Philips, Türkiye’nin Sağlık Nabzını Ölçtü

Philips, Türkiye’nin Sağlık Nabzını Ölçtü

 2016 yılında gerçekleşen Sağlık Trendleri Araştırması’na göre sağlık durumunun hayat kalitesini olumlu etkilediğini düşünenlerin oranı yüzde 72 iken; 2019’daki araştırmada bu oranın yüzde 84’e yükselmesi, araştırmanın en çok dikkat çeken verilerinden biri oldu.

 Philips Türkiye, IPSOS  iş birliği ile ikincisini gerçekleştirdiği “Türkiye Sağlık Trendleri Araştırması”nın sonuçlarını açıkladı.  Araştırma, Türkiye’nin günümüzdeki sağlık alışkanlıklarının yanı sıra; 2016’daki araştırmayla kıyaslandığında geçtiğimiz üç yıldaki sağlık trendleri değişimlerini de gösteriyor.

 IPSOS, Philips Türkiye için 12 ilde kamuoyunun yanı sıra, doktor, kamu personeli ve basın mensuplarının yer aldığı 1309 kişinin katılımı ile gerçekleştirdiği araştırma kapsamında, Türkiye’nin sağlık trendlerini belirleyen çarpıcı sonuçlara ulaştı. Araştırmanın sonuçları, Philips Türkiye CEO’su Haluk Karabatak ve Philips Kişisel Sağlık Ortadoğu ve Türkiye Genel Müdürü Milena Elmasoğlu’nun ev sahipliğinde, Dr. Fatoş Karahasan moderatörlüğünde düzenlenen basın toplantısında yorumlandı. Toplantıda uzman görüşleri ile Prof. Dr. Murat Aksoy ve IPSOS Sosyal Araştırmalar Bölümü Proje Direktörü Sema Pak Karaca da yer aldı.

 

Araştırma ile ilgili değerlendirmede bulunan Philips Türkiye CEO’su Haluk Karabatak; “Philips olarak 2030 yılına kadar dünyada  her yıl 3 milyar kişinin hayatını iyileştirmeyi hedefliyoruz. Bu strateji doğrultusunda küresel çapta sağlık alanında birçok araştırma yapıyoruz. Türkiye’de de, IPSOS  ile birlikte sağlık trendlerini sorgulayan, halkımızın sağlığa bakışını ortaya koyan ve nabzını tutan bu çalışmanın ikincisini bu sene gerçekleştirdik. Türkiye’de 3,3 milyon insan solunum sıkıntısı yaşıyor, her yıl 300 bin kişi kalp krizi geçirirken, 125 bin kişi kalp damar hastalığı nedeniyle hayatını kaybediyor. Bu rakamlara baktığımızda Türkiye’de sağlık alanındaki riskleri kolayca görebiliyoruz. Sağlık trendlerine yönelik yaptığımız araştırma ile biz de bu farkındalığı artırmayı hedefledik” dedi.

 

Karabatak sözlerini şu şekilde sürdürdü; “Sağlık alanında daha az maliyetli bakıma ve dijitalleşmeye yönelik bir trend var. Çoğalan kronik hastalıklar, yaş ortalaması artan ve sürekli büyüyen bir nüfustan bahsediyoruz. Bu sebeple insanların ihtiyaçlarına bir an önce çare bulmak ve bunu yaparken de artan maliyetleri düşürmek gerekiyor. Yaptığımız araştırmada da gördük ki Türk sağlık sistemi dijital sağlık teknolojilerine çok hazır. Konu ile ilgili olarak fikir önderleri, dijital sağlık teknolojilerinin sağlıklı yaşamdan, önlem alma, teşhis, tedavi ve evde bakıma kadar tüm sağlık döngüsünde çok önemli katkı sağlayacağını düşünüyor. Diğer taraftan kamuoyu da dijital sağlık teknolojilerini kullanmaya hazır ve istekli.”

 

Philips Kişisel Sağlık Ortadoğu ve Türkiye Genel Müdürü Milena Elmasoğlu ise “Philips Türkiye olarak, anne karnından başlayarak, yaşamları boyunca bireylerin daha sağlıklı ve kaliteli bir hayat sürdürebilmeleri için çalışıyoruz. Günümüzde sağlık konusunda kişiselleştirilmiş yaklaşımın arttığını görüyoruz. Tüketiciler sağlıklı yaşam konusuna her geçen gün daha fazla ilgi duyuyor. Sağlık Trendleri araştırmamız da bunu gösteriyor. Philips olarak sunduğumuz çözümler ile tüketicilerimizin ihtiyaçlarını anlıyor, onların ihtiyaçları doğrultusunda akıllı ve son teknoloji ürünler geliştiriyoruz” ifadelerine yer verdi.

 

Toplantıda konuşan Prof. Dr. Murat Aksoy ise konuyla ilgili olarak; ‘’Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre günümüzde her dokuz kişiden biri obez, her 11 kişiden biri diyabet hastası. Ülkemizde ise her yedi kişiden biri diyabet hastası. Dikkat çekmemiz gereken bir diğer konu ise; ölüm sebepleri arasında kalp-damar hastalıklarının ilk sırada yer alması. Bu oranlara baktığımızda son birkaç yıldır kronik hastalıkların hızla artmaya başladığını söyleyebiliriz. Philips’in yapmış olduğu araştırmada da gördük ki; toplum her ne kadar sağlıklı olduğunu düşünse de gerçekte bu kronik hastalıklarla yaşamaya çalışıyor ve bu hastalıkların normal olduğunu düşünüyor. Aslında bu hastalıkların pek çoğu önlenebilir ve hastalık ortaya çıktığında doğru teşhis ve tedavi ile çözümü mümkündür. Sağlık alanında kullanılmaya başlanan ‘dijital sağlık teknolojileri’ sayesinde ise bu teşhis ve tedavi süreci daha hızlı olmaktadır. Dolayısıyla teknolojinin sağlık alanında giderek daha fazla kullanılmaya başlanması hem biz doktorlar açısından hem de hasta için oldukça önemli’’ dedi.

 

Türkiye Sağlık Trendleri Araştırması’ndan ilgi çekici sonuçlar…

Araştırmaya göre kamuoyunun yüzde 89’u sağlık durumundan memnun olduğunu söylerken, yüzde 84’ü mevcut sağlık durumunun hayat kalitesini olumlu etkilediğini düşünüyor. Kamuoyunun yüzde 65’i ise sağlıklı kalabilmek için yediğine, içtiğine ve kullandığı ürünlere dikkat ederken, yüzde  65’i uyku düzenine dikkat ettiğini belirtti. Ancak araştırmaya katılan fikir önderleri, kamuoyunun yansıttığının aksine aslında sağlıklı bir toplum olmadığımız görüşünü savunuyor.

 

Kamuoyunun yüzde 83’ü mevcut kilosundan memnun olduğunu belirtirken; fikir önderleri obezitenin hızla arttığı ve halk olarak spor yapmayıp, aynı zamanda çok hareketsiz yaşadığımızı belirtiyor.

Yemek yeme alışkanlıklarını, sağlıklı yaşam kavramı ile özdeşleştiren katılımcıların yüzde 70’i ev yemeği yemeyi tercih ettiğini söylerken, yüzde 57’si  her gün taze, meyve/sebze suyu tüketmeye özen gösterdiğini belirtti.

 

Ayrıca katılımcıların yüzde 59’u bakımsız olduklarında kendini sağlıksız hissediyor.

Katılımcılara göre yüzde 68 ile stres, sağlığı olumsuz etkileyen en önemli faktörlerin başında gelirken; hava kirliliği, sigara-tütün kullanımı, düzensiz beslenme, hareketsizlik ve uykusuzluk diğer olumsuz faktörler arasında yer alıyor. Katılımcıların yüzde 33’ü elektrikli süpürgeyi sağlıkla özdeşleştirirken, yüzde 71’i  ev temizliği ve evdeki temiz havanın, sağlığı olumlu yönde etkilediğini düşünüyor.

 

Anne-bebek sağlığına da değinilen araştırmada annelerin yüzde 75’i beslenmenin, yüzde 66’sı ise anne sütünün bebek sağlığında önemli olduğunu düşünüyor. Araştırmada prematüre bebeklerin bakımı ile ilgili olarak da yüzde 46’lık bir bilinç olduğu görülürken, kamuoyunun yüzde 39’u prematüre doğumu önlemek için doktor kontrollerini düzenli yaptırmanın ve stresten uzak durmanın en önemli iki faktör olduğuna inanıyor.

 

Araştırmanın diğer bir dikkat çekici sonucu ise, halkın diş kontrolüne diğer sağlık kontrollerinden daha az önem verdiğini belirtmesi oldu. Katılımcıların yüzde 42’sinin bir yıl içerisinde hiç diş doktoruna gitmediği görülürken, dişlerini günde iki kez fırçalayanların oranının yüzde 46, günde bir kez fırçalayanların oranının ise yüzde 33 olduğu gözlemlendi.

 

Sağlığın etkin yönetimi için teknoloji çok önemli…

 Teknolojinin sağlıktaki rolü hakkında önemli bilgiler veren araştırma sonuçlarına göre toplumun yüzde 85’i sağlığı yönetmede teknolojinin yardımcı olabileceğini düşünüyor. Kamuoyunun yüzde 76’sı teknoloji ilerledikçe birçok hastalığın tedavisinin kolaylaşacağına inanırken, kamuoyunun yüzde 73’ü ev bakımı ve kişisel bakım için olan elektronik ürünlerin de hayat standardını yükselttiğini belirtiyor.

 

Dijital Sağlık Teknolojileri sayesinde teşhis ve tedavi kolaylaşacak…

 Fikir önderleri, dijital sağlık teknolojilerinin hastalıkların teşhis ve tedavilerini kolaylaştıracağını, hastanelerdeki hasta yoğunluğunu azaltacağını ifade ediyor. Ayrıca maliyet ve zamandan tasarruf sağlayan dijital sağlık teknolojileri sayesinde hasta bakımı ve tedavisinde de kalitenin artacağını öngörüyor. Kamuoyunun da yüzde 76’sı dijital sağlık teknolojileri sayesinde hastalıklara erken teşhis sağlanabileceği görüşünde.

 

Türkiye’de en çok kullanılan görüntüleme cihazları röntgen, ultrason ve MR…

 Araştırma sonucunda çıkan kamuoyunun düşüncesine göre; Türkiye’de görüntüleme cihazları içerisinde en çok, yüzde 51 ile röntgen, yüzde 35 ile MR ve yüzde 26 ile ultrason kullanılıyor. Diğer yandan kamuoyunun yüzde 78’i MR cihazının, yüzde 65’i ise ultrasonun radyasyon içerdiğini düşünüyor. Bilinenin aksine MR ve ultrason radyasyon içermiyor. Meme kanserinden korunma yöntemleri konusunda kadınların daha fazla bilinçlenmesi gerektiğini ortaya koyan araştırmaya göre kadınların yüzde 58’i elle muayene yöntemini uygulamıyor, yüzde 78’i ise mamografi çektirmiyor ve doktor kontrolüne gitmiyor. Bu konuda fikir önderlerinin yorumu ise koruyucu sağlık konusunda daha fazla bilinçlendirme çalışmalarına ihtiyaç olduğu yönünde.

 

Evde Bakım Kültürü Oluşturulmalı

Ayrıca dijital sağlık teknolojilerinin evde bakım hizmetlerine de yarar sağlayacağı düşünülürken, kamuoyunun yüzde 81’i ev tipi cihazların hastaya bakan kişinin hayatını kolaylaştırdığını düşünüyor. Fikir önderleri kronik rahatsızlığı olan ya da hastalıktan sonraki iyileşme evresinde olan hastalar için evde bakımın olumlu katkılarını belirtirken, bunun genel sağlık maliyetlerini düşürmeye yardımcı olduğunu ve evde bakım kültürünün geliştirilmesi gerektiğinin altını çiziyorlar.

 

ARAŞTIRMA KÜNYESİ

Araştırma, IPSOS Araştırma ve Danışmanlık Hizmetleri A.Ş. tarafından Philips Türkiye için gerçekleştirilmiştir. Türkiye kentsel nüfusu NUTS1 düzeyinde temsil eden 12 ilde (İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Bursa, Balıkesir, Erzurum, Gaziantep, Kayseri, Malatya, Samsun, Trabzon) 15-64 yaş arası bireylerle görüşülmüştür. Örneklem tabakalı örnekleme yöntemi ile kurgulanmıştır. Toplam 1309 görüşme tamamlanmıştır ve ağırlık kullanılmamıştır. Araştırma, 2019 yılı Nisan ve Mayıs aylarında yürütülmüş olup, sahada CAPI (bilgisayar destekli) yüz yüze yöntem ile anketler gerçekleştirilmiştir. Araştırmadaki ilgili sorular temel olarak aşağıdaki başlıkları kapsamaktadır:

  • Demografik Bilgiler
  • Sağlık Alışkanlıkları ve Sağlık Geçmişi
  • Sağlık Algısı
  • Sağlık ve Teknoloji
  • Yetişkin Bakımı
  • Gündelik Alışkanlıklar
  • Anne ve Çocuk Bakımı

 

Yaşlılık Dönemi 66’sında başlıyor

Yaşlılık Dönemi 66’sında başlıyor

Yaşlı nüfusun giderek artıyor olması belki de dünyanın en önemli başarılarından birisi. Öte yandan bu durum toplum, iş dünyası ve markalar için de bazı zorlayıcı durumlara gebe . Ipsos olarak 30 ülkede gerçekleştirdiğimiz araştırma insanların; yaşlılığa ve yaşlılık hayatına nasıl baktığını çeşitli açılardan değerlendiriyor.

 

Ipsos olarak, İngiltere Merkezli Centre of Ageing Better adlı sivil toplum kuruluşu için gerçekleştirdiğimiz araştırma gösteriyor ki küresel olarak yaşlılığa karşı genelde negative bir tutum içerisindeyiz, özellikle finansal ve sağlık endişeleri ağır basıyor. Medyanın da yaşlılığı pek iyi bir durum olarak tasvir etmedğini düşünüyoruz. Fakat, pozitif düşünceler de yok değil. Küresel olarak katılımcıların çoğunluğu teknolojinin yaşlı insanların hayatlarını iyileştireceğini düşünüyor.

 

Yaşlılığa umutla bakanlar

– Global olarak sadece 3 kişiden biri yaşlılığı dört gözle bekliyor. Yaşlılık konusuna en pozitif bakan ülkelerin başında ise Hindistan ve ikinci sırada %67 ile Türkiye geliyor. Bu konuda en pessimist ülkeler ise Macaristan (%7) ve Japonya (%10).

– Araştırmaya göre yaşlanmanın olumlu yönleri şöyle sıralanıyor: aile ve arkadaşlar için daha çok zaman ayırabilmek (%36), hobi ve boş zaman aktivitelerine daha çok zaman ayırabilmek (%32), tatil ve seyahatler için daha çok zaman (%26) ve çalışmayı bırakabilmek (%26). Yaşlanmanın olumsuz yönleri de araştırmaya katılanlar tarafından şöyle vurgulanıyor: global olarak on kişiden üçü geçinmek için yeterli imkana sahip olamamak (%30) diye belirtirken diğer olumsuz yönler de; hareketliliği yitirmek (%26) ve hafızayı yitirmek (%24) gibi endişeleri yaşlılık dönemi için sıralıyor.

 

Yaşlılık 65-66 Yaşında Başlıyor

Araştırma kapsamında katılımcılara hangi yaşı yaşlı olarak değerlendirdikleri de soruldu. Ortalamaya baktığımızda küresel ortalama 66 yaşı yaşlı olarak belirliyor, araştırmaya Türkiye’den katılan bireyler de 65 yaşı yaşlı olarak nitelendiriyorlar. Araştırmada görülüyor ki, her ne yaşta olursa olsun insanlar yaşlılığı kendi hayatlarının sonraki evresi olarak algılıyorlar. Örneğin araştırmaya katılan 55-64 yaş arası bireyler yaşlılık yaşını 72 olarak belirtiyor. Buna keza araştırmaya katılan 16-24 yaş arası bireyler de yaşlılık yaşını 61 olarak nitelendiriyor.

 

Peki yaşlılık ne anlama geliyor?

Araştırmaya katılanların %35’i en çok yaşlılığı bilgelikle tarif ediyor. Akıllara gelen diğer kelimeler ise sırasıyla dayanıksız/kırılgan (%32), yalnız (%30) ve saygı gören (%25).

Küresel olarak her beş kişiden biri (%60) yaşlı insanlara gerektiği kadar saygı gösterilmediğini düşünüyor. Araştırmaya Türkiye’den katılan bireylerin %47’si bu konuda hem fikir.

 

Yaşlılık Medyada Nasıl Konumlandırılıyor?

Araştırmaya göre yaşlı insanların medyada nasıl tasvir edildiğine dair düşüncelerde bir ayrışma söz konusu. Sadece %31’lik bir kesim TV, sinema ve reklamlarda yaşlılığın heyecanlı ve potansiyelleri olan bir durum olarak gösterildiğini düşünürken, hemen hemen aynı oranda katılımcılar ise (%29) TV, sinema ve reklamlarda yaşlılığın depresif ve limitli imkanları olan bir durum olarak gösterildiğini düşünüyor.

Araştırmaya Türkiye’den katılan bireylerin %48’ise medyanın yaşlılığı olumsuz bir şekilde resmettiğini düşünüyor.

 

Teknoloji Yaşlılığı Kolaylaştırıyor

Araştırma sonuçları global olarak tekno-optimist olduğumuzu gösteriyor. %55 teknolojik ilerlemelerin birçok kişi için yaşlılığı kolaylaştıracağını düşünüyor. Bu konuda en pozitif ülkelerden biri de Türkiye. Araştırmaya Türkiye’den katılanların %65’i yaşlılık konusunda tekno-optimist…

 

 

 

 

Mastercard dünyada turistin nabzını tuttu

Mastercard dünyada turistin nabzını tuttu

Mastercard “Origins” adında yepyeni bir araştırma raporu ile dünya genelindeki turistlerin hangi şehirlerden olduğunu ortaya koydu. Rapora göre, seyahat severler en çok ABD ve Çin’den çıkıyor ve bu ülkeleri Almanya, Birleşik Krallık ve Fransa takip ediyor. Mastercard’ın bir diğer araştırmasına göre ise Türkiye’ye en çok turist “Origins” listesinde üçüncü sıradaki Almanya’dan ve dördüncü sıradaki Birleşik Krallık’tan geliyor. Türkiye ayrıca Rus ve Hollandalı turistler için de cazip bir destinasyon konumunda.

 

 

Mastercard’ın, turizmin gelişimine katkıda bulunması için yapılan araştırmaları Türkiye’yi en çok Alman, İngiliz, Hollandalı ve Rus turistlerin tercih ettiğini ortaya koyuyor. 2019 yılının Türkiye’de yapılan ortalama harcama yabancı kart başına 650 USD olarak gerçekleşirken, Alman turistler 740 USD ile en çok harcayan turist grubu oldu. Harcama tutarında Alman turistleri Hollandalılar, İngilizler ve Ruslar takip etti. Son dönemde artış trendinde olan Suudi Arabistanlı turistler ise Rusya’dan sonra geldi.

Mastercard’ın “Origins” raporu da yine ülke ve şehir yönetimlerine, seyahat ve turizm potansiyellerini artırmalarına yardımcı olacak bir kaynak niteliğinde. Global turizm sektörünün teknoloji ortağı olan Mastercard’ın Türkiye ve Azerbaycan Genel Müdürü Yiğit Çağlayan konuyla ilgili, “Turizmi büyümenin en önemli bileşenlerinden biri olarak görüyoruz. Bu raporlarımızın yanı sıra Turizm Verileri Platformumuz, dijital kimlik, ödeme ve güvenlik çözümlerimiz, ziyaretçi yönetimi ve altyapı danışmanlığımızla dünyanın dört bir yanından turistleri çekebilmeleri için yerel yönetimlere yardımcı oluyoruz” şeklinde konuştu.

“Origins” raporuna göre:

Ülkeler tarafından en çok tercih edilen şehirler

SIRALAMA ÜLKELER 1. ŞEHİR 2. ŞEHİR 3. ŞEHİR
1 ABD Cancun, Meksika Toronto, Kanada Londra, İngiltere
2 Çin Bangkok, Tayland Seul, Kore Cumhuriyeti Tokyo, Japonya
3 Almanya Palma de Mallorca, İspanya Bolzano, İtalya Tiroler Unterland, Avusturya
4 İngiltere Palma de Mallorca, İspanya Paris, Fransa Dublin, İrlanda
5 Fransa Londra, İngiltere Marakeş, Fas Barselona, İspanya
6 Kore Cumhuriyeti Osaka, Japonya Hokkaido, Japonya Tokyo, Japonya
7 Japonya Taipei, Tayvan Seul, Kore Cumhuriyeti Bangkok, Tayland
8 Kanada Washington D.C., ABD Las Vegas, ABD New York, ABD
9 Rusya Antalya, Türkiye Pattaya, Tayland Phuket, Tayland
10 Tayvan Tokyo, Japonya Hokkaido, Japonya Okinawa, Japonya

Ülkelere göre en çok tercih edilen seyahat rotaları

SIRALAMA ÜLKELER 1. ROTA 2. ROTA 3. ROTA
1 ABD Meksika Kanada İtalya
2 Çin Tayland Japonya ABD
3 Almanya İtalya İspanya Avusturya
4 İngiltere İspanya ABD Hindistan
5 Fransa İspanya ABD İngiltere
6 Kore Cumhuriyeti Japonya Çin Vietnam
7 Japonya ABD Çin Tayvan
8 Kanada ABD Meksika Hindistan
9 Rusya Türkiye Tayland Tunus
10 Tayvan Japonya Kore Cumhuriyeti Tayland

*Tablolara baktığımızda görüyoruz ki seyahat severlerin ilk tercihi kendi ülkelerine komşu olan ülkeler ve hemen hemen hepsi daha güneyde yer alıyor.

En çok turist ABD’den, Çin ise hızlı yükselişte

Origins raporuna göre dünyada en çok turist ABD’den çıktı. ABD’li turistler seyahat etmek için en çok Cancun ve Toronto gibi yakın şehirleri ya da Londra gibi yakın kültürleri tercih ediyor. Önceki yıl 7. sıradan bu yıl ikinci sıraya yükselen Çin ise yoğun olarak Bangkok, Seul ve Tokyo’ya yöneldi. Listede üçüncü sırada yer alan ve Türkiye’ye de yoğun olarak gelen Alman turistler ise en çok İspanya’da Palma de Mallorca, İtalya’da Bolzano, ve Avusturya’da Tiroler bölgesine ilgi gösterdi. Yine Türkiye’yi de tercih eden Birleşik Krallık’tan turistlerin öncelikli tercihi Palma de Mallorca, Paris ve Dublin’den yana oldu. Listede en çok turist çıkaran diğer ülkeler ise sırasıyla Fransa, Kore Cumhuriyeti, Japonya, Kanada, Rusya ve Tayvan.

Rusların vazgeçilmezi: Antalya

Listede 9. sıradaki Rusya, tatil için en çok Antalya’yı tercih etti. Deniz ve doğa tatiline yöneldikleri gözlenen Rus turistler Antalya’dan sonra en çok Tayland’ın Pattaya ve Phuket bölgelerinde tatil yapıyor.

Mastercard’ın Paha Biçilemez Şehirler Platformu’na dahil olan İstanbul, Hedef Şehirler Endeksi raporunun 2018 yılı sonuçlarına göre Avrupa’da 3.’lüğünü korudu ve dünyada 9. şehir olmayı başardı. Raporda en dikkat çeken şehir ise Antalya oldu. Avrupa’da ilk 10 şehir arasına 4. sıradan giren Antalya, 20 şehirlik dünya sıralamasına 11. sıradan giriş yaptı.

*Origins raporu Hedef Şehirler Endeksi’nin bir alt raporudur.

Mültecilere karşı sınırları en çok kapatmak isteyen ülkeler

Mültecilere Karşı sınırları en çok kapatmak isteyen ülkelerin başında
Hindistan, Türkiye ve İsveç geliyor.

BM verilerine göre yaşadıkları yerlerden göç etmek zorunda kalan dünya çapında 70 milyon kişi var. Kayıtlı mülteci sayısı ise 25 milyon ve bunların yarısından fazlası 18 yaşın altında. Ülkemiz ise dünyada en fazla mülteciye ev sahipliği yapan ülke durumunda.

Ipsos Global Advisor çalışması kapsamında, 20 Haziran Dünya Mülteciler günü öncesi; aralarında Türkiye’nin de yer aldığı 26 ülkeden vatandaşlarla bir araştırma gerçekleştirdi ve mültecilere karşı çeşitli konulardaki algıları ölçümledi.

Global olarak;
her 10 kişiden 6’sı insanların başka bir ülkeye sığınma haklarının olması gerektiğine inanıyor fakat her 10 kişiden sadece 4’ü bu kişilerin diğer toplumla başarılı bir şekilde uyum sağlayacağını belirtiyor.
Suriye’deki savaşın başlangıcından bu yana 5,6 milyon Suriyeli ülkesini terk etmek ve komşu ülkelere sığınmak durumunda kaldı. Bu ülkelerden biri olan ülkemizde 3,6 milyon kayıtlı Suriyeli mülteci bulunuyor. Türkiye misafir ettiği mülteci sayısıyla dünyada en fazla mülteciyi barındıran ülke durumunda… Global araştırmamıza Türkiye’den katılan bireylerin verdiği yanıtlara baktığımızda global sonuçlardan biraz daha farklılaştığını görmekteyiz.
 Araştırmaya Türkiye’den katılan bireylerin %63’ü insanların savaş veya zulümden kaçmak için Türkiye de dahil başka ülkelere sığınabilmesi gerektiğine inanıyor.
 Fakat aynı katılımcıların sadece %29’u ülkeye gelen mültecilerin başarılı bir şekilde uyum sağlayacağı konusunda hem fikir…

Ülkelerine an itibariyle mülteci kabul edilmesi veya edilmemesi konusunda global kamuoyu ikiye bölünmüş durumda. Sınırları en çok kapatmak isteyen ülkelerin başında Hindistan, Türkiye ve İsveç geliyor.

Global kamuoyunun yarısı ülkelerine gelen mültecilerin gerçekten mülteci olup olmadığı konusunda emin olmadıklarını belirtiyorlar. Bu konuda en çok soru işareti Hindistan, Türkiye ve Güney Afrika’da var gözüküyor.

Yapay zeka alışveriş sepetine girdi

Yapay zeka alışveriş sepetine girdi

Büyük Veri İle Gerçekleştirilen Sepet Tipleri Analizi, Rekabetin Sürekli Arttığı FMCG Dünyasına Yepyeni Bir Bakış Açısı Sunacak

Türkiye’de tüketiciler bir yılda 13 farklı noktayı alışveriş için ziyaret ediyor. Tüketici belli bir ürünü almak için çıktığı alışverişten sepetine birçok farklı ürün de ekleyerek dönüyor. Bugüne kadar, tüketicilerin her bir noktada yaptığı alışverişler, sepet içerikleri ve ürün payları Ipsos Hane Tüketim Paneli verileriyle detaylı bir şekilde görülebiliyordu. Şimdi buna ek olarak Pazar araştırma dünyasında bugüne kadar yapılmamış bir büyük veri analizi hayata geçirildi. Sepet Tipleri (Basket Patterns) adlı bu analiz ile: Farklı alışveriş misyonuyla yola çıkan müşterinin sepetine başka hangi ürünleri aldığı detaylı bir şekilde kümelenebiliyor ve örneğin saç bakım ürünlerinin tüketicinin kahvaltı için çıktığı alışverişlerdeki yerini bilmek gibi Pazar araştırma dünyasında başka bir örneği olmayan analizler artık elde edebiliyor.

Ipsos, bu karmaşık ve detaylı analiz için yapay zeka ve büyük veriden yararlanıyor ve bu konuda İTÜNOVA ile işbirliği yapıyor. Sepet Tipleri (Basket Patterns) Analizi, 14 bin haneden gelen haftalık veri setinden oluşan sekiz milyon FMCG alışveriş kaydını yapay zeka ile çözümleyerek bir alışveriş sepeti kümelemesi sunuyor.

 

Rekabetin gitgide yoğunlaştığı FMCG markalarına yepyeni bir bakış yaklaşım getiren Sepet Tipleri Analizi (Basket Patterns) ile; bugüne kadar sadece sübjektif yargılarla yapılan sepet analizleri artık tamamen teknoloji odaklı, objektif ve rasyonel bir yaklaşımla raporlanabiliyor. Sepet Tipleri (Basket Patterns) Analizi ile alışveriş sepetleri içeriğinin hangi alışveriş noktalarında, hangi bölgelerde farklılaştığı ve ilgili firmaların kategorilerinin ve markalarının en çok hangi sepetlerde daha ağırlıklı olarak yer aldıkları incelenebiliyor ve markalar için kategori – sepet özelinde aksiyonlar önerilebiliyor.

 

Bir yılda yapılan 8 Milyon Alışveriş ve 3 milyon alışveriş sepeti tek tek incelendi ve 13 farklı alışveriş sepeti tespit edildi

Sepet Tipleri (Basket Patterns) Analizi kapsamında, Ipsos Hane Tüketim Paneline üye 14 bin hanenin bir yılda yaptığı toplam 8 milyon alışveriş ve 3 milyon alışveriş sepeti incelendi. Bu 3 milyon alışveriş sepeti, içerisinde bulunan ürünlere ve sepet değerlerine göre büyük veri analizi yapılarak kümelendirildiğinde 13 farklı sepet yapısı ile karşılaşıldı. “Kahvaltılık Alışveriş”, “Dolabının Tamamla” ve “Kendine İyi Bak” bu 13 farklı sepet tipinden sadece sadece üçü…

 

Belirlenen Sepet Tipleri; sepetlerdeki içecek, ev bakım, gıda, kişisel bakım ürünlerinin daha ağırlıklı olmasına göre farklılaşırken; en ilgi çekici sonuçlar ise hiç beklenmeyen kategorilerin beklenmedik kategori alışverişlerinde ağırlıkta yer almasında görülüyor. Örneğin kişisel bakım kategorilerinin ağırlıkta olduğu “Kendine iyi bak” sepetlerinde kişisel bakım ve bebek ürünlerinin yanı sıra ev temizlik ürünleri de ağırlıklı olarak yer almaktadır.

 

Konuyla ilgili konuşan Ipsos Tüketici Panelleri Hizmet Birimi Lideri Ahu Şendilmen şunları iletti: “Hepimizin bildiği gibi Büyük Veri, internetin yaygınlaşmasından sonra pazarlama dinamiklerini ve oyunun kurallarını değiştirme fırsatı sunan en önemli gelişmeler arasında yer alıyor. Sürekli büyüyen ve daha da karmaşık hale gelen veriyi; hızlı, çeşitli, bol değişkenli bilgiye dönüştüren Büyük Veri Analizini; Ipsos Retail and Consumer Intelligence Ekibi olarak, her gün değişen pazar dinamikleriyle birlikte gittikçe daha da zorlaşan bir amaçla tüketiciyi anlamak amacıyla kullandık. Ve araştırma sektöründe daha önce yapılmayan bir çalışmayı hayata geçirdik. İTÜNOVA ile yaptığımız işbirliği ile yapay zeka yardımıyla gerçekleştirilen bir alışveriş sepeti analizi sunuyoruz ve bu analizin FMCG markalarının pazarlama ve ürün geliştirme faaliyetlerine yeni bir bakış açısı sağlayacağına inanıyoruz.”

Reçetesiz İlaç Alımında Soğuk Algınlığı İlaçları Başı Çekiyor

Reçetesiz İlaç Alımında Soğuk Algınlığı İlaçları Başı Çekiyor

Ipsos Tüketici Panelleri kapsamında 2018 ikinci çeyreğinden itibaren Türkiye’deki hanelere giren reçetesiz ilaçlar düzenli olarak ölçümlenmeye başlandı. Buna göre Nisan 2018 – Mart 2019 döneminde reçetesiz ilaçlar (OTC) kategorisinde haneler tarafından en fazla satın alınan ürünler soğuk algınlığı ilaçları, kas gevşetici haplar ve ağrı kesici haplar oldu.

Reçetesiz İlaçlar toplamda 1 yıl boyunca Türkiye’deki hanelerin %92’si tarafından en az bir kere satın alınıyor, yıllık ortalama alım sıklığı ise 7.5 kere.

Nisan 2018 – Mart 2019 Hane Penetrasyonu (%) Satın alım sıklığı (kez)
Soğuk algınlığı ilaçları 62.5 2.9
Kas gevşetici haplar 59.8 2.6
Ağrı kesici haplar 58.2 2.6
Mide-Bağırsak-Sindirim sistemi ilaçları 46.5 2.4
Dermatolojik cilt ilaçları 45.1 2.3

 

Türkiye’de ortalama bir hane bir yılda 14-15 adet reçetesiz ilaç satın alıyor. AB sosyo ekonomik grubunda bu sayı ortalamanın altında iken, bölgeler arasında hane başına en yüksek satın alım miktarının olduğu yer yaklaşık 17 adet ile Doğu & Güneydoğu Anadolu Bölgesi olarak görülüyor…

 

En yüksek hane penetrasyonuna sahip olan soğuk algınlığı kategorisinde öne çıkan 3 marka var bu  3 marka toplam kategori alımlarının %23’ünü gerçekleştiriyor. Reçetesiz soğuk algınlığı ilaçlarının hane başına alım miktarının en yüksek olduğu bölgeler Karadeniz ve Doğu & Güneydoğu Bölgesi. Yılın farklı dönemlerine baktığımızda, soğuk algınlığı ilaçlarının hane erişiminin en yüksek olduğu dönem Ekim-Kasım-Aralık ayları olarak gözüküyor.

 

Bu sonuçlar Ipsos Tüketici Sağlığı Paneli’nden elde ediliyor. Ipsos Tüketici Sağlığı Paneli, Türkiye’deki yaklaşık 21 milyon haneyi temsil eden Ipsos Hane Tüketim Paneli’ne üye 14 bin sabit hane üzerinden ilaç satın alım verileri toplanarak gerçekleştiriliyor. Panel yöntemi ve sabit örneklem sayesinde aynı hanelerin satın alımları takip edilebildiği için marka geçişleri, rakip markalara olan kayıplar / kazançlar gibi hareketler de takip edilebiliyor.

 

Bu panel sayesinde tüketici inisiyatifinin gittikçe önem kazandığı Reçetesiz İlaç (OTC) kategorisinde hangi kategorilerin ve markaların daha fazla haneye girdiği, satın alım sıklıkları gibi pazarlamaya yönelik aksiyonların alınabileceği verilere ulaşılabiliyor.

Ipsos Tüketici Sağlığı Paneli’nde yılda 4 kere raporlama yapılıyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

Türkiye’de Kadının Halet-i Ruhiyesi

Türkiye’de Kadının Halet-i Ruhiyesi

Ipsos UU uzmanlarının Türkiye’deki bireyleri derinlemesine anlamaya çalıştığı ve farklı sayılarda farklı insan gruplarını mercek altına aldığı Ipsos Halet-i Ruhiye araştırmaları serisi, bu sefer Türkiye’deki kadınların hikayesini anlatıyor.

 

Topluluklar Kadınlar Toplum

Kadınlara çok çeşitli çerçevelerden bakan zengin bir araştırma olarak hazırlanan Halet-i Ruhiye Herstory; tek bir yöntem yerine çeşitli araştırma yöntemleri ve veriler harmanlanarak yaratıldı bu çalışma, kadınlarla ilgili yeni içgörülerin peşinden koşuyor.

 

Kadınlar artık daha hızlı hareket etmek istiyor. Bir kararı almak için günlerce beklemeyip, topluma/ ailesine karşı gücünü toplayıp hızlıca karar vermek istiyorlar.

 

Kendi kendilerine geliştirdikleri kelimeleri kullanmaya bayılıyorlar. Kimi zaman oldukça ‘’buhran’’ dolu olan bu kelimeler aslında kendi haliyle dalga geçmenin en güzel yolu olarak görünüyor.

 

Bu buhranlardan kurtulup tacını giydiği annelik rolüne bayılıyor ama onunla ilgili de söylemek istediği birçok şey var. Mesela artık anne olmak forumlarda tartışılabilir birşey…

 

Genç kızlar kendisine benzemediğini düşündüğü kadın temsillerini görmek istemiyor. Bunun için kendince protesto yöntemleri bile var. Kadın temsilini beğenmediği dizileri izlememek gibi…

 

Markalar kadının duygusal isteklerinden bahsetmediği ve kadının kendine atfettiği kimliği iyi ifade edemediği sürece birazdan kalkacak olan misafir olarak görülüyor.

 

Halet-i Ruhiye Herstory, yeni kelimelerin ve duyguların keşfi için içgörüleriyle karşımıza çıkıyor.

 

Araştırmaya katılan kadınlardan bazı görüşler şu şekilde:

“Hep aynı tip, ‘’saf’’ ya da ‘’yılan’’ kadın karakterleri görmekten çok sıkıldım. Artık güçlü kadınlar görmek istiyorum” D.19  “Bu aralar en çok kullandığımız kelimeler ‘’bedbaht ve dökük’’. Şimdi düşününce fark ettim bayağı olumsuz bir ruh halindeyiz galiba.” A, 45

İnternetin Bankasız Ve Devletsiz Para Birimi Kripto Paralar 

İnternetin Bankasız Ve Devletsiz Para Birimi Kripto Paralar 

Fiziksel manada miktarları kontrol edilen ve basımı merkezi bir kurum tarafından yapılan paraya alternatif, “internetin bankasız ve devletsiz para birimi kripto paralar” son yıllarda çok popüler hale geldi. Farklı isimlerle binlerce kripto para çeşidi bulunmaktadır. Üstelik kripto paraları fiziksel paraya alternatif olarak kullanan dünyaca bilinen dev kuruluşlar da bulunmaktadır. İnternet üzerinden dağıtılan ve bir yatırım aracı olarak da kullanılan kripto paraların dünya da fiziksel paralardan bile daha değerli olduğu çoğu zaman düşünülmekte ve görülmektedir.

Bu noktada dünyanın ve ülkemizin lider araştırma şirketlerinden olan Ipsos araştırma şirketi; ING Bank için Kripto Paralarla İlgili Tutumları 15 Ülkede Araştırdı.

ING Bank için Ipsos tarafından gerçekleştirilen uluslararası araştırma, Bitcoin gibi kripto paraların yükselişiyle ilgili olarak bireylerin tutumlarını ortaya koydu.  Araştırma kapsamında kripto para; hükümetler tarafından yaratılmamış ve korunmayan fakat bireyler ağı ile yaratılmış bir çeşit dijital para birimi olarak tanımlandı.  Araştırmaya Avrupa’dan katılan bireylerin üçte ikisi kripto para teknolojisi hakkında bir şeyler duyduklarını ifade ediyorlar. Araştırmaya Türkiye’den katılanların %70’i de kripto parayı duyduğunu belirtiyor.

 

Kripto paralarla ilgili haberler 2017’den bu yana gündeme düşmeye devam ediyor. Bitcoin fiyatları Aralık 2017’de 13,860 Dolara kadar fırladı ve araştırmayla ilgili soruların yanıtlandığı dönem olan Mart 2018’de de 6,826 Dolara gerilemişti. Dolayısıyla araştırmada belirtilen yukarıdaki sonuçların gündemle de örtüştüğü görüldü.

 

Araştırma kapsamında kripto paraların bilinirliğine ek olarak sahip olunup olmadığı da soruluyor. Buna göre 15 ülkeden araştırmaya katılanların ortalama 10’da biri kripto para aldığını belirtiyor. Araştırmaya Türkiye’den katılan bireylerin %18’i ise kripto paralarının olduğunu belirtiyor. bu hemen hemen her beş kişiden birine tekabül ediyor. Fakat göz önünde bulundurulması gereken önemli bir husus var: Bu çalışma, sınırlı sayıda örneklemi olan online bir araştırma olduğu için; Türkiye’den verilen bu yanıt, medya ve teknolojiyle yakından ilgili genç ve çalışan kesimi temsil ediyor olarak yorumlanmalı. Diğer ülke sonuçlarına da bakıldığında örneğin Romanya’da potansiyel olarak benzer etkiler görülüyor.

Kaynak: ING Mobil Bankacılık Uluslararası Araştırması – Kripto Paralar, Haziran 2018

 

Araştırma Hakkında:

ING uluslararası araştırması dünya çapında insanların nasıl para harcadığını ve biriktirdiğini, nasıl yatırım yaptığını ve parayla ilgili ne hissettiklerini daha iyi anlamayı hedefliyor. Araştırma yılda birkaç kez tekrarlanıyor ve raporları www.ezonomics.com/iis üzerinden yayınlanıyor. Ipsos tarafından ING Bank için gerçekleştirilen bu online araştırma ise 26 Mart – 6 Nisan 2018 tarihlerinde gerçekleştirildi.  Araştırma örneklemi ilgili ülkelerden panele katılan birey havuzlarından oluşturuldu. 15 ülke bu araştırmada yer aldı ve her bir ülkeden, Lüksemburg haricinde, yaklaşık 1000’er kişi olmak üzere toplam 14,858 kişi araştırmaya katıldı. Araştırmanın yapıldığı ülkeler: Avusturya, Belçika, Çekya, Fransa, Almanya, İtalya, Lüksemburg, Hollanda, Polonya, Romanya, İspanya, Türkiye, Birleşik Krallık, ABD ve Avustralya. Bu araştırmada; Türkiye verilerini gösteren örneklem, ülke genelinden ziyade orta ve üst gelir grubu ve internet erişimi olan nüfusu temsil etmektedir.

 

Küresel Isınma ve İklim Değişikliği Konusunda En Endişeli Ülke İspanya…

Ipsos; Küresel Isınma ve İklim Değişikliği Konusunda En Endişeli Ülke İspanya…

 

İçinde bulunduğumuz çağın önde gelen ve küresel anlamda çözüm aranan sorunlar arasında “Çevre sorunları” ilk sıralarda yer almaktadır.  Ekolojik sorunlar sınırları aşan ve tek bir ülkenin çabasıyla aşılamayacak nitelikteki sorunlardır. İklim değişikliği de bunun en belirgin örneğidir. Tüm dünya iklim değişikliğini önleyebilmek adına toplantılar ve zirveler düzenlemekte, bilim adamları çalışmalarını sürdürmekte, toplumlar her anlamada daha bilinçli yaşamaya çalışmakta olsa da, bu çabalar çoğu kere beklentileri karşılayamamaktadır. Bunun en temel sebebi olarak çevre sorunları ve iklim değişikliğine ilişkin farkındalık düzeyinin düşüklüğüdür. Bu nedenle buna yönelik farkındalık düzeyinin yükselmesi çözüm adına bir umut olabilecektir. Ancak konuyla ilgili durum tespiti yapan araştırma ve çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Kamuoyu nasıl algılıyor bu konuları? Ne gibi çözümler sunuyor

Bilerek ve geleceği planlayarak ilerlemek, farkındalık yaratarak çözüm önerilerini daha güçlü hale getirecektir.  İşte bu noktada Ipsos araştırma Şirketi Global @dvisor çalışması ile ülkemizin de içinde bulunduğu 28 ülkede dünya kamuoyunun çeşitli çevre sorunlarına nasıl baktığını, hangilerini öncelik olarak gördüğünü ve ne gibi aksiyonlar alınması gerektiğini araştırdı.

Çevre ve İklim Değişikliğini Dünya Kamuoyu Nasıl Algılıyor? Ne Gibi Çözümler Sunuyor? İnsanlar hangi çevre konularında daha çok endişeliler?

Araştırma kapsamında katılımcılara ülkelerinin yaşadığı ve yerel liderlerinin önceliklendirmesini gerektiğini düşündükleri en önemli üç çevre konusu soruldu. Buna göre dünya ortalamasına bakıldığında; küresel ısınma/iklim değişikliği, hava kirliliği ve atık yönetimi en önemli, endişelendirici üç çevre konusu olarak belirtildi. Bununla birlikte, toprak erozyonu, paketli tüketici ürünlerinin fazlalığı, seller ve karbon emisyonu nispeten en az endişe verici konular olarak dile getirildi. Araştırmaya Türkiye’den katılan bireylerin en endişe verici çevre konuları sıralaması ise şöyle oldu: 1. Ormanların yok edilmesi 2. Doğal kaynakların tükenmesi 3. Yoğun nüfus…

 

Küresel ısınma ve iklim değişikliği konusunda en endişeli ülkeler İspanya (%45), Güney Kore (%44) ve Fransa (%40)… Küresel ısınma veya iklim değişikliği; dünyanın ortalama küresel ısısında bir artışın gözlemlendiği anlamına geliyor. Bilim insanları bu değişimlerin hava ve iklim sistemlerinde doğrusal bir etkisinin olacağını bekliyor. Bu kapsamda Ipsos Global @dvisor araştırmasına katılan bireylere, küresel ısınma veya iklim değişikliğinin dünyanın en önemli üç çevresel sorunundan biri olup olmadığı soruldu. Ortalamada %30’luk bir kesim bunu en önemli 3 çevresel sorun arasında görürken bu konuda en endişeli ülkeler İspanya (%45), Güney Kore (%44) ve Fransa (%40) oldu. Araştırmayı Türkiye’den katılan bireylerin ise %29’u en önemli 3 çevre sorunu arasında küresel ısınma veya iklim değişikliğini gösterdi.

 

Hava kirliliği Güney Kore için en önemli üç çevre sorunundan biri… Hava kirliliği, atmosferde zarar verici veya aşırı miktarlarda gazın ve partiküllerin varlığına işaret eder. Bu kapsamda araştırmaya katılan bireylere hava kirliliğini en önemli üç çevre sorunu arasında görüp görmedikleri soruldu. Bu konuda en endişeli ülke ise Güney Kore (%61) olurken %57 ile Polonya ve Çin hava kirliliği konusunda endişelenen ülkelerde ikinci sırada görüldü. Araştırmaya Türkiye’den katılan bireylerin %22’si bu konuyu ilk üçe taşıdı.

 

Sırbistan atık yönetimini en önemli çevre sorunlarından biri olarak görüyor. Küresel gelir arttıkça, ürünlere olan talep de artıyor ve dolayısıyla bu ürünlerin üretimi ve kullanımından kaynaklı atıklar da çoğalıyor. Atıkları yönetmek konusunu en önemli üç çevresel konudan biri gören ülkeler Sırbistan (%49), Birleşik Krallık (%46), Rusya (%44) ve İtalya (%43) olarak görüldü. Araştırmaya Türkiye’den katılan bireylerin ise sadece %11’i atık yönetimi konusunu en önemli ilk üç çevre konusu arasında sıralandırdı.

 

Su kirliliği genellikle insan aktivitelerinden kaynaklanıyor. Su kirliliği, büyük su kitlelerinin kirlenmesine işaret eder. Genellikle, kirlilik; tarım veya atık üretimi gibi insan aktivitelerinden kaynaklanır. Ipsos Global @dvisor araştırması kapsamında su kirliliğini en önemli üç çevre sorunu olarak gören bireylerin çoğunluğu şu ülkelerde görüldü: Peru (%43), Sırbistan (%42), Meksika (%41) ve Brezilya (%41)…

 

Enerji kaynaklarının ve teminin geleceği konusunu Japon kamuoyunun odağında… Bazı enerji kaynaklarının oluşması için milyonlarca yıl gerekir ve tek bir kullanım sonrasında tükenirler. Bu şekilde enerji kullanımının, uzun dönem de olsa kısa dönem de olsa, sınırlı bir temini vardır. Araştırma kapsamında; enerji kaynaklarının ve teminin geleceği konusunu en önemli üç çevre sorunundan biri olarak gören ülkelerin başında Japonya (%43) geliyor. Araştırmaya Türkiye’den katılan bireylerin sadece %29’u bu konuyu ilk üçe taşıyor.

 

Ormanların yok edilmesi konusunda Türkiye endişe belirtiyor. Ormanların yok edilmesi konusu da oldukça önemli bir çevre sorunu olarak gündeme getiriliyor. Örneğin Romanya’da yakın zamanda hükümet geniş kapsamda vuku bulan yasa dışı konutlaşmaya karşı mücadele konusunda politikalar geliştirmeye zorlandı. Ipsos Global @dvisor araştırmasında da Ormanların yok edilmesi konusunu en önemli üç çevre sorunundan biri gören ülkelerin başında %70 ile Romanya geliyor. Araştırmaya Türkiye’den katılan bireylerin %49’u da bu konuyu ilk üçe taşıyor. Brezilya da %49 oranında ormanların yok edilmesini en önemli üç çevre sorunundan biri olarak gören ülkeler arasında görülüyor. Ormanların yok edilmesi konusunu en önemli üç çevre sorunundan biri olarak en az değerlendiren ülkeler %6 ile Güney Afrika ve Çin.

 

Doğal kaynakların tükenmesi konusunu en önemli üç çevre sorunundan biri olarak gören ülkelerin başında Türkiye geliyor. Doğal Kaynakların Tükenmesi konusu zor bir tartışma konusu olarak karşımıza çıkıyor. Bir yanda doğal kaynakların kısıtlı oluşu ve nadiren yenilendiği gerçeği öte yanda ise küresel nüfusun ihtiyaç duyduğu ürün ve hizmetleri üretmek için gerekli oldukları gerçeği var. Peki kamuoyu doğal kaynaklar konusunda ne derece endişeli? Doğal kaynakların tükenmesi konusunu en önemli üç çevre sorunundan biri olarak gören ülkelerin başında Türkiye geliyor. Araştırmaya Türkiye’den katılan bireylerin %39’u doğal kaynakların tükenmesini en önemli üç çevre sorunundan biri olarak belirtiyor. Bu görüşü araştırmaya Şili (%37) ve Meksika (%35)’dan katılan bireyler takip ediyor.

 

Nüfus Yoğunluğu Güney Afrika ve Türkiye için önemli bir çevre sorunu olarak değerlendiriliyor Küresel nüfus arttıkça yer ve kaynaklar konusundaki rekabet de artıyor. Bu araştırma kapsamında nüfus yoğunluğunu en önemli üç çevre sorunundan biri olarak gören ülkelerin başında Güney Afrika (%33) geliyor, bunu %32 ile Türkiye takip ediyor. Bu konuda en az endişeli ülkeler ise Romanya (%1), Sıbristan (%3), Macaristan (%4) ve Rusya (%4) olarak görülüyor.

 

Dünya Kamuoyu İklim Değişikliğini nasıl Algılıyor? Dünya kamuoyunun büyük bir çoğunluğu iklim değişikliğinin bir seviyede gerçekleştiği konusunda hem fikir… Araştırmaya Türkiye’den katılan bireylerin %94’ü de dünyanın ikliminin değiştiğini düşünüyor.

 

Geri Dönüşümü Mümkün Olmayan Atıklar. Plastik ve geri dönüştürülemeyen diğer paketlemeler konusunu nasıl yönetebiliriz? Bir restorana giriyorsunuz bir içecek sipariş ediyorsunuz ve içeceğinizle birlikte bir pipet size sunuluyor. Siz bu pipeti kullandıktan sonra hemen çöpe atılıyor. Fakat bu pipetler geri dönüştürülebilir değil ve doğada çözünmesi 200 yıl alıyor. Ipsos Global @dvisor araştırmamıza göre; tek kullanımlık, geri dönüştürülemeyen ürünlerin kullanımı konusunda bireyler bir şekilde endişeli olduklarını belirtiyorlar. Bu konuda en çok endişe belirten ülkeler Güney Kore ve Malezya (%90). Araştırmaya Türkiye’den katılan bireylerin %86’sı da geri dönüştürülemeyen ürünler konusunda endişeli olduğunu ifade ediyor.

 

Peki ne yapmalı? Geri dönüşümü mümkün olmayan atıklar konusundaki endişeler karşısında ne tür bireysel aksiyon alabilecekleri soruldu. Bu konuda Türkiye sıralaması şöyle oldu:

 

  • Geri dönüşümü mümkün olmayan materyalden yapılan paketli ürünleri satın almayı bırakmak – %52

 

  • Geri dönüşümlü materyallerden üretilen ürünler satın almak – %46

 

  • Tek kullanımlık ürünleri tekrar kullanmak – %39

 

  • Geri dönüşümü mümkün olmayan materyalden yapılan paketlemeleri çok kullanan süper market veya mağazalara gitmeyi bırakmak – %31

 

  • Geri dönüşüm konusunda yatırım yapmaları için devlete daha fazla vergi vermek – %26

 

  • Geri dönüşümlü paketi olan ürünlere daha fazla para vermek – %18

 

Araştırma Hakkında: Araştırma 23 Mart – 6 Nisan 2018 tarihleri arasında toplam 20,794 kişiyle gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında sorular, Ipsos Online Paneli üzerinden toplam 28 ülkeden bireylere iletilmiştir. Araştırma kapsamındaki ülkeler: Arjantin, Avustralya, Belçika, Brezilya, Kanada, Şili, Çin, Fransa, Almanya, Macaristan, Hindistan, İtalya, Japonya, Malezya, Meksika, Peru, Polonya, Romanya, Rusya, Suudi Arabistan, Sırbistan, Güney Afrika, Güney Kore, İspanya, İsveç, Türkiye, İngiltere ve ABD.Şu ülkelerden yaklaşık olarak 1000’er birey araştırmaya katılmıştır: Avustralya, Brezilya, Kanada, Çin, Fransa, İtalya, Japonya, Romanya, Rusya, İspanya, İngiltere ve ABD. diğer ülkelerde ise 500’er bireyle araştırma gerçekleştirilmiştir. Bu ülkeler: Arjantin, Belçika, Şili, Macaristan, Hindistan, Malezya, Meksika, Peru, Polonya, Suudi Arabistan, Sırbistan, Güney Afrika, Güney Kore, İsveç ve Türkiye. Araştırmanın gerçekleştirildiği 28 ülkenin 17’sinde veriler genel nüfus profiline ve temsiliyetine dönük olarak ağırlıklandırılmıştır. Brezilya, Şili, Çin, Hindistan, Malezya, Meksika, Peru, Rusya, Suudi Arabistan, Güney Afrika ve Türkiye’de ise örneklem genelden ziyade orta ve üst gelir grubu ve internet erişimi olan nüfusu temsil etmektedir. Her hâlükârda bu sosyal gruplar önemli ve büyüyen bir orta sınıf olduğu için sonuçlar bu ülkelerin nabzını anlamak için önemli göstergelerdir.

Ipsos Araştırma; Dünyadaki Varlıklı Kesim,  Aynı Zamanda Tüketicilerin Kanaat Önderi

Dünyadaki Varlıklı Kesim;  Aynı Zamanda Tüketicilerin Kanaat Önderi

 

Ipsos Global Affluent Araştırması, 47 ülkeden 82 bin yüksek gelirli tüketiciyi kapsıyor. Araştırma, bu varlıklı kesimin küresel erişimini netleştirmeyi ve bu kitlenin demografik özellikleri, tutum ve davranışlarıyla ilgili temel bölgelerdeki benzerlik ve farklılıklarını keşfetmeyi amaçlıyor.

 

Son araştırmadan çıkan sonuçlara göre; dünyadaki varlıklı kesim, kanaat önderleri olarak değerlendiriliyor. Bu kitle, yeni çıkan ürünleri çabucak denemek istiyor ve yenilikleri daha hızlı benimsiyor. Dolayısıyla, satın almayı ve erken benimsemeyi teşvik eden küresel bir hedef kitle haline geliyor. Diğer tüketicilere oranla;

  • net geliri daha yüksek olan,
  • daha çok seyahat eden
  • ürün ve hizmetlere daha çok harcama yapan varlıklı tüketiciler aynı zamanda küresel kanaat önderleri olarak da değerlendiriliyor.

 

Ipsos Global Affluent araştırmasına göre bu tüketiciler, yeni ürünleri ilk kez deneyenler oluyor ve kendi çevrelerine bu deneyimlerini aktarıyorlar.

 

Araştırmadan yeni çıkan çarpıcı sonuçlardan bazıları şu şekilde:

Yeni çıkan Teknoloji Ürünlerini ilk deneyenler Varlıklı Kesim oluyor

Ipsos Global Affluent Araştırmasına katılan varlıklı tüketicilerin %35’i yeni çıkan teknoloji ürünlerini ilk deneyenlerden olduklarını belirtiyorlar. Ortadoğu ülkelerindeki varlıklı tüketiciler bu konuda daha da hevesli gözüküyor. Bu bölgedeki varlıklı tüketicilerin %70’i en son çıkan teknoloji ürünlerini satın alma konusunda istekli. Satın alma isteği her zaman mevcut sahiplik oranı demek değil. Örneğin giyilebilir teknolojilerin sahipliği konusunda ABD başı çekiyor. Amerikalı varlıklı tüketicilerin %65’inin ya bir akıllı saati ya da bir akıllı gözlüğü var. Bu teknoloji sahipliğini %49 ile Ortadoğu’daki varlıklı tüketiciler takip ediyor.

 

Varlıklı tüketiciler her zaman hareket halinde

Küresel olarak varlıklı tüketiciler yılda 330 milyondan fazla uluslararası uçuş ödemesi yapıyor. En sık uluslararası seyahat eden tüketiciler, %30’luk oranla yılda beş veya daha fazla uluslararası uçuş seyahati ödemesi yapan Ortadoğulu tüketiciler.
Otel kalışlarına bakıldığında ise Avrupalı varlıklı tüketicilerin otel odalarını doldurdukları görülüyor. Avrupalı tüketicilerin %43’ü yılda 21 veya daha fazla gece otelde kalıyorlar.

Küresel varlıklı kesimin %60’ının evlerinde iki veya daha gazla araba var. ABD’li varlıklı kesimde ise bu oran %81.

 

Yüksek Gelir daha sık yatırım demek

Küresel varlıklı kesimin %55’i kişisel olarak borsa ve hisse senedine yatırım yapıyor. ABD’li tüketiciler bu konuda daha istekli (%72), Ortadoğulu varlıklı kesim ise, belki de geleneksel nedenlerden dolayı, borsa ve hisse senedi yatırımı konusuna daha az sıcak bakıyor.

 

Varlıklı tüketiciler uluslararası medyayı daha çok takip ediyor

Küresel varlıklı kesimin neredeyse %80’i, uluslararası medya ağlarından birini takip ediyor, bu kesimin dörtte birinden biraz fazlası da uluslararası gazete veya dergilerden birini okuduğunu söylüyor. Küresel varlıklı kesimin yarısından biraz azı ise bu medya kuruluşlarının web sitelerinden en az birini haftalık olarak takip ediyor.

 

 

 

 

 

 

Araştırma Hakkında

Ipsos Affluent Araştırması, Avrupa, Ortadoğu, Afrika, Asya Pasifi ve ABD bölgelerini kapsayan 47 ülkeden varlıklı tüketicilerle gerçekleştirilmiştir. Araştırma; finans, otomotiv, seyahat ve daha birçok konu başlığında varlıklı tüketicilerin tutum ve davranışlarını anlamayı ve küresel markalar, pazarlama profesyonelleri, medya ajansları vb çok çeşitli kişi ve kuruluşlara içgörü sağlamayı hedefliyor. Araştırma, varlıklı tüketicilere dair demografik bilgiler, bazı psikografik ifadeler, ürün kullanımı, yaşam tarzı, seyahat alışkanlıkları ve medya kullanımlarına dair bilgiler sunuyor.