İstanbullular bu yaz en çok İstanbul’a yakın yerleri ve butik otelleri tercih etti

İstanbullular bu yaz en çok İstanbul’a yakın yerleri ve butik otelleri tercih etti

Pandemi, bu yılki tatil alışkanlıklarımızı da değiştirdi. İstanbul’a yakın yerler ve adalar bu yazın en popüler destinasyonları oldu. Geçtiğimiz yıllarda ortalama yedi gün olan tatil süresi, bu yıl ortalama beş güne indi. Tatile en çok çıkan kesim ise 25-35 yaş arası gençler oldu.

En çok 25-35 yaş arası gençlerin uçak bileti satın alırken, Bu yaş grubunu 18-24 yaş arası gençler izledi. Uzun bir süre sokağa çıkma yasağı uygulanan 65 yaş üstü vatandaşların ise uçak bileti satın alma oranı yalnızca yüzde 2 oldu.

Geçtiğimiz yıllarda yazın gidiş dönüş ortalama yedi günlük bilet satın alınırken, bu yaz Kurban Bayramı haftası dışında gidiş dönüş ortalama beş günlük bilet aldı. Uçak ve otobüs biletlerinde İstanbul, Ankara, Antalya, Adana, Trabzon ve Diyarbakır başı çekerken uçak biletinde ortalama bilet fiyatı 400 TL, otobüste ise 154 TL oldu.

Enuygun.com

Emirates’in uçuş ağı 81 şehre çıktı

Emirates’in uçuş ağı 81 şehre çıktı

Emirates, Eylül’den itibaren Gana’nın Accra ve Fildişi Sahili’nin Abidjan şehirlerine uçuşları yeniden başlatacağını duyurdu.

Bu iki uçuş noktasının eklenmesiyle birlikte, Emirates’in Afrika’da hizmet verdiği toplam şehir sayısı 11’e çıkmış olacak. Aynı zamanda bu iki şehirle birlikte havayolu şirketinin yolcu uçuş ağı Eylül ayında 81 destinasyona ulaşmış olacak. Havayolu, yolcu talebini karşılamak için yolcu operasyonlarını güvenli şekilde ve kademeli olarak sürdürerek dünyanın dört bir yanındaki yolculara Dubai ve Dubai üzerinden seyahatler için daha da fazla bağlantı sunacak.

Dubai’den Accra ve Abidjan’a haftada üç kez yapılacak olan uçuşlar bağlantılı seferler olacak. Emirates Boeing 777-300ER ile gerçekleştirilecek olan uçuşlar için emirates.com.tr üzerinden veya seyahat acenteleri aracılığıyla rezervasyon yapılabilir.

Nusr-Et’ten Beyrut’a destek

Nusr-Et’ten Beyrut’a destek

Nusr-Et, Beyrut’ta meydana gelen talihsiz patlamanın ardından Lübnan halkına destek olmak amacıyla “Biz Bir Aileyiz” sloganıyla uluslararası bir yardım kampanyası başlattı.

Türkiye’den çıkan ve başarısı tüm dünyaya yayılan; 4 ülkede 22 restoranı ve 2 bin çalışanı ile hizmet sunan Nusr-Et, Beyrut’ta meydana gelen talihsiz patlamanın ardından Lübnan halkına destek olmak amacıyla “Biz Bir Aileyiz” sloganıyla uluslararası bir yardım kampanyası başlattı.

Dünyanın en köklü insani yardım kuruluşu Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Federasyonu üyesi olan Türk Kızılay iş birliğiyle başlatılan yardım kampanyasına Etiler Nusr-Et şubesinin  5 Eylül Cumartesi günü elde edilen tüm gelirleri bağışlandı.

Patlamada zarar gören Lübnan halkının yaralarının en kısa sürede sarılması için düzenlenen yardım kampanyasına dünyanın her yerinden bağış yapabilmek mümkün.

Yardım kampanyasına bağış için: www.kizilay.org.tr/weareafamily

İnternette çıkan haberler ve yazılar için cevap ve düzeltme hakkının kullanılması mümkün müdür?

İnternette çıkan haberler ve yazılar için cevap ve düzeltme hakkının kullanılması mümkün müdür?

Siz Değerli Okuyucularımızla internet sitelerinde hakkınızda çıkan haber ve yazılar ile ilgili bu haber ve yazı içeriklerinin yayından kaldırılması ve erişimin engellenmesinin mümkün olduğu hususunda bilgilerimizi paylaşmıştık. Bu ayki yazımızda da internette yayınlanan haber ve yazılara ilişkin cevap ve düzeltme hakkının kullanılmasının başka bir deyişle tekzip metninin yayınlanmasının mümkün olup olmadığını, böyle bir durumda neler yapılabileceğini paylaşacağız.


Gazete, dergi gibi yazılı basında hakkınızda kişilik haklarınızı ihlal edici veya gerçeğe aykırı haber veya yazı çıkmış olabilir. Bu haber ve yazıya karşı “masumluk karinesi” ve “kişilik haklarınız” nedeni ile cevap vermek veya yanlış belirtilen hususa ilişkin açıklamada bulunmak Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi gereğince en doğal hakkınızdır. Bu kapsamda da Basın Kanunu’n 14.maddesinde “Süreli yayınlarda kişilerin şeref ve haysiyetini ihlâl edici veya kişilerle ilgili gerçeğe aykırı yayım yapılması halinde, bundan zarar gören kişinin yayım tarihinden itibaren iki ay içinde göndereceği suç unsuru içermeyen, üçüncü kişilerin hukuken korunan menfaatlerine aykırı olmayan düzeltme ve cevap yazısını; sorumlu müdür hiçbir düzeltme ve ekleme yapmaksızın, günlük süreli yayınlarda yazıyı aldığı tarihten itibaren en geç üç gün içinde, diğer süreli yayınlarda yazıyı aldığı tarihten itibaren üç günden sonraki ilk nüshada, ilgili yayının yer aldığı sayfa ve sütunlarda, aynı puntolarla ve aynı şekilde yayımlamak zorundadır. / Düzeltme ve cevapta, buna neden olan eser belirtilir. Düzeltme ve cevap, ilgili yazıdan uzun olamaz. Düzeltme ve cevaba neden olan eserin yirmi satırdan az yazı veya resim veya karikatür olması hallerinde düzeltme ve cevap otuz satırı geçemez. / Süreli yayının birden fazla yerde basılması halinde, düzeltme ve cevap yazısı, düzeltme ve cevap hakkının kullanılmasına sebebiyet veren eserin yayımlandığı bütün baskılarda yayımlanır. / Düzeltme ve cevabın birinci fıkrada belirlenen süreler içinde yayımlanmaması halinde yayım için tanınan sürenin bitiminden itibaren, birinci fıkra hükümlerine aykırı şekilde yayımlanması halinde ise yayım tarihinden itibaren onbeş gün içinde cevap ve düzeltme talep eden kişi, bulunduğu yer sulh ceza hâkiminden yayımın yapılmasına veya bu Kanun hükümlerine uygun olarak yapılmasına karar verilmesini isteyebilir. Sulh ceza hâkimi bu istemi üç gün içerisinde, duruşma yapmaksızın, karara bağlar. / Sulh ceza hâkiminin kararına karşı acele itiraz yoluna gidilebilir. Yetkili makam üç gün içinde itirazı inceleyerek karar verir. Yetkili makamın kararı kesindir.” şeklinde belirtilerek cevap ve düzeltme hakkının kullanılabilme koşulları belirlenmiştir. İlgili madde irdelendiğinde cevap ve düzeltme hakkının haber veya yazı içeriğinin kişilik haklarınızı ihlal etmesi veya gerçeğe aykırı olması halinde makul sınırlar ve amacı ile bağlantılı bir şekilde kullanılabileceği anlaşılmaktadır. Ancak malesef ki uygulamada bu maddenin uygulanması sanıldığı kadar kolay olmamaktadır. Bu husustaki mevcut dosyalar incelendiğinde, mahkemenin haberin veya yazının kişilik haklarınızı ihlal edip etmediği veya gerçeğe aykırı olup olmadığı dikkate alındığı ancak konunun “basın özgürlüğü” ve “kamunun bilgilendirilmesi” gibi ilkeler nedeni ile abartılı haber yapılmasının mümkün olabileceği noktasında tıkanmaktadır. Konunun mahiyetine göre de, kamuoyunu yakından ilgilendiren olaylar ile ilgili kimi zaman olumlu sonuç alınamamaktadır.

 

Burada kıstas olarak gözetilmesi gereken nokta ise, haberi yapan veya yazıyı yazan kişilerin tabiki de “basın özgürlüğü” ve “kamunun aydınlatılması ve bilgilendirilmesi” ilkeleri çerçevesinde haber yapmaları veya yazı yayınlanmaları olağandır. Ancak haber yapılır veya yazı yazılır iken metin içeriğindeki ifadelere son derece dikkat edilmesi gerekmektedir. Zira takdir ederseniz ki; hiçbir amaç ve gaye kişilik haklarınızı ihlal etmemelidir. Kişileri rencide etmeyen, toplum içindeki saygınlığını ve itibarını zedelemeyen ve gerçek olan durumu anlatan ifadelerin kurulması gerekmekte ve metin içeriğinin gerçeği yansıtıp yansıtmadığının belirsiz olması durumunda da bu hususun metin içeriğinde açıkça belirtilmesi gerekmektedir.

Ancak önemle vurgulamak gerekir ki; bu durumların gözetilmesine rağmen yapılan haber ve yayınlanan yazı ile ilgili cevap hakkının kullanılması kişinin en doğal hakkı olduğundan metin içeriği ile ilgili herhangi bir sıkıntı olmamasına rağmen de; Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi gereğince cevap verme hakkınızın her zaman olması gerekmektedir.

Peki, gazete ve dergi gibi yazılı basında Basın Kanunu gereğince belirli koşullarda cevap ve düzeltme hakkınızı kullanabildiğiniz gibi internette çıkan haber ve yazılarla ilgili de bu hakkı kullanmak mümkün müdür?

5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’da 06.02.2014 tarihinde yapılan değişiklikten önce; tıpkı yazılı basında (gazete, dergi vs.) hakkınızda çıkan haber ve yazılara karşı Basın Kanunu gereğince cevap ve düzeltme hakkının kullanılması yani tekzip metninizin yayınlanması yasanın 10.maddesi gereğince mümkün idi. 06.02.2014 tarihinde 5651 sayılı yasada değişiklik yapıldı ve önceki yazımızda belirtmiş olduğumuz içeriğin yayından kaldırılması ve erişimin engellenmesi hususlarına daha detaylı yer verildi. Ancak yapılan değişiklik ile cevap ve düzeltme hakkının düzenlendiği 10. maddenin kaldırılması ile internette çıkan haber veya yazılar ile ilgili cevap ve düzeltme hakkının kullanılması imkanı kaldırılmıştır. Bu sebeple, 06.02.2014 tarihinden önce olduğu gibi önce ihtar çekilip tekzip metninin yayınlanması talebinde bulunup sonra bu talebin yasal süresi içerisinde yerine getirilmemesi halinde mahkemeye başvurma imkanı kalmadığından, mahkemelere bu hususta yapılan talepler değişiklikten sonra reddedilmektedir. Kanaatimizce, her ne kadar kişilik haklarınızı ihlal eden veya gerçeğe aykırı olan haber veya yazı içeriklerinin yayından çıkartılmasını ve erişimin engellenmesi talep edilebilse de, kişinin bu internette çıkan haber ve yazıya karşı cevap verme hakkının her zaman olduğu kanaatindeyiz. İş bu sebeple; her ne kadar cevap ve düzeltme hakkını kullanmak amacı ile mahkemeye başvurma imkanınız ortadan kalkmış olsa da, haberi çıkartan ya da yazıyı yayınlayan ilgili kişilere iyiniyetle başvurarak cevap ve düzeltme hakkınızı kullanabileceğini; ancak ilgili kişinin bunu talebimizi reddetmemesi ya da sessiz kalması durumunda maalesef yasal bir başvuru imkanınızın olmadığını belirtmek isterim. Zira böyle bir durumda da; sizin konu ile ilgili bağımsız bir yazı veya röportaj yapmanızda herhangi bir hukuki engel bulunmadığından bu hakkınız her zaman saklı olacaktır.

Temennimiz ise; gerek haberlerin gerek hakkınızda paylaşılan yazıların ilgili kişilerin “kişilik haklarını” gözeterek tamamen kamunun bilgilendirilmesi amacı ve ölçüsü ile orantılı bir şekilde paylaşılması ve konu ile ilgili ismi geçen kişiler tarafından habere veya yazıya karşı cevap verilmek ya da bir hususun açıklanmak istenmesi halinde ilgili kişilerin de iyi niyet kuralları çerçevesinde bu cevaplarınızı ve açıklamalarınızı yayınlamalarıdır.

Av. Edip Önder – pausedergi@gmail.com

Zihinsel ve Duygusal Bağışıklık da Şart! 

Zihinsel ve Duygusal Bağışıklık da Şart!

İçinde bulunduğumuz bu dönem sadece olağanüstü bir dönem olmakla kalmadı aynı zamanda bütünün parçalarının birbirini nasıl etkilediğini çok somut bir biçimde gözler önüne serdi. Bir yol, bir tutum, bir tavır sahibi olmak için planlar yaparız, hedefler koyarız, niyetler oluştururuz. Gel gör ki, gündelik hayat tek kişilik değildir. Sadece kendi kararlarınız ve seçimlerimizden değil, bağlı olduğumuz tüm zincirden etkileniriz. Biz de başkalarını etkileriz. Hepimiz birbirimize bağlıyız.

Virüsle mücadelede bedensel bağışıklığın ne kadar önemli olduğunu ve neler yapmamız gerektiğini sanırım hepimiz öğrendik. Beslenme, uyku düzeni, sporun güçlü bağışıklık için önemi malum. Peki ya bu dönemde zihnimiz ve duygularımız ne alemde? Salgının yaygınlığının, sürecin belirsizliğinin, evde kalma zorunluluğunun, dünya ekonomisi üzerindeki etkilerinin bizde yarattığı duygular ve düşünceler neler? Kaygı, endişe, umutsuzluk, stres, depresyon, yalnızlık, belirsizlik endişesi, iç içe yaşam zorlukları gibi birçok yan etkiden söz ediyorum. Gözünüzü korkutmak gibi olmasın (!) ama bunlar karşımıza çıkması muhtemel sorunlar.

Salgın öncesi süregiden bir düzenimiz, bu düzenin içinde muhtemel ruhsal iyileşme araçlarımız vardı. Hayattaki inişler çıkışlara rağmen, alışıldık bir düzen içinde bunlarla baş edebilmek, yola devam edebilmek ve hareket etmek için nasıl motivasyon sağlayacağımız hakkında fikrimiz vardı. Dünya çapındaki bu salgın elbette bambaşka bir dinamik yarattı. Daha önce kullanmakta olduğumuz araçlardan uzaklaşmış veya aksine bunlara aşırı bağlanmış bile olabiliriz.

Evde kalma sürecini, ailemiz ile kaliteli zaman, hobiler, canlı yayınlar, eş dostla çevrimiçi görüşmeler gibi özlem duyduğumuz ve bize iyi gelen faaliyetlerle geçirdik. Hastalıkla mücadele edenlerin acılarını paylaşmanın yanı sıra, işin tatlı tarafını da sürdürebildik. Eh tabii bir noktada işe dönmek (fiilen veya evden), hayata karışmak gerekti! Virüs tehdidi devam ettiği halde, maskelerimizi takıp, gündelik hayatla tekrar kavuştuk.

Bu dönemi hastalıkla veya sağlıkla geçirebiliriz. Burada değinmek istediğim bedensel bağışıklık kadar önemi olan zihinsel ve duygusal bağışıklık. Zihin ve duygu sağlığımızı korumak, varsa hastalıklarımıza destek olmak nasıl mümkün olabilir? Biz koçlar ve enerjistler (enerji yani duygu bedeniyle çalışanlar) kişilere bu yönde destekleyici, tamamlayıcı, kimi (zihnimizde ve duygularımızda) birikmiş konuları dönüştürücü çalışmalar sunarız.

Birçok farkındalık ve dönüşüm aracı var. Ve her birimize farklı yöntemler iyi geliyor. Hatta yöntemler o andaki ruh halimize göre değişiklik gösterebiliyor. Bazen müzik dinlemek, hatta bağıran bağıra eşlik etmek iyi gelirken, bazen sadece sessizlikte kalmak olabilir ihtiyacımız. İhtiyacımızın farkında olmak, bize gereklilik olarak sunulan önermeler değil de gerçekten iyi geleceğini hissettiğimiz araçlar kullanmak, gerçek bir dönüşüm için kıymetli.

Yaşam enerjimizi korumak ve canlandırmak için, burada bulacağınız önerileri gündelik hayatın akışında kolaylıkla deneyebilirsiniz: doğal nefes egzersizleri, dua, meditasyon, doğayı izleme, doğadan esinlenme, okuma, müzik dinleme, iyi gelen paylaşımları takip etme, sosyal medyayı ölçülü ve verimli kullanma, zihnimizi, enerjimizi ve kalbimizi tüketen paylaşımlara kapılmama, ihtiyacı olanlara yardım etme, kendi yoluna odaklanma, gülümseme, gülümseyecek şeyleri fark etmeye çalışma, yeni fikirler üretme, sanatsal çalışmalar, yürüyüş… Günde birkaç dakika dahi olsa, durup, geri çekilip, farklı ve ezber bozan bir pratik tecrübe etmenin, o anda etkisi az gibi gelse de (ki o anda da çok iyi gelebilir), diğer günler sürdürdükçe ne kadar güçlü olduğunu fark edeceksiniz. Örnek olarak, her gün ellerimizi belki defalarca 20 saniye boyunca yıkıyoruz. Bu yıkamayı, en azından bir kaçını daha farkındalıkla yapabilirsiniz. Yıkadığınız elinize, cildinize, parmaklarınıza, suyun dokunuşuna, elinizin içinden akışına, sabunun köpürmesine odaklanarak, elinizi, suyu, sabunu tüm dikkatinizle ve duyularınızla fark ederek yapabilirisiniz bunu. Böylece o 20 saniyede dikkatinizi tamamen bu işleme yöneltmiş ve bir farkındalık egzersizi deneyimlemiş olursunuz. Hem dikkatinizi yöneltme ve geliştirme becerisi geliştirmiş olursunuz, hem de “mindful” bir yıkama yapmış olursunuz. Rutin olarak yapmakta olduğunuz gündelik bir eylemi veya size göre rutinin dışındaki, yukarıdaki pratiklerden arzu ettiklerinizi her gün bu şekilde, kısa sürede de olsa deneyimlemek zihninizde ve duygularınızda nasıl farklar yaratıyor? Dikkatinizi nasıl geliştiriyor? Diğer eylemlerinize nasıl etki ediyor? Dikkatinizi başka eylemlere, düşüncelere veya duygulara dağıtmaksızın, sadece o anda, oradaki eyleminize odaklanmak, telaş etmeden her yönüyle bunu deneyimlemek bir süre sonra sizde nasıl farklar yaratıyor? Bu tür çalışmalar ile yaşam enerjinizde, zihninizde ve duygu bedeninizdeki dönüşümü gözlemleyebilirsiniz.

Daha derin bir dönüşüm ihtiyacınız varsa bu dönemde rehberlik almak iyi olabilir. Birebir yapabileceğiniz koçluk veya şifa çalışmalarında endişeniz, korkunuz, kaygınızdan özgürleşmek, hafiflemek ve yolunuza odaklanmak için bir rehber eşliğinde ilerleyebilirsiniz. Bu tür rehberliklerde özenle, kişinin kendi hızında, kendi farkındalığı ve seçimiyle hareket etmek çok önemli. Unutmayın ki her deneyim kişiseldir, her anlam da kişiseldir. Rehberlerin görevi bu kişiselliğe ışık tutmaktır.

Kim bilir hangi öğrenmelerle çıkacağımız bu dönemde gözümüzü, kulağımızı ve kalbimizi, öncelikle kendimizde ve sonra da çevremizde sürmekte olan değişimi farketmeye vermek iyi bir başlangıç olacaktır. Kişisel gelişimin temel taşlarından biri, farklı durumlar karşısında, “hayatla dans edebilme” kaslarımızı geliştirmek. Hayatın iniş çıkışlarında fark etmeyi, nasıl ilerleyeceğini keşfetmeyi ve esneyerek devam etmeyi tarif eden bu koçluk terimi, özellikle böyle kontrolümüz dışında gelişen dönemlerde nasıl da anlam kazanıyor!

“Bir umuttur yaşatan insanı” demiş Bulutsuzluk Özlemi:) Bir umuttur yaşatan insanı! Hayat memat meselesi olmayan bir çok olaydan umutsuzluğa kapılmak mümkün olduğu gibi, geçim, yaşam, gelecek gailelerinin içinde umutlu olmak da mümkün. Dünyadaki bu olağan üstü hal her bir bireyi öyle ya da böyle etkiliyor. Daha da etkileyecek gibi. Bu ortaklaşa paylaşılan halden önce de dünyanın çeşitli yerlerinde türlü türlü dertler vardı. Var olmaya devam ediyor. Savaşlar, göçler, bizzat şahit olduğumuz insanlık dramları. Ama bu insanlar bu dra

mın özneleri, bizim gibi gözlemcileri değiller. Ve hep bir umutla yaşamı sürdürmeye çalışıyorlar. Bu kişilerden de ilham alarak, şu anda, burada yolumuza odaklanmak bizi zinde, olumlu ve umutlu hissettirecektir. Görüyoruz ki… İnsan umut besliyor. İnsan üretiyor. Üretmek zinde ve hoş tutuyor. İnsan mücadele veriyor. Yılmıyor. İnsan her durumun içindeki keyife, neşeye tutunuyor. Olağan üstü durumlara olağan üstü uyum sağlıyor. Farklı çözümler üretebiliyor. Değişebiliyor, dönüşebiliyor. Şakalaşıyor. Gülüyor. Hayat sürüyor.

Senem Tuğcuoğlu

Profesyonel Koç ve Enerjist

pausedergi@gmail.com

Sultanahmet Köftecisi’nden mahkeme kararına itiraz

Sultanahmet Köftecisi’nden Mahkeme Kararına İtiraz

Kuruluşunun 100. yılını kutlamakta olan Tarihi Sultanahmet Köftecisi-1920, marka ismini izinsiz olarak kullanan komşu işletme lehine verilen yerel mahkeme kararına itiraz etti.

1920 yılından beri Sultanahmet’te faaliyet gösteren tarihi işletme, hem üst tarafında hem de alt tarafta bulunan komşu dükkanların, marka isimlerini izinsiz kullanması üzerine ayrı ayrı dava açtı.

Üst taraftaki işletme, yerel mahkemenin verdiği kararın Yargıtay’da onanması üzerine tabelasını indirdi ve Tarihi Sultanahmet Köftecisi-1920’ye tazminat ödemeye mahkum oldu.

Aynı konudaki diğer davada ise yerel mahkeme olan İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi,  Yargıtay’ın emsal kararına aykırı olarak, “Sultanahmet Köftecisi’nin tarihe ve bölgeye mal olmuş bir ibare olduğuna, bu ibarenin tek bir sahib olmayacağına” karar verdi.

Tarihi Sultanahmet Köftecisi-1920 CEO’su Mert Tezçakın, karara İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi nezdinde itirazda bulunduklarını bildirdi.

Sultanahmet köftesinin, Tekirdağ köftesi, Akçaabat köftesi gibi yöresel bir ürün olmadığını, büyük dedesi Mehmet Seracettin Efendi tarafından 100 yıl önce keşfedilen bir lezzet oduğunu savunan Tezçakın, şunları söyledi:

“Sultanahmet Köftecisi markası da Tezçakın ailesine ait Elit Gıda Yemek ve İnsan Kaynakları Ltd. Şti’ye aittir. Patent Enstitüsü tarafından da tanınmış marka olarak onaylanmıştır. Sultanahmet Köftecisi markasını izinsiz kullanan onlarca işletmeye dava açtık, tamamı lehimize sonuçlandı. Sözkonusu dava da aynı anda iki komşu işletmeye açtığımız ikiz davalardan biridir. Üst komşu dükkan aleyhine açtığımız dava yerel mahkemede lehimize sonuçlandı. Dava karşı tarafın itirazı üzerine Yargıtay’a taşındı ve orada da onandı. İşletme Sultanahmet Köftecisi tabelasını indirdi, hatta tazminat bile ödedi. Aynı konuda diğer komşu işletme hakkıda açılan davanın bu şekilde sonuçlanmasını hayretle karşıladık. Elimizde Yargıtay’ın emsal kararı var. Bu karar doğrultusunda yerel mahkemenin verdiği kararın İstinaf Mahkemesi’nde bozulacağına inanıyoruz.”

EİB’ten Ağustos ayında 1 milyar 12 milyon dolarlık ihracat

EİB’ten Ağustos ayında 1 milyar 12 milyon dolarlık ihracat

Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) Ağustos ayında 1 milyar 12 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi. 2019 yılı Ağustos ayında 1 milyar 29 milyon dolar ihracata imza atmıştı. EİB’nin ihracatı 2019 yılı Ağustos ayına göre yüzde 1,7’lik azalma yaşadı.

Ağustos ayında Türkiye’nin ihracatı ise; yüzde 5,7’lik azalışla 12 milyar 463 milyon dolar şeklinde kayıtlara geçti.

Ocak-Ağustos döneminde 8 milyar 78 milyon dolarlık ihracata imza atan Ege İhracatçı Birlikleri, son 1 yıllık dönemde ise; 12 milyar 731 milyon dolar dövizi Türkiye’ye kazandırdı.

EİB bünyesindeki 12 ihracatçı birliğinin 8 tanesi Ağustos ayında ihracatını arttırmayı başarırken, 4 tanesi geçen yılki ihracat performansının gerisinde kaldı.

 

Tarım ihracatı yüzde 19 arttı

Ağustos ayında Ege İhracatçı Birlikleri’nden yapılan tarım ürünleri ihracatı yüzde 19’luk artışla 324,8 milyon dolardan, 385,1 milyon dolara yükseldi. EİB’nin son bir yıllık dönemde yaptığı tarım ürünleri ihracatı ise; yüzde 3’lük gelişimle 5 milyar 70 milyon dolara ulaştı.

Ege İhracatçı Birlikleri, Ağustos ayında 558 milyon dolarlık sanayi ürünleri ihracatı kayda alırken, Madencilik sektörünün ihracatı 69 milyon dolar oldu.

İhracatını en çok arttıranlar Hububat, Tütün, Yaş Meyve ve Tekstil

2020 yılında her ay ihracat rekorları kıran Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği, Ağustos ayında da ihracatını yüzde 53 arttırarak 45 milyon 125 bin dolar ihracata imza attı. Ege Tütün İhracatçıları Birliği yüzde 39’luk, Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği yüzde 27, Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği yüzde 22 ihracat artış hızı yakaladı.

Zirve konfeksiyon ve demir sektörlerinin

Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği ihracatını yüzde 13’lük artışla 128 milyon 9 bin dolara taşıdı ve EİB bünyesindeki 12 ihracatçı birliği arasında zirvedeki yerini sağlamlaştırdı.

Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği ise; 90 milyon 448 bin dolarlık dövizi Türkiye’ye kazandırarak zirve ortağı oldu.

Yaş Meyve Sebze ve Mamul İhracatı 1 milyar dolara koşuyor

2020 yılında her ay bir ihracat rekoru kıran Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği, Ağustos ayında ihracatını yüzde 27 arttırarak 85 milyon 411 bin dolara ulaştı. 2020 yılı sonu için 1 milyar dolar ihracat hedefleyen EYMSİB’in son bir yıllık ihracatı ise; 985 milyon 176 bin dolara tırmandı. EYMSİB, mevcut ihracat performansını sürdürdüğü takdirde Eylül ayında 1 milyar dolar hedefini yakalayacak görünüyor.

Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği, Ağustos ayında ihracatını yüzde 9’luk artışla 80 milyon 445 bin dolara yükseltti.

Tütün ihracatında yüzde 39’luk artış

Ağustos ayında ihracatını yüzde 39 arttırmayı başaran Ege Tütün İhracatçıları Birliği 69,3 milyon dolarlık dışsatım gerçekleştirdi.

Ege Maden İhracatçıları Birliği ise; ihracatta yüzde 10’luk azalma yaşadı ve 69 milyon dolar dövizi ülkemize kazandırdı.

Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Ağustos ayında ihracatını yüzde 6 arttırarak 50 milyon dolar ihracata imza attı.

Ege Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği 44 milyon dolar dövizi hanesine yazdırırken, Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği 17,7 milyon dolar ihracat gerçekleştirdi.

Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği 9,9 milyon dolar, Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği ise; 8.5 milyon dolar dövizi ülkemize kazandırdı.

Eskinazi: İhracatımız Pandemi öncesi seviyeleri yakaladı

Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, ihracatın pandemi öncesi seviyeleri yakaladığını Haziran ve Temmuz aylarından sonra Ağustos ayında da gösterdiğini kaydetti.

EİB bünyesindeki 12 İhracatçı Birliğinin 8 tanesinin ihracatını arttırmayı başardığının altını çizen Eskinazi, “EİB’den yapılan tarım ürünleri ihracatımız yüzde 19 artış gösterdi. Tarım ürünleri ihracatımız  son bir yılda 5 milyar 70 milyon dolara ulaştı. Sanayi ve madencilik sektörlerimizde de önümüzdeki aylarda toparlanma bekliyoruz” diye konuştu.

AB’nin payı yüzde 56’ya ulaştı

Ege İhracatçı Birlikleri’nin Ağustos ayında 176 ülkeye ihracat yaptığı bilgisini veren Eskinazi, EİB’nin en fazla ihracat yaptığı ilk 20 ülkeden, İngiltere, İspanya, Hollanda, Rusya, Belçika, İsrail, Polonya, Suudi Arabistan, İran, Yunanistan, Tunus, Romanya ve Hindistan’a ihracatta artış kaydettiklerini, Ağustos ayında Ege İhracatçı Birlikleri’nin Avrupa Birliği’ne ihracatının yüzde 7’lik artışla 564 milyon dolara çıktığını, EİB’nin toplam ihracatında AB’nin payının yüzde 56’ya çıktığını dile getirdi.

Küçük işletmelere can suyu vermeye devam

Küçük işletmelere can suyu vermeye devam

Metro Türkiye Öncülüğündeki “Küçük İşletmem İçin” projesi ile işletmelere 8 Milyon TL değerinde ürün ve servis desteği verdi.

Metro Türkiye’nin pandemi sürecinden etkilenen yeme-içme sektöründeki küçük işletmelere can suyu olmak üzere başlattığı “Küçük İşletmem İçin” Projesi ile toplam 1.500 işletmeye 8 milyon TL değerinde ürün ve servis desteği sağlandı.

Metro Türkiye, Gıda Kurtarma Derneği ve Dude Table iş birliğinde, Coca-Cola’nın ana partnerliği ve Unilever Food Solutions, Pepsico, P&G, Barilla, Orkide Yağ, Altınmarka, Reis Gıda, Dimes Türkiye, Upfield, Bursa Pazarı, Hekimoğlu Un, Dardanel ve Mikro Yazılım’ın destekleriyle hayata geçirilen proje kapsamında toplam 55 farklı şehirdeki 1500 işletmeye destek paketi teslimatları başladı. Projeyle birlikte HoReCa sektöründeki işletmelerde 10 bin kişilik istihdamın korunmasına ve 3 milyar TL’lik yerel ekonominin canlandırılmasına katkıda bulunulacak.

Divan Brasserie Beyoğlu kapılarını açıyor

Divan Brasserie Beyoğlu kapılarını açıyor

Divan Grubu, eşsiz tarihi yarımada manzarasına hakim konumda bulunan Divan Brasserie Beyoğlu’nda 7 Eylül itibariyle misafirlerini ağırlamaya başlıyor. Sosyal mesafe kurallarına göre oturma düzenleri yeniden tasarlanan Divan Brasserie Beyoğlu’nda Divan şeflerinin usta lezzetlerine canlı jazz performansı eşlik edecek.

Turizm ve yeme-içme sektörlerinde Türkiye’nin öncü şirketlerinden olan Divan Grubu çatısı altında hizmet veren Divan Brasserie Beyoğlu artırılmış önlemlerle birlikte genelgeler ile uyumlu olarak güvenli bir deneyim sunmak üzere tüm çalışmalarını tamamladı.

Dünyaca ünlü şeflerinin ellerinden çıkan gurme lezzetleri Canlı jazz performansının büyülü atmosferinde misafirleriyle buluşturan Divan Brasserie Beyoğlu, bu dönemde sosyal mesafeye uygun olarak tasarlanan oturma düzeni ve sunumuyla, konforlu ve güvenli bir deneyim sunacak.

Besler’e “TSE Covid-19 Güvenli Üretim Belgesi”

Besler’e “TSE Covid-19 Güvenli Üretim Belgesi”

Kuruluşundan bu yana gıda güvenliğini ve kalitesini ön planda tutan yağ sektörü firması Besler, TSE Covid-19 Güvenli Üretim Belgesi’ni de alarak gıda ve hijyen konusundaki güvenilirliğini bir kez daha tescilledi.

YILDIZ Holding çatısı altında faaliyet gösteren ve bünyesindeki Bizim Yağ, Teremyağ gibi güçlü markalarıyla yağ pazarının lideri olan Besler Gıda, Covid-19 tedbirleri kapsamında üretim tesislerinde alınması gereken tüm önlemleri eksiksiz bir şekilde yerine getirerek, Türk Standartları Enstitüsü (TSE) uzmanları tarafından verilen ‘TSE Covid-19 Güvenli Üretim Belgesi’ni almaya hak kazandı.