Yazılar

Yılbaşı eğlencesi Acil Servis’de sonuçlanmaması için!

Yılbaşı eğlencesi Acil Servis’de sonuçlanmaması için!

Yeni yıla sayılı saatler kala yılbaşı gecesine yönelik planlar da şekilleniyor. Kimileri yeni yılı dışarıda karşılamaya hazırlanırken kimileri ise sevdiklerini kendi kuracakları yılbaşı sofrasında ağırlayacak olmanın heyecanını yaşıyor. Ancak dikkat! Gerek sofrada geçirilecek sürenin uzunluğu gerekse sofradaki yemeklerin lezzetli olması adına katkı maddeleri, yağ, şeker, tuz ve kalori oranlarında aşırıya kaçılabilmesi sağlık açısından bazı tehlikeleri beraberinde getirebiliyor! Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman “Yılbaşı sofralarında ölçüyü fazla kaçırmak mide ve bağırsak sorunlarına yol açarak gecenin hastanede acil serviste sonuçlanmasına neden olabildiği gibi, özellikle kalp damar hastaları ve diyabet hastalarında hayati risk oluşturabiliyor. Bu nedenle gerek tüketim miktarı gerekse yiyeceklerin içerikleri açısından dikkatli olmak gerekiyor” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, sağlıklı bir yılbaşı sofrası için dikkat edilmesi gerekenleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman

Sebze çeşitliliğini artırın

Yılbaşı sofralarınız için yapacağınız meze ya da salatalarda çok çeşitli sebzeler kullanın. Bu sayede kalori yoğunluğu düşük, besin değeri yüksek ve uzun süre tok tutan bu besinler tüketerek, yüksek kalori içeren, besin değeri düşük ürünlerden korunmuş olacaksınız. Yemeğe salata, sebze gibi seçeneklerle başlangıç yaparak iştahınızı kontrol altında tutabilirsiniz.

Proteine mutlaka yer verin

Yılbaşı sofranızda proteinlere mutlaka yer verin. Proteinlerin sindirim süresi uzundur ve sizi daha uzun süre tok tutar. Ana yemekte kırmızı et yerine hindi-balık gibi protein türevlerine ve yine meze olarak bakliyat salatası gibi bitkisel proteinlere yer vererek hem tok tutucu hem de sağlıklı proteinleri öğününüze eklemiş olursunuz.

Hafif mezeler seçin

Kızartarak yaptığınız ya da yoğun soslu, mayonezli mezeler hazım problemlerine yol açabileceğinden fırınlama yöntemini tercih edin. Böylece yılbaşı akşamını hem daha konforlu hem de daha az kalori alarak geçirebilirsiniz. Yine gıda zehirlenmelerinden korunmak için mezeleri taze olarak tüketmek, beklemiş olanları tercih etmemek büyük önem taşıyor.

Şeker ilavesiz, doğal içecekler tercih edin

Lezzetli sofraların eşlikçisi lezzetli içecekler yılbaşında da sofralarınıza renk katar. Ancak yoğun kalorili, şeker ilaveli hazır içecekler hem kalorisi hem de doğal olmayan içeriği ile sağlığınızı tehdit edebilir. Evde çeşitli meyveleri kaynatarak yapacağınız bir içecek hem sofranıza renk katar hem de sağlığınızı korumanıza yardımcı olur. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman “Kuru üzüm ve ayvayı kaynatarak biraz da tarçın kabuğu ve karanfil ekleyerek güzel bir içecek elde edebilirsiniz. Ayrıca en değerli içeceğimiz olan su tüketimine de yer verebilmek için sularınızı frenk üzümü,  taze nane gibi renkli meyvelerle ve sebzelerle aromalandırabilirsiniz” diyor.

Meyveli ya da sütlü tatlıları tercih edin

Yılbaşı sofraları tatlılarla taçlandırılsa da alınan yoğun kaloriler üzerine bir de yoğun şerbetli, hamurlu bir tatlı tercih etmek mide bağırsak sorunları, hatta uyku problemlerine dahi yol açabilir. Bu nedenle meyve tatlıları, sütlü tatlılar çok daha hafif seçenekler olacaktır.

pause sağlık

Kompleks karbonhidratları seçin

Pirinç ve beyaz un gibi basit karbonhidratlar kan şekerinizde dalgalanmalara neden olarak tok hissetmenizi engelleyebilir. Yılbaşı sofrasında yardımcı yemek olarak pirinç, beyaz unlu yiyecekler ve börek yerine bulgur, kara buğday, esmer pirinç gibi kompleks karbonhidratları sofranıza ekleyerek daha tok hissetmeyi ve dolayısıyla daha az kalori alımını hedefleyebilirsiniz.

Kuruyemişleri kontrollü tüketin

Kuruyemişlerin her zaman olduğu gibi yılbaşı sofrasında da kontrollü tüketilmesi gereken besinler arasında olduğunu vurgulayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Ozman “Sağlıklı olduğu kadar yoğun yağ içeriği ve kaloriye sahip bu besinlerin de fazlası hazım ya da gaz problemlerine yol açabilir. Bu nedenle yaklaşık 1 avuç kuruyemişi tabağınıza alarak tüketmeye çalışın, paketten ya da kontrolsüz tüketimi engelleyin” diyor.

Sofraya aç oturmayın, yavaş yavaş yiyin

‘Nasıl olsa güzel bir sofraya oturacağım’ düşüncesiyle yılbaşı yemeğine çok aç halde başlamayın. Mümkünse 2-3 saat kadar önce 1 su bardağı kefir ya da 8-10 çiğ badem yanında sütlü bir kahve ile ara öğün yapın. Bu sayede yılbaşı sofrasında yediğiniz miktarları kontrol altında tutabilirisiniz. Sofrada yemeklerinizi yavaş tüketin ve iyi çiğneyin, bu sayede hem hazım problemlerinden kurtulmuş hem de çok daha az kalori almış olursunuz.

200 gramlık bir dilim karpuz 60 kalori…

200 gramlık bir dilim karpuz 60 kalori…

Yaz deyince ilk akla gelen, özellikle de aşırı sıcaklarda serinletici lezzetiyle öne çıkan karpuz, yüksek şeker içeriği nedeniyle dikkatli tüketilmesi gereken ancak aşırıya kaçıldığının farkına bile varılmadığı bir meyve. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, bu nedenle karpuzun lezzetine ve serinletici etkisine aldanmayıp tüketiminde mutlaka bazı kurallara dikkat etmek gerektiğini belirterek, özellikle diyabet ve böbrek hastaları açısından ciddi tehlikelere yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, karpuz tüketirken dikkat edilmesi gereken 7 önemli kuralı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman

Gece tüketmeyin

Yaz aylarında serinlemek için akşam yemeği sonrası yenilen karpuz metabolizmanın yorulmasına neden oluyor. Bu nedenle yaz mevsiminin vazgeçilmezi karpuz başta olmak üzere diğer tüm meyveleri akşam geç saatlerde değil, gün içerisinde tüketmeye özen gösterin. Zira gece yenilen meyveler, karaciğer yağlanması ve diyabet gibi hastalıklara karşı riski daha da artırıyor.

Kabuğuna yakın beyaz kısmını atmayın

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman “Karpuzun kabuğuna yakın beyaz kısmında da posa ve vücut için faydalı olan bazı biyoaktif maddeler bol miktarda bulunuyor. Özellikle kalp ve damar sağlığını korumada etkili bir aminoasit olan Sitrulin içermesi sayesinde kalp dostu bir özelliğe sahip. Bu nedenle karpuzu dilimlerken beyaz kısımlarını da içerecek şekilde keserek faydayı artırabilirsiniz. Karpuzun beyaz kısımlarını aynı zamanda turşu ya da reçelini yaparak da tüketebilirsiniz” diyor.

Karpuzu peynirle tüketin

Karpuz tek başına tüketildiğinde kısa bir süre sonra sizi acıktırabilir. Bu nedenle hem tat uyumu hem de birlikte tüketildiğinde tok tutma etkisinden dolayı karpuzu peynirle tüketebilirsiniz. Sağlıklı ve ideal kiloda olan kişiler ara sıra 2 dilim karpuz ve 60-90 grama denk gelen 2-3 dilim peynirle bir öğün yapabilirler. Ancak bunu süreklilik haline getirmekten kaçınmak gerekir.

Acıbadem Kozyatağı Hastanesi

Kesmeden önce mutlaka yıkayın

Karpuz kabuğunda bulunan çamur ve toz gibi kalıntılar bıçakla kesme işlemi sırasında karpuzun yenilen kısımlarına bulaşabilir. Bu kalıntılardan kurtulmak için karpuzu kesmeden önce akan su altında mutlaka yıkayın. Yıkama işlemi kabuk yüzeyindeki hastalık yapıcı bakterilerden arınmayı sağlamayabilir. Bu nedenle karpuz kesmeden önce kısa bir süre sirkeli suda bekletin.

Diyabetiniz varsa!

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman “Karpuz halk arasında ‘su oranı yüksek dolayısıyla masum bir meyve’ olarak düşünülse de şeker oranı yüksek olan ve lezzeti ile fazla tüketimi muhtemel bir meyvedir. Özellikle diyabet hastalarının 1 porsiyon yani yaklaşık 200 gramı geçmemesi gerekir. Diyabet hastaları karpuz gibi şekerli meyveleri salata gibi posalı yiyecekler ve protein içeren besinlerle tüketirlerse kana karışma hızı yavaşlayacağından kan şekerini daha az yükseltir.

Diyette bu hataya düşmeyin!

Zayıflama diyeti yapanlar yaz aylarında öğünleri karpuz başta olmak üzere meyvelerle geçiştirirken, bu durum hem sağlıksız beslenmelerine hem de kilo vermek yerine aksine kilo almalarına yol açabiliyor. 1 dilim karpuzun karbonhidrat içeriği yaklaşık 1 dilim ekmeğe eşit olduğundan, 60 kkal olan günlük 1 dilim (yaklaşık 200 gr) karpuzu aşmayıp, yanında 2 ceviz veya 10 çiğ badem tüketerek tokluk sürenizi artırabilir ve kilo kontrolüzde fayda sağlayabilirsiniz.

Böbrek hastalığınız varsa dikkat!

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman “Karpuz yüksek potasyum ve su içeriği nedeni ile potasyum ya da sıvı kısıtlaması yapılması gereken böbrek hastaları tarafından dikkatli tüketilmelidir. Bu nedenle tüketip tüketemeyecekleri ya da ne miktarda tüketebilecekleri konusunda hekim veya diyetisyenlerine danışmaları gerekir. Zira böbrek hastalarında kanda potasyumun yükselmesi çok yıkıcı etkilerle sonuçlanabilir” uyarısında bulunuyor. 

Bağışlık sistemini nasıl güçlendiririz?

Bağışlık sistemini nasıl güçlendiririz?

Soğukların kendini iyiden iyiye hissettirdiği kış mevsiminde, üst solunum yolu hastalıklarının görülme oranı artıyor. Dolayısıyla güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olmamız çok daha fazla önem kazanıyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, yeterli ve dengeli beslenmenin bağışıklık sisteminin güçlenmesinde büyük önem taşıdığına dikkat çekerek, “Çünkü vücutta mikro veya makro besin ögeleri bir sinerji içerisinde çalışıyorlar. Herhangi birinin eksikliği bağışıklık sisteminin optimal şekilde çalışmasını önleyebiliyor. Faydalı olduğunu düşündüğümüz herhangi bir besin ya da besin grubunu fazlaca tüketmek yerine; karbonhidrat, protein ve yağ gibi makro besin grupları ile vitamin ve mineraller gibi mikro besin öğelerini alabilmek için çeşitli meyve ile sebzeleri tüketmek çok daha faydalı olacaktır” diyor. Kış mevsiminde bağışıklık sistemini güçlü tutmak için doğru besin seçimleri yapmak da büyük önem taşıyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, kış mevsiminde sofranızda düzenli bulundurmanız gereken 8 besini anlattı; önemli önerilerde bulundu!

Pause Dergi

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman

Nar

Nar içeriğindeki antosiyanin ile en güçlü antioksidan özelliğe sahip meyvelerden. Zengin C, E, K vitaminlerinin yanı sıra kalsiyum, potasyum ve magnezyum gibi minerallar sayesinde bağışıklık sistemini destekleyerek hastalıklara karşı korunmamıza yardımcı oluyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, narın meyvesi kadar kabuğunun da güçlü antioksidan özellik gösterdiğini belirterek, “Bu nedenle nar kabuklarını da iyice temizlendikten sonra çay formunda demleyerek arada 1-2 fincan tüketebilirsiniz” diyor.

Balkabağı

Kış mevsiminin en güzel renkli besinlerinden biri olan balkabağının içeriğinde yer alan A vitamini, bağışıklık sistemi hücrelerinin fonksiyonlarının düzenlenmesinde rol alıyor. Böylece bağışıklığımızın güçlenmesine önemli bir katkı sağlıyor. A vitaminin ayrıca çeşitli enfeksiyon hastalıklarında tedavi edici etkisi de bulunuyor. Yemeklerin yanında garnitür olarak ya da çorbasını yaparak balkabağını beslenme planınıza ekleyebilirsiniz.

Balık

Balığın içeriğinde bolca omega 3 yağ asitleri, melatonin, triptofan ve taurin gibi bağışıklık sistemini düzenleyici bileşenler bulunuyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman,  düzenli balık tüketiminin ayrıca bağırsaktaki yararlı bakterilerin sayısının artışına da katkı sağladığını belirterek, “Bağırsaklarda yararlı bakteri sayısının yüksek olması güçlü bir bağışıklık sistemi için elzemdir. Kış ayları balık çeşitliliğinin fazla olduğu, dolayısıyla besinsel anlamdaki zenginliğinden faydalanmak için uygun aylardır. Güçlü bir bağışıklık sistemi için haftada iki gün balık tüketmeye özen gösterin.” diyor.

Ayva

Ayva güçlü antioksidan içeriğe sahip bir meyve. İçeriğindeki C vitamini ve fitokimyasallar ile bağışıklık sistemimizin güçlenmesine destek veriyor. Gün içinde tüketeceğiniz meyvenin 1’ini bir porsiyon ayvadan yana kullanabilirsiniz. 1/3 orta boy ayva bir porsiyon meyveye denk geliyor. Ayrıca öksürük ya da boğaz ağrısı yakınmasında ayvayı ıhlamurun içine dilimleyerek de tüketebilirsiniz.

Kuşburnu

Kuşburnu C vitamini açısından oldukça zengin bir içeriğe sahip. İçeriğindeki C vitamininin bağışıklık sistemindeki birçok hücresel fonksiyonda rol oynaması sayesinde bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Ayrıca içeriğindeki zengin polifenollerin etkisiyle soğuk algınlığına karşı koruyucu etki gösteriyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, “Buradaki önemli nokta C vitaminin ısıya dayanıksız bir vitamin olmasıdır. Yani, uzun süre kaynatılarak ya da işlem görerek elde edilen marmelat gibi yiyeceklerde C vitamini içeriği oldukça azalıyor” uyarısında bulunarak, şöyle devam ediyor: “Kaynar suda 10-15 dakika demlediğiniz kuşburnu çayını çok fazla bekletmeden tüketerek C vitamininden en etkin şekilde faydalanabilirsiniz.”

Pause Dergi

Kefir

Güçlü bağışıklık sistemi için sağlıklı bir bağırsağa sahip olmak oldukça önemli. Kefir içeriğinde faydalı bakteriler sayesinde bağırsak florasının düzenlenmesinde ve güçlü bir bağışıklık sisteminde son derece önemli işleve sahip olan bağırsaktaki yararlı bakteri sayısının artmasına yardımcı oluyor. Ayrıca içeriğinde barındırdığı karbonhidrat, yağ ve protein gibi makro besin ögeleri; kalsiyum, magnezyum ile B2 vitamini gibi mikrobesin öğeleriyle de sağlıklı beslenme,  dolayısıyla sağlıklı bir bağışıklık sisteminin oluşmasında rol oynuyor.

Havuç

Havucun içeriğinde bulunan beta karoten bağışıklık sistemiyle ilgili fonksiyonların düzenlenmesinde yardımcı oluyor. İçeriğindeki C vitamininin yanı sıra potasyum ile çinko gibi mineraller ve fenolik bileşikler, kış mevsiminde bağışıklığı desteklemek için havucu çok kıymetli bir besin haline getiriyor. Havuç ayrıca iyi bir lif kaynağı olmasıyla da bağırsak sağlığını destekliyor. Salatalara ekleyerek veya çiğ tüketerek havucun zengin besin içeriğinden faydalanabilirsiniz.

Kivi

Kivi, polifenoller ve C vitamini açısından oldukça zengin bir meyve. Öyle ki 100 gramlık bir kivi yetişkin bir insanın günlük C vitamini ihtiyacını neredeyse tek başına karşılıyor. Ara öğünde bir orta boy kivi tüketmek, zengin lif ve C vitamini içeriği sayesinde bağırsak sağlığına katkı sağlayarak güçlü bir bağışıklık sistemine kavuşmamıza destek veriyor.

İkramda tatlılara yenik düşmeyin!

İkramda tatlılara yenik düşmeyin!

Birbirinden lezzetli şerbetli tatlılar, börekler, dolmalar… Bayramlarda beslenme düzenimiz değişiyor, özellikle tatlı ve hamur işleri tüketimimiz artıyor. Kurban Bayramı’nda ayrıca kırmızı et tüketimimiz de abartılı bir hale gelebiliyor; öyle ki öğle ve akşam yemeklerinde, hatta kahvaltıda bile soframızda ‘kavurma’ olabiliyor. Ancak besinleri uygun miktarlarda ve doğru şekilde tüketmediğimizde hazımsızlık ile şişkinlik gibi sindirim sorunları, kan şekerinde dengesizlik, çok daha kötüsü kalp krizine kadar varabilen önemli sağlık sorunları gelişebiliyor. Bu nedenle hem akut hem de uzun vadeli sağlık sorunlarından korunabilmek için bazı önemli beslenme hatalarından kaçınmak çok önem taşıyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, Kurban Bayramı’nda  kalp damar, diyabet veya gut hastalığı olan kişilerin çok daha dikkatli olmaları ve et tüketimini oldukça minimize etmeleri gerektiğine dikkat çekerek, “Zira bu hastalarda hatalı beslenme alışkanlıklarının yaşam kalitelerini düşürebilecek olumsuz sonuçlara yol açması çok daha muhtemel. Bayramda et tüketiminin azaltılmasının yanı sıra sebze, tahıl ürünleri ve bakliyat gibi posalı besinlerin ise tam aksine arttırılarak kalp damar ve kolon sağlığının korunması hedeflenmelidir” diyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, Kurban Bayramı’nda en sık yapılan 7 hatayı anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!

Pause Sağlık, Pause Dergi

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman 

Hata: Kahvaltıyı atlamak

Doğrusu: Uzun süren açlıklar çoğunlukla bir sonraki öğünde kontrolün kaybedilmesiyle sonuçlanıyor. Bu nedenle bayramda öğün atladığınızda kan şekerinizi kontrol altında tutamayabilir ve ikramlara karşı koyamayabilirsiniz ya da uzun açlık sonunda yediklerinizi abartabilirsiniz. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, “Bu nedenle güne mutlaka hafif bir kahvaltıyla başlayın ve mümkünse 3-4 saat sonrasında ana veya ara öğün tüketerek iştahınızı kontrol altında tutmaya çalışın” bilgisini veriyor.

Hata: Su içmeyi unutmak

Doğrusu: Yeteri miktarda su tüketmemek rutin zamanlarda da sıklıkla yaptığımız bir hata. Su içmemenin en önemli sebebi ise genel olarak çay ve kahve gibi içeceklerin sık tüketimiyle ilgili oluyor. Bayramda da bu tarz içeceklerin veya diğer soğuk içeceklerin tüketim miktarı artabiliyor. Yetersiz su tüketimi sonucunda da baş ağrısı ve sindirim sorunları gelişebiliyor. Kilonuzu kg olarak 30 ml ile çarparak su gereksiniminizi hesaplayın ve her gün mutlaka bu miktarda su tüketin. Çay ve kahveden gelen sıvıların su hesabına dahil edilmediğini unutmayın.

Hata: Sebzeleri ihmal etmek

Doğrusu: Yaz ayları aslında hem çiğ hem pişmiş olarak yenilebilecek sebzeler bakımından oldukça avantajlı bir mevsim. Gün içerisinde sebzelerin vitamin, mineral ve posa gibi faydalı içeriklerinden yararlanmak için bayram ile diğer zamanlarda, her öğünde bol ve çeşitli sebzeler tükettiğinizden emin olun. Sebzeyi daha fazla tüketmeniz iştahınızın dengede kalmasını sağlamasının yanı sıra kabızlık gibi sindirim problemlerine karşı da etkili oluyor. Ayrıca fazla et tüketimi bağırsaktaki yararlı zararlı bakteri dengesini zararlı bakteriler lehine bozacağı için sebzeler bu etkiyi tersine çevirmede yardımcı oluyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Hata: Et tüketimini abartmak

Doğrusu: Kurban Bayramı’nda sabah kahvaltısından öğle ve akşam yemeğine kadar tüm öğünlerde kurban eti tüketmek gibi bir alışkanlığımız var. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, ancak fazla miktarda et tüketmenin hem kalp damar sağlığını bozduğunu hem kolon kanseri riskini arttırdığını belirterek,“Kırmızı et tüketiminizin haftada 500 gramı aşmamasına dikkat edin” diyor.

Hata: İkramda tatlılara yenik düşmek 

Doğrusu: Bayramlarımızda ikram olarak börek, tatlı, çikolata ve şekerleme gibi ürünlerin ön plana çıkması bu yiyeceklerin tüketim miktarının artmasıyla sonuçlanıyor. “Ancak bunlar ne yazık ki çoğunlukla besin yoğunluğu düşük, yani vitamin ve mineralden yoksun, sadece kaloriden ibaret besinlerdir” uyarısında bulunan Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, “Bu nedenle bayram sürecinde bu tarz ikramları fazlaca tüketmek size hiçbir sağlık getirisinde bulunmayarak sadece kilo almanızla sonuçlanabilir. Hem bayramda hem diğer zamanlarda tatlıları ve hamur işlerini azaltın. Öğünlerinizde daha çok sebze, meyve, tahıl ve bakliyat gibi ürünlere yer açın. Örneğin tatlı yerine meyve ya da börek yerine tahıllı salatalar tüketin” bilgisini veriyor.

Hata: Eti yüksek ısıda pişirmek

Doğrusu: Eti asla yüksek ısıda pişirmeyin. Çünkü kısa zamanda yüksek ısılara ulaşılan pişirme yöntemleri ette kanserojen maddelerin oluşumuna neden olabiliyor. Dolayısıyla eti mümkünse ekstra yağ eklemeden, kısık ateşte uzun sürede pişirin. Yine kanserojen riskine karşı mangalda pişirme yönteminde de etin ateşe olan uzaklığının 20 cm’den az olmamasına dikkat etmeniz çok önemli.

Hata: ‘Bayram’ diyerek egzersize ara vermek

Doğrusu: Bayram ile tatillerde yemeyi ve içmeyi, hatta kalitesiz içerikli beslenmeyi artırmamızın yanı sıra genellikle çok daha az hareket ediyoruz. Ancak egzersizin yararından söz edebilmek için o egzersizin mutlaka düzenli yapılması gerekiyor. Dolayısıyla düzenli egzersiz yapıyorsanız bayramda da bu alışkanlığınıza devam edin. Tatil sürecini açık hava yürüyüşleri veya size uygun diğer egzersiz yöntemleriyle de değerlendirebilirsiniz.

Sağlıklı çocuk için, sağlıklı beslenme şart!

Sağlıklı çocuk için, sağlıklı beslenme şart!

Sağlıklı çocuklar yetiştirmede sağlıklı ve dengeli beslenme şüphesiz kritik önem taşıyor. Gelin görün ki bunun bilincinde olmasına rağmen pek çok anne baba için çocuklarına sebze başta olmak üzere sağlıklı yiyecekler yedirmek deveye hendek atlatmaktan zor olabiliyor. Bazen de tam tersi, çocuk ne kadar yerse yesin, “Acaba yeterince beslenebildi mi?” endişesiyle daha fazla besin yükleyebiliyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman “Günümüzde hem yetersiz beslenme hem de obeziteye yol açacak şekilde gereğinden fazla beslenme çocuklarda sıklıkla karşılaşılan bir problem. Ebeveynler yeteri kadar besin ögesi alamadığı endişesi ile çocuğa bazen gereğinden fazla öğün ya da besin önerirken, bu da fayda yerine, obezite başta olmak üzere ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. 5-11 yaşı içeren okul dönemi çocuğunun hangi besin grubundan ne kadar tüketmesi gerektiği bilinirse bu süreci yönetmek o ölçüde kolay olacaktır“ diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, çocukların sağlıklı ve dengeli beslenmesi için besin gruplarını ve tüketilmesi gereken miktarları anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman

Süt grubu

Bu besin grubunda peynir, kefir, süt, yoğurt gibi ürünler yer almaktadır. Çocuğun büyümesi, gelişmesi ve bağışıklık sistemi için oldukça önemlidir. Temel olarak protein, kalsiyum, çinko, bazı B grubu vitaminleri bu besin grubunda bulunur. Özellikle A, D, E, K vitaminleri sütün yağ kısmında çokça yer alır. Bu nedenle eğer özellikle kısıtlanması gereken bir durum yoksa bu yaş grubu çocuklarda yağsız süt ürünü önerilmez. Günde 3-4 porsiyon süt ürünü tüketilmesi hedeflenmelidir. 1 porsiyon süt ürünü; 1 kase yoğurt veya 1 su bardağı süt veya 1 dilim peynir olarak düşünülebilir.

Et, bakliyat, yumurta ve yağlı tohumlar

Bu besin grubu protein içeriğinin yanı sıra demir, çinko, bazı B grubu vitaminlerini yapısında barındırır. Çocuğun büyüme ve gelişmesinde önemli yer tutar. Sinir sistemi, kan yapımı, bağışıklık sisteminde rolü olan en önemli besin grubudur. Özellikle ette bulunan demir çocukluk çağında sıklıkla görülebilen demir eksikliğinin giderilmesinde rol alır. Yumurta en kaliteli protein içeriğine sahiptir. Ceviz, fındık, badem gibi yağlı tohumlar da oldukça besleyici içeriğe sahiptir ancak küçük hacimde yoğun yağ ve kalori içerdiğinden dikkatli tüketilmelidir. Günde 1.5-2 porsiyon kadar tüketilmesi gerekir. 1 porsiyon et grubu; 2 yumurta veya 1 el içi kadar et veya 8 yemek kaşığı bakliyat ya da 30 gram yağlı tohum anlamına gelir.

Sebze ve meyve grubu

Meyve ve sebzeler çok çeşitli vitamin, mineral, posa ve antioksidanları yapısında barındırırlar. Bu içeriklerden C vitamini bağışıklığı destekler ve hastalıkların oluşumuna karşı koruyucudur. A vitamini göz sağlığını korur, bağışıklığı destekler. Posa bağırsakların sağlıklı çalışmasını sağlayarak kabızlığı önler. Günde 2 porsiyon sebze, 2-3 porsiyon meyve tüketilmesi hedeflenmelidir. 1 porsiyon sebze; 200 gram çiğ sebzeye, 1 porsiyon meyve ise; yaklaşık bir avuç içi kadar 100 gram meyveye denk gelir.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Ekmek ve tahıl grubu

Tahıllar vücut için temel enerji kaynağıdır. Bu nedenle iyi bir beslenme planının olmazsa olmazıdır. İçeriğinde E vitamini, B12 hariç çoğu B grubu vitaminini barındırır. Bu besin grubundan mayalı ekmeğin besin değeri mayasız olana göre daha yüksektir. Ayrıca tam tahıllar da içerdikleri vitamin ve mineral sayesinde hem daha besleyicidir, hem de diyabet ve obzeiteye karşı koruyucudur. Bu nedenle beyaz ekmek yerine tam tahıl ürünler tercih edilmelidir. Bu besin grubundan da 3-5 porsiyon ürün seçilmelidir. Ergenlik dönemindeki çocuklarda bu grubun gereksinimi artar. 1 porsiyon tahıl grubu; 2 ince dilim ekmek veya 4-5 yemek kaşığı makarna ya da erişteye denk gelmektedir. Bulgur ve tam buğday makarnanın tok tutma süresi pirinç veya sade makarnaya göre daha uzundur ve besin ögesi içeriği daha zengindir.

Pandemide turşu tüketimi arttı ama aşırısı bu hastalıklara neden olabilir!

Pandemide turşu tüketimi arttı ama aşırısı bu hastalıklara neden olabilir!

Lahana, karnabahar, kornişon, pancar ve daha niceleri… Lezzetli olmasının yanı sıra önemli bir sağlık kaynağı olan turşu, tüm mevsim, sofralarımızda sıkça yer alıyor. Turşunun en dikkat çeken faydası ise bağırsak sağlığına destek olması. İçeriğinde yer alan ve yararlı bakteriler olan probiyotikler ile prebiyotik lifler bağırsak florasının zenginleşmesini sağlıyor ki bu da güçlü bir bağışıklık sistemi anlamına geliyor. İşte bu önemli etkisi nedeniyle turşu tüketimi pandemi sürecinde artış gösterdi. Ancak dikkat! Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, içeriğinde bolca bulunan sodyumun fazla miktarda yenildiğinde turşunun tam aksine ciddi sağlık problemlerine yol açabileceğini belirterek, “Her besinde olduğu gibi turşuda da aşırıya kaçmamak çok önemli. Çünkü gereğinden fazla tüketmek; ödeme, mide kanserine, hipertansiyona ve uzun vadede kalp damar hastalıklarına neden olabiliyor. Dolayısıyla turşuyu haftada bir – iki günle sınırlandırmalı ve az miktarda yemeliyiz” diyor. Turşu yaparken çürük olmayan sebze ve meyvelerin kullanılmasına da mutlaka özen gösterilmesi gerektiğini hatırlatan Nur Ecem Baydı Ozman, “Turşuda fermantasyon sırasında iyi bakteriler ürerken, sebze veya meyvelerin çürük kısımlarından yayılan zararlı bakteriler de çoğalarak bağırsak sağlığını, dolayısıyla bağışıklık sistemini olumsuz etkileyebiliyorlar” diyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, turşunun bazı faydalarını anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!

Pause Sağlık, Pause Dergi

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman

Vücut direncini artırıyor

Bağışıklık sistemimiz bağırsak sağlığımızla yakından ilişkili. Öyle ki sağlıklı bağırsaklar bağışıklık sistemi hücrelerini destekleyerek vücudumuzu güçlendiriyor. Turşu içeriğindeki prebiyotik etki gösteren lifler ve probiyotik dost bakteriler sayesinde bağırsak sağlığını koruyarak dolaylı olarak nezle ve grip gibi mevsimsel hastalıkları daha hafif atlatmamızda etkili olabiliyor.

Kabızlığı önleyebiliyor

Turşu yapımında kullanılan sebze ve meyveler yüksek oranda lif içerdikleri için prebiyotik etki gösteriyorlar. Prebiyotik besinler bağırsakta yer alan dost bakterilerin sayısının artmasına yardımcı oluyorlar. Ayrıca turşunun fermantasyon aşamasında bağırsak sağlığını olumlu etkileyebilen laktik asit bakterileri oluşuyor. Bu sayede bağırsak hareketleri optimize edilerek kabızlığın önüne geçilebiliyor. Kabızlığı önlemek için salatalarınıza tuz yerine az miktarda turşu ekleyin. Böylelikle hem yüksek lif alımıyla kabızlığı önleyebilir, hem de turşuyu az miktarda tüketmiş olursunuz.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Kansere karşı koruyabiliyor

Turşuda kullanılan meyve ve sebzeler çoğunlukla yüksek miktarda vitamin, mineral ve antioksidan içeriyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, turşu formunda tüketildiklerinde bazı vitamin kayıpları olsa da, bu besinlerin mineral ve antioksidan içerikleriyle sağlığa olumlu katkı sağladığını belirterek, “Turşudaki antioksidanlar serbest radikalleri yok ederek kanserden koruyabiliyor. Tek bir turşu yerine pancar, lahana ve havuç gibi çok farklı sebzeleri tüketerek antioksidan çeşitliliğini arttırmak mümkün olabiliyor” diyor.

Kemik sağlığına destek oluyor

K2 vitamini bağırsaktaki bakteriler tarafından sentezleniyor. Bağırsak florası bozulmuşsa K2 vitamininin sentezi azalıyor. Turşu içerdiği iyi bakteriler sayesinde floranın iyileşmesine katkı sağlayarak K2 vitamini sentezini arttırabiliyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, “Özellikle lahana turşusu K2 vitamini bakımından oldukça zengindir. K2 vitamini kalsiyumun kemik ve dişlerde birikimini arttırıyor, dolayısıyla bu dokuların güçlenmesini sağlıyor. Aynı zamanda kalsiyumun damar çeperinde birikerek damarlarda kireçlenmeye yol açmasını önlüyor ve bu sayede dolaylı olarak kalp damar sağlığını da koruyor” diyor.

Anksiyete ve depresyona karşı etkili

Bağırsak florasının bozulması anksiyete ve depresyon gibi mental hastalıklarla ilişkilendiriliyor. Probiyotikler bağırsağın normal mikrobiyal dengesinin korunmasına katkı sağlıyor; bu etkileri sayesinde anksiyete ile depresyonun önlenmesinde rol oynuyor. Turşu tüketmek hem prebiyotik içeriği hem de muhtemel probiyotik içeriği sayesinde bağırsaktaki dost bakterilerin sayısını arttırarak ruh halini olumlu etkiliyor.

1 Ocak’ta bu detoksla yenilenmek mümkün!

1 Ocak’ta bu detoksla yenilenmek mümkün!

Yılbaşı sofrasında kalori saymayı ya da kısıtlanmayı kim ister ki? Hal böyle olunca pek çok kişi; katı kurallara, sıkı diyetlere bir geceliğine ara verip, yılbaşı sofrasında alınan kalorileri yeni yılın ilk gününden itibaren telafi etmenin hesabını yapıyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman “Uzun saatler geçirilecek yılbaşı sofrasında sağlığınızı riske atacak abartıdan kaçınmak, özellikle kalp ve diyabet gibi hastalıklarınız varsa ölçülü davranmak çok önemli. Fit ve zinde görünmek amacıyla uyguladıkları diyete bir geceliğine ara vermek isteyenler ise, yılbaşı sofrasındaki kaçamaklarını, aldıkları kalorileri, yeni yılın ilk gününde yapacakları bazı ufak değişikliklerle dengeleyebilir, metabolizmalarını dinlendirebilirler” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, yeni yılın ilk gününe özel yenileyici 7 altın önerisini sıraladı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu, bir de yenileyici bir detoks tarifi verdi.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman

 Yeni yılın ilk gününe ılık limonlu su ile başlayın

Limon içeriğindeki asit ile bağırsakların çalışmasını uyararak sindirim sisteminizin aktif kalmasını sağlar. Ayrıca kendine has aromasıyla su içmekte zorlananlara yardımcı olur. Ancak sindirim sisteminin olumsuz etkilenmemesi için su çok sıcak ya da çok soğuk olmamalıdır. Yılbaşı gecesinden kalma ödemi en iyi su atacağından, yeni yılın ilk gününde bol bol su tüketmeye özen göstermek şart.

 Kendinizi aç bırakmayın!

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman “Bir gün önce ‘çok kalori aldım’ diyerek öğün atlamak, hiçbir şey yememek iyi bir fikir olmayacaktır. Çünkü hala açlık hormonları ve iştahınız devrede. Siz kendinizi kısıtladıkça bir sonraki öğünde abartma olasılığınız artar. Bu nedenle yumurta, suda beklemiş ve tuzundan arınmış az yağlı peynir ve yeşilliklerle yapacağınız bir kahvaltı iştah dengesinde önemli rol oynayacaktır. Eğer sabah uyumayı tercih ediyorsanız; öğlene doğru sağlıklı bir kahvaltı yaptıktan sonra, akşam yemeğine aç başlayıp kontrolü kaçırmamak için ikindi saatlerinde ceviz, fındık, badem gibi yağlı tohumlarla ara öğün yapılabilir. Akşam yemeğinde ise sebzeli bir salata hem sizi tok tutacak hem de bir gün önce aldığınız kalorileri dengelemeye yardımcı olacaktır.

Sebze çorbası tüketin

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman “Sağlıklı beslenme düzenine sahip olmak için önceden planlama yapmak büyük fayda sağlıyor. Örneğin; önceden mevsime uygun sebzeli çorba ya da sebze yemeği hazırlarsanız, yeni yılın ilk gününde hem hafif beslenmiş olursunuz hem de sindirim sisteminizin rahatlamasını sağlarsınız. Ayrıca; ıspanak, kereviz sapı, maydanoz, salatalık gibi sebzeleri blenderdan geçirerek tüketmek içeriğindeki mineraller sayesinde ödem atmanıza ve sindirim sisteminizin aktif kalmasına yardımcı olur. Ancak böbrek hastalığı olan kişiler, tansiyon hastaları, gebeler, emziren kişiler için ödem atıcı bu karışımlar uygun olmayacaktır. Sağlıklı yetişkin kişilerin de bu karışımları rutin değil ara ara tercih etmelerinde fayda var” diyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Karbonhidratı kısıtlayın

Karbonhidratlar vücutta depolanırken beraberinde su tutar. Yılbaşı sofrasında yediklerimiz veya uykusuzluk vücutta ödeme yol açacağından yeni yılın ilk günü ekmek, hamurlu gıdalar tüketmemek ödem anlamında sizi rahatlatabilir. Ancak kan şeker regülasyonu ile ilgili probleminiz varsa karbonhidratı kesmek kan şekerinizin düşmesine yol açacağından, tam tahıllı sağlıklı karbonhidratları tüketmeye devam etmelisiniz.

 Kefir için, kafeini sınırlandırın

Sağlıklı bir bağırsak tüm sağlığın iyi olmasından dolaylı olarak sorumlu olduğu için, bağırsakların iyi bakterilerle desteklenmesinde fayda var. Kefir içeriğindeki iyi bakterilerle bağırsaklarınızın etkili çalışmasına ve genel sağlığınıza katkı sağlayacaktır. Ayrıca içeriğindeki protein de tokluk sağlatarak iştah kontrolüne dolayısıyla bir önceki akşam alınan kalorilerin dengelenmesine yardımcı olacaktır. Hem ödem atmak hem de sindirim sisteminin rahat olması için yeni yılın ilk günü aşırı kafein alımından ise kaçınmak gerekiyor. Kafeinli içecekler susama hissini ortadan kaldırıp su tüketiminin azalmasına neden olduğundan, bu içecekler azaltıldığında su tüketimi otomatik şekilde artar ve ödem atımı hızlanır.

1 günlüğüne vejetaryen/vegan olun

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman “Yılbaşı sofrasında alınan kalorilerin ardından yeni günde vejetaryen/vegan beslenmek bedeninize iyi gelecek. Bir günlüğüne de olsa hayvansal besinleri beslenmenizden çıkarmak ve bitkisel beslenmek bağırsakların etkili çalışmasını sağlar, bir gün önce aldığınız kalorileri dengeler. Bitkisel beslenmenin vücutta birçok sağlık parametresini iyileştirdiği bilimsel çalışmalarda gösterilmiştir. Ancak iştah kontrolü sağlamak ve protein bakımından da eksiklik oluşmaması için bakliyat, ceviz, fındık, badem gibi besinleri beslenmenize ekleyebilirsiniz. Ayrıca vejetaryen ya da vegan beslenmeyi uzun vadede sürdürmeyi düşünüyorsanız; besin ögesi eksiklikleri oluşmaması için bir beslenme uzmanından destek almalısınız” diyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Yürüyüş yapın

Geç yatmış ve kendinizi yorgun hissediyor olabilirsiniz ama yeni yılın ilk gününü sürekli yatarak, hareketsiz şekilde geçirmekten kaçının. Zorlansanız da açık havaya çıkıp yarım saat de olsa yürüyün. Yürüyüş hem mental olarak hem de kabızlık, kilo yönetimi gibi birçok konuda bizi rahatlatır. Bedensel ve zihinsel sağlığınızın yanı sıra sağlıklı kilo verebilmek için de yeni yılda günlük yaşam alışkanlıklarınız arasına mutlaka düzenli ve tempolu yürüyüşü katın, hareketsizlikten kaçının.

 Yenileyici detoks tarifi

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, yeni yılın ilk gününde hazırlayacağınız bu karışımın içtiğiniz su miktarını artırmaya ve ödem atımına fayda sağlayacağını belirtirken, malzemeleri ve tarifi şöyle anlattı;

Malzemeler: Yarım küçük zencefil, yarım yeşil elma, yarım limon, taze nane

Hazırlanışı: Yarım zencefil ve elmayı rendeleyin, yaklaşık 1.5 litre su doldurduğunuz şişeye ekleyin. İçine yarım limonun suyunu sıkın ve taze nane yapraklarını da ekledikten sonra tüketin.

Narın az bilinen faydaları

Narın az bilinen faydaları
Sonbahar ve kış mevsiminin en sevilen meyvelerinden biri olan nar, pazar ve market tezgahlarını renklendiriyor. Narı özel kılan, lezzetinin yanı sıra antioksidan içeriği oldukça yüksek bir meyve olması. Bu özelliğini içeriğinde bulunan ve kırmızı rengi veren polifenoller sağlıyor. Ayrıca lif, protein, C vitamini, K vitamini, folat ve potasyumdan da zengin olması sayesinde sağlığımıza çok önemli katkılarda bulunuyor. Peki taneleri kadar suyu ve kabuğu da adeta şifa deposu olan nar hangi sorunlarda etkili oluyor? Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman narın 7 önemli faydasını anlattı; öneriler ve uyarılarda bulundu.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman

Bir bardak nar suyu tüketirseniz…
Nar C vitamininden oldukça zengin bir meyve. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, bir su bardağı kadar narın günlük C vitamini gereksiniminin yarısını karşılayabildiğini belirterek, “Nar suyu bol miktarda nar tanelerinden hazırlandığı için içeriğindeki C vitamini de artıyor. Ancak diyabetin yanı sıra karaciğer yağlanması ve yüksek trigliserid gibi durumlarda fazla meyve şekeri alınmaması gerektiği için nar suyu yerine, daha az miktarda meyve şekeri içerecek şekilde narın kendisini tüketmek daha uygun olacaktır” diyor.

Sindirim sistemini düzenliyor
Besinlerin sindirilemeyen kısımlarına lif ya da posa adı veriliyor. Lif, sindirim sisteminden geçerken suyu emerek dışkı yapımını kolaylaştırıyor ve bu sayede kabızlık probleminin önüne geçiyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, sindirim problemi yaşıyorsanız narın suyunu değil, posasıyla birlikte tanelerini tüketmeniz gerektiğini vurgulayarak, “Çünkü nar suyu elde edilirken posa kısmı kayba uğruyor” diyor.

Kilo kontrolünü kolaylaştırıyor
Lifin sindirim sisteminde yaşanan kabızlık gibi sorunlarda etkili olması sayesinde, düzenli lif tüketen kişilerde kilo kontrolü de kolaylaşıyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, sağlıklı bir yetişkinin günde 25-35 gram lif alması gerektiğini vurgulayarak, “Yenilebilen miktar olarak söylersek; 100 gram, yani bir küçük kase kadar nar 4 gram lif içeriyor. Kilo vermeye çalışan kişiler günde bir küçük kase nar tanesi tüketebilirler” diyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Bağışıklık sistemini güçlendiriyor
Nar içeriğindeki zengin C, E, K vitaminlerinin yanı sıra kalsiyum, potasyum, magnezyum ve minerallerle bağışıklık sistemini destekleyerek hastalıklara karşı korunmamızda önemli bir rol üstleniyor.

Cildimiz için önemli
Her gün yeteri miktarda C vitamini almak cilt sağlığı için de büyük öneme sahip. Nar içerdiği C vitamini ile ciltte kolajen sentezini uyarabiliyor; bu sayede cilde elastikiyet kazandırıp kırışık oluşumunun gecikmesini ve cildin canlı bir görünüme sahip olmasını sağlayabiliyor.

Kanser riskini düşürebiliyor
Nara kırmızı rengini veren polifenoller antioksidan özellik gösteriyorlar. Vücutta oluşan serbest radikaller bazı besin kaynaklarından gelen antioksidanlar tarafından nötralize edilmezlerse; DNA ve protein gibi biyolojik maddelere zarar verebiliyorlar. Antioksidan içeriği oldukça yüksek bir meyve olan nar vücuttaki biyolojik maddeleri oksidatif hasardan, bir başka deyişle metabolizmanın normal süreçleri esnasında oluşabilen veya çevreden gelen hücrelere zarar verebilen kararsız elektronlardan koruyarak birçok kanser türünün gelişme riskini düşürebiliyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Kalp ve damar hastalıklarından koruyabiliyor
Nar suyunun vücutta kötü huylu LDL kolesterol düzeyini düşürebileceğine dair araştırmalar mevcut. Bunun yanı sıra nar suyu vücutta su seviyesini, dolayısıyla kan basıncını kontrol eden sistemin bir parçası olan serumdaki anjiyotensin dönüştürücü enzim aktivitesini önleyerek sistolik, yani büyük kan basıncını düşürebiliyor. Yine narın meyve olarak yenilen çekirdek kısmındaki yağların da kalp koruyucu etkisi olabiliyor. Narın kabuğu da meyve kısmı kadar polifenoller bakımından zengin ve bu maddeler antioksidan özellik gösteriyorlar. Örneğin; nar kabuğu ekstraktının damar sertliğine neden olan iltihaplanmayı ve damar sertliğine yol açan plakların oluşmasını önleyebileceğine ve bu sayede kalp damar sağlığını koruyabileceğine dair çalışmalar mevcut.
Diş etlerini koruyor
C vitamini eksikliğinde diş eti problemleri yaşanma riski yüksek oluyor. C vitamini bu dokuda yer alan bağların oluşumu için gerekli ve yeterli C vitamini tüketimi diş eti dokusunun sağlıklı kalmasına yardımcı oluyor. Nar da içerdiği C vitamini ile diş etlerinin güçlenmesine yardımcı oluyor.

Kabuğu da taneleri kadar faydalı, ancak…
“Narın kabuğu da taneleri kadar faydalı. Dolayısıyla kabuğunu çay şeklinde demleyerek tüketebilirsiniz” diyen Beslenme ve Diyet Uzmanı nur Ecem Baydı Ozman, şöyle devam ediyor: “Ancak bildiğimiz üzere her şeyin fazlası zarar. Bu nedenle nar kabuğu ekstraktını hekime danışarak, çayını da ılımlı miktarda kullanmaya dikkat edin”

Yaz içeceklerinde gizli tehlikelere dikkat!

Yaz içeceklerinde gizli tehlikelere dikkat!

Yazın bunaltıcı sıcaklarında serinlemek amacıyla tükettiğimizin içeceklerin çoğu zaman  lezzetine ve görüntüsünün cazibesine kapılabiliyoruz. Hem susuzluğumuzu gideren hem de düşen kan şekerimizi toparlayacağı düşüncesiyle hiç de masum olmayan içecekleri tüketme eğilimimiz artabiliyor. Ancak dikkat! Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman “Yaz aylarında belki de çoğumuz en büyük sınavı serinleten, lezzetli ancak çokça kalori içeren içeceklerle veriyoruz. Yüksek şeker içeren aromalı, şuruplu, kolalı içecekler hiçbir besin değeri taşımadığı gibi hem kilo alımına hem de karaciğer yağlanması ve diyabet gibi hastalıklara neden olabiliyor. Yine sıklıkla tüketilen çay ve kahve gibi kafeinli içecekler vücuttan su atılımına yol açıyor. Bu nedenle sağlıklı yetişkinlerin günde en az 2 litre su tüketmeleri, sıvı ihtiyacını karşılarken sağlıklı içeceklere yönelmeleri gerekiyor” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, yaz içeceklerinde gizli tehlikeleri anlattı, hem sağlıklı hem de serinletici 7 yaz içeceği tarifi verdi.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Hindistan cevizli kavunlu smoothie
Mis gibi kokan kavun ve hindistan cevizi rendesinin doğal aroması hem damağınıza hitap edecek, hem de sizi fazlasıyla tok tutacak. Yaklaşık 250 grama denk gelen bir dilim kavun, 1 tatlı kaşığı hindistan cevizi rendesi ve 1 su bardağı soğuk sütü blenderdan geçirin. Meyve ile birleşen hindistan cevizi rendesi ve süt kan şekerinizi dengede tutmaya yardımcı olacak ve ikindi vaktinde tercih ettiğinizde sizi tok tutarak akşam yemeğine yüklenmenizi önleyecektir.

Çilek şerbeti
1 kg çileği iyice yıkayıp 1 litre suda kaynatın. Kaynamaya yakın 1 çubuk tarçın ve 1 tatlı kaşığı karanfili ekleyin ve 10 dakika daha kaynatmaya devam edin. Kaynadıktan sonra soğumaya bırakın. Diyabet hastalığı veya hipogliseminiz yoksa mineral içeriği yüksek bu içeceği en son her bardağa 1 tatlı kaşığı bal karıştırarak taze nane yaprağı ile servis edin. Diyabet veya kan şeker regülasyonu ile ilgili probleminiz varsa bal eklemeden yanında 2-3 top ceviz veya 8-10 çiğ badem/fındıkla tüketmenizde fayda var.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Karpuzlu maden suyu

Yaklaşık 200 grama denk gelen 1 dilim karpuzu blenderdan geçirin, bir bardağa boşaltıp üzerine 1 maden suyu ekleyin ve taze nane yaprağı ile süsleyerek tüketin. Karpuz su oranı yüksek ve hafif bir meyve olarak bilinse de glisemik indeksi yani kan şekerini yükseltme hızı oldukça yüksektir. Bu nedenle diyabet hastalarının kan şekerini dengede tutabilmek için bu meyveyi sık olmamak koşulu ile küçük bir dilimi yanında 1 dilim peynir veya 2-3 tam ceviz ile tüketmelerinde fayda var.

Hindistan cevizi aromalı soğuk kahve

1 su bardağı kadar demlenmiş filtre kahveyi soğumaya bırakın. Soğuduktan sonra 1 çay bardağı soğuk sütü, demlediğiniz kahveyi ve 1 tatlı kaşığı hindistan cevizi rendesini blenderdan geçirin. İçine 3-4 küp buz ekleyerek servis edin. Hem süt hem de hindistan cevizi içerdikleri doymuş yağlar nedeni damar sağlığının bozulmasına yol açabilir. Bu nedenle hali hazırda kalp damar hastalığı olan veya kolesterolü yüksek olan kişilerin doymuş yağ alımını kısıtlamasında fayda var.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Naneli kefir

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman “Kefir probiyotik etkisi ile bağırsaklara dost bir içecek olmakla kalmıyor, ayrıca günlük kalsiyum, protein alımına katkı sağlayarak uzun süre tok tutuyor. Özellikle kefiri sevmeyen ve hiç denemeyen kişiler ¾ su bardağı kefiri  yarım çay bardağı su ile sulandırın. İçine 1 tatlı kaşığı kurutulmuş nane ekleyip karıştırın. Yaz aylarında hem sizi ferahlatacak hem de artan sıvı ve mineral kayıplarını telafi etmenize yardımcı olacak sağlıklı bir içecek elde edeceksiniz.

Limonlu soğuk yeşil çay

Yeşil çay ödem atmaya yardımcı olmaktadır. Hem ödem attıran hem de sağlıklı ve serinletici bir içecek seçeneği olan limonlu yeşil çay için 1 su bardağı suyu kaynatın, kaynamaya yakın 4-5 dal taze nane yaprağı ekleyerek az daha kaynatın ve süzün. 1 adet sallama yeşil çayı bu nane aromalı suya demleyin ve demlenmiş yeşil çayı soğumaya bırakın. Yarım küçük limonun suyunu sıkın ve soğuyan naneli yeşil çay ile karıştırarak 3-4 küp buz ve taze nane yaprakları ile servis edin. Diyabet hastalığınız ya da kan şeker regülasyonu ile ilgili probleminiz yoksa 1 tatlı kaşığı bal ilave edebilirsiniz.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Yulaflı smoothie

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman “Yaz aylarında sıcak havalardan dolayı çoğu zaman kahvaltı yapmak ya da yemek yemek istemeyebiliyoruz. Ancak öğün atladığımızda gün içerisinde kan şekerini ve iştahı dengelemek çok zorlaşıyor. Bu nedenle kahvaltı yapmak istemeyenler veya bu öğünü atlayanlar yulaflı smoothie hazırlayarak, hem sağlıklı ve serinletici hem de tok tutan bir içecekle güne başlayabilirler. 1 küçük muz, 2 yemek kaşığı yulaf ezmesi ve 4 yemek kaşığı yoğurt, 3 tam ceviz ve 1 çay kaşığı toz tarçını blenderdan geçirin. Diyabet hastası iseniz bu karışımda muz yerine daha düşük glisemik indeksli bir meyve tercih ederek bu içeceği gönül rahatlığı ile tüketebilirsiniz” diyor.

Çileğin bilinmeyen faydaları

Çileğin bilinmeyen faydaları

Büyüleyici kokusu ve tadıyla ilkbahar ile yaz mevsiminde en sevdiğimiz meyvelerden olan çilek, A vitamini, potasyum, kalsiyum, magnezyum ve folat gibi pek çok besin bileşeniyle tam bir şifa deposu. Aynı zamanda C vitamininden de en zengin meyveler arasında yer alıyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, ancak çileğin de her meyve gibi kararında tüketilmesi gerektiğini belirterek, “Günde 10-12 orta boy çilek tüketilebilir ve bu miktarda çilek günlük C vitamini gereksiniminin yarısından çok daha fazlasını karşılıyor. Ancak içeriğinde fazlaca oksalat barındırdığı için aşırı tüketildiğinde böbrek taşlarına neden olabiliyor. Ayrıca iyi yıkanmadığında böbreklerde kum oluşmasına da yol açabiliyor.” uyarısında bulunuyor. Peki, çilek sağlığımız üzerinde nasıl bir rol oynuyor? Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman çileğin bilinmeyen 12 faydasını anlattı; önemli önerilerde bulundu.

Acıbadem Kozyatağı Hastanesi

Bağışıklık sistemini destekliyor

C vitamini bağışıklık sistemini destekleyen en önemli vitaminlerden. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman çileğin de C vitamininden en zengin meyveler arasında yer aldığını belirterek, “C vitamini içeriğinden faydalanmak için çileği çok bekletmeden, mümkünse pişirmeden ve reçel formuna getirmeden, taze taze tüketmenizde fayda var. Çünkü bekleme, havayla temas ve pişirme gibi durumlarda fazlaca C vitamini kaybı yaşanıyor” diyor.

Anemiye karşı etkili

Çilek folat, yani B9 vitamininden de zengin bir meyve. İçeriğindeki folat sayesinde sağlıklı kırmızı kan hücrelerinin yapımında etkili oluyor. Bilindiği gibi folat eksikliğinde anemi, yani kansızlık görülebiliyor. Folat aynı zamanda vücuttaki hücrelerin oluşumlarında ve yenilenmelerinde de rol oynuyor. Özellikle doğurganlık çağındaki kadınlarda günlük yeteri miktarda folat alınması önem taşıyor, çünkü eksikliğinde spina bifida denilen, bebekte omurilik kanalının tam kapanamaması sorunu gelişebiliyor.

Cilt kalitesini artırıyor

Ciltte normalde yüksek konsantrasyonda C vitamini bulunuyor. C vitamini kollajen sentezini uyarması sayesinde cilde elastikiyet kazandırıp canlı bir görünüm sağlıyor, kırışıklıkların oluşumunu geciktiriyor. Aynı zamanda cildi ultraviyole ışınlarının hasarından koruyor.  Dolayısıyla sağlıklı bir cilt için her gün yeterli miktarda C vitamini almak önem taşıyor.

Pause Sağlık

Kolesterol düşmanı

Çilek içeriğindeki C vitamini, antosiyaninler ve lifler sayesinde kötü huylu kolesterol LDL ve trigliserit seviyesini düşürerek kandaki lipid profilini iyileştirmede fayda sağlıyor.

Kalp sağlığına iyi geliyor

Flavonoidler çilekteki fenolik bileşiklerin, yani biyoaktif özellikleriyle sağlık üzerinde koruyucu etkileri olan fitokimyasalların ana grubunu oluşturuyor. Bu bileşikler serbest radikallerle savaşarak ve oksidatif stres oluşumunu azaltarak, aterosklerozu (damar sertliği) önlüyor ve kan basıncının normal seviyelerde tutulmasına yardımcı oluyor.

Hafızayı güçlendiriyor

Askorbik asit, yani C vitamini beyindeki sinir hücrelerini kaplayan kılıfın oluşumunda ve bu hücreler arasındaki iletişimde rol alıyor. Bu hücreler arasındaki iletişim hafıza, karar verme ve hatırlama gibi zihinsel fonksiyonların güçlenmesinde büyük önem taşıyor.

Kilo kontrolüne yardım ediyor

Çilek yüksek su ve posa içeriği sayesinde tokluk sağlanmasında etkili oluyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman “Çileğin glisemik indeksi yani kan şekerini yükseltme hızı yüksek değildir. Bu sayede kan şekerinin dengede kalmasına katkıda bulunuyor” diyor.

Pause Sağlık

Sigaranın zararlarını azaltmada görev alıyor

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman sigara içen kişilerin kanlarındaki C vitamini seviyesinin daha düşük olduğunu belirterek, şöyle devam ediyor: “Sigara içen kişilerde kanserojen olabilecek reaktif oksijen türlerine maruziyet fazladır. Vücutta reaktif oksijen türleri arttığında doku hasarı kaçınılmazdır. Bu nedenle sigara içen kişilerin reaktif oksijen türlerini nötralize eden antioksidanlara olan gereksinimi içmeyen kişilere göre daha fazla oluyor. Bu anlamda çilek, içeriğindeki C vitamini sayesinde hem sigara içen kişilerin C vitamini eksikliğini telafi etmesine yardımcı oluyor hem de reaktif oksijen türleriyle savaşmaya, bu sayede de oksidatif stresin azaltılarak doku hasarının önlenmesine katkı sağlıyor.” diyor.

Kabızlığı önlüyor

Su ve lif içeriğinin yüksek olması bağırsakların çalışmasını optimize ediyor ve bu sayede kabızlığı engelliyor. Ayrıca hem kabızlığı önleyerek bağırsak sağlığına katkıda bulunması, hem içerdiği antioksidan vitamin ve bileşiklerle kolon kanserine karşı da koruyucu rol üstleniyor.

Diş etlerini güçlendiriyor

C vitamini dişlerin tutunduğu diş eti dokusunun güçlü ve sağlıklı kalmasına yardımcı oluyor. Bu nedenle C vitaminini yetersiz alan kişilerde diş eti problemleri gelişebiliyor. İyi bir C vitamini kaynağı olan çilek diş eti problemlerinin önlenmesine katkıda bulunuyor.

Pause Sağlık

Kansere karşı koruyucu etki gösteriyor

Çilek içerdiği antosiyaninler sayesinde kansere karşı koruyucu etki gösteriyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, “Kırmızı meyvelerde doğal olarak bulunan antosiyaninler antioksidan özellik göstererek vücutta oksidatif stresi azaltmaya yardımcı oluyorlar. Ayrıca antiinflamatuar ve antimutajenik (genlerdeki zararlı olabilecek mutasyona karşı koruyucu) etkileriyle de  kansere karşı koruyucu rol üstleniyorlar.” diyor.

Kan şekerinin dengede kalmasında fayda sağlıyor

“Uzun açlık sonrasında kan şekerinizin düşmesi nedeniyle yüksek karbonhidrat içeren şekerli yiyeceklere yönelmeniz muhtemeldir.” uyarısında bulunan Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, şunları söylüyor: “İkindi vaktinde tüketeceğiniz 10-12 adet orta boy çilek ve yanına ekleyeceğiniz 2-3 top ceviz kan şekerinizi dengede tutmanıza ve bir sonraki öğünde porsiyonlarınızı kontrol etmenize yardımcı olacaktır.”

Pause Sağlık

ÇİLEKLİ SAĞLIKLI TARİFLER

Çilekli smoothie

Hazırlanışı: 3/4 su bardağı kefir, 1/4 su bardağı su, 10 adet çilek ve bir tepeleme yemek kaşığı yulafı blenderden geçirdikten sonra bir bardağa alın. İkindi ara öğününde afiyetle tüketebilirsiniz.

Çilekli semizotu salatası

Hazırlanışı:  Bir küçük demet semizotunun üzerine 10-12 adet çileği dilimleyin. Taze nane yaprakları ve bir yemek kaşığı zeytinyağı ekleyerek yaz sofralarınızı renkli ve besleyici bir salatayla şenlendirin.

Çilekli kuru cacık

Hazırlanışı: Haz2 adet orta boy kabuğu soyulmuş salatalık ve 10-12 adet çileği dilimleyin. Ardından malzemeleri büyük bir kase süzme yoğurtla karıştırın. Üzerine taze dere otu ve bir yemek kaşığı zeytinyağı ekleyerek hem tok tutan hem de besleyici bir cacık hazırlayın.