Ipsos; Geçmişe Özlem ülkemizdeki en güçlü tutum… 

 

Geçmişe Özlem ülkemizdeki en güçlü tutum… 

Türkiye’yi Anlama Kılavuzu

Kültürel farklılıkların oluşturduğu etkileşimle şekillenen geleceğin bizi karşıladığı küresel bir dünyada yaşamaktayız. Böyle global bir ortamda toplumlar ülkeler arasındaki kültürel farklılıklar ve onun etkilerinin farkında olmak şüphesiz en önemli olanı. Özellikle farklı kültürlerde faaliyet gösteren işletmeler, markalar, yatırımcılar,  uzmanlar, yöneticiler, karar vericiler, gelecek planlayıcılar için… Hem toplumu anlamak, hem de toplum olarak anlaşılmak. Toplumsal, kültürel, yaşamsal, davranışsal, tüketim, tarz gibi birçok farklı bilginin, farklı düşüncelerin oluşturduğu farklılıkların önemi “Anlama Kılavuzuna” olan ihtiyacın büyüklüğünü çok net ifade ediyor. Yapılan araştırmalar, küresel pazarlarda faaliyet gösteren firmaların karşılaştıkları en büyük sorunlardan birinin o toplumu doğru anlamak olduğunu ortaya koymuştur. Bu firmaların faaliyetlerindeki başarısı kültürel farklılıkları fark etmek, onları anlamak ve yönetmekten geçmektedir.  Dünyanın önde gelen araştırma şirketlerinden biri olan Ipsos tarafından 2004 yılından bu yana her iki yılda bir gerçekleştirilen, çok çeşitli açılardan Türkiye’nin yaşam tarzlarını ortaya koyan ve Türkiye’nin en geniş kapsamlı yaşam tarzları araştırmalarından biri olan Türkiye’yi Anlama Kılavuzu’nun 2018 Raporundan bazı verileri Pause Citys dergi okurları için hazırladık.

 

TÜRKİYE’Yİ ANLAMA KILAVUZU 2018 ARAŞTIRMASI

Bu rapordan bazı öne çıkan veriler;

TÜRKİYE’DEKİ BİREYLERİN FİZİKSEL ÖZELLİKLERİ

Türkiye’de her 10 bireyden 7’si kahverengi-siyah gözlü iken; en nadir görülen göz rengi %4 ile mavi renk oldu. Kadınlar ve erkek arasında göz rengi konusunda ciddi farklılık görülmezken, mavi göz renginin en yüksek oranda görüldüğü bölge Karadeniz Bölgesi oldu.

Saç şekillerine bakıldığında; kadınların %46’sı dalgalı saça sahip, %45 ‘i düz saça sahipler, erkeklerin %6’sı ise kel olduğunu belirtiyor. Kadınlarda saç uzunluğu konusunda ise kadınların %72’inin saçları omuz hizasında veya biraz daha uzunken, %8’inin saçları bele kadar ya da daha uzun. Kısa saçlı kadınların oranı ise %8.

Kilo ve boy konusunu da yine;  kadın-erkek detayında değerlendirmek gerekirse; ortalama kadın kilosu 64 kg, boyu ise 162 cm iken;  ortalama erkek kilosu 77 kg ve boyu ise 173 cm’dir.

Ortalama kadın ayak numarası 38 iken, erkekler ortalamada 43 numara ayakkabı giymektedirler.

 

TÜRKİYE’DEKİ BİREYLERİN HANE ÖZELLİKLERİ

Türkiye’deki bireylerin %63’ü evin sahibi iken, %13’lük bir kısım kira vermeden oturuyor.

Evlerin içine gelecek olursak; evlerin %44’ünde hem alaturka hem de alafranga tuvalet yer alırken; %27’sinde sadece alaturka tuvalet bulunmaktadır, burada ayrıca Türkiye’deki evlerin %11’inde tuvalet bulunmadığını/ evin dışında yer aldığını da belirtmek gerekmektedir.

Evin duvarlarına bakacak olursak; evlerin %80’inin duvarında mutlaka saat yer alırken, sonrasında tablo, ayna ve takvim yer alıyor.

Peki ya evlerin tipleri nasıl?  Türkiye’deki bireylerin %34’ü sitede olmayan- 5 ve daha az katlı olan apartman dairelerinde yaşıyor.

 

TÜRKİYE’DEKİ BİREYLERİN AKTİVİTELERİ :

Türkiye’deki bireylerin en çok yaptığı aktivitelerin başında televizyon izlemek geliyor. %83’ümüz her gün televizyon izliyor.

Televizyonda en çok Haberler (%61) ve Yerli Dizileri (%58) izlemekten hoşlanıyoruz.

Televizyondan sonra en yoğun yapılan aktivite ise “internete girmek” Türkiye’deki bireylerin %87’si hemen hemen her gün internete giriyor.

Bireylerin %72’si alışveriş merkezlerine giderken, ortalama bir birey alışveriş merkezinde 3 saat vakit geçirmektedir.

En az yaptığımız aktivitelere bakıldığında ise

Türkiye’deki bireylerin %35’i hiçbir zaman kitap okumuyor, haftada bir kitap okuyanların oranı ise %20 seviyesinde yer alıyor. Kitap okumama oranının en yüksek olduğu yaş grubu 46yaş ve üzerinde görülüyor.

Asla sinemaya gitmem diyen %44’lük bir kitle varken, ayda bir kere sinemaya gidenlerin oranı ise %16 seviyesinde görüldü.

Konser, tiyatro, operaya gidenlerin oranı ise oldukça seyrek ; %36 gittiğini belirtirken, en yüksek oran %22 ile iki ayda bir ya da daha seyrek gidiyor.

Tatil davranışımızı incelediğimizde;  yurtdışında tatil amaçlı giden bireylerin oranı %10 seviyesinde, burada pasaport sahipliğinin de % 16 olduğunu berlitmekte fayda var.

Yurt içine tatil amaçlı gidenlerin oranı ise senede bir sıklık olarak değerlendirdiğimizde %45 seviyesinde yer alıyor.

 

TÜRKİYE’DE EN GÜÇLÜ 5 TUTUM:

En güçlü tutumlarda ilk 3 tutum son 2 dönemdir değişmiyor, çevreye duyarlılık- inançlılık ve geçmişe özlem tutumları Türkiye’de yaşayan bireylerin en yoğun yaşadığı tutumlar olarak yer alıyor, ayrıca “geçmişe özlem” tutumu bir önceki döneme kıyasla en çok artış gösteren tutum.

  1. Çevreye Duyarlılık (%82): Her 10 bireyden 8’i yaşadıkları çevrenin ve havanın giderek kirlenmesinden rahatsız. Bu trend son 2 dönemdir en yüksek seviyeli trend konumunda yer alıyor.
  2. İnançlılık (%79) : Her 10 bireyden 8’i için din hayatlarına yön veren en önemli olgu, Türkiye’deki en güçlü tutumlardan biri olan bu trend son 4 dönemdir sabit.
  3. Geçmişe Özlem (%77): Her 4 bireyden 3’ü eskiden insanların daha mutlu, erdemli ve kibar olduğunu düşünüyor. Geçtiğimiz döneme göre 3 puan artış gösteren bu trend Türkiye’deki en güçlü 3. tutum
  4. Küçük Lüksler (%68): Her 10 bireyden 7’si kendini zaman zaman mutlu edecek küçük lüksleri olsun istiyor. Bu trend Türkiye’deki en güçlü 4. tutum.
  5. Eve Kapanmak (%68): Her 10 bireyden 7’si dış dünyanın acımasız, tahmin edilemez gerçeklerinden özellikle evde kalarak kendini koruma ihtiyacı hissediyor . Bu trend geçtiğimiz döneme göre 5 puan artış gösterdi!

 

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik;  “Türkiye, gündemin çok hızlı değiştiği, bu değişimlerin toplumun yaşam tarzı ve eğilimlerine çok hızlı yansıdığı bir ülke. Bu yaşam tarzları ve eğilimler ise, Türkiye’yi yönetenlere, politika belirleyicilere, sivil toplum önderlerine, kamu ve özel kurumların yöneticilerine önemli ipuçları veriyor. İşte bu önemli ipuçlarını belirleyebilmek üzere Ipsos olarak 2004 yılından bu yana düzenli olarak Türkiye’yi Anlama Kılavuzu Araştırması’nı gerçekleştiriyoruz.

Bu araştırma ile Türkiye’nin yaşam tarzlarını ve trendlerini çok çeşitli açılardan ölçümlüyoruz. Bireylerin fiziksel özelliklerinden tutun, çeşitli konulardaki düşüncelerini ve tutumlarını bu araştırma ile görmek mümkün oluyor. Araştırmanın gerçekleştiriliş şekli, görüşülen kişi sayısı itibariyle de Türkiye’nin en kapsamlı yaşam tarzları ve trendleri araştırmalarından biri olarak bu çalışma öne çıkıyor.

Bu haberde paylaştığımız bilgilere genel olarak baktığımızda ise; Türkiye’de ev sahibi olmanın ne kadar önemli bir konu olduğunu ev sahipliği oranlarından görebiliyoruz. Evimiz bizler için önemli ve genel olarak ev dışında değil de evlerde sosyalleşildiğini düşünecek olursak evlerin dekoru ve ev içine yapılan harcamalar önemli olarak karşımıza çıkıyor.

En çok yaptığımız aktivitelere baktığımızda ise %83’ümüz her gün TV seyrediyor, haberler ve diziler olmazsa olmazımız. Internete girmek ise ikinci en önemli aktivitemiz hemen hemen her gün internete girerim diyenlerin oranı %87. Alışveriş merkezlerinin ülke genelinde yaygınlaşması ve genel olarak alışveriş ve tüketimi seven bir toplum olduğumuzu ise en çok yapılan aktivitelerin üçüncüsüne baktığımızda daha net anlayabiliyoruz. Bireylerin %72’si alışveriş merkezine gittiğini belirtiyor ve ortalamada bir kişi AVM’de 3 saat vakit geçiriyor.

Kitap okumak, konser, tiyatro, opera gibi etkinliklere gitmek ise önceki yıllarda da olduğu gibi oran olarak daha az bir kesimin yaptığı aktiviteler olarak karşımıza çıkıyor.

Türkiye’deki en güçlü tutumlara bakıldığında son iki dönemdir ilk 3 güçlü tutumumuz değişmiyor, bunlar; Çevreye duyarlılık, İnançlı olmak ve Geçmişe özlem. Çevreye duyarlı olmak sonucu bizleri belki şaşırtabilir ama tutumsal olarak güçlü bir yönümüz olduğu bu araştırmada görülüyor. Geçmişe özlem duymak tutumunda ise geçtiğimiz yıllara göre bir artış da görülüyor.

Sonuç olarak Türkiye’yi Anlama Kılavuzu araştırmamız, Türkiye toplumunu anlamada tüm kesimlere bir rehber olma özelliğini taşımaya ve bildiklerimiz kadar farklı düşündüğümüz noktalarda da bizi aydınlatan güvenilir bir kaynak olmaya devam ediyor.”

 

ARAŞTIRMA KÜNYESİ:

Türkiye’yi Anlama Kılavuzu araştırması, Türkiye’yi temsiliyet gücüne sahip olan Ipsos Tüketici Panelleri’ne üye 34 ilden 15,918 birey ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma Ipsos tarafından gerçekleştirilip, abone olan müşterilerine sunulmaktadır.

Araştırma soru formu ağırlıklı olarak ölçekli sorulardan oluşmaktadır. Araştırmada 14 yaş üstü Türkiye nüfusu, kentsel ve kırsal alanlar ve 6 coğrafi bölge temsil edilmektedir. Saha dönemi  23 Ekim- 5 Aralık 2017’dir.

 

 

Tüketici araştırmalarının önemi gün geçtikçe daha da çok artıyor…

Pazarlama araştırmaları günümüz iş dünyasında en önemli bilgi kaynaklarından biri. Bu araştırmalar sayesinde tüketicileri, faaliyet gösterdiğimiz pazarın dinamiklerini ve rekabeti daha iyi anlıyor ve stratejilerimize ışık tutacak bilgiye ulaşarak yol haritamızı belirleyebiliyoruz.  Hayatımızın her alanında hissettiğimiz çok hızlı bir değişim, marka yöneticilerinin de her zamankinden fazla hedef kitlelerin davranışlarının altında yatan gerçeği anlayarak, içgörü elde etmeye ihtiyacı var. Bu ihtiyacı karşılayacak tek şey; iyi ellerden çıkmış, doğru kurgulanmış, datadan çok içgörüye yer verilmiş bir pazar araştırmasından başka birşey olamaz.

Yaşam tarzı, ürün ve markalarla ilgili geçmiş deneyim, çevreden gelen yönlendirmeler ve elbette pazarlama dünyasının bize ilettiği mesajlar tüketicileri harekete geçiren en temel güdülerdir. Bu faktörlerde meydana gelecek değişimler tüketicinin satın alma davranışlarını etkiler. Tüketim eğilimleri yaşadığımız ülkenin ekonomik, kültürel ve siyasi dinamiklerine bağlı olduğu gibi psikolojik faktörler de davranışların değişmesinde önemli ölçüde etki eder.  Pazar araştırmaları tüketici eğilimlerini iki boyutta inceler: Rasyonel (bilinçli) ve duygusal (bilinçdışı). Rasyonel boyut daha geleneksel araştırma yöntemleri ile incelenirken, duygusal tepkiler son zamanlarda oldukça ilgi gören neuro pazarlama uygulamaları ile ölçülebilmektedir.

 

Araştırma talepleri çok çeşitli konularda ve nedenlerle olabiliyor.  Ana başlıklar altında toparlamak gerekirse:

  • İletişim Araştırmaları: Reklam firmaların pazarlama bütçesinde oldukça önemli bir paya sahip bu yüzden yapılan yatırımın geri dönüşünü tespit etmek oldukça önemli. Bu nedenle firmaların büyük bir kısmı gerek reklam strateji belirleme sürecinde, gerek ise yaratılan reklamın potansiyelini belirlemek üzere reklam ön testleri gerçekleştiriyorlar. Böylelikle yayına çıkan reklamlardan maximum performans elde etmek amaçlanıyor. Ayrıca iletişim faaliyetlerinin etkinliği 360 derece tespit etmek, marka üzerindeki yansımlarını belirlemek ve bu doğrultuda gelecekteki marka ve iletişim stratejisini ortaya koymak adına her ay sahaya çıkılarak Marka Sağlığı ve Reklam Etkinliği takibi yapılabiliyor.
  • Geleceği Tahmin ve Modelleme: Tüketici davranışını gelişmiş pazarlama modellemeleri ve istatistik yöntemleri ile bütünleştiren, böylece olağanüstü doğrulukta talep tahmini ve etkin ürün ve hizmet konfigürasyonu yapmayı sağlayan kapsamlı pazar araştırma sistemimiz. Sunduğumuz hizmetler ve sistemler arasında fiyat esnekliği ölçümü, rekabetin faaliyetlerinin simulasyonu, alternatif pazarlama planlarının değerlendirilmesi ve karlılığı yüksek pazar bölümlerinin belirlenmesi sayılabilir.
  • Konsept Testleri ve Yeni Ürün Geliştirme: Yeni fikirleri toplantı odasından çıktığı hali ile pazara sürmek pek çok marka için riskli ve masraflıdır. Bu yüzen yeni bir fikir ya da ürüne yapılacak gerekli yatırımın geri dönüşünü sağlamayı garanti altına almak için Konsept ve yeni ürün geliştirme testleri gerçekleştirilir.
  • Alışverişçi pazarlaması /Shopper Marketing: Tüketiciye yönelik geleneksel pazarlamanın yanı sıra “alışverişçi pazarlaması” da daha fazla önem kazanmış durumda. Alışverişçi pazarlaması tüketicileri alışveriş modundayken alışveriş süreci sona erene kadar etkilemeye yönelik her türlü aksiyonu içeriyor. Pazarlama amacı doğrultusunda en etkili reyon dizilimi hangisi?; Bu ürün kategorisinde alışverişçinin karar ağacı nasıl?; Mağazada nerede, hangi stantlar bulunmalı?; Mağazanın hangi noktaları daha etkin? Rafta hangi görsel malzemelerin kullanılması gerekiyor? gibi bir çok sorunun yanıtı alışverişçi araştırmalarıyla ortaya çıkarılabiliyor.
  • Kullanım Tutum Davranış Araştırmaları: Bugünkü pazar şartlarında sağlıklı büyümeyi hedefleyen firmalar tüketiciyi anlamak ve tüketici ile sağlam temellere dayalı bir ilişki kurabilmek için Tüketici davranış ve alışkanlıkları araştırmalarını tercih ediyor. Tüketiciyi sıcağı sıcağına takip eden firmalar tüketicisi ile uzun ve dengeli bir ilişki kurarak başarının kapısını aralıyor.

Bu araştırma konularının yanı sıra sağlık, medya ve sosyal araştırmalarda Ipsos’un yoğun olarak hizmet verdiği alanlardır.

Araştırma sonuçlarını sağlıklı yorumlamak için öncelikle bu araştırma ile ne amaçlandığının net bir şekilde tarif edebilmek gerekiyor. Çok net olmayan, karmaşık talepler sağlıklı sonuçlar elde etmemizi güçlendiriyor. Bu nednele brief aşaması yani ihtiyacın tarifi biz araştırmacıların en çok üzerinde durduğu aşama. İyi bir araştırmanın yolu açık ve iyi ifade edilmiş bir brieften geçiyor. İyi tasarlanmış bir araştırma da yine sonuçları değerlendirme sürecinde büyük önem taşıyor.  Unutmamak gerekirki araştırmadan elde edilen sonuçlar stratejilerimizi belirlemede kullanmamız gereken girdilerden sadece birini oluşturuyor. Araştırmayı yorumlayan iyi bir araştırmacı kadar marka yöneticilerinin deneyimleri, birikimlerinin de araştırma sonuçları ile entegrasyonu en verimli sonuçlara ulaşılmasını sağlıyor. İyi bir araştırma marka yöneticisinin karar alma sürecini etkin kılar.

Müşteri Memnuniyeti’ne verilen önem geçmiş yıllara göre artış gösterdi ve her geçen günde önemi artıyor. Bunun en önemli göstergesi araştırma taleplerinin “genel memnuniyet” konularından daha özelleşmiş bir şekilde alt kırılımlara odaklanır olması. Müşteri Memnuniyeti konusunda uzman ekibimiz,  Ipsos Loyalty bünyesinde gerçekleştirilen araştırma sayısı ile örneklemlerin artışından da net bir şekilde görebiliyoruz. Hizmet verilen her nokta artık bir “memnuniyet araştırması” ile değerlendiriliyor. Sadece firmadan memnuniyet değil firmanın her iş alanı, her iş adımı memnuniyet ile denetleniyor. Aslında sadece memnuniyet değil eğer firmanın koyduğu bir hedef varsa ve o iş adımı bu hedefin altında kalmışsa memnuniyetsizlik nereden kaynaklanıyora odaklanma araştırmaları da arttı. Her geçen gün artan teknoloji ve araştırmaya katkısı ile memnuniyet araştırmaları; belirli bir dönemde, klasik bir soru formu ile yüzyüze veya telefonla yapılan araştırmalar ötesine taşındı. Ipsos Loyalty’nin 2013’de geliştirdiği EFM (Enterprise Feedback Management) modeli ile SMS / IVR / Online metodlarının kombine kullanımı ile anlık / deneyim bazlı ölçümlere dönüştü. Artık bir örnekleme ile seçilmiş müşteriler değil tüm müşteriler aldığı hizmetin her adımında geri besleme yapmaya hazır. Sadece birkaç ile değil hizmet verilen tüm illere tüm hizmet noktalarına hatta o hizmet noktalarında bölüm, birim ve hatta kişilere dokunmaya başladı. Bu işin gerçek müşterinin aldığı hizmetten memnuniyeti ile ilgili kısmı. Ipsos Loyalty olarak memnuniyet araştırmaları feedback’leri sonrası markanın hizmet kültüründe aldığı aksiyonları ise geçmiş yıllara göre 1,5-2 kat oranla Gizli Müşteri araştırmaları ile test eder hale geldik. Biz Müşteri Memnuniyeti’ni, Gizli Müşteri araştırmaları ile kombine kullanarak hizmetteki açık noktaları ve varsa yanlış bir uygulama bunun gerçek müşteriye negatif etki etmeden bertaraf edilmesini sağlıyor ve bu çalışma şeklini şiddetle tavsiye ediyoruz.

Yasemin Özen Gürelli

yasemin.ozen@ipsos.com

“Ipsos” Ürün Geliştirmede Başarılı İnovasyonun Anahtarı

Markalar Nasıl Büyür? Kitabının da yazarı olan Prof. Byron Sharp’ın ortaya attığı meşhur “Markaların Nasıl Büyüyeceğine Dair 7 kural” pazarlama çevrelerince giderek daha çok kabul görüyor fakat bu kurallar aynı zamanda pazarlama profesyonellerinde birçok tartışmaya da sebep oluyor. Bu kurallardan bazıları; Markalaşma, kabul görme,  süreklilik yaratma büyüme…  Elbette ki her markanın en temel hedefi “ büyüme ve büyüme halini sürdürülebilir kılma” olacaktır. Bunlarla beraber Byron Sarp’ın kitabına ismini verdiği “Markalar Nasıl Büyür” sorusu ve yanıtı olarak da; bilinen tüm pazarlama kabullerini yıkıcı bir yenilik getirerek adeta meydan okumaya davetiye çıkarmış içeriği.. Kendisi de kitabının başında söylüyor. Ehrenberg-Bass enstitüsü öncelikle olmak üzere, diğer araştırmacıların bulgularıyla, bu güne kadar süre gelen efsaneleri çürütmek ve tespitlerini “pazarlama kanunları “adı altında toplamak.

“Marka”ların müşteri kaybetmesi kaçınılmazdır. Her marka büyük yada küçük ölçekli, farklı dönemlerde farklı dünya gündemlerinde, kontrol dışı gelişen global durumlarda, büyüklükleriyle orantılı olarak çok sayıda müşteri kaybederler. Ancak bu müşterileri içinde daha az bir orana karşılık gelir. Dolayısıyla müşteri memnuniyeti için kendilerini paralamaktansa şirketler yeni müşteri portföyü oluşturmayı daha akılcı bulmaktadır. Bu artış hem var olanların sadakat oranını arttırır. Hem de kayıpların oranı payda büyüdüğü için daha da düşer. Kitapta bu bölümler çifte riziko, müşteriyi elde tutma rizikosu başlıkları altında yer almaktadır.

Çarpıcı başlıklardan bir diğeri ise çok önemli bir iddia… Aslında Pasue citys ekibi olarak bu iddiayı destekliyoruz. Markalar insan değil ki kişilikleri olsun. Bir markanın sahip olabileceği özellikler içinde bulunduğu kategoriyle sınırlıdır, zaten insanlar da bunlar arasındaki farkları duyumsamaz. O yüzden pazarlamacıların yapması gereken markaları farklılaştırmak değil ayrıştırmaktır. Yeter ki tüketiciler satın alma tutumlarında, karar verme anında farklılıkları yakalasın, diğerlerinden ayrıştırsın ve yaratılan tüketim amacına uygun satış bu farklılaşma ile sağlansın.

Inovasyon testleri konusunda dünyanın önde gelen danışmanlardan olan Ipsos Marketing uzmanları da yeni ürün geliştirilmesi konusundaki bu provokatif argümanlara yanıt verme ihtiyacı hissederek bir makale Konumlandırmanın, farklılaşmanın, USP’lerin (Unique Selling Point veya Eşsiz Satış Vadi), iknanın, sadakatin ve eski hedefli pazarlamanın “eski mitlerini” zorlayan Byron Sharp’ın radikal metotları, P&G, Unilever, Coca-Cola, PepsiCo, Airbnb, Uber, Microsoft ve Verizon gibi markaların da dahil olduğu pazarlama profesyonellerince kabul görmeye başladı.  Ipsos Marketing uzmanları Byron Sharp’ın kurallarının ilk dördünü bu makalede inceledi.  Bu kurallar inovasyon testini en çok ilgilendiren kurallar olarak görülüyor ve incelemelerinde birçok ortak bakış açıları gördükleri gibi bazı sapmalarla da karşılaştılar ve​ temel çıkarımları ise şu oldu: bu kurallar yerleşmiş markalar için oldukça anlamlı olsa da, bu kuralları inovasyona aktarırken dikkatli olunması gerekiyor. Böylelikle başarı potansiyeli olan fikirlerin göz ardı edilmesi önlenebilir. Genel olarak makaleye bakıldığında Ipsos Marketing uzmanlarına rehberlik eden “daha fazla insan”, “daha sık” ve “daha kolay” prensipleri Byron Sharp’ın ilk 4 kuralıyla oldukça uyum gösteriyor. Bununla birlikte Ipsos Marketing’in doğruluğu kanıtlanmış ölçümleri şunu da belirtiyor ki miktardaki artışı sağlamak için sıklık önemli ve başarılı inovasyonların kritik göstergelerinden biri de farklılaşma…

 

Kitle yığınları arasında güçlü çekiciliği olan bir ürünün başarılı olma olasılığının yüksek olduğuna dair genel bir görüş vardır. Fakat daha hedefe dönük bir inovasyon da var olan portfolyonun erişimini genişleterek başarılı olabilir, dolayısıyla bu da penetrasyon artışına hizmet eder. Kitle yığınları arasında güçlü çekiciliği olan bir ürünün başarılı olma olasılığının yüksek olduğuna dair genel bir görüş vardır. Fakat daha hedefe dönük bir inovasyon da var olan portfolyonun erişimini genişleterek başarılı olabilir, dolayısıyla bu da penetrasyon artışına hizmet eder.

 

Pause dergi olarak üzerinde durduğumuz bir başka başlık ise; Reklamın iyisi hangisidir? Bayron Sharp; reklam, kategorinin tüm alıcılarına erişmeli, belli bir alıcıya değil, uzun aralıklar vermemeli kendini sürekli hatırlatmalı, farklılaşmalı kendisini diğer reklamlardan ayrıştırmalı ve izleyici tarafından fark edilmeli, markanın alameti farikalarını taşımalı, harekete geçiren çağrışımları tetiklemeli ama herhangi bir mesaj verme ve ikna etme amacı taşımamalı… Bu arada reklamın kısa zamanda değil ama uzun vadede mutlaka satış getireceği belirtiliyor. Markalar insan değil ki kişilikleri olsun diye bir durumda var… Bunları ilerleyen sayılarımızda reklam ajanslarının yöneticileri, marka temsilcileri ve otoriteler ile tartışıyor olacağız. Sizlere bu tartışmaları, değerli görüşleri de sayfalarımızdan ilgilerinize sunuyor olacağız.

Ipsos “Hane Tüketimi Yılın İlk Aylarını Olağan ve Durağan Geçirdi”

Dünyada önemli ama ekonomisi üretimden çok tüketimle dönen ülkeler için daha da önemli başlıklar olan hızlı tüketim ve hane tüketimi… Bu başlıkların düzenli ölçümlemeleri ve her ay ortalama oranları, yıllık trendleri incelendiğinde; hanelerin her ay tüketimin ortalama olarak ne kadar para harcadıklarını, bu harcama ile neler yapıldığını gösterir. Hane başı tüketim harcamaları; ülkenin yaşam standardını, ekonominin yapısını ve ülkede iş yapmak, yatırım yapmak isteyenlere yol gösterir.

Ülkemizde bu konuyu uzun yıllardır en geniş hane kapsamında yıllardır inceleyen Ipsos araştırma şirketi yaklaşık 16.000 hane üzerinden verilerle bu nabzı düzenli olarak okuyor. Öyle ki; 1999’dan bu yana geriye dönüp yukarıda belirttiğimiz değerlendirmeleri görebilmek için trendlere bakılması bile yeterli. Ipsos Hane Tüketim Endeksi Raporu’na göre Ocak ayında Toplam Hızlı Tüketim Ürünleri harcaması Aralık ayına kıyasla cirosal olarak artış göstermedi. Yılın ilk aylarındaki harcamaların geçen aya göre ciddi artış göstermemesi, hızlı tüketim harcamalarında olağan olarak değerlendiriliyor. Geçen yılın aynı dönemine göre ise hane harcamalarında %19’luk bir artış görülüyor. Bu artışta ise aradan geçen 12 aylık süreçteki fiyat artışlarının etkisi oldukça yüksek…

Asıl artışı anlamak için sabit fiyatlar ile harcamalara bakıldığında; harcama artışının %8 olarak gerçekleştiği görülüyor. Bu artış ise en çok, hanelerin alışveriş sıklığındaki artıştan kaynaklanıyor. Bu süreç artan indirim marketlerinin yarattığı doğal bir artış olarak değerlendirilebilir.

Harcama dağılımına bakıldığında ise; geçen yıla göre daralan bir perakende kanalı görülmemekle birlikte genel artış üzerinde yine en çok İndirim Marketleri, Kasaplar, Açık pazarlar görülürken, e-ticaret de etkisinin yüksek olduğu bir diğer satış kanalı olarak öne çıkıyor.

Hanelerin alışveriş davranışlarında Aralık ayının diğer normal bir aya göre daha hareketli geçmesi gibi bir durum söz konusudur. Tabi ki bu alışverişçiye sunulan promosyon ve kampanyalarla da alakalı bir durumdur. Bu sebepten dolayı Ocak ayı evdeki stok veya ürün sayısının daha yüksek olduğu aydır.

Harcama artışı genel gıda ürünlerinde ortalama altında kalırken et- et ürünleri, yağlar ve atıştırmalıklar fiyat artışının da üzerinde büyüme gösterdi. Kişisel bakım ve temizlik ürünleri de yine hane harcamasının arttığı diğer kalemler oldu.

 

“Ipsos” Tüketicinin kalbine giden yol “Reklamlar” …

Tüketicinin kalbine giden yol “Reklamlar” …
Efsane mi, nostaljik mi? İzlerken gözlerinizin dolduğu mu, yoksa tekarar yakalasam da bir daha gülsem dedirten mi? Bıkmadan izlenileni mi, en çok hatırlanan mı? ” Yine reklam, bitse de kurtulsam, her kanalda karşıma çıktı” dedirten mi, “mankendeki montun aynısını ben de bulsam da alsam” diye asıl mesajı atlatıp “mankendeki montun” peşine düşüren mi? Ciddi medya yatırımları izleyiciyle buluştuğunda neler düşündürüyor? İnsanların akıllarında ve duygularında kalan reklamların ortak özellikleri ne? Reklam verenler tüketiciyi etkileyecek çalışmalara imza atarken ne gibi tekniklerden yararlanıyorlar. Nasıl stratejiler uyguluyorlar? Reklamları bir de medyanın arkasında inceleyelim… Pause Citys’in Mart sayısında bu önemli sektöre, “Reklam” dünyasının ölçümlerle öne çıkanlarına derinlemesine baktık. Türkiye’de bir nevi iletişimin nabzını ölçen Ipsos Ad*Watch araştırmasının Ocak ayı sonuçları ışığında, Ipsos Connect İletişim Araştırmaları Genel Müdürü Yasemin Özen Gürelli ve Coca-Cola Pazarlama Müdürü Nisa Genç ile konuyu sizler için inceledik.

Yasemin Özen Gürelli, Ipsos Connect, İletişim Araştırmaları Genel Müdürü
Adwatch nasıl bir araştırma sonucu oluşturulmaktadır?
Ipsos Adwatch, 2008 yılından bu yana her ay düzenli olarak kategorilerden bağımsız olarak reklamların spontan bilinirlik, yayılma potansiyeli ve beğeni düzeylerini Türkiye’nin 12 ilinde gerçekleştirilen bir araştırma ile ölçümlemektedir. Çalışma bir nevi Türk halkının reklamlara karşı ilgi seviyesini ölçerek, iletişim sektörünün nabzını tutmamızı sağlamaktadır. Reklamın, reklam kalabalığından sıyrılarak dikkat çekmesi reklam etkinliği için birincil kural. Kalabalıktan sıyrılmayan/ dikkat çekmeyen reklamların tutum veya davranış değiştirme, mesajını iletme gibi bir misyonu olamaz. O nedenle reklam hatırlaması, tek gösterge olmamakla birlikte, başarı adımlardan ilki olması açısından önemli.
Ne zamandan beri devam ediyor?
Dile kolay Ipsos Adwatch çalışması 10 yıldır devam ediyor !
On yılda neler oldu?
Her ne kadar GRP seviyesi ya da en çok reklam veren sektörler sıralamasında çok büyük değişimler olmasa da 10 yılda iletişim dinamiklerinde pek çok değişim oldu. Reklamların ilgi seviyesi düştü; kaliteli ve uzun süre (adstock) hafızada kalma oranlarını son 5 yılın en düşük seviyesinde yer aldı.
Nasıl değerlendiriyorsunuz?
Seneler itibariyle telekomünikasyon sektörünün, ilk 10 da, çok daha az reklamı yer alırken buna karışıklık finans/banka reklamlarının daha fazla ilgi çeker olduğunu gördük. Gıda ve kişisel bakım sektörü en çok tv yatırımı yapan sektörler olmasına karşın, içecek kategorisi kadar akılda kalıcı işlere bu sektörler de rastlanmadık. İletişim dünyasının işi teknolojinin de hayatımızdaki rolü arttıkça zorlaştı.
Ipsos Adwatch listenizde bu yıl en iyi başlangıç yapan markalar hangileri oldu?
Tüm bu zorluklar karşısında yıla en iyi başlangıç yapan 4 marka var; Coca Cola, Akbank, LC Waikiki ve Molfix. Ipsos Adwatch çalışmamızda Coca Cola, uzun zamandır görmediğimiz bir ilgi yaratarak 2018 yılına hızlı bir başlangıç yaptı. Akbank 2017’ye akapella serisi ile başlamış ve o dönemin en çok ses getiren işine imza atmıştı. Bir banka için oldukça dinamik, enerjik ve mutlu tonu ile ilgi çekmiş ve halen hafızalarda yer almayı başarmıştı. LC Waikiki bir dünya markası olduğunun aştını çizerken, Molfix de yenilenme sürecini eğlenceli bir ton ve etkili bir müzik eşliğinde tüketiciler ile buluşturuyor.

Nisa Genç Coca-Cola Pazarlama Müdürü – Turkiye, Kafkaslar, Orta Asya
Asansör reklamının çıkış hikayesi nedir?
Asansör reklamı “Coca-Cola herhangi bir anı özel bir ana dönüştürür” çatı fikriyle yaratılan bir kampanyanın ürünü olarak ortaya çıktı. Global Coca-Cola marka kimliğini lokalde en iyi şekilde anlatacak dengede kurgulanan reklam, yaratım sürecinde nöro yöntemlerle, kalitatif ve kantitatif olarak bütünsel bir yaklaşımla değerlendirildi ve gerekli optimizasyonlar yapılarak son haline getirildi.
Hikaye’yi sizden de dinleyelim mi? Kıvanç Tatlıtuğ’a nasıl karar verildi?
Reklam kurgusunda Coca-Cola bambaşka profillerden iki insanı bir araya getiren rolü üstlenerek içinde olduğu anlara değer katan, onları güzelleştiren marka olduğu mesajını perçinledi. Hem TV, hem dijital kopyalarda ortaya çıkan anlar, hedef kitlenin kendisiyle özdeşleştirebildiği zaman geçirme aktiviteleriyle şekillendi, bu sayede reklamın günü yakalayarak hedef kitleye hitap etmesi sağlandı.
Kıvanç Tatlıtuğ da reklama bu yönde yapacağı katkı göz önünde bulundurularak seçildi. Öncelikli olarak ünlünün hikayeye organik bir şekilde dahil olması ve markayla birlikte etkiyi katlaması amaçlandı. Hem genel izleyici, hem de gençler nezdinde sevilen ve markaya uygun bulunan Kıvanç Tatlıtuğ, çok yönlü bir şekilde canlandırdığı rolle izleyicide sürpriz etkisi yarattı: şarkı söylemesi, dans etmesi hikayeye uyumla dahil olmasını sağladı.
Coca- Cola reklam çalışmanızda “markalı hatırlanma” konusunda aldığınız geri bildirimlerden, ölçümlediğiniz sonuçlardan memnun musunuz?
Sonuç olarak markalı hatırlanma konusunda oldukça güçlü bir reklam ortaya çıktı. Yayın süresi boyunca tracking araştırmalarıyla takip ettiğimiz reklam, hedef kitle tarafından ortalamaların belirgin seviyede üzerinde beğenildi, izlemesi keyifli bulundu. Reklamı hatırlayanlara baktığımızda, markayı deneme ve yakın zamanda tüketim gibi önemli göstergeleri anlamlı derecede tetiklediğini gördük. Asansör reklamı kütüphanemizde en başarılı reklamlardan biri olarak yerini aldı.