Türkiye’de Kadının Halet-i Ruhiyesi

Türkiye’de Kadının Halet-i Ruhiyesi

Ipsos UU uzmanlarının Türkiye’deki bireyleri derinlemesine anlamaya çalıştığı ve farklı sayılarda farklı insan gruplarını mercek altına aldığı Ipsos Halet-i Ruhiye araştırmaları serisi, bu sefer Türkiye’deki kadınların hikayesini anlatıyor.

 

Topluluklar Kadınlar Toplum

Kadınlara çok çeşitli çerçevelerden bakan zengin bir araştırma olarak hazırlanan Halet-i Ruhiye Herstory; tek bir yöntem yerine çeşitli araştırma yöntemleri ve veriler harmanlanarak yaratıldı bu çalışma, kadınlarla ilgili yeni içgörülerin peşinden koşuyor.

 

Kadınlar artık daha hızlı hareket etmek istiyor. Bir kararı almak için günlerce beklemeyip, topluma/ ailesine karşı gücünü toplayıp hızlıca karar vermek istiyorlar.

 

Kendi kendilerine geliştirdikleri kelimeleri kullanmaya bayılıyorlar. Kimi zaman oldukça ‘’buhran’’ dolu olan bu kelimeler aslında kendi haliyle dalga geçmenin en güzel yolu olarak görünüyor.

 

Bu buhranlardan kurtulup tacını giydiği annelik rolüne bayılıyor ama onunla ilgili de söylemek istediği birçok şey var. Mesela artık anne olmak forumlarda tartışılabilir birşey…

 

Genç kızlar kendisine benzemediğini düşündüğü kadın temsillerini görmek istemiyor. Bunun için kendince protesto yöntemleri bile var. Kadın temsilini beğenmediği dizileri izlememek gibi…

 

Markalar kadının duygusal isteklerinden bahsetmediği ve kadının kendine atfettiği kimliği iyi ifade edemediği sürece birazdan kalkacak olan misafir olarak görülüyor.

 

Halet-i Ruhiye Herstory, yeni kelimelerin ve duyguların keşfi için içgörüleriyle karşımıza çıkıyor.

 

Araştırmaya katılan kadınlardan bazı görüşler şu şekilde:

“Hep aynı tip, ‘’saf’’ ya da ‘’yılan’’ kadın karakterleri görmekten çok sıkıldım. Artık güçlü kadınlar görmek istiyorum” D.19  “Bu aralar en çok kullandığımız kelimeler ‘’bedbaht ve dökük’’. Şimdi düşününce fark ettim bayağı olumsuz bir ruh halindeyiz galiba.” A, 45

İnternetin Bankasız Ve Devletsiz Para Birimi Kripto Paralar 

İnternetin Bankasız Ve Devletsiz Para Birimi Kripto Paralar 

Fiziksel manada miktarları kontrol edilen ve basımı merkezi bir kurum tarafından yapılan paraya alternatif, “internetin bankasız ve devletsiz para birimi kripto paralar” son yıllarda çok popüler hale geldi. Farklı isimlerle binlerce kripto para çeşidi bulunmaktadır. Üstelik kripto paraları fiziksel paraya alternatif olarak kullanan dünyaca bilinen dev kuruluşlar da bulunmaktadır. İnternet üzerinden dağıtılan ve bir yatırım aracı olarak da kullanılan kripto paraların dünya da fiziksel paralardan bile daha değerli olduğu çoğu zaman düşünülmekte ve görülmektedir.

Bu noktada dünyanın ve ülkemizin lider araştırma şirketlerinden olan Ipsos araştırma şirketi; ING Bank için Kripto Paralarla İlgili Tutumları 15 Ülkede Araştırdı.

ING Bank için Ipsos tarafından gerçekleştirilen uluslararası araştırma, Bitcoin gibi kripto paraların yükselişiyle ilgili olarak bireylerin tutumlarını ortaya koydu.  Araştırma kapsamında kripto para; hükümetler tarafından yaratılmamış ve korunmayan fakat bireyler ağı ile yaratılmış bir çeşit dijital para birimi olarak tanımlandı.  Araştırmaya Avrupa’dan katılan bireylerin üçte ikisi kripto para teknolojisi hakkında bir şeyler duyduklarını ifade ediyorlar. Araştırmaya Türkiye’den katılanların %70’i de kripto parayı duyduğunu belirtiyor.

 

Kripto paralarla ilgili haberler 2017’den bu yana gündeme düşmeye devam ediyor. Bitcoin fiyatları Aralık 2017’de 13,860 Dolara kadar fırladı ve araştırmayla ilgili soruların yanıtlandığı dönem olan Mart 2018’de de 6,826 Dolara gerilemişti. Dolayısıyla araştırmada belirtilen yukarıdaki sonuçların gündemle de örtüştüğü görüldü.

 

Araştırma kapsamında kripto paraların bilinirliğine ek olarak sahip olunup olmadığı da soruluyor. Buna göre 15 ülkeden araştırmaya katılanların ortalama 10’da biri kripto para aldığını belirtiyor. Araştırmaya Türkiye’den katılan bireylerin %18’i ise kripto paralarının olduğunu belirtiyor. bu hemen hemen her beş kişiden birine tekabül ediyor. Fakat göz önünde bulundurulması gereken önemli bir husus var: Bu çalışma, sınırlı sayıda örneklemi olan online bir araştırma olduğu için; Türkiye’den verilen bu yanıt, medya ve teknolojiyle yakından ilgili genç ve çalışan kesimi temsil ediyor olarak yorumlanmalı. Diğer ülke sonuçlarına da bakıldığında örneğin Romanya’da potansiyel olarak benzer etkiler görülüyor.

Kaynak: ING Mobil Bankacılık Uluslararası Araştırması – Kripto Paralar, Haziran 2018

 

Araştırma Hakkında:

ING uluslararası araştırması dünya çapında insanların nasıl para harcadığını ve biriktirdiğini, nasıl yatırım yaptığını ve parayla ilgili ne hissettiklerini daha iyi anlamayı hedefliyor. Araştırma yılda birkaç kez tekrarlanıyor ve raporları www.ezonomics.com/iis üzerinden yayınlanıyor. Ipsos tarafından ING Bank için gerçekleştirilen bu online araştırma ise 26 Mart – 6 Nisan 2018 tarihlerinde gerçekleştirildi.  Araştırma örneklemi ilgili ülkelerden panele katılan birey havuzlarından oluşturuldu. 15 ülke bu araştırmada yer aldı ve her bir ülkeden, Lüksemburg haricinde, yaklaşık 1000’er kişi olmak üzere toplam 14,858 kişi araştırmaya katıldı. Araştırmanın yapıldığı ülkeler: Avusturya, Belçika, Çekya, Fransa, Almanya, İtalya, Lüksemburg, Hollanda, Polonya, Romanya, İspanya, Türkiye, Birleşik Krallık, ABD ve Avustralya. Bu araştırmada; Türkiye verilerini gösteren örneklem, ülke genelinden ziyade orta ve üst gelir grubu ve internet erişimi olan nüfusu temsil etmektedir.

 

Küresel Isınma ve İklim Değişikliği Konusunda En Endişeli Ülke İspanya…

Ipsos; Küresel Isınma ve İklim Değişikliği Konusunda En Endişeli Ülke İspanya…

 

İçinde bulunduğumuz çağın önde gelen ve küresel anlamda çözüm aranan sorunlar arasında “Çevre sorunları” ilk sıralarda yer almaktadır.  Ekolojik sorunlar sınırları aşan ve tek bir ülkenin çabasıyla aşılamayacak nitelikteki sorunlardır. İklim değişikliği de bunun en belirgin örneğidir. Tüm dünya iklim değişikliğini önleyebilmek adına toplantılar ve zirveler düzenlemekte, bilim adamları çalışmalarını sürdürmekte, toplumlar her anlamada daha bilinçli yaşamaya çalışmakta olsa da, bu çabalar çoğu kere beklentileri karşılayamamaktadır. Bunun en temel sebebi olarak çevre sorunları ve iklim değişikliğine ilişkin farkındalık düzeyinin düşüklüğüdür. Bu nedenle buna yönelik farkındalık düzeyinin yükselmesi çözüm adına bir umut olabilecektir. Ancak konuyla ilgili durum tespiti yapan araştırma ve çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Kamuoyu nasıl algılıyor bu konuları? Ne gibi çözümler sunuyor

Bilerek ve geleceği planlayarak ilerlemek, farkındalık yaratarak çözüm önerilerini daha güçlü hale getirecektir.  İşte bu noktada Ipsos araştırma Şirketi Global @dvisor çalışması ile ülkemizin de içinde bulunduğu 28 ülkede dünya kamuoyunun çeşitli çevre sorunlarına nasıl baktığını, hangilerini öncelik olarak gördüğünü ve ne gibi aksiyonlar alınması gerektiğini araştırdı.

Çevre ve İklim Değişikliğini Dünya Kamuoyu Nasıl Algılıyor? Ne Gibi Çözümler Sunuyor? İnsanlar hangi çevre konularında daha çok endişeliler?

Araştırma kapsamında katılımcılara ülkelerinin yaşadığı ve yerel liderlerinin önceliklendirmesini gerektiğini düşündükleri en önemli üç çevre konusu soruldu. Buna göre dünya ortalamasına bakıldığında; küresel ısınma/iklim değişikliği, hava kirliliği ve atık yönetimi en önemli, endişelendirici üç çevre konusu olarak belirtildi. Bununla birlikte, toprak erozyonu, paketli tüketici ürünlerinin fazlalığı, seller ve karbon emisyonu nispeten en az endişe verici konular olarak dile getirildi. Araştırmaya Türkiye’den katılan bireylerin en endişe verici çevre konuları sıralaması ise şöyle oldu: 1. Ormanların yok edilmesi 2. Doğal kaynakların tükenmesi 3. Yoğun nüfus…

 

Küresel ısınma ve iklim değişikliği konusunda en endişeli ülkeler İspanya (%45), Güney Kore (%44) ve Fransa (%40)… Küresel ısınma veya iklim değişikliği; dünyanın ortalama küresel ısısında bir artışın gözlemlendiği anlamına geliyor. Bilim insanları bu değişimlerin hava ve iklim sistemlerinde doğrusal bir etkisinin olacağını bekliyor. Bu kapsamda Ipsos Global @dvisor araştırmasına katılan bireylere, küresel ısınma veya iklim değişikliğinin dünyanın en önemli üç çevresel sorunundan biri olup olmadığı soruldu. Ortalamada %30’luk bir kesim bunu en önemli 3 çevresel sorun arasında görürken bu konuda en endişeli ülkeler İspanya (%45), Güney Kore (%44) ve Fransa (%40) oldu. Araştırmayı Türkiye’den katılan bireylerin ise %29’u en önemli 3 çevre sorunu arasında küresel ısınma veya iklim değişikliğini gösterdi.

 

Hava kirliliği Güney Kore için en önemli üç çevre sorunundan biri… Hava kirliliği, atmosferde zarar verici veya aşırı miktarlarda gazın ve partiküllerin varlığına işaret eder. Bu kapsamda araştırmaya katılan bireylere hava kirliliğini en önemli üç çevre sorunu arasında görüp görmedikleri soruldu. Bu konuda en endişeli ülke ise Güney Kore (%61) olurken %57 ile Polonya ve Çin hava kirliliği konusunda endişelenen ülkelerde ikinci sırada görüldü. Araştırmaya Türkiye’den katılan bireylerin %22’si bu konuyu ilk üçe taşıdı.

 

Sırbistan atık yönetimini en önemli çevre sorunlarından biri olarak görüyor. Küresel gelir arttıkça, ürünlere olan talep de artıyor ve dolayısıyla bu ürünlerin üretimi ve kullanımından kaynaklı atıklar da çoğalıyor. Atıkları yönetmek konusunu en önemli üç çevresel konudan biri gören ülkeler Sırbistan (%49), Birleşik Krallık (%46), Rusya (%44) ve İtalya (%43) olarak görüldü. Araştırmaya Türkiye’den katılan bireylerin ise sadece %11’i atık yönetimi konusunu en önemli ilk üç çevre konusu arasında sıralandırdı.

 

Su kirliliği genellikle insan aktivitelerinden kaynaklanıyor. Su kirliliği, büyük su kitlelerinin kirlenmesine işaret eder. Genellikle, kirlilik; tarım veya atık üretimi gibi insan aktivitelerinden kaynaklanır. Ipsos Global @dvisor araştırması kapsamında su kirliliğini en önemli üç çevre sorunu olarak gören bireylerin çoğunluğu şu ülkelerde görüldü: Peru (%43), Sırbistan (%42), Meksika (%41) ve Brezilya (%41)…

 

Enerji kaynaklarının ve teminin geleceği konusunu Japon kamuoyunun odağında… Bazı enerji kaynaklarının oluşması için milyonlarca yıl gerekir ve tek bir kullanım sonrasında tükenirler. Bu şekilde enerji kullanımının, uzun dönem de olsa kısa dönem de olsa, sınırlı bir temini vardır. Araştırma kapsamında; enerji kaynaklarının ve teminin geleceği konusunu en önemli üç çevre sorunundan biri olarak gören ülkelerin başında Japonya (%43) geliyor. Araştırmaya Türkiye’den katılan bireylerin sadece %29’u bu konuyu ilk üçe taşıyor.

 

Ormanların yok edilmesi konusunda Türkiye endişe belirtiyor. Ormanların yok edilmesi konusu da oldukça önemli bir çevre sorunu olarak gündeme getiriliyor. Örneğin Romanya’da yakın zamanda hükümet geniş kapsamda vuku bulan yasa dışı konutlaşmaya karşı mücadele konusunda politikalar geliştirmeye zorlandı. Ipsos Global @dvisor araştırmasında da Ormanların yok edilmesi konusunu en önemli üç çevre sorunundan biri gören ülkelerin başında %70 ile Romanya geliyor. Araştırmaya Türkiye’den katılan bireylerin %49’u da bu konuyu ilk üçe taşıyor. Brezilya da %49 oranında ormanların yok edilmesini en önemli üç çevre sorunundan biri olarak gören ülkeler arasında görülüyor. Ormanların yok edilmesi konusunu en önemli üç çevre sorunundan biri olarak en az değerlendiren ülkeler %6 ile Güney Afrika ve Çin.

 

Doğal kaynakların tükenmesi konusunu en önemli üç çevre sorunundan biri olarak gören ülkelerin başında Türkiye geliyor. Doğal Kaynakların Tükenmesi konusu zor bir tartışma konusu olarak karşımıza çıkıyor. Bir yanda doğal kaynakların kısıtlı oluşu ve nadiren yenilendiği gerçeği öte yanda ise küresel nüfusun ihtiyaç duyduğu ürün ve hizmetleri üretmek için gerekli oldukları gerçeği var. Peki kamuoyu doğal kaynaklar konusunda ne derece endişeli? Doğal kaynakların tükenmesi konusunu en önemli üç çevre sorunundan biri olarak gören ülkelerin başında Türkiye geliyor. Araştırmaya Türkiye’den katılan bireylerin %39’u doğal kaynakların tükenmesini en önemli üç çevre sorunundan biri olarak belirtiyor. Bu görüşü araştırmaya Şili (%37) ve Meksika (%35)’dan katılan bireyler takip ediyor.

 

Nüfus Yoğunluğu Güney Afrika ve Türkiye için önemli bir çevre sorunu olarak değerlendiriliyor Küresel nüfus arttıkça yer ve kaynaklar konusundaki rekabet de artıyor. Bu araştırma kapsamında nüfus yoğunluğunu en önemli üç çevre sorunundan biri olarak gören ülkelerin başında Güney Afrika (%33) geliyor, bunu %32 ile Türkiye takip ediyor. Bu konuda en az endişeli ülkeler ise Romanya (%1), Sıbristan (%3), Macaristan (%4) ve Rusya (%4) olarak görülüyor.

 

Dünya Kamuoyu İklim Değişikliğini nasıl Algılıyor? Dünya kamuoyunun büyük bir çoğunluğu iklim değişikliğinin bir seviyede gerçekleştiği konusunda hem fikir… Araştırmaya Türkiye’den katılan bireylerin %94’ü de dünyanın ikliminin değiştiğini düşünüyor.

 

Geri Dönüşümü Mümkün Olmayan Atıklar. Plastik ve geri dönüştürülemeyen diğer paketlemeler konusunu nasıl yönetebiliriz? Bir restorana giriyorsunuz bir içecek sipariş ediyorsunuz ve içeceğinizle birlikte bir pipet size sunuluyor. Siz bu pipeti kullandıktan sonra hemen çöpe atılıyor. Fakat bu pipetler geri dönüştürülebilir değil ve doğada çözünmesi 200 yıl alıyor. Ipsos Global @dvisor araştırmamıza göre; tek kullanımlık, geri dönüştürülemeyen ürünlerin kullanımı konusunda bireyler bir şekilde endişeli olduklarını belirtiyorlar. Bu konuda en çok endişe belirten ülkeler Güney Kore ve Malezya (%90). Araştırmaya Türkiye’den katılan bireylerin %86’sı da geri dönüştürülemeyen ürünler konusunda endişeli olduğunu ifade ediyor.

 

Peki ne yapmalı? Geri dönüşümü mümkün olmayan atıklar konusundaki endişeler karşısında ne tür bireysel aksiyon alabilecekleri soruldu. Bu konuda Türkiye sıralaması şöyle oldu:

 

  • Geri dönüşümü mümkün olmayan materyalden yapılan paketli ürünleri satın almayı bırakmak – %52

 

  • Geri dönüşümlü materyallerden üretilen ürünler satın almak – %46

 

  • Tek kullanımlık ürünleri tekrar kullanmak – %39

 

  • Geri dönüşümü mümkün olmayan materyalden yapılan paketlemeleri çok kullanan süper market veya mağazalara gitmeyi bırakmak – %31

 

  • Geri dönüşüm konusunda yatırım yapmaları için devlete daha fazla vergi vermek – %26

 

  • Geri dönüşümlü paketi olan ürünlere daha fazla para vermek – %18

 

Araştırma Hakkında: Araştırma 23 Mart – 6 Nisan 2018 tarihleri arasında toplam 20,794 kişiyle gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında sorular, Ipsos Online Paneli üzerinden toplam 28 ülkeden bireylere iletilmiştir. Araştırma kapsamındaki ülkeler: Arjantin, Avustralya, Belçika, Brezilya, Kanada, Şili, Çin, Fransa, Almanya, Macaristan, Hindistan, İtalya, Japonya, Malezya, Meksika, Peru, Polonya, Romanya, Rusya, Suudi Arabistan, Sırbistan, Güney Afrika, Güney Kore, İspanya, İsveç, Türkiye, İngiltere ve ABD.Şu ülkelerden yaklaşık olarak 1000’er birey araştırmaya katılmıştır: Avustralya, Brezilya, Kanada, Çin, Fransa, İtalya, Japonya, Romanya, Rusya, İspanya, İngiltere ve ABD. diğer ülkelerde ise 500’er bireyle araştırma gerçekleştirilmiştir. Bu ülkeler: Arjantin, Belçika, Şili, Macaristan, Hindistan, Malezya, Meksika, Peru, Polonya, Suudi Arabistan, Sırbistan, Güney Afrika, Güney Kore, İsveç ve Türkiye. Araştırmanın gerçekleştirildiği 28 ülkenin 17’sinde veriler genel nüfus profiline ve temsiliyetine dönük olarak ağırlıklandırılmıştır. Brezilya, Şili, Çin, Hindistan, Malezya, Meksika, Peru, Rusya, Suudi Arabistan, Güney Afrika ve Türkiye’de ise örneklem genelden ziyade orta ve üst gelir grubu ve internet erişimi olan nüfusu temsil etmektedir. Her hâlükârda bu sosyal gruplar önemli ve büyüyen bir orta sınıf olduğu için sonuçlar bu ülkelerin nabzını anlamak için önemli göstergelerdir.

Ipsos Araştırma; Dünyadaki Varlıklı Kesim,  Aynı Zamanda Tüketicilerin Kanaat Önderi

Dünyadaki Varlıklı Kesim;  Aynı Zamanda Tüketicilerin Kanaat Önderi

 

Ipsos Global Affluent Araştırması, 47 ülkeden 82 bin yüksek gelirli tüketiciyi kapsıyor. Araştırma, bu varlıklı kesimin küresel erişimini netleştirmeyi ve bu kitlenin demografik özellikleri, tutum ve davranışlarıyla ilgili temel bölgelerdeki benzerlik ve farklılıklarını keşfetmeyi amaçlıyor.

 

Son araştırmadan çıkan sonuçlara göre; dünyadaki varlıklı kesim, kanaat önderleri olarak değerlendiriliyor. Bu kitle, yeni çıkan ürünleri çabucak denemek istiyor ve yenilikleri daha hızlı benimsiyor. Dolayısıyla, satın almayı ve erken benimsemeyi teşvik eden küresel bir hedef kitle haline geliyor. Diğer tüketicilere oranla;

  • net geliri daha yüksek olan,
  • daha çok seyahat eden
  • ürün ve hizmetlere daha çok harcama yapan varlıklı tüketiciler aynı zamanda küresel kanaat önderleri olarak da değerlendiriliyor.

 

Ipsos Global Affluent araştırmasına göre bu tüketiciler, yeni ürünleri ilk kez deneyenler oluyor ve kendi çevrelerine bu deneyimlerini aktarıyorlar.

 

Araştırmadan yeni çıkan çarpıcı sonuçlardan bazıları şu şekilde:

Yeni çıkan Teknoloji Ürünlerini ilk deneyenler Varlıklı Kesim oluyor

Ipsos Global Affluent Araştırmasına katılan varlıklı tüketicilerin %35’i yeni çıkan teknoloji ürünlerini ilk deneyenlerden olduklarını belirtiyorlar. Ortadoğu ülkelerindeki varlıklı tüketiciler bu konuda daha da hevesli gözüküyor. Bu bölgedeki varlıklı tüketicilerin %70’i en son çıkan teknoloji ürünlerini satın alma konusunda istekli. Satın alma isteği her zaman mevcut sahiplik oranı demek değil. Örneğin giyilebilir teknolojilerin sahipliği konusunda ABD başı çekiyor. Amerikalı varlıklı tüketicilerin %65’inin ya bir akıllı saati ya da bir akıllı gözlüğü var. Bu teknoloji sahipliğini %49 ile Ortadoğu’daki varlıklı tüketiciler takip ediyor.

 

Varlıklı tüketiciler her zaman hareket halinde

Küresel olarak varlıklı tüketiciler yılda 330 milyondan fazla uluslararası uçuş ödemesi yapıyor. En sık uluslararası seyahat eden tüketiciler, %30’luk oranla yılda beş veya daha fazla uluslararası uçuş seyahati ödemesi yapan Ortadoğulu tüketiciler.
Otel kalışlarına bakıldığında ise Avrupalı varlıklı tüketicilerin otel odalarını doldurdukları görülüyor. Avrupalı tüketicilerin %43’ü yılda 21 veya daha fazla gece otelde kalıyorlar.

Küresel varlıklı kesimin %60’ının evlerinde iki veya daha gazla araba var. ABD’li varlıklı kesimde ise bu oran %81.

 

Yüksek Gelir daha sık yatırım demek

Küresel varlıklı kesimin %55’i kişisel olarak borsa ve hisse senedine yatırım yapıyor. ABD’li tüketiciler bu konuda daha istekli (%72), Ortadoğulu varlıklı kesim ise, belki de geleneksel nedenlerden dolayı, borsa ve hisse senedi yatırımı konusuna daha az sıcak bakıyor.

 

Varlıklı tüketiciler uluslararası medyayı daha çok takip ediyor

Küresel varlıklı kesimin neredeyse %80’i, uluslararası medya ağlarından birini takip ediyor, bu kesimin dörtte birinden biraz fazlası da uluslararası gazete veya dergilerden birini okuduğunu söylüyor. Küresel varlıklı kesimin yarısından biraz azı ise bu medya kuruluşlarının web sitelerinden en az birini haftalık olarak takip ediyor.

 

 

 

 

 

 

Araştırma Hakkında

Ipsos Affluent Araştırması, Avrupa, Ortadoğu, Afrika, Asya Pasifi ve ABD bölgelerini kapsayan 47 ülkeden varlıklı tüketicilerle gerçekleştirilmiştir. Araştırma; finans, otomotiv, seyahat ve daha birçok konu başlığında varlıklı tüketicilerin tutum ve davranışlarını anlamayı ve küresel markalar, pazarlama profesyonelleri, medya ajansları vb çok çeşitli kişi ve kuruluşlara içgörü sağlamayı hedefliyor. Araştırma, varlıklı tüketicilere dair demografik bilgiler, bazı psikografik ifadeler, ürün kullanımı, yaşam tarzı, seyahat alışkanlıkları ve medya kullanımlarına dair bilgiler sunuyor.

Ipsos; Et yemekten vazgeçemiyoruz

Et Yemekten Vazgeçemiyoruz

İyi Yemek Yemeyi Zayıf Olmaya Tercih Ediyoruz

Türkiye dahil 29 ülkeyi kapsayan Ipsos Global @dvisor araştırmamız kapsamında insanların; yemek yeme alışkanlıklarına, gıda tercihlerine, diyet programlarına ve gıdanın geleceğine dönük görüşlerini derledik. Ortaya çarpıcı sonuçlar çıktı.

“Akşam yemekte ne var?” sorusu hemen hemen her insanın hayatındaki en temel sorulardan biridir. Yemek, yemek çoğunluğumuzun beslenme ihtiyacını karşılamaz aynı zamanda aile olmanın, sosyalleşmenin ve bilumum diğer kültürel ritüellerin de bir parçasıdır. Yemek yemek kimi insan için mutluluk kaynağıdır. Ipsos olarak insanlar için bu kadar önemli olan gıda konusunu çok çeşitli araştırmalarla incelemeye devam ediyoruz. Bu yazıya konu olan Ipsos Global @advisor araştırmamızda insanların; yemek yeme alışkanlıklarına, gıda tercihlerine, diyet programlarına ve gıdanın geleceğine dönük görüşlerini aldık.

 

—Et ağırlıklı beslenmeyi tercih ediyoruz.

29 ülkeden vatandaşların çoğu “et yerine bitkisel bazlı karşılığını yerim” ifadesine pek katılmıyor. Bitkisel bazlı karşılığını ete tercih edenlerin oranı %42’de kalıyor. %51 ise et yemeyi tercih ediyor. Araştırmaya Türkiye’den katılan bireylerde ise eti tercih etme oranı daha yüksek, %61’i et yerine bitkisel bazlı muadilini yemek konusuna katılmıyor. Genel olarak bireyler et içeren diyetleri tercih ediyorlar. Araştırmaya katılan 20bini aşkın bireyin %75’i “Herhangi kırmızı et, tavuk veya balık yememeyi tercih ederim” ifadesine katılmıyor. Bireylerin sadece %21’i bu tür vejetaryen diyeti tercih ediyor. Sadece Hindistan’dan araştırmaya katılan bireylerin çoğunluğu vejetaryen diyet konusunu destekliyor gözüküyor. (%56). Araştırmaya Türkiye’den katılan bireylerin sonuçlarına bakıldığında dünya ortalamasıyla paralellik gösteriyor. %74, et içeren bir diyeti tercih ediyor.

 

—Tüketicilerin büyük çoğunluğu yerel olarak üretilen gıdaları tercih ediyor.

Araştırmaya katılan her bir ülkeden vatandaşların yarısından fazlası, bu durum onlara daha az çeşitlilik sunsa bile yerel üretim gıdaları tercih edeceğini belirtiyor. Araştırmaya Türkiye’den katılanların %73’ü de yerel üretim gıdaları tercih ettiğini iletiyor.

—Dünyanın çoğunluğu kilosundan memnun

Ipsos Global @advisor araştırması kapsamında bireylerin mevcut kilolarından memnun olup olmadıkları da incelendi. Buna göre global ortalamada %55’lik bir kesim mevcut kilosundan memnun olduğu görülüyor. Araştırmaya Türkiye’den katılanlara bakıldığında global ortalamayla aynı oranda bir kesim, mevcut kilolarından memnun olduklarını belirtiyorlar. ABD, Şili, Macaristan, Güney Kore ve Japonya ise kilolarından memnun olmayan ülkeler olarak sıralanıyor…

 

—Araştırmaya katılanların yarısı kilo vermek için bir diyet programı denemiş

Araştırma sonuçlarına göre; kilosundan memnun olanların oranı ile kilo vermek için bir diyet programı denemiş olanların oranı hemen hemen aynı seviyede. Araştırmanın global ortalaması %51… Türkiye’den katılan bireylerin ise %48’i kilo vermek için bir diyet programı denediğini belirtiyor. Diyet yapmak konusunda en çok aktif olan ülke ise Suudi Arabistan olarak görülüyor. Araştırmaya Suudi Arabistan’dan katılanların %63’ü kilo vermek için bir diyet programı denediğini belirtiyor.

 

—-“Bütün diyetler eninde sonunda başarısız olur” diyenler çoğunlukta

Ipsos Global @dvisor araştırmasına katılan 20 bini aşkın bireyin %61’i diyetlerin eninde sonunda başarısız olacağına inanıyor. Araştırmaya Türkiye’den katılan bireylerin %57’si de bu konuda hem fikir.

İyi yemek yemeyi zayıf olmaya tercih ediyoruz…

Global olarak her 10 kişiden 6’sı ve araştırmaya Türkiye’den katılan bireylerin %68’i iyi yemek yemeyi zayıf olmaya tercih ediyor.

 

—-Gıda’nın Geleceğine Bakış Dünya kamuoyu gelecekte gıda fiyatlarının artacağını düşünüyor.

Araştırmaya katılanların global ortalamada %48’i, Türkiye’den katılanların %61’i gıda fiyatlarının gelecekte artış göstereceğini belirtiyor.

Gelecekte Gıda kalitesinin daha kötü olacak diyenlerin çoğunlukta olduğu ülke Türkiye

Ipsos Global @dvisor araştırmasında gıda kalitesinin geleceği konusu da araştırıldı. Buna göre

araştırmaya katılan 20 bini aşkın bireyin %42’si gıda kalitesinin gelecekte de aynı kalacağını, %25’i gıda kalitesinin daha kötü olacağını belirtiyor. araştırmaya Türkiye’den katılan bireylerin yarısı gıda kalitesinin gelecekte daha kötü olacağını iletiyor.

 

—-İnsanlar: “Gelecek yıl içerisinde daha sık evde yemek hazırlayacağız” diyor

Ekonomiler kötüleşmeye başlayınca ev dışında yemek yemek, genelde düşüş gösteren ilk unsurlardan biri olur. Ipsos Global @dvisor araştırmamızdan çıkan sonuçlara göre 29 ülkeden 20 bini aşkın bireyin sadece %8’i gelecek yıl içerisinde evde daha az sıklıkta yemek hazırlayacağını belirtiyor. %32’si ise evde daha sık yemek hazırlayacaklarını belirtiyorlar. Araştırmaya Türkiye’den katılan bireylerin de hemen hemen yarısı (%49) gelecek yıl içinde evde daha sık yemek hazırlanacağını belirtiyor. Dolayısıyla, hem küresel olarak hem de ülke olarak bakıldığında eve kapanma oranında bir artış bekleniyor denilebilir.

 

FLO’nun yeni yüzü Meryem Uzerli

FLO’nun yeni yüzü Meryem Uzerli

Başarılı oyunculuğunun yanı sıra güzelliği, sempatikliği ve tarzıyla bilinen Meryem
Uzerli, enerjisi ve kadınlara ilham veren duruşu ile FLO’nun 2019 marka yüzü oldu.
Güzel oyuncunun katılımıyla gerçekleşen 2019 İlkbahar/Yaz Koleksiyon tanıtımının
da yapıldığı lansman gecesinde FLO’nun ilkbahar reklam filmi ilk kez görücüye çıktı.

FLO, ‘Herkesin ayakkabıcısı O’ vizyonuyla Türkiye’nin lider ayakkabı markası olmaya
devam ediyor. Bu sene de marka yatırımlarına devam eden FLO’nun marka yüzü, dizi
ve sinema dünyasının sevilen oyuncusu Meryem Uzerli oldu. Başarılı oyunculuğunun
yanı sıra güzelliği, sempatikliği, pozitif enerjisi ve tarzıyla da dikkat çeken Meryem
Uzerli, FLO İlkbahar/Yaz Koleksiyon tanıtımı için düzenlenen lansman gecesine
katıldı.

Geceye katılan davetliler, modern, birbirinden şık ve renkli ayakkabı koleksiyonunu
incelerken, güzel oyuncu Meryem Uzerli, kadınların ayakkabılara olan ilgisini
vurgulayarak koleksiyonu misafirlere yakından tanıttı. Meryem Uzerli’nin başrolünde
olduğu ve ayakkabı stiliyle kadınlara ilham veren FLO 2019 İlkbahar/Yaz reklam filmi
de bu davette ilk defa görücüye çıktı.

FLO ile iş birliğinden büyük heyecan duyduğunu söyleyen Meryem Uzerli
“Türkiye’nin en büyük ayakkabı markası olan FLO; sektöründe lider, yerli ve köklü
bir marka. Ayakkabı modasına öncülük eden böylesine güçlü bir markayla
çalıştığım ve FLO ailesinin bir üyesi olduğum için çok mutluyum. Bir kadın olarak
benim de vazgeçilmez aksesuarım ayakkabılarım ve bu nedenle kombinlerimi stil
sahibi ayakkabılarla tamamlamayı seviyorum. FLO’nun sezon trendlerini yansıtan
birbirinden şık, rahat, modern ve renkli modellerden oluşan yeni koleksiyonunda
birçok ayakkabı favorim oldu. Kadın ruhuna dokunan modellerle yeni sezona
dinamik bir giriş yapan FLO koleksiyonu ile her kadın, her moduna uygun kendini
özel hissedeceği bir seçenek bulacak.” dedi.

FLO Mağazacılık Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ziylan, ise yeni sezon koleksiyonu
hakkında; “Herkesin Ayakkabıcı Olma” vizyonu ile çıktığımız yolda bugün
Türkiye’nin lider ayakkabıcısı olmanın gururunu yaşıyoruz. 600 mağaza ile ayakkabı
perakende sektörünün lideriyiz. 10 bin çalışanımız ve paydaşlarımız ile 40 bin kişilik
kocaman bir aileyiz. Biz Türkiye’ye inanıyoruz ve yatırım yapmaya devam ediyoruz.
Hedefimiz 2023 yılında Türkiye’den çıkacak 10 global markadan biri olmak. Bu
hedef doğrultusunda bu sene de markamıza yatırım yaptık. Sempatikliği, gülüşü,
samimiyeti, enerjisi ile gönlümüzü ve milyonların sevgisini kazanmış Meryem Uzerli
ile 2019 marka yüzümüz olarak anlaştık.

Gönülden inanıyorum ki Meryem, FLO‘nun yeni sezon ürünlerini merakla bekleyen,
tutkuyla bağlandığı FLO ayakkabılarıyla şıklığını ortaya koyan aile lideri
hanımlarımızı yani Türk kadınını en iyi şekilde temsil ediyor. FLO Mağazacılık
olarak, trendleri yakından takip ediyor; rahat, şık ve her kadının moduna uygun
ayakkabı modellerini uygun fiyata beğenilerine sunuyoruz. Güçlü bir koleksiyonla
sezona giriş yaptık. Meryem ile birlikte de koleksiyonumuzu en güzel şekilde
tanıtacağız.” dedi.
FLO, ayrıca Meryem Uzerli’nin de yüzü olduğu sosyal sorumluluk projesi “Turuncu
Bağcık” kapsamında, geceye katılan misafirler adına ihtiyaç sahibi çocuklara yeni bir
çift ayakkabı hediye etti.

Ipsos; İlaçlarımızı almayı unutuyoruz

 Ipsos’un yaptığı araştırmaya göre “Kronik Hastaların Yaklaşık %30’u İlaçlarını Almayı Unutuyor”

 

Dünyanın en büyük ve başarılı araştırma şirketi Ipsos farklı çalışma projelerini hayata geçirmeye devam ediyor.  İlaç Bilincini Geliştirme ve Akılcı İlaç Derneği önderliğinde ve global biyofarma şirketi AbbVie’nin koşulsuz katkıları ile gerçekleştirilen “Türkiye’de Kronik Hastalıklarda Tedavi Uyumu” araştırmasına göre hastaların yüzde 30’u unuttukları için, yüzde 5’i de bilinçli olarak ilaçlarını düzenli olarak almıyor.

 

Kişinin bir sağlık uzmanı tarafından onaylanmış önerileri doğrultusunda ilaç kullanımı, beslenmesi ve gerçekleştirdiği hayat tarzındaki değişiklikleri kapsayan davranışlarının tümü “ tedavi uyumu” olarak tanımlanıyor.  Dünya genelinde tedavi sürecinde yaşanan problemlerin başında ise kronik hastalardaki düşük tedavi uyumu geliyor. Düşük tedavi uyumunun etkisi, kronik hastalıkların yükü ile daha da artıyor. Uzun dönem tedavilerde yaşanan düşük tedavi uyumu, kötü sağlık sonuçları ve daha yüksek sağlık hizmetleri maliyeti ile sonuçlanıyor.

Türkiye’de Kronik Hastalıklardaki tedaviye uyumu inceledi. Araştırma 14 ilde*, 14 farklı kronik hastalık çerçevesinde “ toplam 540 hasta ve 350 doktorla” gerçekleştirilen araştırma sonuçları dikkatleri üzerine topladı.

 

“Türkiye’de Kronik Hastalıklarda Tedavi Uyumu” adlı araştırma kapsamında en az 6 aydır ilaç tedavisi alan 540 hasta ve 9 farklı uzmanlıktan “ 350 doktor ile yüz yüze” görüşmeler yapıldı. Üniversite hastanesi, eğitim ve araştırma hastanesi, devlet hastanesi ve özel hastanelerde görevli doktorlarla yapılan araştırmadan öne çıkan sonuçlar şöyle; hastaların yüzde 30’a yakını ilaçlarını almayı unutuyor. Hastaların yüzde 5’i ilaçlarını bilinçli olarak almadığını söylerken; bunu daha çok kendilerini iyi hissettikleri zamanlarda yaptıklarını ifade ediyor. 10 hastadan 4’ü ilaçlarını reçetelenen dozda ve sıklıkta almakta zorlanıyor.

Araştırmaya hastalık bazında bakıldığında; Parkinson hastalarının yüzde 47’si, ülseratif kolit hastalarının yüzde 43’ü, astım/KOAH ve Crohn hastalarının yüzde 37’si, yüksek tansiyon hastalarının yüzde 36’sı, yüksek kolesterol hastalarının yüzde 33’ü, diyabet hastalarının yüzde 28’i, kanser hastalarının yüzde 23’ü, ankilozan spondilit ve sedef hastalarının yüzde 21’i, romatoid artrit hastalarının yüzde 20’si, HIV pozitif bireylerin yüzde 13’ü, hepatit B ve tüberküloz hastalarının yüzde 7’si ilaçlarını almayı unutuyor.

Araştırmaya göre; hastaların ilaçlarını reçete edildiği gibi almak için çeşitli yöntemler geliştirdiği görülüyor, en çok kullanılan yöntemlerin başında tüm ilaçların aynı zamana planlanması ve ilaç kutusu kullanılması geliyor.

 

10 hastadan 1’i tedavi uyumsuzluğu nedeniyle yeniden hastaneye yatıyor.

Araştırmaya katılan doktorların verdiği cevaplar da oldukça dikkat çekici. Doktorlar 10 kronik hastadan 9’unun ilaçlarını reçete edilen dozda, sıklıkta ve zamanda kullandığı yanıtını veriyor. Ayrıca doktorlar hastalarının yüzde 15’inin tedaviye uyum göstermediği için daha kötü klinik sonuçlarla karşılaştığına dikkat çekiyor. 5 kronik hastadan 1’i tedavi uyumsuzluğu nedeniyle yeniden hastaneye başvururken; son bir yılda bu hastaların ortalama 4 defa yeniden doktora gittiğinin de altı çiziliyor. 10 hastadan 1’i tedavi uyumsuzluğu nedeniyle yeniden hastaneye yatıyor ve ortalama 6 gün hastanede kalıyor.

Diğer bir yandan doktorların yüzde 83’ü tedaviye uyumun, medikal maliyetlerin düşürülmesinde de etkili olduğunu düşünüyor. Araştırmaya katılan doktorlar hastalarına ilaçlarını nasıl kullanmaları gerektiğini anlatmak için ortalama 3-4 dakika zaman ayırdığını ifade ediyor ve yüzde 60’ı bu zamanın yeterli olduğunu düşünüyor.

Araştırmaya katılan hastaların yüzde 98’i doktorlarıyla olan iletişimlerinin ilaçlarını önerilen şekilde kullanmalarında etkili olduğunu ifade ederken, doktorların yüzde 77’si doktor ve hasta arasındaki iletişimin hastanın tedaviye uyumunu artırmada çok etkili olduğunu söylüyor. Araştırmaya katılan hastaların ve doktorların yüzde 99’u tedaviye uyumun hastanın psikolojik durumu üzerinde çok etkili veya etkili olduğunu ifade ediyor.

Araştırma hakkında değerlendirme yapan İlaç Bilincini Geliştirme ve Akılcı İlaç Derneği Başkanı Prof. Dr. İsmail Balık sonuçlar hakkında şunları  “Çok önemli bilgiler ortaya çıkaran bu araştırmanın sonuçlarının kamuoyu, sağlık otoritesi, ilaç sanayi, eczacılar, hekimler ve hastalar gibi tüm paydaşlarla paylaşılıp, her paydaşın bu konuda üzerine düşeni yapmasını umuyor ve bunun hasta sağlığı ve ülke sağlık ekonomisi açısından çok önemli olduğunu düşünüyoruz.” söyledi.

 

 

 

Ipsos; Tüketici Giyim, Sosyal Aktiviteler ve Kişisel Bakım’da Tasarruf Planlıyor.

Tüketici Giyim, Sosyal Aktiviteler ve Kişisel Bakım’da Tasarruf Planlıyor.

Ekonomik dalgalanma sürecinde tüketicinin nabzını daha yakından tutmak için Ipsos Araştırma şirketinin başlatmış olduğu “Anti Crisis Monitor” araştırmasının ilk raporu çıktı. Bu raporda öne çıkan verilerden bazılarını bu ayki Pause City’s okuyucularımızın ilgisine paylaşmak isteriz.

Belirsiz ekonomik süreçler tüketicilerde normal dönemlere kıyasla, çoğu ürün ve hizmet kategorisinde farklı satın alma davranışlarını tetikleyebiliyor. Ürün tercihleri, beğenileri, satın alım sıklıkları, satın alım noktaları vb bir çok açıdan tüketiciler normal zamanlarda olduğundan farklı davranış gösterebiliyorlar. Hane halkının tüketim harcamalarının GSYH içindeki payının %60 olduğunu da göz önünde bulundurursak tüketicilerin bu hassas ekonomik dönemlerdeki davranışlarını sıcağı sıcağına takip etmek oldukça önem kazanıyor.

 

Dünyanın önde gelen araştırma şirketi Ipsos; bu konuyu yakından takip edip tüketicinin nabzını daha incelikle tutacak bir çalışma başlattı. Anti Crisis Monitor adlı çalışma; finans piyasalarındaki dalgalanmalar ve enflasyon artışının tüketicilerin algı ve davranışlarına nasıl yansıdığını, önceki dönemlerde yaşanan benzer süreçlerdeki tüketici davranışlarını da detaylarıyla ortaya koyarak analiz etti.

Anti Crisis Monitor’ün ilk raporundan öne çıkan bilgilerden bazıları şu şekilde;

Tüketicilere “Tasarruf için hangi tür harcamalarınızı kısmayı planlıyorsunuz?” diye soruldu. Tasarruf planlanan ilk üç kategori giyim, sosyal aktivite ve kişisel bakım olarak karşılarına çıktığını belirten araştırmacılar; tüketicilerin %60’ı giyimde, %55’i sosyal aktivitelerde, %40’ı ise kişisel bakımda tasarrufa gitmeyi planladığını belirtiyor.

Ekonomi kötüye gidecek diyenlerin %92’si gelirlerinin mevcut harcamaları için yeterli olmayacağını tahmin ediyor. Her ne kadar toplam harcama miktarı daha az olsa da; bu dönemlerde görülen eve kapanma trendi, hane içi harcamalara daha da yoğunlaşılmasına yol açıyor.

Peki tüketiciler hane içi harcamalarında geçtiğimiz ay ne gibi aksiyon aldılar?

Anti Crisis Monitor kapsamında çeşitli kategorilerdeki hane içi harcamalarında tüketicilerin tasarruf yapmak için neler yaptığı sorulduğunda; hane içi gıda harcamalarıyla ilgili tüketicilerin %81’i indirimde olan ürünleri seçtiğini, %58’i daha ucuz opsiyonlara yöneldiğini, %57’si ise kullanım oranını azalttığını belirtti. Birçok hızlı tüketim kategorisinde tüketicilerin daha ucuz ürünleri ve promosyonları beklediğini söylenebiliyor. Öncelikle marka değiştirerek sonra da tüketim miktarı ve sıklığını azaltarak masraflarını azaltma yönünde adımlar atacaklarını öngörebiliriz. Şimdiye kadar bahsedilen veriler tüketicilerin algı ve tutumlarıyla ilgiliydi. Davranış tarafına baktığımızda ise, önceki yıla kıyasla harcamalarda bir durağanlık görülüyor fakat enflasyondan arındırılmış harcama miktarlarına baktığımızda bu durağanlığı hızlı tüketim kategorilerinde bir düşüş olarak şu aşamada değerlendirilmiyor.

 

Ipsos Hane Tüketim Paneli verilerinee göre hızlı tüketim ürünleri büyümesi son iki ayda enflasyon artışıyla birlikte hız kazanarak %23 büyüdü. Bu büyümeyi incelendiğinde sepet değerlerinin ve alışveriş sıklığının geçen seneye kıyasla sabit kaldığı, artışın enflasyondan kaynaklandığını görülmekte. Tüm yılın geneline kıyasla son 2 ayda neredeyse tüm kategorilerde İndirim Marketleri ve Market Markalarına bir kayış gözlemleniyor. Enflasyondan arındırılan değerler yılın ortalamasına kıyasla son 2 ayda incelediği zaman; İçecekler, Atıştırmalık ürünleri, Süt ürünleri, Çamaşır&Bulaşık deterjanları ve Kişisel Bakım ürünlerinde büyümenin yavaşladığı görülmektedir.

Ipsos; Gençler 1 günü 34 saat hissediyor

  

Türkiye’de 12 – 19 yaş arası gençler toplam nüfusun %13’ünü oluşturuyor. Bu genç jenerasyon markaların, reklamcıların, siyasetin ve eğitimcilerin odağına yerleşmiş durumdalar ya da beş yıl içinde yerleşecekler. Ipsos toplumun bu önemli kitlesini anlamak üzere, anlama kılavuzu niteliğinde çarpıcı bir araştırma gerçekleştirdi. Şimdiki gençleri derinlemesine analiz etti ve ortaya önemli  sonuçlar çıktı.

Araştırmayla ilgili değerlendirmelerini ileten Ipsos’un Marka Sağlığı İzleme ve Sosyal Dinleme Analizleri hizmet birimlerinin lideri Özlem Sönmezyalçın: “Ipsos olarak toplum, insanlar ve pazarlar hakkında tam bir anlayış sunmak hedefiyle yürüttüğümüz çalışmalar kapsamında; nüfusun %13’ünü oluşturan ve gelecek dönemde önemli bir hedef kitle haline gelecek olan 12 – 19 yaş aralığındaki gençlerle ilgili detaylı bir rapor hazırladık. 360’ Teens Pulse adını verdiğimiz araştırmamız sonucunda; kuşak tanımlamalarından öteye geçerek ve “duyarsızlar”, “sorumsuzlar”, “sadık değiller” vb ön yargılı değerlendirmeleri de bir kenara bırakarak bu özel kitlenin markalar, sosyalleşme alanları vb çok çeşitli konulardaki tercihlerini, değer yargılarını, beğenilerini ve dijital dünyadaki davranışlarını detaylı bir şekilde ortaya koyduğumuz bir rapor ortaya çıktı. Raporda çok detaylı bölümler olmakla birlikte bu haberde paylaştığımız verilere genel olarak baktığımızda gençlerin aile bağlarına oldukça önem verdikleri, AVM’lerin hayatlarında önemli bir sosyalleşme alanı olduğunu, yerel markaların gençlerin gönüllerinde yer edebildiğini ve çok ekranlılık ve aynı anda birçok iş yapma güdüleri nedeniyle bir günü 24 saatten fazla hissettiklerini görüyoruz. Bu araştırmanın gençlerle ilgili ön yargılarımızı kırmada önemli bir araç olacağına inanıyorum.”

Gençler 1 günü 34 saat hissediyor.

Aynı anda çok iş yaptıkları, çok ekranlı yaşadıkları için olsa gerek gençler 1 günü daha uzun hissediyorlar. Yemek yerken ders çalışmak, alışveriş yaparken atıştırmak gibi birden fazla eylemi bir arada gerçekleştirme davranışları belirgin olarak gözlemleniyor.

Gençler dış görünüşlerine önem veriyorlar

Harçlıklarının %22’sini giyime harcıyorlar. En sevilen markalar sorulduğunda ilk 10 markanın 8’ini giyim markaları oluşturuyor. Kişisel bakım ve spor aktiviteleri ise özellikle yaz aylarında 3. Ve 4. Büyük harcama kalemi olarak belirtiliyor.

Yerli markaları beğeniyorlar

Ipsos’un araştırması gençlerin yabancı marka gibi bir saplantıları olmadığını da gösteriyor. En sevdikleri markalar sıralamasında ilk 10 markanın 4′ü Türkiye’den.

Gençlerin en çok tercih ettiği sosyalleşme alanı AVM’ler…

Ipsos’un araştırması kapsamında gençlere sosyalleşme alanı olarak en çok nereleri tercih ettikleri de soruldu. Buna göre gençlerin %55’i AVM’leri tercih ediyor, %53 ise açık havada sosyalleşmeyi tercih ettiklerini belirtiyorlar.

Gençlerin aile bağları 60’lara 70’lere mi dönüyoruz dedirtecek derecede güçlü

Araştırma kapsamında 12 – 19 yaş aralığındaki gençlere bazı ifadelere ne derece katılıp katılmadıkları da soruluyor. Böylelikle onların çeşitli konulara bakış açıları belirlenmiş oldu. Bu kapsamda “Ailemin değerlerini hiçbir zaman göz ardı etmem” ifadesine katılan gençlerin oranı %72 olarak görüldü. Bu da gençlerin aile değerlerine oldukça önem verdiklerini ortaya koyuyor.

Gençler Instragmda mahremiyete önem veriyor, en çok kullandıkları emoji ise:

Gençlerin %74’ü Instagram’da gizli hesap kullanıyorlar. Bir nevi takipçilerini kendileri seçmek ve mahremiyetlerini korumak istiyorlar.

Emojiler kuşkusuz gençlerin en sık kullandıkları ifade araçlarından buna göre en sık kullanılan emojiler şu şekilde sıralanıyor:

 

 

 

 

 

Araştırma Künyesi:

Ipsos 360’ Teens Pulse Araştırması, 12 – 19 yaş aralığındaki toplam 750 gençle 23 Temmuz – 10 Ağustos tarihleri arasında online olarak yapılmıştır. Örneklemin %48’i kadın, %52’si erkektir.  Örneklemde; 12-14 yaş aralığı %38, 15 – 17 yaş aralığı %37, 18-19 yaş aralığı %25’dir. ESOMAR kuralları gereği 12-14 yaş grubu ile gerçekleştirilen anketlerde ebeveyn izni dikkate alınmıştır.

Ipsos; Müşterilerle İyi İlişkiler Geliştirmek İçin 6 Temel Prensip

Ipsos’un araştırması; Müşterilerle İyi İlişkiler Geliştirmek İçin 6 Temel Prensip

Markalarla olan ilişkilerinde müşterilerin hiç olmadığı kadar güçlü etkileri olduğunu artık hepimiz biliyoruz. Müşterinin sesi önemli ve markanın davranışı üzerinde güçlü bir etki bırakabiliyor. Bu nedenle markalar gitgide daha çevik olmayı öğrenmeli bilimsel sonuçlardan sonuna kadar faydalanmalılar. Bu bağlamda takip edilmesi gereken 6 basit ve etkili prensip var. Bunların içinde bazı öne çıkan trendler oldukça etkili ve müşteri ilişkilerinin yönetilme şeklini kökten değiştiriyor. Bu değişimler; anında erişim, artan marka sadakatsizliği ve markalara meydan okumanın gizli etkisi gibi nedenlerden ortaya çıkıyor. Artık her bir temas noktasında bilinmek ve fark edilmek isteyen müşterilerin bireysellik ihtiyacı da bunda önemli rol oynuyor.

İşte bu nedenlerden dolayı markaların hata yapmamaları ve tüketicinin onlarla olan ilişkilerde gücü eline geçirdiğini bilmeleri gerekiyor. “Müşteri odaklılık – müşteriyi kurumun merkezine almak – artık jenerik bir söylemden öteye geçmeli ve stratejik bir menfaat olarak görülmeli. Eğer değişimi anlamak ve öngörmek istiyorlarsa markalar daha çevik olmalılar.

Dünyanın önde gelen araştırma şirketlerinden biri olan Ipsos’un uzmanları Marie-Paule Bayol and Thierry Lalande tarafından kaleme alınan bu konu tüm detaylarıyla incelenerek altı temel prensipte özetlenmiş.  Müşterilerle iyi ilişkiler geliştirmek isteyen markaların göz önünde bulundurması gereken 6 temel prensip.

1-Müşteri, satın alım kanalını sizden daha az önemsemez: Müşteriler farklı kanallar arasında markanızla ilgili deneyimlerinde tutarlılık ve mükemmel bir devamlılık bekler.
2-Müşteri, temas noktalarınızı ve onlarla iletişime geçme nedenlerinizi sizden daha az önemsemez:Müşteri deneyiminin kalitesi zamana yayılan belli başlı deneyim noktalarından oluşan serilerle artık sağlanamıyor. Daha günlük ve devamlılık arz eden yakınlıklar kurulması gerekiyor.
3. Müşteri, sektörleri sizden daha az önemsemez: Müşteriler sadece rakip markaları kıyaslamazlar, aynı zamanda sektörlerin de ötesine geçerek sizi sektörünüzde olmayan markalarla da kıyaslarlar. Ek olarak, e-ticaret dünyasının uygulamalarında sıklıkla görülen simge haline gelmiş bazı oyuncuların performansları müşteri ilişkileri için yeni referans noktaları yaratıyor.
4. İnsanlar makine değildir. Dijital teknoloji müşteri ilişkilerine insan dokunuşu getirme ihtiyacını daha da güçlendirdi. Göz önünde bulundurma, cömert olmak, “iyi müşterileri” tanımak ve mizah veya ortak ilgileri paylaşmak gibi değerler müşteriler tarafından markalarla olan ilişkilerinde mutlaka bekleniyor.
5. Kişisel verilerin bol olduğunu müşteriler biliyor bu da tutarlı hizmet beklentisini artırıyor. Güven çerçevesinde kurulan tutarlı diyaloglara sahip olmak için kullanıldığında tüketiciler kişisel verileri konusunda daha tavizkar olabiliyorlar. Büyük veri sadece trend olmuş bir söylem değildir markanın ortaya koyduğu her teklif ve mesaj müşteriye göre kalibre ediliyor olmalıdır.
6. Tekdüzelik sıkıcıdır. Tüketiciler müşteri deneyimlerinde biraz sıra dışı ve pozitif anlamda şaşırtıcı şeylere daha değer veriyorlar.  Markanın gelecek büyümesinin arkasında yatan en tetikleyici güç;

– kanallar arasında olan sinerjide,

– müşterilerin kişisel bilgilerin gerçek zamanlı kullanımlarında (ki bu da; etkileşim yaratarak uzun vadeli değeri büyüten bir yaklaşımdır)

– ve doğru zamanda insan faktörünü tekrar hatırlamakta yatıyor.

Özetlemek gerekirse; marka hakkındaki tutum, teknolojik yetenek, ürün sunumu ve yönetimle ilgili güçlükler doğası gereği yukarıdaki unsurlarla otomatikman bağlantıda oluyor. Müşteri ilişkilerinin son derece kişiselleştirilmesi ise hikayenin sadece başlangıcı olarak karşımıza çıkıyor…