Maserati MC20, Sir Stirling Moss ithaf edildi

Maserati MC20, Sir Stirling Moss ithaf edildi

Yarış dünyasına yeni nesil süper spor otomobili MC20 ile dönmeye hazırlanan Maserati, aracın tasarım çalışmalarına devam ediyor. 2010 yılında dünya şampiyonluğunu kazandığı modeli MC12’nin ardından yarış dünyasında tekrar liderliği hedefleyen Maserati, geliştirdiği MC20’nin prototipini Nisan ayında hayatını kaybeden efsanevi yarışçı Sir Stirling Moss’a ithaf etti.

Maserati, bu yeni süper spor otomobilini Modena’daki Viale Ciro Menotti Fabrikası’nda üretecek. MC20, aynı zamanda tamamı Maserati tarafından tasarlanan, geliştirilen ve üretilen yeni bir motora sahip ilk otomobil olması ile de önem arz ediyor.

Alfa Romeo’nun 110 yıllık tarihi

Alfa Romeo’nun 110 yıllık tarihi

Performans ve estetiği bünyesinde buluşturan İtalyan otomobil markası Alfa Romeo, 110 yıllık tarihine damga vuran otomobillerinin hikâyelerini ve arşiv görüntülerini internet üzerinden gözler önüne sermeye devam ediyor. Markanın 110. yıldönümü kutlamaları çerçevesinde hazırlanan “Storie Alfa Romeo” serisi, ikinci bölümüyle bir kez daha otomobil tutkunlarını tarihte keyifli bir yolculuğa çıkarıyor. Bu bölümde, otomobil severler, Alfa Romeo’nun İkinci Dünya Savaşı öncesi ve sonrasında otomotiv dünyasında referans bir marka olmaya devam ederek el işçiliğindeki estetiğini endüstriyel boyuta taşıma serüveniyle buluşuyor. Bu serüvenin baş kahramanlarından biri olan 6C 2500, performansı yanında tasarımsal üstünlüğe sahip birbirinden farklı versiyonlarıyla, savaşa rağmen 1940’lı yıllarda birçok ünlü simanın tercih ettiği bir model olmasıyla öne çıkıyor.

 

Takvimler, İkinci Dünya Savaşı’nın da başlayacağı yıl olan 1939’u gösterdiğinde, Alfa Romeo performansıyla herkesi büyüleyen 6C 2500’ü üretti. Ortaya koyduğu performansla Altın Kupa yarışmasının tartışılmaz galibi gözüyle bakılan 6C 2500, aynı zamanda benzersiz çizgileriyle de özgün ve üstün özelliklere sahip bir otomobil olarak tanımlandı. Yüksek el işçiliğine sahip olan model, bununla birlikte modern üretim teknik tekniklerine geçiş için en uygun formu da bünyesinde barındırıyordu. Bu zaman dilimi içerisinde Alfa Romeo’nun Portello fabrikası da, son 6 yıldır mühendis Ugo Gobbato tarafından yönetilmekteydi. Eğitimini Almanya’da tamamlayan Gobbato, bir dönem Torino’daki Lingotto tesislerini de yönetti. Ayrıca Sovyetler Birliği’ndeki ilk büyük rulman fabrikasını inşa etmek için “yeşil alanlar” projesinin ana yaratıcılarından biri oldu.

 

Portello fabrikasını adeta evi gibi gören Gobbato, üretim verimliliğini artırmak üzere birçok çalışmalar gerçekleştirdi. Deneyimli mühendis, tesiste ilk işe başladığı andan itibaren standart olmayan uygulamaları inceleyerek hatalı makineleri tespit etti ve yanlış malzeme akışlarını gördü. Bu analitik tanılar neticesinde Gobbato, kendi metotlarını uygulamaya koyarak 1932 yılında “Üretim faktörlerinin organizasyonu” başlıklı iki el kitabı da yayınladı. Bu metotlarında, Alfa Romeo’nun karakteristiğini oluşturan usta el işçiliğinin modern üretim teknikleri ile sentezlenmesi ön plana çıktı. Kitlesel yerine rasyonel üretimi amaçlayan Gobbato, yeni nesil genç mühendisleri de işe alarak, yeni kurallar koydu ve modern yöntemler uygulamaya başladı. İlk olarak çalışanlar arasında net sorumluluklar ve organizasyonel hiyerarşiyi tanımladı ve buna bağlı bir gelir dağılımının oluşmasını sağladı.

 

Fabrikada bir futbol yıldızı doğdu

Portello fabrikasındaki yeniden yapılanma esnasında, birçok sosyal aktivite de oluşmuştu. Fabrikanın yanında bir atletizm koşu parkuru, futbol sahası ve küçük bir tribün inşa edildi. Şirketin Gruppo Calcio Alfa Romeo adındaki mesai sonrası takımı, 1938 yılında bölgesel şampiyonayı kazanarak C klasmanına yükseldi. Bu süre zarfında fabrikada çalışan Valentino Mazzola adındaki bir mekaniker de, takımda yer bularak kendini gösterdi ve zaman içerisinde Grande Torino takımının kaptanlığı ile İtalya milli takımına kadar uzayan bir kariyerin sahibi oldu.

 

Güzellik ve güç, 6C 2500’de buluştu!

2300 B ve 6C 2300’nin mirasları üzerine geliştirilen 6C 2500, teleskopik amortisörlü arka torsiyon çubuklu süspansiyonları ve mekanik yerine hidrolik frenler gibi önemli teknik yenilikleri barındırırken seleflerine göre daha performanslı ve çevik yapıdaydı. Modelin Super Sport versiyonu ise 110 HP güce ulaşırken, saatte 170 km hıza erişiyordu. Tamponların entegre edildiği ‘kalın kanatlı’ gövdesi, araca 1939 yılında Tobruk-Tripoli’de çıktığı ilk yarışı kazandırdı.  Sportif başarıya ve aracın teknik performansına kayıtsız kalamayan dönemin seçkin müşterileri de, araca yoğun talep gösterdi. Modelin 5 ve 7 koltuklu Turismo versiyonları üretilirken, kısa dingil mesafesine sahip Spor ve Super Sport versiyonlarının karoserleri, harici karoser uzmanlarına yaptırıldı. 62 ila 96 bin Liret aralığındaki yüksek fiyatlara rağmen, araçtan tam 159 adet satıldı. Bu adet, başka marka ve modelden olup, sayıları binlere varabilecek otomobil satışlarından gelecek ciro miktarını rahatlıkla karşılıyordu.

 

Savaş sonrası yaşananlar

İkinci Dünya Savaşı’nın ardından birçok fabrika, düzenini askeri üretimden sivil üretime doğru yöneltmek için uğraştı. Portello fabrikası ise 1943 ve 44 yıllarında bombaların etkisiyle oldukça hasar gördü. Bununla birlikte savaş öncesinin en yeni otomobili olan 6C 2500’ün mekanik parçaları savaş esnasındaki saldırılarda zarar görmedi. Dolayısıyla savaşın bittiği yıl olan 1945’te, 6C 2500 Sport’un birkaç versiyonu monte edildi. Fakat Milano ve birçok İtalyan şehri savaşta yoğun tahribat gördüğü için, hem ülke ekonomisi çökmüş hem de araç üretim tesisleri için gerekli malzeme ve yakıtlar karaborsadan bulunur hale gelmişti.

 

6C 2500 Pinin Farina Special Cabriolet

1946 yılına gelindiğinde, üretilen 146 adetlik otomobil arasından bir 6C 2500‘ün cabrio versiyonu Paris Otomobil Fuarı’na gönderildi. Fakat savaşın mağlubu olan İtalya’ya mensup şirketlerin fuara katılımı engellenmişti. Paris’e gönderilen 6C 2500 Pinin Farina Special Cabriolet modelinin direksiyonuna oturan tasarımcısı Battista “Pinin” Farina, aracı meşhur Gran Palais’in girişinin önüne park ederek her akşam Place de L’Opéra’ya götürdü. Bu hamleler, otomobilin ve tasarımcı Battista “Pinin” Farina’nın başarısını gözler önüne serdi. Aynı yıl Portello’da bir spor gövde üzerine inşa edilen 6C 2500’ün orijinal Freccia d’Oro versiyonu; güncel aerodinamiği, kısa ve yuvarlak arka tasarıma sahip oluşuyla da kendisinden sonraki birçok versiyona ilham kaynağı oldu. Başarılı tasarımlarını sürdüren Pininfarina, Cernobbio Yarışması için ödüllü bir Berlinetta ve çığır açan çizgilere sahip zarif bir Coupe ortaya koydu. Sürat teknesi şampiyonu olan Achille Castoldi ise, bir adet Touring Coupe satın alarak, Farina’nın Paris’te uyguladığı ilgi çekici metodu Cenevre Otomobil Fuarı’nda uyguladı.

 

Birçok ünlü ismin tercihi oldu

6C 2500, dönemin birbirinden farklı ünlü simalarının da tercih ettiği bir otomobil oldu. ABD’li ünlü aktör Tyrone Power, Alfa Romeo 6C 2500 ile Roma’yı karış karış gezerken, Arjantinli devlet adamı Juan Peron ve eşi Evita Milano’da araç ile boy gösterdi. Mısır Kralı Farouk ve Monako Prensi III. Ranieri gibi önemli isimler de aracı tercih eden isimler arasındaydı. ABD’li aktris Rita Hayworth, 27 Mayıs 1949 yılında Cannes’daki belediye binasına Prens Ali Han ile evlenmek için geldiğinde, düğün hediyesi olan 6C 2500’ü kullanıyordu. Bu model, gri gövdesi ve koyu mavi tente ve döşemeleriyle gelinin şıklığını tamamlayarak dikkatleri topladı.

 

Yirminci yüzyılın estetiği: 6C 2500 SS Coupé Villa d’Este

Birbirinden farklı tasarım ve estetik zevklere uyumlu olarak dizayn edilen 6C 2500’ün SS Coupé Villa d’Este versiyonu, üretilmiş tüm zevk sahibi otomobillerin sentezi olarak tanımlandı. Gövdeden bağımsız bir yardımcı şasiye sahip son Alfa Romeo modellerinden olan Villa d’Este, sadece 36 adet üretildi. Otomobil tasarımcısı Bianchi Anderloni, kendi Touring karoser üretim firması tarafından inşa edilen 6C 2500 SS Coupé üzerinde değişiklikler gerçekleştirdi. Ön bölüm yeniden tasarlandı ve gövdeye daha iyi entegre edilen dört adet far dışında, üst üste bindirilen iki adet yatay konumlu uzun havalandırma kanalı eklendi. Açıkça görülebilir durumda olan çamurluklar, yanlara entegre edildi. Ön cam eğimli olarak iki parçaya bölünürken arka kısım da alçak ve belirgin şekilde konumlandırıldı. Aracın şıklığını ise iki küçük ve zarif yuvarlak stop lambası tamamladı. 6C 2500 SS Coupé Villa d’Este, 1949 yılında düzenlenen Villa d’Este Elegance yarışmasında “Grand Prix Halk Oylaması” ödülünü kazandı.

 

Geleceğin SUV’si Yeni Ford Kuga Türkiye’de

Geleceğin SUV’si Yeni Ford Kuga Türkiye’de

—–Ford’un Avrupa’da en çok satan SUV modeli olan Kuga, şimdi yepyeni ve şık tasarımı, ergonomik ve rafine yaşam alanı ile geleceğin teknolojilerini Türkiye ile tanıştırıyor.

——Yeni Kuga, Ford Co-Pilot 360˚, Kör Nokta Uyarı Sistemi, Yaya Algılama Özellikli Çarpışma Önleme Yardımcısı gibi gelişmiş uygulamalarla üstün güvenlik seviyesi sunuyor.

—–Üstün konfor anlayışıyla tasarlanan Yeni Ford Kuga; B&O Ses Sistemi, Dinamik LED Ön Far Sistemi, Aktif Park Asistanı, 180˚ Ön Görüş Kamerası, 12,3 inç Dijital Gösterge Paneli, 2. Sıra Kayar Koltuk Tasarımı, Isıtmalı Arka Koltukları ve Göz Hizası Gösterge Paneli ile teknoloji noktasında zengin donanımlar içeriyor.

—–Yeni Kuga, verimliliği desteklerken yüksek performanstan ödün vermeyerek yolculukları keyfe dönüştürüyor. 1.5 litre EcoBoost benzinli, 1.5 litre EcoBlue dizel, 2.0 litre Ecoblue dizel ve 2.5 litre PHEV benzinli motor seçenekleriyle sınıfının en iyi verimliliğini sunuyor.

—–Yeni Kuga; müşterilerin konforlu ve güvenli alışveriş ortamı beklentileri ön planda tutularak geliştirilen ‘Ford Dijital Stüdyo’ uygulaması üzerinden de otomobil severlerin beğenisine sunuluyor. Haziran ayı itibarıyla, müşteriler istedikleri yerden ve tüm cihazlardan, kişiye özel Ford Dijital Stüdyo müşteri danışmanı ile birlikte aracı hem canlı (görüntülü) olarak inceleyebilecek hem de diledikleri soruları sorabilecek.

Ford’un Avrupa’da en çok satan SUV modeli olan ve yenilenen Ford Kuga şık tasarımıyla dikkat çekerken tamamen yenilenen daha geniş iç mekân ve konfor sunan tasarım ve teknoloji detaylarıyla da öne çıkıyor.

Style, Titanium ve daha sportif karakterli ST Line versiyonlarına sahip olan yeni Ford Kuga gelişmiş güç ve aktarma organlarıyla sınıfının en iyi verimliliğini sunuyor. Yeni Ford Kuga, 1.5 litre EcoBoost benzinli, manuelin yanı sıra yeni sekiz vitesli otomatik şanzımanla da kombine edilebilen 1.5 litre EcoBlue dizel, Akıllı 4×4 Çekiş Sistemi ile sunulan 2.0lt Ecoblue dizel ve 2.5 litre PHEV benzinli motorla zengin bir güç ve aktarma organı çeşitliliği sunuyor.

Yeni Ford Kuga, 150 mm ileri-geri hareket eden kızaklı arka koltuk tasarımıyla sınıf lideri 2.sıra diz mesafesini ve esnek bagaj hacmi kullanımı imkanını birlikte sunuyor. Geniş ve ferah iç mekân özelliklerini; kablosuz şarj özelliği, 8 inçlik renkli dokunmatik ekranıyla SYNC bilgi-eğlence sistemi, premium B&O ses sistemi ve farklı sürüş modları ile tasarımı değişen 12,3 inç büyüklüğünde Dijital Gösterge Paneli gibi gelişmiş konfor donanımları tamamlıyor. Euro NCAP tarafından en yüksek derecelendirme olan 5 Yıldız ile değerlendirilen yeni Ford Kuga; Dur & Kalk ve Trafik Levhası Tanıma Sistemine sahip Adaptif Hız Kontrol ve Şerit Hizalama Asistanı, Ford Dinamik LED Ön Far Sistemi, Göz Hizası Gösterge Paneli ve Yeni Aktif Park Asistanı gibi gelişmiş teknolojilerle üstün güvenlik sunuyor.

Yeni Ford Kuga; Buz Beyazı, Blazer Mavi, Pasifik Mavi, Aytozu Gri, Akik Siyah, Kurşun Gri, Manyetik Gri, Kumsal Gri, Bronz Turuncu, Mercan Kırmızı ve Platin Beyaz olmak üzere 11 farklı gövde rengiyle satışa sunuluyor.

Genişlik, esneklik ve bağlanabilirlik yüksek konforla bir arada

Konfor, genişlik, esneklik ve bağlanabilirlik Yeni Kuga’nın yolcu deneyiminin temelini oluşturuyor. Yeni Kuga, yerini aldığı nesil ile kıyaslandığında 44 mm daha geniş, 89 mm daha uzun ve 20 mm daha fazla dingil mesafesine sahip.

Yanlarda oturan arka koltuk yolcularına ilk kez ısıtmalı koltuklar sunulurken kızaklı arka koltuklar ileri-geri hareket edebiliyor. Koltukların geriye çekilmesiyle Kuga 1.035 mm ile sınıfının en iyi 2. sıra diz mesafesini sunarken koltuklar ileriye kaydırıldığında 67 litre ek bagaj hacmini kullanıma sunuyor ve 650 litrelik bir değere ulaşıyor.

İç mekanda hayatı kolaylaştıran bağlanabilirlik özellikleri

Yeni Kuga’nın iç mekânı, kullanıcının hayatını kolaylaştıran yenilikçi çözümlerle donatılıyor. Kablosuz şarj gibi gelişmiş bağlanabilirlik çözümleri kabin içindeki kablo karmaşasını ortadan kaldırıyor. Kullanıcı akıllı telefonunu Bluetooth üzerinden Ford’un SYNC iletişim ve bilgi-eğlence sistemine bağlayarak aynı zamanda kablosuz şarj özelliğinden yararlanabiliyor ve 8 inçlik dokunmatik ekrana sahip SYNC ile sisteme bağlı akıllı telefonun ve aracının bazı özelliklerini da kumanda edebiliyor. Sistem ayrıca Apple CarPlay ve Android Auto™ özelliklerini de destekliyor.

Şarj Edilebilir (Plug-in) Hibrit modeli
Önümüzdeki dönemde Şarj Edilebilir (Plug-in) hibrit versiyonunun da Türkiye’de sunulması planlanan Yeni Ford Kuga’nın ilk etapta 1.5 litre EcoBoost benzinli manuel şanzımanlı versiyonu ve sekiz ileri otomatik şanzımanla kombine edilebilen 1.5 litre EcoBlue dizel versiyonları Türkiye’de satışa sunulacak.

Yeni Ford Kuga, 269.300 TL’den başlayan tavsiye edilen anahtar teslim satış fiyatıyla Haziran ayı itibarıyla Ford Yetkili Satıcıları’nda müşterilerini bekliyor.

 

Yamaha Tracer 900 yollarda

Yamaha Tracer 900 yollarda

Tracer 900, konforlu ve teknolojik donanımıyla uzun ya da kısa tüm yolların en keyifli yoldaşı… Eğer planlarınızdaki yollar bol virajlı ve dönüşlü ise sportif tarzı ve gezi ruhu sayesinde olağanüstü bir sürüş deneyimi yaşatır.

Tam bir gezi motosikleti.

Uzun yolu seven, yeni kültürler benimseyip km’ler harcamayı isteyenler, özgürlüğün tadını yolda motosiklet ile çıkarıyor. Rüzgârı hissederek, sürülen coğrafyalarla bütünleşme fırsatı veren motosikletler özellikle uzun yolda güçlü ve konforlu olmalı… Farklı segmentlerde, farklı ihtiyaçlara yönelik en iyi performans motosikletlerini sunan Yamaha Motor’un uzun yol için tasarladığı Tracer 900 tam bir gezi motosikleti. Avrupa’nın en çok satan motosiklet modelleri arasında yer alan Tracer 900’ün kalbinde derin, doğrusal tork düzeyleri ile güçlü ve yüksek devirde yüksek güç üreten 847 cc, 3 silindirli bir motor yatıyor. Dövme pistonlara ve ofset silindirlere sahip bu kompakt ve hafif motor, iki tekerlek üzerindeki sürüş deneyimine coşku katıyor.

 Rüzgar ve yağmur gibi zorlu hava koşullarına karşı mükemmel koruma.

Tracer 900 ile dağlarda heyecanlı bir yolculuğa çıkarken veya uzun mesafeli bir tura hazırlanırken yüksek seviyede konfor ve koruma elde ediliyor. Yüksek ve geniş ön cam, rüzgarın sürücünün üst bedenini etkilemesini engellerken ergonomik tasarımlı sele, sürücü ve yolcu basamakları her yolculuğu rahat ve keyifli hale getirir. 18 litrelik deposuyla kesintisiz 300 km yol yapan Tracer 900, sürüş konforu için dar bir orta kısım ve dizlikler sunan benzin deposu sayesinde rahatlıkla uzun süreli sürüşler yapmayı mümkün kılıyor.

Farklı koşullarda etkili çalışma için Tracer 900’ün üç farklı D-Mode çalışma modundan biri seçilebiliyor. Aniden bastıran yağmur ya da rüzgar gibi sürprizlerle dolu yolculuklarda 3 modlu Çekiş Kontrol Sistemi (TCS) kaygan zeminlerde ekstra güvenlik sağlarken, ABS frenleme sırasında tekerleklerin istem dışı kilitlenmesini önlüyor.

Virajlar hiç bu kadar keyif vermemişti.

Sürücü güvenliği Yamaha’nın her modelinde olduğu gibi Tracer 900’ün tercih edilme sebeplerinin başında geliyor. Çoğu zaman kullanıcıyı korkutan virajlar artık eğlence sebebi. Tracer 900’de viraja girerken daha yumuşak vites küçültmek için destekli ve kaydırmalı (A&S) debriyaj mevcut. Vites küçültme nedeniyle şanzıman üzerine etki eden ani darbeleri ortadan kaldırmaya yardımcı olan A&S debriyaj, şasi dengesini ve duruşunu korumaya yardımcı olarak daha yüksek kontrol kabiliyeti sunuyor.

Yüksek hızda mükemmel denge.

Tracer 900’ün uzun alüminyum salınım kolu, hızlanırken daha güçlü bir sürüş hissi yaratıyor. Bu hafif salınım kolu motorun dinamik sürüş deneyimine katkıda bulunmanın yanı sıra yüksek hızdayken mükemmel denge ve viraj çıkışlarında yüksek seviyelerde çekiş sağlıyor. Tracer 900’ün başarısındaki temel faktör hafif ve kompakt alüminyum şasi kullanılması… Bu şasinin mükemmel rijitlik dengesi Sport Tourer’in çevik ve hassas kontrol özelliklerine katkı sağlıyor. Bir ya da iki kişiyle otoyolda ya da ara sokaklarda rahatlıkla sürülen Tracer 900, sürücü tepkilerine anında ve doğru bir şekilde yanıt vermek üzere üretildi.

 

Arabanızı kuş pisliğinden koruyun

Arabanızı kuş pisliğinden koruyun

Covid-19 salgını nedeniyle herkesin evlere kapandığı bu dönemde araçlar da uzun süre park halinde bulundukları yerde kaldı. Bu durum, araçların kuş pisliklerine daha fazla ve uzun süre maruz kalmasına sebep oldu. Ford, araç boyalarının koruyuculuğunu daha uzun süre sürdürmek için yapay kuş pisliklerine dayalı geliştirdikleri testler ile araç sahiplerine yardımcı oluyor.

Neyse ki, Ford araçları sadece bu olasılık için test ediliyor, hem de laboratuvarda geliştirilen yapay kuş pisliği yardımıyla…

Bunun için tüm Avrupa’da kuşların farklı beslenmelerini gözeterek farklı asitlik düzeylerini yansıtacak şekilde sentetik kuş pislikleri oluşturuluyor. Numune parçaları, müşterilerin aşırı sıcaklarda araç kullanımlarını yansıtmak için bir fırında 40°C, 50°C ve 60°C’de ısıtılıyor ve kuş pislikleri test panellerine sprey şeklinde uygulanıyor, böylece boya korozyon korumasının sınırları zorlanıyor.

“Kuş pisliği testi”, boya örneklerinin maruz kaldığı zorlu testlerden sadece biri. Paneller, 60°C ve 80°C’de 30 dakika boyunca yaşlandırılmadan önce üzerlerine fosforik asitle karıştırılmış deterjan ve sentetik polen de püskürtülüyor. Bu test, polen ve yapışkan ağaç özsuyu gibi havadaki partiküllere karşı koruma sağlıyor.

DS Automobiles matrisi ilk kullanan firma oldu

DS Automobiles matrisi ilk kullanan firma oldu

DS Automobiles, DS MATRIX LED VISION ile DS 3 CROSSBACK segmentinde matris farlar kullanan ilk üretici oldu.

DS 3 CROSSBACK’in sanat eserlerini kıskandıracak tasarımının temel öğeleri olan DS MATRIX LED VISION farlar ileri teknoloji sunuyor. Kısa far işlevi için üç LED bölmesi ve uzun far işlevi için MATRIX BEAM modülü olmak üzere iki farklı bölümden oluşan farlar, DS 3 CROSSBACK’in ön yüzünün iddialı tasarımında başrol oynuyor.

DS WINGS’in her iki yanında bulunan MATRIX BEAM modülleri, ön camın üstüne yerleştirilen bir kameranın algıladığı ortama göre kademeli olarak yanıp sönen 15 bağımsız bölümden oluşuyor. Işık demeti otomatik olarak uyum gösteriyor ve bu sayede elde edilen optimum aydınlatma diğer sürücülerin gözlerini kamaştırmadan sürekli uzun farlarla seyretmeye olanak tanıyor.

Lexus, 4 yıl üst üste “En İyi Üretici Ödülü”nü aldı

Lexus, 4 yıl üst üste “En İyi Üretici Ödülü”nü aldı

Premium otomobil üreticisi Lexus, dört yıl üst üste “En İyi Üretici Ödülü’nü” alarak bu konumunu daha da güçlendirdi.

Otomobil satın alan gerçek kullanıcıların deneyimlerine ve fikirlerine dayanarak yapılan Auto Express Driver Power araştırmasında, Lexus yine üstün bir performans ortaya koydu. Üretim kalitesi, dayanıklılık, motor, şanzıman gibi kategorilerde öne çıkarak 30 marka arasında zirvede yer aldı. Bu ödül aynı zamanda güvenlik, iç tasarım, sürüş ve yol tutuş gibi kategorilerdeki başarıyla da taçlandı.

RX SUV modeli tam hibritler arasında birinci olurken IS Sedan En İyi Kompakt Yönetici Otomobili ve CT Hatchback de En İyi Premium Kompakt Aile Otomobili seçildi.

Gerçek kullanıcıların yer aldığı testlerden yüksek standartlara sahip modelleriyle her zaman ön plana çıkan Lexus, aynı zamanda Dünyanın En Sorunsuz Otomobil markası, İkinci Elde En İyi Marka gibi birçok ödülün de sahibi olmaya devam ediyor.

Mercedes-Benz Türk, tüm imkânlarını COVID-19 mücadelesi için kullanıyor

Mercedes-Benz Türk, tüm imkânlarını COVID-19 mücadelesi için kullanıyor

Mercedes-Benz Türk, yeni tip koronavirüs COVID-19 salgını sebebiyle ortaya çıkan medikal malzeme ihtiyaçlarına iki farklı pleksi kabin üreterek destek veriyor.

Şirketin Hoşdere Otobüs Fabrikasında üretmeye başladığı 50 adet numune alma kabini ve Aksaray Kamyon Fabrikasında üretmeye başladığı 100 adet entübasyon kabini, Sağlık Bakanlığına bağışlanarak ihtiyaç duyulan hastanelere teslim ediliyor.

Mercedes-Benz Türk’ün ana şirketi olan Daimler de dünyanın farklı ülkelerinde yeni tip koronavirüse karşı desteklerini aralıksız sürdürüyor. Almanya’nın farklı kentlerindeki ulaşım ihtiyaçları için araç tahsisi gerçekleştiren şirket 110.000 adedi aşkın maske desteği de sağladı. Uzun yıllardır 3D yazıcı teknolojisini kullanan Daimler, 3D yazıcı ağını yıllık 150 bin adetlik medikal ürün üretimi için de devreye alıyor.

NISSAN herkesi resim çizmeye davet ediyor

NISSAN herkesi resim çizmeye davet ediyor

NISSAN dünyayı etkisi altına alan COVID-19 salgın sürecinde insanların sanatsal yönlerini keşfetmeleri, zamanı daha verimli ve üretken kullanmaları için boyama kitabı, video ve tasarım önerileri sunuyor.

NISSAN’ın global tasarım ekibi “her şey bir çizgi ile başlar” diyerek dünya çapında, sanatçıları bir araya getirmek için #drawdrawdraw etkinliği başlattı. Tasarım ekibi ayrıca herkesin evde kaldığı COVID-19 sürecinde zamanı daha verimli ve üretken kullanmak için NISSAN klasik araçların, güncel modellerin, geleceğe ait konseptlerin ve NISSAN Figaro ve ChoiMobi gibi “kült klasiklerin” yer aldığı 23 adet yeni, indirilebilir boyama sayfası hazırladı.

Albaisa’nın ekibinden tasarımcılar önümüzdeki haftalar boyunca tasarım ilhamlarını, neler çizdiklerini, nasıl araba tasarımcısı olduklarını ve işe girmek isteyenler için gereken ipuçları hakkında da ek videolar yayınlayacak.

Nissan boyama kitaplarını: https://global.nissannews.com/en/releases/nissan-invites-all-to-draw adresinden indirebilirsiniz.

 

 

Formula E Pilotları Sanal Ortamda Yarışıyor

Formula E Pilotları Sanal Ortamda Yarışıyor

ABB FIA Formula E Şampiyonası, Formula E’de yarışan 12 takım ve 24 pilot ile birlikte “ABB Formula E Race at Home Challenge” organizasyonunda yarışacak.

UNICEF iş birliğinde gerçekleşen projede, turnuva sırasında elde edilen tüm gelirler uluslararası COVID-19 yardım fonuna bağışlanacak.

Tüm dünyayı etkisi altına alan COVID-19 salgını nedeniyle Türkiye’de ve dünyada spor organizasyonlarının tamamı askıya alınmış durumda. Bu organizasyonlardan bazıları, sanal ortamda gerçekleştiriliyor. ABB FIA Formula E Şampiyonası da bu gruba katılarak sanal ortamda izleyiciyle buluşuyor.

18 Nisan Cumartesi günü test etkinliği ile başlayan Formula E’nin ilk turu 25 Nisan Hong Kong sanal yarışıyla devam etti. Yarışın 2.turu ise 2 Mayıs’ta gerçekleşti.

Sezonun 13 Haziran’da yapılacak final yarışında ise yarışı bitirenlerin puanı ikiye katlanacak.