Ünlü avukattan şiir kitabı

Ünlü avukattan şiir kitabı

Önder Hukuk Bürosu’nun kurucusu ünlü avukat Edip Önder, yaşamı boyunca yazdığı tüm şiirleri bir kitapta topladı.

Sanat ve edebiyata merakı ile bilinen Edip Önder, 35 yıllık avukatlık mesleğinde gösterdiği başarı ve sosyal hayatta adında sıkça söz ettirmiş bir isim. Galatasaray Spor Kulübü bir dönem yöneticilikte yapan Önder, yazdığı şiir kitabı “Bence” nin gelirini kurucusu ve başkan yardımcısı olduğu Engelsiz Yaşam Vakfı’na bağışlıyor.

Işın Karaca yılbaşı gazinosunda

Işın Karaca yılbaşı gazinosunda

Işın Karaca yılbaşı eğlencesini evinize getiriyor. Işın Karaca’dan Yılbaşı Gazinosu’nun dolu dolu programıyla muhteşem bir gece yaşatacak olan Işın Karaca ile birlikte İnce Saz ekibi, Zenne gösterisi, Latin müzikleri, solistler de olacak. Eğlencenize eğlence katacak ve 3 saat sürecek olan programın biletleri herkese özel bir şifre olacak. İstenilen yerden bağlanılabilen yılbaşı programının biletlerine Biletix’ten ulaşılabileceksiniz.

1 klipte 5 Yıldız

1 klipte 5 Yıldız

Yıldız Tilbe “Seninle Derdim Çok” şarkısının klibinde 5 farklı saç modeliyle rol aldı

Yıldız Tilbe’nin Özdemir Müzik etiketi taşıyan “Seninle Derdim Çok” isimli tekli çalışmasının video klibi dijital platformlarda yayımlandı.

Söz ve müziği Yıldız Tilbe’ye ait olan şarkının düzenlemesinde Can Atayılmaz’ın, mix’inde Utku Ünsal’ın, mastering’inde ise Emre Kıral’ın imzası bulunuyor. Klibin yönetmen koltuğunda ise Ahmet Can Tekin oturdu. Klipte Yıldız Tilbe 5 farklı saç modeliyle rol aldı. Farklı peruklar kullanan Yıldız Tilbe’nin en dikkat çeken peruğu Aysel Gürel’i anımsatan kırmızı peruğu oldu.

SırMaison’dan yeni mağaza

SırMaison’dan yeni mağaza

İş insanı Rosella Karabacak ve Şirin Yalçın’ın ortaklığındaki SırMaison, İstinye Park’ta yeni mağazasının kapılarını açtı.

Pandeminin olumsuz havasına rağmen büyümeye devam eden SırMaison 2018 başlayan yolculuğuna hızla devam ediyor.  Bodrum Yalıkavak Marina, Bebek, Akmerkez, Zorlu AVM ardından İstinye Park’da ‘flagship’ konseptli mağazasının kapılarını açtı. Mağazada; aksesuardan, sofra ürünlerine, ev dekorasyonuna kadar geniş bir yelpazede pek çok ürün bulunuyor.

130 metrekarelik geniş bir alanda yer alan mağaza; gümüş, altın, porselen, kristal gibi malzemelerden oluşan dünyanın önde gelen dekorasyon markalarından seçkilerine, Türk tasarımcıların özel çalışmalarına ev sahipliği yapıyor.

Evlilik danışmanlığıda veriyor

İstinye Park’taki bu yeni mağaza ‘Wedding Concierge’ gibi özel bir hizmetle yeni evlenenler için farklı hizmet çözümleri de sunuyor. Evlilik öncesi zor karar süreçlerini yönetmekte yardımcı olan SırMaison özel danışmanı; renk ve malzeme seçimlerinden; ihtiyaçlar doğrultusunda en doğru çözümü kişisel zevk ve beğenilere özel bir şekilde sunuyor. Yeni evli çiftler geniş ve kaliteli bir ürün yelpazesine sahip Sırmaison’da dünya markalarının birbirinden farklı ve özel hediye alternatiflerini buluyor. Wedding Concierge, düğünün yanı sıra; söz, nişan gibi özel seremonilerde de ihtiyaç duyulan her noktayı genç çiftler ve ailelerle birlikte paylaşıyor.

“Benim Kıyafetim Senin Kıyafetin Olsun”

“Benim Kıyafetim Senin Kıyafetin Olsun”

H&M, sürdürülebilir moda geleceği adına hayata geçireceği ilk lokal dijital etkinliği Modayı Paylaş / Rewear Market ünlü isimler ile başlıyor.

Modada bir dönüşüm yolculuğuna davet eden H&M Türkiye, dört gün sürecek ModayiPaylasxHM etkinliği 17 Aralık saat 18.00 itibariyle moda severlerle buluşturuyor.

Kaynakların giderek daha da tükendiği bir dönemde H&M Türkiye; tasarımcı, iş kadını, sanatçı ve moda dünyasından alanında öncü 48 kadını, kendi tasarımlarına ve gardıroplarındaki kıyafetlerine ikinci bir şans vermeleri için bir araya getirdi.

Modayı Paylaş / Rewear Market dijital etkinliği ile modada dönüşüme öncülük eden Ahu Yağtu, Arzu Sanancı, Biricik Suden, Edwina Sponza, Ece Sükan, Burcu Esmersoy, Tülin Şahin,Yasemin Taciroğlu, Zeynep Tosun gibi isimler “Benim Kıyafetim Senin Kıyafetin Olsun” diyerek moda severler için gardıroplarını açıyor.

Rewear Market, 17-20 Aralık tarihleri arasında www.modayipaylas.com adresinden takip edilebilir

Tuba Ünsal gardırobu Kanyon AVM

Tuba Ünsal gardırobu Kanyon AVM

Tuba Ünsal, ay sonuna kadar devam eden Kanyon Yeni Yıl Hediye Pazarı’nda en sevdiği kıyafetlerini, Givin iyilik platformu ile SMA’lı çocuklar için satışa çıkarıyor.

Tuba Ünsal’ın gardırobundaki en güzel parçalar, “SMA Hastalığı ile Mücadele Derneği” yararına satışa sunulacak. Givin.co web sitesi üzerinden online olarak alınabilecek kıyafetlerin satışından elde edilecek gelir, SMA’lı çocukların medikal cihaz ihtiyaçlarına destek için kullanılacak.

Kanyon, Yeni Yıl Hediye Pazarı 31 Aralık tarihine kadar hafta içi 12.00-19.00 saatleri arasında birbirinden farklı markaları ile misafirlerini bekliyor.

 

Sanatçı SELDA GÜNEŞ’den “ZAMANSIZ ŞEHİR”

Sanatçı SELDA GÜNEŞ’den “ZAMANSIZ ŞEHİR”

Resme yeni bir soluk getiren sanatçı Selda Güneş, uyguladığı birbirinden özgün tekniklerle tarihi yarımada İstanbul’u yorumladı. Şehrin tarihi hazinelerini hatırlatmak amacı ile çıktığı bu yolda, renklerin arasına gömülen çeşitli silüetler için “İstanbul’un değerlerini yalnızca bakan görür” dedi. Zamansızlığın içindeki akışkan ve ölümsüz motiflerini tuvale yansıtarak, “İstanbul denildiğinde aklınıza ne geliyor?” sorusunu, kelimeler yerine sanatı ile cevapladı. Çoğunlukla, Galata Kulesi, Kız Kulesi ve İstanbul Camiileri’ni resme alan sanatçı, tarihin mimari mirasını sanatıyla şekillendiremediği takdirde, İstanbul’un yarım kalacağını dile getirdi.

Selda Güneş’in “Zamansız Şehir” isimli sergisi 10 Ocak 2021 tarihine kadar Artgalerim Karaköy’de İstanbul’un sanat severleri ile buluşuyor. Sergi; Pazartesi – Cuma 10:00 – 18:00 saatleri arasında görülebilecek

İrem Derici “Benimki delilik değil özgürlük”

İrem Derici “Benimki delilik değil özgürlük”

Dört yaşında org çalarak müzik yapmaya başladı. Özgür ruhu o yıllarda da karakterindeki baskın olan tarafıydı. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuvarı piyano bölümünü bitirse de diğer bir diploması da; İstanbul Bilgi Üniversitesi sosyoloji bölümünden…  Pazarlama iletişimi yüksek lisans programına devam ederken O Ses Türkiye’ye katıldı ve yarı finale kadar yükseldi. O Ses Türkiye’den önce üç yıl bir reklam ajansında metin yazarlığı yaptı. Aynı dönemde Monopop isimli grubuyla Türkiye’nin birçok yerinde sahne aldı. Yaptığı işi pazarlama tarafından tutun sosyolojik boyutuna kadar planlayabiliyor. Bundan dolayı mıdır, yoksa sesinin güzelliğinden midir ama çoğu insanın özellikle gencin şarkılarını ezberleyerek dinlediği sevgili İrem Derici Pause derginin bu ayki kapak konuğu.

Öncelikle geçmiş olsun… Nasıl oldunuz? Geçirenler sağ olsun!  Her an değişiyor.  Bence koronavirüs İkizler burcu. Dakikası dakikasını tutmuyor. Resmen paçavra gibi oldum. Ben kutlama kadınıyımdır. Yeni maxi single’ım çıkmıştı, akşamına ‘pozitif’ sonucu gelince psikolojik olarak çöktüm. Neyse ki durumu şimdi daha iyi…

Nasıl fark ettiniz? İlk tat ve koku gitti. Çamaşır suyu kokusunu hemen alırım. Evde temizlik yapılıyordu. Yerler siliniyor, ben koku duymuyorum. Kafamı kovaya soktum, yok. Sonra saç telimden ayak tırnaklarıma kadar kemiklerimi bir acı sardı. Geberiyorum sandım. Bir tabur askerden dayak yemiş gibiydim. 13 Kasım’da gelip çubukları beynime kadar soktular. Gece rapor, sabah İlçe Sağlık’tan ilaçlar geldi. Dirayetliyimdir. Beni etkilemez sanıyordum ama öyle olmadı. Yine de geçmişte daha ağır gripler geçirmiştim, ben sanırım daha hafif yaşıyorum.

Şimdi nasıl hissediyorsunuz?  Koku ve tat alamamak. Rezalet bir duygu.  Bugün uzun zaman sonra ilk kez koku aldım. Tuvalette… Ama nasıl sevindim bilemezsiniz… Heyecanla annemi falan aradım. Hâlâ tat alamıyorum ama..

Bu süreçte acayip şeyler yaşadığın oluyor mu? Geçen yemek siparişi verdim. ‘Kapıya bırak’ seçeneğini işaretledim, kapıya yemeği getiren “Abla biliyorum koronasın ama aç kapıyı da bir fotoğraf çektirelim” diyor. İnsanlar çok garip!

Dönelim yeni şarkının adına ‘Senin Hastan’ olunca bunun reklam ile bir ilişkisi olabilir mi? Keşke şarkının adını ‘Senin milyarderin’, ‘Senin şehvet kölen’ falan yapsaydık. Belayı çektik üzerimize. Benim korona olduğuma inanmayanlar için; sosyal medya hesabımdan Sağlık Bakanlığı logosu olan bir rapor koydum. İnceleyebilirler.  Hâlâ şüpheleri varsa açık adresimi söyleyeyim. Buyursun gelsinler…

Nasıl bulaştı? Birine bulaştırdın mı? Klibi izlediğinizi düşünüyorum… İşte orada bulaşma söz konusu. Bütün set ekibi negatif çıktı. Ama model nur topu gibi pozitif… Neyse ki semptomu yok. O da karantinada. Belki duygusal bir şey başlayacaktı, aramıza korona girdi.

Model Diogo Fedrizzi… Brezilyalı değil mi? Evet ama burada yaşıyor. Abisi de Hadise’nin klibinde oynamış. Ona da bulaştı. Yazışıyoruz. Dün ona da ilaçlar falan götürmüşler.

Klip sırasında bir yakınlaşma oldu mu? Magazin dedikoduları doğru mu diye sorsak? O kadar ağız ağıza rol yaparken insanın kalbi atmıyor değil. Yemin ediyorum inanın; bu çekimler sırasında setlerde başlayan aşkları anladım. Bu çocukla 4-5 bölüm dizi çeksem kapısında çiçeklerle otururdum (gülüyor). Salgın bitsin bakalım ne olacak!

Çok rahat konuşuyorsunuz, bu kadar rahat ve samimi konuşmayı seviyor musunuz? Seviyorum. Ama her şeyin yeri var. Neyi nerede söyleyeceğimi biliyorum. Kimsenin şahsına da küfretmiyorum. Benimkiler bir nida gibi…

Yıllardır sana ‘ çılgın bir kişiliğe sahip ’ diyorlar. Katılıyor musun?  Ben ilkokulda da böyleydim. Şu an hayatımın en sakin dönemindeyim. Benimki çılgınlık ya da delilik değil, özgürlük.

Nasıl bir özgürlükten bahsediyorsun?  El âlem ne der korkusu yaşamadan istediğim şeyi söylüyorum. Haftada üç kere linç edilsem de değişmiyorum. Herkesin salonunda konuştuğu şeyleri biraz törpüleyerek insan içinde konuşuyorum diye deli mi oluyorum? Hayır.

Kıskanılıyor musun? Evet… Herkesin kıskandığı özgür bir kız…

Hak ettiğin yerde misin? Şu an değilim. Evde olmak yerine klipteki Brezilyalı modelle yemekte olmalıydım (gülüyor). Ben koronayı hak etmedim ya!

Çapkın mısın? Çok. Bütün erkek arkadaşlarım “İyi ki erkek değilsin, aç kalırdık” der.

Zor bir kadın olduğunu söylediğiniz zamanlar oluyor.  Bundan dolayı ön yargılı davrananlar olabilir mi? Mesela erkekler? Zorum doğru… Aslında çok ‘Dediğim dedik’ kafadayım. Bana akıl verilmesini sevmiyorum. ‘En iyisini ben bilirim’ kafasından dolayı ben de, insanlar da yıprandı. Artık öyle değilim. Kalbi yorulur mu insanın? Yoruldum.

Yorgunum’ diyorsun, gönül kapılarını aşka kapattın mı?  Yok, kapatmadım. Tekrar bir insan tanımak bile çok yorucu.  Ben bir kere çok güzel bir aşk yaşadım. İnsan kıyaslıyor, arıyor… Şahıs olarak olmasa da, yaşadığı duyguları arıyor ve özlüyor.  Artık aramıyorum. Aşk gelirse gelir. Belki bir romantik film gibi olur. Çarpışırız, kitaplarımız yere düşer. (gülüyor) Kalbim hep açık ama rafta. Ben zehir gibi bir şeyim. Hayatıma giren insanların hayatına zehir gibiyim. Kontrolcüyüm.  Çok güzel aşktı yaşadığım. Onun gibi olacaksa olsun, olmayacaksa olmasın.

Sonsuz aşka inanır mısınız? Sizce var mı böyle bir şey? Var.. Kerem ile Aslı, Romeo ile Juliet… Aşk bence iki yıl süren bir hastalık. Ondan sonrası dostluk, saygı sevgi, şefkattir. Bir sonra ki cümlesini biliyorsan ama batmıyorsa bu sevgi ilişki gidiyor.

Tavlanmam Tavlarım diyorsunuz… Doğru mu? Her zaman tavlarım. Hiçbir zaman biri beni tavlamadı. Flört beni besliyor. Allah yaratmış, ben de bakacağım, gidip konuşacağım tabii. Pas verirse ne âlâ, pas vermezse Mualla…

Bir kere evlendin, bir daha evlenir misin? Büyük konuşmayayım. Bugün ‘evlenmem’ der, yarın Brezilya’da düğün yaparım.

Şarkıda “Gözün arkada kaldıysa önünü göremezsin” diyorsun. Senin gözün hiç arkada kaldı mı? Kaldı. Ama geçmişte yaşamak içten içe insanı yiyen bir hastalıkmış, onu anladım.

Son dönemlerde çektiğin kliplerinde seni çok cesur bulanlar var… Katılıyor musnuz? Bu, unuttuğunu söylese de aslında adamın şehvetinden, aşkından geberdiğini anlatan bir kadının şarkısı. Ben de klipte adamı kendime çekip kokluyorum diye bu söylentiler… Hemen tu kaka mı oluyorum? Bunda ne var? Mis gibi klip oldu valla.

Son dönemde neleri dert ediyorsun? Para ve sağlık… Aç değilim, açıkta değilim ama hayatımı küçülttüm.

Nasıl? İnsanlar ‘fakir edebiyatı’ diye kızıyor, haklılar. Ama ben tek değilim ki, bir ekibimiz var. Ve önümü göremiyorum. Seninle pandeminin başında yaptığımız video röportaj sırasında Maslak’ta hayvan gibi terası olan dubleks bir dairede yaşıyordum. Baktım aidat, kira… E kazanmıyorum. Fulya’da küçük bir eve taşındım.

Pop müzikte neden eskisi gibi hit yok? Tükettik. Besteciler de söz yazarları da tükendi. Bir de yeni trendler var. Müziği sosyal medya kullanıcıları yönlendiriyor. Şarkılar ‘TikTok’ta patlıyorsa patlıyor. Genç nüfus orada.  Ha biz popçular da güzel şarkıları çıkarıyor muyuz? Hayır. Rezalet. Benim de rezalet şarkılarım oldu ama bu son şarkılarım öyle değil.

Geçmişten mesela içinde bulunduğumuz yıllardan farkı nedir geçmişin veya 90’ların diyelim? Sosyal medya farkı …  Teknoloji bugün ki gibi değildi. Yoktu hatta… Sokakta oynardık.  Ben kaset almak için para biriktirirdim. Şimdi herkes bilir kişi… Herkes müzikten anlayan biri gibi. Çıkıyor, ‘Olmamış’ diyor. Duygu yoğunluğu diye bir şey yok. Tamamen Fast food kültürü geldi hayatın içine  yerleşti.  Sosyoloji mezunuyum hayatı, yaşananları ve yaşayanları çok net okuyabiliyorum. fast food hayatımızda maalesef. Şarkılarda da ruh bekleme. Şimdi rap furyası var mesela. Ben çok severim ayrıca. 1-2 işim şarkısı güzel diye herkes rap yapıyor. Ben mesela ekipten biri, ‘Süper olmuş’ dediğinde inanmıyorum. ‘Stockholm Sendromu’ şu an diyorum. O yüzden işimin içinde olmayan insanlara dinletmeyi tercih ediyorum şarkılarımı.

 Yeni şarkıların; ‘Senin Hastan’ ve ‘Güz Dönümü’nün farkları ne? ‘Güz Dönümü’ beni kariyerimde en etkileyen şarkı. ‘Senin Hastan’ da A’dan Z’ye kalite. Bir de artık “Bunda ekmek var. Bu şarkı tutar” demeyi bıraktım. Beni mutlu etmeyecek şarkıyı artık yapmam.

Bazı şarkıcıları herkes sever. Seni bazıları çok seviyor, bazıları da senden nefret ediyor. Bunu neye bağlıyorsun? “Severiz onu” denilenlerden star oluyor mu? Dünyanın, Türkiye’nin starlarına bakın. Mesela Hülya Avşar…  Kıskananı çok.  Michael Jackson, Madonna… Kulp bulmak isteyen herkese bulur. Bunlar star…  Ama etliye sütlüye dokunmayan, aynı ses rengindeki popçular star değil maalesef.

Sizce star mısınız ? Hayır, değilim. Ben bir karakterim, bir tane de benim gibi lazım (“Canım İrem” diyerek kendini öpüyor).

Titiz detaycı bir tarafınız var. Temizlik halen takıntı halinde mi ? İşim konusunda detaycıyım.  Temizlik takıntım halen biraz var. Ama eskisi kadar değilim. Hiçbir şey kalmadı onlardan.

Nedir onlar?  Bir tane çay kaşığı pis olsa uyuyamazdım. Her şey nizamlı olacak. Artık öyle takıntım yok. Bir ay sonra ki konserin valizini hazırlıyordum. Adana valizi, Antalya valizi gibi sıralı duruyordu. Böyle hayat mı olur?

Günümüzde hayat çok değişti. Salgın hastalıklar vd.  Hayatla ilgili hedeflerinizi sorsak ne dersiniz? Hayatın cılkı çıkmadan ölmek… Hedef değil ama kimseye muhtaç olmadan ölmek. Kimseye yük olmak istemem. Zaten başarmak istediklerimin çoğunu başardım. Ama elbette hedeflerim halen var. Son yıllarda yaşadıklarımdan sonra tek isteğim günüm güzel geçsin, huzurla geçsin, birilerine yardım edeyim. Kafamı yastığa koyduğumda ‘Birini istemeden üzdüm mü?’ şüphesi olmasın kafamda. Salgın bitsin dünya huzura kavuşsun yeniden bir arada eğlenebildiğimiz güzel konserler vermeyi isterim. Kendim de yazıp, çizmek istiyorum.

Korkularınız var mıdır? Kimin yoktur ki? Korkularım hep vardır.  İşimle ilgili kariyer planlaması adına da sağlık adına da hep olur.

Kariyer adına derken?  Her zaman ya da sürekli lale devrinin yaşanamayacağını biliyoruz. 10  yıldır piyasadayım. Ben inanılmaz patlayarak çıktım. Bir Mirkelam, bir bendim herhalde. 100 milyon dinlenmeler…. Popülerite alışınca durağanlaşıyor çünkü yeniler geliyor. Bu durağanlığa alışmada bir süreç… Bu duruma da alıştım. Memleket sürekli İrem Derici mi dinleyecek? Sadece sahnede gürül gürül söylüyorum günün birinde bunu kaybetmekten korkarım ki salgın sürecinde bunlar hep kısıtlandı.

Sosyal medya ile aranız nasıl? Orada Ata sporumuzu yapıyorum, cehaletle savaşıyorum. Ne yapsa tutuyor. Reklamlarda oynadı. Jüri yaptı yazalım diyorlar. Dünya eve kapandı. Biz de kapandık. Evde iken bu konuya da vakit ayırıp ilgilendiğim oluyor. Eskiden böyle her yerden her konuda yürüyenlere  cevap vermiyordum. Onlar da kendini bilgili, otorite kabul ediyorlardı. Ama baktım ki; bu gibi insanlara “sükût altın” değil, tam tersine “ atıp tutmak hakkındır” gibi algılıyorlar. Sessizliğiniz cevap vermeme süreciniz sürdükçe her kes kendini bir şey sanmaya başlıyor. Kimse kimseye istediğini yazamaz. Söyleyemez. Ben de gereğini yapıyorum. Niye cvp. Vermeyeyim. İçinde yaşadığımız döneme bakın. Her gün ağzımızda maske ile yaşarken, bu gece ölsem ben bu hayatta yapacağımı yaptım derim. İçim rahat, kafam rahat, senden ne haber derim.

14 günlük karantina sonrası ilk kez sokağa çıktı 

Ağaoğlu Grup Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ağaoğlu, koronavirüs testinin pozitif çıkması üzerine kendini karantinaya almıştı.

Yakın bir arkadaşının koronaya yakalandığı haberini alır almaz test yaptıran Ağaoğlu, testin pozitif çıkmasını ardından Kuruçeşme’deki evinde karantinaya girdi. Sağlığı ile ilgili çıkan haberlere smokinli fotoğrafını paylaşarak cevap veren Ağaoğlu “Sağlığım yerinde. Karantina dönemine bitene kadar evde kalacağım” dedi. Tedbiri elden bırakmayan ünlü iş insanı , koronayı en hafif şekilde atlattığını, kendisini arayıp soran tüm dostlarına da teşekkür etmişti.

14 günlük karantina sonrası ilk kez sokağa çıkan Ağaoğlu, Maslak 1453 içinde yer alan  ofisine uğradıktan sonra sokakta biraz yürüyüş yapmayı da ihmal etmedi

TOSFED’den Engelli Komisyonu

TOSFED’den Engelli Komisyonu

Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu (TOSFED) 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nde, engelli vatandaşların da otomobil sporları organizasyonlarında görev alabilmelerini ve sporcu olarak yarışlara katılımlarını sağlamak amacıyla Engelli Komisyonu oluşturduğunu açıkladı.

Uluslararası Otomobil Federasyonu (FIA) tarafından engelliler ve ulaşılabilirlik hakkında oluşturulan komisyonla ortak çalışmalar yürütecek olan TOSFED Engelli Komisyonu, otomobil sporlarına ilgi gösteren engelli sürücülerinin ve yol otomobili kullanıcılarının spora katılımını engelleyen engelleri kaldırmak için çalışmalar yapacak. Çalışmalarını sportif, proje, eğitim ve Ar-Ge olmak üzere dört ana bölümde yürütmeyi hedefleyen TOSFED Engelli Komisyonu, çalışmalarını Ayhan Metin’in Başkanlığında ve Erdem Öksüz’ün Genel Koordinatörlüğünde sürdürecek.

Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu (TOSFED) Başkanı Eren Üçlertoprağı komisyon ile ilgili yaptığı açıklamada, otomobil sporlarını toplumun her kesimine ulaştırmak hedefiyle çıktıkları yolda, değerli bireyler olarak gördükleri engelliler için bu komisyonu oluşturduklarını belirterek, “Engelli dostlarımızla otomobil sporlarının vizyonunu daha geniş bir perspektifte tutarak çok başarılı çalışmalar yapacağız. Onlardan öğreneceğimiz çok şey olduğuna inanıyoruz.” dedi.