“20 Soruda Ben” Fulya Gündoğdu

1-Savurganlık yaptığınız olur mu? Hayatınızda havalı gösterişli ama “bu benim ilk savurganlığım” diyebileceğiniz ne var?

  • Hiç tarzım olmayan ve tasvip de etmediğim birşey. Bu bilinç ile büyütüldüm.

2-Kendinle yüzleşir misin?

Sık sık ama bunu çok abartmamaya çalışıyorum . Aksi takdirde kendimi acımasızca eleştirirken buluyorum.

3-Keşke yapsaydım dediğiniz oldu mu? Ne için düşündünüz?

  • Hayatımda hiç bir zaman keşke demedim. Her zaman ne olduysa vardır bir sebebi derim ve kendime ders çıkartırım.

4-İnsanlar üzerinde nasıl bir etki bıraktığınızı düşünüyorsunuz

  • Olumsuz bir etki yarattığımı düşünmüyorum. Ama tabii aksini düşünenler de olabilir. Bazen  soğuk buldukları da kulağıma geliyor tabii…

5-Size bile garip gelen bir huyunuz var mı?

  • Her şeye yetişebilmek. Özellikle aynı anda birden fazla şeyi yapabiliyorum ve tüm bunları ne zaman ve nasıl yaptığımı düşündükçe şaşırıyorum.

6-Neyi romantik bulursunuz?

  • Sıcak, samimi bir bakış bir gülüş… Beni özel hissettiren herşeyi romantik bulurum.

7-En çok neyi harcıyorsunuz: giysi, parfüm veya başka herhangi bir şey?

  • Antikalar özellikle bu aralar gündemimde. Beni her pazar Feriköy antika pazarında  görebilirsiniz

8-En büyük, en tuhaf korkunuz nedir?

  • Sevdiklerime zarar gelmesi.

9-Sınırsızca yaptığınız bir şey var mı?

  • Kesinlikle gülmek  ve meditasyon  yapmak

10-Ünlü biri olmak sizce nasıl bir durum?

  •  Bence güzel bir duygu.  Açıkçası kendimi  ünlü de bulmuyorum.

11-Ünlülerin etkileyici olduğuna inanıyor musunuz?

  • Ünün tek başına ekleyici olduğunu düşünmüyorum. Ancak sevilen bir karaktere sahipseniz  etkileyicilik özelliğiniz devreye giriyor.

12-Aksanını iyi bildiğiniz başka hangi dilde konuşuyorsunuz?

  • İngilizceyi kapsadığı tüm aksanları ile konuşabilirim.

13-Hayatta yedek planlarınız var mıdır?

  • Elbette var. Dünyanın binbir çeşit hali var ve hiç bir şeyin garantisi yok. Bu nedenle benim de yedek planlarım her daim vardır.

14-Şuan da sizinle ilgili; benim ve hiç kimsenin bilmediğim bir şeyi bana söyleyebilir misiniz?

  • Söylemem mümkün  değil çünkü sır.

15- Süper gücünüz olsaydı ne yapmak isterdiniz?

  • İnsanların beyinlerini okumak  isterdim diyorum, ama yoo istemem çok yorucu olabilirdi. Gücüm olsaydı insanların kalbine sadece sevgi tohumu ekerdim.

16-Kahramanlarınız var mıdır?

  • Eşim benim kahramanım.

17-Hayattaki altın kuralınız nedir?

  • Sadakat ve merhamet yapılan iyiliği asla unutmam…

18-Yemek yapar mısınız? Yapabildiğiniz en güzel yemek nedir?

  • Yaparım tabii ki.   Fırınlanmış tüm yemekleri güzel yaparım.

19-Hangi şehri sever ve yaşamak istersiniz? Ve neden?

  • İstanbul ‘u çok seviyorum fakat asıl memleketim İzmir bu iki şehre aşığım. Ama arada  Atina’da vazgeçilmezim. Kısacası Egeliyim…

20-En sevdiğiniz yâda maceralı tatili nerede geçirdiniz?

  •  New York diyebilirim. Elimden geldiğince işlerimden fırsat bulduğum kaçmak için ilk tercihimdir. Bunun yanında Paris ve Miami ‘den de ayrı bir keyif alıyorum. Ama en çok  bu ara Atina’ya kaçıyorum. Hem çok yakım hem de çok eğleniyorum.

Balat’ın hızla değişen yüzü


Ayvansaray ve Fener semtlerinin arasında bulunan Haliç’in tam kıyısında yer alan farklı kültürlerin ortak adı eski Bizans Mahallesi Balat… Sıra sıra dizilmiş küçük cumbalı evler, dar sokaklar, camiler, kiliseler, sinagoglar tarih kokan bu semtin niye çekim merkezi olduğunu hep düşünmüşümdür. Şimdilerde kafe ve antikacıların çoğunlukta olduğu Balat, öğrencilerin popüler semti. Doğal film seti haline gelen Balat’ın her köşesinde bir dizi yada film çekiliyor. Hadi birlikte Balat sokaklarında bir tur atalım.

Kavun dolması
Asitane, Osmanlı Saray Mutfağını tadabileceğimiz ender lokantalardan ve 600 yıllık bir mönüye sahip. Restoranın en ilginç yemeklerinden biri kavun dolması. Kavun dolması olur mu diyorsanız? Asitane bir uğrayın derim.

Kariye Müzesi
İstanbul’da yaşayıp ta tarihi yerlerini bilmiyor yada hiç gitmemişizdir. Kariye Müzesi ’de turistlerin akın ettiği ama birçok İstanbullunun bilmediği müzelerden biri. Eski adı Mozaikli Camii olan şimdilerdeki ismi Kariye Müzesi olarak biliniyor. “Orijinal ismi Khora ‘şehir dışı’ anlamına geliyor. Yapıldığı dönemlerde Teodosius surlarının dışında kaldığı için bu adı almış. Kariye, 1453 İstanbul’un fethinden sonra Kilise olarak kullanılmış. Daha sonra 1511 yılında Vezir Hadım Ali Paşa tarafından camiye çevrilmiş.

Ahrida Sinagogu
Kürkçü Çeşme Sokağı’na girdiğimizde Ahrida Sinagogunu görüyoruz. Bu sinagog 15. yy. başlarında yapılan ve adını kurucularının İstanbul’a göç ettikleri, bugün Makedonya sınırları içerisinde yer alan Ohri kentinden alıyor. İstanbul’daki en geniş kapasiteli sinagog olma özelliği taşıyan Ahrida Sinagogu aynı zamanda Sabetaycıların peygamberi Sabetay Sevi’nin İstanbul’da ibadet etmek için ziyaret ettiği tek sinagog.

Suriyeliler de Balat’tı keşfetmiş
Balat tarihi mekanlar ve ibadet yerleri ile dolup taşıyor. Şimdilerde kafe, antikacılar ve sanatçıların atölyelerin yer aldığı semtte, minik birde çarşıda mevcut. Çarşı, Tahtakale’yi anımsatsa da, renkli minik dükkanlar ilginizi çekiyor. Balat’a da azımsanmayacak kadar Suriyeli yaşıyor. Bunu hemen anlıyorsunuz. Semtte Arapça yazıların olduğu marketler, kafeler restoranları görüyorsunuz.

Film setlerine mekan olan Agora Meyhanesi
Semtin tek alkol satan mekanı Agora Meyhanesi. Semt sakinleri Balat’ta dini mekanların çok olduğu için alkol ruhsatı verilmediğini söyledi. Balat doğal plato olarak filmcilerin ilgisini çekiyor. Şimdilerde popüler olan Çukur dizisinin meyhane bölümleri bu mekanda çekiliyor. Canlı müzik ile misafirleri ağırlayan Agora Meyhanesi, yıllara meydan okuyarak hizmet veremeye devam ediyor.

Dönence Plak
Rahmetli sanatçı Barış Manço’nun meşhur şarkısından esinlenerek plakçının adını Dönence koyan firma sahibi, kapının girişine de Barış Manço’nun dev posterini de koymayı ihmal etmemiş. Şimdilerde pasaj kültürünü avmler kaptırsak da Dönence pasaj kültürünü en iyi yansıtan dükkanlardan biri. Long playden, taş plağa kadar binlerce plak ve objelerin satıldığı bu nostaljik mekanda 70’lere, 80’lere yolculuk yapabilirsiniz.

İrili ufaklı mekanlarla dolu
Balat sokakları irili ufaklı kafelerle dolup taşıyor. Hepsi de bir birinden sevimli mekanlar. Kurumsal markalar yerine beyaz yakalıların açtıkları kafeler ağırlıkta. Balat’ın kedileri kafeleri mesken tutmuş. Her kafenin içinde birkaç tane kediye rastlamanız mümkün. Kediler o kadar rahat ve coollar. Ama karınların sürekli tok olduğu için yemek yerken sizi asla rahatsız etmiyor. Yalnızca sevin beni gibi bakıyor ve cilve yapıyorlar.

Dünyadaki tek Demir Kilise (Sveti Stefan Kilisesi)
Tamamen demirden oluşan ve Haliç’in kıyısında monte edilerek, 1898’de açılan Balat’taki kilise, kapsamlı restorasyonunun ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Binali Yıldırım ve Bulgaristan Başbakanı Borisov’un katıldığı törenle yeniden kapılarını açmıştı. Balat’ın sembolü haline gelen Demir Kilise (Sveti Stefan Kilisesi) 7 yıl süren restorasyon ile kapılarını açarken semte restorasyon konusunda örnek oldu. Emlak fiyatları her yapılan restorasyonla daha da yukarı doğru gidiyor.
Bugüne kadar dünyada 3 tane demir kilise yapılmış. Arjantin, Avusturya ve Türkiye’de. Arjantin ve Avusturya’daki kiliseler zaman içinde yok olduğunu için Balat’taki Demir Kilise’de dünya tek özelliğine sahip. “500 ton ağırlığındaki kilise, ufak gemilerle Balat’a getirilmiş. Brezilya’da suyun içinde yaşayan ağaçlar üzerine kurulan kilise, denizin üzerinde vidalarla monte edilmiş ve 1898 hizmete girmiş.

Başarısını şansa bırakmayan güçlü bir kadın …

Sizin sıra dışı insan grubundan olduğunuzu düşünüyorum. Hazırladığınız projelerde olağanüstü bir etkiniz var. Bir marka olarak Brand Week’e konuk olsaydınız kendi efsanenizi nasıl anlatırdınız?

Efsane yakıştırmasını kendim için abartılı buluyorum. Bu nedenle efsane demezdim. Özellikle de bu yıl Brand Week’te sahne alacak efsaneleri düşününce bir hayli abartılı geldi. Ben hikayelerin ve yaratıcılığın gücüne inanan bir insanım. Ortadoğu Teknik Üniversitesi Fizik Bölümü’nde okurken henüz üçüncü sınıfta Aselsan vb yerlerden teklif aldığım halde daha yaratıcı işlerin peşinden gitmeye karar verdim. Bulunduğumuz ana değil geleceğe odaklanırım. Pek çok insan anı yaşamak gerektiğini, ana odaklanmak gerektiğini düşünür. Ama ben anın hemen geçeceğini düşünerek sonraki anlara odaklanırım. Bu yüzden de şu andaki başarılarımdan çok gelecekteki hikayelerimin kurgusuyla uğraşırım. Örneğin şu anda pek çok insan Brand Week’in ne kadar başarılı olduğunu, ne etkileyici bir line- up oluşturduğumuzu konuşuyor. Ama ben Londra’da, Lizbon’da ve Dubai’de gerçekleştireceğimiz Brand Week’lerin hayaliyle yatıp kalkıyorum. Bir adım sonrası benim için daha çekici.

Mesleki açıdan en güçlü olduğunuz yönünüz nedir?

Fark yaratmanın, odaklanmanın ve yaratıcılığın önemine inanıyorum. Bu yüzden de her yaptığımız işte gerek yaratıcılık ve gerekse fark yaratabilmek için çok çaba harcıyoruz. Bu inanç benim en güçlü yanım olabilir. Ayrıca gerçekleştirdiğim projelerin sadece bizim için değil çalıştığımız sektörler için de değer yaratabilmesini önemsiyorum. Bir de sezgilerimin güçlü olduğu sık sık ifade edilir. Brand Week projenize hayatınızın markası diyebilir miyiz? Brand Week bir sonuç. Benim ve uzun yıllardır birlikte çalıştığım arkadaşlarımın hayatının projesi Brand Week’ten çok MediaCat diyebilirim. Brand Week çok önemli tabii ki ancak sonuçta MediaCat’in 25 yıllık birikiminin bir ürünü. Ülkemizde uluslararası bir marka haftası yarattınız.

Nasıl bir öngörü ile? Nasıl bir disiplinle?

Nasıl bir ikna kabiliyeti ile bu güne gelindi? Yıllardır yaptığımız pek çok etkinliği, yarattığımız bazı değerleri yeniden tasarlayarak Brand Week markası altında compact hala getirdik. Felis Ödülleri’ni yıllardır veriyorduk. Bu yıl Brand Week kapsamında onikincisini vereceğiz. MediaCat Marketing Forum’ları 10 yıldan daha uzun süre gerçekleştirdik. Lovemarks araştırmasını yıllardır yapıyorduk. Brand Week kapsamında bu araştırmayı bir ödülle taçlandırıyoruz. Aslında uzun yıllardır yaptıklarımızı çağdaş bir tasarımla yeniden kurguladık. Daha etkili hale getirdik. Bu aslında markalar dünyası için de büyük bir ihtiyaç idi. Pek çok disiplinde benzeri haftalar gerçekleştiriliyor. Fashion Week, Design Week vb. oysa en önemli alanlardan birisi olan, iş dünyasının temel taşıyıcısı marka alanında böyle bir boşluk vardı. Ve bu boşluğun hakkıyla doldurulması önemliydi. Bunu

Farklı deneyim

San Francisco’da farklı lezzetlerin ilginç yöntem ve mekanlarda sunulduğu durakları sizle paylaştık. Okuduktan sonra, test etmek size kalmış.

‘Aloha’
Turistler için yapılmış, Disneyland benzeyen bir restoran. Ortada bulunan havuz içinde hareketli sal üzerinde canlı müzik yapılırken, dansçılarda müziğe eşlik ediyor. Tropik dekoru ile ilgi çekici olan Tango Room, size Aloha diyor. Adres: The Fairmont Hotel 950 Mason St San Francisco, CA 94108 (Nob Hill) Telefon: +1 415-772-5278

Mevsimlik lezzetler Stations Brunch’ta

Fairmont Quasar İstanbul’un zengin büfeleri, eşsiz deniz ürünleri, pişirme istasyonları ve tatlı atölyeleri ile kısa sürede şehrin gözdesi olan Stations Brunch, yaz tatili sonrasında yepyeni lezzet, sunumlar ve etkinliklerle yeniden İstanbullularla buluşuyor .

Stations Brunch menüsü; suşi, saşimi, istiridye ve deniz mahsulleri köşesinden Orta Doğu mutfağına, misafirlerin diledikleri etleri seçerek pişirtecekleri ızgara istasyonundan taze hazırlanan makarna ve risotto köşesine, pide ve lahmacun çeşitlerinden mantı istasyonuna ve klasik kahvaltının en zengin unsurlarına kadar Türk ve dünya mutfağının seçkin örneklerine yer veriyor. Av yasağının bitmesiyle en taze balıklardan, Ekim’den itibaren yerli mantarlara kadar birçok lezzet, tam mevsiminde Stations Brunch’ta yerini alacak.

Canlı müzik eşliğinde sunulan Stations Brunch’ın en dikkat çekici noktalarından biri de zengin tatlı büfesi. Dileyen konuklar tatlı büfesinde ekler, dondurma gibi atölyelere katılarak tatlılarını kendiler yaparken, şeflerin krep süzet şovunu da izleyebiliyorlar. Çocuklar için oyun aktiviteleri Stations Brunch’ta ailece geçirilecek Pazar günlerinde, küçük misafirlerin de doyasıya eğlenerek yeni arkadaşlar edinebileceği oyun ve aktiviteler var. Stations Brunch’a özel olarak üretilen ve masada oynanabilen Stations kutu oyununun yanı sıra, eğlenceye dev ekranda çizgi film keyfi, patlamış mısır ve pasta atölyesi gibi etkinliler de eşlik ediyor.

Festival zamanı

İzlanda Airwaves, dünyadaki en havalı müzik festivali olarak ilan etti. 17. düzlenecek olan hem edebi, hem de mecazi anlamda serin bir festival olan ‘hava dalgaları’ beş gün süren bir parti edasında.

Reykjavik şehir merkezindeki çeşitli mekanlar festivale katılan müzikallerde ev sahipliği yapıyor. Organizatörler, bu sene sanatçılar da dahil olmak üzere yaklaşık 9000 festival katılımcısını ve müzik endüstrisinden insanın katılacağını öngörüyor.

Not: Katılmak için fotoğraflı kimlik belgesi gereklidir, en az 20 yaşında olmak şart. Reykjavik’te konaklarsanız, festival mekanları yürüme mesafesindedir. Sadece sağlam ayakkabılar ve sıcak giysiler giydiğinizden emin olun! Kasım ayında Reykjavik’te gece (ve günler de gelebilir!) Buz gibi olabiliyor. Reykjavik’te otelden daha çok daire var.

Köpek Kafesi Busan

Güney Kore’de rahatlayabileceğiniz bir kafe var. Ancak köpekleriniz daha çok keyif alabilir, çünkü bu kafe köpekler için..

Kafenin adı ‘Bau House Dog Cafe’ dir. Bu, Japonya’daki kedi kafelerine verilen cevap gibi.

Kedi kafe, Japonya ve diğer Asya ülkelerinde çok popüler. Güney Kore Busan şehrinde hayvan severler farklı bir konseptle mekan açtı. Köpek kafede konuklardan çok köpekler daha mutlu oluyor.

 

Ameliyatsız Liposuction

Y eni yıl yeni kararlar almak ve yeni başlangıçlar yapmak için en uygun ve en güzel zaman. Tüm dünyada hemen herkesin listesinin ilk 3 sırasında “kilo vermek”, “sağlıklı beslenmek” ve “daha fazla egzersiz yapmak” olduğunu biliyor muydunuz?

Fazla kilolarımızdan kurtulmak için, sağlıklı bir beslenme rejimini düzenli egzersiz ve teknolojinin mucizevi cihazlarıyla harmanlamanın altın kural olduğunu her zaman söylerim. Bu tabii ki biraz zaman ve sabır isteyen bir süreç ve asıl önemli olan yaza günler kala değil, aylar öncesinden, yani bugünden bu düzene kendimizi uydurmak.

Son zamanlarda fazla yağlardan ve kilolardan kurtulmak isteyenler için pratik bir yöntem olduğu düşünülen Liposuction oldukça yaygınlaştı ancak prosedür sonrası ağrı, morarma ve şişme gibi nekahat dönemi gerektiren belirtilerin ötesinde; oluşabilecek kan ve yağ pıhtılarının kan damarları yoluyla beyne gitmeleri ve felce kadar uzanabilen çok daha ciddi riskler (*) barındırdığını bilmek gerek. Bunların ötesinde yağ altında ve çevresinde bulunan organların zarar görebilmesi, enfeksiyon ve kanama risklerini de düşünürsek, yağlarınızdan kurtulmak için ameliyatsız yöntemlere ve iradenize başvurmanın çok daha iyi bir fikir olduğunu söyleyebiliriz.

Bu nedenle size Liposuction’a en iyi alternatif olarak kabul edilen birkaç uygulamadan biri olan, “Soğuk Lipoliz” uygulaması Clatuu 360°tan bahsetmek istiyorum. Clatuu 360° subkutan yağ tabakasını hedefleyen, anestezi ve nekahat dönemi gerektirmeyen ve yüksek soğuk ısıda çalışıldığından acı seviyesi minimal olan non-invaziv bir yöntemdir. Vücutta doğal apoptosis süreci tetiklenerek hedeflenen yağ hücreleri yok edilir. Bilimsel araştırmalar -90C ısı enerjisini dokuya gönderdiğinizde subkutan yağ tabakasında apoptosis bağladığını göstermektedir. Apoptosis çok hücre yapılı canlılarda hücre ölümünü sağlar. Gönderilen enerji ile meydana gelen biyokimyasal değişimler yağ hücrelerinde doğal yolla ölüm ve vücuttan atılma şeklinde bir sürece sebebiyet verir ve doğal yollar ile vücut form kazanır. (*) Liposuction Riskleri Kaynak: Forbes US / Bruce Y. Lee, Global Obesity Prevention Center Executive Director.

Hollywood yıldızlarının tercihi

Uluslararası tecrübesi ile sağlıklı yaşam ve detoks’un Türkiye’de doğru anlamda tanınmasında ve yaygınlaşmasında büyük bir rol oynayan The LifeCo, Bodrum’daki iyi yaşam merkezinde misafirlerine eşi benzeri olmayan bir deneyim yaşatıyor.

The LifeCo Bodrum’da sağlıkla gençleşmeye ve yenilenmeye gelen misafirler, kendilerine özel olarak hazırlanan detoks programları ile günümüz olumsuz yaşam koşullarının getirdiği bedensel ve zihinsel toksinlerden arındırıyor, well-being/well-aging terapileri ile gençleşirken fazla kilolarından da kurtulma şansı yakalıyor. The LifeCo Bodrum’da gün; sabahın erken saatlerinde iyot kokan deniz havasında uzun bir yürüyüş ile başlıyor.

Kişinin ihtiyacı doğrultusunda uzmanlar tarafından belirlenen beslenme-detoks programı kapsamındaki sağlıklı ve düşük kalorili lezzetli öğünler, juice’lar ve gıda takviyeleri kişiye gün boyunca özel olarak servis ediliyor.

Detoks programı; SPA terapileri, fitness programları, uzak doğu masajları, yoga-meditasyon seansları, güzellik-well-aging terapileri ve sağlıklı yaşam üzerine bilgilendirici eğitimler ile desteklenerek misafirin program süresince etkin şekilde arınması ve yenilenmesi sağlanıyor. Hizmetleri ve felsefesiyle Türkiye’de benzeri olmayan tek “well-being” sağlıklı yaşam merkezi The LifeCo; detoks programları ve arınma terapilerinin yanı sıra enerji ve bağışıklık sistemi, kalp-damar sağlığı ve diyabetle yaşama destek programı gibi problem odaklı konularda da başarıya imza atıyor.

Hayatta altın kuralım Her koşulda dürüst olmak

Güzel… Cool … Başarılı… Mükemmelliyetçi… İşini şansa bırakmayacak kadar akıllı. Çalışma alanını çok iyi tanıyor. Sektörün dinamiklerini ve ihtiyaçlarını öngörüyle okuyan tam bir profesyonel. Yazlık ve kışlık eğlence mekanlarında sürdürülebilir başarı elde etmesi, adından söz edilmesini sağlıyor. Seçkin insanların, ünlülerin müdavimi olduğu love mark mekanları bu başarılı isim yönetiyor. Kapak konuğumuz Figen Erenel’le Pause Citys okurları için; eğlence sektörünü, mesleğinin gerelerini, başarısını, marka olmayı konuştuk…

Tabi ki en önemlisi güler yüz. Suratı asık personele hiç tahammülüm yok.

Uzun bir zamandır gece ve eğlenece hayatına yön veriyorsunuz. Bir bayan için zor değil mi?

Çalışan bir kadın ve anne olmanın hangi sektörde olursa olsun zorluğu var. Dışarıdan bakanlar için eğlence sektörü daha farklı algılansa da bir şirket yönetiminden tek farkı, çalışma saatleri. Bütün diğer çalışan anneler gibi bende günlerimi, saatlerimi doğru programlayarak hem ev hem iş hayatımı yönetebiliyorum.

Eğlence sektöründeki başarınızı neye borçlusunuz? Başarının bir sırrı var mı? Bizimle paylaşır mısınız?

Öncelikle yaptığım işten çok keyif alıyorum. Bizim işimizde takım olmak, ekip çalışması öncelikli olandır. Çalışma arkadaşlarımı seçerken çok titiz davranırım ve zaman içinde bütün ekip kendisini bir aile üyesi gibi hisseder. Ekibimizi oluştarn her bir ismin kurumsal kültürü iyi algılaması, “kendi işletmesi”i gibi sahiplenmesi çok önemli. Bizler işimize böyle ciidiyetle odaklanınca; gelen konuklar da bu enerjiyi kendilerini bırakıp, rahat huzurlu hissediyor. Her bir başlıkla özenle ilgileniyoruz. Mutfaktan, sunuma, karşılamadan, masa takibine, müziklere kadar ince eleyip sık dokuyoruz. İyi ürün seçmek ve fiyatları istikrarlı tutmak önemli hususlar. Bu sektörde geçirdiğim yılların sonucu mekan seçerken ileriyi görebiliyorum.