Katar’da “Çöl Detoksu”

Katar’da “Çöl Detoksu”

Katar Turizm zihniniz, bedeniniz ve ruhunuz için çölde detoks yapın, sağlıklı besinlere doyun ve yeni yılda tazelenin.

Orta Doğu’nun en büyük wellness destinasyonu Chiva-Som Zulal Wellness Resort Katar’da açıldı

Katar Turizm, ziyaretçilerini yeni yılda bütüncül ve doğal wellness kaçamakları ile yenilenmeye ve canlanmaya davet ediyor. Çok sayıda spa merkezi, aktivite ve rahatlatıcı geziyi bir araya getiren Katar’daki ‘çöl detoksu’ temalı sağlık tatili seçeneği; zihni temizlemek, bedeni beslemek ve ruhu iyileştirmek için birebir…

Katar’da yeni açılan Chiva-Som Zulal Wellness Resort Orta Doğu’nun en büyük wellness destinasyonu olma niteliği taşıyor. Yıldızlar altında spa keyfinden kum tepelerinde glampinge, gün batımında yoga derslerine… Katar’ın mükemmel ‘çöl detoksu’ ile yepyeni bir ‘ben’ yaratabilirsiniz.

Katar Turizm, çölde kaçamaktan sağlıklı yemeklere, huzur dolu mekânlarda lüks molalara ve tam teşekküllü wellness programlarına kadar ince detayları bulunan ‘çöl detoksu’ için en iyi sağlık turizmi seçeneklerini bir araya getirdi.

Katar'da “Çöl Detoksu”

Chiva-Som Zulal Wellness Resort’ta Zihin Beden inzivası

Bu inziva ile bedeninizi, zihninizi ve ruhunuzu dengeye getirip gençleşeceksiniz. İnzivada çeşitli şifa gelenekleri ve bütüncül faaliyetlerle sağlığı destekleme ve bağışıklığı güçlendirme hedefleniyor. İnziva için 3 ile 14 gece arasında konaklama rezervasyonu yapılabiliyor.

Yıldızlar altında glamping

Sıcacık çöl kumlarına adımınızı atın ve Katar’ın nefes kesen içdenizi Khor Al Adaid’e yolculukta doğa ile bütünleşin. Yıldızlar altında bir gece geçirmeden önce deveye binebilir, çöl sürüşü yapabilir, geleneksel lezzetlerle ziyafet çekebilirsiniz.

Stresi boyayla at

Boyama yapmak sadece çocuklara has değil. Artist Cafe’de yetişkinler de rahatlamak için boyama yapıyor. Katar İnci Adası’nın Qanat bölgesinde yer alan bu mekân, ziyaretçilerine zihinlerini özgür bırakma ve her bir fırça darbesiyle stres atma şansı veriyor.

Esne, gerin, rahatla

Anantara Banana Island Resort Doha’da günübirlik veya tüm hafta sonu inzivaya çekilebilir, Ashtanga, Hatha ve stretch yoga grup derslerine katılabilir veya özel ders alabilirsiniz. Detoks suları ile vücudunuzu canlandırabilir veya lüks spada ses banyosu yapabilirsiniz. Şehirde kalmak isteyenler, Doha’nın kalbine Paris zarafetini taşıyan Sisley Spa’nın dünyadaki en büyük tesisinin açılışını gerçekleştiren W Doha’yı ziyaret edebilirler.

Sağlıklı öğünler

Katar’daki seyahatinizde vücudunuzu yerel ürünlerin kullanıldığı, besleyici, enfes öğünlerle ödüllendirebilirsiniz. Doha’nın ilk %100 vegan kafesi

Katar'da “Çöl Detoksu”

Purple Island (Mor Ada)’da kano ile enerjik bir gezinti

Katar’ın en güzel doğa hazinelerinden Al Thakira’nın mangrovları arasında kanoyla gezinerek tabiatla bağınızı güçlendirebilirsiniz. Eşsiz bitki örtüsünün yanı sıra flamingoların ve balıkçılların da dahil olduğu muhteşem canlı çeşitliliğinin keyfini kano turuyla çıkarabilirsiniz.

Güzel kal, mutlu kal

Yerel doğal kaynakları kullanan Botany’nin organik ürünleri ile cildinize ışıltısını yeniden kazandırın.

Dolunay yogası

Ay’ın titreşimlerini ve enerjisini alarak bedeninizle bağlantı kurun, derinleşin ve enerjiyle dolun. Evolve Mind Body Soul ile yoga derslerini kaçırmayın. Bu program ile ay ışığı altında öz farkındalığınızı artıracak, zihninizi berraklığa kavuşturacaksınız.

Sesle şifa

Niya Yoga’da Tibet çanakları, ziller, çanlar ve daha birçok enstrüman ile gerçekleştirilen meditasyon derslerine katılın ve ruhunuzu uyandırın. Bu faaliyet ile zihninizi sakin, meditatif hâle getirin.

Dijital detoks

Mandarin Oriental, Doha, sürekli koşturmaca halinde olan ve ekrana yapışık yaşayanlar için Dijital Wellness Kaçamağı ile dijital cihazların sık kullanımının sebep olduğu stres ve gerginliği atma fırsatı sunuyor.

Yıldızlar altında spa

Katar’da sınırların ötesinde bir dünyayı deneyimleyin ve eşsiz tecrübeler edinin: Saray Spa’nın küratörlüğünü yaptığı “Yıldızlar Altında”, Marriott Marquis Doha’nın 50.katında yer alan helikopter pistinde gerçekleşiyor!

Hollanda’da tarihi Türk köyü “Turkeye”

Hollanda’da tarihi Türk köyü “Turkeye”

Turkeye, Hollanda’nın güneybatısındaki Zelanda Flaman bölgesinin batısında bulunan bir belediye olan Sluis’in bir köyüdür. Köy, Zelanda ilinde normal bir köy olmasına rağmen, Turkeye adı muhtemelen Modern Hollandaca’daki Turkije için eski bir yazımdır. Adın Osmanlı Türkleri ile Hollanda arasındaki ilişkilerden geldiği sanılmaktadır. Osmanlıların ülkelerinden hiçbir zaman Türkiye olarak bahsetmemiş olması, köyün ismini aldığı çağ ile ilgili bir anakronizm şüphesi doğurmaktadır. Bu köye giden yolun adı Turkijeweg’dir, Hollandaca “Türkiye Yolu” anlamına gelir.

Ferhat Kaan Şahin

Köyün güncel nüfusu 19’dur. Mezradaki evlerin büyük bölümü yazlık olarak hizmet vermektedir. Turkeye mezrası 1796’dan 1970’e kadar Waterlandkerkje belediyesinin bir parçasıydı. 1970 yılında bu belediye Oostburg belediyesi ile birleşti ve bu belediye de Sluis belediyesi ile birleştirildi. Turkeye tarihi, Sluis’in 1604’te Devlet ordusu tarafından fethinden sonra başlar. Yenilen İspanyol birlikleri geri çekildi ve kısaca Turcken olarak anılan, Osmanlı İmparatorluğu’ndan 1500 Müslümanı kadırga kölesini ardında bıraktı. Dönemin Hollanda hükümeti, bu köleleri serbest bırakmaya ve Türkleri anavatanlarına geri göndermeye karar verdi. Böylece İspanya’ya karşı mücadelede Osmanlı İmparatorluğu’nun desteğini almayı umuyorlardı. Ancak namı diğer Flaman Türkleri Marsily’da bir kez daha köleleştirildi ve Osmanlı İmparatorluğu’na ulaşamadı.

Turkeye mahallesi ile Hollanda ve Türkiye’deki Türk toplumu arasında bir bağ gelişmiştir. Türk heyetleri ve diplomatlar gibi ileri gelenler tarafından düzenli olarak köye ziyaretler yapılmaktadır. Çok sayıda Hollandalı turist tarafından ziyaret edilen Dalaman ve Trabzon gibi şehirlerde Turkeye.gem Sluis işaret tabelaları yer almaktadır.

Hazırlayan: Ferhat Kaan Şahin

Safranın ana vatanı  “Safranbolu”

Safranın ana vatanı  “Safranbolu”

Safranbolu, Karabük’ün turistik bir ilçesidir. Ankara’nın 231 km kuzeyinde ve Karadeniz’in 90 km güneyinde konumlanmıştır. Karabük ilçe merkezine de 8 km mesafede yer alır. Safranbolu şehir merkezi ve Karabük il merkezi birbirlerine oldukça yakındır.

Safranbolu

Örneklerine, Beypazarı, Göynük, Taraklı, Odunpazarı ve Osmaneli gibi yerlerde de rastlanan, Klasik Osmanlı kent mimarisini yansıtan ve bu mimarisini tarih boyunca iyi bir şekilde muhafaza edebilmiş olan Safranbolu, tarihi evleri ile ünlüdür. 17 Aralık 1994 tarihinden beri Türkiye’de Unesco Dünya Mirası Listesi’nde yer alan 9 kültürel varlıktan biridir ve yerli-yabancı turistlerin büyük ilgisini çekmektedir. Safranbolu, ismini bölgede yetişen ve nadir bir bitki olan safrandan alır.

Safranbolu

Safranbolu coğrafi konumu nedeniyle tarih boyunca idari ve ticari bir merkez olmuştur. Tarihte Paflagonya olarak adlandırılan bölgede bulunur ve birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Türkler tarafından kesin olarak alınışı 1196 yılındadır. Osmanlı zamanında 17. yüzyılda İstanbul-Sinop yolu üzerinde olması nedeniyle tarihteki en önemli dönemini yaşamıştır.

Safranbolu

Şehir eski çağlarda Homeros’un İlyada destanında geçen Paflagonya bölgesinde yer almaktadır ve bilinen tarihi MÖ 3000 yıllarına kadar gider. MÖ 3000 ve 4000 tarihli tümülüsler, Safranbolu’nun insan yerleşimi açısından uzun bir tarihi olduğunu göstermektedir. Şehir Flaviopolis, Theodoropolis, Hadrianopolis, Germia ve Dadibra (Dadybra) gibi antik kasabalarla yorumlanmıştır. Bölgedeki bilinen ilk medeniyetler Hititlerin komşuları olan Gaspalar ve Zalpalardır. Bölgede sırası ile Hititler, Frigler, dolaylı yoldan Lidyalılar, Persler, Helenistik Krallıklar (Pondlar), Romalılar (Bizans), Selçuklular, Çobanoğulları, Candaroğulları ve Osmanlılar egemenlik kurmuşlardır.

Safranbolu

Şehir Selçuklular tarafından fethedildiğinde adı Dadibra idi. Safranbolu, Selçuklu Sultanı II. Kılıç Arslan’ın oğlu Muhiddin Mesut Şah tarafından 1196 tarihinde fethedilmiştir. Muhiddin Mesut Şah, Yunan-Bizanslı nüfusa savaşmadan teslim olmaları durumunda hayatlarını koruyacağına söz vermiş fakat kayıtlara göre şehir savaşla ele geçirilmiştir. Hıristiyanlara ne olduğu hakkında bir bilgi yoktur. 1213-1280 tarihleri arasında Çobanoğulları, 1326-1354 tarihleri arasında Candaroğulları ve 1423 yılından sonra da Osmanlı Devleti’nin egemenliğine geçmiştir. Şu anki Kıranköy bölgesinde, eskiden Yunan nufüs yaşamaktaydı. Burası daha sonra merkez Yunan mahallesi olmuş ve 1923’teki nüfus mübadelesi bu bölgede de gerçekleşmiştir.

Safranbolu

Safranbolu’da Uluyayla ve Sarıçiçek olmak üzere iki yayla bulunmaktadır. Şehre 50 kilometre uzaklıkta bulunan, 280 hektar ve 7 kilometre uzunluktaki Uluyayla’nın ortasında bir gölet ve içinde yeraltı nehri olan bir mağara vardır. Safranbolu’ya 8 kilometre uzaklıkta olan Sarıçiçek yaylasında ise kamp ve dağcılık yapılmaktadır. Ayrıca şehirde kanyonlar ve mağaralar bulunmaktadır. Kanyonlar grubunda Sakaralan (Yacı ) Kanyonu aşılmış ve Safranbolu Turizmine ve Doğaseverlere kazandırılmıştır. Uzunluğu 2.725 m olan Bulak (Mencilis) Mağarası’nın iki girişi bulunmaktadır ve 350 metrelik kısmı ışıklandırılmıştır. Yatay gelişmiş ve fosil Hızar Mağarası’nın büyük bir girişi vardır. Ağzıkara Mağarası ise sarkıt ve dikitleri ile dikkat çekmektedir. Konarı Köyü’nde bulunan Yarasa İni ve Karabük’te 100 Yıl Mahallesinde bulunan 100 yıl Mağarası girilebilir ve gezilebilir 1000 metrelik alanıyla Sepeleoloji Derneği’nin ölçümlemelerinin bitimi sonucu hizmete girecektir. 100 Yıl Mahallesindeki Su batan ve Çıkan mevkide doğal oluşum olarak ilgi alanı içindedir.

Hazırlayan: Ferhat Kaan Şahin

 

Kore’den ‘yeni biri’ olarak döneceksiniz!

Kore’den ‘yeni biri’ olarak döneceksiniz!

Güney Kore, ruhen ve bedenen tazelenmeyi sağlayan sunan doğası, kültürü ve uygulamalarıyla Uzakdoğu’nun keşfedilmeyi bekleyen noktaları arasında yer almayı sürdürüyor.

Güney Kore ziyaretçilerini alışverişten zengin mutfak lezzetlerine kadar birçok alanda eşsiz bir deneyim bekliyor.

Farklı yönleriyle son yıllarda Uzakdoğu’nun en popüler ülkelerinden biri haline gelen Güney Kore, aynı zamanda ülke insanının sahip olduğu sağlıklı yaşam tarzı ve uzun yaşam süreleriyle de dikkat çekiyor. Özellikle Koreli kadınların hangi yaşta olursa olsun, ciltlerinin parlaklığı, tazeliği ve daima sahip oldukları genç görünümlerinin sırrı herkes tarafından en çok merak edilen konular arasında yer alıyor.

Kore’yi doğal güzellikleri, mimarisi, tarihi zenginliği, sanatı ve yemek kültürünün yanı sıra sahip olduğu geleneksel ve modern yaşamı gibi farklı birçok yönüyle ele alarak, tanıtımını yapan Kore Turizm Organizasyonu’nun (KTO) İstanbul Ofisi Direktörü Soyoung Park, Kore yaşam tarzının farklı birçok unsurun bir araya gelmesiyle oluştuğunu ifade ediyor: “Kore’de hayat, doğa ile birlikte ve doğal bir yaşam şekliyle insanların yaşam kalitesinin yükseltilmesi yaklaşımıyla yaşanıyor. Bu yaklaşım da hayatın her alanına taşınmaya çalışılıyor.”

Güzelliğin ve uzun yaşamın sırrı bol hareket

Korelilerin uzun yaşam ve genç görünümlerinin kaynağının Kore denince en çok merak edilenler arasında yer aldığını söyleyen Soyoung Park, bunun sırrının da yine benimsedikleri bu yaklaşımda olduğunu söylüyor: “Koreliler için sağlıklı bir yaşam sürmek çok önemli. Bu nedenle de sağlıklarına çok dikkat ediyorlar. Günlük hayatlarında bol bol hareket ediyor, her gün egzersiz yapıyor, doğada vakit geçirmekten hoşlanıyor, bağışıklık sistemlerini güçlendiren beslenme anlayışıyla sağlıklı bir şekilde besleniyor ve en doğal yöntem ve ürünlerle ciltlerini daima taze tutuyorlar. Sosyal hayatlarında ise hem aile ve çevreleriyle birlikte vakit geçirerek hem de kültür ve sanata zaman ayırarak ruhsal anlamda da kendilerini güçlendiriyorlar. Tüm bunlar Kore’de insanların daha uzun ve her anlamda sağlıklı bir yaşam sürmesini sağlıyor. Korelilerin doğa, tarih, kültür, lezzet, güzellik ve eğlenceyi bir arada sunan bu hayat tarzını yerinde gözlemlemek ve deneyimlemek isteyen tüm ziyaretçileri pandemi sonrasında Kore’de ağırlamayı sabırsızlıkla bekliyoruz.

‘Yeni Bir Sen’ için olmazsa olmaz Kore deneyimleri

Size kendinizi daha iyi hissettirecek, ruhen ve bedenen yenilenmenin anahtarını sunacak olan Kore uzun yaşam ve güzellik sırları şu şekilde sıralanıyor:

 Pırıl pırıl ve özenilesi bir cilt için Kore’nin güzellik sırları

‘Önce kendini sev’ anlayışını benimseyen Koreli kadınlar güzel ve sağlıklı bir cilt için her şeyden önce bol su tüketiyor, sebze ağırlıklı sağlıklı bir beslenme anlayışını benimsiyor, uyku düzenlerine çok dikkat ediyorlar. Bunun yanında bedenlerini güçlendirecek ve sağlıklı kalmalarını sağlayacak şekilde spor ve egzersiz yapıyorlar. Bunun yanında ciltlerinin bakımında ise doğal yöntemleri ve ürünleri tercih ediyorlar.  Cildin genç kalmasını sağlamak için yüzlerine masaj yapıyor, ciltlerinin elastikiyetini koruyor ve cildin erken yaşlanmasını önlüyorlar.

Kore ziyaretinizde Koreli kadınların güzellik sırlarını daha yakından öğrenirken, K-Beauty olarak tanımlanan yüksek kalitedeki Kore güzellik ve bakım ürünlerine çok makul fiyatlarla ulaşabileceksiniz.

Sağlık kaynağı Kore lezzetleri

Kore kültürünün ayrılmaz bir parçası olan ve sağlıklı bir beslenmenin de temelini oluşturan mutfağı da yine Kore’de çok farklı ve lezzetli bir deneyim alanı.

Kore’nin en ünlü yemeklerinden biri; hatta ülkenin milli yemeği olarak da tanımlanan Kimchi lahanadan yapılan bir turşu türü.  İçerdiği sebzeler nedeniyle iyi bir antioksidan da olan Kimchi, yaraları iyileştirmesi için merhem olarak bile kullanılıyor.

Kore seyahatinizde Bulgogi, Japchae, Bibimbap gibi sağlık kaynağı birçok Kore lezzetinin yanında, Korelilerin uzun ömür sırrı olarak tanımlanan Kimchi’yi her gün bir parça tükettiğinizde kendinizi daha enerjik ve sağlıklı hissedeceksiniz.

Kore’nin muhteşem doğasında huzuru yaşarken, SPA ve Wellness merkezlerinden yeni biri olarak çıkın

Doğada bolca vakit geçiren ve aynı zamanda ‘wellness’ aktivitelerini hayatlarının bir parçası yapan Koreliler, bunu uzun yaşamın sırlarından biri olarak ifade ediyor. Zaten tatilleri sırasında doğaya veya sağlıklı yaşamdan ilham alan etkinliklere katılmayı programlarına dahil eden seyahat severlerin sayısı da her geçen gün artıyor.

Kore’nin benzersiz doğasında vakit geçirmek ve hem ruhunuzu hem de bedeninizi doğada dinlendirmek isterseniz bunun için ülkenin kuzey doğusunda yer alan Chuncheon, açık hava etkinlikleri, yeşil tepeleri ve nehirleriyle doğa ile iç içe benzersiz bir deneyim sunuyor. Doğal güzellikleri ve doğa sporlarıyla ilgi çeken noktalardan biri olan ve “Tanrıların Adası” olarak da anılan Jeju’da ise bir yandan yüzüp, doğa yürüyüşlerine çıkarken; bir yandan da müzeleri ziyaret ederek tarihte bir kültür yolculuğuna çıkabilirsiniz.

Kore seyahatinize Geleneksel Kore Spa’sını dahil ederek ise hem vücut enerjinizi ve hem de ruh gücünüzü artırabilirsiniz. Şifalı sıcak ve soğuk banyoları, iyileştirici özellikleri ile cilde iyi gelir. Sıcak ve soğuk fomentasyon sauna odaları (yeşim, odun kömürü, tuz, oksijen vb.) metabolizmayı iyileştirir ve kan akışını hızlandırır.  Emin olun ki, SPA çıkışında kendinizi tazelenmiş, rahatlamış ve yepyeni biri gibi hissedeceksiniz.

Güney Kore’de en iyi wellness ve SPA merkezleri ise ağırlıklı olarak başkent Seul’de hizmet vermekte.

Modern şehir hayatı ve alışverişin tadını çıkarmadan dönmeyin

Kore’den sosyal hayatın içine karışmadan ve güzel bir alışveriş yapmadan dönmek istemeyenler için ziyaret edilebilmesi gereken yerlerin başında Shinsegae Centum City geliyor. Dünyanın en büyük alışveriş merkezi de olan bu devasa yapıda farklı birçok ünlü markanın mağazalarını ziyaret ederek aklınızdaki ürünleri satın alabilir; vereceğiniz bir yemek molasında ise sağlıklı Kore lezzetlerinin tadına bakabilirsiniz.

Centum City’nin hemen yanında yer alan ve Busan Uluslararası Film Festivali’ne de ev sahipliği yapan Busan Sinema Merkezi’ne yapacağınız bir ziyaretle ise yıl boyunca etkinliklerin düzenlendiği dış oditoryumda farklı kültür aktivitelerini deneyimleyebilirsiniz. Geceleri aydınlatmalarla benzersiz mimari tasarımının vurgulandığı Busan Sinema Merkezi Kore’de sosyal hayatın doyasıya yaşandığı yerlerden biri.

Güney Kore pandemi sonrasında; Kore’nin farklı kültürünü deneyimlemek, eşsiz doğasında huzur veren atmosferi, modern ve sosyal hayatın doyasıya yaşandığı şehirlerinde alışverişten, kültür ve sanat etkinliklerine kadar bambaşka bir Kore deneyimini yaşamak isteyen herkesi ağırlamayı bekliyor.

Kore kültürüne heyecan verici bir yolculuk için https://www.ktoturkey.com/ adresini ziyaret edebilirsiniz.

Birbirinden ilginç yılbaşı gelenekleri

Birbirinden ilginç yılbaşı gelenekleri

Yazan: Ferhat Kaan Şahin

Farklı ülkelerden insanlar, yeni yıldan beklentilerini ilginç yöntemlerle ifade ediyor. Yeni yılı karşılama kutlamaları her kültüre göre değişiklik gösteriyor. Bu yıl dünyayı etkisi altına alan corona virüs salgını, bu kutlama ritüellerinin ne kadarını gerçekleştirmeye izin verecek, bilinmiyor. Eve özgü geleneklere devam edilse de sokaklarda kalabalıklarla gerçekleştirilen yeni yıl ritüelleri bu yıl pas geçilecek gibi görünüyor. İşte ülkelerin yeni yılı karşılarken sürdürdükleri birbirinden ilginç gelenekleri…

—-Japonya “Eski yıla ait kötü ruhları kovmak için” evlerin önüne ip asılan Japonya’da, yeni yılın ilk saniyelerine de kahkaha atılarak giriliyor.

—-Çin‘de de “geçmiş yıla ait kötü ruh ve şansızlığı kovmak amacıyla” evler temizleniyor. Ayrıca “şans getirmesi için” kırmızı zarflarda çocuklara para dağıtılıyor.

—-İsviçreliler, iyi ruhları temsil ettiğine inandıkları kostümleri giyerek yeni yılı karşılıyor.

—-Hollanda‘da “geçen yılın kötü ruhlarını kovmak, yeni yıla huzurlu ve mutlu girmek amacıyla” sokakta yılbaşı ağacı yakılıyor.

—-Şili‘de gece yarısı bir kaşık mercimek yiyenlerin, yeni yılda iş hayatının verimli geçeceğine inanılıyor.

—-Güney Afrika‘da ise “şans getirmesi için” eski ev eşyaları pencereden atılarak, yeni yıla yeni eşyalarla giriliyor.

—-İspanya’da ise saat 00.00’da 12 üzüm tanesi yutulup, yeni yılla ilgili dilek tutuluyor.

—-Danimarka‘da eski tabaklar kapı önünde kırılarak, kötü şansın gitmesi dileniyor.

—–Yunanistan O gün eve girerken kapıda nar kırılır. Bunun bereket ve mutluluk getireceğine inanılır. Şapellerin kapısının üzerine Hz. İsa’nın yeniden doğuşunu simgeleyen soğan asılır.

—–Hindistan dünyadaki en renkli ülke olmasını yeni yılda da koruyor. Herkes renkli çiçekler takıp canlı renklerde kıyafetler giyiyor. Hint kadınları baharı anımsatan sarı, turuncu, beyaz çiçekler takıyorlar. Çam yerine muz ve mango ağaçlarını süslüyorlar. Daha sonra gece yatmadan önce içine özel ve kutsal olan eşyalarını koydukları bir kutuyu başucuna koyuyor ve öyle uyuyorlar. Bunun yeni yılda mutluluk ve bereket getireceğine inanıyorlar.

—-Romanya‘da da ayı postu giyen insanlar sokakları gezip dans ediyor. Bu sayede kötü ruhların uzak durduğuna inanılıyor.

——Estonyalılar yeni yıl kutlamasında 7, 9 ya da 12 çeşit yemek yiyorlar. Bu yemekleri yemenin gelecek yılda yenilen yemek sayısı kadar güç katacağına inanıyorlar. Ve yılbaşı gecesi evi ziyaret eden ruhların olduğuna inandıkları için yemeklerin hiçbirini tam olarak bitirmiyorlar.

—–Tayland Yeni yıla arınarak girmek için su savaşları yapılır.

—–İrlandalı bekar kadınlar yeni yılda iyi şans için ve evlenecekleri adamla tanışmak için yastıklarının altına ökse otu yaprağı koyuyorlar.

—–Avusturalya Ortaçağ ve Pagan inanışına göre kötü ruhları kovmak için gürültü çıkartmak gerekiyor. Bu yüzden Avusturalya’da yeni yıl kutlamaları gürültülü geçiyor. Yaz mevsimine denk geldiğin için plaj partileri düzenliyorlar ve taktıkları uzun sakallarla sörf yapıyorlar.

—-İsveçliler yılbaşında herkese lusserkatter isimli safranlı tatlı ikram ediyor. Noel yemeklerini de tarçınlı bir çeşit muhallebiyle sona erdiriyorlar. Sürpriz ise kaselerin içine gizledikleri bademler. Tatlısında bademi bulanın evleneceğine inanılıyor. Kutlamalar babaların dışarıya çöp bırakmaya gidip Noel Baba kılığında geri dönmesiyle devam ediyor.

—-Filipinler Kesilip yuvarlak şekil verilmiş meyvelerle tabaklar hazırlanır. Bunun ertesi yıl mutluluk getireceğine inanılır.

—–Arjantin Gece yarısı çan çalarken fasulye yemenin ömür boyu şans getireceğine inanılır.

—–Ekvador Kötü şansı, düşmanı temsil eden insan suretleri, fotoğraflar sokakta yakılır.

—–Almanlar yeni yıla girerken reçelli ya da likörlü donutlar ve badem ezmesinden yapılmış domuzcuklar yiyorlar. Bunun onlara şans getireceklerine inanıyorlar. Ayrıca 1920’lerden kalan bir gelenek olarak Tek Kişilik Yemek adlı İngiliz Kabaresi oyununu izliyorlar.

Dünyanın en güzel 10 kayak merkezi

Dünyanın en güzel 10 kayak merkezi

Kış geldi dünyanın farklı coğrafyalarında ve kuzey yarım küresinde kar yağmaya başladı. Kayak sporu gönül vermişler için 10 farklı kayak lokasyonu sizler için derledim. Birçoğunu ilk defa duyacaksınız. Ama mutlaka listenize alın derim.

  1. Avoriaz, Fransa

Avoriaz’dan sadece bir kayak merkezi olarak bahsetmek, gerçekten adaletsiz olur. Bundan çok daha fazlası. Doğru terim, kayak ve diğer kış sporlarının ötesinde aktiviteler sunduğu için “eğlence tesisi” çizgisinde bir şey olabilir. Yaz aylarında turistler yürüyüş yapmak, dağ bisikleti sürmek veya çevredeki güzel dağ silsilesinin muhteşem manzarası eşliğinde bir tur golf oynamak için Avoriaz’a ve Morzine topluluğuna akın eder. 2012 yılında kapılarını açan büyüleyici bir su parkı olan Aquariaz, büyük bir cazibe merkezi haline geldi ve tüm yıl boyunca egzotik bir deneyim için çok çeşitli tropik bitki ve ağaçlara ev sahipliği yaptı.

 Avoriaz, Fransa

  1. Cortina d’Ampezo, İtalya

Güzel manzaralı Cortina d’Ampezzo kasabası, kendisini uluslararası jet sosyeteciler için en popüler destinasyonlardan biri haline getirdi. Bu kayak merkezi, konuklarına tüm ailenin tadını çıkarabileceği çok yönlü bir tatil deneyimi sunuyor. Dolomit Alpleri boyunca düzenlenen kayak turları sizi buzlu şelalelerin, pitoresk dağ çiftliklerinin ve Lagazuoi’nin nefes kesen manzaralarının yanından geçirecek. Biraz daha maceraya can atan gençler, bu yeni kış sporu trendi için özel olarak tasarlanmış bir pistte müthiş bir buz kartingi yapacaklar. Akşamları, en yakın kayak sonrası partisi için süslenmeden önce, birçok mağaza ve müzeyi ziyaret etmek için Cortina’da keyifli bir gezintiye davet ediyor.

Cortina d'Ampezo, İtalya

  1. Louise Gölü, Kanada

Bulunan Banff Ulusal Parkı Alberta, Lake Louise Kayak Batı Kanada’da büyük arazi parklarından biri ile donatılmış ve hem yetişkinler ve çocuklar için büyük bir öğrenme alanı olduğu. Henüz kayak becerileriniz konusunda kendinize o kadar güvenmiyorsanız, çocuklar tesisin kreşinde eğlenceli ve oyunlarla geçen bir gün geçirirken özel ders rezervasyonu yapabilir veya bir gruba katılabilirsiniz. Tesis, mükemmel yaz ve kış fırsatları ve sizi Kanada Kayalık Dağları’na götürecek bir gezi gondol gezisi gibi heyecan verici aktivitelerin bir listesini sunuyor – Boz ayılar için gözlerinizi dört açın!

Louise Gölü, Kanada

  1. Meribel, Fransa

Meribel kayak merkezinin geniş yamaçları, her seviyedeki deneyime hitap ederek, onu aile dostu bir kış sporu destinasyonu haline getiriyor. Olimpiyat Merkezi tüm yıl boyunca açıktır ve tatilinizi unutulmaz ve her şeyden önce dinlendirici kılmak için gerekli tüm özelliklerle donatılmıştır. Kaya tırmanışı veya buz pateni gibi yeni bir aktiviteye başlamak, spa alanında kendinizi şımartmak veya çocukları su kaydırağıyla eğlendirmek istiyorsanız, bunların hepsi burada mümkün. Fransız Alpleri’nin rahat ruhunu yakalamak için birçok geleneksel ahşap dağ evinden birini ayırtın.

Meribel, Fransa

  1. Wengen, İsviçre

Kendinizi her zaman soğuk kış aylarını şirin bir dağ köyünde geçirdiğinizi hayal ettiyseniz, Wengen tatilinizi şimdi ayırtın. Bu,  demiryolu veya gondol ile ulaşılabilen, araç trafiğine kapalı bir tesistir. Çocukların (3 yaş üstü) günlerini oyun oynayarak, kayak yapmayı öğrenerek ve ebeveynleri yetişkinlere yönelik yamaçlarda cesurca atlıkarıncada sırayla kar atlıkarıncalarını kullanarak geçirmeye davet edildiği “İsviçre Kar Çocukları Köyü” ile son derece popülerdir.

Wengen, İsviçre

  1. Morzine, Fransa

Gerçek karaktere sahip bir kayak merkezi arıyorsanız, Morzine tam size göre. Yaklaşık 650 kilometre (yaklaşık 400 mil) kayak pistleri aktif bir kış tatilini garanti eder ve karlar eridiğinde, güzel manzara, yazlarını sık ormanlarında yürüyüş yaparak geçirmek isteyenler için doğal bir cennete dönüşür. nehir vadisi. Kuzeyde Cenevre Gölü ve güneyde Mont Blanc dağ silsilesi manzaralı lüks dağ evlerinden birine yerleşin ve evinize rahatlamış ve gençleşmiş hissederek döneceksiniz.

Morzine, Fransa

  1. Val D’isere, Fransa

Tamamen sportif olmayan ama Kesinlikle Muhteşem Edina ve Patsy bile bir kış kayak merkezine gittiğinde, bunun havalı ve gerçek olduğunu bilirsiniz – ve Val D’Isére için durum kesinlikle böyledir. İtalya sınırından ve Vanoise Ulusal Parkı’ndan sadece beş kilometre (3 mil) uzaklıkta, “Dünyanın En Güzel Kayak Alanı” olarak anılmıştır. Tatil yerinin çoğu, karlı sokakları sıcak, davetkar bir ışıltıyla aydınlatan büyüleyici aydınlatma armatürleriyle aydınlatılan dağ evi tarzı evler ve otellerden oluşuyor.

Val D'isere, Fransa

  1. Zermatt, İsviçre

Zermatt’ta Avrupa’nın en yüksek kayak merkezinde tüm yıl boyunca kış sporları yapmak mümkündür. Pennine Alpleri ile çevrili ve Klein Matterhorn, Schwarzsee, Gornergrat ve Sunnega boyunca 360 km (yaklaşık 220 mil) kayak ve snowboard fırsatları sunan Zermatt, İsviçre’nin en popüler kış sporu destinasyonlarından biridir. Bu listede adı geçen diğer kayak merkezlerinden bazıları gibi, Zermatt da yanmalı motorlu arabaların kullanılmasını yasaklıyor ve Matterhorn’un dumansız bir görünümünü sağlamak için neredeyse tamamen pille çalışan ulaşımla çalışıyor.

Zermatt, İsviçre

  1. Niseko, Japonya

Kayak merkezleriyle ünlü ülkeler denilince akla hemen Japonya gelmiyor; ancak ortaya çıktığı gibi, Hokkaido’daki Abuta Bölgesi, dünyanın dört bir yanından kayak meraklılarını kendine çekiyor. Dört tatil beldesinden, çeşitli bakımlı yamaçlardan, ağaç parkurlarından, engel parklarından ve Japonya’daki en büyük gece kayağı alanından oluşan Niseko, heyecan verici bir tatil konaklamasını garanti ediyor. Deneyimi tamamlamak için sitenin Japon veya Batı tarzında dekore edilmiş güzel pansiyonlarından birinde yer ayırtın.

Niseko, Japonya

  1. Alpbach, Avusturya

Tirol Dağları ve geleneksel çiftlik ve pansiyonlar kesinlikle kış aylarında yüksekliği boyunca büyüleyici. Tüm alan gevrek, beyaz karla kaplandığında, romantik bir Noel filmi sahnesine yeni adım atmış gibi hissetmemek zor. Alpbach, bu listedeki daha küçük kayak merkezlerinden biri olabilir, ancak en az 18 km (11 mil) siyah pist, harika şelalelerin yanından geçen harika yürüyüş parkurları ve tekme atabileceğiniz geleneksel dağ restoranları dahil olmak üzere sunabileceği çok şey var.

En sevilen kış lezzetlerini yerinde yiyin

En sevilen kış lezzetlerini yerinde yiyin

Kış soğuklarının yaklaşması kimilerini üzse de kimilerini çok sevindiriyor çünkü bu mevsimi güzelleştiren bazı yiyecek ve içecekler var.

Salep

Kış aylarının en sevilen içeceklerinden biri eşsiz kokusu ve tadıyla salep oluyor. Hem lezzetiyle öne çıkan hem de öksürük ve soğuk algınlığı gibi rahatsızlıkları iyileştirici etkiye sahip salep aslında orkidegiller familyasındaki bir bitkinin yumrularından elde ediliyor. Bu bitki ülkemizde Muğla, Kahramanmaraş, Milas, Antalya, Van, Kastamonu, Safranbolu ve Isparta’da yetişiyor. Özellikle Burdur’un Bucak ilçesinde yetişenler lezzetleriyle öne çıkıyor. Genelde üzerine tarçın dökerek şifa oranını artırdığımız salep, son yıllarda hazır paket halinde marketlerde de satılıyor. Ama bakır kazanlarda kaynatılan salepi içmenin keyfi bir başka. Gerçek salep içmek isteyenler rotalarını İstanbul Yeniköy Kahvesi, Tarihi Bağdat Kurukahvecisi, Tarihi Çınaraltı Çay Bahçesi ya da Dondurmacı Ali Usta’ya çevirmeli.

Pause Food

Boza

Yararları saymakla bitmeyen lezzetli ve kışa özgü tatlardan bir diğeri de boza oluyor. Öksürüğe iyi gelen, zihni berraklaştıran ve probiyotik işlevi gören boza, her ne kadar İstanbul’daki Vefa Bozacısı ile anılsa da aslında memleketi Bilecik. Şehirdeki Soydan Boza’da satılan bozalar öyle lezzetli ki bir kez tadana yeniden Bilecek otobüs bileti aldırıyor. Lezzetli bir boza içmek isteyenler Eskişehir’de Karakedi Bozacısı’nı, Adapazarı’nda Alikoka Bozası’nı, İzmir’de Şemikler Bozacısı’nı, Manisa’da Çınar Boza’yı ve Isparta’da Günnaz Boza’yı tercih edebilir.

Pause Food

Turşu

Yemeklerin en lezzetli eşlikçilerinden turşu aslında zamansız bir yiyecek olsa da kışın yemek ayrı bir keyifli oluyor. Bağışıklığı güçlendiren hatta uzmanlar tarafından kas kramplarına ve kansere iyi geldiği söylenen turşunun farklı çeşitleri farklı şehirlerimizde popüler. Ülkemizin en lezzetli turşularını bulabileceğin bazı turşucular ise şöyle; İstanbul’daki Asri Turşucu, İzmir’deki Hasan Amca, Ankara’daki Hüsmen Ağa Turşucusu, Ordu’daki Vonalı Celal ve Adana’daki İçenbilirHacı’nın Şalgamı.

Pause Food

Kestane

Seyyar satıcılarda satılan en lezzetli yiyeceklerden kestane, evlerde de fırınlanarak ya da haşlanarak hazırlanıyor. Magnezyum, fosfor, kalsiyum, potasyum, B ve C vitaminleri açısından zengin bir içeriğe sahip olan kestane, kış aylarındaki yorgunluğun üstesinden gelmek için de birebir. Doğu Karadeniz, Ege ve Marmara bölgelerinde yetiştirilen kestanelerin en lezzetlileri nemli iklimsel koşulları sayesinde Aydın’da yetişiyor.

Sıcak çikolata

Kış soğuklarında içimizi ısıtan sıcak çikolata, büyük küçük herkesin çok sevdiği bir içecek. Hele ki kış tatili yörelerinde ve kayak otelleri pistlerinde tüm gün keyifli vakit geçirip eğlendikten sonra sıcak çikolata içmenin keyfi bambaşka oluyor. Geçmişi yaklaşık 2000 sene öncesine kadar dayanan sıcak çikolatanın lezzetli bir içecek olmasının yanı sıra sağlığa yararları da bulunuyor. Sıcak çikolatanın yüksek oranda antioksidan içermesiyle kalp rahatsızlıklarına iyi geldiği söyleniyor. İstanbul’da Rumeli Çikolatacısı, Aşşk Kahve, J’adore Chocolatier gibi yerlerde tadına doyum olmaz sıcak çikolatalar içebilirsiniz.

Pause Food

Kabak tatlısı

Kış denildiğinde akla gelen tatlılardan biri şüphesiz kabak tatlısı oluyor. Havaların soğumasıyla birlikte pazarların en popüler ürününe dönüşen bal kabağıyla yapılan kabak tatlısının birbirinden farklı yorumu var. Ancak Antalya, Hatay ve Aydın gibi havanın daha sıcak olduğu illerde yapılan hali en lezzetlisi oluyor. Bu şehirlerin ünlü tarifine göre bal kabakları üzerine şeker dökülerek 24 saat bekletiliyor. Sonrasında tahin-ceviz ikilisiyle servis ediliyor. Bu tatlı gerçekten öyle keyifli ki sırf yerinde deneyimlemek için Antalya uçak bileti alanlar var.

Pause Food

Ayva tatlısı

Türkiye’nin ayva ihtiyacının %70’ini karşılayan Geyve’de üretilen ayvalardan her kış evlerde ya da restoranlarda ayva tatlısı yapılıyor ve bu tatlı, kabak tatlısının en büyük rakibi oluyor. Ayvaların şekerli suda pişirilmesiyle ve çekirdeklerindeki pigmentle renklendirilmesiyle yapılan ayva tatlısı, genelde kaymakla servis ediliyor. Çokça şehirde yapılan bu tatlının en lezzetli yorumlarından biri Bursa’da. Çünkü ayva tatlısı bir saray yemeği ve en güzel tarifin Bursa’da olmasında şehrin uzun yıllar Osmanlı Devleti’nin başkenti olmasının etkisi büyük.

Hazırlayan: Enuygun

“Miami ve Palm Beach arasında karar vermek”

Cemiyet hayatının renkli isimlerinden Beril Akçay, yaşamını sürdürdüğü Amerika’nın Florida eyaletini gezip sizler için deneyimlerini kaleme aldı. 

 Beril Akçay “Miami ve Palm Beach arasında karar vermek”

South Florida bölgesi, yani güney Florida, sadece Amerika’nın değil; tüm dünyanın gözdesi olmuş durumda. Özellikle son yıllar için geçerli bu durum. Gelişen ekonomisi, hareketli emlak piyasası ve sosyal ve sanat hayatında devamlı yenikler sunması başlıca sebepler bence. Tabi coğrafi olarak konumu ve her daim ılık iklimi de bu durumu destekliyor.

Ben de bu furyadan yararlanmak adına, güney Florida keşfine çıktım. Daha önceki ziyaretlerimden farklı bir seyahatti bu, çünkü iki bölge arasında karar vermek durumundayım. Güney Florida’nın iki incisi; Miami ve Palm Beach arasında…

Zor bir karar, Size hangisini seçmeliyim?

Miami

Her daim hareketli, eğlencenin ve mutlu insanların dolup taştığı bir şehir Miami. Enerjisi hiç düşmüyor. En beğendiğim bölgelerini sizlerle paylaşacağım, bu bölgeler Miami’yi bana daha da sevdirdiği için kararımı kolaylaştırabilir.

Wynwood;

“street art” olarak nitelendirilen, serbest sokak sanatı, son yılların ve büyük kentlerin önemli bir parçası olmuş durumda. İşte Wynwood’da başlı başına bir street art cenneti. Grafitiler, binalarda sergilenen sosyal mesaj içerikli çalışmalar, büyüklü küçüklü renkli restoranlar, ve hiç bitmeyen ziyaretçiler ile dolup tasan, çok eğlenceli bir bölge.

Sadece eğlence değil aslında, birçok firma ve şirketler de bu bölgedeki endüstriyel tarzda inşa edilmiş ‘office space’ denilen ofisleri kaplamış durumdalar. Genç, dinamik ve cool tarzdaki firmaların yeni adresi artık Wynwood.

Art Basel döneminde trafiğe kapatılarak sadece yayalara tahsis ediliyor tüm bölge. Yani burada eğlence ve hareket asla bitmiyor.

Bal Harbour;

Tamamen farklı bir enerjiye geçiş yapıyoruz. Oldukça eski bir yerleşim bölgesi burası Miami’nin. Daha çok ailelerin bulunduğu, sakin bir yaşam tarzı sunuyor. Bu tarafını çok seviyorum ben de…

Okyanusa nazaran uzanan sıra sıra elit rezidanslar gerçekten yaşamak için ideal. Daha çok sessizlik hakim buraya.

Ünlü markaların mağazalarının bulunduğu Bal Harbour Shops alışveriş merkezi hem burada yasayanların gözdesi hem de birçok ziyaretçinin. Aslında çok büyük bir alana yayılmış değil, ama güzel bir ortamı var. Kafeler ve restoranlar da çok hoş. Haftasonları için ideal olduğunu düşünüyorum. Bal Harbour da yaşam çok keyifli geçecektir, bundan eminim.

Beril Akçay

Brickell;

Şimdide New York tarzı bir bölgedeyiz. Finans şirketleri, dünyaca ünlü oteller, yoğun trafik, devasa binalar, muhteşem restoranlar ve kalabalığı ile tam bir New York burası.

Eğer Miami’ye yeni taşındıysanız, Brickell bölgesinde yaşamalısınız bence. Hemen hemen her şey yürüme mesafesinde. İnsan trafiği o kadar çok ki, sizi hiç yalnız hissettirmiyor. Her tarza yönelik restoran ve eğlence yeri var.

İş ve yaşam için bas tercihim olabilir burası. Bölge pandemi süreci ile birlikte inanılmaz popüler oldu. Devamlı yeni inşaatlar göreceksiniz etrafta, yeni yapılar hiç bitmiyor. Bir de dünyaca ünlü restoran zincirleri birer birer açılıyor Brickell’de…

Dinamik bir yer kısacası.

South Beach;

Okyanus, okyanus, okyanus. Miami’nin okyanus kıyısı gerçekten uçsuz bucaksız. Ve de çok davetkar. Gün içinde, işinize ara verip,  snoptan bir şekilde sahile inip güneşlenebiliyorsunuz mesela. Okyanus ile oldukça entegre bir yaşam var yani. İnsanlar birbirine saygılı, herkes kendi eğlence ve dinlencesinde. Bence bu çok önemli bir nokta, çünkü sahiller kimi zaman bu konuda ziyaretçileri zorlayabiliyor.

Gece hayati ise biraz farklı evet, çılgın olarak tanımlanabilir onu kabul ediyorum. Ama aslında görsel olarak çok keyifli oluyor; sıralar halinde restoran ve barlar, benzer mimari ile inşa edilmiş sıra sıra oteller ve dolup taşan ziyaretçiler var. İzlemesi bile eğlenceli. Ben bu bölgenin en çok Küba yemekleri yapan restoranlarını seviyorum. Daha salaş tarzdakileri. Yemekleri çok lezzetli oluyor.

Restoranlar demişken sizler için seçtiğim restoran tercihlerim ile bitiriyorum Miami’yi…

Novikov Miami; Sushi ve Uzakdoğu mutfağını çok başarılı sunuyor. Ortamı da oldukça enerjik. Eğer yüksek müzik sesinden çok hoşlanmıyorsanız, dış bahçe kısmında oturmanızı öneririm. Trufflu Dumling’ler inanılmaz lezzeti, mutlaka deneyin!

Le Zoo; Bal Harbour alışveriş merkezinde yer alan bir Fransız restoranı. Çok beğendim mutfağını. Çok başarılıydı. Kaz Ciğeri çok sevdiğim için, şekerlendirilmiş ve kızartılmış olarak iki şeklini denedim, ikisi de enfesti, öneriyorum.

Pura Vida; Biscayne Blvd da bulunuyor. Miami’nin en sevdiğim Health Cafesi yani; sağlıklı menü kafesi. Taze meyve suları, özel hazırlanan proteinli içecekleri ve hafif atıştırmalık seçenekleri ile spor öncesi enerji deposunu buradan yapmalısınız bence…

Palm Beach

Sessiz, derinden ve çok güzel… Sanırım en iyi bu şekilde tanımlanabilir Palm Beach; çünkü başka bir boyuta geçmiş gibi hissettiriyor kendinizi. Sakin bir yasam tercih edenler için burası tam bir cennet. Miami’ye kara yolu ile yaklaşık 1 saat 20 dakika uzaklıkta. Otoban gidiyorsunuz. Oldukça pratik bir yolculuk bence…  Ve de keyifli.

Benim için bu keyif bir kat daha fazlaydı çünkü hız severlerin gözdesi 911 Turbo S bu otobanlarda gücünü tam anlamda hissettiriyor. Florida seyahatime hız ve renk kattan bu kırmızı güzelliği özleyeceğim çok.

Palm Beach’in en sevdiğim yeri Breakers Oteli olduğu için, güne orayı ziyaret ile başlarım. Tarihi 1890’li yıllara kadar dayanıyor. Okyanus kıyısında yer alan, nerdeyse uçsuz bucaksızmış gibi görünen bir alana yayılmış, harika bir yapıt.

O döneme damgasını vurmuş sanayicilerden olan, Henry M. Flagler tarafından kurulmuş. Bir zamanlar kendisinin evi olan, şimdinin Flagler Müzesi görkemli yapıt da otelin hemen yakınlarında yer alıyor.

Sahil kenarına inip dalgaların sesini dinlemek ilk işim Breakers’ta…  Gerçekten size çok huzur veriyor bu ortam. Daha sonra Sea Food bar restoranında oturup, en sevdiğim salatası olan Greek Salad’ı sipariş ediyorum. Bir de nane çayı. Ve de okyanusu seyre devam ediyorum.

Sakin bir yaşam var burada dedim ya, işte gerçekten de öyle. Bana çok cazip gelen bir bölge. Hareketten çok uzak. Restoran ve kafeler renklendiriyor şehir merkezini ama genelde evlerde sürülen bir hayat var sanki.

Emlak piyasası burada da hareketli. Ve de her bütçeye göre seçenekler bulmak mümkün gibi gözüküyor. Okyanus ve nehir manzaralı rezidanslar, şehir merkezi içinde yer alan daha çok genç nüfusa hitap eden yeni binalar ve dünyaca ünlenmiş devasa malikâneleri ile renkli bir şehir turuna çıkabilirsiniz Palm Beach’te… Ve gününüzü zevkle noktalayabilirsiniz.

Peki hangisinde karar kılınmalı? İşte asıl soru bu…

Hareket ve yüksek enerjili bir hayat mi? Miami’de olan

Yoksa

Sakin ve huzurlu günler mi? Palm Beach’in sunduğu

Siz hangisini tercih ederdiniz?

Türkiye’nin en ünlü yaylaları

Türkiye’nin en ünlü yaylaları

Yazan: Ferhat Kaan Şahin

Kış turizmi deyince çoğu kişinin aklına Uludağ, Kartalkaya, Erciyes ya da Erzurum gibi yerler gelebilir. Ancak son dönemde oldukça moda olan ve gün geçtikçe popülerliği artan yerler ise Karadeniz yaylaları… Doğu Karadeniz, kışın tüm güzelliğiyle, kar beyaza bürünmüş olan muhteşem doğasıyla, kış tatili arayanlar ve pandemi stresinden uzaklaşmak isteyenler için biçilmiş kaftan!

Azdavay, Pınarbaşı-Kastamonu

Azdavay, Pınarbaşı-KastamonuKaradeniz yaylaları, bilinenin aksine, artık sadece yaz aylarında değil, kış aylarında da bembeyaz örtüleriyle insanları kendilerine hayran bırakıyorlar. Yazın yeşilin değişik tonlarıyla ziyaretçilerini büyüleyen Karadeniz yaylaları, kışın ise karlar altındaki beyaz örtülü manzaralarıyla adeta Alp Dağlarını aratmıyor!

Gorgit Yaylası, Demirli-Artvin

Gorgit Yaylası, Demirli-Artvin

Doğu Karadeniz’de yazın başlayan yayla turizmi, son dönemde yapılan çalışmalarla artık kışın da yapılmaya başlandı. Ulaşımın her geçen gün daha iyi hale geldiği Giresun yaylalarına en büyük katkıyı ise Ordu-Giresun Havalimanı sağladı. Artık haftalık ya da günübirlik yayla gezileriyle Karadeniz Yaylalarını keşfetmek isteyenler için, Ordu-Giresun Havaalanından 1 saatten biraz uzun bir yolculuk ile yaylalara ulaşmak mümkün. Doğanın tüm güzelliklerini içinde barındıran ve tabiat parklarının bulunduğu Karadeniz’de Kuzalan Şelalesi, Mavi Göl, Kulakkaya Yaylası, Bektaş, Kümbet ve Paşakonağı gibi birbirinden ünlü yaylalar adeta kışın da bir cazibe merkezi haline geldiler.

Kavrun Yaylası

Kavrun Yaylası

Türkiye’nin birçok şehrinden kışın, özellikle de yılbaşı için Karadeniz yayla turları düzenleniyor. Birbirinden güzel doğa harikası yaylaların kışın kar altında tadını çıkarmak isteyen binlerce kişi, turlarla veya kendileri organize ettikleri geziler ile unutulmaz anlar yaşıyor.

En ünlü 20 Karadeniz Yaylası;

Camili Köyü (Macahel), Borçka-Artvin

Ayder Yaylası, Çamlıhemşin-Rize

Kito Yaylası, Hemşin-Rize

Karagöl, Borçka-Artvin

Pokut Yaylası, Çamlıhemşin-Rize

Gorgit Yaylası, Demirli-Artvin

Sis Dağı, Giresun

İkizdere Yaylası, Rize

Perşembe Yaylası, Aybastı-Ordu

Ovit Yaylası, Rize

Kiraz Yaylası, Maçka-Trabzon

Hazındak Yaylası, Çamlıhemşin-Rize

Kavrun Yaylası, Çamlıhemşin-Rize

Anzer Yaylası, İkizdere-Rize

Azdavay, Pınarbaşı-Kastamonu

Hıdırnebi Yaylası, Akçaabat-Trabzon

Elevit Yaylası, Çamlıhemşin-Rize

Uzungöl, Çaykara-Trabzon

Sal Yaylası, Çamlıhemşin-Rize

Petran Yaylası, İkizdere-Rize

Ara tatilin için alternatif rotalar

Ara tatilin için alternatif rotalar

Öğrencilerin 15 Kasım’da başlayan ilk ara tatili biraz dinlenip gezmek isteyen ebeveynler için de bir fırsat yaratıyor.

2021-2022 eğitim-öğretim yılının ilk ara tatili 15 Kasım’da başlıyor. Bu fırsatı değerlendirip kısa bir tatil yapabilir ya da şehirde dolu dolu bir programla tatilin keyfini çıkarabilirsiniz. Gideceğiniz yeri henüz belirlemediyseniz Türkiye’nin seyahat sitesi Enuygun’un sizin için derlediği eğlence, kültür, dinlence dolu tatil rotalarına mutlaka göz atmalısınız.

Hobbit Evleri- Maşukiye

Kocaeli Kartepe’de bulunan Hobbit Evleri, Avrupa’nın en büyük doğal yaşam parklarından birinin içinde konumlanmış. Bu parkta Hobbit Evleri’nin önlerindeki banklarda kahvaltı etmek,5500 metrekarelik yürüyüş parkurlarında spor yapmak, temiz havanın tadını çıkarmak mümkün. Hobbit Evleri’ne kadar gitmişken Maşukiye’de kahvaltı edip, Kartepe’nin zirvesine de çıkabilirsiniz.

pamukkale

Abant – Bolu – Yedigöller

Ara tatilde kasım ayının en güzel rotalarından biri olan Abant-Bolu-Yedigöller-Sünnet Gölü-Göynük ve yine bölgenin etrafındaki pek çok yeri görebilirsiniz. Abant çevresinde bulunan her zevke, her bütçeye uygun otellerde konaklayabilir, doğal güzelliklerin keyfine varabilirsiniz.

Polonezköy – Ağva- Şile

Ara tatili İstanbul’da geçirecek olanlar için İstanbul ve çevresinde de pek çok aktivite mevcut. Müzeler, saraylar, eğlence mekanları başlı başına çocukların görmesi gereken yerler arasında. Ancak eğlenceli ve yaratıcı bir etkinlik arıyorsanız Polonezköy’de açılan Yeşil Nesil Atölyeleri’ni ziyaret edebilirsiniz. Bu atölyede tarım, orman, beceri, bilim, gurme ve bilişim gibi pek çok dalda çocukların becerilerini geliştirebildikleri etkinlikler bulunuyor.Maceraya düşkün çocuklar için Maslak Uniq, Alemdağ’da konumlanmış Park of Çekmeköy’deki survivor parkurları da son derece eğlenceli… İstanbul çevresinde Şile’de Saklıgöl, Ağlayankaya, Ağva’da Kilimli ve Kadırga Koyları ve Hacıllı Köyü’ndeki mağara gezebileceğiniz lokasyonlar arasında.

TheLand of Legends – Antalya

Antalya’da görsel şovları ve su parklarıyla çocukların çok eğlenecekleri bir yer var: The Land of Legends. Burası su parkları, su ve ışık gösterileriyle çocukların sınırsız eğlenecekleri bir yer olarak tasarlanmış. Eğer Antalya’ya birkaç günlük tatile gidecekseniz Kaleiçi, falezler, Düden Şelalesi’ni görüp, Tünektepe’den teleferikle Toroslar’a da çıkabilirsiniz. Dolu dolu bir ara tatil rotası sadece bir Antalya uçak bileti uzaklığınızda.

Ankapark – Ankara

Avrupa’nın en büyük tema parklarından biri olan Ankapark’ta oldukça geniş bir alanda çocuklar için eğlenceli aktiviteler var. Ankara’da ayrıca masal kahramanlarının heykelleriyle süslü Harikalar Diyarı da çocuklarla ziyaret edilebilecek alternatif bir eğlence noktası.

İzmir Uzay Kampı

Gökyüzü ve uzay bilimine meraklı çocuklar için İzmir’de güzel bir kamp seçeneği var. Bu kampta çocuklar fen bilimleri, matematik ve teknolojiye yönelik çalışmalar yapıyor.  Gaziemir’de bulunan bu kampta çocuklarınız uzun ve keyifli vakit geçirirken ebeveynleri de İzmir’in keyfini çıkarabilir.

Pamukkale

Pamukkale de ara tatil için güzel bir seçenek. Pamukkale travertenleri çocuklara çok ilginç gelebilir. Pamukkale’de kaplıca sularıyla dolu havuzu olan otel seçenekleri de mevcut.

pause dergi

İznik Gölü – Uludağ

İznik Gölü, Uludağ, Cumalıkızık Köyü gibi yerleri gezebileceğiniz mini bir Bursa yolculuğu size yalnızca bir otobüs bileti uzaklıkta. İznik merkezde Ayasofya Camii, II. Murad Hamamı, Süleyman Paşa Medresesi, Roma Hamamı, Yeşil Cami, İznik Müzesi gezebileceğiniz yerlerin başında geliyor. Göl çevresinde ise konaklayıp yemek yiyebileceğiniz yerler bulunuyor.

Atatürk Arboretumu – Kent Ormanı

Atatürk Arboretumu doğal güzellikleriyle en iyi sonbahar fotoğraflarını çekebileceğiniz yerlerin başında geliyor. Keyifli bir gezi sonrasında isterseniz boğaz hattında kısa bir yemek molası verebilirsiniz ya da Kemerburgaz Kent Ormanı’nı keşfedebilirsiniz.