Çocuklara destek için 26 Nisan’da Watergarden İstanbul’da buluşuyoruz

Watergarden İstanbul’un geçtiğimiz haftalarda başlattığı iyilik hareketine ilgi her geçen gün artıyor.

Yeşilçam’ın üstatları Filiz Akın ve Hülya Koçyiğit de başlatılan iyilik hareketine destek olan isimler arasında yerini aldı.

Bugüne kadar sayısız filmde rol almış Türk sinemasının üstadı Hülya Koçyiğit sanat hayatının 50. Yılı kutlamalarında giydiği özel ceketini çocuklara armağan ederken; güzelliği ve zarifliği ile Yeşilçam’ın gözde oyuncularından Filiz Akın boynundan çıkarmadığı fularını çocuk istismarına dur demek için bağışladı.

Hülya Koçyiğit ayrıca “Yeryüzünün melekleri, geleceğimizin umutları ve en kıymetlilerimizin hayatlarına ve bedenlerine dokunan kirli elleri lanetliyorum. Hemen her gün duyduğumuz ve insanlığımızdan utandıran haberler karşında, endişelerim de her geçen gün artıyor. O kirli ellerin, ruhunu kaybetmiş, insanlıktan çıkmış bu yaratıkların cezalarını en ağır şekilde bulmalarını diliyorum. Bu konuda, bir sanatçı olarak üzerime düşen ne varsa yapmaya hazırım.” Mesajını verdi

26 Nisan’da Watergarden İstanbul’da açılacak Önce Çocuk Sergisi kapsamında satışa çıkacak eşyalardan elde edilecek gelir UCİM Saadet Öğretmen Çocuk İstismarı ile Mücadele Derneği’ne aktarılacak.

Ipsos “Hane Tüketimi Yılın İlk Aylarını Olağan ve Durağan Geçirdi”

Dünyada önemli ama ekonomisi üretimden çok tüketimle dönen ülkeler için daha da önemli başlıklar olan hızlı tüketim ve hane tüketimi… Bu başlıkların düzenli ölçümlemeleri ve her ay ortalama oranları, yıllık trendleri incelendiğinde; hanelerin her ay tüketimin ortalama olarak ne kadar para harcadıklarını, bu harcama ile neler yapıldığını gösterir. Hane başı tüketim harcamaları; ülkenin yaşam standardını, ekonominin yapısını ve ülkede iş yapmak, yatırım yapmak isteyenlere yol gösterir.

Ülkemizde bu konuyu uzun yıllardır en geniş hane kapsamında yıllardır inceleyen Ipsos araştırma şirketi yaklaşık 16.000 hane üzerinden verilerle bu nabzı düzenli olarak okuyor. Öyle ki; 1999’dan bu yana geriye dönüp yukarıda belirttiğimiz değerlendirmeleri görebilmek için trendlere bakılması bile yeterli. Ipsos Hane Tüketim Endeksi Raporu’na göre Ocak ayında Toplam Hızlı Tüketim Ürünleri harcaması Aralık ayına kıyasla cirosal olarak artış göstermedi. Yılın ilk aylarındaki harcamaların geçen aya göre ciddi artış göstermemesi, hızlı tüketim harcamalarında olağan olarak değerlendiriliyor. Geçen yılın aynı dönemine göre ise hane harcamalarında %19’luk bir artış görülüyor. Bu artışta ise aradan geçen 12 aylık süreçteki fiyat artışlarının etkisi oldukça yüksek…

Asıl artışı anlamak için sabit fiyatlar ile harcamalara bakıldığında; harcama artışının %8 olarak gerçekleştiği görülüyor. Bu artış ise en çok, hanelerin alışveriş sıklığındaki artıştan kaynaklanıyor. Bu süreç artan indirim marketlerinin yarattığı doğal bir artış olarak değerlendirilebilir.

Harcama dağılımına bakıldığında ise; geçen yıla göre daralan bir perakende kanalı görülmemekle birlikte genel artış üzerinde yine en çok İndirim Marketleri, Kasaplar, Açık pazarlar görülürken, e-ticaret de etkisinin yüksek olduğu bir diğer satış kanalı olarak öne çıkıyor.

Hanelerin alışveriş davranışlarında Aralık ayının diğer normal bir aya göre daha hareketli geçmesi gibi bir durum söz konusudur. Tabi ki bu alışverişçiye sunulan promosyon ve kampanyalarla da alakalı bir durumdur. Bu sebepten dolayı Ocak ayı evdeki stok veya ürün sayısının daha yüksek olduğu aydır.

Harcama artışı genel gıda ürünlerinde ortalama altında kalırken et- et ürünleri, yağlar ve atıştırmalıklar fiyat artışının da üzerinde büyüme gösterdi. Kişisel bakım ve temizlik ürünleri de yine hane harcamasının arttığı diğer kalemler oldu.

 

Türk dostu Droghena kasabası


Droghena İrlanda’nın bir liman kasabası. Bu kasabayı Türkler için özel kılan 1845 yılında yaşanan kıtlık döneminde Osmanlı İmparatorluğu’nun cömert yardımıdır. İrlandalıları bu cömert ve insani yardım o kadar çok etkilemiş ki, yıllara sonra bile aynı duygularla hatırlıyorlar. Bizi sevgi ve saygı ile anan bu 40 bin nüfusluk kasabayı sizler için gezdik. Türklere gösterilen sevgiye yerinde şahit olmak istedik.
İrlanda’nın başkenti Dublin ‘de tatil planınız varsa Droghena kasabasını tura eklerseniz Türklerinde bu dostluğa ve sevgiye kayıtsız olmadığını göstermiş olursunuz.
Duplin’den Droghena kasabası nerdeyse günün her saati tren bulabilirsiniz. Kasaba denilince çokta ufak bir bölge aklınıza gelmesin. Liman kasabası olması nedeniyle hayli hareketli… St. Laurence kapısı , Mellifont Abbey öreni görülmeye değer tarihi yerleri. İrlanda denilince akla ilk gelenler arasında meşhur İrish Publardır. Droghena’da birbirinden geleneksel publar bulunmakta. Konaklama konusunda zorluk çekmeyeceğiniz bir bölge. Otel sayısı hayli fazla… Otel değil bir ev sıcaklığı arıyorsanız, bir İrlanda evine konuk olarak kalma şansınızda var. Günlük veya haftalık olarak evlerinin bir odasını kiraya veren İrlandalı aileleri hatırı sayılır sayıda. Unutmada tatilinizi Droghena United FC kulübünün maçına denk getirmeyi unutmayın.
Trabzonspor kardeş takımı Droghena
Drogheda United futbol takımı 1975 yılında kuruldu. İrlanda Birinci Ligi’nde mücadele eden takımın oyuncularına “Türkler” deniyor. Özellikle 2005 yılından bu yana form grafiği giderek yükselen takım 2007 yılında ilk kez İrlanda futbol ligi şampiyonluğunu da kazanarak tarihi bir başarıya imza attı. Logosunda Drogheda şehrinin simgesinde de yer alan ay yıldızı barındıran takım, Trabzonspor’un renklerini taşıyor. Bu nedenle yakın bir zamanda bu Türk kulübü ile kardeş takım olma kararı da aldı.

Tarihçesi:
Bir milyon kişi öldü
1845 yılında, Avrupa’da ortaya çıkan yiyecek sıkıntısı çok geçmeden, o yıllarda İngiltere’nin sömürgesi olan İrlanda’yı da etkiler. Umutlarını, patatese bağlayan İrlandalılar, bir süre sonra daha esaslı bir kâbusa uyanırlar. Tarlaları etkisi altına alan bir virüs, ürünün çürümesine ve bütün halkın böylece perişan olmasına yol açar. Açlık ve beraberinde gelen salgın hastalıklar, bir milyona yakın İrlandalı’nın ölmesine, aşağı yukarı aynı oranda insanın da yerlerinden yurtlarından ayrılmalarına neden olur.
Bugün başta Amerika olmak üzere, çeşitli ülkelerdeki İrlandalı ailelerin önemli bir kısmını, o yıllarda ülkelerinden göç edenlerin oluşturduğu bilinir.
Büyük felaketin karanlık gölgesinde yardım çığlıkları atan ülke halkının sesini ise, çok uzaklardan duyanlar olur.
Kraliçenin kompleksi
Dönemin Osmanlı Sultanı I. Abdülmecit, felaketi öğrendiğinde, İrlanda’ya 10 bin sterlin göndermek üzere girişimlerde bulur. Ne var ki İngiltere Kraliçesi Viktorya, ülkesi topraklarında yaşanan dram için ancak iki bin sterlin ayırabilmiştir.
Elbette mevzu bahis, “devletin onurunu” korumak olduğunda, insanların sefalet çekip açlıktan ölmeleri ikinci planda kalmaktadır!
Büyük Britanya için “Üzerinde güneş batmayan ülke” tanımını ilk kez Viktorya’nın kullandığı bilinir. Onun “aydınlık ülkesinde” yaşananlar ise, tüm çıplaklığıyla görülür.
Osmanlı İmparatorluğu’nun ağırlığı altında ezilmek istemeyen kraliçe, bu nedenle İstanbul’daki İngiliz elçisi aracılığıyla Abdülmecit’ten yapacağı yardım miktarını azaltması için ricacı olur. Sultan, şaşırsa da çaresiz bir biçimde İrlanda’ya gönderilecek parayı bin sterline düşürür.
Bununla birlikte sultan yardımını, Britanya’ya doğru yola çıkardığı ambarları tıka basa tahılla dolu üç gemiyle pekiştirmeyi düşünecektir. Fakat Abdülmecit’in bu girişimi de İngiltere Hükümeti tarafından engellenmek istenir. Gemilerin ülkenin Dublin ve Belfast gibi büyük limanlarına girmelerine izin verilmez.
Hükümeti dinlemediler
İrlanda’ya yardım gemileriyle birlikte yola çıkan heyet, bu inanılmaz tutum karşısında inisiyatif alır. Tahılla dolu çuvallar, her ne pahasına olursa olsun sahiplerine teslim edilecektir! Gemiler böylece rotalarını değiştirip kuzeye doğru yönelerek, tüm tehdit ve engelleme çabalarına rağmen Drogheda Limanı’na yanaşmayı başarırlar.
İrlandalıların, kendilerine ihanet eden yöneticilerine karşın, hiç tanımadıkları bir milletten yardım görmelerine akıl sır erdiremedikleri muhakkaktır. Öte yandan bu şaşkınlık kısa zamanda minnet duygularına dönüşür. Gemilerin kaptan ve tayfaları, bugün otel olarak hizmet veren dönemin belediye binasının üst katında ağırlanırlar.
Ay yıldızın sırrı
Ambarları boşalan gemiler, birbirlerine sarılan İrlandalılar tarafından mutluluk gözyaşları ve şükran duygularıyla uğurlanır.
Türklerin gidişinden birkaç gün sonra, şehrin girişindeki mütevazı Droghade kalesinin burçlarından, onların gemilerinde dalgalanan bayrağa benzer bir flama sarkıtılır.
İşte Drogheda United takımının amblemindeki ay yıldızın sırrı da buradadır.

Nişantaşı’nın yepyeni bir mekanı: Milano Gourmet

Nişantaşı’nın kalbinde yer alan MİLANO GOURMET projesinin Genel Müdürlüğü’nü daha önce Vogue, Zuma ve Frankie İstanbul’da yöneticilik yapan Serdar Kömbe yürütüyor. Servis ekibinin başında ise Beymen Brasserie ve Frankie İstanbul’dan tanıdığımız Rasim Usta bulunuyor.

Sabah saat 09.00 itibariyle kahvaltı ile başlayan, gün boyu devam eden kaliteli yemek, şarap ve kokteyllerin çok uygun fiyatlar ile sunulduğu mekan, aynı zamanda alt katında yerli ve yabancı şarküteri ürünleri, ithal bira çeşitleri, yerli bağlardan Chateau Petrus’a kadar uzanan her keseye uygun şarap kavının yer aldığı ‘Gourmet Store’ ile de Nişantaşı’nda önemli bir boşluğu dolduruyor. Mekanın motto’su ise ‘Ulaşılabilir Lüks’…

MİLANO GOURMET, Klasik İtalyan mutfağının sevilen yemeklerinden oluşan mönüsü, yerli ve yabancı şarap çeşitleri bulunan zengin ve üst düzey servisi ile geçtiğimiz aydan itibaren hizmet vermeye başladı. Mekan yemek için olduğu kadar, hafta sonu sabah kahvaltıları, iş çıkışı buluşmaları, öğle ve akşam yemekleri için ideal.

MİLANO GOURMET, şehrin alışveriş, sanat ve moda dünyasının kalbi olan Nişantaşı’nda İtalyan mutfağını, seçkin bir kav ve en üst düzeyde hizmet kalitesi ile sunuyor. Keyif ya da iş odaklı öğle ve akşam yemekleri için ideal. Akşam ise barda tecrübeli mixologist’lerin hazırladığı kokteyller ile farklı tatları tecrübe edebilirsiniz. Haftanın beş akşamı akşamüstünden itibaren DJ eşliğinde barda keyifli saatler geçirebilirsiniz. MİLANO GOURMET mutfağı ise tanıdık bir isme emanet: Rıdvan Koçaslan. 20 yıldan uzun süredir Da Mario, Gina gibi Türkiye’nin önemli İtalyan restoranlarında Executive Chef olarak görev yapmış olan Koçaslan, bilgi ve tecrübesini mönüye yansıtıyor.