Orkid’en Türk Kadın Voleyboluna tam destek

Orkid’en Türk Kadın Voleyboluna tam destek

P&G’nin lider kadın bakım markası Orkid, marka ve spor endüstrisini bir araya getiren Brand & Sport Summit’te bugüne kadar voleybola verdiği desteği ve gelecek planlarını anlattı. P&G Türkiye, Kafkasya ve Orta Asya Yönetim Kurulu Başkanı Tankut Turnaoğlu’nun konuşmacı olduğu “Orkid ile Dünden Bugüne Voleybol” oturumunda Orkid’in kadınları ve genç kızları güçlendirmek amacıyla spora verdiği destekten bahsedildi.

Metin Görgün’ün moderatörlüğündeki oturumun konukları arasında A Milli Kadın Voleybol Takımı Eski Antrenörü Reşat Yazıcıoğulları, Milli Voleybolcu Özlem Özçelik, Milli Voleybolcu ve A Milli Kadın Voleybol Takımı Menajeri Pelin Çelik Emniyetli de yer aldı. Etkinlikte Milli Voleybolcu Özlem Özçelik, Tokyo 2020 yolunda Filenin Sultanları’na başarılar diledi.

İlk kez 2003’te Türkiye Kadın Milli Voleybol Takımı’nın ana sponsoru olan Orkid’in 16 yıla yayılan voleybol serüveninde, Filenin Sultanları’nın başarılarının konuşulduğu, Metin Görgülü’nün moderatörlüğünde gerçekleşen oturumda A Milli Kadın Voleybol Takımı Eski Antrenörü Reşat Yazıcıoğulları, Milli Voleybolcu Özlem Özçelik, Milli Voleybolcu ve A Milli Kadın Voleybol Takımı Menajeri Pelin Çelik Emniyetli konuk oldu.

Türkiye’deki 25. yılı şerefine “Kadın Özgürlüğü 25 Yaşında” sloganı ile başlattıkları A Milli Kadın Voleybol Takımı sponsorluğu esnasında yine bu iş birliği için görev aldığını ifade eden Tankut Turnaoğlu “16 yıl önce bu sponsorluğun ilk yılında da Filenin Sultanları Avrupa Voleybol Şampiyonası’nda 2.lik kazandı. Bu gerçekten Türkiye’de spor tarihi adına da yeni bir dönemin başlangıcı oldu” şeklinde konuştu.

Demet Özdemir Bakü’de

Demet Özdemir Bakü’de

Pantene, yeni marka elçisi Demet Özdemir’i Bakü’de gerçekleşen özel bir etkinlikte Azeri hayranları, Azeri ünlüler, basın ve influencerlar ile bir araya getirdi. Basın toplantısında Pantene’in yenilenen dinamik, genç ve enerjik dünyası Demet Özdemir ile tanıtıldı.

Azerbaycan’da dizileri sevilerek takip edilen güzel oyuncu, basın toplantısı öncesi şehrin tarihi bölgelerini gezerek, geleneksel yemeklerinden lüle, dolma, pilav ve şekerbura yedi. Kız Kulesi’ni ziyaret eden güzel oyuncu, bu sırada hayranlarının yoğun ilgisi ile karşılaştı. Fotoğraf çekilmek için sıraya giren hayranlarını kırmayan Özdemir, bu ilgi karşısında mutluluğunu dile getirdi. Şehir gezisi sonrası Azeri ünlülerin katılımı ile gerçekleşen özel bir parti ile geceye devam edildi.

 

 

Design Turkey Endüstriyel Tasarım Ödül heyecanı

Design Turkey Endüstriyel Tasarım Ödül heyecanı

Design Turkey Endüstriyel Tasarım Ödülleri, bu yıl sekizinci kez sahiplerini buldu. Törende 13 kategoride 62 tasarım ve tasarımcı ödül aldı. TİM Başkanı İsmail Gülle, “Tasarım yarışmamızla, sektörlerin yaratıcı gücünü artırırken öğrenci, sanayici, akademisyen ve girişimcileri bir araya getirerek, yetenekli gençlerin özgün tasarımlarını destekliyoruz. Gelecek yıl tasarım haftasını; tasarım ekosisteminin tüm paydaşları ile bir araya getirerek, İstanbul’un kıymetli bir küresel tasarım markası haline getirmeyi amaçlıyoruz” dedi.

T.C. Ticaret Bakanlığı koordinasyonu ile Türkiye İhracatçılar Meclisi ev sahipliğinde, Türkiye’nin tasarımla markalaşmasına katkı sağlamak amacıyla düzenlenen Design Week Turkey 2019 etkinliği kapsamında Design Turkey Endüstriyel Tasarım Ödülleri de sahiplerini buldu. Yerli ve yabancı tasarımcılardan oluşan seçici kurul, başvuru yapan 286 tasarımı değerlendirdi.13 kategoride, 8’i üstün, 36’sı iyi ve 18’i kavramsal ödül olmak üzere toplam 62 ödül dağıtıldı.

Üstün tasarım ödülleri sahiplerini buldu;

Design Turkey Endüstriyel Tasarım Ödülleri 2019’da Üstün Tasarım Ödüllerini, Arçelik’in Yeni Telve tasarımıyla Aslı Ökmen, Beko’nun Powerclean tasarımıyla Tamer Yüksek,Studio Kali’nin Sama Mobilya Serisi tasarımıyla Fulden Topaloğlu, İkizler Aydınlatma’nın Rest tasarımıyla Ece Yalım-Oğuz Yalım,Kütahya Porselen’in Çok Renkli Yemek Seti tasarımıyla Fatih Özger-Şenol Duman, Kütahya Porselen’in Ayla Porselen Yemek Takımı tasarımıyla Kunter Şekercioğlu-Özüm Özkan-Sude Edebali, Bürotime’ın Era Home Çalışma masası tasarımıyla Utkan Kızıltuğ, Orfis’in Ofis Bekleme Koltuğu tasarımıyla Seda Palanduz kazandı. Ödül kazanan marka ve tasarımcılar ödüllerini Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan ve TİM Başkanı İsmail Gülle’nin elinden aldılar.

Dünya’da En Güvenilen Meslekler!

Dünya’da En Güvenilen Meslekler!

Ipsos, Türkiye’nin de içinde bulunduğu 23 ülkede en güvenilen meslekleri sordu; “Bilim insanları” dünyanın en güvendiği meslek olarak görülüyor bunu doktorlar ve öğretmenler izliyor. Global ortalamada her 10 kişiden altısı bilim insanlarını güvenilir buluyor.

Bilim İnsanları, Arjantin, Almanya, Macaristan, İtalya, Japonya, Güney Kore, Suudi Arabistan, Meksika, Polonya, Rusya, İsveç ve Türkiye olmak üzere 12 ülkede en güvenilir iken; Doktorlar ise Avustralya, Belçika, Kanada, Fransa, İngiltere, Güney Afrika, İspanya ve İsveç (İsveç’de bilim insanları ile doktorlar aynı oranda) olmak üzere 8 ülkede en güvenilir meslek…

Öğretmenler ise Brezilya ve ABD’nin en güvendiği meslek olarak görülüyor.

Hindistan’da en güvenilen meslek askerler olurken, Çin’de ise en güvenilen meslek mensupları polisler oluyor.

Araştırmaya Türkiye’den katılan bireylerin belirttikleri en güvenilen mesleklerde ilk 3 sıralama global ortalama ile aynı kalıyor. Bilim İnsanları, Doktorlar ve Öğretmenler olarak güvenilen meslekler sıralanıyor.

 Mesleklere Güven Endeksi

Ipsos Global Advisor Araştırması kapsamında aynı zamanda güven skorlarına bakarak bir mesleklere güven endeksi oluşturuldu. Buna göre 22 ülkenin sadece dokuzunda endeksin pozitif değerde olduğu görülüyor. Bu da, bu ülkelerde mesleklere olan güvende pozitif sonuçların olduğunu gösteriyor, yani insanlar bu mesleklere güvensizlikten ziyade güven duyuyorlar. Geri kalan 13 ülkede ise endeks birçok meslekte güvensizliğe işaret ediyor.

Mesleklere Güven Endeksi’nde Türkiye’nin skoru -93 ile birçok meslekte güvensizliğe işaret ediyor. Araştırma kapsamında sıralanan mesleklere olan güvensizlik oranı güvenilirlik oranından daha fazla. Dolayısıyla birçok mesleğe karşı güven yerine güvensizlik besliyoruz gözüküyor.

Tüm sonuçları genel olarak değerlendirdiğimizde; artık uzmanlara kimse güvenmiyor diye düşünürüz fakat bu çalışma gösteriyor ki bilim insanları tüm dünya çapında saygınlığını korumaya devam ediyor. Doktorlar ve öğretmenler de güvenilir mesleklerde başı çekiyor. Yine de dünya geneline baktığımızda genel bir güven sorunu olduğu ve önyargıların yükseldiğini söylemek mümkün. Mesleklere Güven Endeksi’nde negatif değerler de bunu destekliyor. Fakat bunun, güven konusunda akut bir kriz yaşadığımız anlamına da gelmediğini belirtmek önemli…

 

Araştırma Hakkında
Araştırma 2018 Ekim Ayında toplam 19,587 bireyle 23 ülkede gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında sorular, Ipsos Online Paneli üzerinden toplam 23 ülkeden bireylere iletilmiştir. Araştırma kapsamındaki ülkeler: Arjantin, Avustralya, Belçika, Brezilya, Çin (ana ülke), Kanada, Şili, Kolombiya, Fransa, Almanya, Macaristan, Hindistan, İtalya, Japonya, Meksika, Polonya, Rusya, Suudi Arabistan, Güney Afrika, Güney Kore, İspanya, İsveç, Türkiye, İngiltere ve ABD. Araştırmanın gerçekleştirildiği 15 ülkede veriler genel nüfus profiline ve temsiliyetine dönük olarak ağırlıklandırılmıştır.
Arjantin, Belçika, Macaristab, Hindistan, Polonya, Rusya, Güney Afrika, Güney Kore, İsveç ve Türkiye’de ise örneklem genelden ziyade orta ve üst gelir grubu ve internet erişimi olan nüfusu temsil etmektedir. Her hâlükârda bu sosyal gruplar önemli ve büyüyen bir orta sınıf olduğu için sonuçlar bu ülkelerin nabzını anlamak için önemli göstergelerdir.

 

 

 

 

 

Philips, Türkiye’nin Sağlık Nabzını Ölçtü

Philips, Türkiye’nin Sağlık Nabzını Ölçtü

 2016 yılında gerçekleşen Sağlık Trendleri Araştırması’na göre sağlık durumunun hayat kalitesini olumlu etkilediğini düşünenlerin oranı yüzde 72 iken; 2019’daki araştırmada bu oranın yüzde 84’e yükselmesi, araştırmanın en çok dikkat çeken verilerinden biri oldu.

 Philips Türkiye, IPSOS  iş birliği ile ikincisini gerçekleştirdiği “Türkiye Sağlık Trendleri Araştırması”nın sonuçlarını açıkladı.  Araştırma, Türkiye’nin günümüzdeki sağlık alışkanlıklarının yanı sıra; 2016’daki araştırmayla kıyaslandığında geçtiğimiz üç yıldaki sağlık trendleri değişimlerini de gösteriyor.

 IPSOS, Philips Türkiye için 12 ilde kamuoyunun yanı sıra, doktor, kamu personeli ve basın mensuplarının yer aldığı 1309 kişinin katılımı ile gerçekleştirdiği araştırma kapsamında, Türkiye’nin sağlık trendlerini belirleyen çarpıcı sonuçlara ulaştı. Araştırmanın sonuçları, Philips Türkiye CEO’su Haluk Karabatak ve Philips Kişisel Sağlık Ortadoğu ve Türkiye Genel Müdürü Milena Elmasoğlu’nun ev sahipliğinde, Dr. Fatoş Karahasan moderatörlüğünde düzenlenen basın toplantısında yorumlandı. Toplantıda uzman görüşleri ile Prof. Dr. Murat Aksoy ve IPSOS Sosyal Araştırmalar Bölümü Proje Direktörü Sema Pak Karaca da yer aldı.

 

Araştırma ile ilgili değerlendirmede bulunan Philips Türkiye CEO’su Haluk Karabatak; “Philips olarak 2030 yılına kadar dünyada  her yıl 3 milyar kişinin hayatını iyileştirmeyi hedefliyoruz. Bu strateji doğrultusunda küresel çapta sağlık alanında birçok araştırma yapıyoruz. Türkiye’de de, IPSOS  ile birlikte sağlık trendlerini sorgulayan, halkımızın sağlığa bakışını ortaya koyan ve nabzını tutan bu çalışmanın ikincisini bu sene gerçekleştirdik. Türkiye’de 3,3 milyon insan solunum sıkıntısı yaşıyor, her yıl 300 bin kişi kalp krizi geçirirken, 125 bin kişi kalp damar hastalığı nedeniyle hayatını kaybediyor. Bu rakamlara baktığımızda Türkiye’de sağlık alanındaki riskleri kolayca görebiliyoruz. Sağlık trendlerine yönelik yaptığımız araştırma ile biz de bu farkındalığı artırmayı hedefledik” dedi.

 

Karabatak sözlerini şu şekilde sürdürdü; “Sağlık alanında daha az maliyetli bakıma ve dijitalleşmeye yönelik bir trend var. Çoğalan kronik hastalıklar, yaş ortalaması artan ve sürekli büyüyen bir nüfustan bahsediyoruz. Bu sebeple insanların ihtiyaçlarına bir an önce çare bulmak ve bunu yaparken de artan maliyetleri düşürmek gerekiyor. Yaptığımız araştırmada da gördük ki Türk sağlık sistemi dijital sağlık teknolojilerine çok hazır. Konu ile ilgili olarak fikir önderleri, dijital sağlık teknolojilerinin sağlıklı yaşamdan, önlem alma, teşhis, tedavi ve evde bakıma kadar tüm sağlık döngüsünde çok önemli katkı sağlayacağını düşünüyor. Diğer taraftan kamuoyu da dijital sağlık teknolojilerini kullanmaya hazır ve istekli.”

 

Philips Kişisel Sağlık Ortadoğu ve Türkiye Genel Müdürü Milena Elmasoğlu ise “Philips Türkiye olarak, anne karnından başlayarak, yaşamları boyunca bireylerin daha sağlıklı ve kaliteli bir hayat sürdürebilmeleri için çalışıyoruz. Günümüzde sağlık konusunda kişiselleştirilmiş yaklaşımın arttığını görüyoruz. Tüketiciler sağlıklı yaşam konusuna her geçen gün daha fazla ilgi duyuyor. Sağlık Trendleri araştırmamız da bunu gösteriyor. Philips olarak sunduğumuz çözümler ile tüketicilerimizin ihtiyaçlarını anlıyor, onların ihtiyaçları doğrultusunda akıllı ve son teknoloji ürünler geliştiriyoruz” ifadelerine yer verdi.

 

Toplantıda konuşan Prof. Dr. Murat Aksoy ise konuyla ilgili olarak; ‘’Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre günümüzde her dokuz kişiden biri obez, her 11 kişiden biri diyabet hastası. Ülkemizde ise her yedi kişiden biri diyabet hastası. Dikkat çekmemiz gereken bir diğer konu ise; ölüm sebepleri arasında kalp-damar hastalıklarının ilk sırada yer alması. Bu oranlara baktığımızda son birkaç yıldır kronik hastalıkların hızla artmaya başladığını söyleyebiliriz. Philips’in yapmış olduğu araştırmada da gördük ki; toplum her ne kadar sağlıklı olduğunu düşünse de gerçekte bu kronik hastalıklarla yaşamaya çalışıyor ve bu hastalıkların normal olduğunu düşünüyor. Aslında bu hastalıkların pek çoğu önlenebilir ve hastalık ortaya çıktığında doğru teşhis ve tedavi ile çözümü mümkündür. Sağlık alanında kullanılmaya başlanan ‘dijital sağlık teknolojileri’ sayesinde ise bu teşhis ve tedavi süreci daha hızlı olmaktadır. Dolayısıyla teknolojinin sağlık alanında giderek daha fazla kullanılmaya başlanması hem biz doktorlar açısından hem de hasta için oldukça önemli’’ dedi.

 

Türkiye Sağlık Trendleri Araştırması’ndan ilgi çekici sonuçlar…

Araştırmaya göre kamuoyunun yüzde 89’u sağlık durumundan memnun olduğunu söylerken, yüzde 84’ü mevcut sağlık durumunun hayat kalitesini olumlu etkilediğini düşünüyor. Kamuoyunun yüzde 65’i ise sağlıklı kalabilmek için yediğine, içtiğine ve kullandığı ürünlere dikkat ederken, yüzde  65’i uyku düzenine dikkat ettiğini belirtti. Ancak araştırmaya katılan fikir önderleri, kamuoyunun yansıttığının aksine aslında sağlıklı bir toplum olmadığımız görüşünü savunuyor.

 

Kamuoyunun yüzde 83’ü mevcut kilosundan memnun olduğunu belirtirken; fikir önderleri obezitenin hızla arttığı ve halk olarak spor yapmayıp, aynı zamanda çok hareketsiz yaşadığımızı belirtiyor.

Yemek yeme alışkanlıklarını, sağlıklı yaşam kavramı ile özdeşleştiren katılımcıların yüzde 70’i ev yemeği yemeyi tercih ettiğini söylerken, yüzde 57’si  her gün taze, meyve/sebze suyu tüketmeye özen gösterdiğini belirtti.

 

Ayrıca katılımcıların yüzde 59’u bakımsız olduklarında kendini sağlıksız hissediyor.

Katılımcılara göre yüzde 68 ile stres, sağlığı olumsuz etkileyen en önemli faktörlerin başında gelirken; hava kirliliği, sigara-tütün kullanımı, düzensiz beslenme, hareketsizlik ve uykusuzluk diğer olumsuz faktörler arasında yer alıyor. Katılımcıların yüzde 33’ü elektrikli süpürgeyi sağlıkla özdeşleştirirken, yüzde 71’i  ev temizliği ve evdeki temiz havanın, sağlığı olumlu yönde etkilediğini düşünüyor.

 

Anne-bebek sağlığına da değinilen araştırmada annelerin yüzde 75’i beslenmenin, yüzde 66’sı ise anne sütünün bebek sağlığında önemli olduğunu düşünüyor. Araştırmada prematüre bebeklerin bakımı ile ilgili olarak da yüzde 46’lık bir bilinç olduğu görülürken, kamuoyunun yüzde 39’u prematüre doğumu önlemek için doktor kontrollerini düzenli yaptırmanın ve stresten uzak durmanın en önemli iki faktör olduğuna inanıyor.

 

Araştırmanın diğer bir dikkat çekici sonucu ise, halkın diş kontrolüne diğer sağlık kontrollerinden daha az önem verdiğini belirtmesi oldu. Katılımcıların yüzde 42’sinin bir yıl içerisinde hiç diş doktoruna gitmediği görülürken, dişlerini günde iki kez fırçalayanların oranının yüzde 46, günde bir kez fırçalayanların oranının ise yüzde 33 olduğu gözlemlendi.

 

Sağlığın etkin yönetimi için teknoloji çok önemli…

 Teknolojinin sağlıktaki rolü hakkında önemli bilgiler veren araştırma sonuçlarına göre toplumun yüzde 85’i sağlığı yönetmede teknolojinin yardımcı olabileceğini düşünüyor. Kamuoyunun yüzde 76’sı teknoloji ilerledikçe birçok hastalığın tedavisinin kolaylaşacağına inanırken, kamuoyunun yüzde 73’ü ev bakımı ve kişisel bakım için olan elektronik ürünlerin de hayat standardını yükselttiğini belirtiyor.

 

Dijital Sağlık Teknolojileri sayesinde teşhis ve tedavi kolaylaşacak…

 Fikir önderleri, dijital sağlık teknolojilerinin hastalıkların teşhis ve tedavilerini kolaylaştıracağını, hastanelerdeki hasta yoğunluğunu azaltacağını ifade ediyor. Ayrıca maliyet ve zamandan tasarruf sağlayan dijital sağlık teknolojileri sayesinde hasta bakımı ve tedavisinde de kalitenin artacağını öngörüyor. Kamuoyunun da yüzde 76’sı dijital sağlık teknolojileri sayesinde hastalıklara erken teşhis sağlanabileceği görüşünde.

 

Türkiye’de en çok kullanılan görüntüleme cihazları röntgen, ultrason ve MR…

 Araştırma sonucunda çıkan kamuoyunun düşüncesine göre; Türkiye’de görüntüleme cihazları içerisinde en çok, yüzde 51 ile röntgen, yüzde 35 ile MR ve yüzde 26 ile ultrason kullanılıyor. Diğer yandan kamuoyunun yüzde 78’i MR cihazının, yüzde 65’i ise ultrasonun radyasyon içerdiğini düşünüyor. Bilinenin aksine MR ve ultrason radyasyon içermiyor. Meme kanserinden korunma yöntemleri konusunda kadınların daha fazla bilinçlenmesi gerektiğini ortaya koyan araştırmaya göre kadınların yüzde 58’i elle muayene yöntemini uygulamıyor, yüzde 78’i ise mamografi çektirmiyor ve doktor kontrolüne gitmiyor. Bu konuda fikir önderlerinin yorumu ise koruyucu sağlık konusunda daha fazla bilinçlendirme çalışmalarına ihtiyaç olduğu yönünde.

 

Evde Bakım Kültürü Oluşturulmalı

Ayrıca dijital sağlık teknolojilerinin evde bakım hizmetlerine de yarar sağlayacağı düşünülürken, kamuoyunun yüzde 81’i ev tipi cihazların hastaya bakan kişinin hayatını kolaylaştırdığını düşünüyor. Fikir önderleri kronik rahatsızlığı olan ya da hastalıktan sonraki iyileşme evresinde olan hastalar için evde bakımın olumlu katkılarını belirtirken, bunun genel sağlık maliyetlerini düşürmeye yardımcı olduğunu ve evde bakım kültürünün geliştirilmesi gerektiğinin altını çiziyorlar.

 

ARAŞTIRMA KÜNYESİ

Araştırma, IPSOS Araştırma ve Danışmanlık Hizmetleri A.Ş. tarafından Philips Türkiye için gerçekleştirilmiştir. Türkiye kentsel nüfusu NUTS1 düzeyinde temsil eden 12 ilde (İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Bursa, Balıkesir, Erzurum, Gaziantep, Kayseri, Malatya, Samsun, Trabzon) 15-64 yaş arası bireylerle görüşülmüştür. Örneklem tabakalı örnekleme yöntemi ile kurgulanmıştır. Toplam 1309 görüşme tamamlanmıştır ve ağırlık kullanılmamıştır. Araştırma, 2019 yılı Nisan ve Mayıs aylarında yürütülmüş olup, sahada CAPI (bilgisayar destekli) yüz yüze yöntem ile anketler gerçekleştirilmiştir. Araştırmadaki ilgili sorular temel olarak aşağıdaki başlıkları kapsamaktadır:

  • Demografik Bilgiler
  • Sağlık Alışkanlıkları ve Sağlık Geçmişi
  • Sağlık Algısı
  • Sağlık ve Teknoloji
  • Yetişkin Bakımı
  • Gündelik Alışkanlıklar
  • Anne ve Çocuk Bakımı

 

Yaşlılık Dönemi 66’sında başlıyor

Yaşlılık Dönemi 66’sında başlıyor

Yaşlı nüfusun giderek artıyor olması belki de dünyanın en önemli başarılarından birisi. Öte yandan bu durum toplum, iş dünyası ve markalar için de bazı zorlayıcı durumlara gebe . Ipsos olarak 30 ülkede gerçekleştirdiğimiz araştırma insanların; yaşlılığa ve yaşlılık hayatına nasıl baktığını çeşitli açılardan değerlendiriyor.

 

Ipsos olarak, İngiltere Merkezli Centre of Ageing Better adlı sivil toplum kuruluşu için gerçekleştirdiğimiz araştırma gösteriyor ki küresel olarak yaşlılığa karşı genelde negative bir tutum içerisindeyiz, özellikle finansal ve sağlık endişeleri ağır basıyor. Medyanın da yaşlılığı pek iyi bir durum olarak tasvir etmedğini düşünüyoruz. Fakat, pozitif düşünceler de yok değil. Küresel olarak katılımcıların çoğunluğu teknolojinin yaşlı insanların hayatlarını iyileştireceğini düşünüyor.

 

Yaşlılığa umutla bakanlar

– Global olarak sadece 3 kişiden biri yaşlılığı dört gözle bekliyor. Yaşlılık konusuna en pozitif bakan ülkelerin başında ise Hindistan ve ikinci sırada %67 ile Türkiye geliyor. Bu konuda en pessimist ülkeler ise Macaristan (%7) ve Japonya (%10).

– Araştırmaya göre yaşlanmanın olumlu yönleri şöyle sıralanıyor: aile ve arkadaşlar için daha çok zaman ayırabilmek (%36), hobi ve boş zaman aktivitelerine daha çok zaman ayırabilmek (%32), tatil ve seyahatler için daha çok zaman (%26) ve çalışmayı bırakabilmek (%26). Yaşlanmanın olumsuz yönleri de araştırmaya katılanlar tarafından şöyle vurgulanıyor: global olarak on kişiden üçü geçinmek için yeterli imkana sahip olamamak (%30) diye belirtirken diğer olumsuz yönler de; hareketliliği yitirmek (%26) ve hafızayı yitirmek (%24) gibi endişeleri yaşlılık dönemi için sıralıyor.

 

Yaşlılık 65-66 Yaşında Başlıyor

Araştırma kapsamında katılımcılara hangi yaşı yaşlı olarak değerlendirdikleri de soruldu. Ortalamaya baktığımızda küresel ortalama 66 yaşı yaşlı olarak belirliyor, araştırmaya Türkiye’den katılan bireyler de 65 yaşı yaşlı olarak nitelendiriyorlar. Araştırmada görülüyor ki, her ne yaşta olursa olsun insanlar yaşlılığı kendi hayatlarının sonraki evresi olarak algılıyorlar. Örneğin araştırmaya katılan 55-64 yaş arası bireyler yaşlılık yaşını 72 olarak belirtiyor. Buna keza araştırmaya katılan 16-24 yaş arası bireyler de yaşlılık yaşını 61 olarak nitelendiriyor.

 

Peki yaşlılık ne anlama geliyor?

Araştırmaya katılanların %35’i en çok yaşlılığı bilgelikle tarif ediyor. Akıllara gelen diğer kelimeler ise sırasıyla dayanıksız/kırılgan (%32), yalnız (%30) ve saygı gören (%25).

Küresel olarak her beş kişiden biri (%60) yaşlı insanlara gerektiği kadar saygı gösterilmediğini düşünüyor. Araştırmaya Türkiye’den katılan bireylerin %47’si bu konuda hem fikir.

 

Yaşlılık Medyada Nasıl Konumlandırılıyor?

Araştırmaya göre yaşlı insanların medyada nasıl tasvir edildiğine dair düşüncelerde bir ayrışma söz konusu. Sadece %31’lik bir kesim TV, sinema ve reklamlarda yaşlılığın heyecanlı ve potansiyelleri olan bir durum olarak gösterildiğini düşünürken, hemen hemen aynı oranda katılımcılar ise (%29) TV, sinema ve reklamlarda yaşlılığın depresif ve limitli imkanları olan bir durum olarak gösterildiğini düşünüyor.

Araştırmaya Türkiye’den katılan bireylerin %48’ise medyanın yaşlılığı olumsuz bir şekilde resmettiğini düşünüyor.

 

Teknoloji Yaşlılığı Kolaylaştırıyor

Araştırma sonuçları global olarak tekno-optimist olduğumuzu gösteriyor. %55 teknolojik ilerlemelerin birçok kişi için yaşlılığı kolaylaştıracağını düşünüyor. Bu konuda en pozitif ülkelerden biri de Türkiye. Araştırmaya Türkiye’den katılanların %65’i yaşlılık konusunda tekno-optimist…

 

 

 

 

Mastercard dünyada turistin nabzını tuttu

Mastercard dünyada turistin nabzını tuttu

Mastercard “Origins” adında yepyeni bir araştırma raporu ile dünya genelindeki turistlerin hangi şehirlerden olduğunu ortaya koydu. Rapora göre, seyahat severler en çok ABD ve Çin’den çıkıyor ve bu ülkeleri Almanya, Birleşik Krallık ve Fransa takip ediyor. Mastercard’ın bir diğer araştırmasına göre ise Türkiye’ye en çok turist “Origins” listesinde üçüncü sıradaki Almanya’dan ve dördüncü sıradaki Birleşik Krallık’tan geliyor. Türkiye ayrıca Rus ve Hollandalı turistler için de cazip bir destinasyon konumunda.

 

 

Mastercard’ın, turizmin gelişimine katkıda bulunması için yapılan araştırmaları Türkiye’yi en çok Alman, İngiliz, Hollandalı ve Rus turistlerin tercih ettiğini ortaya koyuyor. 2019 yılının Türkiye’de yapılan ortalama harcama yabancı kart başına 650 USD olarak gerçekleşirken, Alman turistler 740 USD ile en çok harcayan turist grubu oldu. Harcama tutarında Alman turistleri Hollandalılar, İngilizler ve Ruslar takip etti. Son dönemde artış trendinde olan Suudi Arabistanlı turistler ise Rusya’dan sonra geldi.

Mastercard’ın “Origins” raporu da yine ülke ve şehir yönetimlerine, seyahat ve turizm potansiyellerini artırmalarına yardımcı olacak bir kaynak niteliğinde. Global turizm sektörünün teknoloji ortağı olan Mastercard’ın Türkiye ve Azerbaycan Genel Müdürü Yiğit Çağlayan konuyla ilgili, “Turizmi büyümenin en önemli bileşenlerinden biri olarak görüyoruz. Bu raporlarımızın yanı sıra Turizm Verileri Platformumuz, dijital kimlik, ödeme ve güvenlik çözümlerimiz, ziyaretçi yönetimi ve altyapı danışmanlığımızla dünyanın dört bir yanından turistleri çekebilmeleri için yerel yönetimlere yardımcı oluyoruz” şeklinde konuştu.

“Origins” raporuna göre:

Ülkeler tarafından en çok tercih edilen şehirler

SIRALAMA ÜLKELER 1. ŞEHİR 2. ŞEHİR 3. ŞEHİR
1 ABD Cancun, Meksika Toronto, Kanada Londra, İngiltere
2 Çin Bangkok, Tayland Seul, Kore Cumhuriyeti Tokyo, Japonya
3 Almanya Palma de Mallorca, İspanya Bolzano, İtalya Tiroler Unterland, Avusturya
4 İngiltere Palma de Mallorca, İspanya Paris, Fransa Dublin, İrlanda
5 Fransa Londra, İngiltere Marakeş, Fas Barselona, İspanya
6 Kore Cumhuriyeti Osaka, Japonya Hokkaido, Japonya Tokyo, Japonya
7 Japonya Taipei, Tayvan Seul, Kore Cumhuriyeti Bangkok, Tayland
8 Kanada Washington D.C., ABD Las Vegas, ABD New York, ABD
9 Rusya Antalya, Türkiye Pattaya, Tayland Phuket, Tayland
10 Tayvan Tokyo, Japonya Hokkaido, Japonya Okinawa, Japonya

Ülkelere göre en çok tercih edilen seyahat rotaları

SIRALAMA ÜLKELER 1. ROTA 2. ROTA 3. ROTA
1 ABD Meksika Kanada İtalya
2 Çin Tayland Japonya ABD
3 Almanya İtalya İspanya Avusturya
4 İngiltere İspanya ABD Hindistan
5 Fransa İspanya ABD İngiltere
6 Kore Cumhuriyeti Japonya Çin Vietnam
7 Japonya ABD Çin Tayvan
8 Kanada ABD Meksika Hindistan
9 Rusya Türkiye Tayland Tunus
10 Tayvan Japonya Kore Cumhuriyeti Tayland

*Tablolara baktığımızda görüyoruz ki seyahat severlerin ilk tercihi kendi ülkelerine komşu olan ülkeler ve hemen hemen hepsi daha güneyde yer alıyor.

En çok turist ABD’den, Çin ise hızlı yükselişte

Origins raporuna göre dünyada en çok turist ABD’den çıktı. ABD’li turistler seyahat etmek için en çok Cancun ve Toronto gibi yakın şehirleri ya da Londra gibi yakın kültürleri tercih ediyor. Önceki yıl 7. sıradan bu yıl ikinci sıraya yükselen Çin ise yoğun olarak Bangkok, Seul ve Tokyo’ya yöneldi. Listede üçüncü sırada yer alan ve Türkiye’ye de yoğun olarak gelen Alman turistler ise en çok İspanya’da Palma de Mallorca, İtalya’da Bolzano, ve Avusturya’da Tiroler bölgesine ilgi gösterdi. Yine Türkiye’yi de tercih eden Birleşik Krallık’tan turistlerin öncelikli tercihi Palma de Mallorca, Paris ve Dublin’den yana oldu. Listede en çok turist çıkaran diğer ülkeler ise sırasıyla Fransa, Kore Cumhuriyeti, Japonya, Kanada, Rusya ve Tayvan.

Rusların vazgeçilmezi: Antalya

Listede 9. sıradaki Rusya, tatil için en çok Antalya’yı tercih etti. Deniz ve doğa tatiline yöneldikleri gözlenen Rus turistler Antalya’dan sonra en çok Tayland’ın Pattaya ve Phuket bölgelerinde tatil yapıyor.

Mastercard’ın Paha Biçilemez Şehirler Platformu’na dahil olan İstanbul, Hedef Şehirler Endeksi raporunun 2018 yılı sonuçlarına göre Avrupa’da 3.’lüğünü korudu ve dünyada 9. şehir olmayı başardı. Raporda en dikkat çeken şehir ise Antalya oldu. Avrupa’da ilk 10 şehir arasına 4. sıradan giren Antalya, 20 şehirlik dünya sıralamasına 11. sıradan giriş yaptı.

*Origins raporu Hedef Şehirler Endeksi’nin bir alt raporudur.

Mültecilere karşı sınırları en çok kapatmak isteyen ülkeler

Mültecilere Karşı sınırları en çok kapatmak isteyen ülkelerin başında
Hindistan, Türkiye ve İsveç geliyor.

BM verilerine göre yaşadıkları yerlerden göç etmek zorunda kalan dünya çapında 70 milyon kişi var. Kayıtlı mülteci sayısı ise 25 milyon ve bunların yarısından fazlası 18 yaşın altında. Ülkemiz ise dünyada en fazla mülteciye ev sahipliği yapan ülke durumunda.

Ipsos Global Advisor çalışması kapsamında, 20 Haziran Dünya Mülteciler günü öncesi; aralarında Türkiye’nin de yer aldığı 26 ülkeden vatandaşlarla bir araştırma gerçekleştirdi ve mültecilere karşı çeşitli konulardaki algıları ölçümledi.

Global olarak;
her 10 kişiden 6’sı insanların başka bir ülkeye sığınma haklarının olması gerektiğine inanıyor fakat her 10 kişiden sadece 4’ü bu kişilerin diğer toplumla başarılı bir şekilde uyum sağlayacağını belirtiyor.
Suriye’deki savaşın başlangıcından bu yana 5,6 milyon Suriyeli ülkesini terk etmek ve komşu ülkelere sığınmak durumunda kaldı. Bu ülkelerden biri olan ülkemizde 3,6 milyon kayıtlı Suriyeli mülteci bulunuyor. Türkiye misafir ettiği mülteci sayısıyla dünyada en fazla mülteciyi barındıran ülke durumunda… Global araştırmamıza Türkiye’den katılan bireylerin verdiği yanıtlara baktığımızda global sonuçlardan biraz daha farklılaştığını görmekteyiz.
 Araştırmaya Türkiye’den katılan bireylerin %63’ü insanların savaş veya zulümden kaçmak için Türkiye de dahil başka ülkelere sığınabilmesi gerektiğine inanıyor.
 Fakat aynı katılımcıların sadece %29’u ülkeye gelen mültecilerin başarılı bir şekilde uyum sağlayacağı konusunda hem fikir…

Ülkelerine an itibariyle mülteci kabul edilmesi veya edilmemesi konusunda global kamuoyu ikiye bölünmüş durumda. Sınırları en çok kapatmak isteyen ülkelerin başında Hindistan, Türkiye ve İsveç geliyor.

Global kamuoyunun yarısı ülkelerine gelen mültecilerin gerçekten mülteci olup olmadığı konusunda emin olmadıklarını belirtiyorlar. Bu konuda en çok soru işareti Hindistan, Türkiye ve Güney Afrika’da var gözüküyor.

Yapay zeka alışveriş sepetine girdi

Yapay zeka alışveriş sepetine girdi

Büyük Veri İle Gerçekleştirilen Sepet Tipleri Analizi, Rekabetin Sürekli Arttığı FMCG Dünyasına Yepyeni Bir Bakış Açısı Sunacak

Türkiye’de tüketiciler bir yılda 13 farklı noktayı alışveriş için ziyaret ediyor. Tüketici belli bir ürünü almak için çıktığı alışverişten sepetine birçok farklı ürün de ekleyerek dönüyor. Bugüne kadar, tüketicilerin her bir noktada yaptığı alışverişler, sepet içerikleri ve ürün payları Ipsos Hane Tüketim Paneli verileriyle detaylı bir şekilde görülebiliyordu. Şimdi buna ek olarak Pazar araştırma dünyasında bugüne kadar yapılmamış bir büyük veri analizi hayata geçirildi. Sepet Tipleri (Basket Patterns) adlı bu analiz ile: Farklı alışveriş misyonuyla yola çıkan müşterinin sepetine başka hangi ürünleri aldığı detaylı bir şekilde kümelenebiliyor ve örneğin saç bakım ürünlerinin tüketicinin kahvaltı için çıktığı alışverişlerdeki yerini bilmek gibi Pazar araştırma dünyasında başka bir örneği olmayan analizler artık elde edebiliyor.

Ipsos, bu karmaşık ve detaylı analiz için yapay zeka ve büyük veriden yararlanıyor ve bu konuda İTÜNOVA ile işbirliği yapıyor. Sepet Tipleri (Basket Patterns) Analizi, 14 bin haneden gelen haftalık veri setinden oluşan sekiz milyon FMCG alışveriş kaydını yapay zeka ile çözümleyerek bir alışveriş sepeti kümelemesi sunuyor.

 

Rekabetin gitgide yoğunlaştığı FMCG markalarına yepyeni bir bakış yaklaşım getiren Sepet Tipleri Analizi (Basket Patterns) ile; bugüne kadar sadece sübjektif yargılarla yapılan sepet analizleri artık tamamen teknoloji odaklı, objektif ve rasyonel bir yaklaşımla raporlanabiliyor. Sepet Tipleri (Basket Patterns) Analizi ile alışveriş sepetleri içeriğinin hangi alışveriş noktalarında, hangi bölgelerde farklılaştığı ve ilgili firmaların kategorilerinin ve markalarının en çok hangi sepetlerde daha ağırlıklı olarak yer aldıkları incelenebiliyor ve markalar için kategori – sepet özelinde aksiyonlar önerilebiliyor.

 

Bir yılda yapılan 8 Milyon Alışveriş ve 3 milyon alışveriş sepeti tek tek incelendi ve 13 farklı alışveriş sepeti tespit edildi

Sepet Tipleri (Basket Patterns) Analizi kapsamında, Ipsos Hane Tüketim Paneline üye 14 bin hanenin bir yılda yaptığı toplam 8 milyon alışveriş ve 3 milyon alışveriş sepeti incelendi. Bu 3 milyon alışveriş sepeti, içerisinde bulunan ürünlere ve sepet değerlerine göre büyük veri analizi yapılarak kümelendirildiğinde 13 farklı sepet yapısı ile karşılaşıldı. “Kahvaltılık Alışveriş”, “Dolabının Tamamla” ve “Kendine İyi Bak” bu 13 farklı sepet tipinden sadece sadece üçü…

 

Belirlenen Sepet Tipleri; sepetlerdeki içecek, ev bakım, gıda, kişisel bakım ürünlerinin daha ağırlıklı olmasına göre farklılaşırken; en ilgi çekici sonuçlar ise hiç beklenmeyen kategorilerin beklenmedik kategori alışverişlerinde ağırlıkta yer almasında görülüyor. Örneğin kişisel bakım kategorilerinin ağırlıkta olduğu “Kendine iyi bak” sepetlerinde kişisel bakım ve bebek ürünlerinin yanı sıra ev temizlik ürünleri de ağırlıklı olarak yer almaktadır.

 

Konuyla ilgili konuşan Ipsos Tüketici Panelleri Hizmet Birimi Lideri Ahu Şendilmen şunları iletti: “Hepimizin bildiği gibi Büyük Veri, internetin yaygınlaşmasından sonra pazarlama dinamiklerini ve oyunun kurallarını değiştirme fırsatı sunan en önemli gelişmeler arasında yer alıyor. Sürekli büyüyen ve daha da karmaşık hale gelen veriyi; hızlı, çeşitli, bol değişkenli bilgiye dönüştüren Büyük Veri Analizini; Ipsos Retail and Consumer Intelligence Ekibi olarak, her gün değişen pazar dinamikleriyle birlikte gittikçe daha da zorlaşan bir amaçla tüketiciyi anlamak amacıyla kullandık. Ve araştırma sektöründe daha önce yapılmayan bir çalışmayı hayata geçirdik. İTÜNOVA ile yaptığımız işbirliği ile yapay zeka yardımıyla gerçekleştirilen bir alışveriş sepeti analizi sunuyoruz ve bu analizin FMCG markalarının pazarlama ve ürün geliştirme faaliyetlerine yeni bir bakış açısı sağlayacağına inanıyoruz.”

Reçetesiz İlaç Alımında Soğuk Algınlığı İlaçları Başı Çekiyor

Reçetesiz İlaç Alımında Soğuk Algınlığı İlaçları Başı Çekiyor

Ipsos Tüketici Panelleri kapsamında 2018 ikinci çeyreğinden itibaren Türkiye’deki hanelere giren reçetesiz ilaçlar düzenli olarak ölçümlenmeye başlandı. Buna göre Nisan 2018 – Mart 2019 döneminde reçetesiz ilaçlar (OTC) kategorisinde haneler tarafından en fazla satın alınan ürünler soğuk algınlığı ilaçları, kas gevşetici haplar ve ağrı kesici haplar oldu.

Reçetesiz İlaçlar toplamda 1 yıl boyunca Türkiye’deki hanelerin %92’si tarafından en az bir kere satın alınıyor, yıllık ortalama alım sıklığı ise 7.5 kere.

Nisan 2018 – Mart 2019 Hane Penetrasyonu (%) Satın alım sıklığı (kez)
Soğuk algınlığı ilaçları 62.5 2.9
Kas gevşetici haplar 59.8 2.6
Ağrı kesici haplar 58.2 2.6
Mide-Bağırsak-Sindirim sistemi ilaçları 46.5 2.4
Dermatolojik cilt ilaçları 45.1 2.3

 

Türkiye’de ortalama bir hane bir yılda 14-15 adet reçetesiz ilaç satın alıyor. AB sosyo ekonomik grubunda bu sayı ortalamanın altında iken, bölgeler arasında hane başına en yüksek satın alım miktarının olduğu yer yaklaşık 17 adet ile Doğu & Güneydoğu Anadolu Bölgesi olarak görülüyor…

 

En yüksek hane penetrasyonuna sahip olan soğuk algınlığı kategorisinde öne çıkan 3 marka var bu  3 marka toplam kategori alımlarının %23’ünü gerçekleştiriyor. Reçetesiz soğuk algınlığı ilaçlarının hane başına alım miktarının en yüksek olduğu bölgeler Karadeniz ve Doğu & Güneydoğu Bölgesi. Yılın farklı dönemlerine baktığımızda, soğuk algınlığı ilaçlarının hane erişiminin en yüksek olduğu dönem Ekim-Kasım-Aralık ayları olarak gözüküyor.

 

Bu sonuçlar Ipsos Tüketici Sağlığı Paneli’nden elde ediliyor. Ipsos Tüketici Sağlığı Paneli, Türkiye’deki yaklaşık 21 milyon haneyi temsil eden Ipsos Hane Tüketim Paneli’ne üye 14 bin sabit hane üzerinden ilaç satın alım verileri toplanarak gerçekleştiriliyor. Panel yöntemi ve sabit örneklem sayesinde aynı hanelerin satın alımları takip edilebildiği için marka geçişleri, rakip markalara olan kayıplar / kazançlar gibi hareketler de takip edilebiliyor.

 

Bu panel sayesinde tüketici inisiyatifinin gittikçe önem kazandığı Reçetesiz İlaç (OTC) kategorisinde hangi kategorilerin ve markaların daha fazla haneye girdiği, satın alım sıklıkları gibi pazarlamaya yönelik aksiyonların alınabileceği verilere ulaşılabiliyor.

Ipsos Tüketici Sağlığı Paneli’nde yılda 4 kere raporlama yapılıyor.