketicinin uygulayabileceği başka yöntemlerle ayırt etmesi mümkün değildir. Doğru ve sahte bal ayrımı laboratuvar ortamında ileri teknoloji ile üretilmiş ekipmanlarla yapılan analiz sonuçlarına göre uzman kişilerce yapılabilir. Genel olarak 2 yıl raf ömrü bulunan bal, oda sıcaklığında ve ışık görmeyen bir ortamda saklanabilir. Bal doğası gereği bu süreçte kristalleşebilir. Kristalize balın olduğu gibi tüketilmesi faydalıdır. Fakat mutlaka sıvı olarak tüketilmesi isteniyorsa kristalleşen bal şişesi ile 40 derece santigradı geçmeyen sıcaklıktaki bir su içine oturtularak tekrar eritilip rahatlıkla tüketilebilir.”

ÖNCE ÇOCUK SERGİSİ WATERGARDEN İSTANBUL’DA

Anadolu Yakası’nın  yaşam merkezi Watergarden İstanbul, son yıllarda sayıları hızla artan çocuk istismarı vakalarına dikkat çekmek için  UCİM Saadet Öğretmen Çocuk İstismarı ile Mücadele Derneği işbirliği ile gerçekleşen Önce Çocuk sergisini hayata geçirdi.

Watergarden İstanbul’un istismara  maruz kalan çocukların rehabilitasyonu ve istismarı önlemek için başlattığı iyilik hareketine sanat ve spor dünyasının yıldız isimleri kendileri için büyük manevi değeri olan eşyalarını bağışlayarak destek oldular. Bağışlanan eşyalar önceki gün açılışı yapılan Önce Çocuk sergisi kapsamında satışa çıktı. İş, sanat, spor ve cemiyet hayatından ünlü simaların katıldığı açılışta bağışlanan eşyalara da ilgi büyüktü.

Coca Cola şişelerini yiyebileceğiz

 

Ünlü içecek devi Coca Cola yenilebilir şişe üzerinde çalışmalara başladı.  Coca Cola Yönetim Kurulu Başkanı Muhtar Kent, bitkiden imal edilen yenilebilen şişe üzerinde çalışmalarına hız verdiklerini söyledi.  Muhtar Kent, “Dünyadaki ilk bitki şişesini yaptık. Şeker kamışı atığından oluşturulan şişeler üretmeyi başardık. Bu şirket içinde oluşturulan bir fikir değildi. Hindistan‘da ortaklarımızdan biri söyledi bu fikri… Şu anda insanların içeceğini içip, paketini yiyebileceği bir şişe üzerinde çalışıyoruz” dedi.

Çocuklara destek için 26 Nisan’da Watergarden İstanbul’da buluşuyoruz

Watergarden İstanbul’un geçtiğimiz haftalarda başlattığı iyilik hareketine ilgi her geçen gün artıyor.

Yeşilçam’ın üstatları Filiz Akın ve Hülya Koçyiğit de başlatılan iyilik hareketine destek olan isimler arasında yerini aldı.

Bugüne kadar sayısız filmde rol almış Türk sinemasının üstadı Hülya Koçyiğit sanat hayatının 50. Yılı kutlamalarında giydiği özel ceketini çocuklara armağan ederken; güzelliği ve zarifliği ile Yeşilçam’ın gözde oyuncularından Filiz Akın boynundan çıkarmadığı fularını çocuk istismarına dur demek için bağışladı.

Hülya Koçyiğit ayrıca “Yeryüzünün melekleri, geleceğimizin umutları ve en kıymetlilerimizin hayatlarına ve bedenlerine dokunan kirli elleri lanetliyorum. Hemen her gün duyduğumuz ve insanlığımızdan utandıran haberler karşında, endişelerim de her geçen gün artıyor. O kirli ellerin, ruhunu kaybetmiş, insanlıktan çıkmış bu yaratıkların cezalarını en ağır şekilde bulmalarını diliyorum. Bu konuda, bir sanatçı olarak üzerime düşen ne varsa yapmaya hazırım.” Mesajını verdi

26 Nisan’da Watergarden İstanbul’da açılacak Önce Çocuk Sergisi kapsamında satışa çıkacak eşyalardan elde edilecek gelir UCİM Saadet Öğretmen Çocuk İstismarı ile Mücadele Derneği’ne aktarılacak.

Ipsos “Hane Tüketimi Yılın İlk Aylarını Olağan ve Durağan Geçirdi”

Dünyada önemli ama ekonomisi üretimden çok tüketimle dönen ülkeler için daha da önemli başlıklar olan hızlı tüketim ve hane tüketimi… Bu başlıkların düzenli ölçümlemeleri ve her ay ortalama oranları, yıllık trendleri incelendiğinde; hanelerin her ay tüketimin ortalama olarak ne kadar para harcadıklarını, bu harcama ile neler yapıldığını gösterir. Hane başı tüketim harcamaları; ülkenin yaşam standardını, ekonominin yapısını ve ülkede iş yapmak, yatırım yapmak isteyenlere yol gösterir.

Ülkemizde bu konuyu uzun yıllardır en geniş hane kapsamında yıllardır inceleyen Ipsos araştırma şirketi yaklaşık 16.000 hane üzerinden verilerle bu nabzı düzenli olarak okuyor. Öyle ki; 1999’dan bu yana geriye dönüp yukarıda belirttiğimiz değerlendirmeleri görebilmek için trendlere bakılması bile yeterli. Ipsos Hane Tüketim Endeksi Raporu’na göre Ocak ayında Toplam Hızlı Tüketim Ürünleri harcaması Aralık ayına kıyasla cirosal olarak artış göstermedi. Yılın ilk aylarındaki harcamaların geçen aya göre ciddi artış göstermemesi, hızlı tüketim harcamalarında olağan olarak değerlendiriliyor. Geçen yılın aynı dönemine göre ise hane harcamalarında %19’luk bir artış görülüyor. Bu artışta ise aradan geçen 12 aylık süreçteki fiyat artışlarının etkisi oldukça yüksek…

Asıl artışı anlamak için sabit fiyatlar ile harcamalara bakıldığında; harcama artışının %8 olarak gerçekleştiği görülüyor. Bu artış ise en çok, hanelerin alışveriş sıklığındaki artıştan kaynaklanıyor. Bu süreç artan indirim marketlerinin yarattığı doğal bir artış olarak değerlendirilebilir.

Harcama dağılımına bakıldığında ise; geçen yıla göre daralan bir perakende kanalı görülmemekle birlikte genel artış üzerinde yine en çok İndirim Marketleri, Kasaplar, Açık pazarlar görülürken, e-ticaret de etkisinin yüksek olduğu bir diğer satış kanalı olarak öne çıkıyor.

Hanelerin alışveriş davranışlarında Aralık ayının diğer normal bir aya göre daha hareketli geçmesi gibi bir durum söz konusudur. Tabi ki bu alışverişçiye sunulan promosyon ve kampanyalarla da alakalı bir durumdur. Bu sebepten dolayı Ocak ayı evdeki stok veya ürün sayısının daha yüksek olduğu aydır.

Harcama artışı genel gıda ürünlerinde ortalama altında kalırken et- et ürünleri, yağlar ve atıştırmalıklar fiyat artışının da üzerinde büyüme gösterdi. Kişisel bakım ve temizlik ürünleri de yine hane harcamasının arttığı diğer kalemler oldu.

 

Türk dostu Droghena kasabası


Droghena İrlanda’nın bir liman kasabası. Bu kasabayı Türkler için özel kılan 1845 yılında yaşanan kıtlık döneminde Osmanlı İmparatorluğu’nun cömert yardımıdır. İrlandalıları bu cömert ve insani yardım o kadar çok etkilemiş ki, yıllara sonra bile aynı duygularla hatırlıyorlar. Bizi sevgi ve saygı ile anan bu 40 bin nüfusluk kasabayı sizler için gezdik. Türklere gösterilen sevgiye yerinde şahit olmak istedik.
İrlanda’nın başkenti Dublin ‘de tatil planınız varsa Droghena kasabasını tura eklerseniz Türklerinde bu dostluğa ve sevgiye kayıtsız olmadığını göstermiş olursunuz.
Duplin’den Droghena kasabası nerdeyse günün her saati tren bulabilirsiniz. Kasaba denilince çokta ufak bir bölge aklınıza gelmesin. Liman kasabası olması nedeniyle hayli hareketli… St. Laurence kapısı , Mellifont Abbey öreni görülmeye değer tarihi yerleri. İrlanda denilince akla ilk gelenler arasında meşhur İrish Publardır. Droghena’da birbirinden geleneksel publar bulunmakta. Konaklama konusunda zorluk çekmeyeceğiniz bir bölge. Otel sayısı hayli fazla… Otel değil bir ev sıcaklığı arıyorsanız, bir İrlanda evine konuk olarak kalma şansınızda var. Günlük veya haftalık olarak evlerinin bir odasını kiraya veren İrlandalı aileleri hatırı sayılır sayıda. Unutmada tatilinizi Droghena United FC kulübünün maçına denk getirmeyi unutmayın.
Trabzonspor kardeş takımı Droghena
Drogheda United futbol takımı 1975 yılında kuruldu. İrlanda Birinci Ligi’nde mücadele eden takımın oyuncularına “Türkler” deniyor. Özellikle 2005 yılından bu yana form grafiği giderek yükselen takım 2007 yılında ilk kez İrlanda futbol ligi şampiyonluğunu da kazanarak tarihi bir başarıya imza attı. Logosunda Drogheda şehrinin simgesinde de yer alan ay yıldızı barındıran takım, Trabzonspor’un renklerini taşıyor. Bu nedenle yakın bir zamanda bu Türk kulübü ile kardeş takım olma kararı da aldı.

Tarihçesi:
Bir milyon kişi öldü
1845 yılında, Avrupa’da ortaya çıkan yiyecek sıkıntısı çok geçmeden, o yıllarda İngiltere’nin sömürgesi olan İrlanda’yı da etkiler. Umutlarını, patatese bağlayan İrlandalılar, bir süre sonra daha esaslı bir kâbusa uyanırlar. Tarlaları etkisi altına alan bir virüs, ürünün çürümesine ve bütün halkın böylece perişan olmasına yol açar. Açlık ve beraberinde gelen salgın hastalıklar, bir milyona yakın İrlandalı’nın ölmesine, aşağı yukarı aynı oranda insanın da yerlerinden yurtlarından ayrılmalarına neden olur.
Bugün başta Amerika olmak üzere, çeşitli ülkelerdeki İrlandalı ailelerin önemli bir kısmını, o yıllarda ülkelerinden göç edenlerin oluşturduğu bilinir.
Büyük felaketin karanlık gölgesinde yardım çığlıkları atan ülke halkının sesini ise, çok uzaklardan duyanlar olur.
Kraliçenin kompleksi
Dönemin Osmanlı Sultanı I. Abdülmecit, felaketi öğrendiğinde, İrlanda’ya 10 bin sterlin göndermek üzere girişimlerde bulur. Ne var ki İngiltere Kraliçesi Viktorya, ülkesi topraklarında yaşanan dram için ancak iki bin sterlin ayırabilmiştir.
Elbette mevzu bahis, “devletin onurunu” korumak olduğunda, insanların sefalet çekip açlıktan ölmeleri ikinci planda kalmaktadır!
Büyük Britanya için “Üzerinde güneş batmayan ülke” tanımını ilk kez Viktorya’nın kullandığı bilinir. Onun “aydınlık ülkesinde” yaşananlar ise, tüm çıplaklığıyla görülür.
Osmanlı İmparatorluğu’nun ağırlığı altında ezilmek istemeyen kraliçe, bu nedenle İstanbul’daki İngiliz elçisi aracılığıyla Abdülmecit’ten yapacağı yardım miktarını azaltması için ricacı olur. Sultan, şaşırsa da çaresiz bir biçimde İrlanda’ya gönderilecek parayı bin sterline düşürür.
Bununla birlikte sultan yardımını, Britanya’ya doğru yola çıkardığı ambarları tıka basa tahılla dolu üç gemiyle pekiştirmeyi düşünecektir. Fakat Abdülmecit’in bu girişimi de İngiltere Hükümeti tarafından engellenmek istenir. Gemilerin ülkenin Dublin ve Belfast gibi büyük limanlarına girmelerine izin verilmez.
Hükümeti dinlemediler
İrlanda’ya yardım gemileriyle birlikte yola çıkan heyet, bu inanılmaz tutum karşısında inisiyatif alır. Tahılla dolu çuvallar, her ne pahasına olursa olsun sahiplerine teslim edilecektir! Gemiler böylece rotalarını değiştirip kuzeye doğru yönelerek, tüm tehdit ve engelleme çabalarına rağmen Drogheda Limanı’na yanaşmayı başarırlar.
İrlandalıların, kendilerine ihanet eden yöneticilerine karşın, hiç tanımadıkları bir milletten yardım görmelerine akıl sır erdiremedikleri muhakkaktır. Öte yandan bu şaşkınlık kısa zamanda minnet duygularına dönüşür. Gemilerin kaptan ve tayfaları, bugün otel olarak hizmet veren dönemin belediye binasının üst katında ağırlanırlar.
Ay yıldızın sırrı
Ambarları boşalan gemiler, birbirlerine sarılan İrlandalılar tarafından mutluluk gözyaşları ve şükran duygularıyla uğurlanır.
Türklerin gidişinden birkaç gün sonra, şehrin girişindeki mütevazı Droghade kalesinin burçlarından, onların gemilerinde dalgalanan bayrağa benzer bir flama sarkıtılır.
İşte Drogheda United takımının amblemindeki ay yıldızın sırrı da buradadır.

Nişantaşı’nın yepyeni bir mekanı: Milano Gourmet

Nişantaşı’nın kalbinde yer alan MİLANO GOURMET projesinin Genel Müdürlüğü’nü daha önce Vogue, Zuma ve Frankie İstanbul’da yöneticilik yapan Serdar Kömbe yürütüyor. Servis ekibinin başında ise Beymen Brasserie ve Frankie İstanbul’dan tanıdığımız Rasim Usta bulunuyor.

Sabah saat 09.00 itibariyle kahvaltı ile başlayan, gün boyu devam eden kaliteli yemek, şarap ve kokteyllerin çok uygun fiyatlar ile sunulduğu mekan, aynı zamanda alt katında yerli ve yabancı şarküteri ürünleri, ithal bira çeşitleri, yerli bağlardan Chateau Petrus’a kadar uzanan her keseye uygun şarap kavının yer aldığı ‘Gourmet Store’ ile de Nişantaşı’nda önemli bir boşluğu dolduruyor. Mekanın motto’su ise ‘Ulaşılabilir Lüks’…

MİLANO GOURMET, Klasik İtalyan mutfağının sevilen yemeklerinden oluşan mönüsü, yerli ve yabancı şarap çeşitleri bulunan zengin ve üst düzey servisi ile geçtiğimiz aydan itibaren hizmet vermeye başladı. Mekan yemek için olduğu kadar, hafta sonu sabah kahvaltıları, iş çıkışı buluşmaları, öğle ve akşam yemekleri için ideal.

MİLANO GOURMET, şehrin alışveriş, sanat ve moda dünyasının kalbi olan Nişantaşı’nda İtalyan mutfağını, seçkin bir kav ve en üst düzeyde hizmet kalitesi ile sunuyor. Keyif ya da iş odaklı öğle ve akşam yemekleri için ideal. Akşam ise barda tecrübeli mixologist’lerin hazırladığı kokteyller ile farklı tatları tecrübe edebilirsiniz. Haftanın beş akşamı akşamüstünden itibaren DJ eşliğinde barda keyifli saatler geçirebilirsiniz. MİLANO GOURMET mutfağı ise tanıdık bir isme emanet: Rıdvan Koçaslan. 20 yıldan uzun süredir Da Mario, Gina gibi Türkiye’nin önemli İtalyan restoranlarında Executive Chef olarak görev yapmış olan Koçaslan, bilgi ve tecrübesini mönüye yansıtıyor.