İGİAD Heyetinden Etiyopya Çıkarma yaptı

 

Türkiye İktisadi Girişim ve İş Ahlakı Derneği (İGİAD) heyeti, iş fırsatları ve ortak yatırım imkanlarını araştırmak için Etiyopya’da temaslarda bulundu.

İnşaattan tekstile, gıdadan telekomünikasyona farklı iş kollarından 21 iş adamının oluşturduğu heyet, Etiyopya Yatırım Komisyonu ve Etiyopya Ticaret Odası ve Sektör Birlikleri’ni (ECCSA) ziyaret ederek, ülke mevzuatı ve yatırım fırsatları hakkında bilgi aldı. Heyet, ülkedeki meslektaşlarıyla baş başa görüşmeler de gerçekleştirerek fikir teatisinde bulundu.

İş gezisinin ilk günü yapılan Büyükelçilik ziyaretinde T.C. Addis Ababa Büyükelçisi Fatih Ulusoy ülke hakkında bilgilendirmede bulundu. Ulusoy: “Etiyopya sömürge olmamış kendi dili ve medeniyetini sürdüren nadir bir ülke.” dedi. 180 civarında Türk firmasının 30.000 istihdam ile 2,5 milyar dolar yatırım yaptığı söylendi.

Etiyopya’nın Türkiye’nin öncelik verdiği ülkelerden biri olduğunu ifade den Ulusoy, “Türkiye olarak Afrika’daki yatırımlarımızı artırmak istiyoruz. Etiyopya, 2.5 milyar dolarla bizim Afrika’da en çok yatırımımız olan ülke.” diye konuştu.

Gözde tatil rotası Budva

Türk turistlere tanıdığı vizesiz seyahat imkânı, hava yolu ile kolay ulaşılabilir olması ve yakınlığı ile oldukça cazip hale gelerek Adriyatik sahillerinin en güzel yaz tatili şehirleri arasındaki yerini alan Budva, ziyaretçilerine hem doğal güzelliği hem eğlenceyi bir arada sunuyor. Gazella Turizm’in yurt dışı toptancı paket tur markası BinRota’nın hazırladığı Budva Tatil Turları, deniz-kum-güneş konseptinde tatil yapmak isteyenlere cazip alternatifler sunuyor.

2500 yıllık geçmişiyle Adriyatik’in en eski yerleşim yerlerinden biri olan Budva, son yılların en gözde tatil merkezleri arasında yerini aldı. 2006 yılında yapılan halk oylamasıyla Yugoslavya’dan bağımsızlığını ilan eden Montenegro’nun en gözde şehri Budva, surların içine kurulmuş bir kıyı şehri. 21 Mayıs 2018 itibarıyla Türk Hava Yolları tarifeli uçuşları ile başlayacak tatil paketleri Türk turistlere vizesiz seyahat imkânı sunuyor.

 

Mehmet Önen, “Dardanel ilk çeyrekte ihracatını ikiye katladı”

 

Dardanel Önentaş 2018 yılı ilk çeyrek rakamlarını açıkladı. Dardanel Önentaş 2018’in ilk 3 ayında cirosunu yüzde 22 artırırken, ihracatını yüzde 107’lik büyüme ile ikiye katladı. İlk 3 ayda 25 milyon TL’lik ihracat geliri sağlayan şirket, bu yılın sonunda 100 milyon TL’lik ihracat rakamına ulaşmayı hedefliyor.

Ton balığı sektörünün lider kuruluşu ve Türkiye’nin önemli sayıda kadın istihdamı yaratan firmalarından Dardanel Önentaş Gıda Sanayi A.Ş., 2018 yılının ilk 3 ayında ihracatını ikiye katlayarak Türkiye ekonomisine ciddi döviz geliri sağladı. 2018 ilk çeyrek finansal sonuçlarını açıklayan şirketin toplam cirosu geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 22 artarken, ihracatta yüzde 107’lik artışla rekora imza atarak 25 milyon TL’lik büyüklüğe ulaştı.

İskoçya’nın ünlü şefi Tony Singh İstanbul’a geldi

3 ay boyunca dünyaca ünlü şefleri ağırlayan Extra Gastronomy, serinin ikinci yemeğinde İskoçya’nın ünlü şefi Tony Singh’i ağırladı. İskoçya’ya özgü malzemeleri Güneydoğu Asya’nın zengin tatlarıyla harmanlayan, kraliyet nişanına sahip, İskoçya’nın en meşhur şeflerinden Tony Singh House of Brothers’da basına özel bir yemek hazırladı. Şefin gece için hazırladığı özel menüde geleneksel İskoç mutfağı ve Asyatik aromalar füzyonlanırken; yaratıcı sunumlar ve viskinin tat notaları da tabaklarda buluştu.

Polonya Krakow’da lezzet durakları

 

 

 

Restauracja Korsykanska

CORSE Restauracja Korsykanska, Krakow’un kalbinde küçük bir Korsika lezzet durağı. Akdeniz’in en güzel adasının mutfak ve kültürünü en iyi şekilde yansıtan rertoranın mutfağı Şef Peter Regucki’ye emanet.  Korsika yemekleri denilince farklı bir mutfak gibi düşünmeyin Fransız ve İtalyan mutfağının sentezlenmiş hali.  Yemeğini yerken arka fonda çalan Fransız müziği sizi mekanın  atmosferi fazlasıyla etkileycek.

Adres: Poselska 24, 31-002 Krakow, Polonya Telefon+48 12 421 62 73

Restauracja Jarema

Geleneseksel Polonya muftağının en iyi örneklerinin servis edildiği Restauracja Jarema, Şef Elzbieta Walczyk emanet. İki defa Michelin tarafında onure edilen restoran favori yemkeleri geyik etinden oluşmakta.

Adres: Plac Jana Matejki 5, 30-001 Krakow, Polonya Telefon+48 12 429 36 69

STUDIO Qulinarne

Yalınızca akşam servisinin yapıldığı restoranın Şefi Rafal Koziorzemski… STUDIO Qulinarne Şef Rafal haricinde dört ayrı şefle çalışıyor. Hangi şefin elinden yemek yemek istiyorsanız, rezervasyonunuzu ona göre yaptırın. Restoranda artı dört şef olunca hem mutfak zenginleşiyor, hemde rekabetin getirdiği mücadele, hizmet ve lezzet kalitesini artıyor.

Adres: Gazowa 4, 30-060 Krakow, Polonya  Telefon+48 12 430 69 14

Kogel Mogel

Yeni bir bakışla geleneksel Polonya yemeklerinin farklı sunumla tekrar hayat bulduğu Kogel Mogel restoran, atmosferi ile de dikkatinizi çekecek bir mekan. Kogel Mogel, dünyanın en iyi bağlarından gelen şarapları mekan duvarlarına yapılmış minik mahsenlerde sergiliyor. Yemek konusunda da kararsız kalırsanız, beklentinizi şefe iletirseniz, sizin damağınıza uygun yemeği size önerebiliyor yada yemekte ekleme ya da eksilme yapıyor.

Adres: Sienna 12, 31-041 Krakow, Polonya Telefon+48 12 426 49 68

 

Trattoria La Campana

Krakow’daki en eski sokaklarından, Episkopal Saray yakınında bulunan Trattoria La Campana restoran tarihi dokusu ile de çekim merkezi. Yazları zeytin ağaçları altında, güzel kokulu bitkiler eşliğinde yemek yeme imkanı bulurken, kış aylarında mahseni andıran kırmızı tuğlalarla örülmüş kapalı mekanda hizmet veriyorlar.  İtalyan mutfağı olduğunu mutfaktan gelen baharatların kokusundan anlayabiliyorsunuz.  İtalyan mutfağını sevener için ideal bir mekan.

Adres: Kanonicza 7, 31-000 Krakow, Polonya Telefon+48 12 430 22 32

 

“20 Soruda Ben” Fulya Gündoğdu

1-Savurganlık yaptığınız olur mu? Hayatınızda havalı gösterişli ama “bu benim ilk savurganlığım” diyebileceğiniz ne var?

  • Hiç tarzım olmayan ve tasvip de etmediğim birşey. Bu bilinç ile büyütüldüm.

2-Kendinle yüzleşir misin?

Sık sık ama bunu çok abartmamaya çalışıyorum . Aksi takdirde kendimi acımasızca eleştirirken buluyorum.

3-Keşke yapsaydım dediğiniz oldu mu? Ne için düşündünüz?

  • Hayatımda hiç bir zaman keşke demedim. Her zaman ne olduysa vardır bir sebebi derim ve kendime ders çıkartırım.

4-İnsanlar üzerinde nasıl bir etki bıraktığınızı düşünüyorsunuz

  • Olumsuz bir etki yarattığımı düşünmüyorum. Ama tabii aksini düşünenler de olabilir. Bazen  soğuk buldukları da kulağıma geliyor tabii…

5-Size bile garip gelen bir huyunuz var mı?

  • Her şeye yetişebilmek. Özellikle aynı anda birden fazla şeyi yapabiliyorum ve tüm bunları ne zaman ve nasıl yaptığımı düşündükçe şaşırıyorum.

6-Neyi romantik bulursunuz?

  • Sıcak, samimi bir bakış bir gülüş… Beni özel hissettiren herşeyi romantik bulurum.

7-En çok neyi harcıyorsunuz: giysi, parfüm veya başka herhangi bir şey?

  • Antikalar özellikle bu aralar gündemimde. Beni her pazar Feriköy antika pazarında  görebilirsiniz

8-En büyük, en tuhaf korkunuz nedir?

  • Sevdiklerime zarar gelmesi.

9-Sınırsızca yaptığınız bir şey var mı?

  • Kesinlikle gülmek  ve meditasyon  yapmak

10-Ünlü biri olmak sizce nasıl bir durum?

  •  Bence güzel bir duygu.  Açıkçası kendimi  ünlü de bulmuyorum.

11-Ünlülerin etkileyici olduğuna inanıyor musunuz?

  • Ünün tek başına ekleyici olduğunu düşünmüyorum. Ancak sevilen bir karaktere sahipseniz  etkileyicilik özelliğiniz devreye giriyor.

12-Aksanını iyi bildiğiniz başka hangi dilde konuşuyorsunuz?

  • İngilizceyi kapsadığı tüm aksanları ile konuşabilirim.

13-Hayatta yedek planlarınız var mıdır?

  • Elbette var. Dünyanın binbir çeşit hali var ve hiç bir şeyin garantisi yok. Bu nedenle benim de yedek planlarım her daim vardır.

14-Şuan da sizinle ilgili; benim ve hiç kimsenin bilmediğim bir şeyi bana söyleyebilir misiniz?

  • Söylemem mümkün  değil çünkü sır.

15- Süper gücünüz olsaydı ne yapmak isterdiniz?

  • İnsanların beyinlerini okumak  isterdim diyorum, ama yoo istemem çok yorucu olabilirdi. Gücüm olsaydı insanların kalbine sadece sevgi tohumu ekerdim.

16-Kahramanlarınız var mıdır?

  • Eşim benim kahramanım.

17-Hayattaki altın kuralınız nedir?

  • Sadakat ve merhamet yapılan iyiliği asla unutmam…

18-Yemek yapar mısınız? Yapabildiğiniz en güzel yemek nedir?

  • Yaparım tabii ki.   Fırınlanmış tüm yemekleri güzel yaparım.

19-Hangi şehri sever ve yaşamak istersiniz? Ve neden?

  • İstanbul ‘u çok seviyorum fakat asıl memleketim İzmir bu iki şehre aşığım. Ama arada  Atina’da vazgeçilmezim. Kısacası Egeliyim…

20-En sevdiğiniz yâda maceralı tatili nerede geçirdiniz?

  •  New York diyebilirim. Elimden geldiğince işlerimden fırsat bulduğum kaçmak için ilk tercihimdir. Bunun yanında Paris ve Miami ‘den de ayrı bir keyif alıyorum. Ama en çok  bu ara Atina’ya kaçıyorum. Hem çok yakım hem de çok eğleniyorum.

Balat’ın hızla değişen yüzü


Ayvansaray ve Fener semtlerinin arasında bulunan Haliç’in tam kıyısında yer alan farklı kültürlerin ortak adı eski Bizans Mahallesi Balat… Sıra sıra dizilmiş küçük cumbalı evler, dar sokaklar, camiler, kiliseler, sinagoglar tarih kokan bu semtin niye çekim merkezi olduğunu hep düşünmüşümdür. Şimdilerde kafe ve antikacıların çoğunlukta olduğu Balat, öğrencilerin popüler semti. Doğal film seti haline gelen Balat’ın her köşesinde bir dizi yada film çekiliyor. Hadi birlikte Balat sokaklarında bir tur atalım.

Kavun dolması
Asitane, Osmanlı Saray Mutfağını tadabileceğimiz ender lokantalardan ve 600 yıllık bir mönüye sahip. Restoranın en ilginç yemeklerinden biri kavun dolması. Kavun dolması olur mu diyorsanız? Asitane bir uğrayın derim.

Kariye Müzesi
İstanbul’da yaşayıp ta tarihi yerlerini bilmiyor yada hiç gitmemişizdir. Kariye Müzesi ’de turistlerin akın ettiği ama birçok İstanbullunun bilmediği müzelerden biri. Eski adı Mozaikli Camii olan şimdilerdeki ismi Kariye Müzesi olarak biliniyor. “Orijinal ismi Khora ‘şehir dışı’ anlamına geliyor. Yapıldığı dönemlerde Teodosius surlarının dışında kaldığı için bu adı almış. Kariye, 1453 İstanbul’un fethinden sonra Kilise olarak kullanılmış. Daha sonra 1511 yılında Vezir Hadım Ali Paşa tarafından camiye çevrilmiş.

Ahrida Sinagogu
Kürkçü Çeşme Sokağı’na girdiğimizde Ahrida Sinagogunu görüyoruz. Bu sinagog 15. yy. başlarında yapılan ve adını kurucularının İstanbul’a göç ettikleri, bugün Makedonya sınırları içerisinde yer alan Ohri kentinden alıyor. İstanbul’daki en geniş kapasiteli sinagog olma özelliği taşıyan Ahrida Sinagogu aynı zamanda Sabetaycıların peygamberi Sabetay Sevi’nin İstanbul’da ibadet etmek için ziyaret ettiği tek sinagog.

Suriyeliler de Balat’tı keşfetmiş
Balat tarihi mekanlar ve ibadet yerleri ile dolup taşıyor. Şimdilerde kafe, antikacılar ve sanatçıların atölyelerin yer aldığı semtte, minik birde çarşıda mevcut. Çarşı, Tahtakale’yi anımsatsa da, renkli minik dükkanlar ilginizi çekiyor. Balat’a da azımsanmayacak kadar Suriyeli yaşıyor. Bunu hemen anlıyorsunuz. Semtte Arapça yazıların olduğu marketler, kafeler restoranları görüyorsunuz.

Film setlerine mekan olan Agora Meyhanesi
Semtin tek alkol satan mekanı Agora Meyhanesi. Semt sakinleri Balat’ta dini mekanların çok olduğu için alkol ruhsatı verilmediğini söyledi. Balat doğal plato olarak filmcilerin ilgisini çekiyor. Şimdilerde popüler olan Çukur dizisinin meyhane bölümleri bu mekanda çekiliyor. Canlı müzik ile misafirleri ağırlayan Agora Meyhanesi, yıllara meydan okuyarak hizmet veremeye devam ediyor.

Dönence Plak
Rahmetli sanatçı Barış Manço’nun meşhur şarkısından esinlenerek plakçının adını Dönence koyan firma sahibi, kapının girişine de Barış Manço’nun dev posterini de koymayı ihmal etmemiş. Şimdilerde pasaj kültürünü avmler kaptırsak da Dönence pasaj kültürünü en iyi yansıtan dükkanlardan biri. Long playden, taş plağa kadar binlerce plak ve objelerin satıldığı bu nostaljik mekanda 70’lere, 80’lere yolculuk yapabilirsiniz.

İrili ufaklı mekanlarla dolu
Balat sokakları irili ufaklı kafelerle dolup taşıyor. Hepsi de bir birinden sevimli mekanlar. Kurumsal markalar yerine beyaz yakalıların açtıkları kafeler ağırlıkta. Balat’ın kedileri kafeleri mesken tutmuş. Her kafenin içinde birkaç tane kediye rastlamanız mümkün. Kediler o kadar rahat ve coollar. Ama karınların sürekli tok olduğu için yemek yerken sizi asla rahatsız etmiyor. Yalnızca sevin beni gibi bakıyor ve cilve yapıyorlar.

Dünyadaki tek Demir Kilise (Sveti Stefan Kilisesi)
Tamamen demirden oluşan ve Haliç’in kıyısında monte edilerek, 1898’de açılan Balat’taki kilise, kapsamlı restorasyonunun ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Binali Yıldırım ve Bulgaristan Başbakanı Borisov’un katıldığı törenle yeniden kapılarını açmıştı. Balat’ın sembolü haline gelen Demir Kilise (Sveti Stefan Kilisesi) 7 yıl süren restorasyon ile kapılarını açarken semte restorasyon konusunda örnek oldu. Emlak fiyatları her yapılan restorasyonla daha da yukarı doğru gidiyor.
Bugüne kadar dünyada 3 tane demir kilise yapılmış. Arjantin, Avusturya ve Türkiye’de. Arjantin ve Avusturya’daki kiliseler zaman içinde yok olduğunu için Balat’taki Demir Kilise’de dünya tek özelliğine sahip. “500 ton ağırlığındaki kilise, ufak gemilerle Balat’a getirilmiş. Brezilya’da suyun içinde yaşayan ağaçlar üzerine kurulan kilise, denizin üzerinde vidalarla monte edilmiş ve 1898 hizmete girmiş.

Başarısını şansa bırakmayan güçlü bir kadın …

Sizin sıra dışı insan grubundan olduğunuzu düşünüyorum. Hazırladığınız projelerde olağanüstü bir etkiniz var. Bir marka olarak Brand Week’e konuk olsaydınız kendi efsanenizi nasıl anlatırdınız?

Efsane yakıştırmasını kendim için abartılı buluyorum. Bu nedenle efsane demezdim. Özellikle de bu yıl Brand Week’te sahne alacak efsaneleri düşününce bir hayli abartılı geldi. Ben hikayelerin ve yaratıcılığın gücüne inanan bir insanım. Ortadoğu Teknik Üniversitesi Fizik Bölümü’nde okurken henüz üçüncü sınıfta Aselsan vb yerlerden teklif aldığım halde daha yaratıcı işlerin peşinden gitmeye karar verdim. Bulunduğumuz ana değil geleceğe odaklanırım. Pek çok insan anı yaşamak gerektiğini, ana odaklanmak gerektiğini düşünür. Ama ben anın hemen geçeceğini düşünerek sonraki anlara odaklanırım. Bu yüzden de şu andaki başarılarımdan çok gelecekteki hikayelerimin kurgusuyla uğraşırım. Örneğin şu anda pek çok insan Brand Week’in ne kadar başarılı olduğunu, ne etkileyici bir line- up oluşturduğumuzu konuşuyor. Ama ben Londra’da, Lizbon’da ve Dubai’de gerçekleştireceğimiz Brand Week’lerin hayaliyle yatıp kalkıyorum. Bir adım sonrası benim için daha çekici.

Mesleki açıdan en güçlü olduğunuz yönünüz nedir?

Fark yaratmanın, odaklanmanın ve yaratıcılığın önemine inanıyorum. Bu yüzden de her yaptığımız işte gerek yaratıcılık ve gerekse fark yaratabilmek için çok çaba harcıyoruz. Bu inanç benim en güçlü yanım olabilir. Ayrıca gerçekleştirdiğim projelerin sadece bizim için değil çalıştığımız sektörler için de değer yaratabilmesini önemsiyorum. Bir de sezgilerimin güçlü olduğu sık sık ifade edilir. Brand Week projenize hayatınızın markası diyebilir miyiz? Brand Week bir sonuç. Benim ve uzun yıllardır birlikte çalıştığım arkadaşlarımın hayatının projesi Brand Week’ten çok MediaCat diyebilirim. Brand Week çok önemli tabii ki ancak sonuçta MediaCat’in 25 yıllık birikiminin bir ürünü. Ülkemizde uluslararası bir marka haftası yarattınız.

Nasıl bir öngörü ile? Nasıl bir disiplinle?

Nasıl bir ikna kabiliyeti ile bu güne gelindi? Yıllardır yaptığımız pek çok etkinliği, yarattığımız bazı değerleri yeniden tasarlayarak Brand Week markası altında compact hala getirdik. Felis Ödülleri’ni yıllardır veriyorduk. Bu yıl Brand Week kapsamında onikincisini vereceğiz. MediaCat Marketing Forum’ları 10 yıldan daha uzun süre gerçekleştirdik. Lovemarks araştırmasını yıllardır yapıyorduk. Brand Week kapsamında bu araştırmayı bir ödülle taçlandırıyoruz. Aslında uzun yıllardır yaptıklarımızı çağdaş bir tasarımla yeniden kurguladık. Daha etkili hale getirdik. Bu aslında markalar dünyası için de büyük bir ihtiyaç idi. Pek çok disiplinde benzeri haftalar gerçekleştiriliyor. Fashion Week, Design Week vb. oysa en önemli alanlardan birisi olan, iş dünyasının temel taşıyıcısı marka alanında böyle bir boşluk vardı. Ve bu boşluğun hakkıyla doldurulması önemliydi. Bunu

Farklı deneyim

San Francisco’da farklı lezzetlerin ilginç yöntem ve mekanlarda sunulduğu durakları sizle paylaştık. Okuduktan sonra, test etmek size kalmış.

‘Aloha’
Turistler için yapılmış, Disneyland benzeyen bir restoran. Ortada bulunan havuz içinde hareketli sal üzerinde canlı müzik yapılırken, dansçılarda müziğe eşlik ediyor. Tropik dekoru ile ilgi çekici olan Tango Room, size Aloha diyor. Adres: The Fairmont Hotel 950 Mason St San Francisco, CA 94108 (Nob Hill) Telefon: +1 415-772-5278

Mevsimlik lezzetler Stations Brunch’ta

Fairmont Quasar İstanbul’un zengin büfeleri, eşsiz deniz ürünleri, pişirme istasyonları ve tatlı atölyeleri ile kısa sürede şehrin gözdesi olan Stations Brunch, yaz tatili sonrasında yepyeni lezzet, sunumlar ve etkinliklerle yeniden İstanbullularla buluşuyor .

Stations Brunch menüsü; suşi, saşimi, istiridye ve deniz mahsulleri köşesinden Orta Doğu mutfağına, misafirlerin diledikleri etleri seçerek pişirtecekleri ızgara istasyonundan taze hazırlanan makarna ve risotto köşesine, pide ve lahmacun çeşitlerinden mantı istasyonuna ve klasik kahvaltının en zengin unsurlarına kadar Türk ve dünya mutfağının seçkin örneklerine yer veriyor. Av yasağının bitmesiyle en taze balıklardan, Ekim’den itibaren yerli mantarlara kadar birçok lezzet, tam mevsiminde Stations Brunch’ta yerini alacak.

Canlı müzik eşliğinde sunulan Stations Brunch’ın en dikkat çekici noktalarından biri de zengin tatlı büfesi. Dileyen konuklar tatlı büfesinde ekler, dondurma gibi atölyelere katılarak tatlılarını kendiler yaparken, şeflerin krep süzet şovunu da izleyebiliyorlar. Çocuklar için oyun aktiviteleri Stations Brunch’ta ailece geçirilecek Pazar günlerinde, küçük misafirlerin de doyasıya eğlenerek yeni arkadaşlar edinebileceği oyun ve aktiviteler var. Stations Brunch’a özel olarak üretilen ve masada oynanabilen Stations kutu oyununun yanı sıra, eğlenceye dev ekranda çizgi film keyfi, patlamış mısır ve pasta atölyesi gibi etkinliler de eşlik ediyor.